Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Doğu ve Güneydoğu Turu 2007

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında GokhanAK tarafından paylaşıldı.

  1. GokhanAK

    GokhanAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    315
    Beğeniler:
    302
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Peugeot
    Seviye:
    3 yıl önce yapıcak turlar arasına aldığımız G.Doğu ve D.Anadolu turunu yapmak en sonunda kısmet oldu ve kazasız bitirdik.
    3 yıl önce tur 3 kişi tarafında düşünüldü fakat araya yıllarla beraber yeni katılımcılarda girdi ve 8 kişi ile yapıldı.

    Katılımcılar;
    Gökhan Ak (ben), Bülent Savran, Hilmi Uysal, Muammer Güler, Hüseyün Sarı, Polonya'dan Big, Avusturya'dan Hasan Koşaolğlu, Kubilay Demirkan.

    Tur biteli neredeyse 1 ay oldu ama işlerden yeni fırsat bulup hikayesini ve fotoraflarını bir araya getirebildim.

    Fazla uzatmadan fotoğraflara geçiyorum.

    1.Gün 28 Nisan 2007 Cumartesi
    Urfa-Siverek-Karakuzu
    Günlük Km 120
    Süre 6 Saat
    Ortalama 19,8

    Tur Cumartesi başladı ama bir gün erken gelen arkadaşlarla buluştuk ve Urfa'dan pedal dönmeye başlıyoruz.
    [​IMG]

    Ironman tarzı fotolar çekiyorum.
    [​IMG]

    En rahat çocuklarla bağlantı kuruyoruz. Ama bu turda canımıza okudular.
    Daha sonraki günler girdiğimiz her yerleşkede çocuklardan kaçar olduk.
    [​IMG]

    Ama bu çocuklar çok mahsundular.
    [​IMG]


    Bölgeni muhafazakarlığı tur süresince çoğumuza uzun pantolon giydirdi.
    Gerçekten uzun giyinmenin faydasını görmedik demek yalan olur.

    Bölgede yediğiniz bütün sütlü mamüller küçükbaş hayvan ürünü. Ayranlar mis gibi koyun yoğurdundan.

    [​IMG]


    Gün sonu sivereğe bağlı Karakuzu Jandarma karakolunda.
    Çadırlarımızı arka bahçeye futbol sahasına kuruyoruz..
    Saolsun asker ağalar adırımıza çay ve sıcak suya kadar herşeyi getirdiler.
    Hamamlarını bile paylaştılar.
    [​IMG]

    2.Gün 29 Nisan 2007 Pazar
    Kızıltepe-MArdin
    Günlük km : 81,93
    Süre : 5,30
    Ortalama : 14,80


    Sabah kalk saati 5.30. Polonya dan tura katılan Big yatmadan önce kalk saatini sorduğunda 5.30 u duyunca şaşırdı, anlam veremedi ama söylenen saatte ayaktaydı.
    6.30 yoldayız.
    [​IMG]


    Yol yine dünkü gibi kalite aynı. Dünden değişik olan sadece rüzgarın yönü. Dün akşama kadar sol omuzdan esen orta şiddetli rüzgar bugün tam karşıdan esiyor. Suratımıza esen rüzgar ve zıplayarak ilerlemeye çalıştığımız yoldan sıkılmaya başladım.50 km yolu 13-15 km/h arasında değişen hızda alabildik. Daha fazlasını göremedik.
    Dün yatmadan önce tok olduğumuz halde Urfa öğretmen evinden aldığımız peynir ve ekmekleri karnımız tok olduğu halde yedik. Ertesi sabah o ekmeklerin ve peynirin her tanesini arayacağımızı bilsek hiçbirimiz yemezdi. 40 km ne ev nede bir köy yok yol üzerinde. Sağımız solumuz deniz gibi yemyeşil Harran ovası.

    Nihayet yol kenarında bir köy buluyoruz. Kahvaltı için giriyoruz bakkala ama. Bakkalda yenebilecek hiçbir şey yok. Coca Cola nın bütün ürünleri ve sair cips çikolata vs. ve 3-5 kg lık makarnadan başka bir şey bulamadık. Köy ekmeği istedik biraz sonra geldi ve pasta gibi ekmekle Bülent hocanın her tura getirdiği Kekli, biberli saf zeytinyağına bandıra bandıra yedikten sonra etrafta toparlanan çocukların ilgisinden kaçarcasına ayrıldık.
    [​IMG]


    Kızıltepe de çay molası verdik.
    Kızıltepe şehir merkezindeki parkta çay molası ve Tema temsilcisi ile görüştükten sonra yola devam ediyoruz.
    İlgi yine çok fazlaydı.
    [​IMG]
    Karşıdan esen rüzgar yönümüzün Kuzeye dönmesiyle yandan esmeye başladı ve bu halimize dua eder haldeydik.

    Mardin 10 km kala tepede görünmeye başladı ve hava iyice kapandı.
    [​IMG]

    Yağmur yağdı yağacak derken kendimizi merkeze bağlı bir köyün kahvesine son anda atabildik.
    Yağmurdan sonra tekrar yoldayız. Mardin e çıkacağımız aşikar. Oyalanmanın gereği yok. Rampa sonunda Mardine girdik ama kimimiz şiddetli yağmura maruz kaldı ve ıslanmaktan kurtulamadı.
    [​IMG]

    Mardine resmen sel geldi ve her yer su göletleri ile doldu.
    Herkes kurt gibi acıkmış olmalı ki yağmurun dinmesini beklemeden yemek yiyeceğimiz Çağ Urfa lokantasına ıslanmayı göze alarak gidiyoruz.
    Mardin de porsiyonlar çok büyük. İlk defa benim masama gelen bir yiyeceği yiyemedim ve paket yaptırmak gibi bir davranışta bulundum.
    [​IMG]

