Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz turu - 3. gün...

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Süleyman Şatır tarafından paylaşıldı.

  1. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz turu...
    3. gün : Ahmediye - Sadak - Gökçedere - Köse

    Birkaç gündür, yaylalardan bahsettiğimiz halde, hala Erzincan ve tren resimlerini yayınlıyor, bir türlü daha ilerilere gidemiyorduk... Cahit, çektikleri resimleri gönderince turun üçüncü gününü bu gece yazmaya ve yayınlamaya karar verdim... Turumuzun birinci ve ikinci günlerini Özcan yazmış, detaylarıyla yazdığı yazıda bizleri Ahmediye köyüne kadar götürmüştü... Onun kaldığı yerden ben devam ediyorum...

    Ahmediye köyünde muhtarla görüştüğümüzde, burasının aslında Ahmediye köyünün yaylası olduğunu anlıyoruz. Burada sadece yazları 2,5-3 ay kalıyorlarmış... Bu arada muhtarın bize biraz kuşkulu baktığını söyleyebilirim... Kamp kurmamız için bize, köyün dışındaki anayola yakın, suyu olan bir yeri öneriyor ve bizden kurtuluyor...

    Akşam yemeği için yiyecek birşeyler alabileceğimiz bakkal gibi bir yer yok. Muhtar, 'Köyde herkesin kendisine göre yiyeceği' var diyor... Ekmek bile bulamıyoruz... Çaresiz tarif ettiği yere gidiyoruz. Zifiri karanlıkta, bisikletlerimizin ışıklarıyla çadırlarımızı kuruyoruz.

    Gökyüzüne bakıyorum; yıldızları tutacakmış kadar yakın görüyorum. Samanyolu, bütün güzelliğiyle karşımda... Hepimiz bu güzellik karşısında büyüleniyoruz. Ama, hepimiz çok yorgunuz... Arkadaşlarıma erkenden uyuyalım, sabah kalkabildiğimiz kadar erken kalkıp, Kelkit'e gidelim, kahvaltıyı orada yaparız diyorum... Trende de fazla uyuyamadığımız için, herkes çadırında kayboluyor...

    [​IMG]

    Sabah 07:30'da herkes ayaklanıyor... Ama çadırları ve çantaları toplamak bir saati buluyor. Yanımızda yiyecek olarak, İstanbul'da yollarda bize enerji vermesi için hazırladığımız, kuru siyah üzüm, kayısı kurusu, fındık ve cevizden oluşan çerezlerimizden başka bir şey yok... Avuç avuç çöpleniyoruz. Yola çıktığımızda ise, saat 09:00 olmuştu bile...

    [​IMG]

    Yolun Kelkit'e kadar düz ve zaman zaman iniş olduğunu Serkan'dan öğrenmiştik. Biz dün akşam 74 km'lik yolun Ahmediye köyüne kadar 30 km'sini gelmiş olduğumuzdan, yaklaşık 44 km'lik bir yolumuz var demekti... Gerçekten düzgün, asfalt yolda zaman zaman hızlı inişler yaparak yol alıyoruz... Ancak, bir süre ilerledikten sonra yol inşaatı ile karşılaşıyoruz.

    Önce bir süre mıcır dökülmüş yolda biraz ilerledikten sonra daha kötüsüyle karşılaşıyoruz. Biraz önceki mıcırların üstüne, geldiğimiz noktadan itibaren yeni zift dökülmüş olduğunu görüyoruz... Karayollarından gelen zift kamyonları hala oradalar ve bize yavaş gitmemizi söylüyorlar. Ne kadar yavaş gitsek, ne kadar yolun kenarına sokulsak da, bisikletlerimiz, bacaklarımız, ayakkabılarımız, çoraplarımız, çadırlarımız, matlarımız, bagaj çantalarımız zifte bulanıyor.

    En büyük zararı da Özcan görüyor... Bu turda geceleri giymek için almış olduğu çok pahalı Salewa marka uzun paçalı iç giysisi, sabah yola çıkmadan yıkayıp, bisikletinin arkasına kurusun diye astığı için, farkına varıncaya kadar ziftten, siyah puvantiyeli (!) bir modele dönüştü... Bu yolda 5-6 km yol aldıktan sonra, zift belasından kurtulduk...

    Artık temiz bir asfaltta ilerliyoruz... Yolun 20-25 km'lik bölümünü katettik. Yolda Sadak köyü yazılı bir sapakta duruyoruz... Cahit Hoca, bu köyde Satala antik kentinin bulunduğunu ve harabelerin olduğunu söylüyor. Köye girmemizi öneriyor... 2-3 km uzaklıktaki köye gitmeye karar veriyoruz ve anayoldan çıkarak köy yoluna sapıyoruz.

