Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Çeşme-Karaburun Yarımadası Turu...

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Süleyman Şatır tarafından paylaşıldı.

  1. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Temmuz ayında İzmir Çeşme'deydim… 20 gün kadar kızkardeşime misafir olduk... Tabii giderken yanımda bisikleti de götürdüm... Amacım Çeşme çevresinde bisikletle dolaşmak ve Çeşme-Karaburun yarımadasını turlamak…

    Haritaya göre Çeşme’den yola çıkıp, Ildırı-Karaburun-Mordoğan-Balıklıova tekrar Ildırı ve Çeşme’ye dönmek 200 km gibi görünüyor… Ama benim bulunduğum yer Ovacık… Çeşme merkez buradan tam tamına 10 km… Yani bu mesafeye gidiş-dönüş 20 km daha eklemek gerekiyor…

    [​IMG]

    Bu arada İzmir’de olduğunu bildiğim Fatih Buzgan’ı (athletic) telefonla arıyorum… O sıralarda arkadaşlarıyla İzmir-Çeşme arasını pedalladığını Forum’da okumuştum… Belki yine bir grup oluşturur, yarımadayı birlikte dolaşırız diye düşünüyorum… Ama Fatih, Bodrum’daymış… Yapılacak bir şey yok, yola yalnız çıkacağım…

    Neyse, 18 Temmuz 2006, Pazartesi sabahı, saat 09:00’da Ovacık’daki Çağdaş Site’den yola çıkıyorum… Sabah saatleri olmasına rağmen hava çok sıcak, ama her zaman var olan, rüzgar biraz serinletiyor… Rüzgarın arkadan eserek beni kovalamasını umut ederek Çeşme’ye doğru yol alıyorum… 09:30’da Çeşme’deki Tansaş’ın önünde duruyorum…

    [​IMG]
    Ildır-Alaçatı kavşağı...

    [​IMG]
    Ildırı'ya doğru...

    [​IMG]

    [​IMG]
    Yeni Dostlar...

    [​IMG]
    Her taraf yazlık ve sitelerle dolu…

    [​IMG]
    Ildırı

    [​IMG]
    Ildırı

    Buradan bisküvi türü yiyecekler, poğaça ve iki adet 1,5 litrelik su alıp, çantama yerleştiriyorum… Çantam fazla yüklü değil… Birkaç yedek giysiden başka bir şey yok… 15 dakika sonra tekrar yola çıkıyorum… Çeşme çıkışından sonra, 7 km kadar dümdüz asfalt yolda pedal bastıktan sonra Alaçatı-Şifne kavşağına geliyorum. Kavşaktan Şifne-Ildırı yönüne dönüyorum…

    Çeşme Sheraton’u geçtikten sonra soluma denizi ve Sakız Adası’nı alarak yola devam ediyorum… Her taraf yazlık ve sitelerle dolu… 27. km’de Germiyan kavşağından, 30. km’de Yeni Dostlar’dan geçtikten sonra 33. km’de Ildırı’ya ulaşıyorum… Saat 11:00…

    [​IMG]

    [​IMG]
    Ildırı görüntüleri...

    Ildırı’da yol hakkında bilgi alıyorum… Konuştuğum kişi Ildırı-Karaburun-Mordoğan-Balıklıova tekrar Ildırı’ya gelmek 125 km diyor. Bisikleti göstererek yolu soruyorum… ‘Aynı geldiğin gibi yol çok rahat’ diyor. Arkasından ekliyor ‘hep asfalt’… Saat 11:00 olduğuna göre, ben bu 125 km’yi çok rahat tamamlamam lazım diyorum… Ancak, daha sonra adamın söylediklerinden aslında ‘araba çok rahattı’ (!) demek istediğini anlıyorum…

    [​IMG]
    Ildırı görüntüleri...

    [​IMG]
    Ildırı...

    Hiç vakit kaybetmeden pedallara asılıyorum… Artık hedefim belli… Önümde 125+33 km yol var ve saat henüz 11:00… Adamın söylediğine göre de, yol buraya kadar geldiğim gibi, yani dümdüz yol… Konaklama yapmadan, Ildırı’ya tekrar geldiğimde hava kararmış olsa bile, sitelerin, yazlıkların arasından 33 km’yi de çok rahat tamamlarım diye düşünüyorum...
     