    Güneş batımına kadar hızlı bir şekilde Mardin i gezemeye çalıştık ama yetmedi. Mardin için 2 gün bile az. Sonra mutlaka tekrar giderim gibi geliyor. Hayran kalmamak mümkün değil. Öyle güzel korumuş kendini sözlerle anlatılacak gibi değil. Dar sokaklarındaki atmosferi yaşamanız gerek. İlk defa bir şehir bu kadar etkiledi beni.
    Pazar olmasından kaynaklı çarşı durgun. Çoğu dükkan kapalı. Açık olanlarını kaçırmamaya çalışıyoruz.
    [​IMG]

    99 yıldır kebapçılık yapan bir yere girdik. Şuan ki işletmecisi 3. kuşak olduğunu söylüyor. Lezzetin farklılığını elde yaptıkları kıymalardan olduğunu söylüyor.
    [​IMG]

    Hemen az ilerde tamamen doğal Badem ve Bıttım sabunu imalatı yapan ve satan Halil Mutlunun küçük mütevazi dükkanına giriyoruz. Her taraf sabun kalıpları ve badem kabukları-badem içi. Denemek için aldığımız sabunlarla hiç çıkmak istemedim sabuncudan.
    [​IMG]

    Konaklamayı Orman İl Müdürlüğünün misafirhanesinde yaptık.

    [​IMG]
    [​IMG]
    Sıcaklık :14 C
    Rakım :1050

    Devam edecek...
     
  2. ismailofli

    ismailofli Bisikletkolik

    Kayıt:
    7 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.033
    Beğeniler:
    468
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Ben Erzurum'dayım..Erzurum'dan geçtiyseniz ve benim haberim olmadıysa üzülürüm...Varsa diğer fotoları sabırsızlıkla bekliyorum...
     
  3. GokhanAK

    GokhanAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    315
    Beğeniler:
    302
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Peugeot
    Seviye:
    İlerleyen günlerde turun devamını ekleyeceğim ama rotamız daha doğudan gittiği için Erzuruma uğramadık. Dönüş yolunda otobüsle geçtik sadece.
     
  4. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    Gezi ve paylaşım için teşekkürler. Selamlar.

    Fotolarınızı özellikle bazılarını gerçekten çok beğendim.
     
  5. Nedret Günaydın

    Nedret Günaydın Onursal Üye

    Kayıt:
    29 Ocak 2007
    Mesajlar:
    4.654
    Beğeniler:
    3.754
    Şehir:
    Avrupa Yakası
    Seviye:
    paylaşımınız için teşekkürler
     
  6. tırt kaptan

    tırt kaptan Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    30 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    591
    Beğeniler:
    672
    Şehir:
    Marmaris/Gökova
    Seviye:
    Gökhan merhaba, foruma hoş geldin. Bu geziyi Bülent Bey'den dinlemiş ve muğlabisiklet ten de okumuştum. Ama her okuyuşumda keşke ben de katılabilseydim dedirtti bana. Umarım ekim ayında yapacağımız Gökova Pedallarımın Altında etkinliğinde beraber pedallamak kısmet olur. Paylaşım için teşekkürler...
     
  7. GokhanAK

    GokhanAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    315
    Beğeniler:
    302
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Peugeot
    Seviye:
    Hoşbulduk.tırt kaptan
    Gezinin devamını gün gün foruma eklemeyi düşünüyorum.Bu gezi gerçekten bize sıradışı tecrubeler kazandırdı. Elbet birgün beraber pedal basarız.
    Ekimdeki "Gökova Pedallarımın Altında" bisiklet turunda organize komitesinde ismimiz var hocam biz gelmezsek olmaz.
    Gökovada görüşmek dileği ile...
    (Nur hanım umarım iyi bir tatil yapıyordur. Onun adına bende teşekkür ederim)
     
  8. GokhanAK

    GokhanAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    315
    Beğeniler:
    302
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Peugeot
    Seviye:
    3.Gün

    Günlük km : 116,32
    Süre : 6,08
    Ortalama : 18,95
    Maks. Hız : 65

    Sabah 5.30 saatin çalması ile uyandım. Yağmur gecede devam etti. Camdan dışarı baktığımda gördüğüm sis yüzünden uyanma işini biraz yavaştan aldık. Big dizindeki ağrı yüzünden tura biraz ara verecek ve misafirhanede 2 gün kaldıktan sonra otobüs ile Tatvan’a geçip oradan devam etme kararı aldı. Bu arada ağrıyan dizini dinlendirecek ve tedavi edecek ayrıca bölgeyi gezecek. Big ile Tatvan’da görüşmek üzere vedalaştık.
    Mardin den çıkışımızda sis vardı ve yerlerde ıslaktı.
    [​IMG]

    Hemen çıkışta Yeşilliye kadar 1000 mt rakımdan 800 mt rakıma kadar inerek geldik. İnişte çalan telefon ile durduk. Hilmi hocam lastik patladı ben yapıp geleceğim dedi. 2 dk sonra bir telefon daha geldi ve ben geliyorum siz gelmeyin demesiyle yanımızda olması bir oldu. Yolda problemin olduğunu gören bir minibüs hocamızı ve bisikletini attığı gibi aracına yanımıza getirdi. Hemen lastik patlağını yaptıktan tekrar yoldayız. Yeşilli ye girişte rampa başlıyor. Yeşilliden sonra 1115 rakımda Hop geçidine tırmanırken sol taraftan taş yağmuruna tutulduk.
    (Aşağıdaki resimde yukarı doğru çıkarken soldaki kayaların üstünden saldırıya uğradık)
    [​IMG]

