Çanakkale Geçilirmi?

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Barbaros tarafından paylaşıldı.

  1. Barbaros

    Barbaros Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    16 Eylül 2004
    Mesajlar:
    612
    Beğeniler:
    199
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Yılmaz Özdilden :

    91 yıllık hikâye...

    Yıl, 1915.
    Çanakkale'de kan gövdeyi götürüyor.
    "Geçerim" diye saldıran emperyalistlerin insan kaybı, 200 bini aşmış...
    "Geç de görelim" diyen dedelerimizin kaybı ise, 250 binin üstünde...
    Mermiler havada çarpışıyor.
    Cesetler toplanamayacak kadar çok...
    Bu inanılmaz kıyıma rağmen, İngiliz Hükümeti durumdan memnun.
    Çünkü gerçeği bilmiyor.
    Çanakkale'deki İngiliz cephe komutanı, "Vaziyet gayet iyi... Bugün yarın geçeriz" raporları gönderiyor devamlı...
    O sırada genç bir gazeteci var orada.
    Avustralyalı.
    Melbourne Age Gazetesi'nin muhabiri.
    Görüyor ki, durum kel...
    Hadise, hiç de İngiliz komutanın anlattığı gibi değil.
    Türkler kafaya koymuş...
    Kuru ekmek yiyor, bulursa üzüm hoşafı içiyor, şakır şakır ölüyor... Ama geçirmiyor.
    Avustralyalı olduğu için özellikle dikkatini çeken bir konu daha var.
    İngiliz komutanlar, karargâhta klasik müzik eşliğinde viski yudumlarken, Anzaklar patır patır gidiyor. En son iki tabur Anzak gönderiyorlar bir bölgeye... Türklerin, iki taburu yok etmesi iki saat bile sürmüyor.
    Üstelik, müthiş bir sansür var.
    Yazdığı haberler, İngiliz yetkililer tarafından engelleniyor.
    Bakıyor ki, olacak gibi değil...
    Sarılıyor kaleme, tüm gerçekleri tek tek anlattığı, 8 bin kelimeden oluşan, "Gelibolu Mektubu"nu yazıyor.
    Özeti şu:
    "Çanakkale geçilemez... Hemen çekilin."
    Ve bu mektubu, sansürden kurtulmak için Avustralya Başbakanı'na "elden" ulaştırıyor.
    Avustralya Başbakanı mektubu okuyor, gözlerine inanamıyor ve acilen, yine "elden", İngiltere Başbakanı'na ulaştırıyor.
    İngiltere Başbakanı mektubu okuyor, Savaş Kabinesi'ni topluyor, orada bir daha yüksek sesle okuyor...
    Gizlice araştırılıyor.
    Mektup doğru.
    Hatta az bile yazılmış.
    Cephedeki İngiliz komutanın, kendi poposunu kurtarmak için palavra attığı anlaşılıyor.
    Ve karar veriliyor.
    Komutan görevden alınıyor.
    Emperyalistler, Çanakkale'den çekiliyor.
    Yazdığı mektupla savaşın sona ermesini sağlayan genç gazeteci, Avustralya'da "kahraman" gibi karşılanıyor.
    "Sir" ünvanı veriliyor.
    E tabii kapılar açılıyor...
    Savaşa "muhabir" olarak giden gazeteci, savaştan sonra "gazete sahibi" oluyor.


    Yıl, 1952.
    Çanakkale'de savaşın kaderini değiştiren "sir gazeteci" vefat ediyor.
    Bir tane oğlu var...
    O zamanlar, 21 yaşında.
    Babasının gazetesinin başına geçiyor.
    Çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor.
    Avustralya'ya sığmıyor...
    ABD'ye, Avrupa'ya el atıyor.
    Bugün, 75 yaşında.
    Dünya medya imparatoru.
    75 televizyon kanalı...
    175 gazetesi var.
    TV kanallarıyla 600 milyon izleyiciye, gazeteleriyle 11 milyon okuyucuya hitap ediyor.


    Yıl, 2006...
    Çanakkale'nin "dövüşerek" geçilemeyeceğini ilk anlayan "sir gazeteci" nin oğlu, Çanakkale'nin nasıl geçileceğini gösterdi...
    EFT'yle.
    Bastı parayı, TGRT'yi aldı.
    İsmi, Rupert Murdoch.
     
  2. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.498
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Yazar yabancı sermayenin gelişini neden "Çanakkalenin geçilmesi" olarak değerlendirmiş anlayamadım.
     