    [​IMG]
    Ziftten bayrağımız bile nasibini almıştı...

    Bu arada ben hala tren yolculuğunun yorgunluğunu atamadığımı düşünüyorum, hava da o kadar sıcak ki... Bunda sabah bir şey yemediğimizin etkisi de var muhakkak... Bir çeşme başında duruyoruz. Özcan, çeşme başında temizlik işlerine girişiyor. Bacaklarına yapışan ziftleri çamur sürerek çıkarıyor. Zaten su bol. Sonra Cahit ve Rahman da bu temizliğe katılıyor. Ben de fırsattan istifade dinleniyorum ve kendime geliyorum. Trende fotoğraf makinamın pilleri tükendiği için Erzincan'dan beri fotoğraf çekemiyordum... Rahman yedek pillerini verince, makinam da canlanıyor...

    Çeşmenin başında yaklaşık bir saat kadar oyalandıktan sonra, Sadak köyüne doğru yola çıkıyoruz... Köyde bakkal varmış. Ahmediye köyünden sonra bizi çok iyi karşılıyorlar. Köy kahvesinde, karpuz, domates, salatalık, üzüm ve helvadan oluşan bir yemek yiyoruz. Havanın çok sıcak olduğunu bahane ederek, yemekten sonra klimalı gibi serin köy kahvesinde dinleniyoruz. Telefonlarımızı şarj etmek istiyoruz ama, elektrik kesiliyor. Bu arada Rahman'ın bir ara sorun yaşadığım vites ayarlarıyla uğraştığını görüyorum. Uzun bir deneme sürüşü yaptıktan sonra, ayarlar tamam diyor... Bakıyorum gerçekten tüm vitesler tıkır tıkır çalışıyor. Teşekkürler Rahman...

    [​IMG]

    Daha turun birinci ve ikinci gününde olduğumuz halde, doğru dürüst yol alamadığımızdan program aksamaya başlıyor. Sadak köyüne kadar 31 km yol yapmışız. Ana yoldan ayrılmasaydık 15-20 km sonra Kelkit'e ulaşmış olacaktık. Tekrar haritaya bakıyoruz. Cahit, Kelkit'i atlayalım, buradan Köse'ye gidelim diyor. Haritada böyle bir yol var ama, stabilize... Hem geldiğimiz yolu anayola kadar geri dönmeyeceğiz, hem de zaman kazanacağız. Soruyoruz, köy kahvesindekiler ikiye bölünüyor; bir kısmı Köse'ye gitmek için anayola geri dönmemiz gerektiğini, Kelkit üzerinden gidilebileceğini söylerken, bir kısmı da devam edersek gidebileceğimizi söylüyorlar...

    [​IMG]
    Sol baştaki köyün bekçisi olduğunu söyleyerek, bize oldukça önemli olduğunu hissettirmeye çalıştı... Diğerleri gibi çökmedi ve bekçi olduğunu bir kez daha vurguladı...

    Birinci sapağı geçin, ikinci sapaktan sola dönün gibi, yolu tarif ederken diğerleriyle de tartışıyorlar. Biz biraz da haritaya güvenerek, tarif edilen toprak yoldan Köse'ye gitmeye karar veriyoruz... Saat 15:30'da köyden ayrılırken, hala kahvedeki tartışma sürüyordu; hayır oradan gidemezler, hayır giderler, hayır o yokuşu çıkamazlar...

    [​IMG]
    Bu yol Bayburt'a gidiyormuş...

    Daha köyden çıktıktan hemen sonra, sola dönmemiz gereken ilk sapaktan tereddüt edip, dönmüyoruz. 2 km kadar ilerledikten sonra, arkamızdan köyden gelen minibüstekiler bizi durduruyorlar ve 'Bu yol Bayburt'a gidiyor' diyerek bizi geri çeviriyorlar... Geri dönüp, sözü edilen sapaktan ilerlemeye başlıyoruz ama, bir sürü sapakla daha karşılaşıyoruz. Hangisinden döneceğimizi, hangisinden dönmeyeceğimizi iyice karıştırıyoruz ve bize en mantıklı gelen sapaktan dönüyoruz.

    [​IMG]
    Gökçedere yakınları... Uzun süre yön belirten bir tabela görmedik ama...

