Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Canlıların hareketlerindeki verimliliği (az biraz steve jobs içerir)

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında mehmet.ali tarafından paylaşıldı.

  1. mehmet.ali

    mehmet.ali Bisikletkolik

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    16 Nisan 2014
    Mesajlar:
    1.218
    Beğeniler:
    2.351
    Şehir:
    Kayseri
    Bisiklet:
    Lapierre
    Seviye:
    Konuyu nereye açacağımı bilemedim ama sanırım en uygun yer burası. Steve Jobs'un kayıp röportajı adlı bir belgeselin çevirisini okurken bizimle alakalı bir kısma denk geldim. Röportajda aşağıdaki gibi çevrilmiş kıt olan ingilizcemle tabi bulamadım bu araştırmayı bulup paylaşacak birisi varsa güzel olur diye düşünüyorum.

    *****

    Bilen bilir, yazılarımda da çokça değinmişimdir; ben Steve Jobs’u pek sevmem. Her hareketi ince bir halkla ilişkiler ve algı yönetimi filtresinden geçmiş, koskoca bir yaratıcı çalışan ordusunu acımasız, faşist bir anlayışıyla yönetmiş, en yakın dostlarını bile gözünü kırpmadan harcamış ve kendinden gayrı herkesi perde ardına gizlemiş tipik bir Amerikan patronudur. Sahi Apple şirketinden Jobs dışında kaç isim sayabilirsiniz? (Apple’a dair her şeyi Jobs’un düşünüp tasarladığını zannedenlere bile rastladım ben).

    [​IMG]

    Steve Jobs, iPhone’u tanıtıyor. Cihaz yüzüne alabildiğine yakın. Çünkü böylece medyada çıkan her karede kendi de yer alacak ve cihaz zihinlere kendi varlığıyla kodlanacak. Jobs’un çoğu kişinin farkına bile varmayacağı ince hesaplarından. Eski bir yazımda da değindiğim gibi kimse muhafazakarlık ve bağnazlık konusunda teknoloji tutkunlarının eline su dökemez. Fanatik taraftarlar gibi çoğu zaman eğriyi-doğruyu tartmaktan çok kendi kamplarında saf tutmaya ve siperi güçlendirmeye gayret ederler. Dev propaganda makinaları ve önyargılarla kendilerine yüksek duvarlı hapisaneler örmüşlerdir. Dolayısıyla bu konulara girmek genellikle tehlikeli sulara dalmaya benzer; az çekmemişimdir hani. Jobs ile ilgili tespitlerimi de ayrıca derleyip paylaşmak isterim. Bu yazının konusu ise çok başka.

    ‘Triumph of the Nerds’, bilişim dünyasının en meşhur belgesellerden biri.Robert Cringely imzalı bu yapımı geçen sene bloguma konuk etmiştim. Cringely’nin bu belgesel için konuştuğu onlarca kişiden biri de Steve Jobs’tur. Sadece 10 dakikasını kullandığı 1 saatlik bu tarihi röportajın orijinal kaydı montajın yapıldığı Londra’dan ABD’ye gelirken kaybolur. Jobs’un ölümünden kısa bir süre sonra belgeselin yönetmeni garajını temizlerken kayıp kopyayı bulur ve bu tesadüf sonucu Steve Jobs’un en uzun röportajlarından biri yeniden gün ışığına çıkar.

    Bu yazıda 1 saati aşan Steve Jobs: The Lost Interview adlı röportajı izlerken çıkardığım notları ve kişisel görüşlerimi paylaşacağım. Yaratıcı, mücadeleci ve işi adına birçok şeyi feda edebilen bir zihnin kendine has tarzıyla elde ettiği başarı ve tespitlerin faydalı olacağını düşünüyorum. Her şeyden önce yazıma konu olan röportajın 1995 yılında yapıldığını unutmamak gerek.

    1995 yılının önemi ne?
    Aşağıda belgeseli izlerken çıkardığım, konularına göre kategorize ettiğim ve yorumlarımı eklediğim notları bulacaksınız.Yazıyı uzatmamak adına en önemli gördüğüm kısımları aktarmakla yetineceğim.

