Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bisiklette Kadronun Sağlamlığı ve Bazı püfler

Konu, 'Kadrolar' kısmında MehmetArsLan tarafından paylaşıldı.

  1. MehmetArsLan

    MehmetArsLan Kıdemli Üye

    Kayıt:
    17 Eylül 2010
    Mesajlar:
    243
    Beğeniler:
    137
    Şehir:
    Manisa-Soma-Ev
    Seviye:
    Kadro, ön çatalla birlikte bir bisikletin en önemli elemanıdır . Bir kadro özelliklerinin toplamı bisikletin kullanım alanını ve kapasitesini belirler. İyi bir kadro, hafif fakat bu oranda da sağlam olmalı, uzunca bir süre en ağır koşullarda dahi kendinden bekleneni yerine getirmelidir. Eğer aşağıdaki faktörler yetersiz ise, kadroya takılan pahalı ve son teknoloji komponetler bile hiçbir işe yaramaz.

    Borular: Denge, ağırlık, kaliteli sürüş özelliği.

    İşçilik: Güvenlik, estetik.

    Geometri: Kullanım alanı ile ilgili tipik özellikler.

    Tasarım: Fonksiyonellik.

    Ölçü: Kadronun kullanıcının boyuna uyumu en önemli konudur. Bir bisiklet alırken kesinlikle deneme sürüşü yapın. Doğru ve ölçüsünde satın alınmış bir kadro uzun süreli , rahat ve verimli kullanım göz önüne alınırsa kullanıcının avantajlı olduğu ortaya çıkar. Yanlış ölçülü bir kadro sadece sorunlar getirir. Ülkemizde özellikle küçük yaştaki çocukların "nasıl olsa büyüyecek" anlayışıyla boylarından büyük bisikletlere binmesi çok yaygın bir durumdur.

    Dağ Bisikleti Kadrosunun Özellikleri:

    Bir kadroda dört ana boru bulunur:

    Arka boru (selenin içine girdiği boru)
    Üst boru
    Gidon Borusu
    Alt boru.
    Bunlara ek olarak ön çatal, arka üçgen (arka çatal), ayna yatak yuvası, muflar (rakorlar/muflar, dağ bisikletlerinde çok seyrek olarak kullanılır) ve aksesuar montaj elemanları bulunur.


    Bir dağ bisikleti kadrosunu yol bisikletininkinden farklı kılan nedir?

    Birçok şey: günümüz yol bisikletlerinin temeli 1890 İngiltere’sinde atıldı. Daha o yıllarda bile çift üçgen (diamond) kadronun bisiklet mühendisliğinde en iyi tasarım olduğu kabul edilmişti. Bu şekildeki bir kadro, her türlü statik-dinamik streslere en dayanıklı yapıyı oluşturur.. Geçen yüzyıl boyunca diamond kadro yavaş fakat düzgün değişim gösterdi . Önceden fazla eğilimli olan arka boru dikleşti. Bu ön çatal için de gerçekleşti. Arka üçgenin tabanının boyu kısaldı, sonuç olarak yol bisikletlerinin kadrosundaki bu değişiklikler verimi, sağlamlığı ve dengeyi büyük ölçüde arttırdı. Dağ bisikleti de benzer değişiklikleri sadece 10-15 yıl gibi görece kısa sürelerde yaşadı. Bu değişim, hızını yol bisikletlerinden kazanılan deneyimlere borçludur.

    Kadro Geometrisi:
    Temel kadro geometrisini tanımak ve çeşitli ölçülerini kavramak bisikletin sürüş kalitesi hakkında karar vermeye yardımcı olduğundan çok önemlidir. Boruların uzunlukları ve açıları bisikletin manevra yeteneğini, sürücünün oturma pozisyonunu ve güç aktarım oranını belirler. Kadronun herhangi bir yerindeki bir ya da iki santimetrelik bir fark çok ciddi sonuçlara yol açar.