    Daha doğrusu taş saldırısı. Sevgili çoban kardeşimizin canı sıkılmış olmalı ki sıradan herkese taş atıyor. Bir iki üç derken dördüncüde Muammer hedef aldı. Bisikletleri dayayıp çobana doğru yönelince kaçma başladı 15 yaşlarında sanırım problemleri olan biri. Jandarmayı aradık “Buraya (Mardin e)gelmeniz şikayet dilekçesi yazmanız gerek” dedi telefondaki ses. Muammerin sakinleşmesinden sonra vaz geçtik ve yola devam ediyoruz. Taş küçüktü ve herhangi bir sorunda yoktu. Sadece sinirlerimizi ve ağzımızı bozmuştuk. 2 gündür bize muhalif esen rüzgar bugün müttefikimiz oldu ve arkadan esmeye başladı. Ömerli’ye uçarcasına geldik. Kahvaltı Ömerli’de Yumurta, Peynir, Domates, K.soğan, yöreye has pide.
    [​IMG]

    Çaydan sonra arkamızdan itercesine esen rüzgarla 45-50 km sürat ile bazen indik bazen çıktık ama çıkışları anlamadık bile.

    Yol kenarında yazan "KÖY AYRANI BULUNUR PUVAÇA" tabelasında serinleme molası verdik.
    [​IMG]

    Kulübede duran beyaz sakallı amcaya selam verdik ve selamımızı fazlasıyla aldı. “Essalamunaleyküm verahmatullahi ve berakatühü”. Her selam verenin selamını aynı şekilde alıyor. Suriye’de bulunan Nakşibendi tarikatı üyesi. 3 defa gidip Şeyhinin elini öpmüş. Heyecanla anlattı bana. Hatta cüzdanında özel olarak sakladığı resimlerini gösterdi.
    [​IMG]

    Biz ayran içerken yoldan geçen yolculardan birine arabalarında çalan kasetin kime at olduğunu sorduk. Bayan Semir Ortaç dedi. Mahalli sanatçı imiş. Sonra kaseti çıkardı verdi. Biz alırız falan desek te kaseti bize hediye ettiler.
    [​IMG]

    Ayran ile soğuklandıktan sonra arkamıza aldığımız rüzgar ile Midyat’a kadar bulutların gölgeleri ile yarışarak gittik. Genelde onlar bizi geçiyordu ama yinede güzeldi.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Midyat’a gelmeden önce uğramak istediğimiz bazı yerleri not almıştık. Kubilay askerliğini Midyatta yapmış ve bize ön bilgileri vermişti. Direk merkeze gittik ve birkaç gümüş alışverişinden sonra dizilere mekan olan meşhur midyat sokaklarını ve devlet konuk evini gezdik.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Karnımız tok sırtımız pek. O zaman yapmamız gereken pedal çevirmekti.
    [​IMG]

    Midyat’ tan Hasankeyfe doğru yol dar ve eğlenceli. Hasankeyf’e yaklaştıkça coğrafya çok değişti. Hüseyin’in dizindeki ağrı daha sonraki günlerde problem teşkil etmemesi için 20 km kadar çektim ve kendisini dinlendirdim.
    [​IMG]
    [​IMG]

    Hasankeyf’e gün batmadan girdik. Muhteşem akşam güneşi ile fotoğraflar çektikten sonra Sağlık ocağında konaklamak üzere yerleştik.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Hasankeyf gibi insanlığın ilk yerleşik hayata geçtiği bir bölge olan yerin ömrü sadece 40-50 yıllık bir baraj için sular altında kalacak olması gerçekten çok acı. Baraj yüzünden 20-30 yıldır buralarda çivi çakılmıyormuş. Her yer virane ve bakımsız. 3-4 yıla kadar da baraj su tutmaya başlayacağını söylüyor sakinleri.

    Akşam yemeği için Sağlık ocağı doktoru bize bir yer tavsiye etmişti fakat duş temizlik işleri uzun sürünce tavsiye edilen yere gittiğimizde kapanmıştı. Yol kenarındaki "Has Keyif" lokantasında tavsiye üzerine kuşbaşı (kuşbaşı şiş) yedikten sonra gün bizim için Dicle kenarında bitti.

    Sıcaklık : 21 C
    Rakım : 420

    4.GÜN
    HASANKEYF-BATMAN-BEŞİRİ-KURTALAN
    Günlük km : 93,94
    Süre : 5,52
    Ortalama : 15,98

    Sabah güneşini değerlendirmek ve Hasankeyf’i biraz daha rahat gezebilmek için yavaş davrandık ve kahvaltıdan sonra yola çıkıyoruz.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Sabah kahvaltıda yediğimiz peynirden dolayı sanırım akşama kadar ağzım dudaklarım yandı devamlı su içme ihtiyacı hissettim. Su içseniz de geçmiyor. Çözümü dişleri fırçalamakta buldum. Akşam yediğimiz Kuşbaşı şişlerden sabah kalktığımızda mideler allak bullaktı. Bülent hocam ve ben akşam kadar portakaldan başka bir şey yemedik.
    Hasankeyf’i çıkar çıkmaz yollarda askeri kontrol noktaları başlıyor.
    [​IMG]

