Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bisikletle Bayramda Ege

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında ibrahim Kızılkaya tarafından paylaşıldı.

  1. ibrahim Kızılkaya

    ibrahim Kızılkaya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    293
    Beğeniler:
    1.029
    Şehir:
    Bursa
    Seviye:
    BİSİKLETLE BAYRAMDA EGE
    ( Ayvalık-Aliağa-İzmir-Manisa)
    10,11,12/Aralık/2008

    Tur ekibi:

    İbrahim KIZILKAYA- ( Bursa)
    Kayhan ÖZOĞUL (Balıkesir)
    Yücel KIZILTAŞ (Balıkesir)


    1.GÜN : Ayvalık-Aliağa (96 km)
    2.GÜN : Aliağa-İzmir (67 km)
    3.GÜN : İzmir-Manisa (39 km)

    Heyecanlanmıştım Aralık ayının ilk günlerinde Balıkesir’den Kayhan Özoğul’un telefondaki dost sesini duyduğumda.
    Abi diyordu bir şeyler yapalım mı bu bayramda?
    Alelacele yapıverdik programımızı. Kısalan günleri ve muhtemelen bozacak olan havayı bile hesaba katmadan.. Ne fark ederdi ki havanın nasıl olacağı. Dostlarla yine yollarda olacaktık sonuçta. Zaten içim sıkılıyordu bu aralar. Dağıtmalıydım iç sıkıntımı. Atmalıydım biriken enerjimi. Düşmeliydim yollara. Hızla hazırlıklarımı tamamladım. İkinci günün akşamında sözleştiğimiz gibi Balıkesir otogarındaydım. Hoş geldin, ben Yücel diye seslenen bir başka dost sesle ilk kez tanıştım orada. Gece boyu sohbet ettik Yücel’le yıllardır birbirimizi çok yakından tanıyormuşçasına. Maceradan maceraya, hayalden hayale koştuk yüzüne yansıyan sıcacık dostluğuyla. Saat 02,00’ı geçiyordu yattığımızda.

    [​IMG]
    Son kontrollerimizi yaptık...

    [​IMG]
    Harekete hazırdık...

    1.GÜN

    Sabah erkenden kalktık
    Hazırlıklarımız tamam. Yücel Ayvalık otobüsünde ve Kayhan’la ben yoldan bineceğiz otobüse. Yaklaşık 35 dakika gecikmeyle geldi otobüs . Bisikletlerimizi parçalamış olarak beklerken çok üşüdük. Sabah ayazı var Balıkesir’de. Sislerin arasından cılız hüzmelenen güneş henüz hiçbir şeyi ısıtmıyor. Camdan dışarıyı izliyorum renkler üşüyor çimenlerin üzerinde. Ürperiyorum izlerken.


    [​IMG]
    Ayvalık otobüsünde şekerleme...

    Kayhan uykusuz dün geceden. Kısa sürede uykuya dalıyor. Farkında bile değil Yücel’in yaptığı muzipliklerden.
    Yaşlı ve yorgun otobüsümüz yer yer bozuk olan yolda iniltiler çıkararak ağır ağır ilerliyor kıvrımlı Havran rampalarında. Otogara ulaştığımızda yıllardır birbirine hasret sevgililer gibi kavuşturuyoruz bisikletlerimizin ayrık parçalarını. Artık bisikletlerimiz ve biz bir bütünüz.

    [​IMG]
    Ayvalık otogarında üzerimi değiştirirken paparazzilere yakalandığım an...

    [​IMG]


    [​IMG]
    Sabah keyfi...

    [​IMG]
    Kış güneşi içimizi ısıtıyor...

    [​IMG]
    Ayvalık her mevsim güzel...

    [​IMG]
    Çaylarrrrrr...

    [​IMG]
    Yola düşme zamanı...

    [​IMG]
    Ayvalık alıştığımızın dışında oldukça sessiz...

