Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Çöp

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında Karakartal Platton tarafından paylaşıldı.

  1. Karakartal Platton

    Karakartal Platton Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    31 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    763
    Beğeniler:
    180
    Seviye:
    ÇÖP DEYİP GEÇME!
    İSTANBUL VE ÇÖP SORUNU

    Çöp kelimesi; kullanıldıktan sonra işi biten, bir işe yaramayan ve atılan, atık maddeler için kullanılmaktadır. İşe yaramaz denilip atılan maddelerin işe tekrar yarayıp yaramayacağını yazı içinde değineceğiz.
    İnsanlık var olduğundan günümüze kadar atık madde üretmiş, üretmek zorunda kalmıştır. İnsanların doğal maddeleri kullanımda yarattıkları ve günümüzde kendi yaşam şartlarını tehdit edecek boyutlara ulaşan ve doğal döngülere uygun olmayan atıklar üzerine İstanbul somutu bağlamında değineceğiz.
    İnsanlar tarafından yaratılan çöpü, ev çöpü ve endüstri çöpü olarak iki gruba ayırabiliriz. Bu çöpleri; niteliklerine göre doğal dengeleri bozan ya da dönüşümsüz atık maddeler, dönüşümlü atık maddeler biçimde alt gruplara da ayırabiliriz.. Bu yazıda esas olarak ev çöpü üzerinde duracağız.
    Çöp, hava kirlenmesi ve iklim değişiminde olduğu gibi niteliksel sınırını, kapitalizmin emperyalizme geçişinde yaşadı. Çöp emperyalizm çağında niteliksel olarak doğal yaratılan ve doğal döngüler içinde işleve sahip çöp olmaktan çıktı ve tüketim toplumunun vazgeçilmez müzmin hastalığı boyutlarına ulaştı.
    Emperyalizmle beraber önce çöpün boyutları, emperyalizm öncesi toplumlarla karşılaştırılamayack ölçüde büyüdü. Bunun nedeni bir yanda üretim tekniğindeki muazzam gelişme, bu üretim tekniğinin toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için değil, pazar için, üretim için kullanılmasıydı. Aşırı üretim, ürünleri pazarlama amacıyla ambalajın ürünün kaçınılmaz parçası olarak devreye girmesi, muazzam boyutlarda atık maddeyi, çöpü kaçınılmaz olarak doğurdu.
    İstanbul gibi Türkiye'nin en büyük şehrinde yaşanılan sorunlardan biri de çöp sorunudur. İstanbul gibi "bir dünya şehri"nin nüfusunu tam olarak bilmek mümkün değil. Son nüfus sayımında çıkan rakam 12 milyon civarındaydı. Oysa gerçek nüfusun bu rakamın çok çok üstünde olduğu biliniyor.
    Evlerden, lokantalardan, bakkallardan, büfelerden vb. çıkan atıklar ayrımsız çöpe atılıyor. Ev çöpü; yemek artıkları, kağıt, plastik, alüminyum, cam vb. atıklar birlikte çöp konteynerine atılmaktadır. İstanbul'da hemen hemen her yerde çöp konteyneri de yok. Konteyner olan yerlerde çöpler konteynere atılmakta, olmayan yerlerde gelişi güzel sokak kenarlarına, cadde kenarlarına bırakılmaktadır.
    Çöpleri/atıkları Belediyelere ait çöp kamyonları toplamakta, bu çöpler İstanbul genelinde belirlenen çöp toplama merkezlerine bırakılmaktadır. 1998 yılına kadar toplanan çöpler, İstanbul'da Anadolu yakasında, Ümraniye-Hekimbaşı, Avrupa yakasında Kemerburgaz'da belirlenen açık hava çöp sahalarına atılıyordu. Yıllar önce Hekimbaşı çöplüğünde bir facia yaşanmıştı. Hekimbaşı çöplüğünde yığılan çöp dağları altında toplanan metan gazının patlaması ile tonlarca çöp, yakında bulunan evlerin üzerini kaplamış, insanlar ölmüştü.
    Şimdi ise toplanan çöpler çöp aktarma istasyonlarına bırakılıyor. İstanbul'da 5 yerde bu tür istasyonlar var. Bunlar: Baruthane, Yenibosna, Halkalı, Ümraniye-Hekimbaşı ve Tuzla Aydınlıköy'de bulunuyor.
    Bu istasyonlarda preslenen çöpler, tekrar kamyonlarla belirlenen çöp depolama alanlarına bırakılıyor. İstanbul'da iki çöp depolama alanı var. Bunlar, Avrupa yakası için, Kemerburgaz-Göktürk Odayeri, Anadolu yakası için Şile Kömürcüoda'dır. Eski, kullanılmayan maden ocaklarına preslenerek atılan çöpler üzerleri toprakla kapatılarak "yeşil alan" haline getiriliyor. Yeraltında biriken metan gazının çıkması için, döşenen borular ve bacalar yardımıyla gaz havaya karışıyor.
    Çöp depolama merkezlerine tıbbi atıklar ve tehlikeli sanayi atıklarının alınması güya yasak. Bu yasağın ne kadar işlediği ise hem insan sağlığı, hem de çevreye verilen önemden açığa çıkıyor. Yer yer atılmaması gereken tıbbi atıkların depolama alanlarına atıldığı biliniyor.
    Tıbbi atıklar belediyeye ait Tıbbi Atık Yakma tesisinde yakılıyor. Yakma sonucu oluşan çeşitli gazlar havaya karışıyor. Bu yöntemle tıbbi atıkların tamamen yakılıp ortadan kaldırılması mümkün değil. Sadece atıkların hacmi ve kütlesi azalıyor. Yakma sonucu oluşan bu atıklar da özel bir alanda depolanmıyor. Diğer çöplerle beraber depolanıyor.
    İstanbul'da bir günde 8 bin 750 ton çöp üretiliyor. Bu rakam 2000 yılının temmuz ayına ait bir rakam. O günde ve bugünde gerçek çöp miktarının çok daha fazla olduğu bilinmelidir.
    İstanbul'da bazı ilçelerin günlük çöp miktarı (ton) şöyle:

