Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bisikletimle Türkiye Yollarında, 4. Etap, İzmir - Çanakkale

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Ahmet Salih Özenir tarafından paylaşıldı.

  1. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    4. Etap İZMİR - ÇANAKKALE

    20 Haziran 2010, Pazar, 20. gün, İzmir - Dikili

    Dünkü rüzgara karşı sürüşün yorgunluğunu, iyi bir uykuyla unuttum.
    [​IMG]

    İzmir, çatılar ve uzakta Konak.
    [​IMG]

    Öğretmenevinden beni almaya Alper bey geldi. Doğru, Karşıyaka rıhtımında bizi bekleyen arkadaşların yanına gittik.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Geçtiğimiz yol, aynı güzel Mersin’imin sahil yolu…
    [​IMG]

    İzmir Belediyesi bisikletçilere, 16.5 kilometrelik bir parkur hediye etmiş…
    [​IMG]

    Kıyı boyunca devam ediyor.
    [​IMG]

    Bir yerden sonra bisiklet yolunu bırakıp, sokaklardan devam ettik hedefimize doğru.
    [​IMG]

    Gabarimizi, kütlemizi kontrol ettik, dar yer neme lazım…
    [​IMG]

    Nedense burada, hep beraber fotoğraf çekilesim geldi…
    [​IMG]

    Sokaklardan, caddelerden yola devam.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Dikili’de kalacağımı öğrenen Alper bey, orada yaşayan Selman Korkmaz beyi arayıp, bir misafir göndereceklerini söyledi. Tesadüf İzmir’de olan Selman bey biraz sonra arabasıyla yanımızdan geçti ve ilerideki benzincide bizi bekledi. Bir ön tanışma yapmış olduk.

    İlerdeki bir kavşakta durup kahvede çay içtik, biraz dinlendik.

    Sonra da çorbacıda duruyor gibi yaptık, fakat yeni çay içtiğimiz için gerek olmadığını düşünerek, yola devam ettik.

    Ekip o kadar iyi ki; son sürat, ama bol bol sohbet ederek Menemen’i geçip, geldik Aliağa’ya.
    [​IMG]

    Karnımız acıkmıştı, bu lokantada ekmek arası leziz bir şeyler yedik.
    [​IMG]

    Aliağa Petrol rafinerisi arkamdaki.
    [​IMG]

    Arkadaşlarım denize girecekleri plaja kadar bana yoldaşlık ettiler. Ama artık ayrılma zamanı. Ve benim sevmediğim anlar… Sizleri tanıdığım için çok mutluyum ve her şey için çok teşekkür ederim İzmir’in Bisiklet Sevdalıları… Sağ olun var olun…
    [​IMG]

    Yol harika, ova bereketli…
    [​IMG]

    Bergama kavşağından sola döndüm, Dikili’ye doğru gidiyorum. N’olamaz, yine mi rüzgar… İmbat neyin olmasa bari…
    [​IMG]

    Molada Ayvalık Tema temsilcisi Arif Namlı beyi arayıp, yarın Ayvalık’ta olacağımı bildirdim.

    E, bu türbinler boşuna yapılmamış buraya…
    [​IMG]

    Bir rüzgar türbini ile hiç bu kadar yakınlaşmıştık… Devasa şeyler bunlar.
    [​IMG]

    Fıstık çamı da dikmişler buralara.
    [​IMG]

    Yolun karşı tarafındaki köylünün sattığı çilekten aldım, yarım kilo kadar. Orada sohbet ederken yedim. Güzeldi, ama doğrusu Silifke çileğindeki renk ve tadı bulamadım.

    Hasat.
    [​IMG]

    Şifalı sudan doldurdum mataralarımı, azıcık da serin olsaydı keşke…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Salihleraltı köyü kavşağında, Çanakkale’den çadırsız yola çıkmış olan, Emre Bezel ve Murat Sevinç beylerle karşılaştık. Türk bisikletçilerle karşılaşmak ne güzel… Emre beyin ayak bileğinde bir sorun vardı, neler yapılabileceğini konuştuk. Sağlık kuruluşunun nerde olabileceğini tahmin etmeye çalıştık. Bu fotoğrafı çekildikten ve biribirimize başarı diledikten sonra karşı yönlere doğru yolumuza devam ettik.
    [​IMG]

    Yazlığında bekliyordu beni Selman Korkmaz bey. Burası inanılmaz büyük bir site… Evden denize uzaklık 1000 mt. Git git bitmiyor…
    [​IMG]

    Çok nazik bir hanım olan annesiyle de tanıştım. Evlerinde misafir ettiler beni, rahat ettim sağ olsunlar.