    [​IMG]

    Hayatını değiştiren şeyler
    Çocukluk dönemimde kimse filmler dışında gerçek bir bilgisayar görmemişti. Filmlerde de kocaman, makara teypli, ışıklı, gizemli şeyler olarak yansıtılırdı. Bilgisayarla ilk tanışmam 10 yaşlarına denk geliyor. NASA’da bir zaman paylaşımlı bilgisayar terminali görmüştüm. Çok heyecan vericiydi. Telefon rehberinden Bill Hewlett‘ın (HP’nin Kurucusu) numarasını bulup aradım. “12 yaşında bir çocuğum ve bilgisayarlara meraklıyım. Kendim yapmak istiyorum” dedim. Ondan parçalar istedim. 20 dakika konuştuk. Bana hem parçalar hem de fikirler verdi. Onun sayesinde 12 yaşında kurumsallık, çalışanlara davranış şekli ve çalışmayla ilgili çok önemli bilgiler edindim. Her Salı HP’nin Palo Alto’daki merkezine gitmeye başladım. Orada ilk kişisel bilgisayarları HP 9100’ı görüp aşık oldum. Onu kullanmak için sabırsızlanıyordum.

    William Hewlett telefonu Jobs’un suratına kapatsaydı bugün Apple olmaz mıydı? Bence yine olurdu. Ama Hewlett’ın bu cömert yaklaşımının önemini aklımızda bulundurmakta fayda var.

    [​IMG]

    Aynı dönemde Steve Wozniak ile tanıştım. 15 yaşındaydım ve Woz benden daha fazla elektronik bilgisi olan tek adamdı. Bu tutkusu yüzünden okulu bırakmıştı. Çok iyi arkadaş olduk. Bir gün Esquire dergisinde Captain Crunch‘ın (John Draper) hikayesini okuduk. Draper telefonla bedava konuşmayı başarmıştı! Bu inanılmazdı. Kütüphaneye gidip bunu mümkün kılan gizli kodları araştırmaya başladık. Salonun en ücra köşesinde, en alt rafta AT&T Teknik Kitapçığını bulduk. Hepsi orada yazıyordu ve okuduklarımız gerçekti.
    Bu bilgilerle o zamanki en iyi blue-box’ı imal etmiştik. İlk iş Woz’un LA’deki akrabalarından birini aradık ama yanlış numara çıktı. Woz daha sonra Henry Kissinger’ı (dönemin ABD Dışişleri Bakanı) taklit ederek Papa’yı aradı. Ulaşamadık ama yine de komikti. Dünyayı ele geçirmiş gibiydik. O genç yaşta, kendi başımıza milyarlarca dolarlık bir yapıyı kontrol edebildiğimizi, bir anda devleşebileceğimizi fark ettik.

    Jobs, hacker kökenli bu başlangıcından duyduğu heyecanı sonrasında hafızasından tamamen sildi. Kendi donanım ve yazılımlarını kullanan bütün girişimleri engelledi. Kimi tehditle susturdu, kimini dava etti. Jobs bir anlamda kendi genetik tarihiyle mücadele edip durdu. Garip bir şekilde bunu başardı da. Vicdanına nasıl açıkladı sahiden merak ediyorum. Belki de dünyada bir Steve Jobs daha olma ihtimaline tahammülü yoktu, kim bilir?

    Gençken Scientific American dergisinde okuduğum bir yazıda canlıların hareketlerindeki verimliliği işleniyordu. Ayılar, şempanzeler, rakunlar, balıkların hareket etmek için ne kadar kalori harcadığına ve ne kadar verimli olduklarına bakılıyordu. En verimli canlı kondor (bir tür akbaba) olmuştu. İnsanlar da ölçülmüştü ve listenin çok altında kalıyorlardı. Ama bisiklet kullanan insanlar kondor da dahil her canlıyı açık ara geride bırakıyordu. Bu beni çok etkiledi. Biz insanlar araç üreterek doğuştan gelen yetenek ve sınırlarımızı aşarız. Tarihe baktığımızda bilgisayarlar en büyük, en etkileyici aracımız olarak hatırlanacak. Bu yüzden bu icat şekillenirken doğru zamanda, doğru yerde doğup büyüdüğüm için kendimi çok şanslı hissediyorum. Üstelik daha yolun başındayız. Jobs’un koyulaştırdığım son cümlesini Malcolm Gladwell’in Outliers (Çizginin Dışındakiler) kitabını okuyanlar da hatırlayacaktır. Jobs bir sene sonra, ya da başka bir şehirde doğsaydı bugün bildiğimiz Jobs olamayacaktı. Doğru yer, doğru zaman bazen zeka ve şanstan çok daha büyük bir rol oynar. Detaylar için Gladwell’in kitabını mutlaka okumalısınız.

