Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Çıkarız Çıkarız Olmadı İtekleriz (Rize_7.Gün)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında KevSerSeri tarafından paylaşıldı.

  1. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    “Kaldık mı İki Kişi?”

    Dünün yorgnluğu ile yumuşacık yatak birleşince çok güzel uyuduk. Sabah alarmın çalması ile gözlerimi açıyorum ancak gerile gerile bir hal oluyorum ve yatakatan kalkmak istemiyorum. Önce yorgandan iki kolumu çıkarıp arkaya doğru “ıghh” efektiyle birlikte geriliyorum. Sonra yetmeyince bir bacağımı yorgandan çıkarıyorum. Üç vakte kadar tüm vücudu yataktan kaldırmak niyetindeyim.

    Üzerimizi giyindikten sonra kahvaltı için hep birlikte aşağı iniyoruz. Trekkingciler erkenci. Çoğu kahvaltısını yapmış kumanyalarını hazırlamış Amlakit’e gitmek üzere yola çıkmaya hazırlar. Dünden muhabbetimiz olan kişilerle ayak üstü konuşup vedalaşarak kahvaltı masamıza geçiyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]


    Bugün Emre ve Erkut bizden ayrılıyor. Biz ise Pokut için yola çıkacağız. Serkan 2006 yılında Pokut yaylasına çıkmış, o kadar çok beğenmiş ki “hacım görmeni gerçekten çok isterim” diyerek beni destekliyor.

    Hazırlanıp yola çıkmamız yine 1,5 saati buluyor. Çat’tan Şenyuva’ya kadar nerdeyse yolun tamamı iniş. Bizi zorlayacak iki tane rampamız var o da eğiminden değil yolların çok bozuk olması ile alakalı. Zilkale’yi tırmandıktan sonra çok da bir şey kalmayacak. Toşi Pansiyon’un önünde hatıra fotoları çektikten sonra yola çıkıyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Zilkale rampaları.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Şenyuva’ya geldiğimizde dudakları büküp suratları asıyoruz. Maalesef ayrılık vakti. Artık “matarama su koo” yerine mataradan su dökelim su gibi gidesiniz diye Erkutları uğurluyoz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Çat’tan ayrılırken Pokut’u nasıl tırmanacağız, “ah anam vah anam” türküleri çağırırken Toşi’nin sahiplerinden abimiz minibüsün trekkingcilerin eşyalarını Pokut’a götüreceğini söylüyor. Anında gözümüzde bir parlaklık yüzümüzde bir tebessüm oluşuyor. “Ben şoföre söylerim sizi dönüşte alır” diye de ekliyor.

    Trekkingcileri bir minibüs Amlakit yaylasına götürüyor. Kendilerine yetecek kadar yiyecek ve önemli eşyalarını alıp sırt çantalarına atıyorlar. Amlakit’ten henüz Pokut’a araç yolu yok ama patikalar mevcut. Amlakit’te ormanın içinde yürüyerek Pokut yaylasına varacaklar. Diğer minibüs de onların eşyalarını Şenyuva’daki Pokut yol ayrımından yaylaya çıkartacak. Aman bize ne bunlardan demeyin. Bilgi her zaman iyidir. Belli mi olur yarın bir gün yolunuz düşer.

    Şenyuva’daki kahvede oturup birer çay içiyoruz. Sonra ikincileri. Sonra yanına fındık fıstık çıkarıyoruz üçüncü çayları. İnanın çayları peş peşe içmiyoruz. Zaman geçmiyor. Bekliyoruz bekliyoruz ne gelen var ne giden. Sonra Serkan’ın bisikleti alıp yol ayrımına kadar götürüyoruz minibüs gelirse bizi görmeden geçmesin diye. Minibüsler gelip geçtikçe acaba bu mu diye heyecan yapıp kafamızı uzatıyoruz çardaktan dışarı. Bir ara bir minibüs yanaşıyor ve şoförü camdan kafayı çıkartarak şimdi Çamlıhemşin’e gideceğim müsterilerim var ama dönüşte burda olun sizi alacağım diyor. Feri kaçmış gözlerimiz yeniden cıvıl cıvıl parlamaya başlıyor. Hava çok sıcak ve nemli. Ha diyebilirsiniz ki şimdiden çıkmaya başlasanız daha çabuk giderdiniz. Yok öyle bir şey arkadaşlar. Pokut Yaylasını size şöyle tarif edeyim. 300‘lerden 2000 küsürlere çıkıyorsunuz ve bunu sadece 11km’lik yolda dik zigzaglar çizerek yapıyorsunuz. Yolu da oldukça taşlı ve bozuk. Hani binmeyi geçtim bisikletleri itekleyerek götürelim desek ona da ne kol dayanır ne de bilek. O yüzden çaresizce beklemek zorundayız. Siz siz olun Pokut’a yolunuz düşerse size özel minibüs tutalım çıkartalım diyenlere dikkat edin. Biz 4 kişiyken 150 Lira istemişlerdi tabi ki vermedik. Ha çok şükür yine yardımsever birine denk geldik de ücret talep etmeden bizi yukarı çıkartacak. Bisikletle giderseniz gerekli malzemelerinizi yanınıza alıp yürüyerek yaylaya çıkabilirsiniz. Bisikletinizi de oradaki kahveye kilitlersiniz. Ha bisikletin bagajında o kadar çok yük yoksa ve performansınız iyiyse zaten zorlamayla çıkabilirsiniz.

