Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bolu-Yedigöller turumuz sona erdi

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında BF Okuru tarafından paylaşıldı.

  1. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    74
    Seviye:
    Yağmur sebebiyle bisikletsevenler grubunda oldukça tartışması geçen Bolu-Yedigöller turumuz 21 Ağustos Pazar günü sona erdi. Öncelikle büyük ve fazlaca tartışma konusu olan hava durumundan bahsetmek istiyorum. Olması gerekenden fazla iyiydi!!! Evet, bu konuda hiç abartmıyorum. Tam pedallamalık muhteşem bir hava vardı.
    Cumartesi sabah saat 07:30 da Burak abi ile buluşarak Bolu’ya doğru yollandık.saat 9 civarı Bolu’ya vardıktan Burak Abi’nin ailesi ve kardeşi arabayla Yedigöller’e devam ederken biz de bisikletlerimizle yol almaya başladık. Hava kapalıydı. Her an yağmur yağacakmış gibiydi. Yolda giderken önümüzdeki sıradağları görünce “ abi biz şimdi bu dağları tırmanacakmıyız?” diye takılmadan da edemedim (bir önceki turda bu soruyu sorduğumda “yok artık o kadar da değil” cevabını almıştım ama ondan fazlasını bile tırmanmıştık :)
    Tırmanışın yarılarına doğru ben artık kesin yağmur yağar diye heybe çantama çöp torbalarını geçirdim. Fakat uzun bir süre yağmayınca tekrar çıkardım. Yaklaşık 2 saat içinde 700m den 1800 m’ye iniş çıkışlarla yükseldik. Hava o kadar güzeldi ki çıkarken hiç zorlanmadık. Bu arada sis bulutlarının oluşturduğu manzara da gerçekten görülmeye değerdi. Tırmanışı tamamladıktan sonra bir çeşmenin yanında duran teyzeden taze köy peyniri ve böğürtlen aldık. Yanımızda domates olmayınca böğürtlenleri domates niyetine yedik :) Böğürtlenler biraz ekşiydi ama köy peyniri gerçekten harikaydı. Bundan sonra bizi uzun ve çıkışı kadar yorucu bir iniş bekliyordu. İnerken çok sarsıldığınız için ayakta gidiyorsunuz. O da bacakları bir hayli ağrıtıyor. Yolun son 5 km lik kısmı gerçekten çok kötü. Bir önceki seferki gidişimiz günübirlik olduğu için dönüşte buraları tekrar çıkma korkusu bize pek keyif yaşatmamıştı. Fakat bu turda kamplı gelince keyfini doyasıya yaşadık :) Yedigöller’e varınca ben fırsat bu fırsat deyip hemen matımı serdim ve başladım kestirmeye. Hafif hafif yüzüme düşen su damlacıklarıyla uyanınca hemen alelacele eşyaları toparladım. Fakat bu korku da boşunaymış. Çok hafif çiseleyen yağmur kısa zamanda geçti.
    Hem yağmurun yağmaması hem de havanın kapalı olması o gün kendimizi baya bir şanslı hissettirdi doğrusu. Gece çadırı kurup yattıktan sonra bir ara kuşların ağaçlardan aşağı attığı dal parçalarından birinin çadıra düşmesiyle uyansam da hiç umursamıyor ve o gün tam 11 saatlik deliksiz bir uyku uyuyorum. Sabah o güzel ormanın içinde uyanıp derin bir nefes çekmek gibisi yok doğrusu…

    Ertesi gün hava parçalı bulutlu gözüküyor. Yalnız sabah kalktığımızda Yedigöller tarafındaki bulutların pek de parçalı olmadığını görüyoruz. Havanın yine kapalı olması ve sıcak olmaması nedeniyle Burak Abi beni uyandırmıyor ve saat 9:30 a kadar uyuyorum. Kahvaltı ettikten sonra biraz arazide teknik sürüş yapıp biraz da göllerde gezindikten sonra saat 11:30 civarı yola çıkıp geldiğimiz yoldan geri dönüyoruz.yaklaşık 1500 m ye yükseldiğimizde yağmur bulutunun içine giriyoruz. Sanki birisi üzerimize fısfısla su sıkıyor. Bir yandan pedallayıp ısınırken bir yandan da bu ince su damlalarıyla serinliyoruz. Yükseldiğimizde gördüğüm orman ve bulut manzarasını Karadeniz turundaki Ballıdağ Ormanı’nın manzarasına benzetiyorum. Yine o günkü gibi böyle bir havayı ve manzarayı bir arada bulabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum…
    Her şey gerek hava şartları gerek teknik olarak, hiç olmadığı kadar mükemmel geçiyor. Ta ki inişin son 5 km sinde önümde giden Burak abinin birden bire kaybolup yerine kocaman bir toz bulutu oluşmasına kadar. Hemen hızla toz bulutunun içine girdiğimde Burak Abi’nin çok kötü düştüğünü görüyorum. Yol söylediğim gibi çok bozuk ve taşlı. Taşlardan dolayı yaklaşık 40-45 km hızla giderken kontrolü kaybederek düşüyor. Yaraları suyla temizledikten sonra eşini arayarak arabayı çağırıyor ve turu bitmesine yaklaşık 5 km kala noktalıyoruz. Hemen Bolu Devle Hastanesi’ne giderek film çektiriyoruz. Herhangi bir kırık çıkık olmaması bizi rahatlatıyor. Bu arada düştükten sonra Burak Abi’nin kask 2 yerinden çatlayarak kullanılmaz hale geliyor. Fakat başında hiçbir şey yok. Bu da başımızda duran ve bizi bazen bunaltan kaskın ne kadar hayati bir önem taşıdığını bir kez daha gösteriyor.
    Hastane faslı da bittikten sonra tekrar arabayla eve dönüyoruz. Hem de neredeyse hiç ıslanmadan!!! Yağmurdan çekinip gelmeyen İstanbullu arkadaşların çok güzel bir havayı kaçırdığını söylemek istiyorum. Artık bu sıcaklarda o yokuşlar bu kadar tat verir mi bilmem. Sizlere de kolay gelsin.
    Not: Fotoğraflar henüz elime geçmediği için yayınlayamıyorum. en kısa zamanda onları da göndereceğim
     
  2. çağatay_çankaya

    çağatay_çankaya Onursal Üye

    Yaş:
    29
    Kayıt:
    18 Eylül 2004
    Mesajlar:
    2.828
    Beğeniler:
    844
    Şehir:
    İstanbul / Eyüp
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    çok güzel bi gezi olmuş.ellerine sağlık.burak abimize de büyük geçmiş olsun..
     
  3. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    74
    Seviye:
    Teşekkürler hocam!!!
     
  4. Ergün Gündoğar

    Ergün Gündoğar Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    13 Eylül 2004
    Mesajlar:
    679
    Beğeniler:
    216
    Şehir:
    Tuzla - İstanbul
    Seviye:
    Burak abiye büyük geçmiş olsun, ciddi birşeyinin olmaması sevindirici, ayrıca tur içinde tebrikler :in: , fotoğrafları bekliyoruz..
     
  5. Murat CER

    Murat CER Onursal Üye

    Kayıt:
    11 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.072
    Beğeniler:
    1.264
    Seviye:
    tebrikler ve paylaşım için teşekkürler...çok güzel olmuş.işlerimin yoğunluğu bir yandan masrafların yüksekliği bir yandan....offf of...
    tekrar tebrikler.
    burak'a da çok çok geçmiş olsun..
     
  6. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    74
    Seviye:
    Neyse abi yine yaparız sorun değil. Safranbolu'ya gelebiliyomusun?