Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Çıkarız Çıkarız Olmadı İtekleriz (Rize_6.Gün)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında KevSerSeri tarafından paylaşıldı.

  1. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    "Geldi Bi Kara Duman Dağlarin Arasina"

    Video Klip icin tiklayiniz.



    Sabah 7:30’da kalkıyoruz. Yine erkenciyiz ama bakalım çıkışımız kaçı bulacak? Çadırdan şöyle bir kafamı çıkarıp dışarı bakıyorum. Gördüğüm manzara beni benden alıyor.
    [​IMG]

    Akciğerlerimi patlatırcasına derin bir nefes alıyorum. Tutmakta zorlanınca bırakıp tekrar içime çekiyorum. Gece, yaban domuzları ve ayılar için arada sırada silah sesi gibi etk’ yaratan patlama seslerine sıçrayarak uyansam da uykumu almış bir şekilde çadırdan çıkıyorum. Tabi yine “hişt pişt hadi kalkın hadi” diye bağırarak.


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Elimizi yüzümüzü yıkadıktan sonra muhteşem manzaralı kahvaltı masasına oturuyoruz. Menümüzde cam kavanozda krem çikolata bile var. Bu kadar da keyif düşkünü olunmaz ki canım. Serkan günlerdir çantasında bu kavanozu taşıyormuş. Güzelce açıp masaya koyuyoruz. Yanına peynir, zeytin, ekmek her şey hazır çayın dışında. Çay demlenene kadar ben biraz foto çekeyim deyip uzaklaşıyorum. Kısa bir zaman sonra “çay geldi hadi Kevser” diye sesleniyorlar. Muhabbetler, çay, kahvaltı her şey muhteşem. Keyfimiz oldukça yerinde. Erkut’un elindeki son ekmek parçasını kapıp üzerine çikolata sürdüğümde moralinin nasıl alt üst olduğunu saymazsak hahaha :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    İçeride teyzem tereyağ yapıyor. “Bu yöntemi daha önce hiç görmemiştim” deyip izlemeye başlıyorum. Önceden sütü kaymak makinesinden geçiriyorlar. İyice süzüldükten sonra buz gibi yayla suyunda tereyağ olana kadar yoğuruyorlar. Buradaki püf noktası tereyağın içindeki acı su dedikleri suyun tamamen yıkanması ve suyun iyice duru hale gelmesi. Ayrıca yağın içinde de hiç su kalmayacak yoksa ateşteyken sıçrama yapabilir.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Keyif çaylarımızı alıp manzaraya karşı foto çekmeye gidiyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yayla halkı ile birlikte hatıra fotosu çekmeyi de ihmal etmiyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    “Bal” filminde oynayan popüler teyzemle de birkaç poz almayı unutmuyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Dün akşam muhabbet ederken bir tane abimiz bizi Trovit’e kadar bırakabileceğini söylüyor. Trovit’e kadar gerek bile yok şu yokuşu çıksak yeter bize diyoruz. Sabah bekle bekle kimsecikler yok. Saat de oldukça geç oldu. Ne olacağı belli değil en iyisi biz yavaşyan yola koyulalım denk gelirsek de bineriz diyoruz.

    Köprünün oraya kadar bisikletleri itekleyerek götürüyoruz. Köprüden sonra ise bindik diyebilmeyi çok isterdim ama maalesef yollar o kadar bozuk ki iteklemeye devam ettik. Tura adını veren “Çıkarız Çıkarız Olmadı İtekleriz” ismi de bu yollardan geliyor zaten. Biraz ilerledikten sonra Erkut ve Emre kaptırıp çıkmaya başladılar. Biz de Serkan ile arkadan yavaş yavaş ilerliyoruz. Yavaş gitmenin en büyük güzelliğine az sonra tanık olacağız. Etrafıma bakınırken soldaki pembe pembe ahududular dikkatimi çekiyor ve “amanın Serkan şunların güzelliğine bak” diyorum.

    Önce elimizde bisikletlerle yanaşıyoruz azıcık ağzımıza atar yola devam ederiz diye. Amma ve lakin ben ömrümde böyle güzel bir tat görmedim. Karadeniz’de birçok yaylada ve köyde ahududu, böğürtlen denedim ancak hiç biri bu kadar lezzetli değildi. Bisikleti kenara atıp çalıların içine dalıyoruz. İki avuç dolusu kadar yediğimiz kesin de daha fazlası varsa bilemiyorum. Yapış yapış olan ellerimize mataradan su döküp tekrar bisiklet iteklemeye devam ediyoruz. Genelde düşüşlerimi yokuş aşağı giderken değil de yokuş yukarı gerçekleştirdiğim için gözüm yemiyor koca taşları aşmayı. Bisikletin arkası çok yüklü vites ise en düşükte. Hızlı devirde pedal çevirmedikçe denge sağlamak oldukça zor oluyor.