    Atakan9, ender özkan ve irfancan bunu beğendi.
  2. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Bu arada kendi kendime de ‘kimseye güvenme, şimdiye kadar hep yanlış bilgi verdiler’ diyorum… Hiç oyalanmadan yola çıkıyorum ama, resim çekmeyi de ihmal etmiyorum… Yol asfalt ama, sathı çok bozuk… Mıcırlar, asfalt eridiği için gevşemiş… Bisiklet yağ gibi kaymıyor… Ayrıca rüzgar da tam karşımdan esiyor… Düz yerlerde pedallara yüklendiğim halde bisikletin hızını 20-22 km’ye ancak çıkarabiliyorum…

    [​IMG]
    Bozuk satıhlı yol ve rüzgar hız kesiyor...

    [​IMG]
    Her yere siteler kurulmuş...

    [​IMG]
    Bir süre sonra da yokuşlar başlıyor...

    [​IMG]
    Ama manzara çok güzel ve gezi de keyifli geçiyor...

    Bir süre sonra da yokuşlar başlıyor… Tırmanışlarda bakıyorum hızım en fazla 10 km… İnişlerde de rüzgar yüzünden pedal bastığım halde istediğim hızlara ulaşamıyorum… Ama gezi büyük bir keyifle sürüyor… Saat 12:20’de Balıklıova yol kavşağına geliyorum… Yol buradan ikiye ayrılıyor… Aslında iki taraftan da Karaburun’a gidiliyor… Ancak biri 6-7 km kadar sonra yarımadanın İzmir Körfezi tarafında yer alan Balıklıova üzerinden, diğeri de yarımadanın Sakız Adası tarafından Karaburun’a ulaşıyor…

    Burada bir karar vermem lazım… Hangi taraftan gidersem daha avantajlıdır, keşke Fatih’e sorsaydım diye düşünüyorum, ama Sakız Adası tarafından gitmeye karar veriyorum… Kavşaktan hemen sonra sol tarafımdaki siteleri görüyorum… Çevresindeki çitlerle deniz kıyısını tamamen kapatmışlar.. Bu arada hava çok sıcak ve mataralarımdaki su bitti, aldığım 1,5 litrelik pet şişenin biri tamamen, diğeri de yarısına kadar boşaldı… Nasıl olsa Trakya’da olduğu gibi bir köy kahvesinde durur, kısa bir mola verir, çay içer, su takviyesi yaparım diye düşünüyorum…

    [​IMG]

    [​IMG]
    Balık üretme çiftlikleri, bu ıssız ve çok güzel koylara yerleşmişler...

    Manzara çok güzel…Yola devam ediyorum ve her koyda balık üretme çiftlikleri olduğunu görüyorum… Artık siteler de bitti ve yol denize uzak seyretmeye başladı… Zaman zaman tırmanıyor, ardından inişler yapıyorum… Suyum artık tamamen bitti… Ama benim beklediğim köy kahveleri bir türlü görünmüyor… Buraların bu kadar ıssız olduğuna inanamıyorum… Yine bir site görüyorum ama, yoldan 2-2,5 km uzakta yoldan ayrılarak buraya gitmek için fazladan 5 km pedal basmam gerekecek ve zaman kaybı olacak…

    [​IMG]
    Yarımadanın bu kesimi çok ıssız...

    [​IMG]
    Araba bile geçmiyor...
     
    candede bunu beğendi.
  3. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    İnişli çıkışlı yollarda keyifle pedal basıyorum...

    [​IMG]
    Zaman zaman siteler karşıma çıkıyor... Su almak için girebilirdim ama, nasıl olsa yol kenarında bulurum diyerek devam ediyorum...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Yine bir balık üretme çiftliği...

    [​IMG]

    [​IMG]
    Arka planda Sakız Adası belli belirsiz görünüyor...

    [​IMG]
    Bu kuyudan su içmeye cesaret edemiyorum...

    Nasıl olsa bir yerleşim yeri görürüm diye yola devam ediyorum… Ama suyum yok… Önüme bir kuyu çıkıyor. Artık susadım ve su içmem lazım… Kuyunun kovası da pırıl pırıl… Ama güvenemiyorum… Haritada görünmüyor ama, nasıl olsa buralarda bir köy, ne bileyim mola verilecek bir yer olması lazım… Susuz yola devam ediyorum… Ama hatırı sayılır yokuşlar da başlıyor… Hava sıcaklığı en az 40 derece olmalı…
     
  4. nuriaktürk

    nuriaktürk Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Şubat 2005
    Mesajlar:
    2.525
    Beğeniler:
    1.474
    Şehir:
    cappadocia ürgüp
    Seviye:
    ayagınıza saglık yine çok güzel gezmizsiniz hafızamda kaldıgı kadarı ile balıklı ovadan ıldıra ğeçmiştim sanırım. gerçekden çok güzel yerler var bir o kadarda ıssız.
     