    A: Arka Boru Uzunluğu
    B: Üst Boru Uzunluğu
    C: Sele Borusu Açısı
    D: Ön Çatal Açısı
    E: Çatal Eğim Farkı
    F: Arka Göbek-Ayna Mil Uzaklığı
    G: Ön Göbek-Ayna Mil Uzaklığı
    H: Kadro Uzunluğu
    I: Ayna Mil Yüksekliği
    J: Gidon Boğazı Açısı
    K: Gidon Boğazı Uzunluğu

    A: ARKA BORU UZUNLUĞU:
    Bu kadro boyunu belirleyen önemli bir ölçüdür. Fakat üst borusu eğimli kadrolarda bu borunun yatay olduğu varsayıldığı zaman sele borusuyla bu hayali çizginin kesiştiği noktada ayna mil merkezinin mesafesi kabul edilir.

    B: ÜST BORU UZUNLUĞU:
    Bu borunun idealde bisikletçinin vücut boyuyla orantılı olması gerekir. Dağ bisikletlerinde bu uzunluğun yol bisikletlerine oranla biraz daha uzun olması istenir. Bu, konforu, dengeyi arttıran bir özelliktir. Çoğu zaman üst boru arkaya doğru eğilimlidir. Tabii bu eğim bisikletler arasında farklılık gösterebilir. Bu özellik, düşme anında bisikletçinin kadroya çarpma riskini azaltır.

    C:SELE BORUSU AÇISI:
    Bu açı bisikletin sürüşünü etkileyen en önemli faktördür. Eski bisikletlerde bu boru oldukça eğimlidir. Günümüzde 72 veya 73 derece standart kabul edilmiştir. 69 -71 derece arası daha konforlu bir sürüş sağlar. Fakat bu bisikletin tırmanışını ve ataklığını olumsuz etkiler. Bacağı kısa bisikletçilerin daha dik açılı (72 - 73 derece), uzun olanların ise biraz eğimli (70 -71 derece) sele borulu bisikletlere binmeleri önerilir.

    D: ÖN ÇATAL AÇISI:
    Ön çatal ve çatal farkı ile birlikte ön çatal açısı bisikletin manevra yeteneğini belirler. Eskiden bu açı 68 derece civarındaydı. Günümüzdeki standart 71 derecedir. Daha dik açılar hafifçe kıvrık bir çatalla birlikte en duyarlı manevra yeteneği sunar. Daha eğimli çatallı bisikletler ise eskiden şehir bisikletlerinde çok yaygındı. Ön çatalın bu kadar eğimli olması bisikletin düz bir çizgide rahatlıkla ilerlemesini sağlar. (Hatta bu bisikletlerde elleri gidondan bırkmak çok kolaydır..Dikkat: Kesinlikle bunu önermiyorum. Bilgi vermek amacıyla yazılmıştır) Bunu yapmak gidon açısı daha dik bisikletlerde çok daha zordur.

    E: ÇATAL EĞİM FARKI
    Bu fark, ön teker milinin izdüşüm noktasıyla (ön tekerin yere değdiği nokta) çatal borusundan geçen hayali çizginin, yerde kesiştiği nokta arasındaki uzaklıktır. Bu uzaklığı, çatalın eğimi ile çatal borusunun açısı belirler. Bu mesafe azaldıkça ön teker, gidondan gelen en küçük hareketi "yanıtlar". Bu özellikle bozuk, taşlı yollarda çok önem kazanır. Eskiden bisiklet çatallarındaki kavis çok fazlaydı. Bu gereken manevra duyarlılığını azaltıyordu. Bundan 10 yıl önce düz (kavissiz) çatallar ortaya çıktı. İstenen duyarlılık sağlandı ancak bu kez de, yoldaki en küçük girinti çıkıntı büyük bir ölçüde bisikletçiyi yordu. Bu sistem çabuk terk edildi ve ne dik ne de çok kıvrımlı çatalların ,en iyi çözüm olduğu ortaya çıktı.

    F: ARKA GÖBEK-AYNA MİL UZUNLUĞU:
    Bu mesafe ne kadar uzun olursa konfor o oranda artar. Fakat bu kez de bisiklet ataklığını kaybeder ve yokuşlarda verimsiz bir sürüş ortaya çıkar. Günümüzde bu ortalama 17 inch (43 cm.)dir. Ancak bu mesafeyi kısaltmaya doğru bir eğilim vardır. Zaten yarış bisikletlerinde burası 39-42 cm. arasında değişir.