    Coğrafi olarak hakim noktalarda mutlaka bir gözetleme kulesi görmek mümkün.
    [​IMG]
    Raman dağının eteklerinden ilerleyerek Beşiri’ye geldik.
    Fakat arkadan gelen Hüseyin ve Hilmi hocamın yaşadıkları lastik patlamasından kaynaklı kaza sonucu epey bekledik. Siz siz olun yamalı lastiklerle asla tura çıkmayın. Ben yamalı lastikle çok km yaptım bir şey olmadı demeyin. Turda şartlar çok faklı. Şehir içi sürüşlerde yüksüz yada çok az yükle yamalı lastikleri test etme şansı oluyor. Uzun yolda hem yük hem de lastiklerdeki yüksek hava basıncından dolayı mutlaka sorunlar yaşıyorsunuz. Bundan önceki turlarda bizzat yaşadım ve ön yada arka lastiklerde yamasız lastik kullanmaya özen gösteriyorum. İç lastiğiniz yamalı olsa da yaptığınız yamaya ve sağlamlığına güvenmeniz gerek. Aynı şey Hüseyin rampa aşağı inerken başına geliyor. İnişte ön lastikten yama atıyor ve patlaması ile yere düşmesi kaçınılmaz sonuç.
    Geçirdikleri kazanın ciddiyetin Beşiri’ye geldiklerinde daha iyi anlaşıldı. Hilmi hocamın yedek iç lastiklerini tamir ederken arka göbeğin gevşediğini görüyoruz ve bu şekilde devam etmesi ilerde ciddi problemler doğurabilir ve turu burakmak zorunda kalabilir.
    Sorun yapılamayacak bir şey değil ama her tura getirdiğim ve onca yolu taşıdıktan sonra bir işe yaramıyor bu ruble sökme anahtarı diye sinirlenip yanıma almadığım ruble anahtarı lazım oldu. Rublenin kapağını söküp içerde kalan milin somunlarına kontra yapmamız gerek. Anahtar olmadığı için kapak açılamıyordu. Tek taraf kontra bir işe yaramayacağı için kapağı sökmek şart. Beşiri de çocuklarla beraber elimizde arka teker bisikletçiye gittik. 3 teker seyyar arabalardan yapılma bir bisiklet tamircisi. Elimizle gösterdik sökülecek yeri. İçinde keser, çekiç, fare ve köstebek kapanı olan bir bidona baktı, baktı ve "hah buldum" dedi. Akort anahtarını gösterince tamam saol deyip ayrıldık. İş başa düştü bir şekilde sökmemiz gerek o kapağı. Doğadan bulduğumuz (taş, bez parçası, ağaç parçası gibi) malzemelerle sorunu giderdik.
    [​IMG]

    4 saatten daha fazla zaman harcadık.
    Biz sorunla uğraşırken Bülent hocam tura çıkmadan önceki kurduğu bağlantılarla buluşmuş. Toparlanmaya başlarken bizi kendi köylerine davet ettiler. Beşiri den 5 km sonra yol kenarında bizi karşıladılar. Kahvede çay ve meyve suyu ısmarladılar. İlgi alaka o kadar fazla ki anlatamam.
    [​IMG]

    Turun sloganı burada çıktı.
    Hilmi hocam az önce arka göbeğini tamir ettiğimizden dolayı elleri yağlı olduğu için ellerimi nerde yıkayabilirim su nerede var diye sordu. Cevap orjinal. “Abey su buraya gelsin sen ne zahmet ediyorsun”. Abey su gelsin. Ve pet şişede su geldi hocam ellerini yıkadı. Daha buna benzer neler neler. Misafirperver Anadolu insanı… Kalmamız için çok ısrar ettiler. Bir ayağım kalmak istiyordu ama gitmemizde gerek yolda olmalıyız. Programın epey gerisindeydik. Vedalaşarak ayrıldık.
    Hedef Kurtalan a varmak. Bulunduğumuz yerden 35 km. Yolu soruyoruz bir yerde ufak bir rampa var ondan sonra düz abey cevabını alıyoruz.

    Güneş yavaştan yatmaya başladı ve bir an önce karanlığa kalmadan Kurtalan a girmemiz gerekti. Grup olarak çıktık. Bahsedilen ilk rampayı çıktıktan sonra yol hiç düzelmedi. 35 km lik yolun 28 km si ters eğim rampaydı. Üstüne birde karşıdan esen rüzgar vardı. Durum tam evlere şenlik. Düz görünse de pedalı bıraktığınız an bisiklet aniden yavaşlıyor ve duruyor. Gözümüz yanılıyor acaba diyoruz ama Altimetre devamlı yükseldiğimizi gösteriyordu.
    [​IMG]
    Köyde yol sorduğumuz adamın altında bilmem kaç bin motor kamyonet anlamaz tabi bu hassas eğimleri. 20cm lik gaz pedalına bastığı gibi gidiyor vızır vızır. İçimden çok küfür ettim ve köyde kalmadığımıza pişman oldum. Arka grup ile aramız epey açıldı. Arkadakilerin karanlığa kalmamak için araç ile Kurtalan a ulaşmaları gerekti. Kurtalan a 10 km kala güneş dağların arkasında kayboldu karşımızda dolunay griliğini beyaza çevirmeye çalışırcasına yükselmeye devam ediyor.

    [​IMG]

    Bizde telaş ile pedal basıyoruz. Kurtalan'ın ışıklarını uzaktan görünce içim ferahladı biraz ama merkeze bağlı bir köyden geçerken tarladan çıkan ellerinde koca koca sopalı iki kişi önümüzü kesip para istemeye yeltenince (yusuf yusuf) pedallar biraz daha sert çevrilmeye başladık. Artık ay ışığında şehir ışıklarını gördüğümüz Kurtalan a doğru pedal basıyoruz. Girişteki ufak rampaya kadar rampa çıktık diyebilirim. Gün ışığı açısından sıkışmış ve biraz olsun tadımız kaçırmıştık. Arka grup (Bülent, Hilmi, Hüseyin) 14 km geride bir petrol istasyonunda kamp kurma kararı alıyor. Bizde öğretmen evine yerleşiyoruz. Hasan abi önden gittiği için grubun yaşadığı bazı güzelliklerden haberi olmadığı gibi. Fazladan yorulduğu da oldu. Eşinden ne önden nede arkadan ortadan gitmesi doğrultusunda talimat almasına rağmen önde gitmiş ve ufak bir kamp yeri kararsızlığından sonra Öğretmen evinde kalmakla kararsızlığı çözüme ulaştırıyoruz. Sıcak su ile duş her şeyi unutturdu. Midem bozuk olduğu için pek bir şey yememiştim gün boyu ve akşam gün boyu diğer arkadaşların yediklerinden payıma düşenleri sildim süpürdüm. 4 yumurta yiyerek ertesi güne protein deposu yaparak günü bitirdik.