    Süleyman Şatır bunu beğendi.
  5. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Rüzgar beni engellemesine rağmen şikayet etmiyorum… Çünkü beni serinletiyor… Tepe tırmanışlarında, tepenin rüzgarı kesmesi anında terden sırılsıklam olmama sebep oluyor… Yolda benden başka kimse yok… Sağ tarafımdan ağustos böceklerinin sesleri öyle güçlü geliyor ki anlatamam… Ben dilim damağım kurumuş, tırmanıyorum… Arabaları durdurup su istemeye karar veriyorum ama, 10 dakikadır tek bir araba geçmiyor…

    [​IMG]

    [​IMG]
    Artık hep tırmanıyorum... Ama daha önce su almayı ihmal etmiştim...

    [​IMG]

    [​IMG]

    Sonunda bir araba geliyor, mataramı göstererek işaret ediyorum, ama yok diyerek durmadan devam ediyor… 4 km tırmanarak, tepeye ulaşıyorum… 74. km’deyim, saat 15:15… Burada bir yol ayrımı var… Haritaya göre bu kavşak İzmir Körfezi tarafına oradan da Karaburun’a gidiyor… Ama o zaman kestirmeden gitmiş, olacağım… Ben yoldan ayrılmadan devam etmeye karar veriyorum…

    [​IMG]
    Sakız Adası beni takip ediyor...

    [​IMG]
    Keçi ağılları...

    [​IMG]
    Kestirmeden gidip, sonra üzülmemek için uzun yolu tercih ediyorum...

    Bu arada bir araba daha geliyor, işaret ediyorum duruyor… Su istiyorum, arka koltuktan aldığı dibinde çok az su kalmış ped şişeyi gösteriyor, başka yok diyor… Hiç naz etmeden alıyorum ve sıcaktan iyice ısınmış imamın abdest suyu gibi suyu, bir dikişte bitiriyorum… Buradan sonra yol iniş… Haritaya göre önümde Küçükbahçe köyü olması lazım… Zaten ileride evler görünüyor…
     
  6. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Yokuştan aşağıya iniyorum ama, iyice halsizleştiğimi hissediyorum… Bir süre daha gittikten sonra Küçükbahçe köyünün tabelasını görüyorum… Köy yoldan 2-2,5 km içerilerde… İleride evler var suyumu oradan içerim diyorum ve Küçükbahçe'ye de girmiyorum... Yokuş aşağıya doğru bisikleti bırakıyorum… Hızla aşağıya iniyorum... Evlerin bulunduğu yere geldiğimde köy kahvesi arıyorum, ama yok…

    [​IMG]
    Küçükbahçe köyü... Adı çok güzel... Restaurant ve Cafe de varmış... Hayret!..

    [​IMG]
    Ama yoldan yine içeride... İleride yolumun üstündeki evleri görünce bu köyü de es geçiyorum...

    [​IMG]
    İlerideki köyün adı Denizgiren köyü...

    Evlerin arasına giriyorum, gölgede oturmuş kadınlar görüyorum… Bakkalı soruyorum, su alacağımı söylüyorum… Bakkalda su olmaz diyerek, evden su getiriyorlar… 2,5 litrelik kola şişesine doldurulmuş buz gibi suyun neredeyse yarısını anında içiyorum… Mataralarımı dolduruyorum… Bu köy Denizgiren köyü… Ama denize uzak… Saat 15:36 ve 76,55. km’deyim… Canı gönülden Allah razı olsun dedikten sonra hiç oyalanmadan tekrar yola çıkıyorum…

    [​IMG]
    Gerilerde Sakız Adası...