  3. aytaç

    aytaç Yeni Üye

    Kayıt:
    25 Aralık 2004
    Mesajlar:
    29
    Beğeniler:
    24
    Şehir:
    Küçükçekmece / İstanbul
    Seviye:
    sanırım olay sadece yabancı sermayenin girmesi değil ülkeye nasıl girdiği. bütün dünyada medya artık en önemli güç. özellikle ülkemizde medya holdinglerimiz çok rahat bir şekilde hükümeti bile bi kaç haberle devirebilecek güçteler. ve bu ülkenin bir medya holdingi yabancılara satılarak savaşarak giremedikleri bir yere sokulmuş oldular. eğer siz liman, santral (hidroelektrik vs.) gibi stratejik önemi olan yerleri yabancılara verirseniz en çok ihtiyacınız olduğu zamanlarda bunlardan faydalanamazsınız kanısındayım. buna medya gruplarınıda katabiliriz. artık süper güçler ele geçirmek istedikleri ülkeleri önce kültür bombardımanına tutuyorlar. bunu da en kolay nasıl yapabilirler. hergün milyonların okuduğu gazeteyi, dinlediği radyoyu, seyrettiği televizyonu alet ederek. beyinleri uyuşturduktan sonra gerisi zaten kendiliğinden gelir. neden bu adamlar sanayi dallarımıza ilgi göstermiyorlar. gelsinler burada fabrika kursunlar. gerçek anlamda üretim yapsınlar. ama işlerine gelmez çünkü bize para kazandırmak istemezler. yabancı sermayeyle ilgili güzel bir tanım buldum (son kısmı biraz argo bunun için özür dilerim) - yabancı sermaye; türk otu yiyen türk ineğinden fransız sütü çıkması, fransız'dan maaş alan türk vatandaşının süt içtiğinde maaşını fransız'a geri vermesi, bu verilen türk paralarının fransa'ya yol su elektrik olarak geri dönmesi demektir. ha, türk ekonomisi canlanmakta mıdır? evet canlanmaktadır, g*tüne nişadır tepilen eşşek de canlanmaktadır.
     
    smhcnr, beverly, Murat EVGİN ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  4. sevgili

    sevgili Üye

    Kayıt:
    21 Aralık 2004
    Mesajlar:
    71
    Beğeniler:
    31
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    abi nerden buldun bilmiyorum ama müthiş bir yazı gerçekten ellerine sağlık
     
  5. Anıl(shopar)

    Anıl(shopar) Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    23 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    574
    Beğeniler:
    239
    Şehir:
    Erenköy, İstanbul
    Seviye:
    haydaa bune biçim iş ben anlamadım anlayamam da bakalım daha en olacak hem bu tgrt tutucu ve milliyetçi biri olan enver örenin diilmiydi neyse bu demekki bazı insanlarımızı para hırsı sarmış gazamız mübarek olsun ne dielim
     
  6. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.498
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Yabancı sermaye rekabet getirir. Utandırıcı gelecek ama hukukta getirir biraz.
    Limanlarda yabancı gemilerin işlmesine izin verilseydi her yıl 10 000 kişi ölmezdi karayollarında.
    Ayrıca dünyanın en pahalı elektirik ( yada en pahalılarından ) enerjisini kullanmazdın.
    Ayrıca paranın dini, milliyeti olmaz.
    Enver ören deyken yada doğuş un elindeyken dış güçler tarafından kullanılmıyordu sanki medya.
    Sanal tehlikelerle sanal milliyetçilik ne kadar kolay.
    toyota, renault, fiat, ford, bosh vb. vb. Türkiye de dünya kadar üretim yapıyor.
    sanayi kuruluşlarının gelmediği de nereden çıktı. yukarıdakiler ne kuruluşu o zaman.
    Neyse en çok 50 sene sonra milli devlet kalmayacak.
    Her şeye daha farklı bakacağız o zaman.
     
  7. Anıl(shopar)

    Anıl(shopar) Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    23 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    574
    Beğeniler:
    239
    Şehir:
    Erenköy, İstanbul
    Seviye:
    e tabi toplu tüfekli savaşlarda TÜRK lerin becerisini azmini o yüzden başka taraflardan yani ekonomi vs vs vurmaya çalışıyorlar çalışmayı bırak başarıyorlar özelleşmeyen ve yabancıların sahip olmadığı devlet kuruluşu kaldı mı ??