    Sıcaklık : 20 C
    Rakım : 660

    Bunlarda günün diğer fotoğrafları
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Devam edecek...
     
    Serkan Taşdelen ve hulyaars bunu beğendi.
  9. kaçakyayın

    kaçakyayın Üye

    Kayıt:
    10 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    84
    Beğeniler:
    21
    Şehir:
    kayseri
    Seviye:
    belliki hoş bir gezimi olmuş darısı başıma diyorum:)
     
  10. hulyaars

    hulyaars Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    20 Şubat 2007
    Mesajlar:
    464
    Beğeniler:
    233
    Şehir:
    ankara
    Seviye:
    Gerçekten tarih,kültür kokan çok çok çok güzel,farklı bir gezi.Kafamdan birgün seyahat turlarıyla doğuyu gezmek vardı ama bu fotoğrafları görünce neden bisikletle bende orada değilim diye özenmeden edemedim.Hakikaten bilgisayardan fotoğraflara bakarken sorumluluklarımı biryana bırakıp kendim için orada olmalıydım dedirttiniz.Günbatımındaki hasankeyf manzarasıda harikulade ayrıca bir Ankaralı olarakta gezinizi taktir ediyorum.Devamını bekliyorum merakla teşekkürlerr paylaşım için...
     
  11. GokhanAK

    GokhanAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    315
    Beğeniler:
    302
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Peugeot
    Seviye:
    Umarım birgün sizde vatanın o nadide bölgelerini görme fırsatını bulursunuz. Yıllardır bisikletle geziler yapıyoruz ama bu tur ve bölge inanılmaz etkileyici ve bir o kadar heyecan vericiydi.
    Hasankeyf sular altında kalmadan acele edin bence...
     
    Ceyhun Pekuz bunu beğendi.
  12. Ceyhun Pekuz

    Ceyhun Pekuz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    10 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    202
    Beğeniler:
    136
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Rota güzel, fotoğraflar güzel.Teşekkür ederim, benim de ege-akdeniz kıyı turundan sonra yapmak istediğim diğer tur güney doğu-doğu anadolu turu.Ancak tek başına olmuyor.Sizleri kutluyorum, tekrar teşekkür ediyorum.
     
  13. GokhanAK

    GokhanAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    315
    Beğeniler:
    302
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Peugeot
    Seviye:
    Solo olarak yapmak zor gerçekten en az 2 kişi ile yapılmalı görüşündeyim.
     
  14. GokhanAK

    GokhanAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    315
    Beğeniler:
    302
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Peugeot
    Seviye:
    5.gün
    KURTALAN-VEYSELKARANİ-BİTLİS
    Günlük km : 97,63
    Süre : 6,54
    Ortalama : 14,11

    Kurtalan da sabah kalk saatini biraz geciktirdik. Arkadaki grubun gelmesi nerden baksanız 1 saati alırdı. Çarşıda sabah çorbası ve otlu peynir ile kahvaltıyı yaparken telefonum çaldı. Bülent hocam yeni çıktıklarını ve nerede olduğumuzu sorunca Hasan ağabeyin beti benzi arttı. Oooo daha çıkmamışlarmı yaw derken Bülent hocayı bisikletinin üzerinde görmemiz bir oldu.

    Kahvaltıdan ve tren istasyonunda fotoğraftan sonra yoldayız.
    [​IMG]
    Kurtalan Güneydoğuda trenin gittiği en son nokta. Ankara ya kaç saatte gittiğini sormuştum ama o kadar fazla bir rakam söylemişlerdi ki şimdi hatırlamıyorum. Kurtalan çıkışında ilköğretim okulunun teneffüs saatine denk gelmemiz öğrenciler tarafından bildikleri bütün ingilizce cümleleri sıralamaya başladılar. Hello my frend, Goodmorning teacher, Hello, Turiissst, Artiisttt vb. cümlelerle çığlık çığlığa bağıran bir okul bahçesi dolusu çocuk düşünün. Bunun gibi olaylara o kadar çok rastladık ki bu turda artık tepki vermez olduk.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Veysel Karani de yol ayrımından 500 mt içeri girip su doldurmak hem de buralara kadar gelmişken Veyselkarani hazretlerine kuru bir fatihamızı esirgemeyelim dedik ve girdik. Tam öğle namazı ezanları okunuyordu ve her yer insan kaynıyor. İnannılmaz bir çocuk nüfüsu... Buradaki kadar çocuğa hiçbir yerde rastlamadım. Suları doldurduktan ve fatihayı gönderdikten sonra tekrar yola koyuluyoruz.
    [​IMG]

    Haritan çalıştığımız kadarı ile bugün rampalı bir gün olacak. Bir an önce rampalara başlamak için sabırsızlanıyorum. Yol düz gittikçe sıkılıyorum yeter artık gelsin şu rampalar çıkalım da bitsin diyorum ama 3 saat düz denebilecek eğimde pedal çevirdikten sonra yolumuz karlı dağlara doğru döndü ve rampalar başladı

    Heyecanlıyım çünki bundan sonra hep rampa çıkacağız.
    [​IMG]