    Ancak köyden çıkar çıkmaz tekrar yokuşlar başlıyor… İşin kötü tarafı bacaklarımın pedal basacak gücünün hiç kalmamış olduğunu hissediyorum… Susuzluk beni bitirmiş… Böyle bir şey hiç olmamıştı... Bir yerlerde okumuştum; bisiklet sürerken hiç susamamak lazım, susadığın anda, su içsen bile vücudun tekrar eski halini alması için 2 saat geçmesi lazım… Ben susadıktan sonra da, bu sıcakta 4 km eğimi hayli dik yokuş tırmanmıştım…

    Uzaktan Sakız Adası’nın kuzey ucunu görüyorum… Aslında artık burunu dönmem lazım diye düşünüyorum… Saat dörde geliyor ve yokuşu 5-6 km hızla tırmanmaya çalışıyorum. Bir ara sabahtan beri hiçbir şey yemediğimi fark ediyorum… Biraz düze çıkınca duruyorum ve yolun kenarına oturuyorum… Sabah Tansaş’tan aldığım poçaları çıkarıyorum, yudum yudum suyla yavaş yavaş yiyorum…

    Tekrar yola çıkıyorum ama, o kadar halsiz kalmışım ki, pedallara zor basıyorum… Neredeyse bayılıp kalacağım… Artık ‘Ildırı’ya ulaşmam’ gibi bir iddiam kalmadı. Bırakın Ildırı’yı, ‘hava kararmadan acaba Karaburun’a ulaşabilir miyim?..’ diye düşünmeye başladm… Bu arada da kendi kendime ‘asla Ironman ekibinde yer alamam, bu gidişle 100 km’yi bile tamamlayamayacağım’ galiba diye düşünüyorum…

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Bunlar da Salman köyünün görüntüleri... Ortalarda kimseler görünmüyor... Güneş etrafı resmen yakıyor...

    Hava çok sıcak… Yolun eğimi çok fazla olmasa da beni hala tırmandırıyor… 80. km’de Salman köyüne ulaşıyorum… Saat 16:10… Bu köy sanki terk edilmiş, bırakın köy kahvesini, ortalarda kimse görünmüyor… Hatta evler terk edilmiş, bakımsızlıktan yıkılmış… Burası çok sapa bir yer ve arabalar bile tek tük geçiyor…

    Benimse pedal basacak halim yok… Burada da 20 dakika dinleniyorum… Yanımda çeşme var ama, 1 litreden fazla su içtiğim için artık suya doydum… Bu arada yanımda bir araba duruyor ve çeşmeye geliyorlar… Ancak su çok sıcakmış… Bakıyoruz, su beton bir sarnıcın içinden geliyor ve güneş altında su pişmiş.

    İyi ki mataramdaki suları yeniden doldurmak için dökmemişim… Oturduğum yerden gelenlerle biraz konuşuyoruz… Ankara’dan gelmişler, Çeşme’de kalıyorlarmış… Onlar da benim gibi yarımadayı turluyorlar, ama arabalarıyla… Hiç de iyi haberler vermiyorlar… Geldikleri yönde daha fazla yokuşlar varmış…
     
    nonsteril bunu beğendi.
  7. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    O kadar halsizim ki… Böyle bir şey ilk defa başıma geliyor… Burada kalacak değilim ya… Bisiklete biniyorum ve yavaş yavaş tırmanmaya çalışıyorum… Çevremdeki evlerin neden terk edilmiş olduğuna pek anlam veremiyorum… Ancak, daha sonra Sarpıncık köyünde rastladığım kişiler, buraları terk edenlerin, deniz kıyısına yerleştiklerini söylüyorlar…

    3 km’yi neredeyse yarım saatte tırmanarak Parlak köyüne ulaşıyorum. Aslında 3 km’nin 500 metresini de yokuş aşağıya indim… 83. km’deyim, saat 17:00 oldu bile… Bir çay içecek yer yok… Daha doğrusu ortalarda kimseler yok… Parlak köyünden sonra yol tekrar tırmanışa geçiyor… 2-3 km tırmandıktan sonra bir çeşme görüyorum ve duruyorum… Su içmek için değil, sırtımı dayayarak oturabileceğim bir yeri olduğu için…

    [​IMG]
    Parlak köyü... Nerede Trakya'daki köyler... Bu köy de sanki terk edilmiş gibi... Ortalıklarda kimse yok...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Parlak köyünden sonraki rampalar bitmek bilmiyor...

    [​IMG]
    Sakız Adası'nın en kuzey ucu...