    Apple’ın yapıtaşları ve dönüm noktaları
    O dönemler paylaşımlı bilgisayarlar vardı ve boş zamanlı terminal bulmanız çok zordu. Biz de kendi terminalimizi üretmeye karar verdik (çünkü hazırını alacak paramız yoktu). Prototipimizi mikro işlemciyle birleştirince ortaya bağımsız (merkeze bağlanmadan müstakil olarak çalışabilen) bir bilgisayar çıktı. 4-8 saat süren bir işlemle elde üretiyorduk ve arkadaşlarımızın da çok ilgisini çekiyordu. Kısa süre sonra baskı devreler üretebilirsek daha fazla ve daha hızlı üretebileceğimizi; hatta geçimimizi bundan sağlayabileceğimizi fark ettik. Ben minibüsümü, Woz da hesap makinasını sattı ve üretime başladık. İlk hedefimiz Apple’ı kurma uğruna sattıklarımızı geri alabilmekti. O dönemki tek bilgisayar dükkanı olan Byte Shop’a gidip yaptıklarımızı gösterdim. Adam etkilendi ama satabilmek için bizden monte edilmiş, tamamlanmış ürünler istedi. Biz o zamana dek demonte dağıtıyorduk, satın alanlar kendi monte ediyordu. Hemen parça üreticilerini bulduk, parçaları satın aldık ve sattığımız ilk 50 bilgisayarlık partiyle çarkı döndürmeye başladık.

    Özetle; uğruna en değerli şeylerinizden vazgeçebiliyorsanız idealleriniz var demektir.

    [​IMG]

    Apple II’nin ilk tanıtıldığı West Coast Computer fuarında Steve Jobs firmasının standında. Haklı bir gururla. Apple II’yi tasarlıyorduk ve hedeflerimiz yükselmişti. Woz kafayı renkli grafiklere takmıştı. Bense programlamaya kafası basmayan ama bilgisayar sahibi olmak isteyenleri düşünüyordum. Kutusundan çıkarır çıkarmaz, programlama yapmadan bir işe yarayan, bir şeyler yapılabilen bir bilgisayar üretmek istiyordum. Bu iki hayali birleştirmemiz gerekiyordu. Para bulmak için VC’lere (risk yatırımcısına) gitmeye başladık. Ondan ona sekerken Mike Markkula‘ya ulaştık. Para vermeyi kabul etti. Biz parayla beraber kendisini de aramızda istedik. Kabul etti ve beraber ilk üretimi gerçekleştirdik. Apple II West Coast Computer fuarında satışa çıkınca büyük olay oldu. Televizyonlar bile röportaj için sıraya girmişti. Wozniak’ın renk ve grafik konusundaki öngörüsünü yadsımak mümkün değil ama Jobs’un bilgisayarlara yönelik tespitini takdir etmemek mümkün mü? Grafik kullanıcı arabirimi olmasa Apple bugün olur muydu? Kesinlikle hayır! Şimdi bu olayın tarihçesine bakalım.

    XEROX PARC ziyareti ve esas devrimin başlangıcı
    Bilişim tarihine meraklılar XEROX’un efsanevi PARC laboratuvarına aşinadır. Tarihin en ilginç ve hazin öykülerinden biridir. (Bir Windows haberinde kabaca değinmiştim). PARC’ın birikimi birçok firma gibi Apple’ın da en önemliyapıtaşını oluşturur. Etrafımda XEROX PARC’ı ziyaret etmemiz için başımın etini yiyenler vardı. Sonunda bir randevu alıp gittik. Orada karşıma çıkan ve grafik kullanıcı arabirimi dedikleri yapı hayatımda gördüğüm en iyi şeydi. Beni o kadar etkiledi ki diğer hiçbir şey ilgimi çekmedi bile. Çok eksiği ve hatası vardı ama fikrin özü çok iyiydi. 10 dakika sonra bütün bilgisayarların bir gün bu yapıyı kullanacağına emindim. Bu çok açıktı. İyi ki bize gösterdiler çünkü kendileri hiçbir zaman onu kullanamadı ve başarıya çeviremedi. XEROX dönüşü en iyi adamlarımı topladım, HP’den de birkaç kişi transfer ettik ve grafik arabirim üstüne konuşmaya başladık. Hiçbiri olayın ciddiyetini anlamamış, inanmamıştı. Sürekli itiraz ediyorlardı. Farenin (mouse) geliştirilmesinin en az 5 yıl süreceği ve 300 dolardan ucuza çıkmayacağını iddia ediyorlardı. Sonunda usandım ve David Kelley‘e gittim, 15 dolara mal olacak harika bir fare tasarladı. O dönemde Apple’da bunları anlayacak çapta adam yoktu. HP’den gelenlerle de bu iş olmayacaktı; anlamıştım. Bu ziyaret Bill Gates ve Steve Jobs’un yükseliş hikayesini anlatan meşhurPirates of Silicon Valley filminde de geçer.