    Yavaş yavaş güneşi hissetmeye başladık Ayvalık’ta. Limandaki çay bahçelerinden birine dalıyoruz. Ayvalık tostunu yemeden geçip gitmek haksızlıkmış gibi geliyor üçümüze de. İnce belli bardaklarda içtiğimiz çaylarla içimiz de ısınıyor. Yola düşme zamanı. Sahile paralel uzanan yolda ilerlerken bomboş geliyor Ayvalık gözümüze. Birkaç başıboş köpek, palmiyeler, fıstık çamları ve yaşlı taş yapılar sessizce tanıklık ediyorlar Ayvalık’tan geçişimize. Boş sokakların garip hüznünü bastırıyor içimizdeki coşku. Sarımsaklı’ya devam ediyoruz. Bir baştan bir başa hızla geçiyoruz Sarımsaklı’dan. İzmir yoluna çıkıyoruz. Önümüzde Altınova. Yol boyu uzayıp giden tarlalar kış güneşi altında soğuk bir kırmızıya bürünmüşler. Oysa birkaç ay sonra bereket fışkıracak bu tarlalarda. O mucizevi uyanışın izlerini arıyorum yeni sürülmüş topraklarda. Havaya yayılan toprağın kokusunu tiryakilikle çekiyorum ciğerlerime.




    [​IMG]


    Bergama’ya doğru devam ederken ısrarlı çalan kornasıyla yavaşlayarak yakınlaşan bir araba hemen önümüzde duruyor. GPA’dan bir dost H.İbrahim Abi ve eşi iniyor arabadan. Kucaklaşıyoruz. 300 metre ilerideki kır kahvesinde sohbet ediyoruz. Çaylar ve kurabiyeler eşliğinde. 25-30 km. sonra bize göre ters yönden gelen İzmir ekibiyle karşılaşacağımızın müjdesini veriyor bize. Dostlarla yollarda karşılaşmak ne güzel bir duygu.Konuşacak çok şeyimiz var ama yolumuz uzun. Vedalaşıyoruz. Yaklaşık yarım saat sonra karşı yönden gelen bisiklet grubu görüş alanımıza giriyor. Onların tarafına geçerek ortada buluşuyoruz. Ali abi, Selman, Serpil hanımı daha önceden tanıyoruz. Kucaklaşıyoruz dostlukla. Fotoğraflar çekiliyor ayaküstü. Gökova’dan sonra yolda karşılaşmak büyük sürpriz hepimiz için. Dönün diyorlar bize. Dönün birlikte Ayvalık’a doğru gidelim. Hayır diyoruz. Hedefimiz Aliağa. Vazgeçemeyiz biz hedefimizden. İzmir’deki diğer dostlara da selamlarımızı bırakıp devam ediyoruz hedefe doğru.
    Bir süre yol alıyoruz. Acıkıyoruz. Bir yol boyu lokantasında bol limonlu çorbalar içiyoruz.Yanında kızarmış ekmek ve üzerine sütlü kadayıf. Oyalanmadan yine yola düşüyoruz. Delice pedal basıyoruz hedefimize. Yeni Şakran’dan çıkarken güneş batıyor. Önümüzdeki son 10 km.yi alaca karanlıkta geçiyoruz. Güneşin batmasıyla hızla soğuyor hava. Kafa lambalarımızın titrek ışığında Aliağa’ya giriyoruz. Dört yıl önce Ergün’le birlikte yaptığımız Ege turunda Aliağa’da yediğim sac kavurmasının tadı hala damağımda. Akşam yemeği için aynı yeri öneriyorum. Hemen kabul ediliyor önerim. Biralar da iyi geliyor yorgunluğumuza.

    [​IMG]
    İzmirli uzun yolcu dostlarla...

    [​IMG]
    Aliağa’ya ulaştığımızda hava çoktan kararmıştı...