    Tekrar yola çıkmaya karar verdiğimde saat 17:30 olmuştu… Bu halde 4 km daha tırmanıyorum… Denizden çok uzakta ve yüksekteyim… Öyle bir yere geliyorum ki, artık önümde deniz var ve yol artık sağa doğru dönüyor… Zaten, Sakız Adası'nın en kuzey ucunu görmüştüm... Evet yarımadanın en ucuna gelmiştim ve yol bulunduğum yükseklikten deniz seviyesine kadar iniyor… Aşağıda bir köy var… Bu köy Sarpıncık köyü olmalı...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Tabela her şeyi anlatıyor...

    Halsiz kollarımla bisikleti zor zaptederek, 90. km’de Sarpıncık köyüne doğru yavaş yavaş iniyorum… Saat 18:18… İlk defa bir köy kahvesi görünce, hemen dalıyorum… Peşpeşe 3 bardak çay, ardından maden suyu içiyorum… Karaburun buradan 15-16 km diyorlar… Ama artık yokuşlar bitmiş… 20 dakika sonra tekrar yola çıkmak için oturduğum yerden kalktığımda, şaşılacak derecede kendimi iyi hissettiğimi anlıyorum… Kan şekerim düştü desem, yanımda şeker vardı ve yolda yemiştim…
     
    nonsteril bunu beğendi.
  8. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Neyse, 3 km daha inerek Haseki köyünden geçiyorum, ardından 97. km’de Yeni Liman’a ulaşarak deniz seviyesine iniyorum… Yeni Liman’da kalacak yer varmış ama, yola devam ediyorum… Sanki yola yeni çıkmış gibiyim… Hafif inişli çıkışlı yolda 9 km daha pedal besarak Karaburun’a ulaşıyorum… Ovacık-Çeşme'den buraya kadar 105,93 km yol gelmişim...

    [​IMG]
    Haseki köyü ...

    [​IMG]
    Haseki Camisi...

    [​IMG]
    Tırmandığım yokuşların acısı şimdi çıkıyor...

    [​IMG]
    Yeni Liman girişi...

    [​IMG]
    Yeni Lİman...

    [​IMG]
    Yeni Liman...

    [​IMG]
    Yeni Liman - Karaburun arasında yazlık evler...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Karaburun'a doğru...

    Bakıyorum Saat 19:30 olmuş… Ildırı’ya buradan daha 60 km yol var… Çeşme-Ovacık ise, Mordoğan yönünden 106 km… Eğer susuzluktan başıma bunlar gelmeseydi, iki saat önce buraya gelseydim bile, benim bu parkuru bir günde tamamlamam kesinlikle mümkün değilmiş… Tabii yarış modunda gidebilen gençler için bir sözüm yok...

    [​IMG]
    Karaburun görüntüleri...

    [​IMG]
    Karaburun görüntüleri...

    [​IMG]
    Karaburun görüntüleri...

    Ayrıca, bu kadar yol tecrübeme rağmen yaptığım hata için kendi kendime de kızıyorum… Arkadaşlarıma tavsiyem, özellikle yalnızken, asla susuz yola devam etmemeli, ‘ileride köy vardır, çeşme vardır, suyu oradan alırım gibi’ hatalar kesinlikle yapılmamalı… Mataralarınızda her zaman yeterli suyunuz olmalı… Sonra keyifle başladığınız geziler, bende olduğu gibi susuzluk yüzünden işkenceye dönüşebilir…

    [​IMG]
    Karaburun görüntüleri... Bu fotoğraflar da ertesi sabah çekildi...

    [​IMG]

    [​IMG]

    Karaburun’da sahilde kalacak bir yer arıyorum… Mütevazi bir pansiyon odasına, kahvaltı dahil 15 YTL’ye yerleşiyorum… O akşam canım yemek yemek bile istemiyor… Deniz kenarında 23:00’a kadar oturduktan sonra duş alıp, yatıyorum…

    Ertesi sabah, Karaburun’dan Mordoğan-Balıklıova-Ildırı üzerinden Çeşme’ye döneceğim… Hatta Alaçatı’ya bile uğramak istiyorum…

    Çeşme-Karaburun Yarımadası turu… 1. gün…

    Çıkış (Ovacık) : 09:00
    Varış (Karaburun) : 19:30
    Yapılan km : 105,93 km
    Bisiklet üzerinde geçen süre : 7:51:21 saat
    Ortalama : 13,67 km/saat
    En yüksek hız : 50 km/saat
     