    İş yapma şekline yönelik tespitleri
    Steve Jobs’un en kıymetli birikimi şüphesiz iş alanına yönelik olanları. Karışık düzende bir derlemeyi aşağıda özetliyorum. Şirketlerin çoğu neyi neden yaptığını bilmez. Bir dönem bizim de en büyük sorunumuz buydu. Apple’ı garajda imal ederken maliyetini kuruşu kuruşuna bilirdik. Apple II’yi üretirkense kurumsal hesaplamayla karşılaştım ve yanlış maliyetler çıktığını gördüm. Tam maliyeti kimse bilemiyordu. Bilgi yapısı yeterince iyi değildi. Yepyeni bir sistemle tam maliyeti hesaplayıp kontrol edebilen yepyeni bir yapı kurduk. Firmalar büyüdükçe eski başarılarını tekrar etmeye meylederler. Sürecin içerik olduğunu unuturlar. Yönetim sürecini çok iyi bilen adamlarımız vardı ama içeriği bilmiyorlardı ve bizi çok yavaşlatıyorlardı. Ürünleri iyi yapan süreçler değil, içeriktir. Lisaprojesinde (Jobs’un Apple’dan kovulmasındaki en büyük etkenlerden biri olarak kabul edilir) yaşadığımız da buydu. Zamanının çok ötesinde bir içerik yarattık ama kimseye anlatamadık. Lisa konusunda yöneticileri ikna edemedim ve hem işimi, hem de projemi kaybettim. Ama bir şeyler yapmazsak Apple II’nin de gazı söneceğine emindim. Macintosh işte böyle doğdu.

    İyi kişilerle çalışırsanız iyi olduklarını bilirler ve sürekli pışpışlamak, egolarını okşamak zorunda kalmazsınız. Önemli olan iştir. Herkes bunu bilir, buna göre davranır. Kötü bir şey yaptıklarında bunun kötü olduğunu bilirler. Eleştirdiğiniz zaman egoları incinmez. İkna olurlar. Bu zordur ama işe yarar. Ben de çalışanlarımı ve ürünleri her zaman en açık şekilde eleştiririm. Bazıları bundan nefret eder. Olabilir. Herkesle iyi geçinen biri olmaktansa, mükemmel olmayı tercih ederim. Hatalarımı kabul eder etmez fikrimi değiştiririm. 23 yaşında milyonerdim. 24 yaşında 10 milyonum, 25 yaşında 100 milyon dolarım vardı. Para o kadar da önemli değildi bu çünkü bunları para için yapmamıştım. Para harika bir şey, yapmak istediklerinizi kısa sürede yapmanızı sağlıyor ama hayatımdaki en önemli şey şirketim, çalışanlarım ve ürünlerimdi. Parayı o kadar kafaya takmadım. Hiç hisse satmadım, hep uzun vadeli düşündüm. Jobs’un benim de sıkça eleştirdiğim tarzının kökenini ve gerekçesini de böylece biraz anlamış oluyoruz. (Bu arada ilk hisse satışını bu röportajdan bir yıl kadar sonra Apple’a geri döndüğünde yaptığını hatırlatmış olayım)

    [​IMG]

    Jobs ve Scully.

    Ben ayrıldıktan sonra Scully kötü bir hastalığa tutuldu. İyi bir fikrin işin yüzde 90’ı olduğuna inanıyordu. Sorun şu ki iyi bir fikir ile iyi bir ürün arasında çok fazla emek vardır. O süreçte öğrenilen ve feda edilenler çok önemlidir. Kullandığınız malzemelerin, materyallerin bile sınırları vardır ve sizi de sınırlar. 5 bin şeyi aynı anda düşünüp bir araya getirmeniz gerekir. Sürekli yeni bir sorun ve yeni bir fırsat çıkar. Sihir bu süreçte ortaya çıkar.