    Denize giderken Suzi bize eşlik etti, yoksa biz mi ona?..
    [​IMG]

    Deniz çok yosunlu olduğundan girmek istemedim, vakit de geç oldu zaten.
    [​IMG]

    Suzi, huzur içinde uyumamız için gereken tedbirleri almış…
    [​IMG]

    Yarın ki planım Akçay’da olmak. Yatarken Selman ağabeyle anlaştık, sabah onu uyandırmak istemediğimi söyledim, vedalaştık.

    20. gün; hava: Güneşli ve rüzgarlı, tur süresi: 10:00, yol süresi: 6:43, yol: 126,5 km, toplam yol: 1621 km.

    Harita: http://www.mapmyfitness.com/route/tr/izmir/188128716589478571
     
  2. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    21 Haziran 2010, Pazartesi, 21. gün, İzmir / Dikili – Çanakkale / Küçükkuyu

    Erkenden kalktım, kahvaltımı yaptım ve Selman ağabeye dediğim gibi sessizce çıktım. Ve fakat yine de uyandırmışım… Hoşçakal ağabey…
    [​IMG]

    Mersin’den beri sürdüğüm Siyah Bisikletimle, Akçay’a doğru yola koyuldum.
    [​IMG]

    Sık sık konuştuğum akrabalar, inanamıyorlar bisikletle geleceğime…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Fıstık çamlığını görmek, çok mutlu etti beni bu sabah.
    [​IMG]

    Bakın, ne kadar keyifle sürüyorum…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Ayvalık Tuzlası hemen yolun kenarında.
    [​IMG]

    1920’li yıllarda başlamışlar tuz üretimine.
    [​IMG]

    Ne dersiniz, yol arkadaşımı değiştirsem mi?
    [​IMG]

    Bu kareyi, Ayvalık kavşağı yakınındaki çalıştığı atölyenin açılmasını bekleyen, stajyer işçi çocuk çekti, ellerine sağlık.
    [​IMG]

    Ayvalık’a inerken sağa çektim bisikletimi.
    [​IMG]

    Ayvalık Tema temsilcisi Arif Namlı beyle konuşmak için, zamanın biraz ilerlemesini bekledim. Sonra arayıp, şehre girdiğimi ve bir an önce görüşerek yoluma devam etmek istediğimi söyledim. Fakat hala erken olduğu için, mecburen gazeteciyi beklememiz gerekeceğini söyledi. Off ya, nedir bu benim gazetecilerden çektiğim… Tabii yok onların bunda bir suçu., benim için gün erken başlıyor ve hızla yol almak istiyorum…

    Ben de bu arada etrafıma bakındım… Afyon’lu kahraman…
    [​IMG]

    Balıkçı barınağı. Panoramik fotoğrafım nasıl, çakma…
    [​IMG]

    Metruk bir yerde buldum bu parçayı… Gözlerime inanamadım, zaman bu ev ve bahçede durmuş sanki…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Sonra, sahildeki bir çay bahçesinde oturdum, ama oturmadan önce bir seyyar satıcıdan adı kıymalı, kendi soğanlı olan börekten aldım. Tabii böyle olduğunu yerken idrak ettim. Olsun, Ayvalık’ın soğanlı böreği de güzelmiş.

    Görüşmeden sonra, gazeteci hanım ve Ayvalık Tema temsilcisi Arif beyle birlikteyiz.
    [​IMG]

    Şehir merkezinde yol alırken
    [​IMG]

    eski bir ev ile
    [​IMG]

    bu zeytinyağı fabrikası gözüme çarpan yapılar oldu.
    [​IMG]

    Bi de bu…
    [​IMG]

    Şehirden çıkar çıkmaz, yolun kalitesi irtifa kaybetti…

    Vayyy sollamak ha… İlerki rampada görüşürüz senle…
    [​IMG]

    Harika. Fakat o kadar az ki…
    [​IMG]

    Bu gibi çalışma olan bölgelerde, otobüs ve tır sürücülerinin gözüne, küncü gibi göründüğümü hissediyorum nedense…
    [​IMG]