  9. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Teşekkürler Nuri... Olumsuzluklar yaşamama rağmen bence de çok güzeldi... Ben de dönüşte Karaburun, Mordoğan üzerinden Balıklıova, oradan da Ildırı'ya geçtim... Yarımadanın Sakız Adası tarafı çok ıssız... Hatta bazı haritalar yol olduğunu bile göstermiyor... Ama İzmir Körfezi tarafında adım başı yerleşim yerleri, yazlıklar ve siteler var...
     
    nonsteril ve H.Can DEMİREL bunu beğendi.
  10. mehmet_svm

    mehmet_svm Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    22 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    625
    Beğeniler:
    443
    Şehir:
    İstanbul/Eyüp
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Abi roman gibi bir gezi yapmışın,heyecanla okudum gercekten cok guzel yerlerde tur yapmışın, fakat susuzluk geziyi işkenceye çevirmiş bu arada izmirin sıcağını bende iyi tanıyorum gezinizin çok zor geçtiğini anlıyorum...
     
    nonsteril bunu beğendi.
  11. H.Can DEMİREL

    H.Can DEMİREL Bisikletkolik

    Kayıt:
    25 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.233
    Beğeniler:
    993
    Şehir:
    Muğla
    Seviye:
    Süleyman abi merhaba.

    Tek başına sıcağa ve susuzluğa karşı gösterdiğin kararlılıktan dolayı seni içten kutluyorum.İnanılmaz güzellikte bir anlatım resimlerinde cabası.Yanında bir yol arkadaşın olsaydı daha rahat olurdun diye düşünüyorum.Paylaşım için teşekkür ediyor ve ellerinden öpüyorum...
     
    nonsteril ve Süleyman Şatır bunu beğendi.
  12. c.turhan

    c.turhan Aktif Üye

    Kayıt:
    27 Aralık 2005
    Mesajlar:
    157
    Beğeniler:
    268
    Şehir:
    Lüleburgaz
    Seviye:
    Bir solukta okuduğum gezin için teşekkürler. Bazen ustalar da hata yapar, o ısızlıkta ve sıcakta tek başına, hemde susuz kalarak. Neyse ki kazasız belasız atlatmışsın. Nice kalabalık turlara...
     
    nonsteril bunu beğendi.
  13. Ender Alıcıoğlu

    Ender Alıcıoğlu Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Haziran 2006
    Mesajlar:
    2.430
    Beğeniler:
    4.154
    Şehir:
    Antalya
    Seviye:
    Süleyman abim merhaba

    Bize, yazın, o güzel sıcaklarını hatırlattın. Çok güzel bir gezi yapmışsın. Ama ya o susuz kalman , seni okurken, fotoğraflarını takip ederken inan birden boğazımın kuruduğunu hissettim. Sen orda susuz kaldım dedikçe ben oturduğum yerde senin yaşadıklarını hissettim.
    Demek susuz yola çıkmamak lazımmış. Birde, o yollar tek kişi nasıl çekiliyor. Yanında bir arkadaşın olsa inan daha güzel olmazmı. Ben kendi adıma tek kişi gezmeyi hiç sevmiyorum. Bilmem, belki herkesin kendi alıştığı bir şeydir.

    Sleyman abi görüşmek üzere, sevgi ve saygılarımla.
    Hoşçakalın.
     
    nonsteril bunu beğendi.
  14. Ediz Tevfik Özgan

    Ediz Tevfik Özgan Bisikletkolik

    Kayıt:
    26 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.143
    Beğeniler:
    1.069
    Şehir:
    BURSA
    Seviye:
    kış ortasında güneşin sıcaklığındaki yazı ve fotolarınız için teşekkürler. Ancak susuzluğun nerede insanı stop ettireceği belli olmuyor bir bakıyorsunuz voltaj aniden 0:eek: her kilometrede bir yarımlık su aldığımı bilirim hatta bisiklet arabamdan pahalı yakıt(su) harcamıştı. Tavsiyeleriniz için teşekkürler.
     
    nonsteril ve Süleyman Şatır bunu beğendi.
  15. Mustafa Yeniçeri

    Mustafa Yeniçeri Üye

    Kayıt:
    12 Eylül 2006
    Mesajlar:
    57
    Beğeniler:
    85
    Seviye:
    Merhabalar;
    Sağolasınız Süleyman bey öğrencilik yıllarında kamp yaptığımız yerlere yeniden gitmiş gibi oldum. Ayrıca çok güzel bir anlatımınız var. İnşallah bir gün bisiklet sever diğer arkadaşlara-bizede nasip olur, oralarda pedal basmak. Sevgi ve saygılarımla hoşça kalın.
     