    Kollarımız oldukça yoruldu. Özellikle sağ kolumda tricepsime ve sol ayak bileğimin dış tarafına çok yük bindiği için şişme ve yanma hissi oluşuyor. Resmen kendimize Çin işekencesi yapıyoruz bu şekide, hem de her sene. Ama ben halimden memnunum, zaten yokuşun tepesine de çok bir şey kalmadı.

    Erkut sis çökmeden önce Palovit’e varmış. Ne kadar zorlandığımı gördüğü için yürüyerek geri dönüp bana yardım etmeye gelmiş. Sislerin içinden bana doğru yaklaştığını gördüğümde inanın çok sevindim. Bisikletimi alıp binerek uzaklaşıyor ben de eli boş yürümenin rahatlığını yaşıyorum. “Senin bu biiskletin önü çok dengesiz” dediğinde “di mi ben ondan binemiyorum zaten” diyorum. Palovit’te “Paylaş Cafe” önüne geldiğimizde haydi bir mola verelim diyoruz. Sağolsun abimiz bizim için hemen bir çay koyuyor. Biz de yanına hemen bir bisküvi çıkarıyoruz. Oğlu da pek utangaç ama beni sevdi kerata. Zor da olsa muhabbeti kuruyoruz kendisiyle. Hatıra pozlarının ardından tekrar asılıyoruz pedallara.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Hava sisli olunca benim çok hoşuma gidiyor özellikle de rampa çıkarken. Güneşte haşlanmaktansa sislerin içinde serinlikten ürpermeyi tercih ederim. Tepeye çok az bir yolumuz kalmışken dün akşam bizi alabileceğini söyleyen abi ile karşılaşıyoruz. “Hadi atlayın bakalım” diyor. Binsek mi binmesek mi çok da az yolumuz kaldı diye düşünürken kendimizi bisikletleri yüklerken buluyoruz. Pikapın arkasına 3 bisiklet zor sığıyor. Erkut “siz gidin ben yetişirim” diyor ve devrini artırıyor. Trovit Yaylası’nın dibinde iniyoruz araçtan. Hemen peşimize de Erkut yetişiyor. Tekerleri takıp yola devam edelim derken bir de bakıyoruz ki Emre’nin lastiği yine patlamış. “Amaaan yine mi yaa, neyse siz tamir ederken biz de biraz video çekelim etrafı tanıtalım bari” diyoruz. Şöyle kısaca yaylayı dolaşıyoruz. Çocuklarla ve teyzelerle muhabbet ediyoruz. Buradan sonra Çat’a kadar hep iniş o yüzden saat sıkıntımız yok. Tabi ki koca kayalar yüzünden endişe etmekte yarar var dikkati arttırıyor.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Kask kamerasını takıp önden gidiyorum biraz video çekeyim diye. Bekliyorum bekliyorum ne gelen var ne de giden. Bir ara acaba geri mi dönsem diye düşünüyorum. Sis öyle bir çöküyor ki insanı çaktırmadan ıslatıyor. Beklerken üşüdüğümü fark ediyorum ve çantadan uzun kollu bir polar çıkarıp montumun içine giyiyorum. Ayakkabım çok iyi değil sulardan geçerken alttaki deliklerinden su alıyor. Bir de çorap takviyesi yapıyorum, tamam şimdi rahatım.
    [​IMG]

    Biraz daha ilerleyip bir evin önünde duruyorum.

    - Selamunaleyküm teyze.
    - Ve aleyküm selam.
    - Teyze sıcak suyun var mı?
    - Hazırda yok ama hemen yaparız.

    Mutfak kısmına bir geçiyoruz ki teyzem kettle’a su koyup iki dakikada ısıtıp veriyor.

    “Allah razı olsun” deyip bardağıma makarnalı hazır çorbayı boşaltıyorum üstüne de sıcak suyu ekliyorum. Bu arada bizim çocuklar da yetişiyor. Serin havada sıcak bir şeyler içmek gibisi yok.