    Şoför gelene kadar biz bisikletleri hazırlayalım bari deyip başlıyoruz sökmeye. Şu tur çantamı çok seviyorum sevmesine de söküp takma olayları biraz insanı bezdiriyor. Bütün malzemeleri ayırıp tek tek kenara diziyoruz. Öğrenci evinden taşınan bir gencin eşyası kadar var neredeyse. Adam geldiğinde bisikletleri aracın üstündeki bagaja üst üste yatay bir şekilde yerleştiriyoruz. Tabi ki Serkan tepeye çıkıyor biz de bisikletleri kaldırıyoruz. Bisikletler hasar görmesin diye ne kadar tulum, mat, çadır gibi yumusaş malzeme varsa aralara sıkıştırıp sonra da kancalı lastiklerle güzelce sabitliyoruz. En iyi yaptığımız şeylerden birisi bagaj sabitlemek. :)

    Araç virajları almak için döndükçe benim başım dönüyor, o dönüyor biz dönüyoruz. Yollara iyice sis çöktü. Araçta Karadeniz türküleri çalıyor ama radyodan. Arada bir yayın kesiliyor o arayı aklımızdan tamamlıyoruz, bazen mırıldanıyor bazen de eşlik ediyoruz. Kimi virajlar o kadar keskin ki transit bile tek seferde dönemeyince geri geri giderek birkaç hamlede virajları alıyor.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Şoför yaylada kamp atacak düzlük olmadığını bizi o yüzden çeşmenin yanındaki boğazda bırakacağını söylüyor. Her zamanki gibi “Allah razı olsun, çok teşekkür ederiz” cümleleriyle vedalaşıyoruz.

    Çantaları boğazdaki yere bir bir taşıyoruz. Kamp kurmasına kuracağız da aşağıdaki kasvetli sisli havadan eser yok. Vakit de oldukça erken. O çöken sis var ya sis artık ayaklarımızın altında. Kampımızı sonra kurarız şimdi hayalimdeki fotoğrafları çekme zamanı diyerek boş bisikletlerle Pokut yaylasına doğru yola çıkıyoruz. Ama önce kamp alanımızın manzarasına bir göz atalım.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Size boğaz kısmını şöyle tarif edeyim. Arkanızı denize yüzünüzü Kaçkarlara döndüğünüzde sağ tarafınızda Sal Yaylası sol tarafınızda Pokut Yaylaıs kalıyor. Boğazdan Pokut’a iki yol gidiyor. İkisi de ormanın içinden birisi patika diğeri araç yolu. Biz eğlenceli olsun diye patika yolu seçiyoruz. Ayakta spd olunca ya aşağıya düşersek korkusu ile pedalları kilitlemeden ilerliyoruz. Pokut’a vardığımızda bizi takip eden sis de yavaş yavaş yaylayı kapatmaya başlıyor.
    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    “Serkaaaaan iyiki gelmişiz, muhteşem bir yermiş Pokut. Bol bol foto çekelim n’olur” deyip yaylayı gezmeye başlıyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    O ara biriyle karşılaşıyoruz. Başta turist zannediyoruz ama o da Türk çıkıyor. Muhammed ile muhabbet edince yanındaki ufaklığın oğlu olduğunu ve eşinin Alman olduğunu söylüyor. İşte budur diyorum. Ağlamadan sıklamadan etrafını keşfetmeye çalışan minik Yunus, uzaktan kontrol eden ama üzerine düşmeyen ebeveynler. Çocukla tatil mi olurmuş evde oturun diyenlere sözüm bakın bakalım naısl oluyormuş. Zorlu yollarda baba sırt çantasının üzerinde oğlunu taşıyor ve yayla yayla gezintiye çıkıyorlar. “İşte Serkan hayalimdeki aile tablosu budur” diyorum. “Sen önce ona göre bi damat bul da hele” diye sataşmaktan geri kalmıyor kendisi.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir senedir bilgisayarımın masaüstünde yer alan foto.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  2. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Ahşap işlemeleri ve kapıdaki değişik metal motifler çok güzel. Bazıları bize matalcilerin kullandığı desenleri anımsatıyor.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yaylanın çiçekleri en güzel renk benimki der gibi yarışıyor.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Böyle muhteşem manzaralı bir mezar da ilk defa görüyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Sal Yaylasına Pokut’tan bakış.
    [​IMG]