    Ahmet, geldin gidiyorsun zeytin diyarından, bir doğru dürüst fotoğrafın yok... Dağ taş zeytin maaşallah.
    [​IMG]

    Burhaniye’de iki eski zeytinyağı fabrikası. Biri eğlence yeri, diğeri ise kültür merkezi. İçinde sergi olduğunu fark ettim, ancak gezemedim, yarınmış açılışı.
    [​IMG]

    Parktaki “Zeytinyağı işleme prosesi”.
    [​IMG]

    1979’da 2-3 gün kaldığım, o zamanın şirin kasabasından,
    [​IMG]

    zira hala çok şirin,
    [​IMG]

    bir tek bu güzel plajı ve soğuk suyunu hatırlıyorum.
    [​IMG]

    Tarlalar, bir yanım buğday
    [​IMG]

    diğeri mısır…
    [​IMG]

    Anadolu toprağı değil beyaz olan, kavak tohumları, halı gibi yumuşacık…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Taşıdığı sudan ağır olduğuna eminim, o yuvarlak irili ufaklı ıvırzıvırın…
    [​IMG]

    Karşımdan gelen iki bisikletli, arka bagajlarındaki heybelerini görünce gezgin olduklarını sandım… Seslenerek durdurabildim… Savaş Güçlü ve Yılmaz Karalar bey. Akçay’daki pazardan geliyorlarmış, turumun en çok lastik patlaması durumuyla ilgilendiler. Ne yapıyorsun, nasıl yapıyorsun? Kendileri çözümü bulmuşlar, laf aramızda iki dış lastiği iç içe takmışlar… Çok güldük… İleride kamp kurabileceğim yerleri tarif ettiler bana, sağ olsunlar.
    [​IMG]

    Onbir 30 sularıydı Akçay’a ulaştığımda saat.
    [​IMG]

    Dün Ege Pedal’dan bir hanım arkadaşımız, burada yaşayan bisikletçi Zeynep hanımı arayıp, benim geleceğimi söylemişti. Aradım Zeynep hanımı, aslında burada kalmayı planladığımı fakat zamanın çok erken olduğunu, yola devam edeceğimi söyledim. En azından, Kazdağı’na en yakın yere kadar gidip, kampımı orada yapmayı düşündüğümü söyledim. Bahsettiğim bölgede kamp yeri olup olmadığı sorup, “Bir daha ki sefere” görüşmek üzere izin istedim…

    Çarşıda bir lokantada ev yemeği yedim.
    [​IMG]

    Lokantanın önündeki ticari bir otonun, sol arka lambasına çarparak kıran seyyar satıcı, çok sıkıntı yaşadı araç sahibinin karşısında… Adam zararını ödemesini isterken o, “Bir gün ben de senin bir zor durumunda yanında olurum Abi…” demez mi… Ne yapsın garibim… O yoluna devam ederken, ben, lokmayı mı, sözü mü yutmaya çalışıyordum bilemedim…

    Çanakkale Tema Vakfı temsilcisi Demet Çavuşgil hanımı aradım, yarın Çanakkale’ye varacağımı bildirdim.

    Yaşanmış bir selin izleri…
    [​IMG]

    Varmış ilerde kamp yeri, Zeynep hanımın dediğine göre.

    Binaların karşısı deniz, fakat arada binalardan yüksekte yapılmış, mühendislik eseri bir “duble” yol var… Doğal olarak sel suyu denize ulaşamamış…
    [​IMG]

    İşte en beğendiğim deniz evi arkadaşlar… Dost olmalı çevreye, insanın yaşayacağı ev…
    [​IMG]

    Zeynep hanımın dediği gibi, Küçükkuyu girişinde bir kamp vardı. İleride, yani Kazdağı’na daha yakın yerde, kamp olup olmadığını sordum kamp sahibi amcama, “Bilmiyorum, yeni açtım ben de burayı. “Olduğunu sanmıyorum.” falan diyor. Karnımda acıkmıştı, hazır durmuşken bir şeyler yiyeyim bari dedim. Büfedeki kızlar yiyeceğim köfteleri pişirken, “Var tabii ilerde kamp yeri.” dediler. Hakikaten ilerde en az 3- 4 kamp olduğunu gördüm. Onlardan birine yerleştim.

