Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bisikletimle Türkiye Yollarında, 6. Etap, İstanbul - Bartın (SON)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Ahmet Salih Özenir tarafından paylaşıldı.

  1. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    6.Etap İSTANBUL – BARTIN

    04 Temmuz 2010, Pazar, 34. gün, İstanbul – Ağva

    Akşamdan hazırlığım tamamdı, Bodrum’dan gönderdiğim yağmurluk pantolonumu ve pançomu da aldım yanıma.

    Kadir’e izin gününde de rahat yok…
    [​IMG]

    Aydos Ormanının çam kokusu iyi geldi bana… Yaklaşık 20 km rehberlik ettikten sonra, Alemdağ’da Şile bulvarına çıkınca vedalaştık kuzenimle, misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederim, sağ olun.

    Ömerli Barajını ve İstanbul’un kuzeyini kaplayan harika orman içinde süreceğim anlaşılan…
    [​IMG]

    Havayı pek anlayamadım, açık mı nedir?.. Hafif de sis var.
    [​IMG]

    Yol harika, hızla ilerleyebiliyorum…
    [​IMG]

    Güzel yerler gördüm… Çiftliklerde atlar vardı.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Doğa cömert, metropolün karmaşasını unuttururcasına…
    [​IMG]

    Bir an sağa sola bakmaya gelmiyor… Gökte neler oluyor böyle?...
    [​IMG]

    Al işte bir kaçak yolcu daha…
    [​IMG]

    Olimpos’u mu hatırlattı?…
    [​IMG]

    [​IMG]

    İşte Karadeniz… Görmek bu güne kısmetmiş… Oldu mu 4?..
    [​IMG]

    [​IMG]

    Hep duyardım haberlerde “Şile plajında boğulan…”
    [​IMG]

    İnsanlar geliyor peşisıra…
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Hep olmalı bunun gibi güzel evler, içinde yaşanan.
    [​IMG]

    Hadi çabuk olun biraz… Kalmamış takati…
    [​IMG]

    Yan manzarası da, dikiz aynasından bakar gibi…
    [​IMG]

    Çarşı hatırası…
    [​IMG]

    O el var ya sallanan… Sürücünün…
    [​IMG]

    Üstteki fotoğrafta, aşağıdaki düz yolu gördünüz tabii. Yokuş aşağı hızla inerken, yokuşun bittiği yerde, karşıdan karşıya, bir tekerin içine oturacağı genişlikte kazılmış çukura girdim. “Küüütttttt”le birlikte havalanma… Neyse ki, başarılıyla kondum tekrara yere... “Yaa n’oluyor? Ne güzel iniyordum…” “Hımm… Yaptıkları iş hemen unutulmasın diye, tam kapamamış amcalarım…” “Hem, amcalara niye kızıyorsun ki… Yokuşu çıkarken kilitlediğin amortisörü açmazsan, böyle olursun…”

    Ne yalan söyleyeyim, bu kadar yol yaptım gördüğüm hayvan o kadar az ki… Hepsi çok değerli benim için…
    [​IMG]

    Su gidecek Melen’den ama, ya bu kesilen binlerce ağaç… Kim dikecek yerine yenilerini?..
    [​IMG]

    Yol olmasına yol
    [​IMG]

    ama çevir kafanı göğe… Bak… Yeşil, mavi... Bi de beyaz…
    [​IMG]

    Neden böyle olmaz ki yurdumun bütün yolları…
    [​IMG]

    Fark ettiniz mi ay yıldızı…
    [​IMG]

    Hepsi biribirinden güzel
    [​IMG]

    yörenin evleri…
    [​IMG]

    Acıktım…
    [​IMG]

    Erken geldim buraya.
    [​IMG]

    Şehir merkezine inerken geçtiğim Göksu Deresi, huzur veriyor.
    [​IMG]

    Gezi tekneleri geziniyordu sakince.
    [​IMG]

    Meyve falan alıp İstanbul yönüne geri döndüm. Buraya gelirken gördüğüm, girip fiyatını falan sorduğum kampa yerleştim.
    [​IMG]

    Ooo yalnız sayılmam…
    [​IMG]

    Bakmayın kampın böyle sakin göründüğüne, çadır aralarında top koşturanlar, arabadan merkezi müzik yayını yapanlar… Hep birlikteyiz…
    [​IMG]

    Terlileri yıkamak için işletmeci Engin (Emin değilim isimden.) kardeşimize çamaşırhanenin yerini sorduğumda;

    “Abi çamaşırhane yok…”
    “Nası yani? Kamping değilmiydi bura?..”
    “Evet ama tam değil… Plaj gibi falan…”
    “Peki uzun yoldan gelenler falan?..”
    “İdare ediveriyorlar…”

    Benimki de laf mı yani… Bırak şimdi çamaşırı, gir artık şu denize…

    Kampın sırtını dayadığı tepeciği
    [​IMG]

    aşınca,
    [​IMG]

    güzelim Karadeniz’le buluştuk… Seslensem duyarlar Ağva’dan…
    [​IMG]

    İlk defa değiyoruz biri birimize… Çok sevdim suyunu, dalgasını…
    [​IMG]

    Çıkmak istemedim…
    [​IMG]

    Akşamüstü yemek için tekrar indim Ağva’ya.
    [​IMG]

    Devamı var…

    Ağva Deresi’yle Karadeniz’in kucaklaştığı mendirekte,
    [​IMG]

    herkes gibi ben de yürüyüş yaptım.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir kaç fotoğraf çektim oralarda.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Devamı var…
     
    erdemis, Bora, oguzcigsar ve 11 kişi daha bunu beğendi.
  2. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Ağva Deresi (Yeşilçay).
    [​IMG]

    Yemekten sonra da gezmeye devam ettim kasabayı.
    [​IMG]

    Göksu Çayı’nın kıyısında, bahçesinde Şile Feneri bile olan, güzel, küçük oteller gördüm. Fakat, bu tesislere girmeden çaya yaklaşmanız pek mümkün değil…
    [​IMG]

    Gün bitiyor Ağva’da…
    [​IMG]

    Hımm, yarın Karasu’da olmayı planlamışım, hadi bakalım…

    34. gün; hava: az bulutlu, tur süresi: 7:55, yol süresi: 6:16, yol: 108,6 km, toplam yol: 2693 km.