    2.GÜN

    Güzel uyumuşuz bu gece. Bir önceki günün yorgunluğundan hiçbir iz kalmamış üzerimizde. Sabahları keyifli oluyorum genellikle. Şakalaşarak çıkıyoruz yataklarımızdan. Pazaryerlerindeki seyyar satıcıların sergilerine benziyor odamızdaki görüntü. Taytlar, formalar, çantalar, kafa lambaları, rüzgarlıklar ve alyanlar dağılmış odanın her yerine. Toparlanıyoruz neşeyle.
    Lobide görevlinin meraklı sorularının eşliğinde yüklüyoruz bisikletlerimizi. Deli miyiz ? yoksa çılgın mıyız? Karar veremiyor muhtemelen.
    Hava oldukça soğuk. İçimiz ürperiyor. Bir an önce pedal basmak istiyoruz ısınmak için. İzmir yoluna çıkıyoruz. Aliağa henüz uyanmamış. Uzaklardan gelen homurtulu motor sesleri bozuyor ortamdaki sessizliği.
    Yine yollardayız. Isıtmayan güneşin parlak ışıkları yansımalar oluşturuyor asfaltın üzerinde. Kahvaltı yapmadık henüz üşümemiz biraz da bu yüzden. Yücel şikayetçi bu durumdan. “Güzelim sahil mekanlarını bırakın, kahvaltı yapacak yer arayın şimdi. Olacak iş mi beyler” diye sesleniyor arkamızdan. Haksız da sayılmaz bu konuda.
    Panik halinde pedallarken gözümüz hep benzin istasyonlarında, mola yerlerinde. Bayram nedeniyle olsa gerek çoğu kapalı. Ümitsizce giriyoruz bir istasyona. Pompacı çocuk içten karşılıyor bizi. “Abi “diyor “ekmek dağıtım arabasından yeni aldım ekmeği. Peynirim de var, beklerseniz çay da demlerim size” Beklemiyoruz. Biraz ekmek arası peynirle bastırıyoruz midemizin kazınmasını. Artık Yücel şikayet etmiyor.


    [​IMG]
    Sabah hava oldukça soğuk...

    [​IMG]
    Menemen'e doğru ilk soluklanma...


    Yolda ezilmiş bir sansar ölüsünün fotoğrafını çekiyor Kayhan. Yol boyunca bir çok yaban hayvanının katliama tanıklık etmek ne kötü. İçimiz acıyarak ip gibi dümdüz uzanan yolda devam ediyoruz. Oldukça bakımlı ve güzel çiçeklerle dolu bahçesi olan bir yol boyu lokantasına giriyoruz. Kızarmış ekmek, omlet ve kuru üzüm reçeliyle yapılan kahvaltıyla yerine geliyor bir ara kaybolan neşemiz. Bahçedeki mini lunaparkta salıncaklara ve sallanan mini atlara biniyoruz. Anaokulundaki çocuklar gibiyiz.



    [​IMG]
    Ve yaşam devam ediyor yollarda...

    [​IMG]
    Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik...


    Menemen’i geçince tek sıra halinde dizilmiş okaliptusların yanından geçiyoruz. Birden yoğunlaşmaya başlıyor trafik. Yolun sağı ve solu fabrikalarla,mola yerleri ve küçük yerleşimlerle dolu. Korna çalan ve el sallayanlara aldırmadan tüm dikkatimizi yola veriyoruz. Çiğli ve Karşıyaka artık çok yakınımızda. Yolların yoğunluğuna bir de kavşak çalışması eklenince servis yollarından geçerek giriyoruz Karşıyaka’ya. Yol üzerinde Ata bisiklete uğruyoruz. Ürünleri incelerken biraz da dinlendiriyoruz yorgun bedenimizi…

    [​IMG]

    [​IMG]
    Paparazzi Kayhan objektifiyle her yerde peşimde…

    [​IMG]