    Yunus, hiç korkmadan köpek kulubesinin içine girmiş oturmuş. Köpeğin ağzına ayağını kolunu sokuyor. Azıcık ısırır gibi yaptığında geri çekiliyor ama sonra yeniden boğuşuyor. çocuktaki cesaret bizi şaşkına çeviriyor.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Fotoğraf çekip yaylada zaman geçirdikten sonra haydi bakalım artık çadırı kurmanın zamanı deyip bu sefer araç yolundan boğaz kısmın a dönüyoruz. Boş bisikletleri yere yatırıp ne olur ne olmaz diye birbirine bağlıyoruz. Çadırı kurup gerekli malzemeleri içine attıktan sonra akşam yemeğine ne yesek acaba diye düşünüyoruz.

    Sis iyice etrafımızı sardı. Çadırı kurana kadar iki dakikada minicik değişik sineklerin istilasına uğruyorum. Sağ olsun onlar da üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getiriyor ve elim benek benek şişiyor.

    Trekist grubu akşam Pokut Yaylasında olacak. Serkan oradakilere gelebilirsek yanınıza uğrarız demiş. Yanımızda ton balığı var ama akşam yemeği için Sal yaylasına gidelim diyoruz. Hani bulabilirsek bir sıcak su falan kahve, çay içeriz.

    Kafa lambalarını ve ön farları aldık, karanlıkta patikayı da bulduk. Işık gördüğümüz tarafa doğru kaydık. İnsan sesi duyunca;

    Selamunaleykum amca,
    Ve aleykumselam,
    Buralarda pansiyon gibi bir şey var mı?
    Şu ışığı geçince sola dönün.
    Sağolasın iyi akşamlar.

    Zor da olsa pansiyonu bulduk. Karşımıza Hatice Abla çıkıyor. Birazcık ekmek ve sıcak bir şeyler aradığımızı söylüyoruz. Bizi mutfak kısmına davet ediyor. Akşamda kalan biraz çorba ve pilav var. Yanına bir güzel de yoğurt ekliyor. Ezogelin çorbası o kadar güzel olmuş ki içmeye doyamıyoruz. Serkan’ın iştahı pek yerinde değil neredeyse pilava hiç dokunmuyor. Bir de ocağa su koyup kaynatıyoruz. Üçü bir arada kahvelerimizi de içtik mi kendimize geliyoruz. Hatice Abla çok cana yakın ve samimi. Bizi alt kata davet ediyor göstermek için. Büyük gruplar geldiği zaman burada ağırlıyorlarmış. Salmacera’nın bir de yeni ajandası var. Yolculuğunuz hakkında kısaca anılarınızı yazar mısınız diyor. Henüz ajanda tertemiz. İlk sayfayı açıyorum heyecanla. Ne yazsam ki diye düşünürken sayfanın bittiğini fark ederek sözlerime son veriyorum.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Meraklısı için işte notlarımız;
    [​IMG]

    Hatice Abla ne yediniz ki sanki diyerek bizden ücret bile talep etmiyor. Israr ediyoruz ama para almayınca teşekkür ederek oradan ayrılıyoruz.

    Gece saat 10 gelirken oradan ayrılıyor ve çadırın yanına gidiyoruz.

    Hacım Pokut’a gidelim mi?
    Valla Serkan hiç canım istemiyor.
    Gideriz dedik ama şimdi ayıp olmaz mı?
    Valla ben öyle bir şey demedim. Şurada sessizliğin tadını çıkarsak da adam akıllı uyusak olmaz mı?
    Gel, gel gidelim biz.
    Ya sen tek git o zaman merak etme ben korkmam uyurum burada.
    Yok olmaz öyle şey seni burada bırakamam. Kızım 2006’da bizim çadırları tam burada yaban domuzları bastı. Konserve kutularını ağzılarıyal top yapmışlardı.
    Tamam biliyorum o olayı. Bir şey olmaz ya sen git.