    Bugünün hedefi olan Bitlis 64 km ilerde 1500 rakımda.
    Haritada Veyselkarani-Bitlis arasında bir sürü köy görüyorsunuz sakın aldanmayın.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Yol dere yatağında olduğu için köyler hep tepelerde kalıyor. Haritada görünen onca köy olmasına rağmen Bitlis e kadar hiç köye rastlamadık ve dere yatağında aç kaldık.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Yanımızda olan bisküvi çikolata vs yedikten sonra tırmanmaya devam. Sonlara doğru bitenler oldu ve çekme halatı ile imdatlarına yetiştim.
    [​IMG]
    Yolun hemen kenarında bu gibi su kaynakları sayılmayacak kadar çok.
    [​IMG]


    Bitlis derenin içi. Girişinde herhangi bir tabela vs yok. Girişte gençlerin bizleri yabancı zannederek ana avrat küfürlü karşılama merasimlerinin Bitlisi sevemeyişimiz de büyük rolü var sanırım.
    Bitlisin her tarafı su. Şehrin tam ortasından geçen Bitlis çayı inanılmaz bir gürültü ile akıyor. Bu gürültüye birde karayolunun trafiği eklenince inanılmaz bir keşmekeş. Koca koca kamyonlar ve tırlar daracık sokaklardan geçmeye çalışıyorlar. Çevre yolu yapılacakmış ama birkaç tünel kazılması gerektiği için yıllardır tamamlanamamış. İnsan burada neden yaşar demekten kendimizi alamadık ama Osmanlının 5 büyük yerleşim yerinden birisiymiş. Koskoca medreseler bunun göstergesi. Osmanlı önem vermiş Bitlis’e fakat günümüzde o ilgiden çok uzak. Öğretmen evinin kaloriferleri hala cayır cayır yanıyor. Haziran ortalarına kadar da yanarmış. Camdan baktığınızda evlerin kuzey cephelerinde 1,5 2 mt yüksekliğinde kar yığınları hala duruyor. Karşıdaki dağları anlatmama hiç gerek yok sanırım. Güneş var fakat ağzınızdan buhar çıkar derecede soğuk hava. Güneşe aldanarak ince giyinmek hata olur. Birde şehrin bütün atıkları çöpü kanalizasyonu vs bu yol boyu kenarından geldiğimiz Bitlis çayına atılıyor. Derenin içindeki ağaçlar ve çalıların dallarında naylon ve bez parçaları iğrenç bir görüntü oluşturmuş ve bu kirlilikten de kimse şikayetçi değil anlaşılan.
    Öğretmen evinde konaklıyoruz.

    Sıcaklık : 11 C
    Rakım : 1500

    6.Gün
    BİTLİS-TATVAN-VAN

    Günlük km : 39,21
    Süre : 2,30
    Ortalama : 25,63
    Maks. Hız : 57,87

    Sabah kalkıp camdan baktığımda neredeyse bütün bacalardan duman tütüyordu.
    [​IMG]
    Bitlis çıkışında birkaç fotoğraf çektikten sonra dünden yarım kalan rampalara çıkamaya devam ediyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]
    10 km çıktıktan sonra yol düzleşiyor ve rüzgar başlıyor. Rüzgar esiyor ama arkadan. Bugün yanıma aldığım en kalın kışlık kıyafetlerimi kullanmak zorunda kaldım. Hava kapalı ve etrafta karla kaplı bir arazide pedal basıyoruz. Benim için çok etkileyiciydi diyebilirim. Urfa da tura başladığımızda tarih 28 Mayıstı ve mevsim normallerine göre seyreden 25 derece sıcaklıkta pedal çevirirken şuan karlar üzerindeyiz.
    [​IMG]

    Arkadan esen şiddetli rüzgar sayesinde 35 km ortalama ile Tatvan’a uçarcasına pedal bastık.
    Tatvan girişinde bizi çocuklar karşıladı
    [​IMG]
    [​IMG]
    Programın gerisindeydik ve farkı kapatmak için Van gölünü güneyden geçmek yerine feribotla geçme kararı aldık. Feribot saatini öğrendikten sonra Tatvan da biraz alışverişten sonra Tatvan iskelesinin bekleme salonunda soba başında feribotun kalkış saatini bekledik.
    [​IMG]
    Feribot 4 sefer gündüz 4 seferde gece yapıyormuş. Karşılıklı devamlı vagon taşıyor. Vagonların feribot’a binmeleri çok ilginçti.
    [​IMG]
    Vagonlardan kalan boş yerlere de araç alınıyor. Bizlerde o boş kalan yerlere bisikletlerimizi koyduk ve yolculuk başladı.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Sisli ve puslu dağlarda karlar esen soğuk rüzgar derken feribot yolculuğu başladıktan 30dk sonra güneşin yüzünü göstermesiyle hava birden değişti.
    [​IMG]
    Feribotun kıç tarafında köpükleri seyrederek mavi sulara bakmak bu turun değişik anlarından biriydi.
    [​IMG]
    Neredeyse her turda gemi yolculuğu yada suyu gördük diyebilirim. Geçen sene yaptığımız Güneydoğu turunda da Atatürk barajını geçmiştik.
    [​IMG]
    Yolculuk 4,5 saat sürdü bu esnada öğle yemeği ve dinlenme işini hallettik. Bol bol fotoğraf çektik. Gerçekten bu tekne gezisi bizim için iyi olmuştu.
    [​IMG]
    Van’da akşam saatlerinde oluyoruz. İskelede bizi Van İl geçlik ve Spor Müdürü resmi oto ile karşılıyor. Buda Bülent hocanın bağlantılarından İl spor Müdürü ile Muğla dan tanışıyorlarmış ve bir gün belki Van’a da geliriz diye ayrılmışlar Muğla’dan.
    Van merkezine doğru pedal basarken bu şehirde bisikletin ne derece yaygın olduğunu anlamak güç olmadı. Yaşamın içine girmiş burada bisiklet. 3 tekerlekli iş amaçlı kullanılan bisikletler epeyce fazla. Birazda düz bir coğrafyaya sahip olması diğer bir etken sanırım.
    İl Spor Müdürü bizi makamında ağırladı güzel ikramlarda bulundu. Bütün il protokolü neredeyse oradaydı.
    [​IMG]
    Bisiklet üzerine yapılabilecek aktivasyonlardan konuştuk. İl Bisiklet temsilcisi Emniyet Müdürü, Voleybol temsilcisi vs. Van gölü etrafı konaklamalı bisiklet turu yapalım dediler. Olur dedik. Laf aramızda bisiklet temsilcisinden pek umutlu değilim.

