Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bu Kafalarla Nereye Kadar!

Konu, 'İstanbul Anadolu' kısmında günkut tarafından paylaşıldı.

  1. günkut

    günkut Aktif Üye

    Kayıt:
    29 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    164
    Beğeniler:
    401
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    ''Yaa aklıma geldi şimdi;yolda yorgunken iyi güldürdü beni,ayıldım resmen.

    Dün dönüşte sahilyolunun karşı tarafında taa uzaktan yeşil yeşil bir insan topluluğu belirdi;aklıma ilk gelen belediyenin temizlik işçileri oldu,dedim içimden seçim yaklaşıyor parkları temizliyorlar herhalde.Sonra grup olağandan hızlı yaklaşınca jeton düştü;meğer geziye çıkan bisikletlilermiş,yorgunluktan insan idrak edemiyor ilk başta olayı (sigara ikonu).Amma güldüm haa kendime yolda!.

    Sonra forumdan öğrendim,Bisikletliler Derneği'nin organizasyonuymuş sucuklu mucuklu;yeşil meşil,fosforlu mosforlu. (gülme ikonu)''

    Şimdi arkadaşlar bu sözleri eden adam, kendini sporcu zanneden ve bu donanımı ile olgunlaştığını ve de kendi gibi olmayan birilerine böyle büyük laflar edebileceğine inanmış ya da, inandırılmış birisi.Burada derneğim ve benim adıma söyleyeceklerim bu insanın yaşama karşı duruşunu ciddiye almaktan ziyade aslında konunun bütün bisiklet kullanıcıları açısından önemli oluşuyla ile ilgilidir.Bizim açımızdan bu toplumsal bir kafa karışıklığının ve karışıklığın yaratmış olduğu kimliksizleşme ile, yozlaşma ile ve kendine, içinde bulunduğu topluma yabancılaşma ile ilgili bir sorundur.Bu adam ve bu gibileri kendilerini öyle bir kaptırmışlar ki önüne babası bile geçse frenleri tutmaz. Çünkü onlar herşeyin en doğrusunu yapan ve herşeyi en iyi bilen, aslında hiçbirşey bilmediğini bile bilmeyen ''mankurt''laştırılmış dünya toplumunun Türkiye'deki ''bireyci''leridir.Ve bunlar içinde yaşadıkları toplumun bir parçası olarak kaderin ağlarının, o toplumun her kesiminin başına örüldüğünü de bilmeden birey olabilmeyi beceremeyip popülerizm safsatasının kuyruğuna takılmış ve ''bireyci''liğin batağında bir o yana, bir bu yana savrulan gündelikçilerdir(idealizmden,sorumluluk duygusundan yoksun olanlardır).Bu kafa yapılarının ortaya koyduğu sorunu ister bisiklet camiasının, isterse başka grupların sorunları olarak ele alın sonuçta; yaşadıkları toprakların kültürünü ve insanını sevemeyen, onlarla bir türlü barışamayan insanların sorunu olarak sanki, bizimmiş gibi uzun yıllar üzerimizde taşıyacağa benziyoruz.
    Bu sorundan yola çıkarak biz bisiklet kullanıcıları olarak nerede durduğumuzun altını çizmek ihtiyacı hissettik!Öncelikle bisiklet kullanıcılarını kategorize etmekte fayda var ki, bu bizim savunduğumuz birşey değil.Ülkemizde kimler var bisiklet kullanan:

    1-Sporcular (kendi aralarında ayrışıyorlar)

    2-Gezginler

    3-Sürücüler

    4-Kısa mesafe ulaşım aracı olarak kullananlar

    5-Hafta sonu gezmeleri için kullananlar

    6-Akrobatik hareketler yapmayı,zor inişler yapmayı seven kullanıcılar.

    7-Meslek icabı kullananlar.