    nonsteril ve Süleyman Şatır bunu beğendi.
  16. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Teşekkürler Mehmet… Çok, çok sıcak vardı… Ama rüzgar da vardı… Evet gezi çok keyifli başladı… Daha sonra zorlandım ama, yine de çok güzeldi… Şimdi hepsi güzel bir anı oldu…

    Can Bey merhaba…
    Çok teşekkür ederim… Aslında yalnız turlar yapmadım değil… Ama böylesi ilk defa başıma geldi… Yanımda bir yol arkadaşım olsaydı, durum böyle olmazdı tabii… Ildırı’dan çıkarken tedbirimi almalıydım… Ama bazen insanın basireti bağlanıyor işte…

    Cahit merhaba…
    Evet, dedim ya bazen insanın basireti bağlanıyor işte… Hem de çok basit hatalar yaparak… Bunları burada yazdım ki, uzun tur yapan arkadaşlarım da aynı hataya düşmesinler… Cahit teşekkürler, görüşmek üzere…
     
    nonsteril bunu beğendi.
  17. İsmail Ağıllı

    İsmail Ağıllı Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.707
    Beğeniler:
    930
    Şehir:
    Ürgüp, Kapadokya
    Seviye:
    süleyman abi ne desem bilmiyorum ki süper mi desem mükemmel mi desem çok güzel yerleri gezmişsiniz bende çok istiyorum gezdiğiniz yerleri gezmeyi inşallah banada nasip olur paylaşım için teşekkürler :)
     
    Süleyman Şatır bunu beğendi.
  18. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Ender Bey merhaba…
    İnanır mısınız herşey 45 dakika içinde oldu… Kuyudan sonraki yokuşu tırmanana kadar, susamıştım ama, aşırı hiçbir şey yoktu… Kuyudan sonra o 4 km’yi tırmandıktan sonra herşey değişti… Valla bu benim kulağıma küpe oldu… Biliyorsunuz bu turdan 15 gün sonra arkadaşlarımla Doğu Anadolu’ya, oradan da Doğu Karadeniz’e geçtik… Bu konuda hiç riske girmedik… Zaten yol arkadaşı olunca, herkes birbirine destek oluyor… Çeşme’de bu turu benimle yapacak kimse olmadığı için, yollarda yalnızdım… Ender Bey çok teşekkürler…

    Ben de teşekkür ederim… Evet, özellikle sıcak havalarda bisiklet sürerken susuz kalmamak gerekiyor... Çok iyi biliyordum ama, şimdi çok çok daha iyi biliyorum...


    Çok teşekkürler… Gerçekten yol çok güzeldi… Ama bu turu tekrar yaparsam, gidişi İzmir Körfezi yönünden yapardım… Ben Sakız Adası yönünden yapmıştım… Tırmanışları düşünürsek, diğer yön daha avantajlı… Tekrar teşekkürler…
     
    nonsteril bunu beğendi.
  19. Tugfox

    Tugfox Bisikletkolik

    Kayıt:
    14 Mart 2006
    Mesajlar:
    1.096
    Beğeniler:
    1.278
    Şehir:
    Goztepe/Istanbul
    Seviye:
    Yasadiklarinizi, hissettiklerinizi ve gorduklerinizi o kadar guzel anlatmissiniz ki heyecanla, bir sonraki cumleyi merak ederek okudum butun notlarinizi :)

    Paylasiminiz icin cok tesekkurler :)
     
  20. Serkan Taşdelen

    Serkan Taşdelen Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Şubat 2006
    Mesajlar:
    2.692
    Beğeniler:
    5.216
    Şehir:
    Türkiye
    Seviye:
    Süleyman Abicim "imamın abdest suyu" ne kadar olursa olsun zorda kalınca insana ilaç gibi gelir.. :D
    Yalnız başına yaptığın bu gezinde ne halde olduğunu çok iyi bilirim. O sıcakta susuz kalmak başına gelebilecek en kötü şey olsa gerek. Ama bunları okudukca tecrübemiz artıyor.
    Paylaşımın için çok çok teşekkür ederim.

    Sevgiler...