    Öğretmen evinde yerlerimizi ayarlamışlar sağ olsunlar. Yerleştik ve başka bir bisikletçi arkadaş Olcay ile Ocak başında akşam yemeği yedik. Kendisine çok teşekkür ettiğimizi bir kere de buradan duyurmak isteriz. Misafirperverliği karşısında çok mahcup olduk.
    [​IMG]
    Konaklama yine öğretmen evinde. Hiçbir turu bu kadar lüks yapmamıştık. Her gece sıcak su her gece yumuşak yatak bizi bozacak endişesi sardı beni.
    Bülent hocanın diğer bir bağlantısı ise şehrin esnaflarından Kervan Ticaret’in sahibi Halis bey. Onunla yarın sabah kahvaltıda buluşacağız.
    Sıcaklık : 16 C
    Rakım : 1680
     
    Serkan Taşdelen bunu beğendi.
  15. jamssea

    jamssea Kıdemli Üye

    Kayıt:
    22 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    357
    Beğeniler:
    227
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Her şey süper ama bence yiyecek fotoğrafları çok daha iştah açıcı.İyi pedallamalar.Paylaşım için ayrıca çok teşekkür ederim.Saygılarımla.
     
  16. H.Can DEMİREL

    H.Can DEMİREL Bisikletkolik

    Kayıt:
    25 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.233
    Beğeniler:
    993
    Şehir:
    Muğla
    Seviye:
    Gökhan merhaba,

    Gezinizi Bülent Savran'dan detaylı bir şekilde dinledim.Oldukça zor ve zevkli geçmiş.Yaşadığınız üzücü olaylarda olmuş.Neyseki daha ciddi sonuçlar doğurmamış.Paylaşımın ve güzel fotoğrafların için teşekkür ederim.Gezinin geri kalanınıda merakla bekliyoruz.Yakında birlikte pedallamak dileğiyle hoşçakal...
     
  17. GokhanAK

    GokhanAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    315
    Beğeniler:
    302
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Peugeot
    Seviye:
    Sevgili Jamssea;

    Aslına bakarsan gezi boyunca çok sofra ve yemek fotoğrafı çektik. Onların hepsini koyacak olursak bu sefer amaç sadece boğaz için pedal basıyormuşuz gibi olacağından yemek fotolarını ufak bir elemeden sonra paylaşıma sundum.

    Zaten bu gezide yemek işini biraz abarttık sanırım. Tur bittiğinde kilomda herhangi bir değişiklik yoktu.
     
  18. GokhanAK

    GokhanAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    315
    Beğeniler:
    302
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Peugeot
    Seviye:
    Can bey,

    Gezi benim çok eğlendiğim ve zevk aldığım bir gezi oldu. Zorluk her turda karşılaşılan bir durum. Bölgenin yapısı itibarı ile diğer bölgelerde yaptığımız gezilerin aksine yaşadığımız değişik sorunlar oldu ama onlarda ayrı bir lezzet verdi gezimize.

    Ekim ayında "Gökova Pedallarım Altında" bisiklet buluşmasında görüşmek üzere.
     
  19. GokhanAK

    GokhanAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    315
    Beğeniler:
    302
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Peugeot
    Seviye:
    7.Gün
    VAN-MURADİYE-ÇALDIRAN

    Günlük km : 111,75
    Süre : 7 saat
    Ortalama : 18,51
    Maks. Hız : 66,40

    Sabah 7 de Halis bey ile buluşup Van’ın meşhur kahvaltı salonlarından en ünlüsüne Sütçü Fevzi’nin yerine gidiyoruz.

    Kahvaltı masasında neler vardı diye sormayın. Bir sürü yöresel kahvaltılık yanında bildiklerimizden de. Hangi birini sayalım. En iyisi siz resimlerden çıkarmaya çalışın ne yediklerimizi.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Halis bey den ayrıldıktan sonra göl kıyısından yolumuza devam ediyoruz. Şehir çıkışında Hilmi hocanın yine lastiği patladı ve bu sefer ön lastik. Bu patlak sanırım Hilmi hocanın 5. patlağı. Buda yeni lastik alma zamanının göstergesi oldu hocamıza. Döner dönmez 35 Euro dan bir çift Conti lastikleri hiç düşünmeden taktı. 20 km sonra yağmura yakalandık. Yatılı Veterinerlik Lisesi’nin güvenlik kulübesine yağmurdan korunmak için girdik ve sobanın üzerinde demlediği çaydan ikram etti bize içerisindeki güvenlikçi arkadaş. Ne garip ki adam elinde kumanda TV de sabah yayınlanan kadın programlarını pür dikkat seyrediyordu. Yüzümüze bile bakmadı. Ne illet şey şu televizyon insanlığını yitirtmiş resmen adama. Her gün kulübesine rengarenk kıyafetlerde bir sürü adam uğruyor ya TV deki kadınların abuk tartışmaları daha önemli meseleydi ve bizle konuşmaya gerek duymadı sanırım. Yağmur dindikten sonra ayakkabılara poşet geçirip tekrar yoldayız.
    Yol çok rampalı denemez ama hafif iniş ve çıkışlarla eğlenceli. Kamyoncu lokantası olan bir lokantada grubun toplanmasını bekledikten sonra Hasan abi yakın bir köye Cuma namazına gitti ve bizlerde yola devam ettik. Hasan abi nede olsa hızlı adam. Aradaki farkı akşam olmadan kapatırdı.
    [​IMG]
    Van gölünün uç tarafından İran Doğubeyazıt yönüne döndükten sonra yol daha eğlenceli hale geldi. Yönümüz yine karı dağlara doğru. Bitlis te olduğu gibi karlı zeminlerin üzerine çıkacak gibi görünüyoruz.