    Arkadaşlar ne zaman geleceksiniz buralara, bakın her yer boş…
    [​IMG]

    Vakit geçirmeden, yarın ulaşacağım Ayvacık Tema temsilcisi İsmail Çolak beyi aradım.

    Kuşadası’ndan bu yana denize girememiştim… Hemen, Ege’nin serin suyu ile özlem giderdim. Sorması ayıp; sahillerdeki kamu şeridi 50 mt mi? 50 santim mi?...
    [​IMG]

    Acayip konforluyum… Masam, sandalyem…
    [​IMG]

    Akşam yemeği için Küçükdikili’ye yürürken, zevk sahibi birinin yaptığı köşkü gördüm.
    [​IMG]

    Bir de bu ürkeği.
    [​IMG]

    Bu halı sahanın lokantasını seçtim yemek için.
    [​IMG]

    [​IMG]

    “İskender Canip” yedim… “O neymiş?” dedim. Burayı işleten, aynı zamanda aşçısı olan ağabey, eski bir İstanbul’lu futbolcuymuş. Kendi adını verdiği bir yemek bu. Değişik ve güzel. Sohbeti de yemeği gibi güzeldi ağabeyin, zaman nasıl geçti anlamadım.
    [​IMG]

    Kahvaltı için alışveriş yaptıktan sonra dolmuş ile döndüm kampa…

    Yarın Kazdağı ile tanışacağım ve nedense heyecanlıyım…

    21. gün; hava: Güneşli, tur süresi: 9:45, yol süresi: 6:10, yol: 101,8 km, toplam yol: 1723 km.

    Harita: http://www.mapmyfitness.com/route/tr/dikili/535128716617870849
     
  3. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    22 Haziran 2010, Salı, 22. gün, Çanakkale / Küçükkuyu – Çanakkale

    Gece yağmur yağdı biraz, ben de “Ne olur ne olmaz…” diyerek, çadırımı paçasından tuttuğum gibi, dün bir arabaya gölgelik yapan, bu boş tentenin altına sürükledim. Tente rüzgarı da kesti… Tabii unutmadım, bisikletimi de aldım yanıma… Kilit milit yok, fark ettiniz değil mi?...
    [​IMG]

    Huzursuzdum uyandığımda, göğe baktım… Fena değil…
    [​IMG]

    Uzun ve kısa boylu hanımların ortak kullanabileceği tuvaleti, sabah fark ettim…
    [​IMG]

    Hava aydınlanınca biraz kampın güzellerini makroladım.
    [​IMG]

    Kahvaltımı özellikle sıkı yaptım bu sabah… Nedense kendimi yalnız hissediyorum…
    [​IMG]

    Dün yüzdüğüm denizin üstündeki bulutlara vuruldum… Bilmiyorum, bir tek bana mı güzel görünüyorlar…
    [​IMG]

    Yaşlı insanların işlettiği, yolun plajı yutmasından dolayı, eski işlerinin kalmadığından dertlendikleri bu kamptan da erkenden ayrıldım…
    [​IMG]

    Adatepe Zeytinyağı Fabrikası Müzesi, erken saatte yola çıkmanın… Kapalı… Halbu ki programıma bile yazmıştım bu müzeyi, unutmamak için…
    [​IMG]

    Harbiden bu yollar her şeyi yutuyor zamanla… Höyükler de mi böyle oluştu yoksa?...
    [​IMG]

    Tahta vida…
    [​IMG]

    Çok dertliyim çok… Alır başımı giderim…
    [​IMG]

    Hoş bulduk Kazdağı… Şimdiye kadar, o kadar çok methini duydum ki yokuşunun…
    [​IMG]

    Biraz da zeytin dallarının üstünden bakayım Ege’ye.
    [​IMG]

    Zeytin, zeytin yağı, bal, reçel, sabun, çeşitli otlar ve baharatlar satanların bir araya gelmesiyle oluşmuş şehirlerarası yol üstü avm… Kurumsallaşmışlar, herkes aynı saatte açıyor belli ki…
    [​IMG]

    Güneş ne hoş…
    [​IMG]

    Kazdağı bu tabii ki “Yukarı eğimli” olacak…
    [​IMG]

