Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Dört Dünya Turu, Dört Kitap: Kısmet, Yosun, Uzaklar, Mardek

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında BF Okuru tarafından paylaşıldı.

  1. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    75
    Seviye:
    Merhaba arkadaşlar,

    Gönül isterdi ki uzun, upuzun turlara çıkalım, onları paylaşalım ama, bildiğiniz gibi havalar soğuk. Deli miyim Sivas'a gidip kuyruğu titreteyim? Yatar kitap okurum sarayımda. Çay çorba da yaparım kendime. Evde televizyon yok. Hem olsa, kimi izleyeceğim? Herkesin dilinde bir Acun, tutturmuşlar gidiyor. Allah aşkına, Sadun Boro varken, Acun kim? Eralp Akkoyunlu varken Acun kim oluyor? (O herifle seni aynı cümlede kullandığım için darılma bana Eralp baba. Seni ne kadar sevdiğimi bilirsin.)

    Şimdi, kitaplardan bahsedeyim. Bunlar aslında arkadaşlarımla çekip çevirdiğimiz bir blogda yayınladığım yazılar. Ama bahsettiğim kitaplar hakkında satıcıların bahsettiğinden fazla bilgi bulmak güç. O yüzden, birkaç kişiye de olsa faydam dokunsun.

    Dört Dünya Turu, Dört Kitap-1: Pupa Yelken - Sadun Boro

    22 Ağustos 1965 ...

    Sadun Boro, kitabına bu tarihle başlıyor. Eşi Oda ile "Vira bismillah!" dedikleri günün tarihiyle...

    [​IMG]

    Sonraları onlarca -belki de yüzlerce- kişiyi Dünya denizlerine yola çıkmaya teşvik edecek bu kitap, aslında "deniz sevdalılarının kutsal kitabı". Sadun Boro, dünya turu ve Pupa Yelken hakkında şunları söylüyor:

    "Bu neşriyatın en önemli yanı ise, denizle hiçbir ilgisi olmayaninsanlarımıza denizcilik tohumlarını aşılamış olmasıdır. Zaten "Pupa Yelken"i kaleme almamın esas gayesi gençlerimize,dünyanın en güzel kıyılarına sahip olan yurdumuzun insanlarına denizi sevdirmek, onları engin ufuklara yelken açmaya teşvik etmekti."

    Bu yönüyle görevini lâyıkıyla yapmış, hatta bir efsane olmuştur Pupa Yelken. Her yelkenliyle dünya turu kitabında adının geçmesi boşuna değil!

    [​IMG]

    423 sayfalık kitabın anlatımına geçmeden, elinize aldığınızda size hissettirdiklerinden bahsetmek lâzım. 27*19 cm ölçülerindeki kitap, 423 sayfadan oluşuyor. Aralara serpiştirilmiş fotoğraflar, sizi de bu turun bir parçası yapıyor. Ayrıca sayfalara iki kolon halinde yerleştirilmiş yazılar okumayı kolaylaştırıyor. 2. hamur kağıt da gözü daha az yoruyor. Kitabın sonunda ise, bu tur boyunca yayınlanmış gazete haberleri bulunuyor. Kitabın arka sayfalarında bulunan yelkenli terimleri sözlüğü ise, anlamadığınız yerde yardımınıza koşuyor.Yani bu kitabı okumamak için herhangi bir bahaneniz yok. En büyük sürpriz ise, Boro çiftinin dünya turunda kaydettikleri çeşitli seskayıtlarını içeren bir CD'nin kitaba eklenmiş olması. Bu kayıtlar, Sadun Boro'nun kibar anlatımı ve Oda Boro'nun eğlenceli Türkçesiyle daha da zevkli hale geliyor.

    [​IMG]

    Şimdi gelelim bu kitabı bir efsane yapan ayrıntılara...

    Yaklaşık iki senedir bu blogda elliden fazla yazı yazdım. Hâlâ daha iyisini yazmaya uğraşıyorum. "Pekâlâ, bu iyi yazmanın en üst sınırı nedir?" derseniz, cevabım "Sadun Boro Türkçesi!" olur. Çünkü böyle zengin bir anlatım, böyle müthiş betimlemeler, bir gezginde gerçekten zor bulunuyor. Şimdi vereceğim örneklerdeki anlatımın bütün kitaba yayıldığını düşünün, bana hak vereceksiniz:
    "Kısmet bu ışık seli içinde uzun duvağını peşinde sürüyen bir gelin gibi bütün gece yol aldı."