    Kısa molanın ardından Elevit’e doğru iniş yapıyoruz. Emre kendini iyi hissetmediğini nefes almakta güçlük çektiğini söylüyor. İnsanlar farklı farklı işte. Ben de sıcakta ölüyormuş, boğuluyormuş gibi oluyorum. Oysaki şimdi ne kadar da rahat nefes alıyorum. Biraz durup mola veriyoruz ama çözüm olacak gibi görünmüyor. Bir an önce Çat’a varalım orada kendini daha iyi hissedersin desem de iyi olmadığını söyleyince elimizden yapacak bir şey gelmiyor.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    İri taşları ardımızda bırakalı çok oldu. Bundan sonra yolda bize irili ufaklı taşlar eşilik ediyor. Sisin etkisiyle iyice ıslanan taşlar çok kayıyor bu yüzden denge sağlamakta zorlanıyoruz. Arada hızlansam da kendimi durdurmak için çaba sarf ediyorum. Havanın serin olmasının güzel yanlarından biri de jantların çok ısınmaması.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Çat’a indiğimizde horon oynayan bir ekip görüyoruz. Bisikletimi park edip bir yandan izliyor bir yandan kayıt alıyorum.
    [​IMG]

    Cancık Pansiyon’da birer çay içip kendimize geliyoruz. Fiyatta anlaşırsak bugün burada kalabiliriz diyoruz kendi aramızda. Cancık’taki Rasim Amcam çok enteresan biri. Tipe göre fiyat veriyor.

    - Amca kişi başı konaklama ne kadar?
    - Kaç kişisiniz?
    - Ne fark eder ki kişi başı ne kadar?
    - 45 Lira.
    - 45 mi? Çok söyledin yahu bize biraz indirim yap da burada kalalım.
    - Şöyle bir yere bakıyor, göğe bakıyor, bana bakıyor gitmeyin diye size özel bir şey yapıyım. 40 olsun.
    - O da çok be amca.
    - Kahvaltı dahil ama.
    - Olsun yine çok.
     
  2. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    “Neyse biz biraz daha ilerleyelim o zaman” deyip atlıyoruz bisikletlere. Azıcık ilerideki Toşi Pansiyon’un yolunu tutuyoruz. Mekan oldukça kalabalık. Sonradan öğreniyoruz ki Trekist grubu da burada konaklıyormuş birkaç gündür. 

    - Merhaba
    - Merhaba canım,
    - Ablacım kişi başı fiyatınız ne kadar?
    - 25 TL kişi başı kahvaltı dahil.
    - Hımm peki akşam yemeği ne kadar? Biz taa Amlakit’ten geliyoruz oldukça acıktık.
    - 10 TL
    - İkisi 35 yapar. Bizim çadırlarımız var aslında kamp atabiliriz ama istiyoruz ki güzelce banyo yapalım bi insana benzeyelim. Gel biz bu fiyatı akşam yemeği dahil yapalım olmaz mı?
    Hadi bu seferlik olsun bakalım.

    “Hoppa yuppi şuppi” edalarıyla sevinerek bagajlarımızdan eşyalarımızı alıp odaların yolunu tutuyoruz. İki gündür adam akıllı banyo yapamadığımızı hatırlarsak bu bizim için biçilmiş kaftan oldu. Toşi’nin sahipleri oldukça cana yakın ve yardımsever insanlar. Kardeşlerin işlettiği bir mekan. Yolunuz düşerse mutlaka deneyin derim.

    O kadar kalabalıkta tek banyoyu boş bulmak resmen ustalık istiyor. Birinin çıkmasını beklerken tam odaya gidip eşyalarımı alıyorum, bakıyorum başkası kapmış. Of of of nidalarıyla odanın yolunu tutarken gördüklerime “sırada ben varım haa” uyarılarını da eksik etmiyorum.

    Yıkanıp insana benzedikten sonra akşam yemeği için aşağı iniyoruz. Dere kenarında üstü kapalı çok güzel bir yerleri var. Yemeklere şöyle bir bakıyorum. Hamsili kek, kara lahana çorbası, pazı dolması. Şöyle bir dudak büküyorum. Ne kara lahana çorbasını ne de hamsili keki hiç sevmem. Dolmadan biraz tabağıma alıp yanına da azıcık kalan salatadan ekliyorum. Bolca ekmek yiyip üstüne su içeyim belki doyarım diyorum. Ama yok olmuyor.

    Bayan masaya geldiğinde;

    - Yaw ben aç kaldım. Bu yöresel tatların hiçbirini sevmiyorum. Dolmayla da doyamadım.
    - Tatlım sana alabalık yapıyım mı, yer misin?
    - Vallaha mı? Çok iyi olur.
    - Tamam söyleyim pişirsinler.

    Balık yanında kuru soğanı da yedim mi “oh bee nihayet doydum” dedim. Balık için ekstra ücret talep ederler derken ondan da bir şey almaması beni oldukça şaşırttı ve memnun etti.