    Harita: http://www.mapmyfitness.com/route/tr/istanbul/152128851404263506
     
  3. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    05 Temmuz 2010, Pazartesi, 35. gün, Ağva - Akçakoca

    6’da uyandım sabah. Çadırımı toplarken, gördüğünüz arabanın sahibi;

    “Senin yüzünden biz de uyandık…” demez mi?...
    “Amcacım burası çadır kampı, sen de bir kumaşın arkasında yatıyorsun. Her ne kadar istemesem de biraz ses çıkar, tabii sen de duyarsın…”
    “Bu saatte de olmaz ki ama.”
    “Ama amcacım, yola çıkmak için senin uyanmanı bekleyemem ki, hem dün gece çadırımın mücavir alanına park ettiğin taşıt aracının, müzik setinden yaptığın yayını, ben de 12’ye kadar dinlemek zorunda kalmıştım…”

    [​IMG]

    Melen suyunu taşıyacakmış bu borular… Dün çektiğim fotoğrafta ufak gibi görünmüşlerdi, yanlış anlaşılmasın…
    [​IMG]

    Puslu havada elmalar…
    [​IMG]

    Saydım 12. il.
    [​IMG]

    Hayırlar yapılmış yol kenarlarına…
    [​IMG]

    Makrom geldi…
    [​IMG]

    Hemen çekmem lazım…
    [​IMG]

    Su kanalı, kim bilir kaç nesil içti suyundan?..
    [​IMG]

    Uzaklardaki sisi görünce yolun güzelliğini fark etmediniz, değil mi?... Ordan inecem şimdi.
    [​IMG]

    Yurdumuzda nadir görülen canlılardan birkaçı…
    [​IMG]

    Var mı böyle bir şey?… Evet var, Karadeniz’de…
    [​IMG]

    Çok itina göstermesem, bu fotoğraf da
    [​IMG]

    böyle olurdu…
    [​IMG]

    Şaka bir yana harbiden yeşil… Bakın ilerde sol şeridi nasıl sarmışlar…
    [​IMG]

    Bulutlar… Tamamlıyorlar tabloyu… Durdum…
    [​IMG]

    Bir dinlenme anında…
    [​IMG]

    Ben Mersin’liyim… Tabii çekecem dalındaki fındıkla pozumu…
    [​IMG]

    Hediyeli köyününden geçerken, bana “sevgiyle” yaklaşan, ayaklarımın yanında bana “seslenerek” topuğumun yanında gitmek isteyen ve dişmacunu reklamlarındaki gibi dişlerini bana “cömertce” gösteren, sayısını hatırlayamadığım, en küçüğü 24 jant boyundaki kuçuları da anmadan geçmek istemiyorum…

    Ne o, geldik mi Kandıra’ya?..
    [​IMG]

    Şehir merkezine girmeden,
    [​IMG]

    devam ettim yoluma.
    [​IMG]

    Bir ay önce Akdenizde değil miydi biçerdöverler?..
    [​IMG]

    Bir günde ikinci il. İlden ile atlıyorum, bu sakin, hatta boş diyebileceğim yolda…
    [​IMG]

    Kaynarca’da, küçük bir esnaf lokantasında yedim yemeğimi. Sahibiyle sohbet ettik biraz. Ayrılırken bahçelerinin mayhoş eriğinden verdi yolluk olarak, sağ olsun.

    Doğada, büyük hayvanlardan
    [​IMG]

    küçük olan hayvanlar da var…
    [​IMG]

    Nihayet yine deniz… Varsın uzak olsun…
    [​IMG]

    Acarlar Langozu yolumun üstündeydi, uğradım.
    [​IMG]

    “Turist” sanıldığımdan hiç bahsetmiyorum artık… Kanıksadım…
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    İhsaniye, Sakarya Köprüsündeyim…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Programımda Karasu’da konaklamak vardı. Nedense yola devam etmek istedim.
    [​IMG]

    Marketten aldıklarımı kaldırımın üstünde atıştırırken, o apartmandan çıkan, plaja gitmek için annelerini bekleyen 3 çocukla sohbet ettik biraz;

    “Hep mi sürüyorsunuz abi bisikletinizi?”
    “Evet gündüzleri.”
    “Siz de insanlar gibi uyuyor musunuz peki?...”
    “…”

    [​IMG]

    [​IMG]

    Melenağzı’nı geçince bir iki kamping gördüm. Biri uygun fiyatlıydı ama yerini beğenmedim. Daha ilerde Karaburun’da;

    “Kardeşim çadır ücreti ne kadar?”
    “35 lira artı 10 lira oto park”
    “Ne 35’i, ne otoparkı? Bodrum’da kaldığım uluslararası kampingin klimalı odası bile kişi başı 20 liraydı, hem arabam da yok. Biraz indirim yapsanız…”
    “Yok abi yapamayız.”
    “Peki buradan sonra kamp var mı?”
    “Yok”
    “En yakın?”
    “Akçakoca’da”

    Yine yol göründü gurbete… İlk hedefimiz Akçakoca…

    Dağlık kesimde aniden yanımda gördüm Turgut kardeşimi… Fırsat buldukça köyden (Kalkın) Akçakoca’ya kadar antrenman turu yapıyormuş. Yarışçı…
    [​IMG]

    Biribiribize başarı diledikten sonra Turgut önde ben arkada aynı yöne yollarımıza devam ettik.
    [​IMG]

    Akçakoca’da şöyle bi dolandım. Dondurma ve kahvaltılık bir şeyler aldığım marketin sokağında çıkan, sopalı mahalle kavgasına uzaktan baktıktan sonra,
    [​IMG]

    bulduğum çok güzel bir kampa yerleştim.
    [​IMG]

    Çadırımı kurup denize gireyim dedim ama, gözüm kesmedi. Kayalıkmış, Karadeniz’i hiç tanımıyorum… Ben de günbatımını izledim biraz…
    [​IMG]

    Turumun en uzun sürüşünü yapmışım bu gün, acıktım haliyle… Yürüyerek indim çarşıya doğru…
    [​IMG]

    Belediyenin oralarda taksicilere sordum;

    “Şu lokantanın nasıldır yemekleri?”
    “Size pek gelmez, çarşıda çok güzel balık lokantaları var…”
    “Yaa güldürmeyin beni, siz ne sandınız beni?…”

    Bilseler bisikletle geldiğimi “Gir ye kardeşim.” derlerdi eminim… Neyse, dedikleri yerde tavuk yemekleri yapan bir yer buldum.
    [​IMG]

    Yemek güzeldi, fakat döneri sulu yemek tabağıyla getirmelerini yadırgadım. Söylediğimde “İlk defa böyle bir şikayet aldık, değiştirebiliriz tabakları.” dediler. Bir daha ki turumu bu tabakları kontrol için yapabilirim…

    Akçakoca Limanı, gece.
    [​IMG]

    35. gün; hava: az bulutlu, tur süresi: 12:00, yol süresi: 9:30, yol: 146 km, toplam yol: 2839 km.

    Harita: http://www.mapmyfitness.com/route/tr/%u0130stanbul/598128851716177158
     
  4. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    06 Temmuz 2010, Salı, 36. gün, Akçakoca – Zonguldak

    Biraz yağmur yağdı gece. Mecburen kalkıp, ipe ve bisikletimin üstüne astığım çamaşırlarımı ıslak ıslak toplamak zorunda kaldım.