    [​IMG]

    "Günün sıcaklığı kırılıp serinlerken, güneşin, hiçbir ressam fırçasında canlanamayacak renklerde batışı, tabiatın insanoğluna bahşettiği ne güzel bir renk ziyafetidir..."

    Enfes! Tek kelimeyle... Tabii bu eşsiz anlatımın sebeplerinden birisi de, Sadun Boro'nun, tur boyunca çeşitli gazetelerde basılmış yazıları...

    Bir ülkenin, yelkenliyle dünya turu atan ilk denizcileri olmak, yıllarca hayali kurulan bir turun gerçek oluşu, ayrılık gözyaşlarıyla gözlerden kaybolup mutluluk gözyaşlarıyla karşılanmak, fırtına, okyanus, yedi denizlerin kedisi Miço... Oturduğunuzyerdeuzaklarınhayalini kurduracak bir kitap, Pupa Yelken.

    Okuyun, hak vereceksiniz.

    Ekleme:

    Osman Atasoy'un Uzaklar II'deki kütüphanesinde, Her Yere Uzak Topraklar, Macellan'ın İzinde ve Pupa Yelken de var. Demek ki bunlar gerçekten gezgin kitapları.

    [​IMG]

    Kaynak:
    Kod:
    http://www.turcubaba.com/2014/09/dort-dunya-turu-dort-kitap-1-pupa.html
    ****************************************************************************************************

    Dört Dünya Turu, Dört Kitap-2: Deniz Çingenesi - Eralp Akkoyunlu

    Sıradaki kitap bir dünya turu kitabı değil sadece. Cesur bir adamın, yıllar boyunca kurduğu bir hayalin nasıl gerçekleştiğini, nasıl fibergalasa, ahşaba bürünüp tekne haline geldiğini gösteren bir anı defteri.

    "Başlarken" kısmında şöyle diyor Eralp Akkoyunlu:

    "Bana dün gibi geliyor ama Yosun'un yapımına başladığımdan beri 30 yıl geçmiş.Denize ineli 22, dünya turuna çıkalı 18, ilk turu tamamlayalı 11 yıl olmuş. O zamandan beri Yosun'un öyküsünü kitap olarak toplayıp yazmak bana zor geldi. Yelken dergilerine verdiğim birkaç yazı ve bir iki röportajla yetindim. Yosun'u yapmayı da, onunla okyanuslara açılmayı da daha çok kendimi tanımak, kim olduğumu anlamak güdüsüyle yaptım. Denizde, özellikle uzun yollarda yalnız olmayı yeğledim. Türkiye'ye ayakbastığımda (tam anlamıyla) Sadun Boro'nun kucağına düşmeseydim, kimseler geldiğimin ve gittiğimin farkında olmayacaktı."

    Deniz Çingenesi'ni Sadun Boro'nun ısrarıyla yazdığını söyleyen Eralp Akkoyunlu, "Marangozluk" bölümünde sözlerine şöyle devam ediyor:

    [​IMG]

    "Çünkü hedef sonuçta bir tekne sahibi olmaksa, mesleğimde birkaç ay danışmanlık yaparak bir tekne satın alacak parayı kolayca kazanabilirdim. Ama bunu nasıl başardım diye bir kitap yazamazdım. Yosun'u yapma süreci, yaşamımı bekli de onunla dünyayı dolaşma sürecinden daha fazla etkiledi."

    Sadece bu birkaç cümle bile, kitabın başında insanı yazara hayran bırakmaya yetiyor. Bu, sadece bir dünya turu değil, büyük bir başarı öyküsü.

    [​IMG]

    Elime aldığımda, evvela kapak tasarımıyla beğenimi kazanan kitap, Eralp Akkoyunlu'nun dağınık, disiplinsiz, üşengeç (bunları kendisi söylüyor) ama tüm bunlara rağmen tutkulu bir denizci ve sıkı bir kendin-yapçı olduğunu öğrendiğimde, bitmesini hiç istemeyeceğim bir kutsal metine dönüşmüştü. Ancak her güzel şey gibi bu kitabın da bir sonu var.

    287 sayfadan oluşan bu kitap, 21*13 cm ölçülerinde, 1. hamur kağıda basılmış. Marmara Açıkdeniz Yat Kulübü yayını. Kitabın ortasında, 10 sayfalık bir fotoğraf albümü bulunuyor.