    Ekip olunca tulum eğlencesi olmadan olur mu hiç? Tulumlar çalınıyor, horonlar oynanıyor. Şöyle bir giriyorum halkaya. Ortam sıkışık olunca çıkıp etraftakilerle muhabbete başlıyorum. Türk kahvesi ve çay keyfine diyecek yok.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Normal telefon hattı olunca interneti bulan Erkut’un elleri parkinsonlu gibi titremeye başlıyor. Onun nete kavuşmasının ardından “durun ben de bi maillerime bakayım” diyorum. Cep tellefonları çekmediği için diğer hattan ailelerimizi arayıp iyi olduğumuzu söyleyip kapatıyoruz.

    Emre yine çamaşır yıkamak için odaya gitmiş. Aşağıda ise eğlence var. Erkut’un söyediğine göre Emre odaya girip gayri ihtiyari eline t-shirtlerini almış. Sonra yere fırlatarak “amaan bugün de çamaşır yıkamayım yarın gidiyoruz nasılsa” demiş. Hemen hemen her gün bisikletini ve çamaşırlarını yıkayan bu titiz insanı böyle yılmış görmek hepimizi şaşırttı doğrusu hahah :)

    Terminalde muhabbet ettiğimiz ve belki yaylalarda karşılaşırız dediğimiz Burcu da Trekist ekibiyle geziyor. Onunla bu pansiyonda karşışıyoruz. Bir ara yorgunluk ve uykusuzluk çöküyor. Muhabbetler ve eğlence de çok sarmayınca odaya gidip uyumaya karar veriyorum. Erkut da odasına çekilmiş. Emre ile Serkan ise eğlenceden yana haklarını kullanıyorlar. Serkan’ın enerjisine Emre de yetişememiş. Gece yatakta uyurken Serkan’ın türkü ve şarkılardaki bağırışlarına nasıl sıçradığımı ve uyandığımı hatırlıyorum. Hatta öyle ki pencerem kapalı olduğu halde Serkan’dan başka kimsenin sesi o kadar rahatsız etmiyor. Dön Allah dön derken en son saat kaçta uyuyabildiğimi hatırlamıyorum ancak şurası bir gerçek ki yatak ile mat-tulum kıyaslanamaz bile. Bir kere kolum bacagım serbest olduğu için çok rahat ediyorum.

    Erkut askere gideceği için Emre de işteki izin durumu yüzünden yarın dönmek zorunda. Serkan ile ikimiz kalacağız. Pokut diyorum da başka bir şey demiyorum. O yaylayı görmeden buradan ayrılmak istemiyorum. Serkan da gideriz hacım deyince biz tura iki kişi devam etmeye karar veriyoruz. Sabah ola hayrola bakalım Pokut hayallerimdeki gibi bir yer mi? Gittiğimize değecek mi? Yarın olsun hep birlikte görelim.


    Tur Bilgileri

    29 Temmuz 2010 Perşembe

    Amlakit - Palovit - Trovit - Elevit - Çat

    Toplam Yol: 27 km

    Trovit - Palovit Gecidi: 2756m
     
  3. Berk KIRNALI

    Berk KIRNALI Aktif Üye

    Kayıt:
    19 Nisan 2011
    Mesajlar:
    148
    Beğeniler:
    57
    Şehir:
    Eskişehir
    Seviye:
    Tebrikler ! Sıkılmadan okuyorum yazılarınızı anlatım tarzınız olsun fotoğraflar olsun hepsi çok güzel. Daha ne olsunki ? :)
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  4. İslam Gölge

    İslam Gölge Bisikletkolik

    Kayıt:
    16 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.305
    Beğeniler:
    832
    Şehir:
    Tekirdağ-Çorlu
    Adı:
    İslam GÖLGE
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    Yazan ellerinize,gören gözlerinize,pedal çeviren ayaklarınıza,anlatan ağzınıza sağlık olsun.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  5. semih24

    semih24 Aktif Üye

    Kayıt:
    26 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    131
    Beğeniler:
    292
    Şehir:
    erzincan
    Seviye:
    tek kelime ile muhteşem....fotolar,anlatım...insanı imrendirdiniz be...paylaşım için teşekkürler......
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  6. Göksun Özkirişçi

    Göksun Özkirişçi Bisikletkolik

    Kayıt:
    4 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.162
    Beğeniler:
    1.075
    Şehir:
    Gaziantep
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    gerçekten tebrikler.makalelerinizi büyük bir keyifle okudum.katılan arkadaşları hepsinin emeğine sağlık.paylaşım için teşekkürler...
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  7. ilkerturker

    ilkerturker Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    27 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    889
    Beğeniler:
    214
    Şehir:
    Fatsa/Ordu
    Bisiklet:
    Merida
    Seviye:
    çok güzel bir paylaşım olmuş,fotoğraflar ,video ... Bu mevsimde uzun kollu giymek değişik bir duygu olmalı :)
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  8. Cüneyt HOCAOĞLU