    Bu olayı bir tek bu ormanda gördüm… Sanıyorum yeni bir uygulama, geçtiğim pek çok ormanda ormanı yoldan uzaklaştırma çalışmaları vardı zira. 5-10 metre ağaçları, çalı çırpıyı kesmiş ve yok etmişlerdi. Fakat bir tek burada, kestikleri bu ağaçları hemen oracıkta yakmış amcamlar… Yani orman içinde yakarak yok etmişler…
    [​IMG]

    N’oldu böyle küllere bakarken…
    [​IMG]

    Neme lazım, giyim yağmurluğumu. Ben bilirim bu numaraları… Kızkalesi gezimde de olmuştu…
    [​IMG]

    Demin de söyledim, yanlış bu, hem insanlara kötü örnek olmuyor musunuz böyle?...
    [​IMG]

    Anam, kolay gelsin…
    [​IMG]

    Bu ne mi? Yağmur ve dolu… Zor attım kendimi, Nusratlı köyü yakınındaki balcının çinkosunun altına… Bu pozu nasıl çektiğimi hiç sormayın, bilmiyorum…
    [​IMG]

    Satıcı arkadaşlar, “Biraz daha bekle, hava tam açılsın.” dese de bir aralık bulup, biraz daha yol aldım.
    [​IMG]

    İçim ter, dışım yağmur…
    [​IMG]

    Bu satıcıların belli aralıklarla olması pek hoş… Sıçraya sıçraya gidiyorum… Haklılarmış, bir kez daha yakalandım yağmura… Bu kez nasıl geldim buraya anlamadım… Sığındım İbrahim arkadaşın tezgahına…
    [​IMG]

    “Gök delindi…” derler ya, aynen öyle…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu arada üstümdeki terlileri değiştirdim, İbrahim arkadaşla sohbet ettik, yaklaşık yarım saat kadar. Sizin de dikkatinizi çekti mi? Hiç araba geçmedi bu arada. Yağmur trafiği durdurmuş sanki…

    Bir anda mis gibi oldu hava… Bu karede objektife baksam da, aslında gözüm arkamdaki gideceğim yolda…
    [​IMG]

    İbrahim Kardeş işin rast gelsin, sağ ol.
    [​IMG]

    Sürülmez mi bu yolda, bu tertemiz havada bisiklet…
    [​IMG]

    Kazdağı güzeli… Mutlu etti beni, armağan kabul ettim.
    [​IMG]

    Ben de sizi merak ediyordum… N’oldu iki damla yağmurda, çektiniz hemen bankete… “Hadi bakiimm geçin ağırdan…”
    [​IMG]

    Kazdağı, çok güzel manzaların var vesselam… Sevdim ben seni…
    [​IMG]

    “Tekçam”. Çanakkaleli’ler koruyun bu ağacı, lütfen…
    [​IMG]

    Süzülerek indim ovaya. Neyse eldivenlerim de kurudu.
    [​IMG]

    Burada şehre girişler numaralı… Giriş çok ya, karıştırmıyalım, ondan herhalde… Ben 2 (iki) nolu girişinden girdim…
    [​IMG]

    Ayvacık Tema temsilcisi İsmail Çolak bey, misafir etti bir pastanede beni, sağ olsun.
    [​IMG]

    Gazete için birkaç poz çekildikten sonra, Ezine’ye doğru yola çıktım.
    [​IMG]

    Aman Allahım… Hava ne güzel oldu…
    [​IMG]

    Ne yani, biraz “Çiçek toplayamaz mıyım?”..
    [​IMG]

    Uçuracaklar bugün beni bu bulutlar…
    [​IMG]

    Gözümü alamıyorum ki onlardan…
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Devamı var…
     
  4. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Ben göğe baka baka giderken, altımdaki asfalt erimiş…
    [​IMG]

    Ezine’de, karşısındaki kaldırımda araba atlarının bağlı olduğu iyi bir lokantada, güzel bir öğlen yemeği yedim. Neden Ezine’de tek bir kare bile fotoğraf çekmedim, bilmiyorum…
    [​IMG]

    Çanakkale Tema görevlisi Perihan Uysal hanım aradı ve nerde olduğumu, tahminen kaçta Çanakkale’de olacağımı sordu. Bir saat vermeye çalıştım, 17:30.