    [​IMG]
    Çiğli yakınlarında…


    Bostanlı iskelesi hemen karşımızda. Uzun zaman oldu denizden geçmeyeli körfezi. Öneriyorum. Kabul görüyor önerim. Bisikletlerimizi özenle yerleştiriyoruz güverteye. Güneş iyice hissettiriyor kendini. Geminin ardındaki köpüklere dalıyor gözlerim. Dalga sesleri martı seslerine karışarak yoğunlaşıyor kulaklarımda. Yüzüme vuran rüzgara aldırmıyorum.
    Konak meydanını dolduran amaçsız kalabalığın meraklı bakışlarına aldırmadan karışıyoruz içlerine. Telaşsız ve denizdeki dalgalar gibi topluca hareket ediyoruz. Bir an önce çıkmak istiyoruz kalabalıktan. Güzelyalı’daki Scott bayisine uğruyoruz. Sohbet ederken Kayhan’ın bisikletinin zincirine iki de bakla ekletiyoruz. Sadık ve Neşe’yle telefonlaşıyoruz bir yandan. Geceyi Bornova’da geçireceğimi söylüyorum. Sinmiyor içlerine ısrarla gelip alıyorlar beni Bornova’dan. Kesif bir kömür kokusu ve dolunay var İzmir’in üzerinde..

    DOSTLARI OLMALI İNSANIN

    Dostları olmalı insanın;
    Aynen gemilerin limanları gibi.
    Zaman zaman, uğradığın, yükünü boşalttığın,
    Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda.

    Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
    geri döneceğin günü bekleme umuduyla.
    Bazen rüzgara o açmalı yelkenini,
    Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla,
    Halatlarını çözmeli,
    Seni çok ama çok özlemeli.

    Dostları olmalı insanın;
    Ermiş,bilge,hayatı ezbere okuyabilen.
    Düşünmediklerini düşündüren,
    Seni bir cambaz ipinde, güvende tutabilen,
    Gerektiğinde senin için ateş yutabilen,
    Yolunu ışıtan ustan olmalı.
    Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini.
    Sana vermeli soğuk bir kış gününde
    Üzerindeki tek gömleğini...
    Can YÜCEL

    Ne de güzel ifade etmiş büyük usta.



    [​IMG]
    Feribottayız...

    [​IMG]
    İzmir…


    [​IMG]


    [​IMG]

    3.GÜN

    Sabah çok mutlu uyanıyorum dostlarımın evinde. Kayhan ve Yücel’le kahvaltı yapacağımı söylemiştim akşamdan. Neşe erkenden kalmış ve çok güzel bir kahvaltı kumanyası tutuşturuyor elime. Irmak henüz derin uykuda. Sadık’la çıkıyoruz ve tam vaktinde oluyorum buluşma yerinde. Kuşadası’na doğru devam etmekti planımız. Kuşadası’ndan arkadaşıyla konuşmuş Kayhan ve rüzgar çok şiddetliymiş Kuşadası’nda, hava da patlamak üzere.
    Ayak üzeri değişiklik yapıyoruz programda. Sabuncu beli rampalarını çıkarak gidebildiğimiz yere kadar gitmeye karar veriyoruz. Yağmur kokuyor hava. Bulutlar toplanıyor gökyüzünde.
    Bir kahveye giriyoruz Neşe’nin koyduğu katmerleri afiyetle tüketiyoruz. Artık hazırız rampalarla cebelleşmeye.
    Manisa yoluna girer girmez başlıyor rampalar. Fakat yol dümdüz geliyor gözümüze. Bir süre yükseliyoruz. Dönüp bakıyorum artık çok aşağıda kalan İzmir’e.
    Hızla geçen araçların oluşturduğu rüzgarı hissediyoruz bisikletlerimizde. Yol boyunca uzanan reklam tabelaları çirkin bir görüntü kirliliği oluşturuyor.Görmezden gelerek ormanları izlemeyi tercih ediyoruz. İyiden iyiye kararan bulutların altında karanlık ve kasvetli görünüyor ormanlar da. Kuşlar sürüler halinde ve hızla yer değiştiriyorlar belli ki yağmur gelmek üzere. Islanmasını istemediğimiz eşyaları tekrar kontrol ederek rampayı çıkmaya devam ediyoruz. Bir yayayla karşılaşıyoruz rampaların orta yerinde. Adı Cuma’ymış ve öğretmenmiş kendisi. Üzerinde grev gözcülerini çağrıştıran bir gömlek. Çevre gönüllüsü yazıyor gömleğinde. Küresel ısınmaya dikkat çekmek için Manisa’dan İzmir’e yürüyor. Ayaküzeri sohbette bir çok ilden ortak tanıdıklarımızın olduğunu sevinerek fark ediyoruz. 80 küsur yaşında bisikletçi dostum Faruk amca geliyor aklıma. Dün Menemen yakınlarındayken biz, çok sevdiğim bir dostumun yanından aramıştı İstanbul’dan. Turla ilgili bilgi paylaşmıştık. “Doğa ölürse sen de ölürsün” yazıyor Faruk amcanın da bisikletinde. Duyarlılıklarına hayranlık ve saygı duygularımızla ayrılıyoruz Cuma’dan ve düşlerimdeki Faruk amcadan.