    Sabahında
    [​IMG]

    harika bir güne uyandım.
    [​IMG]

    Kahvaltımı yedikten sonra yola çıktım.
    [​IMG]

    Kaldığım en güzel uluslararası kamplardan biriydi Tezel kamping. Ama ne yazıkki benden başka kalan yoktu. Ya, ne oldu bu turistlere, neredeler?
    [​IMG]

    Akçakoca’da sabah.
    [​IMG]

    Yörenin konakları o kadar güzel ki…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Hani insanın içinde bir pusula vardır ya, yaşadığı yere göre işleyen,
    [​IMG]

    işte benim o, şaştı Karadeniz’de. Şimdi güzel Mersin’imde güneş bu yöndeyse, gün batıyor olmalıydı…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Dağlar deliniyor, pek çok yer şantiye…

    [​IMG]

    Sanıyorum 2800 km falan oldu yola çıkalı, en kötü yola geldiğimi henüz fark ediyorum… Çevre yolu bittiğinde, geliş gidişli ve dar ve onu ezen devasa ve ürkütücü ve sizi görmediğinden emin olduğunuz kişilerin, önlerindeki yuvarlak plastik kaplı çemberleri tuttuğu ve pek çok ve hatta sayılamayacak kadar çok ve fosil yakıtın tüketilmesiyle elde edilen ve kamyonların hoyratça ezdiği ve güzel Siyah Bisikletimin narin tekerleklerinin, bin katı kalınlığındaki tekerlekleri altında yoğrulmaktan ve hanımların yapmaya çalıştığı kekler gibi kabarmış asfalta ve beni, kàh yük vagonları gibi, sırasıra, hiç bitmeyen canavarların altına iten, kàh bankete düşüren yola henüz girmişim…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bakmayın yolun böyle sakinliğine
    [​IMG]

    ve benim artiz gibi poz verdiğime. Çok sıkıntılıyım kalabalık kamyon trafiğinden, kendimi güvende hissedemiyorum. Kamyonlar peşisıra, üstelik çok hızlı gidiyorlar, beni de zaten çok dar olan bankete inmeye zorluyorlar…
    [​IMG]

    Neyse ki Alaplı’ya vardığımda yoğun inşaat bölgesi geride kalmış, kamyon akışı nisbeten azalmıştı.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Tersaneler.
    [​IMG]

    Gördüm ki her boyda,
    [​IMG]

    türde gemiyi yapıyorlar bu tersanelerde.
    [​IMG]

    Helal olsun işçimize, mühendisimize…
    [​IMG]

    Bisikletime henüz binmiştim ki, karşıdan gelen 5 bisikletliyi gördüm. Gelenler Ereğli Bisiklet Sevenler Derneği Başkanı Fatih Erdem ve dört hanım arkadaşıymış. (Soldan; Derya Aydın, Fatih Erdem, Filiz Efe, ASÖ, Emel Çalkam ve Selda Aydın.)
    [​IMG]

    Şehre doğru giderken.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ereğli Demir ve Çelik Fabrikası çok büyük, ne kadar mı?..
    [​IMG]

    Sür sür bitmiyor, kendi limanı bile var. Şehrin neredeyse yarı sahilini kaplamış…
    [​IMG]

    Tema ve gazetecilerle buluşacağımız yere doğru giderken,
    [​IMG]

    Ereğli Bisiklet Sevenler Derneğinin girişimleriyle, belediye tarafından bisiklet yoluna dönüştürülen eski demiryolunu gösterdiler. Derneğe ve Karadeniz Ereğli Belediyesine teşekkürler.
    [​IMG]

    Parkta gezinerek gittik.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Herkül heykeli önündeki bu pozu çekmek için, yürüme yolunun iki yanındaki, çöp kovalarının üstüne koyduk fotoğraf makinelerimizi. Fark ettiniz değil mi, herkes kendi makinesine poz vermiş…
    [​IMG]

    Çınaraltı’ndayız.
    [​IMG]

    Meşhurmuş buranın simidi.
    [​IMG]

    Yakındaki ev yemekleri yapan lokantada, Tema’nın misafiri oldum.
    [​IMG]

    Oyalanmadan arkadaşların yanına döndük. Çay içip biraz sohbet ettik. Bu arada gelen başka bisikletçilerle de tanışma fırsatım oldu. Mersin Tisan’a tatile gelen doktor bey, küçük kızıyla gelen subay bey. Fakat nedense, burada hep birlikte fotoğraf çekilmemişiz ne yazık ki…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Karşılamaya gelen kardeşlerimizle vedalaşmadan önce.
    [​IMG]

    Çok candan arkadaşlar tanıdım burada, zaman az da olsa misafirperverliklerini gösterdiler, sağ olsunlar. Fakat artık ayrılma zamanım geldi, bana müsaade… (Bisikletçileri tanıtmıştım daha önce, solumda Turgut Sıdal, sağımda Asena Kaya)
    [​IMG]

    Tema temsilcisi Nilgün Durak hanım 3 gündür turumla ilgileniyordu, rahatsızlığından dolayı evinden çıkamadığı için, ben onu evinde ziyaret etmek istedim. Bisikletimle Türkiye Yollarında, “Ev gezmesi” ile devam ediyor… Her turcuya nasip olmaz böyle ev gezmeleri… (Soldan; Bahar Kaya, Fatih Erdem, ASÖ, Nilgün Durak ve Asena Kaya)
    [​IMG]

    İşte buldum bütün zorluklara direnmeye çabalayan, güzel bir ev daha. Ama bence o kırmızıyı ordan almakta yarar var…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Fatih beyle birlikte şehrin çıkışına kadar geldik, onunla da burada vedalaşarak yoluma devam ettim. Çok memnun oldum sizleri tanıdığıma, sağ olun var olun.

    Devamı var…
     
  5. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Bakın neden oyalanmamışım…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bizim Toros’larda yeşildir, çamdır, fakat buralar bir başka…
    [​IMG]

    Sanki yok toprak burada…
    [​IMG]

    Tam yanıma bir şeyler almadığımı fark ettiğimde karşıma çıkan abla… Lafladık ayak üstü, çocuklarını okutuyormuş. Yarım kilo istedim ama ne mümkün, “Sen bisikletçisin, yakarsın.” diyerek doldurdu poşeti, biraz da nefis ekmeğinden yedirdi sağ olsun.
    [​IMG]

    Toprak yok dedim ama varmış… Yol yapım yerlerinde görüyorum sadece…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Uzaktan da olsa görüyorum Karadeniz’i.
    [​IMG]

    İniş başlıyor yavaştan…
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Tüneller…
    [​IMG]

    Yokuş aşağı indiğim tünellerin birinden çıkarken
    [​IMG]

    diğerine giriyorum,
    [​IMG]

    bu da sonuncusu.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Sanki havalimanına iner gibi, şehre iniliyor…
    [​IMG]

    Kent içinde kalmış
    [​IMG]

    metruk yapılar ve
    [​IMG]

    berbat kokan bir dere… Neden varlar?..
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Meydanın yanındaki mısırcıdan aldığım mısırı yerken, satan gençle sohbet ederek oyalandım. Sözleştiğimiz saatte, Tema temsilcisi Berran Aydan hanım ve Melahat Çöğendez hanım geldiler.
    [​IMG]

    Gazeteciler ile.
    [​IMG]

    Akşam yemeğinde Tema temsilcisi Berran hanımın misafiri oldum. Zira pek akşam yemeği demek de doğru olmuyor… Günler o kadar uzun ki… Berran hanım programından dolayı erken ayrıldı aramızdan. Melahat hanım ve eşi Hasan beyle sohbet ederek devam etti yemeğimiz. Hasan bey bana, bendekinden daha detaylı bir harita verdi, daha doğrusu değiştirdik haritalarımızı.