    Akçin Çayı.
    [​IMG]

    Yok yok, benim beğendiklerim sizin beyazlarınız…
    [​IMG]

    Offf…
    [​IMG]

    Tamam artık bu sonuncu.
    [​IMG]

    Yokuş başında, hayrı yapan sağ olsun…
    [​IMG]

    Tema’dan Perihan hanım tekrar aradı ve durumumu sordu, herhangi bir sorun olmadığını söyledim.

    Boğaz bölgesi, rüzgarı malum… Ahh şu rüzgarın gücünü daha fazla kullanabilsek…
    [​IMG]

    Nasıl da yeşil gördükleri her şeyi yiyorlar…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Atamın doğumunun 100. yılı anısına… İçtim suyundan.
    [​IMG]

    Çanakkale… Boğaz… Zafer Anıtı.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu kadar güzelliğin içine sokuşturulur mu bu “Çakma”… Üstelik at olmamış ki, basbayağı zürafa bu…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Sözün bittiği yerdir Çanakkale…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Sarıçay’ı geçerken.
    [​IMG]

    Bunlar da başka bir tepedeki rüzgar türbinleri…
    [​IMG]

    Atatürk Caddesindeki bir kavşakta gördüğüm eczanede, tansiyonumu ölçtürdüm, eczacı bey tansiyonumun gayet iyi olduğunu, sorun olmadığını söyledi. Yok, bir sorunum olduğundan değil, sadece merak ettim de ölçtürdüm zaten.

    [​IMG]

    Halk Bahçesini sora sora ilerlerken, gördüğüm bir büfeden dondurma aldım keyiflenmek için. Nedense dondurma yemek, çok iyi geliyor bana. Büfeci Ahmet bey, bisikletimi görüp turumu falan öğrenince, ben oradayken gelen bütün müşterilerine beni takdim etmeye, turumdan bahsetmeye başladı… Çok cana yakın bir kişiydi, hemen mataralarımı kendi soğuk suyundan doldurdu, bir şeyler yapmak, yardımcı olmak için çabaladı sağ olsun.

    Halk Bahçesindeki Tema Evi’ne gittiğimde, Veysel bey ve Perihan hanım bekliyordu beni. Buraya da bir saat kadar erken geldim, sohbet edip çaylarımızı içerken gazetecileri bekledik.

    Soldan; Filiz Aktürk,Şahabettin Kalfa,Semra Davut, ASÖ ve Perihan Uysal.
    [​IMG]

    Soldan; Ben, Veysel Çavuşgil,Perihan Uysal,Semra Davut ve Filiz Aktürk.
    [​IMG]

    Gazetecilerden önce gelen bir kişi, polis olduğunu ve basın açıklamasıyla ilgili geldiğini söyledi. Basın açıklamasının bir nüshasını aldıktan sonra, “Çanakkale’de bir sıkıntınız veya ihtiyacınız olursa beni arayabilirsiniz.” diyerek jest yapıp ayrıldı yanımızdan, sağ olsun. Ama ne yalan söyleyeyim, ilk defa basın toplantımıza bir polis gelmişti ve bu beni biraz huzursuz etmeye yetmişti doğrusu…

    [​IMG]

    Daha sonra, evlerinde kalacağım akrabalarıma gitmek üzere ayrıldım oradan. Bu poz gazetecilerin hep istediği “Şöyle bir geliyor gibi veya gidiyor gibi yapar mısınız?” pozu, alıştım artık…
    [​IMG]

    Yarın tatil günüm. Belki tekrar uğrayıp internet kullanabilirim Tema Evi’nde.

    22. gün; hava: Güneşli ve yağmurlu, tur süresi: 9:45, yol süresi: 6:55, yol: 102,7 km, toplam yol: 1826 km.

    Harita: http://www.mapmyfitness.com/route/tr/canakkale/699128716639010444
     
  5. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    23 Haziran 2010, Çarşamba, 23. gün, Çanakkale - Biga

    Dün Tema’daki arkadaşlara, bugün için Kilitbahir’e geçerek, Çanakkale savaşının yapıldığı tarihi yarımadayı gezmek istediğimi söylediğimde, “Hava tahminine bir bakalım.” dediler. Bizim, bir de yabancı ülkenin meteoroloji sitesi, bugünün sağnak yağışlı olacağını söylemiş, hatta canımı da sıkmıştı. Haklılarmış, akşam ve gece çok yağmur yağdı. Fakat sabah hava çok güzeldi. Bir 2 saat mahalledeki kafede fotoğraflarımı yedekledim, postalarıma baktım. Dışarı çıktığımda ne göreyim?.. O güzel hava yerini gri bulutlara bırakmış… Can sıkıntısı…

    Tema Evine şöyle kapıdan bir uğradım.
    [​IMG]

    Sahile indim, fotoğraflar çektim.