    [​IMG]

    Başından sonuna kadar her konunun detaylı bir şekilde anlatıldığı kitap, ara sıra Eralp babanın sürpriz esprileri sayesinde daha da eğlenceli bir hale bürünüyor. Hemen bir örnek vereyim:

    "Joe'yu tekrar gördüğümde "Sen marangoz tut, parasını ben vereyim." dedim. O da "Sen bana ayda 150 dolar kira ver, marangozu ben tutarım." deyince ben cebimden 1800 dolar çıkarıp verdim. "Makbuz ister misin?" diye sordu. "Yok canım, el sıkışalım yeter." demem bana epey puan kazandırdı. O günden sonra Joe'ya kısa bir liste verip "Joe, bu adamların icabına bakıver." diyebilirmişim gibi geldi."

    Yazarken bir daha güldüm. Kitapta daha bunun gibi birçok hoş anı var.

    [​IMG]

    Tabii kitabın bir de öğretici yanı var. Mesela ben, beton gövdeli teknelerin imal edildiğini bu kitaptan öğrendim. Teknelere az-çok meraklı olanlar -ya da en azından genel kültür olarak öğrenmek isteyenler- bu kitapta daha birçok bilgi bulacaktır.

    [​IMG]

    Neyse, lâfı yine uzattıkça uzattım. Bu yazıyı da, Eralp babanın, bisiklete de uyarlayabileceğimiz bir sözüyle bitireyim:

    "Bir teknenin kullanışlı, denizci, sağlam olması bana yetmiyor. Tekne dediğin güzel olacak."

    Kaynak:
    Kod:
    http://www.turcubaba.com/2014/09/dort-dunya-turu-dort-kitap-2-deniz.html
    *********************************************************************************************************

    Dört Dünya Turu, Dört Kitap-3: Uzaklar - Osman Atasoy

    Eralp Akkoyunlu, Deniz Çingenesi'nin girişinde, kitabı yazma hikayesinde Uzaklar'dan "Osman Atasoy'un muhteşem kitabını görünce neredeyse yazmaktan vazgeçmiştim." diye bahsediyor. Pekâlâ, ne kadar muhteşem?

    [​IMG]

    Açıkçası, Eralp baba kitap yazmamak için bahane aramışa benziyor. (Eralp babayı da andık.) Çünkü Uzaklar, "gezi edebiyatı" türünün en fakir örneklerinden, okuyana "ben daha iyisini yazarım!" dedirtecek kitaplardan biri. Kitap o kadar tekdüze ilerliyor ki, okurken kendinize "Acaba bu sefer ne olmayacak?" diye düşünmeden edemiyorsunuz. Hakan Öge'nin yolda karşılaştığı deniz kızı Sophie'nin Mardek'in Seyir Defteri'ne kattığı ayrı hava gibi, Uzaklar'da da küçük Deniz'in doğumuyla kitap biraz olsun eğlenceli hale gelse bile, bu, kitabın "sürükleyemeyiciliğini" azaltmıyor maalesef.

    Fotoğraflardan da umutlu olmamalısınız bu kitabı okurken. (Allah'ım, ne kadar sıkıcı kitap bu!) Bir ailenin, tekneyle yaptıkları yolculukta çektikleri, insana "Ah o gemide ben de olsaydım!" diye iç geçirtecek, imrendirici fotoğraflar bulamıyorum kitapta.

    Aslında kitabın sorunu, günlük -ve sıradan- olaylara çok fazla yer verilmesi (kitabın arka kapağındaki anlatım kadar bile olsa, razıydım.) Ha, bir de Türkçesinin oldukça gündelik, anlatımının ise fakir olması. Ama Allah var, baskısı, cildi gayet kaliteli. Ödediğiniz paraya değiyor (yok be, değmiyor tabii ki).

    [​IMG]

    Çok uzatacak değilim. Günlük olaylara bu kadar fazla yer ayrılan bir kitabın vakit kaybı olduğu fikrimi, Eralp babanın şu sözleriyle tamamlayıp yazıyı finito:

    "Bu kitapta (Deniz Çingenesi'nde) 'Tam şu noktada rüzgar sağdan esti.' gibi ayrıntılar bulamayacaksınız. Çünkü siz oradan geçerken soldan da esebilir."

    Kaynak:
    Kod:
    http://www.turcubaba.com/2014/12/dort-dunya-turu-dort-kitap-3-uzaklar.html
    *************************************************************************************************************

    Dört Dünya Turu, Dört Kitap-4: Macellan'ın İzinde - Hakan Öge

    Belki de en zorlandığım şeylerden biri, bir zamanlar okuduğum ve şu an pek bir şey hatırlamadığım kitaplar hakkında yazı yazmaya çalışmak (peh peh peh, havalara gel! Sanırsın Enis Batur!). Mardek'in Seyir Defteri de aynen böyle. Okuduğum ilk "yelkenliyle Dünya turu" kitabı (aslında Sadun Boro'nun Pupa Yelken'i ile başlamalıydım).