    Derken kankamın ısrarlarına dayanamayıp onu kırmamak için “e hadi gidelim bari” diyorum. Azıcık ileriyoruz, sisten hiçbir şey görülmüyor. Serkan’ın bi kafasında bi elinde ışık var benim ise tek kafa lambam var. Orman sınırına yaklaşıyoruz yaklaşıyoruz ve patika yola giriyoruz. Çamların rengi oldukça siyah 10 metre ötesi ise sisten görülmüyor. Azıcık daha ileriyoruz,

    Şşş Kevser bi ses duydun mu?
    Yoo duymadım.
    Şş dur dur bak sese bak.
    Ya Serkan ben bir şey duymuyorum, yürü hadi.
    Yok hacım yok hiç mantıklı değil. Burada ayı, kurt, yaban domuzu ne ararsan var. Geri dönelim.
    Ya Serkan saçmalama bir şey olmaz azıcık yol. O kadar kalktık hazırlandık hadi yürü.
    Yok yok hiç mantıklı değil ben vazgeçtim gitmekten.
    Aman yaa.

    Çadırın yanına tekrar dönüyoruz. Yaban domuzları gelmesin diye buldugumuz bir kütüğü yakalım sabaha kadar yabanileri bizden uzak tutsun diyoruz. Sis çökünce kütük çok ıslanmış. Ayrıca daha önceden yanmış olan kütüğü yakmaya çalışıyoruz. Bir türlü beceremeyince bendeki kolonyayı getirip kütüğün üzerine döküyorum. Biraz tutuşur gibi oluyor ama sönmek üzereyken Serkan bende yamanacak lastik vardı deyip onu getiriyor. Onu de kesip kesip aralara sıkıştırıyoruz. Arada yelleyip yelleyip ateşin harını yükseltmeye çalışıoruz. Neyseki biraz daha yanıyor. Bu bizi 2-3 saat götürür deyip geçiyoruz çadıra.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Diş fırçala, lens çıkart derken yine zaman geçiyor. Çadıra girdiğimde ise henüz uykumun gelmediğini fark ediyorum. Serkan kafayı koyar koymaz uyuyakalıyor. Ben de SLR’ı kabından çıkartıp bugün çektiğimiz fotoğraflara bakıyorum. Aa ooo ne güzel diye bakarken makine o kadar ağır ki kollarımın dermanı kalmayınca karnıma düşüyor. Tekrar kaldırıp tekrar bakıyorum, sonra yine düşüyor. Tıpkı Tv’de film izlerken uykunuzun gelmesi gibi. Hepsini tamamladıktan sonra makineyi kaldırıp ben de uyuyorum.

    Belki de şimdiye kadar kamplarda uyuduğum en güzel uykuydu. Neden mi? Yanımda horlayan yok, akan derenin gürültüsü yok, saat sesi yok ve en önemlisi insan gürültüsü yok. Normalde uykum ağır olmasına rağmen çadırda kalırken tedirgin uyumanın verdiği rahatsızlıkla uykum en küçük çıtırtıya duyarlı hale geliyor ve bu da benim için büyük sorun teşkil ediyor. Genelde 3-4 saatlik uykularla turlara devam etmek bazen çok yorucu olabiliyor. 

    Burayı çok sevdim, her şey çok güzel. Bakalım sabah bizi neler bekliyor olacak? Yarın görüşmek dileğiyle hoşça kalın efendim.

    Tur Bilgileri

    30 Temmuz 2010 Cuma

    Çat - Şenyuva - Pokut Yaylası

    Çat - Şenyuva: 18km bisikletle
    Şenyuva - Pokut Yaylası: 11km minibüsle
     
  3. Ömer Faruk MUMCUOĞLU

    Ömer Faruk MUMCUOĞLU Onursal Üye

    Kayıt:
    14 Ekim 2009
    Mesajlar:
    1.676
    Beğeniler:
    1.936
    Şehir:
    İSTANBUL
    Adı:
    Ömer Faruk Mumcuoğlu
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    tüm turunuz boyunca yaşadıklarınızı öyle güzel aksetmişsiniz ki sizin ile beraber gezip-görmüş olduk, muhteşem kareler güzelliği ile heyecanı zirveye çıkartıp içine çekmiş insanı, eminim bu turunuzdan sonra bir çok kişi bu güzergahta tur düzenleyecektir.Elinize ayağınıza sağlık.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  4. Necati Bilgen