    [​IMG]
    Manisa’dan Cuma öğretmenle…

    [​IMG]
    Neşe’nin tahin pekmezi çok işe yarıyor…


    Yağmur başlıyor. Oyun gibi geliyor önceleri yağmurda pedallamak. Sabuncu beli geçidi rakım: 580 yazan tabelanın önünde fotoğraf çekiyoruz. Yağmur arttırmaya başlıyor şiddetini. Bundan sonra uzun bir iniş var önümüzde. Fotoğraf makinalarımızı ve cep telefonlarımızı kapatarak poşetlere sarıyoruz. Özenle yerleştiriyoruz çantalarımıza. Bundan böyle bazen pedal çevirmeyi bırakacağız. Sağnak yağmurun altında beceriklice süzüleceğiz aşağılara, kuşlar gibi zarif bir şekilde.
    Önden ben bırakıyorum kendimi. Ardımda Kayhan ve onun ardından da Yücel. Akıyoruz asfaltta akan sularla birlikte. Daha ilk metrelerde sırılsıklam oluyoruz. Giysilerimizden süzülen yağmur suları doluyor ayakkabı ve eldivenlerimizin içine. Pedala yüklendiğimde bardaktan taşar gibi taşıyor sular ayakkabımından.
    Keskin rampalardan aşağıya süzülürken yanımızdan geçen arabalardan fışkıran sular da hızla vuruyor yüzümüze. Tepeden tırnağa ıslanıyoruz her araba geçişinde. Frenlerimiz kaydırıyor. Arabalar korna çalıyor kulaklarımızı sağır edercesine. Benim kulağım zincirimin ve tekerleklerimin dönüşüyle oluşan suyun şırıltı halindeki sesinde. Çok keyif alıyorum bu inişten. El ve ayak parmaklarımı hissetmiyorum artık. Suya düşmüş bir kedi yavrusu gibiyim.
    Birkaç kilometre ötede ve bizim gittiğimiz yönde tüm araçların konvoy halinde durduğunu fark ediyorum. Araçların stop lambalarının kırmızı ışıkları ıslak yolda güzel yansımalar oluşturuyor. Duran araçların aralarından geçerken yeni olmuş kazayı fark ediyorum. Bir minübüs yoldan çıkmış. Lacivert renkli binek araba da ona çarpmamak için frenlediğinde ortadaki hendeğe yuvarlanmış. Duruyorum. Ardımda da Kayhan duruyor. Kayhan 112’de doktor ve alışık böyle vakalara. Bakıyor yaralı yok maddi hasarla atlatılmış kaza. Yapacağımız bir şey yok devam edelim diyoruz. Böyle kazaların fotoğrafını zaten çekmiyoruz.
    Biraz ileride bir benzin istasyonuna giriyoruz. Yağmurun kesilmesini ümit ediyoruz. Sıcacık tarhana çorbasından içiyoruz. Oturduğumuz sandalyelerin çevresinde küçük gölcükler oluşuyor. Üşüyoruz.