    Ve aklıma şu an gelmeyen diğerleri..Bunları genel olarak iki başlık altında toplarsak sporcu ve sosyal biniciler diye ayırabiliriz.Bu iki kesiminde hem ortak kullanım alanlarında hem de,kendi alanlarında türlü sorunları vardır.Çeşitli forumlarda bu sorunlar cins gözetmeksizin hergün yaşanıyor ve tartışılıyor.Trafikte bisikletlilere saygı,bisiklet yolları yetersizliği,yarışçıların TBF tarafından sahiplenilememesi ve sporcuların durumlarını iyileştirecek yeterli donanıma sahip olamamaları, satıcıların cirit attığı ama bisikletlilere yasak olan ana yollar,bisiklet kullanıcılarına yönelik tacizler vs..Bu sorunların çözümünde sporcu ve sosyal bisiklet kullanıcılarının farklarının iyi anlaşılması ve çözüm noktalarınında ona göre şekillenmesi bizim en çok önemsediğimiz durumdur. İşin bir tarafını sporcular açısından TBF, diğer tarafınıda sosyal açıdan konu ile ilgili Sivil Toplum Örgütlenmeleri(STÖ) oluşturuyor.Bizim durduğumuz yer, bisiklet kullanıcılarının (hangi amaçla kullandığını ayırt etmeksizin) sayısını çoğaltmak ve bisikletin, toplumun her kesiminin yaşam biçimi haline gelmesini sağlamak için oluşturduğumuz sivil örgütlenme bizim durduğumuz yeri tarif etmektedir.Eğer biz kendi işimizi çoğalarak yapabilirsek o zaman elde ettiğimiz her türlü bisikletli ayrıcalığından sporcularda yararlanacaktır.Bizlerin hangi şartlarda bir araya gelebileceğini belirleyecek olan şey ise bir ülkede STÖ nün ne işe yaradığını kavrayabilmekle başlayacaktır.Bunu anlayabilmek için de önce popülerizmden uzak durup,bisikleti her alanda çıkar amacı olarak görenleri deşifre etmek,varsa bunlarla mücadele edip sorumluluk almak ve en önemlisi dağınık gruplaşmalardan ziyade kendimize ait sorunların çözümünde birbirimizi dışlamak yerine birlikte oluşturacağımız gücü sahiplenmek gerekmektedir.Size şu soruyu soruyorum.Ülkemizde sadece bisiklet ile ilgili sorunların çözümüne yönelik kaç tane kurum ya da dernek vardır?Ve hangimiz bunları sahiplenme duyarlılığı gösterebiliyoruz?Bisiklet forumlarına Avrupadan, bisklet adına güzel örnekler taşınıp duruyor.Bu güzel örnekler damdan düşer gibi Avrupa insan'ına hediye mi edilmiştir yoksa, STÖ bilincini kavrayarak haklarını gerek bürokratik yollardan isteyerek gerekse, demokratik eylem yoluyla mı? elde etmişlerdir.Takip edenler bilirler ki, örgütlenme bilinci içerisinde hareket ederek elde etmişlerdir.Tabiki haftasonu turlarına katılıp istediğimiz kadar pedal basmak bizide mutlu edecektir.Ya da bir yerlerden sponsor bulup uzun gezilere çıkmak ve bunları çeşitli forumlarda yayınlamak herkesin sevebileceği bir sürüştür.Ama bütün bu isteklerin yanı sıra ülkemizde bisikletin gelişimi ve yaygın kullanımı adına bu istekleri bastırıp büyük,küçük,uzun yol,kısa yol,kadın,erkek demeden ortak müştereklerde pedal çevirmek ciddiyet ve sorumluluk gerektiren bir iştir.İşte yukarıda bahsi geçen ''yorgunluktan idrak edememek durumu'' aynı kafa yorgunluğunda olduğu gibi insana kim olduğunu unutturuyor ve kendinden olanıda küçümseyerek aslında ''ne'' olduğunu ortaya koyuyor.
    İşte bu gibi yaklaşımların temelinde açık,açık söyleyemeseler bile sırf kendi menfaatleri doğrultusunda bisiklet forumlarında diğer biniciler ile aralarına fark koyup ''bisiklet aristokrasisi''ni yaratıyorlar.Biz sporcuyuz kask takar, forma giyer caka satarız siz ''çöpçüler''!! gibi giyer,çoluk çocuk bisikletle gezintiye çıkar altınıza eşofman giyer,bir spor ayakkabısı,bir yağmurluk kafanıza da bir kask takar ortada dolanırsınız diyerek bir sınıf yaratıp, ''bisiklet aristokrasisi'' yaratıp kendi yıldızlarını parlatırlar..Güvenlik dışında bu tür benzetmeler ile yaratılan baskılarda birçok kullanıcı adayını bu işten soğutur ve bu da ayrıcalıklı sürücü olmak isteyenlerin işine gelir.''Ne kadar az olurlarsa yolumuz o kadar açık olur'' diye düşünerek çoğunluktan alacağı gücü bilemeden kendi geleceğinin de kuyusunu kazmış olurlar..Kaldı ki yaptıkları işe olan samimiyetleri de tartışılır.
    Sonuç olarak biz, Bisikletliler Derneği çatısı altında isteklerimizi bir kenara bırakarak sorunlarımızın çözümlerinde kurumsallaşabilmiş bu yapının değerini bilerek hareket ediyoruz.Bu anlamda yaptıklarımıza saygı duymuyorsanız bile bu işe soyunan insanların bu güne kadar bisiklet adına neler yaptıklarına,bunların bu dernek çatısı altında planladıkları şeylere yakışıp yakışmadığına karar vermeden, kendi sporcu ya da yönetici olarak bu güne kadar neler yaptığınıza bakmakta fayda vardır diye düşünüyoruz.Bisikletlilerin bu ülkedeki sorunlarını çözmeye yönelik ve bisiklet kullanıcıların haklarının korunmasına ve iyileştirilmesine yönelik, Murat Suyabatmaz'ın önderliğindeki bu mücadeleye inanıyoruz.Kendi inancımız doğrultusunda bizleri bir araya getirebilecek bu oluşumu desteklemek adına elimizi taşın altına koymaktan çekinmedik.Bu yolun hepimiz açısından doğru yol olduğu fikrini savunanların da bu anlamdaki desteklerinin gene hepimiz açısından önemli olduğunu düşünüyorum.Sevgi ve saygılarımla..

    Günkut Nebioğlu
    Bisikletliler Derneği asli üyesi