    Kardeşim Aydan’ı, 1972’de denize düşmekten korkarak gezdirdiğim sahil kordonu
    [​IMG]

    genişletilmiş, artık korkmama gerek kalmamış… Bisikletim nasıl ama, Red Kit…
    [​IMG]

    “Troya”.
    [​IMG]

    Çanakkale’nin zaman tüneli.
    [​IMG]

    Artık parmakla gösterilebilen eski yapılar…
    [​IMG]

    Neden yok ettik güzelim evlerimizi
    [​IMG]

    ve binalarımızı? Oysa, ne güzeldi çocukluğumda kordon boyu…
    [​IMG]

    Destanımız… Babam, bu garnizonda yedek subaylığını yapmış…
    [​IMG]

    Her zaman etkilendim…
    [​IMG]

    Necmettin Halil Onan’ın şiiri;

    Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
    Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
    Eğil de kulak ver bu sessiz yığın
    Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
    Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
    Gördüğün bu tümsek, Anadolu’nda
    İstiklal uğruna, namus yolunda,
    Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.
    Bu tümsek, koparken büyük zelzele
    Son vatan parçası geçerken ele
    Mehmet’in düşmanı boğduğu sele
    Mübarek kanını kattığı yerdir.
    Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin
    Yaptığı bu tümsek amansız çetin
    Bir harbin sonunda bütün milletin
    Hürriyet zevkini tattığı yerdir...

    Eceabat.
    [​IMG]

    Hava sürekli değişiyor, karşıya gitmemeyi düşünmeye başladım.
    [​IMG]

    Lapseki’deki kuzenimden rica ettim son hava tahminine baktı, yağmur olduğunu öğrenince Kilitbahir’e geçmekten vazgeçtim.
    [​IMG]

    Biraz da çarşıya uzandım.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Saat kulesi…
    [​IMG]

    Hemen ordaki lokantanın garsonu “Benim de resmimi çeksenize.” dedi, “Kurunun önünde çekerim…”, anlaştık.
    [​IMG]

    Söylesene, bataryanın yanı başındaki
    [​IMG]

    kaç yiğidine kıydın bu vatanın?...
    [​IMG]

    Seramik Anıtı.
    [​IMG]

    “Çanakkaleeee iiiiçiiiinndeeeee…”
    [​IMG]

    [​IMG]

    Yağmurdan önce varmak istedim ana toprağına… Hemen eve gidip toparlandım, öğlen birde dayımlardan ayrılıp çıktım yola. Sağ olsun dayım, şehrin çıkışına kadar bana rehberlik yaptı.
    [​IMG]

    Tatlı eğimler… Farkında mısınız, hava sürekli değişiyor…
    [​IMG]

    Sağımda bereketli Anadolu toprağı,
    [​IMG]

    solumda bulutlar altında Trakya…
    [​IMG]

    Güzelin sağındaki geminin kaptanı var ya… Beni geçmek için, epey mazot yakmak zorunda kaldı…
    [​IMG]

    Bu çalışkanı fark etmediğimi sanmayın…
    [​IMG]

    Hadi hadi, oyalanmadan varayım Lapseki’ye,
    [​IMG]

    yoksa yağmur benden önce varacak…
    [​IMG]

    Çobanlar… Mutlaka seslenirler, ıslık çalarlar… Ta, nerelerden, el sallarlar… Onlar da yalnızdılar… Genci de yaşlısı da… Hepsine selam olsun tekrar buradan.
    [​IMG]

    Bu pozu verdikten hemen sonra
    [​IMG]

    yağmur başlamış, ama olsun ben de kuzenime gelmiştim.
    [​IMG]

    Onun süpermarketinde bir saate yakın oyalandıktan sonra, sakin yağmur altında yola çıktım Biga’ya doğru. Yolda yağmur arttı, ¾ saat kadar sürdü ve yol inşaatı olan bölgede ışıklarımı yakmak zorunda kaldım.