    Lokantanın penceresinden gün batımı.
    [​IMG]

    Yer ayırttığım öğretmen evi geride bıraktığım yolda kalmıştı. Dönerken, kahvaltıda süt olmayabilir diye süpermarkete girdim ve
    [​IMG]

    çıktım, fark nasıl?... Zira mağazanın kapanış saatine denk geldiğimden, kasalardaki yığılma geç çıkmama neden oldu sanıyorum.
    [​IMG]

    Otel kayıt işlemini bitirip, bisikletimi depoya almak için dışarı çıktığımda ki sürpriz… Edirne’de bana rehberlik yapan Tugay Demircan ve ailesi bisikletimin yanında... Tugay bisikletimi görünce tanımış, “Bu Ahmet abinin bisikleti…” demiş, beni bekliyorlarmış. Çok hoş bir karşılaşma oldu. Ayak üstü sohbet ettik, fotoğraf çekildik. Onlar da Karadeniz turuna çıkmışlar, belki ileriki günlerde tekrar görüşürüz diyerek ayrıldık.
    [​IMG]

    Zaman zaten çok geç oldu, oyalanmadan yatmalıyım…

    36. gün; hava: güneşli, tur süresi: 9:55, yol süresi: 6,25, yol: 100,9 km, toplam yol: 2940 km.

    Harita: http://www.mapmyfitness.com/route/tr/zonguldak/396128852071517285
     
  6. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    07 Temmuz 2010, Çarşamba, 37. gün, Zonguldak – Bartın

    Gece hem hava sıcaktı, hem de odam otelin gürültülü bir makinesine bakan tarafa denk geldiği için, pek iyi uyuyamadım.
    [​IMG]

    Toparlanıp hemen kahvaltıya indim. Güzel bir kahvaltıyla güne hazırlandım.

    İkimizde Zonguldak’a gidiyoruz.
    [​IMG]

    Gördüğüm kadarıyla bir tek sahil kesiminde dar bir düzlüğü var Zonguldak’ın, gerisi hep yokuş ve merdivenler.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Konuştuğum kişiler haksız değiller ki, bisiklet sürülebilecek yer çok az… Bir de sabah yaşadığım trafik sıkıntısını da buna eklersek… Çarşı içinden geçerken yolun karşı kaldırımızdaki bankaya uğramak istedim, ama ne mümkün. Küçücük bir çarşı, fakat yolun bir tarafından diğerine geçerken bile kornalar, homurdanmalar falan… “Sabah sabah n’oluyoruz?...”

    Sahildeki dar düzlükten aniden yükselerek, ayrılmaya başladım madencilerin şehrinden.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Şehirde yoğun, farklı bir koku hissettim sürekli. Çok sağlıklı bir hava soluduğumu düşünemedim burada… Sanıyorum kömür kullanımının çok yaygın olmasından dolayı, yapılar bile solgun göründü gözüme.
    [​IMG]

    Dün akşam yemekte Hasan Bey bana Çaycuma yolunu tavsiye ederken, “Rahat ve güvenlidir”, “Filyos yolu hem çok dar, hem de çok yokuşludur” demişti. Ben de Filyos’dan gideceğimi söylemiştim. Öyle de yaptım…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir yokuşun başındaki gencin, “Çıkamazsın sen o yokuşları.” dediğini duydum, gerçekten de rampa o kadar dikti ki, Siyah Bisikletimi yolda tutmakta zorlandım… Çok sert bir başlangıç oldu bugün.

    Şehir içi yolda ilerlerken, bu güne kadar duymadığım, kulaklarımı tırmalayan, canhıraş bir böğürtünün, normal bir insan tarafından açılamayacak kadar aralanmış ağızdan çıktığını ve bu sesi çıkaranın da, beyaz kapalı kasa kamyonetin sağ kapısından, beline kadar sarkmış vaziyette, bana bakarak eğlendiğini gördüm... Bu durumu 5-6 saniye kadar sürdürdükten sonra, araca geri soktu gövdesini… O anda bulunduğum yerde yol dardı, sağımda da yağmur sularının akması için yapılmış, açık su kanalı gibi bir şeyler vardı. Bir anlık şaşkınlık veya korku beni o kanala, veya kamyonetin tekerlekleri altına düşürebilirdi… Neyse ki tatsız bir durum olmadı ve amacına ulaşamadı amcam…

    Canım çok sıkıldı… Neden hala oluyor bunlar?...
    [​IMG]

    Yokuşlar ve şehir geride kaldığında, orman ve ortasındaki koca termik santral çıktı karşıma… Çıktığım diklikte indim yanlarına.
    [​IMG]

    Az önce önünden geçtiğim hastanenin bacasından, yaz gününde bile çıkan dumanı görünce,
    [​IMG]

    bu koca bacanın nasıl bir emisyonu olacak tahmin bile edemiyorum…
    [​IMG]

    Nası yani?..
    [​IMG]

    Bunlar da diğer
    [​IMG]

    eski santraller…
    [​IMG]

    Doğal sonuç…
    [​IMG]

    Arkamdan gelen bisikletli ile Muslu’daki bir bakkalda karşılaştık. Aldığım şeyleri yerken sohbet ettik, bir de çay ikram ettiler sağ olsunlar. O sırada gelen bisküvi satış arabasının sürücüsü, “Gel abi ben seni götüreyim, çok diktir buraların yokuşu.” demez mi… Bir güzel n’ayır da ona çektim…

    Ordan mı devam etsem?...
    [​IMG]

    Harbiden, bin git…
    [​IMG]

    Ben çıkmazsam, o çıkmazsa bu yokuşları, tabii “Helloooo…” diye bağırır sana hemşerin…
    [​IMG]

    Adam söyledi sana diktir diye…
    [​IMG]

    Bir günde iki artizliğin cezası… “Hadi koçum bas pedala…”
    [​IMG]

    [​IMG]

    Harbiden güldürüyor bu tabela beni…
    [​IMG]

    İnsanoğlu kuş misali azizim…
    [​IMG]

    O kadar sakin
    [​IMG]

    poz veriyorsun ki…
    [​IMG]

    [​IMG]

    “Yol dardır…” demişlerdi ama doğrusu bu kadarını beklemiyordum… Neyse ki çok az araç geçiyor… Hatta, geçmiyor diyebiliriz…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Ulaşımın 4 yolu…
    [​IMG]

    Filyos’tayım.
    [​IMG]

    Burası sayfiye kasabası gibi, çok sessiz.
    [​IMG]

    Öğlen yemeğimi yemek için bir lokanta aradım. Dedikleri yere yöneldim ve bir bayanın işlettiği küçücük dönerciyi gördüm. Kendi ve kızları naziklerdi, fakat orda yediğim döneri unutmak için, en kısa zamanda çok iyi bir döner yemem lazım…

    Şehrin çıkışında gördüm
    [​IMG]

    Filyos Kalesini.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Yol mu? Sürülesi… Bir şey geçerken yanımdan, otobüslerin aynası gibi sürtüyorum yapraklara dallara… Ruhum uçuyor sanki…
    [​IMG]