    Sonuçta yanlış yola girerek 10-15 km sonra anayola ulaşacağımıza, anayola paralel giden son derece bozuk bir yoldan 27 km giderek, eski adı Pulur olan Gökçedere'ye geliyoruz. Saate bakıyorum 19:00 olmuş, Ahmediye'den buraya kadar 58,57 km pedal basmışız... Buradan Köse'ye 14 km olduğunu yolun kenarında gördüğümüz bir tabeladan anlıyoruz... Bu arada haritamız olmasına rağmen yolları karıştırmamızın sebebinin, köylerin adlarının değişmiş olmasına bağlıyoruz. Yolda rastladığımız kişiler de, sadece eski adları biliyorlar... Ayrıca haritada olmayan pek çok sapak da bizi şaşırtmıştı...

    [​IMG]

    Zaten bir süre sonra toprak yolda kilometrelerce gitmemize rağmen hiçbir yerleşim yerinin olmadığını görünce Gökçedere'ye doğru gittiğimizi anlamış olduk... Yolu çok uzatmışız ama, 14 km sonra Köse'ye ulaşacağımızı bildiğimiz için seviniyoruz. Hepimiz çok acıktık. Sabahtan beri Sadak köyünde yediğimiz karpuz ve domateslerle pedal basıyoruz...

    [​IMG]
    Antik Satala kenti harabeleri...

    Bu arada antik Satala kentini görmeyi unuttuğumuz aklımıza geliyor... Oysa buralara kadar Satala yüzünden gelmiştik... İnternetten göremediğimiz antik kent için bir fotoğraf buluyorum...

    [​IMG]
    Gökçedere

    [​IMG]

    Şimdi Gökçedere'den sonra toprak yolda 4 km tırmanış yaptıktan sonra, zirveye ulaşacağız, sonra da Köse'ye kadar iniş yapacağız... Doğu Anadolu'da hava neredeyse bir saat erken kararıyor. Zirveye geldiğimizde hava kararmaya başlamıştı bile. Üstelik üşümeye de başladık. Üstümüze daha kalın birşeyler giyiyoruz... Artık Köse'ye kadar iniş yapacağız... Işıklarımızı takıyoruz... Bu arada Özcan, Serkan'ın aradığını ve selam söylediğini söylüyor. Ardından Forum'dan Behçet arıyor. Bunlar bizim için moral oluyor...

    [​IMG]

    [​IMG]

    Toprak yolda hoplaya zıplaya inişe geçiyoruz. Karanlıkta bir köyden geçiyoruz. Daha sonra bu köyün Yuvacık olduğunu öğreniyorum. Ardından Köse'ye giden asfalt yola ulaşıyoruz... 20:30'da da Köse'ye giriyoruz. Bakıyorum 74 km pedal basmışız... Hemen bir lokantaya giriyoruz ve karnımızı doyuruyoruz. Çadır kuracak bir yer bakmadan önce otellere bakalım diyoruz. Köse'de sadece bir otel var; adı da benzetmek gibi olmasın Hicret Oteli... Ama fiyatı uygun, duş alırsak 6 YTL., almazsak 5 YTL... Hemen yerleşiyor ve duşumuzu alıyoruz... Bisikletlerimizi de otelin altındaki aynı kişiye ait olan kahveye bırakıyoruz...

    Ertesi günkü rotamız, Köse Dağı'nı aşarak Gümüşhane ve Torul...

    [​IMG]
    Ahmediye, Sadak Köyü, Gökçedere, Yuvacık, Köse...

    3. gün : Ahmediye - Sadak - Gökçedere (Pulur) - Köse

    Yapılan km : 74.05
    Pedal süresi : 05:33:14
    Ortalama Hız : 13,55
    En yüksek hız : 37,6
     
  2. Kemal Tecimen

    Kemal Tecimen Kıdemli Üye

    Kayıt:
    3 Aralık 2005
    Mesajlar:
    327
    Beğeniler:
    318
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    süleymancığım merhaba gezinizi tamamlayıp istanbula hoşgeldiniz sen yazılarını ara verme güzel ve mütavazi yazılarını ,resimlerini bekliyoruz
     
    Süleyman Şatır bunu beğendi.
  3. Necati Bilgen

    Necati Bilgen Kıdemli Üye

    Kayıt:
    28 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    337
    Beğeniler:
    843
    Şehir:
    Bakırköy, İstanbul
    Seviye:
    Sevgili PEDALŞÖRLER affferin sizlere . Negüzel anılar yaşayanların yaşatması daha güzel. Bende Erzincandan dün sabah keyifli yalnız bir kuşetli tren kompartmanında seyahatle gedim. Bu sabah oğlumun kafesinde gezileri takip ediyorum.Tabiyiki hemen sizleri.Necati Bilgen
     
  4. Özcan

    Özcan Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    4 Aralık 2005
    Mesajlar:
    450
    Beğeniler:
    553
    Seviye:
    Hoş geldiniz Necati amca. Sizler var oldukça içimizdeki spor ve serüven aşkı hiç sönmeyecek.