    Hakan Öge'yi, Atlas'taki yazılarından tanıyordum. Yamaç paraşütüyle -aslında paramotor, motorlu paraşüt yani- Sinop'tan Anamur'a uçarak rekor kırmış bir maceraperest. Yelkenliyle yaptığı Dünya turunu da ne zaman duydum, ne zaman kitabını aldım da okudum hatırlamıyorum. Zaten kitabı okurken de bir-iki yerin altını çizmek dışında herhangi bir not almamışım. Biraz gümbürtüye gitmiş anlayacağınız.

    [​IMG]

    Çok geyik yaptım, biraz da kitaptan bahsetsem iyi olacak. Günlük fomatında yazılmış olan Macellan'ın İzinde, en başta "ulen ufacık teknede insan yazacak ne bulabilir ki?" diye düşündürüyor (gerçi Deniz Çingenesi dışındaki üç kitap da bu formattaydı zaten). Ama okumaya başladığınızda, ufacık teknede kocaman bir dünya olduğunu fark ediyorsunuz.

    Kitabı okurken sıkıldım mı? Hayır. Zaten bazı yerlerde günlük yazılar kısalıyor ve her yazı arasındaki zaman farkı da artıyor. Hakan Öge'nin rotası, Panama Kanalı'ndan değil, Güney Amerika'nın güneyinden (Horn Burnu) geçtiği için okuyucuya farklı yerler, farklı kültürler de sunuyor. Zaten kitabın kapak fotoğrafı da Horn Burnu yakınlarından (Ventisquero Buzulu, sf.246).

    Bir de Sophie sürprizi var kitapta. İnsanın, şansının okyanus ortasında olsa bile güleceğini anlatıyor adeta.

    [​IMG]

    İşte böyle bir kitap Macellan'ın İzinde. Şimdi ise kitabın eksiklerinden bahsedeyim. Arka kapakta şu ifade geçiyor: "... Üstelik, ikisi de profesyonel fotoğrafçı olan Sophie ve Hakan Öge çiftinin inanılmaz fotoğrafları eşliğinde..." Hmm... Açıkçası,fotoğraflar güzel ama fotoğrafların baskı kalitesi oldukça düşük. Renkler canlı değil ve neredeyse pikseller bile sayılacak. O açıdan kitabın eksiği, fotoğrafları. Bunu Facebook üzerinden Hakan Öge'ye sorduğumda "Maliyet ulan maliyet!" dedi. Yani bu kadar kabaca demedi ama, benim aklımda böyle kalmış. Ayrıca fotoğrafların ağırlıkta olduğu Duygularla Akmak adlı bir kitapları varmış zaten.

    Kitap 439 sayfa. Gıcır gıcır 1. hamur kağıda basılmış. Fotoğrafların pek nefes kesmediğini de söyledim. Sonuç olarak, alın, okuyun. Pişman olmazsınız.

    [​IMG]

    Yazıyı Hakan Öge'nin kelimeleriyle bitireyim:

    "Şehir hayatı, sürekli bir şeyleri yetiştirme telaşı, kendimize ait olması gereken zamanı nasıl da çalıyor bizden..."

    Dört Dünya Turu, Dört kitap serisinin son yazısını da yazmış oldum böylece. Bu noktada, bu dört kitaptan herhangi birini (veya hepsini) okumayı düşünenlere tavsiyelerimi de sunayım:

    Sürükleyicilik açısından:
    1- Sadun Boro-Pupa Yelken
    2- Eralp Akkoyunlu-Deniz Çingenesi
    3- Hakan Öge-Macellan'ın İzinde
    4- Osman Atasoy-Uzaklar

    Anlatımın zenginliği açısından:
    1- Eralp Akkoyunlu-Deniz Çingenesi
    2- Sadun Boro-Pupa Yelken
    3- Hakan Öge-Macellan'ın İzinde
    4- Osman Atasoy-Uzaklar

    Şahsi kanaatim:
    1- Deniz Çingenesi (kutsal kitap)
    2- Pupa Yelken (güzel Türkçe, eğlenceli anlatım)
    3- Macellan'ın İzinde (anlatım zengin değil ama hikaye güzel)
    4- Uzaklar (sıkıcı anlatım, gündelik olaylar, okunmasa çok şey kaybedilmez)

    Kaynak:
    Kod:
    http://www.turcubaba.com/2014/12/dort-dunya-turu-dort-kitap-4-macellann.html
     
  2. sezgin tire

    sezgin tire Kıdemli Üye

    Kayıt:
    6 Ocak 2013
    Mesajlar:
    336
    Beğeniler:
    280
    Şehir:
    izmir
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    beni deniz tutuyor yoksa kesin alırdım bu kitapları.
     