    Gökçeler’deki benzinciye girdiğimde, inşaatla uğraşan gençlere “Hemen İngilizce konuşun.” türü bir şeyler söyledi başlarındaki kişi. Yeteri kadar Türkçe bildiğimi söyleyince güldüler. Hemen “Sıcak soğuk bir şeyler ikram edelim.” dediler, benim derdim başka… Wc ile gurur duyulur mu? Evet duyulur, köy benzincisi değil, sanki 7 yıldızlı oteldeyim… Helal olsun sizlere. Daha sonra kameriyede oturduk, çaylarımızı içerken sohbet ettik arkadaşlarla.
    [​IMG]

    Filyos çayı.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Saltukova civarı.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Çaycuma sapağındaki karpuzcu, koca bir karpuzu kesiyordu tam ben oradan geçerken. Buram buram kokusu yayılıyordu kan gibi kırmızı, tam olgun Adana karpuzunun. “Bir dilim göz hakkımı yemeden geçmem.” deyince, mecburen “Buyur abi gel, zaten çok fazla.” dediler. Sohbet ederek ve karpuz seçenlere yardımcı olarak yedim, birkaç dilim buz gibi karpuzlarından, sağ olsunlar. Nedense son günlerde canım sürekli karpuz çekiyor ve şöyle buz gibi karpuz yeme imkanım olmuyordu. Bir nebze yatıştırdım kendimi.

    Devamı var…
     
  7. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Bartın’a giden yol yeni ve iyi.
    [​IMG]

    Gün içinde birkaç kez Bartın Tema temsilcisini aradım, fakat ulaşamadım.

    Takdim edeyim; sevimli yol arkadaşım…
    [​IMG]

    Bartın girişinde Tema temsilcisini birkez daha aradım, yine ulaşamadım. Bu kez Ereğli Tema Temsilcisi Nilgün hanımı aradım, durumu bildirdim. Biraz sonra Nilgün hanım belediye basın danışmanı Sevgi Salcı hanımın beni beklediğini, ardından arayan Tema temsilcisi Ebru hanım ise Cengiz Sıklı beyin benle ilgileneceğini bildirdi.

    [​IMG]

    Dosdoğru Bartın Belediyesine gittim. Belediye Başkanı Cemal Akın bey beni kabul ederek, turum hakkında bilgi aldıktan sonra, başarı dileklerini iletti.
    [​IMG]

    Belediyede basın bürosu çalışanları ve gazetecilerleyiz. (Sağımda; Belediye Basın Danışmanı Sevgi Salcı)
    [​IMG]

    Beni arayan Cengiz bey akşam yemeğinde misafiri olmamı istedi. Saat yedi ½’a sözleştik.

    Otele giderken gördüm Kocanaz çayını
    [​IMG]

    ve üstündeki Kemer Köprüyü.
    [​IMG]

    Bu yapılar da
    [​IMG]

    göz kırptılar bana.
    [​IMG]

    Cumhuriyet Meydanı’na bakan Özmen Otel’de Bartın Belediyesinin misafiri oldum, sağ olsunlar.
    [​IMG]

    Otel görevlisi Mevlüt Acar bey bisikletimi lobiye aldı, rahat etmem için de ilgi gösterdi. Günlük temizlik ve çamaşır işlerimi hallettikten sonra, kalan zamanı değerlendirmek için internet kafeye gittim.

    Bartın sokakları, insanları… Beğendim bu şehri.
    [​IMG]

    İnternet kafede hava çok sıcak geldi bana, klimanın altındaki bir masaya geçerek biraz ferahladım. Orada 1 saat kadar fotoğraflarımı yedekledim, mektuplarıma baktım.

    Kafenin karşısında gördüğüm bu tabelada, suyun buralara “Su Getirme Cemiyeti” marifetiyle getirilmiş olduğu yazılıydı. Allah razı olsun emeği geçenlerden…
    [​IMG]

    Otelin önünden aldı Cengiz bey beni. Arabasına binince klimanın etkisiyle vücudum buz kesti bir anda, hafif bir titreme geçirdiğimi söyleyince klimayı kapattı. Özel hiçbirşey istemediğimi, mümkünse yakın bir yerde yemeğimizi yememizi istedim. Yakın bir orman içindeki ve çok sevdiği kişilerin sahibi olduğu bir alabalık tesisine gideceğimizi, bazı tanıdığı kişileri de oraya davet edeceğini söyledi. “Klima kapanalı 5 dakika kadar olmadı mı?” “Ben neden üşümeye devam ediyorum peki?..” Cengiz beyden rica ettim ateşime bakmasını, “Evet var biraz… Ama alabalık güçlü bir gıdadır, bırakmaz ateş...”

    Yemekte yükseldi ateşim, içim de yanıyor… Hiç keyfim yok, yaptığım her şey istemediğim şey oldu artık, istirahat etmek istiyorum. Ama ortam hiç öyle değil. Karşımdaki insan candan, yürekten evsahipliği yapmak için ve beni rahat ettirmek için çabalıyor… İlaç bulduruyor… Çok sıkıntılıyım… “Cengiz bey, lütfen yemeği uzun tutmayalım, kendimi hiç iyi hissetmiyorum, ayrıca bunları sizlere söylemekten de çok rahatsızım…”

    Ateşimi gördüm bu fotoğrafta… Soldan, Cengiz Sıklı, tesisinin sahibi Ersoy Oğuz ve ben.)
    [​IMG]

    Çok geç olmadan döndük şehre. Dönüş yolunda Cengiz bey, yanımda küçük bir ayı baltası bulundurup bulundurmadığımı sordu… “Ne baltası?..” “Ayı baltası…” “Burası Karadeniz bölgesi, gideceğiniz yolda ayılar olabilir, tedbirli olmakta fayda var…” Off, ne can sıkıcı oldu bu konu… Sanki biraz huzursuzlandım…

    Gece sağlık sorunum olursa aramamı tembihleyen Cengiz beye, misafirperverliği için teşekkür edip, vedalaştım.

    Hemen yattım.

    37. gün; hava: güneşli, tur süresi: 8:00, yol süresi: 6,07, yol: 85,1 km, toplam yol: 3025 km.

    Harita: http://www.mapmyfitness.com/route/tr/zonguldak/415128853035352531
     
  8. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    08 Temmuz 2010, Perşembe, 38. gün, Bartın - Kurucaşile

    Yatmadan aldığım ilaç geceyi rahat geçirmemi sağladı... Uyandığımda iyiydim. Hemüz uyanmıştım ki Cengiz bey aradı, Amasra’ya uğrayıp ağramayacağımı sordu. Planımda olmasına rağmen uğramayacağımı söyledim. Belediyenin beni bekleyeceğini söyledi ve bir telefon numarası verdi. Turun bu kesimini coğrafi koşulları iyi değerlendirememekten ötürü çok iyi planlamadığımı, koşullara göre yerinde değerlendirmem gerektiğini kararlaştırmıştık Hüseyin Güleç ile.