    Cüneyt HOCAOĞLU Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Mart 2011
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    1.498
    Şehir:
    Ankara/Eryaman
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Ortaokul ve Liseyi Rize-Pazar'da okuyup gittiğiniz yerlere gitmemek nekadar büyük kayıpmış şimdi daha iyi anladım. Resmiler, anlatımınız ve paylaşımınız için sonsuz teşekkürler.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  9. Rana Süsal

    Rana Süsal Kıdemli Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    349
    Beğeniler:
    229
    Şehir:
    Izmir
    Seviye:
    Güzel bir gezi olmuş Karadeniz'in muhteşem manzaraları ve güzelliği insanı kendinden geçirtiyor :)
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  10. aykut yiğitel

    aykut yiğitel Aktif Üye

    Kayıt:
    8 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    165
    Beğeniler:
    160
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    Tek kelimeyle harika. Onumuzdeki sene kismetse oralardayim :)
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  11. Kaan Bayhan

    Kaan Bayhan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    27 Kasım 2010
    Mesajlar:
    629
    Beğeniler:
    390
    Şehir:
    Bursa-İNEGÖL
    Bisiklet:
    Kron
    Seviye:
    Çok harika yerler. ayağınıza emeğinize sağlık :)
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  12. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Begenmenize sevindim sevgili bisiklet severler. Yakin zamanda diger gunleri de paylasmaya calisacagim.
     
  13. Bisikletli Gezgin

    Bisikletli Gezgin Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    3.626
    Beğeniler:
    4.262
    Şehir:
    Altındağ, Ankara
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Paylaştığınız yol yazılarınızı zevkle okuyoruz. Teşekkürler...
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  14. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    512
    Beğeniler:
    2.068
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    epeydir bekliyordum maceranın devamını. sizin ekibin turlarda bir canayakınlık,bir sevimlilik var.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  15. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Çok teşekkürler. O zaman size bir müjde vereyim. 7. gün biraz sonra yayında olacak. :)
     
  16. Necati Bilgen

    Necati Bilgen Kıdemli Üye

    Kayıt:
    28 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    337
    Beğeniler:
    843
    Şehir:
    Bakırköy, İstanbul
    Seviye:
    Sevgili Kevser Yine döktürmüşsün geziyi,fotoğrafları ve güzel anlatımını.Teşekkürler.Ülkemizin güzel yerlerini güzel insanlarını görmeye değer.İşte bunuda siz bisiklet sevenler gerçekleştiriyorsunuz helal olsun gençliğin tadını böyle yaşayın.Sonra anılarınla,fotoğraflarınla yetineceksiniz.
    Ahh eski günlerim işte ben işin bu son evresindeyim.
    Daha nice turları ve bu turun devamını acele bekliyorum.Sevgilerimle.
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  17. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Necati Abim siz bizim onderlerimizsiniz, biz de bizden sonraki nesilin. Aynen dedigin gibi gencken geziyim bolca fotograf cekip klip yapiyim da ileride torunlarimla oturup izlerim. Bisiklet hayatimdan cikincaya kadar ne kadar cok insani etkileyebilirsem o kadar iyi. Keske senin yapabildigin kadar bize de yapmak nasip olsa sevgilerimle…
     
  18. krankmili

    krankmili Onursal Üye

    Kayıt:
    9 Haziran 2009
    Mesajlar:
    1.636
    Beğeniler:
    2.997
    Seviye:
    Kevserciğim tebrik ederim, enerjine ve cesaretine hayran kalmamak elde değil. Serkan'ı ve her ne kadar tanımasam da diğer 2 arkadaşı da gönülden tebrik ediyorum. Sunum çok güzel olmuş, bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz. Hepinize kocaman bir BRAVOOOO :)
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  19. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Cok tesekkurler, her sey paylastikca anlam kazaniyor.
     
  20. halil fatih akbaş

    halil fatih akbaş Bisikletkolik

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    8 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    292
    Şehir:
    Darıca/KOCAELİ
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    bunları görünce insanın kanı kaynıyor saat şuan 03:20 olmasına rağmen heybemi uyku tulumunu çadırı toplayıp yola çıkasım geliyor tarifsiz keyifli olmuş devamınında gelmesi dileğiğyle:D
     
    KevSerSeri bunu beğendi.