    G: ÖN GÖBEK-AYNA MİL UZAKLIĞI:
    Bu mesafenin, pedal kolları (kranklar) yere paralelken gidonu çevirdiğinizde ayak ucu tekere değmeyecek kadar olması gerekir. Bu, pedal çevirirken aynı zamanda güvenli manevra anlamına gelir.

    H: KADRO UZUNLUĞU:
    Her iki teker merkezleri dolayısıyla ön ve arka tekerin yerle temas eden noktaları arasındaki mesafedir. Bunun uzun olması, bisiklete düz yollarda rahat kullanım, kısa olması duyarlılık, ataklık sağlar.

    I: AYNA MİL YÜKSEKLİĞİ:
    Ayna milin yerden yüksekliğidir. Bunun yere yakın olması manevra yeteneğini arttırır. Yüksek bir ayna yatak yuvası daha fazla denge ve düz yolda daha iyi sürüş sağlar. Buranın yüksek olması, engellerden geçerken yine avantajdır. Zaten artık dağ bisikletlerinde son yıllarda en büyük ayna dişlinin çapı (diş sayısı) azaltılarak bu, en aza indirilmiştir.

    .J: GİDON BOĞAZI AÇISI:
    Gidon boğazının ön çatal borusu ile yaptığı açıdır. Bu, şehir bisikletlerinde genellikle 15 ile 25 derece arasındadır. Sportif bisikletlerde ise 15 ile 10 derece dir. Ön kısmı yükselen ön süspansiyonlu bisikletlerde bu açının 0-5 derece , yani alçak olması, amortisörün yarattığı yüksekliği dengeler.

    K: GİDON BOĞAZI UZUNLUĞU:
    Ön çatal ekseniyle gidon merkezi arasındaki uzaklıktır. Gidon boğazının uzunca olması bisikletçinin ağırlığının arka ve ön tarafta daha dengeli dağıtılmasını sağlar. Bu tip boğazlar (13-15 cm.) daha çok yarış tipi, yüksek performanslı bisikletlerde bulunur. Kısa tip (5-10 cm.) boğazlı bisikletlerde, gidon hakimiyeti daha zor olur fakat konforlu bir sürüş sağlar.

    Doğal olarak, tüm bu ölçülerin ayrı değerlendirilmemesi gerekir. Bisikletin tüm ölçüleri-açıları birbirlerini etkileyen faktörlerdir. Bunların tümünün toplamı bir bisikletin sürüş karakterini belirler. Bu özellikleri görebilme, tanıyabilme yetisi, bir performansı hakkında oldukça fazla fikir verir.

    Kadro Geometrisi Kullanım Alanını Belirler

    Bir kadronun boyutları ve geometrisi bisikletin hangi alanda kullanılacağını belirler. Eğer bisikletiniz boş zamanlarınızda gezinti için kullanacağınız bir araç ise ve de kadrosu yarış performansına göre ayarlanmışsa yanlış bisiklet satın almışsınız demektir. Ya da bisikletinizden yüksek yarışma performansı bekliyor ve bunu da uygulamayı düşünüyorsanız ve de bisikletinizin açıları eğimli, arka tekeriniz de ayna yatak yuvasından uzakta ise, yine yanlış bir seçim yaptınız demektir.

    Kadro Yapısının İncelenmesi

    Bir kadroda, mühendislerin neden belirli malzemeler, belirli boru birleştirme teknikleri, belirli tasarımlar ve komponetler kullandıklarını anlamak için önce kadronun ne gibi streslere maruz kaldığını incelemek gerekir. Kadroda iki çeşit gerilim vardır:

    Statik Gerilim: Kadronun ağırlığı, bisikletçinin ve varsa yükünün ağırlığıdır.
    Dinamik Gerilim: Bisikletin hızına, yolun durumuna ve fren koşullarına göre değişiklik gösterir.
    Bu iki tür gerilim birbirleriyle etkileşerek dağ bisikleti kadrosunda hatırı sayılır yüklenmelere yol açar. Dikkat edilirse önemli faktörlerden birisi, kat edilen yolun durumudur. Eğer bu yol derin çukurlu, büyük taşlı ve de aşağı eğimli bir yol ise, bunun dinamik etkileri kadroda iyice hissedilir ve kadronun yapısının çok sağlam olmasını gerektirir. Son yıllarda dağ bisikleti kadro tasarımlarında ve malzemelerinde bu kadar çeşitlenme olmasının nedeni, yol bisikletlerinde pek rastlanmayan bu problemlere karşı çözümler bulmak için çok çeşitli araştırmaların yapılıyor olmasıdır. Kadroya üst taraftan yükleme yapan vektörler bisikletçinin kendisi ve varsa yükü ayrıca kadronunun ağırlığıdır. Yanlardan gelen stres ise, çoğunlukla ayakta ve yüklenerek pedal çevirme sonucu artar.

    Eğer kadroda, özellikle ayna yatağa bağlanan yatay bacaklarda tasarım ve malzeme iyi değilse, bacak enerjisinin bir kısmı boşa gider. Eğer bu bölge esnek bir yapıda ise, kadronun geri kalan bölümlerinde oldukça büyük streslere yol açar ve bisiklet hızlı arazi inişlerinde dengesiz yol alır. Dinamik gerilimlerin en önemlisi kadroya alttan etki eder ve baş edilmesi en zor strestir. Eğer bisikletçi ve kadro ağırsa, ayrıca bir de arazi koşullarında hızlı yol alınıyorsa özellikle kadronun alt bölümlerine çok yük biner. Dağ bisikletlerinin bozuk yollara dayanabilmesi için şu kriterler saptanmıştır:

    Mümkün olduğu kadar küçük kadro yapısı.
    Yerden yüksek ayna yatak yuvası (bu, esnemeyen bir yapı ve altta daha fazla bir boşluk kazandırır).
    Boru çaplarının artması (borularda “rijidite” sağlar).
    Ön çatal borusu yatağının çapının artması (daha iyi şok yutulması ve dağılımı sağlar).
    Oval, kare, dikdörtgen bitişli boru kesitleri (kritik noktalarda dayanıklılığı arttırır).
    Kuvvetlendirilmiş arka çatal ve bacaklar.
    Dövme( forged) ön ve arka mil yuvaları.
    Ön veya arka amortisör (özellikle arazi inişlerinde).
    Kadro Tasarımı

    70'li yıllarda ilk MTB kadrosu üreten Joe Breeze’den sonra artan talebi karşılamak üzere hepsi Kaliforniyalı olan Gary Klein, Richard Cunningham, Keith Bontrager gibi ilk tasarımcıların ürünleri, son 20 yıldır büyük değişimlere uğradı. Günümüzün en son tasarımı MTB kadrolarının, eğimli üst boru, çok hafif kıvrımlı ön çatal ve özellikle amortisör, çok kaliteli kadro malzemesi (Cro-moly, alüminyum, karbon, titanyum vs.) ve dik açılı bir kadro yapısı gibi özellikleri vardır. Bir dağ bisikleti kadrosu son derece dengeli, fonksiyonel, rijid (sert) fakat aynı zamanda da bazı yönlere esnek olmalıdır. Ön-arka çatallar, geniş lastiklerin üstü çamurla kaplandığı zaman dahi rahatça dönebilecekleri açıklıkta olmalı, kadronun stres noktaları sağlamlaştırılmış fakat bozuk yolda bile sürücüyü çok fazla sarsmayacak şekilde üretilmelidir. Tabii tüm bu özelliklerin toplandığı kadroların (bisikletlerin) fiyatlarının da yüksek olması doğaldır. Bu tür bir bisiklet kullanmanın zevkini ve heyecanını sadece onu tadanlar bilir. Ayrıca her bisikletin yarattığı duygular çok değişiktir. Sanırım sadece kadrolar hakkında bile yüzeysel bu bilgiler, size bisiklet denen şu "basit" aracın aslında günümüz teknolojisinin minik bir aynası olduğunu göstermiyor mu?