    Kahvaltı saatini bekleyemeyeceğimden, paket yaptıkları kahvaltıyı da alarak ayrıldım otelden.
    [​IMG]

    Kurucaşile yolunu o kadar karmaşık tarif ettiler ki, birkaç kişiye sormak zorunda kaldım…

    Bartın evlerinin
    [​IMG]

    sabah gösterisi,
    [​IMG]

    dizilmişler yollara…
    [​IMG]

    Hepsi birer
    [​IMG]

    özgün eser.
    [​IMG]

    Yaşanası…
    [​IMG]

    İki katlı trafo binasındaki yazıyı görünce
    [​IMG]

    dehşete düştüm… Bu nasıl bir seldir… Kaba bir hesapla 6-7 metre yükselmiş sular…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir rüya gibi
    [​IMG]

    bu sokaklar.
    [​IMG]

    Orduyeri Caddesi beni şehrin dışına doğru sürüklüyor, her ne kadar ayaklarım istemesede…
    [​IMG]

    Bir bankta oturup kahvaltımı yaptım. Ordan, güzel ağaç evlerin şehrine bir kez daha baktım… Sizleri gördüğüm için çok mutluyum. Bartın, lütfen sahip çık evlerine…
    [​IMG]

    Dün akşam yemek yediğimiz yerin kavşağı. Hımm, demek buralara gelmişiz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Yanıma yanaşan bir beyaz “Bırodvey”in içindeki dört kişinin, bana bakarak gülümsediklerini görünce şaşırdım. “Bizim oraya da gelecek misiniz?” “Nereye?” “Tema’nın bisikletlisi değil misiniz?” “Evet” “Amasra’ya gelecek misiniz?” “Uğramayabilirim...”
    [​IMG]

    Düşenin vay haline…
    [​IMG]

    Karadeniz üstü bulut… Sanki şimendifer geçmiş de, izi kalmış.
    [​IMG]

    Nere acaba?..
    [​IMG]

    Oraymış… Amasra…
    [​IMG]

    Amasra kavşağında karşılaştığım Macar otostopcular. Gidecekleri yeri yazıyorlardı kartona “Tarafına İnebolu”. Yerim olduğunu, benimle de gelebileceklerini söylesemde tercih etmediler… Yazının doğrusunu kartonun arkasına yazdım. Onlara, dağda sergici abladan aldığım eriklerden ikram ettim. Bir 2 dakika sonra çok uluslu bir gazlı içecek firmasının temsilcisi durdu ve aldı götürdü.
    [​IMG]

    Orada Cengiz beyin verdiği, belediye yetkilisinin telefonunu defalarca aramama rağmen ulaşamadım ve daha fazla oyalanmadan yoluma devam ettim. Bu günkü hedefim Cide.

    Ahatlar.
    [​IMG]

    Çakraz.
    [​IMG]

    Çok sert görünüyor Karadeniz sahilleri.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Hafize teyze nedense, para ödemeden incirlerini yiyip gideceğimi sandı. Hemen, hayat sıkıntısından, incirleri para vererek toplattığından bahsetmeye başladı… Bir tabak yiyemeyeceğimi, yanıma da alamayacağımı söylesem de ikna olmadı… Bir tabak incire 5 lira verdim.

    [​IMG]

    İstanbul’dan bu yana hiç su sorunu yok, her yerde çeşme.
    [​IMG]

    Haritam gidon çantasındaki cepten kaymaya, fırsat bulursa da düşmeye başladı bu aralar.

    [​IMG]

    Küre Dağları.
    [​IMG]

    Ara sıra da ineyim değil mi…
    [​IMG]

    Hava güneşli, ama neden ürperiyorum?...

    [​IMG]

    Severler sıkmayı…
    [​IMG]

    Gücüm azalıyor sanki… Bi de üşüyorum.

    [​IMG]

    Hüseyin Güleç’i aradım, “Neyim olabilir?”, “Sıvı dengen bozulmuş olabilir. Hemen sıvı takviyesi yapmalısın. Taze meyvesuyu falan.” Hisarköy’de marketten bir litrelik limonata aldım, diktim kafaya. Biraz serinledim, kendimi iyi hissettim.

    Kah görünüyor bütün güzelliğiyle, kah kayboluyor…
    [​IMG]

    “O limonata olmaz, gerçek meyvesuyu yok mu oralarda?” “Belki Kurucaşile’de olabilir.”

    Yol çok kötü görünüyor gözüme, hiç keyfim yok… Hız mı? Güldürmeyin… Sürünüyorum…
    [​IMG]

    Kurucaşile’ye yakın bir benzincide ihtiyaç molası verdim. Teşekkür etmek için büroya uğradığımda görevli bayan “Siz o sunuz değil mi?” diye sordu. “Pardon kim?” “Çevreci bisikletçi, tanıdım sizi. Gazeteden okumuştum haberinizi.” Sanıyorum Karadeniz insanı çevre ile ilgili haberlere daha çok ilgili… Bayandan Kurucaşile’de sağlık kuruluşu ve otel olup olmadığını sordum. Çok küçük bir yermiş ama sağlık ocağı, öğretmenevi ve bir de otel varmış, iyi bari.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Geldim ama bitik durumdayım.
    [​IMG]

    Hemen bir otel bakındım, gözüm tutmadı mekanı…

    [​IMG]

    Öğretmen evine gittim, bura da bomboş… Şimdiye kadar kaldığım en ucuz yer. Bisikletimi bodruma bıraktım. Uyardılar bit pire olabilir diye, kedi yavruları varmış da…

    Durumum kötü, ateşten, odaya çıkmakta bile çok zorluk çektim. Doktora gitmem gerek ama mümkün değil, yatağa bıraktım kendimi…

    Mersin Tema temsilcisi Şükrü bey aradı, durumumu öğrenince çok üzüldü, çevredeki Tema temsilcilerinin yardımını teklif etti, şimdilik gerek olmadığını söyledim.

    Bir saat kadar uyuduktan sonra kardeşimin telefonuyla uyandım, hemen doktora gitmemi istedi. “Tamam giderim.”

    Otel görevlisi “Hemen yakında sağlık ocağı, bisikletle gidebilirsiniz.” dese de mümkün değil, adım atamıyorum… Bir taksi ile gittim oraya, gerçekten yakınmış. Doktor, boğaz enfeksiyonu ve faranjit olduğumu, bunun ağır performanslı uzun yolculuk dolayısıyla etkisinin çok daha fazla olacağını, en az 2-3 gün dinlenmem gerektiğini söyleyerek bazı ilaçlar verdi. SGK sistemi kitlendiğinden eczanede beklemem gerekti.

    O sıralarda Tema teşkilatlanma başkanı Temel bey aradı, sanıyorum Şükrü beyle konuşmuşlar, hastalığımı biliyordu çünkü. “Ahmet bey, siz bu turunuzla çevreci anlamda üstünüze düşeni fazlasıyla yaptınız. Ancak, turun sağlıkla devam etmesi çok daha iyi olur. Sizden turun devamıyla ilgili, sağlığınızı düşünerek en doğru kararı vermenizi istiyoruz.” dedi... Tema ortağım, durumdan huzursuz oldukları açık… Birkaç kez daha ailemle görüştük, huzursuzlukları belli. Arkadaşım Hüseyin Güleç’de kesinlikle yola devam etmememi, burada kalarak iyileşmemin doğru olacağını söyledi.