    Ben de sizi, tek başınıza bisiklet sporu/hobisi adına vermiş olduğunuz emeklerden ötürü tebrik ederim.

    Saygılarımla..
     
  5. memre

    memre Üye

    Kayıt:
    11 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    90
    Beğeniler:
    114
    Şehir:
    İstanbul-Kadıköy
    Seviye:
    harika bir tur.adim adim takip etmek buyuk heyecan ve mutluluk veriyor. simdi hangi kismi eklenmis acaba diye her dakika basi foruma bakar oldum. bu mutlulugu ve paylasimi hissettirdiginiz icin cok tesekkur ederim.
     
    Özcan ve Süleyman Şatır bunu beğendi.
  6. Özcan

    Özcan Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    4 Aralık 2005
    Mesajlar:
    450
    Beğeniler:
    553
    Seviye:
    Kamp yaptığımız yerdeki yıldızların görüntüsü muhteşemdi. Çocukluğumdan beri ilk kez yıldızlara bu kadar yakın hissettim kendimi.

    Ama benzer güzel duyguları zift deryası içinde 10km.lik yolculuk için söyleyemeyeceğim :boese157: En çok da sabahın köründe, uykumdan ödün vererek yıkadığım ve bir dünya para vererek aldığım uzun alt içliğimin, ziftlerden fırlayan kapkara mıcırlarla dolduğunu görünce tek yaptığım şey :eek: üzüntüyle karışık bir gülümsemeydi. Ama o alt içlik günlerce aklımıza geldiğinde bizi güldürmeye yetti :D

    Sadak köyüne sapınca hemen yolun sol tarafında arıcılık yapan bir amcaya, köyde bakkal olup olmadığını sordum. Varmış :cheer: amcayla vedalaşıp kovanların karşısında yolun kenarındaki çeşmeye hücum ettik.

    O ziftler nasıl temizlenecekti :confused: Akşamları yaylalarda yatarken giymek için aldığım zavallı Salewa içliği ziftli mıcırlardan ayıklayıp bir ağacın dalına kuruması için astım. Ama Süleyman abinin de yazdığı gibi beyaz üzerine siyah puantiyeli garip bişey olmuştu :D

    Güzel temizliğimizi yaptık. Çeşmeye bizden sonra gelen, çocukların otlattığı inek sürüsü de bizimle beraber suya doydu. Sadece taytla güneşin altında ve ineklerin yalağında çamur içinde ordan oraya koşuştururken ak saçlı bir amca uzun çizmeleri, şalvarı ve bembeyaz atı ile yanımızdan geçti. Geçerken de uzun uzun süzdü herbirimizi. Sonra tarlalara doğru sürdü atını ve gözden kayboldu.

    Sadak köyüne ilk tırmanan Rahman'dı. Sağolsun bakkal ve kahveyi hemen ayarlamıştı. Zaten ikisi de yanyana ve aynı kişiler işletiyor :D Buradaki bakkaldan aldığımız zeytini saklama kabında iki gün taşıdım. Torul'daki kahvaltımızda zeytinler bitmişti.

    Cahit abi boş durmuyor.. O karpuzların tadı hala damağımda. Ne bereketliydi mübarek, dört kişi bitiremedik..
    [​IMG]

    Bizim için yeni çay demlenirken ve dinlenirken..
    [​IMG]

    Çatır sıcak bir yandan, yemek üstü rehavet bir yandan bir türlü çıkmak istemiyoruz o serin kahveden. Bu arada Rahman ile birlikte Süleyman abinin bisikleti üzerinde çalışıyoruz. Vites ayarlarıyla baya oynadık :D

    Köyden yeni ayrılmışız. Toprak yol çok keyifli..