    [​IMG]
    Sabuncubeli geçidi
    [​IMG]
    Sırılsıklamız
    Yağmur kesilecek gibi gözükmüyor. Islağız ve durdukça daha da üşüyoruz. Manisa 8- 10 km. önümüzde. Manisa’ya kadar devam edelim diyoruz. Biriken yağmur sularının içinden sırılsıklam geçiyoruz. Otogarın arkasında bir hamamın önünde duruyoruz. Bizimle üşüyen bisikletlerimizi de hamama sokuyoruz. Hamamın saunasında saatler geçiyor ancak ısınıyoruz. Hamamda diyecek yok keyfimize. Bir ara Tolga Çandar’dan türküler bile söylüyoruz. Birkaç saat önceki sırılsıklamlığımız buhar olup damlıyor seslerimizin yankılandığı kubbelerde.

    Güzel bir turdu. Sağolun dostlar. Yeni turlarda tekrar görüşmek üzere... İbrahim KIZILKAYA

    [​IMG]
    Turun güzel finali…

    [​IMG]
    Manisa otogarı..

    [​IMG]

    Solda Yücel KIZILTAŞ,ortada İbrahim KIZILKAYA, sağda Kayhan ÖZOĞUL
    Bazı fotoğraflar Yücel’in makinasıyla çekildi (üzerinde tarih yazanlar) tarihler yanıltıcı olmasın. Fotoğraf makinasının yanlış ayarından kaynaklanıyor.

    Turun tarihi : 10,11,12/Aralık/2008
     
  2. Özgür Nevres

    Özgür Nevres Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    18 Haziran 2007
    Mesajlar:
    694
    Beğeniler:
    1.372
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Yazı ve fotoğraflar için çok teşekkürler. Çocukluğumun geçtiği yerleri hatırlattınız.
    Can Baba'nın şiiri için ayrıca bir teşekkür :)
     
    çirkin ve ibrahim Kızılkaya bunu beğendi.
  3. kayhan1907

    kayhan1907 Kıdemli Üye

    Kayıt:
    3 Eylül 2007
    Mesajlar:
    312
    Beğeniler:
    477
    Şehir:
    balıkesir
    Seviye:
    ellerine sağlık abi en kısa zamanda tekrarlamak dileğiyle
     
  4. Ender Alıcıoğlu

    Ender Alıcıoğlu Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Haziran 2006
    Mesajlar:
    2.430
    Beğeniler:
    4.154
    Şehir:
    Antalya
    Seviye:
    Dostlarım merhaba :)

    Süpersiniz. Harika bir tur atmışsınız.

    İnanın telefonla görüşmemizde, içim kıpır kıpır etti. İzmir seyahatimde kendi arabam yanımda değildi. :(

    Olsaydı sizi mutlaka İzmir girişinde bulurdum. Telefonlaştıktan sonra, sizi görebilmeyi çok istedim ama, imkanlar el vermedi.

    Hele akşam, sizinle aynı şehirde olduğumuzu düşündükçe ve sizlerle hasret gideremediğime çok üzüldüm. Ne yapalım, bir keresinde de, Antalya tarafı bir pedal basarsınız, sizleri burada yakalarım.

    Sevgi ve selamlarımla. ;)
     
  5. evrimyigit

    evrimyigit Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Nisan 2008
    Mesajlar:
    275
    Beğeniler:
    1.586
    Şehir:
    istanbul izmir
    Seviye:
    cok keyifli bir gezi olmus.
    sizden 2 gun once bizde ayni yollardan gecmistik, keske karsilasip tanissaydik.
     