    Scully bir hataydı. 10 yılımı vererek ürettiğim her şeyi bir çırpıda yok etti. Apple’ı kendi var ettiğini sandı. Çakılacağı kesindi ama bunu göremedi. Sektör 1984’te çöküşe geçmişti. Satışlar düşüyordu ve Scully ne yapacağını bilmiyor, Yönetim Kurulu’nu mutlu edemiyordu. Liderlik sorunu vardı. Her kafadan bir ses çıkıyordu.

    Aramızdaki bir vizyon rekabeti değildi çünkü onun bir vizyonu yoktu. Tek derdi CEO olarak kalmaktı. Apple felç geçirmişti. Daha 30 yaşındaydım ve 2 milyar dolarlık bir şirketi yönetme cesaretim yoktu. Trajik bir şekilde John’un da yoktu. Bana ARGE departmanını ve 1-2 milyon dolar bütçe verin yeni bir proje yapayım dedim ama izin vermediler. Ofisimi boşalttılar ve Apple’ı terk ettim.

    Microsoft ile rekabete dair
    Apple ölüyor. Oysa Macintosh zamanının 10 sene ötesinde bir sistemdi. Microsoft bile yetişmek için 10 senesini verdi. Apple durduğu için yetiştiler. Apple birçok şeyini kaybetti ve küçülüyor. Microsoft boşlukları dolduruyor. Bunun geri dönüşü olmadığını düşünüyorum (“bensiz” mi demek istedi acaba?). Microsoft varlığını IBM’e borçlu. Bu muhteşem fırsatı diğer fırsatları yaratmak için kullandılar. 85’te yazılım alanında ağırlık Lotus’tayken büyük bir risk alarak Apple için uygulamalar geliştirdiler. Çok kötü uygulamalardı ama bir şekilde var oldular. Ardından Macintosh’tan edindikleri tecrübeleri Windows sistemi ve uygulamaları için kullandılar. Bu sayede şu an PC dünyasını domine ediyorlar. Japonlar gibi durmadan çalışıyor ve yükseliyorlar. Tek sorunları kalitesiz iş yapmaları. Zevksizler. Microsoft’un başarısıyla ilgili hiçbir sorunum yok, bunun için çalıştılar. Tek üzüldüğüm ruhsuz, kalitesiz uygulamalarla bunu elde etmiş olmaları. Müşterilerin çoğunda da bu zevk yok. Daha iyi şeyler olduğunun farkında değiller. Microsoft McDonalds gibi.

    Geleceğe dair görüşleri

    [​IMG]

    Bilgisayar dünyasındaki en önemli gelişim ve inovasyon yazılım alanında yaşanıyor. Yazılımlar hizmet sunmak ve yeni ürünler geliştirmek için büyük bir güce dönüşüyor. 1979’da XEROX’ta gördüğümüz obje odaklı programlama modeline kafayı takmış durumdayım. Next’te buna odaklanmış durumdayız (bu yapı Jobs Apple’a döndükten sonra hala kullanılan işletim sistemi Mac OS X’e dönüşecek). Web inanılmaz heyecan verici bir alan. Web sayesinde bilgisayarın işlem değil iletişim için kullanılması hayali gerçeğe döndü. Üstelik sahibi Microsoft değil. Bu yüzden inanılmaz yaratıcı, inovatif şeyler üretiliyor. Şu an ABD’de satılan ürünlerin yüzde 75’i televizyon ve kataloglardan satılıyor. Yakında hepsi internet tabanlı olacak. 10 milyarlarca dolar değerinde ürün ve hizmet internetten satılacak. En küçük firmayla en büyük firmanın fırsatı eşitlendi.Bilişim sosyalleşmeyi yeniden tanımlanıyor. Yepyeni bir PC kuşağı yolda.

    Jobs’un bu dönemde internete yönelik yaklaşımları gerçekten dikkat çekici. Aynı yıllarda NeXT ile ilgili bir röportajda değindiği benzer konu başlıklarını neredeyse hala cümle cümle hatırlarım.