    Şehre girerken gördüğüm bir lokantada, kendimi zorlayarak tavuk çorbası içtim, etli yemek yedim. Çok leziz ve hesaplı . Beslenmemi güçlü tutmam gerekiyor.

    Başta ailem kimseleri huzursuz etmeye hakkım olmadığını biliyorum. Turun bundan sonraki aşamalarında gerçekten iyi olup olmadığımı sorgulamalarını ise, hiç istemiyorum. Zaten tura zor ikna etmiştim onları… Kendime verdiğim söz geldi aklıma “Hastalanırsam dönerim…” Sakince bunları düşününce, 1 Haziran 2010’da başladığım “Bisikletime Türkiye Yollarında” turumu burada, Kurucaşile’de bitirmeye, ilk fırsatımda tekrar devam ederek tamamlamaya karar verdim. Bu zor bir karar oldu benim için, o kadar yol, emek, destek ve beklenti… Ama sağlıkla yapmam gerek bunu, insanlar beni düşündüklerinde keyif aldığımı düşünmeliler, hastalığımı değil…

    Kararımı Aileme, Tema’ya ve arkadaşım Hüseyin Güleç’e bildirdim. Hepsi de memnun oldular, sağ olsunlar desteklediler, teselli etmeye çalıştılar.

    Çok üzgünüm… Aynı zamanda mutluyum da, buralara kadar gelebildiğim için şükrediyorum…

    İlaçlarımı alıp otele döndüm. Yattım.

    38. gün; hava: güneşli, tur süresi: 7:00, yol süresi: 5,51, yol: 58,5 km, toplam yol: 3084 km.

    Harita: http://www.mapmyfitness.com/route/tr/bart%u0131n/261128855210017052
     
  9. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    09 Temmuz 2010, Cuma, 39. gün, Kurucaşile

    Çok berbat bir gece geçirdim, sürekli kendi inlemelerime uyandım… Ateş yetmiyormuş gibi, bir de diyare başladı… Çok sıkıntılıyım ama erkenden kalkmam gerekti. Dün doktor “Yarın kendinizi iyi hissetmezseniz gelin tahliller yapalım.” demişti, yetişmem lazım.
    [​IMG]

    Amcacım, sen gabari nedir bilir misin?
    [​IMG]

    Kurucaşile Limanı.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Cuma, pazarıymış buranın. Bütün köylü şehirde…
    [​IMG]

    Dünkü yemek yediğim Ünlü Tabildot Lokanta’sına gittim yine. Yemekleri çok güzel ve bol. “Bizim yemeklerimizle iyileşirsin abi.” diyor garson Hasan Kural kardeşim. Bolca sohbet ettik, buralarda hiç iş olmadığından, gelecek kaygısından bahsettiler. Yan mağazada çalışan Hasan Köse’de kayınbabasının çok güzel deniz yatları yaptığından bahsetti. Burada yat imalatı çok ilerlemiş, meslek liseleri bile varmış. (Soldan; yan dükkanda çalışan Hasan Köse, Hasan Kural ve ASÖ)
    [​IMG]

    Yukardaki fotoğrafı çekilirken hafiften yağmur başladı, ortalığı şöyle bir ıslattı. “Kızlar Yağmuru” derlermiş ona burada, hemen hergün uğrarmış.

    [​IMG]

    Biraz internete bakındıktan sonra, yarın için Ankara’ya, Bartın aktarmalı bilet aldım.

    Pazar yeri boşalmış, döküntüler kalmış geriye.
    [​IMG]

    Sağdaki İbrahim bey, berber dükkanını kapatıyordu tanıştığımızda,
    [​IMG]

    eşlik etti bana sahile inerken.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Otele döndüm, lokantadan aldığım tatlıyı yiyip, erkenden yattım.

    Yarın döneceğim Mersin’e.
     
  10. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    10 Temmuz 2010, Cumartesi, 40. gün, Kurucaşile - Ankara

    Geceyi düne göre daha iyi geçirdim. Sık uyandım ama inlemelerim olmadı en azından. Kahvaltı ücrete dahil olmasına rağmen, dün sabah çıkmamıştı öğretmenevinde. Bu sabah varmış… Eşyalarımı toparlayıp bisikletime yükledim ve lokantacı arkadaşlara çay içmeye gittim. İyi dileklerle vedalaştık. Sağ olsunlar yakınlıklarını gördüm.

    Siyah Bisikletimle geldiğim yollardan, otobüsle geçmek tuhaf geldi bana…

    Bartın’da yapılan bir aktarma ile Ankara otobüsüne geçtim.

    Çaycuma kavşağında karpuz yediğim serginin fotoğrafını çekmemiştim, hazır bekledim oralardan geçerken. Beyaz kapalı kasa kamyonetin arkasında. Yine mi beyaz kapalı kasa…
    [​IMG]

    Ankara’ya yarım saatlik mesafede aniden durdu otobüsümüz. Bozulmuş.
    [​IMG]

    Tanıdığı olanlar arayıp çağırdılar almaları için.
    [​IMG]

    Önce tek ve valizi olmayanlar başka otobüslere binip uzaklaştılar.

    Hanımlar bol valiz ve memleketlerinden yükler getirdikleri için, ben de bisikletim olduğu için, yaklaşık birbuçuk saat bekledik otoyolda. Ta ki bagajı ve koltukları boş bir otobüs gelene kadar.
    [​IMG]

    Tabii akşamki Mersin otobüsüne yetişme imkanım da kalmamış oldu…

    11 Temmuz 2010, Cumartesi, 41. gün, Ankara – Mersin
    Normal seferlerde yer bulamadığım için, uyduruk bir firmanın yedek bir seferine razı oldum. Doğrusu bu kadar berbat geçeceğini tahmin etseydim, sabahı beklerdim.

    Neyse, geldim Mersin’e, kavuştum aileme.

    Bir uzun yol serüveni böylece bitmiş oldu… O kadar çok kişiyle tanışıp, o kadar çok şey yaşadım ki, çok şanslı görüyorum kendimi.

    Ayrıca, bir Tema Vakfı gönüllüsü olarak, “Güneş ve rüzgar enerjilerinin bize yeteceği, nükleer enerjiye gerek olmadığı ve bisikletin bir ulaşım aracı olarak kullanılması ile, küresel ısınmanın etkilerinin azaltılması çabalarına destek olunabileceği” mesajlarını taşıyarak, kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştım yol boyunca. Gittiğim yerlerdeki basının ilgisi bunu başardığımızı gösterdi.