    çirkin ve ibrahim Kızılkaya bunu beğendi.
  6. yasmed

    yasmed Yeni Üye

    Kayıt:
    21 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    13
    Beğeniler:
    5
    Şehir:
    BALIKESİR
    Seviye:
    eline gözüne sağlık dostum emeğin için..sanki turu başkaları yapmışda imreniyormşum izlenimi yaratan cümlelerine teşekkürler,daha sıcak havalarda sıcak turlara:)
     
    çirkin ve ibrahim Kızılkaya bunu beğendi.
  7. AydınGünaydın

    AydınGünaydın Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.131
    Beğeniler:
    1.516
    Şehir:
    Erzurum(Aşkale)
    Seviye:
    abi süper bir tur olmuş katılan herkesin ayaklarına sağlık geziinin her kelimesini okudum, güzel bir anlatımla bir solukta okundu özelliklede can yücelin şiirini gezinin anlatıma keyif kattı.paylaşımınız için tşkler bol pedallı günler diliyorumm
     
    ibrahim Kızılkaya bunu beğendi.
  8. coşkun ayaz

    coşkun ayaz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    253
    Beğeniler:
    716
    Şehir:
    kocaeli
    Seviye:
    İbrahim bey selamlar,
    Turunuz, yazınız, resimleriniz çok hoş ve güzel.
    Sizi tanımıyorum ama sanki karşılaşsak hemen kaynaşıp anlaşabilir dost olabiliriz gibi geliyor.
    Bu duyguyu uyandıran ortak paydalar; Bisiklet, Doğa ve İnsan sevgisi, Bu forum ve Hızla giden dünyada yavaş ve sade yaşayan dostlara özlem olsa gerek.
    Yolunuz açık olsun...
     
  9. ibrahim Kızılkaya

    ibrahim Kızılkaya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    293
    Beğeniler:
    1.029
    Şehir:
    Bursa
    Seviye:

    Coşkun bey..
    Değerli görüşleriniz için çok teşekkür ediyorum.
    Söylediğiniz gibi,ortak paydalarda buluşuyoruz aslında.
    Ben de zevkle ve beğeniyle izliyorum foruma katkılarınızı.
    Umarım kesişir yollarımız ve sizi yakından tanıma ayrıcalığımız olur.
    sizin de yolunuz açık olsun. Hoşçakalın


    Sevgili Ender abim.
    Aramızdaki mesafelerin ne önemi var. Duygularda yanyanayız nasılsa. Biz de çok isterdik İzmir'de görüşebilmeyi. Olsun söylediğin gibi bunun Bursa'sı,Antalya'sı var daha. Dostlarla sıkça çınlattık kulaklarınızı bu turda. En yakın zamanda görüşebilmek umuduyla.Hoşçakal. Selamlar tüm dostlara..
     
  10. eteker

    eteker Üye

    Kayıt:
    19 Ekim 2006
    Mesajlar:
    76
    Beğeniler:
    57
    Şehir:
    ANKARA
    Seviye:
    Sevgili cesur yürekli kardeşlerim,
    Harika bir tur olduğundan eminim. Sizlerle beraber orda pedal basmayı çok isterdim. Gerek resimleriyle gerekse anlatımlarıyla harika bir makale olmuş. Yüreğinize sağlık.

    Sevgiyle kalın.
    Ergün TEKER
     
  11. ibrahim Kızılkaya

    ibrahim Kızılkaya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    293
    Beğeniler:
    1.029
    Şehir:
    Bursa
    Seviye:
    Can kardeşim Ergün..
    Az yol mu yaptık seninle birlikte.Üzülme.. Daha çoook yollar yapacağız hep birlikte
    desteklerin için de ayrıca teşekkür ediyorum.En yakın zamanda görüşmek üzere
    Hoşçakal


    İbrahim KIZILKAYA
     
  12. Ümit Bozyılan

    Ümit Bozyılan Kıdemli Üye

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    363
    Beğeniler:
    371
    Şehir:
    İstanbul-Beykoz
    Seviye:
    yazıları ve fotoğrafları büyük bir zevkle okudum, inceledim :).
    harika bir tur olmuş.
    elinize sağlık!
     