    Yolda antika arabaları ile Dünya turuna çıkmış Hollandalılarla karşılaşıyoruz. İran'a oradanda Pakistan, Hindistanı geçerek Çine gitmeyi planlıyorlarmış.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Muradiye şelalesinde Öğle yemeği ve arka grubu beklemek için mola veriyoruz.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Hatırlayanlar vardır belki geçen sene Van’da tecavüze uğrayan iki bisikletçi TV lerde haber olmuştu. Olayın vuku bulduğu yerlerden bisiklet ile geçme cesaretini gösterdik ve Muradiye şelalesindeyiz. Kar sularının erimesi ile şelale bulanık ama inanılmaz güçlü akıyor.
    Şiddetli yağmur bekleme süremizi epey uzattı.
    Delta Bisiklet Gökcan’dan aldığım Çaldıranda bir telefonu aradım ve bize kalacak yer konusunda kapalı bir yer yada otel vs bir yer temin edip edemeyeceklerini sordum. Canan hanım sizi bekliyoruz dedikten sonra yola koyuluyoruz. Bulunduğumuz yerde rakım 1750 civarında. Çaldıran ise 2050 olduğunu biliyorduk. Buda yolun rampa olduğunun bir kanıtı.
    Hava bulutlu ve ara sıra yağan yağmur etkisi ile hava gittikçe soğudu.

    !!Arkada pedal basan Hasan abinin pedallara dikkat. "Beton pedal"

    Önlastikten sıçrayan su damlacıkları ayakkabıları ıslatmasım diye alınmış bir tedbir. Ayakkabılara poşet tedbirini Hasan abi biraz farklı uygulamış. Bakınız aşağıdaki resim.
    [​IMG]

    Geçtiğimiz köylerden birinde (ismi yanlış hatırlamıyorsam Çiller) yola fırlayan saldıran köpeklerden pek etkilenmiyorduk ama bu sefer buranın köylüleri köpek tepkisiz olsa bile kendisi saldırması yönünde köpeğe talimat veriyordu. Böyle bir durumda köpeği üzerimize saldırtan çocuğa kızınca arkadan babası ya da abisi elinde kocaman sopasıyla üzerimize yürüdü. Bizden beklemediği tepkiyle karşılaşınca geri adım atmak zorunda kaldı ve çekildi. Bu arada Hilmi hocanın arka lastik patladı. Rekor Hilmi hocanın 6. patlak.
    Big köpeklerden inanılmaz korkuyor köpek saldırmaya başladığında bir pedala basıyor arkasından yetişmek imkansız. Nasıl gidiyor inanamazsınız.
    Çaldıran’a etrafımızda karlı ve gri yollardan gidiyoruz.
    [​IMG]

    Grup halinde yol alamaya çalışıyoruz. Hem kararan hava ve etraftan gelen/gelebilecek etkilere karşı.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Hava sıcaklığı 6 dereceye kadar düştü. Ellerime eldiven dahi giydim. Çaldıran girişinde akşam ezanları okunuyordu. Rakım olarak çok yüksek olduğu için güneş çoktan kaybolmuş ve Çaldıran ovasına değişik bir grilik hakim olmuştu.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Çaldıranda Adnan bey bizi yoldan aldıktan sonra evine misafir etti.
    Muradiye Şelalesinde dinmesini beklediğimiz yağmur buralarda çok daha fazla etkili olmuş. Her yer su göleti.
    Adnan ve Canan çifti sağ olsunlar bizi evlerinde ağırladılar. Şahsen ben çok sıkıldım mahçup oldum. İnsanlara çok yük olduk. Düşünsenize akşamın bir saatinde biri sizi arasın biz geleceğiz desin,(8 kişi) sonra da evine misafir etsin 1 saat içinde inanılmaz lezzetli bir sürü yemek yapsın sonra da evinde yatırsın. Unutulmuş şeyler bunlar. Ama Anadolu hala yaşıyor ve yaşatıyor. Yemek ve çaydan sonra ısrarla biz bir odada yerde matlarımızda yatarız desek de Canan ablamızın içine sinmedi ve odanın birini bize yatakhane olarak tekrardan düzenledi. O ağır yer yataklarını taşırken nasıl mahçup oldum anlatamam. Bizim yardım etmemizi de istemedi. Valla yer yatağında ağır yorgan altında yatmak ne kadar rahattı anlatamam. Canan abla ellerine kollarına sağlık.

    Gün Sonu
    Sıcaklık : 6 C
    Rakım : 2050
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  20. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Selam Gökhan Abi,
    Daha önce gün gün tüm ayrıntılarına kadar okumuştum faaliyetinizi. Ama dayanamadım yine de fotolara baktım.
    Gerçekten çok güzeller.
    Ellerinize sağlık. Paylaşım için teşekkürler...