    Cringely’nin kayıp röportajı Jobs’un şu sözleriyle noktalanıyor:

    "İnsanlığın yarattığı en güzel şeylere bakarak kendi işime aktarıyorum. Picasso’nun bir sözü vardır: iyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar. Büyük fikirleri çalmak konusunda hiçbir utanmamız olmadı. Macintosh’u büyük yapan beslendiğimiz kaynaklar çok iyiydi, sonuç da iyi oldu. Bütün gözlem ve birikimimizi ortaya koyduk."

    Yazı çok uzadı ama birileri (belki de siz?) için faydalı olacağına eminim.

    *****

    Kaynak: Steve Jobs'un kayıp röportajı - M. Serdar Kuzuloğlu
     
  2. Çağlar Çağlayan

    Çağlar Çağlayan Cascade

    Kayıt:
    4 Eylül 2009
    Mesajlar:
    617
    Beğeniler:
    787
    Şehir:
    İzmir - Denizli
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Bence bisiklet yüzyılın icadı :)
     
    Kürşatt, mehmet.ali ve Candan Biberci bunu beğendi.
  3. Hamit.Ç

    Hamit.Ç Onursal Üye

    Kayıt:
    18 Eylül 2015
    Mesajlar:
    1.502
    Beğeniler:
    1.805
    Şehir:
    istanbul
    Adı:
    :)
    Seviye:
    Canlıların verimliliği düşündüğümde bizdeki hayvanları aklıma getirdi. İnsanları çoğunluğu bu az gibi görünen malukattan sabahları işlerine giderken kaldırıma aksırdıklarından, ağızlarından s.çtıklarından mideleri bulanarak yürüyorlar.

    Gerçi ne kadar yazarsak yazalım. Hayvan yine Hayvandır.

    Kaldırımları temiz tutmayı öğrendğimizde marsı keşfetmiş kadar sevineceğim.


    Burada bisikletin yararı kaldırımdan yürümemek oluyorki icat edene çok teşekkürlerimi sunuyorum :)
     
    Kürşatt, mehmet.ali ve Canince bunu beğendi.
  4. Canince

    Canince Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    12 Ağustos 2014
    Mesajlar:
    412
    Beğeniler:
    536
    Şehir:
    Karaman
    Bisiklet:
    Kron
    Seviye:
    @Asusmune doğada bulunan piknik yerlerine ben kaldırımlardan daha çok üzülüyorum :(
     
    Kürşatt, mehmet.ali ve Hamit.Ç bunu beğendi.
  5. Serrchi

    Serrchi Aktif Üye

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    31 Ağustos 2015
    Mesajlar:
    128
    Beğeniler:
    212
    Şehir:
    Istanbul
    Adı:
    Serhat Özcan
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Sanayi devrimi, Endüstri toplumu ve modernitenin ürettiği tek ve bitanecik 'ruhu' olan alet bisiklet bence..
     
    pacman ve mehmet.ali bunu beğendi.
  6. Candan Biberci

    Candan Biberci GökBörü

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    1 Kasım 2015
    Mesajlar:
    2.161
    Beğeniler:
    9.716
    Şehir:
    Bursa
    Adı:
    Candan Biberci
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    İnsan vücuduna tam anlamıyla uyumlu olan tek mekanik alettir..Bisiklet kesinlikle son 165 yılın en büyük icatları arasındadır.Çevre dostudur vebher parçası geri dönüşebilir.Sporun yanı sıra keşif içinde en ideal araçtır.
     
    mehmet.ali bunu beğendi.
  7. Kudret Kurtcebe

    Kudret Kurtcebe Onursal Üye

    Yaş:
    59
    Kayıt:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    31.535
    Beğeniler:
    40.973
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    bisiklet yüzyılın en büyük icadı olmayı hak etmiştir etmeyede devam edecektir,100 yıllık periyot içinde gelinen nokta muhteşemdir,100 yıl önceki bisiklete bakın ,birde şimdikilere,artık sele üstünde mekanlara göre bisiklet var,dağ bisikleti örneği,yol bisikletinde ise teknoloji müthiş ilerledi,bisikletin faydası bana şu şekilde oldu,2 kat merdiveni ikişer ikişer hızla çıkıyorum .
     