    Rahman Karataş
    [​IMG]

    Cahit Turhan
    [​IMG]

    Süleyman Şatır
    [​IMG]

    Harabe ararken harab olan bizler. O minibüsten sonra gördüğümüz tek arabaya yol soruyoruz. Bu bir aile ve İstanbul'da ikamet ediyorlarmış. Amca o yakınlarda bir köyden. Ben amcanın oğlu ve teyzeyle muhabbet ederken. Bizimkiler de elde haritalar amcayla sıkı bir yol pazarlığı içinde. Amca oğlu şöyle diyor; "-siz babama bakmayın, o buraları pek bilmez. sizi kandırıp yolunuzu bizim köye bile düşürebilir. ne de olsa biz sizden önce gidecez ya köye, işte köy kahvesinde otururken sizi gösterip; bunlar kaybolduydu, ben yol tarif ettim diye hava bile atabilir." :7: :7: öyle bir pazarlık işte :D

    Yol pazarlığı sürerken kendimi kurtarıp gölgeye kaçtım.
    [​IMG]

    Abilerimizin önce gölgeyi ve ardından doğru yolu bulduğu an :in:
    [​IMG]

    Arizona çölleri gibi yerlerdeyiz. Nerde bu Gökçedere ?? Daha Köse'ye gideceğiz :rolleyes:

    Bir yaylaya tırmanırken, yol sorduğumuz arıcılar..
    [​IMG]

    Ufak zirve sevinci.. Buradaki rakımı hatırlayamadım.. Süleyman abi veya Cahit abide muhakkak vardır :rolleyes: Gölgesi var, suyu var.. Yeter kamp yapın diye dürten bi ses var :D I-ıh yola devam :eek:
    [​IMG]

    Yayla zirvesi ve biz. Veyaa biz ve zirve :D
    [​IMG]

    Yaylalar yaylalaaar..
    [​IMG]

    Ula uşağum nereye bakaysun :cool:
    [​IMG]

    Böyesine güzel bisiklet arkadaşları ile tanışmama vesile olduğu için :cool: Bisikletforuma atfen..
    [​IMG]

    Yurdumdan renk cümbüşü
    [​IMG]

    Ve son yol soruşumuz Gökçedere'ye az kalmış.. Yol sorduğumuz çoban ve oğulları. Onlarda da bisiklet vardı :p
    [​IMG]

    Cahit abinin Gökçedere'ye 50km/h ile girişi :D
    [​IMG]

    Gökçedere girişi.. Süleyman abi önde ben arkada.. Cahit abi ve Rahman ise merkeze varmışlar bile..
    [​IMG]

    Eski ismi ile Pulur, yeni ismi ile Gökçedere.. Buraya bira deyineyim. Meydana vardık.. Heryer arnavutkaldırımı, ama ne bir selam ne de selam alan :eek: Selam verdiğim bir iki adamın cevabı "-oOo sizde euro boldur!" töbe töbeeee

    800 yıllık camisi varmış, onu bile resimlemeden, hemen ufak ufak pedallıyoruz buradan. 10dk.lık molada yaptığımız tek şey, meydandaki bakkaldan birer maden suyu içmek ve tuz kaybının önüne geçebilmek için de tuzlu bisküvi almak. Caminin biraz yanından geçip gittik ve yine rampa çıkmaya başladık. :eek:

    Arizona iklimine devam. in cin top da oynamıyor buralarda :7:..
    [​IMG]

    Karanlıklar içinde iki sağlam bisikletör :in:
    [​IMG]

    bisikletör nedir ? = bisiklette aşmıştır. aynı terminatör gibidir. geçtiği yerlerde asfalt erir, dağ/taş yarılır.. :04: pedala basması yeter, bisikletördeki karizma ve aurasından pedal kendiliğinden dönmeye başlar.. uçar gider.. yani çok sağlam binici demektir bisikletör :7:

    ha buralarda önce serkan sonrasında ise behçet kardeşim cepten meraba demişti.. hepimize çok moral olmuştu.. ara sıra arkadaşlarımızı arayalım, hal hatır soralım. çok zor durumlarda inanın büyük moral oluyor :in: tekrar teşekkürler
    [​IMG]

    bu ise güneş batmadan önceki son manzara
    [​IMG]

    Süleyman abi, yazın muhteşem olmuş. Evde bilgisayar olmadığı için senin kadar geniş bir zamanda yazamıyorum. İş yerimde fırsat oldukça.. On tane resmi bir günde ekliyorum buraya. Teknik verilerle ve takibi kolay anlatımınla makalelerinin devamını diliyorum..
     
  7. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Cahit'in gönderdiği, yükselti grafiği :

    [​IMG]
    Ahmediye'den Sadak köyüne kadar olan yükselti...

    [​IMG]
    Sadak köyünden Köse'ye kadar olan yükselti...
     
    Özcan bunu beğendi.
  8. makrobjektif

    makrobjektif Aktif Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2006
    Mesajlar:
    193
    Beğeniler:
    35
    Şehir:
    lüleburgaz
    Seviye:
    merhaba
    harika bir başlangıc gözlerinize saglık