    Avcılar

    200
    Esenler

    280
    K.Çekmece

    570
    Bayrampaşa

    200
    Gaziosmanpaşa

    320
    Bahçelievler

    440
    Bağcılar

    400
    Fatih

    350
    Güngören

    300
    Bakırköy

    270
    Eminönü

    220
    Zeytinburnu

    210
    Kadıköy

    720
    Ümraniye

    230
    Beykoz

    130
    Üsküdar

    450
    Maltepe

    280
    Kartal

    260
    Pendik

    280


    (28 Temmuz 2000, Hürriyet, İstanbul eki)
    İstanbul'da atıkların ayrımsız aynı çöp yerlerine atıldığını belirtmiştik. Adına reycling denilen çöpleri ayrıştırarak atma durumu konusunda insanlarda oluşmuş ne bir bilinç ne de bunu yapmak için gerekli altyapı var. İstanbul'un genelinde bir kaç yerde -onlarda zenginlerin oturduğu belli yerlerdir- kağıt atıklar için, cam atıkları için konteynerler bulunuyor. Haksızlık etmemek için bazı ilçe merkezlerinde direklere iliştirilmiş bir-kaç atık pil kutularının da olduğunu bu arada belirtelim.
    Yemek atıkları için ayrı, kağıt, karton için ayrı, camlar için ayrı, plastik atıklar için ayrı, alüminyum atıklar için ayrı konteynerler olmadığı yerde, bütün bunlar bir konteynere atılıyor.
    Çöplerin ayrıştırılamadığı yerde devreye doğal ayıklayıcılar giriyor. Sokaklarda çöpleri sadece kedi ve köpekler karıştırmıyor. Çöpten bulabildiklerini satarak geçinen insanlar da var. Kağıt toplayıcılar, çöplerden kağıtları toplayarak, kağıt alıcılarına satıyorlar. Plastik toplayıcılar, plastik atıkları toplayıp satıyor. Amüminyum toplayıcıları, cam toplayıcıları keza aynı işi yapıyor.
    Belediye'nin görevini, evet devlete ait olan bir işi İstanbul'da ve ülke genelinde bunu geçim kapısı olarak gören insanlar yapıyor.
    Ne yapmalı, nasıl yapmalı?
    Çöpün ya da atık maddenin olmadığı bir dünya mümkün değil. İnsanlar varoldukları sürece, yaşamak için, kendilerini yeniden üretmek için, yemek, içmek, beslenmek zorundadırlar. Önemli olan bu sorunun hangi bakış açısıyla ve nasıl çözüldüğüdür. İstanbul somutunda bu sorunun nasıl çözülemediğini gördük.

    Günümüzde toplum ve çevreyi tehdit eder hale gelen çöp sorununun çözülmesi için önerilerimizi şöyle sıralayabiliriz:

    * Ayrıştırma.
    Gelişi güzel çöpler aynı yere atılamaz. Atılan çöpler içinde yeniden işlendiğinde kullanılabilir çöpler de var. Yemek atıkları ayrı toplanmalıdır. Bu atıklar işlendikten sonra gübre haline gelmesi ve gübre olarak kullanılması mümkündür.
    Kağıtlar, kartonlar ayrı toplanmalıdır.. Toplanan kağıtların yeniden işlenerek kağıt olarak tekrar kullanılması mümkündür. Böylece yeni yeni ağaçların kesilmesi önlemiş olur. Cam atıkları ayrı toplanmalı, bu atıklardan yeniden cam yapılabilir. Plastik, örneğin su için ve gereksiz ürünler için üretilmesi yasaklanmalıdır. Hele yaz günleri ortalık pınar, şaşal, hayat damgalı plastik su şişelerinden geçilmez oluyor!! Alüminyumum tekrar geri kazınılması mümkündür. Bunun için de bu atıkların da ayrı toplanması gerekiyor.
    Ayrıştırma yönteminin uygulanabilinmesi için gerekli altyapı -her atık için ayrı konteyner, her noktada olmalı- oluşturulmalı, toplum bu bilinçle eğitilmelidir. Ayrıca doğanın kendi döngüsü içinde eritemediği plastik, alüminyum gibi maddelerin üretilmesi zorunlu değilse, üretilmemeli, ağırlık geri dönüşümü mümkün olan, doğayı kirletmeyen maddelere verilmelidir.
    * Atık yakma yasaklanmalıdır!
    Atık yakmanın avantajları var. Yakma işlemi sırasında oluşan ısı enerjisinden elektirik üretme, yakma sonucu atıkların hacminin ve kütlesinin azalması sonucu atıkların depolanmasının kolaylaşması gibi. Fakat yakma sonucu havaya ve suya yeni zehirler karışmaktadır. Yakılan atıklar içinde bulunan çeşitli zehirli gazlar havaya, suya karışarak insan sağlığını tehdit eder hale gelmektedir.
    * Doğal ambalajlama
    Bu sistemde üretilen ürünlerin satılması için, tüketimin sağlanması için cicili, bicili geri dönüşümü mümkün olmayan, çöp dağlarını artıran ambalajlama yapılıyor. Hatta yer yer bir ürünün ambalajı içindeki üründen fazladır. Mesela eskiden şişeler içinde -şişe hala var- satılan süt ve ev ev dolaşarak seyyarlar aracılığıyla litre hesabıyla kaplara aktarılan süt, günümüzde üç katlı -karton, alüminyum, plastik- kartonajlarda satılıyor. Ya da yoğurt, eskiden bakkallarda kilo hesabıyla kaba aktarılarak satın alınırdı. Şimdi Pınar, Mis, Tikveşli, SEK damgalı yoğurtlar, geri dönüşümü mümkün olmayan özel ambalajlar içinde satılıyor. Daha fazla kâr için, pazar için yapılan üretimin sonucu çöp dağları giderek artmıştır.
    Yıllardan bu yana belediyeler çöp vergisi adı altında, her konuttan, her ticari işletmeden vergi/haraç topluyorlar. Bu paralar nereye gidiyor? Ayrıştırma için alt yapı için mi kullanılıyor. Çevrenin ve insanların sağlığını tehdit etmeden mi çöp sorunu çözülüyor? Bu sorulara evet cevabı vermek mümkün değil.
    * İhtiyaca göre üretim.
    Kapitalist sistemde üretimin amacı toplumun ihtiyacı kadar değil, daha fazla kâr içindir. Kâra göre yapılan üretimde, çok daha fazla çöpün olacağı aşikardır. Sosyalizmin çöp bağlamında alternatifi planlı ekonomi ile ihtiyaca göre üretim sonucu çöp dağlarını azaltmak, çöpler içinde ayrıştırma yöntemiyle kullanılabilecek olanın tekrar kullanılması, bunun için yeni tekniklerin geliştirilmesidir.
    Pazar için üretim, tüketim toplumu çöp dağlarını fazlalaştırıyor. Bu düzen çöp dağlarını azaltma yerine, sorunu aktardığımız temelde çözme yerine, çöp dağlarını artırıyor. Bunlar bir de utanmadan 'çöp vergisi' adı altında haraç topluyor!!
    Çöplerin çevrenin ve insanların sağlığını tehdit etmeyecek şekilde çözmenin yolu, sorunun önemini bilince çıkarmak, sorunun bu düzenle düzelmeyeceğinin bilincine varmak, yarattığı çöp dağlarının altına bu düzeni gömmekten geçiyor.
     
    dawson_46 ve t-genc bunu beğendi.
  2. t-genc

    t-genc Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    21 Haziran 2006
    Mesajlar:
    715
    Beğeniler:
    440
    Şehir:
    etiler/istanbul
    Seviye:
    teşekkürler...güzel bir yazı
     
  3. dawson_46

    dawson_46 Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    16 Ekim 2006
    Mesajlar:
    787
    Beğeniler:
    377
    Şehir:
    Kahramanmaraş
    Seviye:
    Bu hassas konu için yapmış olduğunuz ayrıntılı açıklama sebebi ile size çok teşekkür ederim.Gerçekten her konuda her alanda eksik bilgilerimiz var ve bunları sürekli birşeyler öğrenerek azaltabiliriz.Saygılarımla