    Kürşatt bunu beğendi.
  8. Togursamsun

    Togursamsun Kıdemli Üye

    Yaş:
    39
    Kayıt:
    20 Ekim 2015
    Mesajlar:
    211
    Beğeniler:
    226
    Şehir:
    Samsun
    Adı:
    Emin
    Bisiklet:
    Corratec
    Seviye:
    @Asusmune her hayvan bulunduğu çevreyle uyum içinde yaşar hayvan kelimesi hakaret olarak kullanılmamalı.Günümüzde sahip olduğumuz birçok teknolojiyi hayvanlardan öğrendik akıl üstünlük ölçütü değildir.
     
    Kürşatt bunu beğendi.
  9. mehmet.ali

    mehmet.ali Bisikletkolik

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    16 Nisan 2014
    Mesajlar:
    1.218
    Beğeniler:
    2.351
    Şehir:
    Kayseri
    Bisiklet:
    Lapierre
    Seviye:
    @Serrchi Aslında ilk otomobiller için de aynı şekilde düşünüyorum ruh sahibi! Ama tüketim çılgınlığı ve teknolojik araştırmalar ve geliştirmeler otomobillerdeki bütün ruhu aldı götürdü. Bisiklet otomobil yanında sessiz sessiz sadece sevdalılarının kullandığı bir meta olarak kalmıştı lakin artık bisiklette modaya uymaya başladı ve son 10-15 yılda bisiklet için de yatırımlar ar-ge birimleri kuruldu yakında bisikletlerde bu ruhu kaybedecek. Hatta şimdiden eski bisikletlere rağbet artmaya başladı bile. Arge ürünü ve ruhsuzlaştırmanın en son örneği sramın yeni teknolojisi olan kablosuz vites sistemi. Ne kadarda otomobil endrüstrisinin gelişimine benzer bir icat değil mi?
     
  10. Kürşatt

    Kürşatt Kıdemli Üye

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    18 Ekim 2014
    Mesajlar:
    269
    Beğeniler:
    182
    Şehir:
    Kahramanmaraş
    Adı:
    Kürşat
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    Katılıyorum size.. Bazen insan ırkının bozulduğunu düşünüyorum kibir, kıskançlık, nefret, hırs insani gelmiyor böyle düşünmemin sebebi güvercinlerden anlayan bilir bir araba fiyatına kuşlar vardır bunuda üretmek için farklı türleri çiftleştirler ne kadar güzel olursa olsun birkaç. Nesil sonra herzaman kumru (yusufcuk, hallep) yörelere göre isim değişiyor her tarafta bulunan alelade kuş cinsi oluyor bunun gibi örnek çok köpek kedi vs. şu ölümlü dünyada insanlara karşı eziyetleri görünce belki saçmalıyorum ama insan elinin değmediği herşeyin daha güzel olduğunu düşünüyorum
     
  11. suat akman

    suat akman Onursal Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    30 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    1.879
    Beğeniler:
    2.791
    Şehir:
    Muğla - Bodrum
    Bisiklet:
    Mosso
    Seviye:
    Kapitalizm tuketim ister.
    Kapitalizm ihtisas ister.
    Kapitalizm geri donusume karsidir.

    O yuzden her yıl veya birkac yilda bir aracınızı degistirmenizi saglayacak yeniliklere gider.
    Ornegin bisiklette 26 - 27,5 - 29 - 32 - 36 inc tekerler icat eder ve hepsini ayrı kullanici tiplerine gore daha da dallandirir.
    Her yeni icat icin yeni anahtar sistemleri gelistirir. Yeni tamir takimlari satar.
    Teknolojiyi icine harmanlayarak uzman servis ve orjinal yedek parca ihtiyacina sizi iter. Ornegin elektronik vitesler...

    Bunu insanin konforu ve ihtiyaci icin olan herseyde oyle guzel entegre eder, oyle guzel reklam ve ambalajlayip sunar ki!
    Mesela 30 yıl once "dilimlenmis kasar" ciktiginda cogu kisi "yahu ne gerek var! evde kesiyorum ben, dilimlisini alayim diye niye fark odeyeyim ki :)" derdi ama simdi is degisti "ay kolaylık sekerim" :p

    Hayvanlar yasadigi kosula uyum ve icguduleri ile mukemmeldir. Insan olmayı beceremeyenlere "hayvan" demek, o kisiye degil hayvanlara hakarettir ;)

    Yahu ne diyordum ben? Konuyu dagittim daldan dala zipladikca laf :p
     
    Hamit.Ç bunu beğendi.