    YüzSürKoş bunu beğendi.
  3. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    75
    Seviye:
    Siyah bulutların gözlerinden dökülen beyaz kar taneleri, saflığını yitirip tüm çirkefliğiyle pencereme dayanırken; düşünürüm! Kat ettiğim tüm yolların kıvrımlarında, aştığım her tepenin doruk noktasında ve de gelişimi hürmetle karşılarken eteklerinde otlayan kuzuları izlediğim bir dağ yamacında aldığım hazzı yeniden yaşarım. Düşünürüm. Bir turda pek çok kitap yazılır. Bir turda pek çok kitap okunur...
     
  4. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    75
    Seviye:
    Korktuğumuz Yılanlar, Dokunamadığımız Kurbağalar Hakkında Bir Kitap: Türkiye Amfibi ve Sürüngenleri

    Yıllar evvel, hani şu dokunmatik cihazlar sağ elimizi mesken tutmadan evvel hem de, bir Nokia reklamı vardı: Kahramanımız gayet outdoor bir mekanda bir kütüğün -kaya da olabilir- üstüne oturmuş, huzur arıyorken pantolonunun paçasından giren yılan -olasılıkla Lampropeltis triangulum- hepimize "Lan!" dedirtiyor, tüylerimizi de diken diken ediyordu. Tabii ki yılanın ,pantolondan girip ne yapacağını kestiremeyen kahramanımız, telefonuyla İnternet'e bağlanarak yılan hakkında bilgi aramaktaydı. Reklamın sonunu hatırlamasam da aklımda kalan şey, doğadayken çevremizde görebileceğimiz canlılar hakkında bilgili olmamız gerektiğiydi.

    İşte bu yazıda bahsedilecek kitap, hem Türkiye'de yaşayan amfibi ve sürüngenler hakkındaki yanlış inanışlarımızı yüzümüze vurup bizleri utandıracak, hem de "Tamam lan tamam, bilmemek değil, öğrenmemek ayıp." diyerek gönlümüzü alacak.

    [​IMG]

    Çoğumuzun korktuğu yılanlar, elimize alamadığımız kertenkeleler, siğil olur diye dokunmaktan kaçındığımız kurbağalar, aslında ne kadar da masum hayvanlarmış.

    Kitap, herkese hitap eden bir anlatıma sahip. Zaten, TÜBİTAK'ın Popüler Bilim kitaplarında olduğu gibi amaç, halkı bilgilendirmek, bilinçlendirmek, ki zaten kitabı elinize alıp sayfaları çevirdiğinizde, her biri birbirinden güzel olan bu hayvanlara hayran olmamak, aralarından bir tanesini seçip de, benim en beğendiğim bu, dememek mümkün değil. Mesela ben en çok Pelobates Fuscus, yani trakya toprak kurbağasını sevdim.

    [​IMG]

    Kitabın yazarı Prof. Dr. İbrahim Baran, bu kitabı sadece bu türleri anlatmakla da kalmayıp yılların tecrübesini ve arazi gözlemlerini, halkın sürüngenler hakkındaki düşüncelerini de kitaba aktararak, toplumun bu hayvanlara bakışını da gösteriyor.

    Kitabın baskısına da değinmeden geçmeyeyim. Kuşe kağıda, renkli baskı olan kitap, hem cilt kalitesi, hem de fotoğrafların canlılığı bakımından mutlu ediyor. Zaten fiyatı da -10 TL- kıyamayacağımız bir miktar değil.

    [​IMG]

    Son söz, kampta, çadırda, patikada gördüğünüz hayvanlar var bu kitapta. Açın, okuyun. Onlar belki konuşamıyor ama Prof. Dr. İbrahim Baran, siz onları tanıyın, sevin diye bir kitabı sizlere sunuyor.

    Varanus griseus sucks, Pelobates fuscus rocks!

    ***

    Kaynak:
    Kod:
    http://www.turcubaba.com/2014/12/korktugumuz-ylanlar-dokunamadgmz.html
     
    YüzSürKoş bunu beğendi.