    ibrahim Kızılkaya bunu beğendi.
  13. ibrahim Kızılkaya

    ibrahim Kızılkaya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    293
    Beğeniler:
    1.029
    Şehir:
    Bursa
    Seviye:
    Merhaba mumutu
    Teşekkür ediyorum.Üçüncü gün yağmur zorlamış olsa da biz de büyük bir zevkle yaptık bu turu.Hoşçakal
     
    çirkin bunu beğendi.
  14. bizekolik

    bizekolik Kıdemli Üye

    Kayıt:
    2 Ekim 2006
    Mesajlar:
    353
    Beğeniler:
    198
    Şehir:
    fatih ist haliç
    Seviye:
    Bacaklarınıza Saglık Harika

    Harika Ayagınıza Saglık Cidden Mukenmel Bir Gezi Olmus ....:in:
     
    ibrahim Kızılkaya bunu beğendi.
  15. bryant

    bryant Kıdemli Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2008
    Mesajlar:
    294
    Beğeniler:
    98
    Şehir:
    izmir
    Seviye:
    abi o yağmurda sabuncu belinden salınmak her babayiğidin harcı değildir yollar çok güzel ve eğlenceli geçmiş her halinizden belli tşkler
     
    ibrahim Kızılkaya bunu beğendi.
  16. Mümtaz Öztürk

    Mümtaz Öztürk Spor Aşığı

    Yaş:
    58
    Kayıt:
    11 Aralık 2008
    Mesajlar:
    418
    Beğeniler:
    1.007
    Şehir:
    Trabzon
    Bisiklet:
    Bianchi
    Seviye:
    paylaşımlarınıza teşekkürler
     
    ibrahim Kızılkaya bunu beğendi.
  17. ibrahim Kızılkaya

    ibrahim Kızılkaya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    293
    Beğeniler:
    1.029
    Şehir:
    Bursa
    Seviye:
    Sevgili bryant..
    Sabuncu beli her mevsim bisikletçiler için keyifli bir geçit..Fakat kış ve yağmurda da bambaşka izler bıraktı yüreğimizde..Sadece trafiğin yoğunluğu ve sürüş güvenliği açısından tam konsantrasyon gerekiyor.Özellikle inişte araçlar oldukça yakınınızdan geçiyor ve araçların ardından sıçrayan sular görüşünüzü engelliyor.Yine de çok güzeldi gerçekten...
     
    Ahmet Mumcu bunu beğendi.
  18. Serkan Çoban

    Serkan Çoban Forum Bağımlısı

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    7 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    731
    Beğeniler:
    1.097
    Şehir:
    Çanakkale/Yenice
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Bu güzel gezinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkürler, pedal basan ayaklarınıza sağlık :)

    Ayrıca ;
    Can YÜCEL'in bu güzel şiirini de bizlere hatırlattığınız için teşekkürler...

    Sağlıcakla kalın [​IMG]
     
  19. vefa

    vefa Yeni Üye

    Kayıt:
    27 Ocak 2007
    Mesajlar:
    8
    Beğeniler:
    3
    Şehir:
    baku
    ne mutlu kendisine boyle soluklanacak zamanlari ayirabilenlere.sayenizde bizde resimlerinizle turladik.tesekkurler
     
    ibrahim Kızılkaya bunu beğendi.
  20. ibrahim Kızılkaya

    ibrahim Kızılkaya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    293
    Beğeniler:
    1.029
    Şehir:
    Bursa
    Seviye:
    Sevgili Vefa
    "Hayat yaşandığı kadarıyla vardır
    Gerisi hatırada hayal,hayalde ümittir.
    Hüsran ;
    yaşama şansı varken yaşayamamış olmakta" demiş şair.

    Buradan hareketle bizler soluklanacak zamanları yaratmak zorundayız.Yaşadık diyebilmemiz için.Yaşama açılan pencerelerimiz ne kadar fazla olursa o denli ışık dolar ruhumuza.Tercihlerimizi bizi mutlu eden hobilerimizi göz önünde tutarak belirlemek için yeterli çaba sarfedersek göreceksin ki hiç bir sorun kalmayacak.Her şey gönlünce olsun.Selamlar