    Necati Bilgen Kıdemli Üye

    Kayıt:
    28 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    337
    Beğeniler:
    843
    Şehir:
    Bakırköy, İstanbul
    Seviye:
    Eveeett yedinci günde harikaydı hele o sisin ayaklar seviyesinde olması,yekpare pamuk gibi görünüşü çok güzel.Bu güzellikleri görmek için oralarda olmak o anları yaşamakda güzel.Zorluklara da değer.Tekrar teşekkürler
    İnsan yahu benim buralarda ne işiim var diyebiliyormu? hiç pişmanlık duyuyormu?
    Aslaaa,aslaa öyle değilmi Kevserciğim.Ayaklarınıza,ellerinize sağlık.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  5. Cüneyt HOCAOĞLU

    Cüneyt HOCAOĞLU Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Mart 2011
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    1.498
    Şehir:
    Ankara/Eryaman
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Harika turunuzu satır satır okudum, resimler, yazılar herşey çok güzel ayaklarınıza ve yüreklerinze sağlık.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  6. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Aynen oyle oldu. Her sene Karadeniz`e tura cikmak isteyen insan sayisi artiyor ve gittigimiz guzergahlar icin bize danisiyorlar.

    Memlekete ilk dondugumuzde benim ne isim var burada diye sormuyro degiliz ancak insanin evinde olmasi da guzel. O sineklere bir hafta zor dayandim tum vucudumu sisirdiler. Demek orada yasasam kasinmaktan kesin uyuz olurdum. :))
     
  7. Genç Osman Bircan

    Genç Osman Bircan Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    18 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    486
    Beğeniler:
    702
    Şehir:
    MALATYA
    Seviye:
    Turun 7. günü ve hala pc başında ayrılmış değilim sizi takip etmeye devam ediyorum.İki arkadaşınız aranızdan ayrılmış ve tura iki kişi devam ediyorsunuz, çektiğiniz fotolar muhteşem, Pokut yaylası bir harika. 7. günün gecesinde deliksiz bir uyku çekmenize sevindim.Malatya Bisiklet Topluluğunda bol bol selamlar sizi izlemeye devam ediyorum.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  8. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Merhaba Osman Bey,

    Acikca soylemeliyim ki azminize hayran kaldim. Tum seriyi bir gunde bitirmissiniz. Takdir ediyorum cunku cogunluk fotograflara bakip okumaktan acizken siz tum seriyi bir gunde hatmetmissiniz.

    Daha cok okumali Turkiyem, daha cok sevdirmeliyiz okumayi genclere.

    Tesekkurler.

    Ankara`dan sevgiler…
     
    Genç Osman Bircan bunu beğendi.
  9. Furkan Demir

    Furkan Demir Aktif Üye

    Kayıt:
    27 Haziran 2011
    Mesajlar:
    110
    Beğeniler:
    262
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    ayaklarınıza sağlık
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  10. SerkanNamazcı

    SerkanNamazcı Onursal Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1.625
    Beğeniler:
    1.655
    Şehir:
    Giresun/Görele
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Abuu!!! ben buna yorum yapmamışmıyım yahu...
    Gezinin serisi zaten muhteşem'de ürkütücü sesler de benide ürtertiyor :) birde günlük tutmak cok güzel bir şey fakat benim yazım kötü olduğundan kendi yazımı bile okuyamadığım kısımlarda olmuyor değil hani :)
    fakat nasıl yazıyorsam bilmiyorum..
    Ekibi kutluyorum..
    1 nefes bile çekmek orada altından daha değerlidir.
    kıymetini bilene.
     
  11. Vedat METİN

    Vedat METİN Kıdemli Üye

    Kayıt:
    22 Ekim 2011
    Mesajlar:
    237
    Beğeniler:
    118
    Şehir:
    İstanbul / Büyükçekmece
    Seviye:
    Ayaklarınıza sağlık.Resimlere baktıkça ve yazılarınızı satır satır okuyunca bisiklete atlayıp yola çıkmak geldi içimden.Çok güzel yerler gezmişsiniz,görmüşsünüz vede o kadar güzel burada paylaşmışsınızki bende sanki sizlerle gelmiş gibi hissettim kendimi.
     
  12. ulaş kaya

    ulaş kaya Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    6 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    552
    Beğeniler:
    336
    Şehir:
    Karaman
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    Tebrikler o pedallara basan ayaklarınıza ve gönüllerinize sağlık.