    Hayalim olan turuma katkı sağlayan, tanışma fırsatı bulduğum herkese ve kurumlara bir kez daha saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Onlar sağ olsunlar var olsunlar ki bu turlar çoğalsın, bisikletçilerin gitmediği ova, tırmanmadığı dağ kalmasın, hemşerilerimiz de bizlere “Hello” demesin…

    “Bisikletimle Türkiye Yollarında – 4 Deniz 4 Kapı” turunun destekçileri:

     Türkiye’nin bisiklet sevdalıları

     Mersin, Mersin Valiliği Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü
     Mersin, Tema Vakfı Temsilciliği
     Mersin, Mersin Bisikletli Gezginler (MBG)
     Mersin, Sedona Tanışlar Bisiklet
     Aydıncık, Aydıncık Belediyesi
     Anamur, Tema Vakfı Temsilciliği
     Anamur, Tayfun Otel
     Gazipaşa, Tema Vakfı Temsilciliği
     Gazipaşa, Gazipaşa Belediye Başkanlığı
     Alanya, Tema Vakfı Temsilciliği
     Alanya, Alanya Doğa Sporları Kulübü (ALDOSK)
     Manavgat, Tema Vakfı Temsilciliği
     Manavgat, Boğaz Kamping
     Antalya, Bisikletliler Derneği Temsilciliği
     Antalya, Sedona, Bike House
     Fethiye, Tema Vakfı Temsilciliği
     Göcek, Sn. Ömer Kundakçı
     Marmaris, Tema Vakfı Temsilciliği
     Marmaris, Marmaris Bisiklet Topluluğu
     Marmaris, Zirve Dağcılık Temsilciliği
     Kuşadası, Tema Vakfı Temsilciliği
     Kuşadası, Kuşadası Belediye Başkanlığı
     Kuşadası, Önder Kamping
     İzmir, Tema Vakfı Temsilciliği
     İzmir, Ege Pedal Bisiklet Platformu (EGE PEDAL)
     İzmir, İzmir Bisiklet Derneği
     İzmir, Sedona, Seda Bisiklet
     Dikili, Sn. Selman Korkmaz
     Ayvalık, Tema Vakfı Temsilciliği
     Ayvacık, Tema Vakfı Temsilciliği
     Çanakkale, Tema Vakfı Temsilciliği
     Keşan, Keşan Bisiklet Topluluğu
     Keşan, Zirve Dağcılık Temsilciliği
     Edirne, Edirne Bisiklet Kulübü Derneği (EBİS)
     Kırklareli, Tema Vakfı Temsilciliği
     Lüleburgaz, Tema Vakfı Temsilciliği
     Lüleburgaz, Trakya Bisiklet Grubu
     Çorlu, Tema Vakfı Temsilciliği
     İstanbul, Tema Vakfı Genel Müdürlüğü
     İstanbul, Tema Vakfı 3. Bölge Temsilciliği
     İstanbul, Bisikletliler Derneği
     İstanbul, Sedona, Aslı Bisiklet
     Karadeniz Ereğli, Tema Vakfı Temsilciliği
     Karadeniz Ereğli, Ereğli Bisiklet Sevenler Derneği
     Zonguldak, Tema Vakfı Temsilciliği
     Bartın, Tema Vakfı Temsilciliği
     Bartın, Bartın Belediye Başkanlığı
     Adana, Sedona, Dağ Bisiklet
     Ve diğer katkı sağlayanlara teşekkürlerimi sunarım.
    31.10.2010 / Mersin
     
  11. Ayfer Schultz

    Ayfer Schultz Yeni Üye

    Kayıt:
    14 Ekim 2010
    Mesajlar:
    7
    Beğeniler:
    8
    Şehir:
    Berlin
    Ablacigim,
    bu güzel anilarini bize tatli dilinli aktardigin icin sana cok tesekkür ederim, seninle beraber gezmis kadar oldum.
    Sagol, iyiki varsin:in:
    Darisi devamina:in:
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  12. Frédéric LAPOİNTE

    Frédéric LAPOİNTE Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    12 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    593
    Beğeniler:
    1.518
    Şehir:
    Izmir
    Seviye:
    MÜKEMMEL
    Bütün etaplar zevkle okudum.
    Ayaklarınıza sağlık.
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  13. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Sağ ol Ablacığım, beğendiğine o kadar çok memnun oldum ki... Biliyorsun biraz da senin gözünle gezdim Türkiye'yi... Bu tur uzun olduğundan fotoğrafların seçimi, hazırlığı, anlatımı, ardından defalarca gözden geçirme ve düzeltmeler... Çok uğraştım iyi bir sunum olması için ama sanıyorum uzun olması, okuyanları sıktı ve hemen hemen hiç yorum gelmedi... Turun başında Almanya'dan beni yolcu etmek için gelerek verdiğin desteği yol boyunca, sonrasında ve şimdi de gösteriyorsun... Herşey için çok teşekkür ederim, sağ ol var ol...
     
  14. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Sayın Frédéric LAPOİNTE, ben de okuduğunuz için çok memnun oldum... Zira sanıyorum ablam ve siz tümünü okudunuz ve birşeyler yazdınız... Teşekkür ederim.
     
  15. YELKENCI

    YELKENCI Üye

    Kayıt:
    2 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    71
    Beğeniler:
    75
    Şehir:
    izmir
    Seviye:
    Bravo size , gerçekten süper tur yapmışsınız.
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  16. krankmili

    krankmili Onursal Üye

    Kayıt:
    9 Haziran 2009
    Mesajlar:
    1.636
    Beğeniler:
    2.997
    Seviye:
    Mükemmel bir tur, anlatımınız da çok akıcı ve güzeldi bir solukta okudum. Tebrikler..
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  17. Göksun Özkirişçi

    Göksun Özkirişçi Bisikletkolik

    Kayıt:
    4 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.162
    Beğeniler:
    1.075
    Şehir:
    Gaziantep
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    çok mükemmel bir tur gerçekleştirmişsiniz.makaleleri büyük bir keyifle okuyup resimlere zevkle baktım.bu güzel turunuz ve paylaşımınız için teşekkürler.ayaklarınıza sağlık...
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  18. Ayfer Schultz

    Ayfer Schultz Yeni Üye

    Kayıt:
    14 Ekim 2010
    Mesajlar:
    7
    Beğeniler:
    8
    Şehir:
    Berlin
    Ablacigim, 3000km.den fazla süren bir turu daha iyibir sekilde sunmak imkansiz... Sen en güzelini yaptin ve turun bu kadar sikintisinin yanisira yasamis ve görmüs oldugun yerleri, kisileri bizlere tanittin.
    Inan seninle paylasamasalarda bircok kisi turunu ve yorumlarini ilgi ve merakla takip ediyor (özellikle benim arkadaslarimdan gelen yorumlar). Bende tabii:in:
    Sevgiler
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  19. Cem Şentin

    Cem Şentin Bisikletkolik

    Kayıt:
    28 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.399
    Beğeniler:
    1.333
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Güzel bir tur yapmışsınız. Keşke rahatsızlanmasaydınız da turunuz Kurucaşile'de sonlanmasaydı. Ben de şu an kardeşimden eve sirayet eden gribi atlatmaya çalışıyorum. Şu an boğazım ağrımakta.
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  20. Nicotine34

    Nicotine34 Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    17 Ocak 2010
    Mesajlar:
    426
    Beğeniler:
    915
    Şehir:
    Kozyatağı / İstanbul
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Sayın, Ahmet Bey

    Turunuzu başından sonuna kadar okudum, elinize yüreğinize sağlık. O kadar güzel bir anlatım yapmışsınızki sanki sizinle beraber oralardaydık.

    Rahatsızlanmanıza çok üzüldüm, ama turun devamını getireceğinize inanıyoruz.

    Paylaşımınız için çok teşekkürler.

    Saygılarımla,
    Erkan
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.