    Neyse ki ardından açıldı tekrar.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Yorumunuz?..
    [​IMG]

    Buraların da yolu genişletiliyor…
    [​IMG]

    Neredeyse her 5 on dakikada bir dayım arıyor, “Nerdesin Ahmet?”. Onlar benden çok heyecanlılar. Eee, yeğenleri taa Mersin’den bisikletle geliyor…

    Gürecealtı’nda bir şeyler atıştırdım.
    [​IMG]

    Tekrar yol çalışması…
    [​IMG]

    Yazık… Bir orman daha gidiyor yola…
    [​IMG]

    Biga ovası…
    [​IMG]

    Köyün yoluna saptım Balıklıçeşme’den.
    [​IMG]

    Dayılarım yorgun olmadığıma bir türlü inanamadıkları için, buraya kadar arabayla gelip beni götürmek istemişler… N’ayırrr… “Bisikletle geldi, ama arabayla taşıdılar köye dedirtmem Dayı’cığım”…

    [​IMG]

    Çeltik tarlaları. Aaa, leylek…
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    2003’de geldiğimde “Bir dahaki sefere bisikletle gelirim.” demiştim, geldim…

    23. gün; hava: Parçalı bulutlu ve yağmurlu, tur süresi: 6:30, yol süresi: 5:20, yol: 99,4 km, toplam yol: 1934 km.

    Harita: http://www.mapmyfitness.com/route/tr/biga/297128716657135277
     
  6. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    24 Haziran 2010, Perşembe, 24. gün, Biga

    Köydeki akrabalardan haberi olanlar geldiler dün akşam, biraz hasret giderdik, sohbet ettik. Bisikletle Mersin’den gelmiş olmama o kadar çok hayret ediyorlar ki… Şükrü dayım “Yani sen, bu bisikletle mi geldin o kadar yolu… Allah Allah, hayret bir şey yahu…” deyip durdu…

    Gece yağmur yağmış. Yağmur, canımı, ruhumu sıkıyor…
    [​IMG]

    Öğlene doğru kahveye gittik dayımlarla, biraz oturduk, sohbet ettik ordakilerle..
    [​IMG]

    Yürüdük köyü biraz.
    [​IMG]

    Değişen hiçbirşey yok gibi...
    [​IMG]

    Edirne Bisiklet Sevenler Derneği’nden (Ebis) Serkan Doruktufan beyi aradım, hava durumuna bağlı olarak, birkaç gün sonra orada olacağımı bildirdim. “Gelmeden bir gün önce haber verirseniz iyi olur.” dedi.

    Öğleden sonra, yakın köylerdeki büyük akrabalarımızı ziyarete gittik.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    “Aman Dayıcım, yolda radar olmasın…”
    [​IMG]

    “Sesim geliyor mu, Dayııı…”
    [​IMG]

    “Hıh işte böyle, bisiklet hızıyla gidelim, bir aydır hep bu hızla gidiyorum da…”
    [​IMG]

    Hava yine yağmura dönmeye başlayınca, oyalanmadan döndük köye.

    Akşam, sağ olsunlar akrabalar, geldiler yine sohbet ettik. Yarın da buradayım, çok rahatım, çok.
     
  7. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    25 Haziran 2010, Cuma, 25. gün, Biga – Lapseki

    Bu gece de yağmur yağdı… Yağmurun ciddi olarak moralimi bozduğunu anladım… Sanki bulunduğum yerden gidemeyecekmişim hissine kapılmaya başladım...

    Sabah hava kapalıydı, ben de Biga’ya gider biraz internet yaparım, bankaya da uğrarım diye düşünürken açmaya başladı… Hımm… Yola çıkmam lazım… Hemen…

    “Dayıcığım bana müsaade…”

    “Hayır kalamam, gitmem lazım…”

    “Nee… Bir hafta mı olmadı?..”

    “Affedin n’olur, başka bir sefere…”

    Yaklaşık 540-600 saniyede hazırlandım… Yakındaki akrabalara haber verdiler bu arada, görebildiklerimle vedalaştım, diğerlerine saygı, sevgi ve selamlarımı bıraktım…

    [​IMG]

    Şükrü, Hakkı ve Saim dayılarım. Hakkı dayımlarda kaldım.
    [​IMG]

    Burası köyün meydanı burası, sanıyorum 4 kahve var… 4‘de otobüsü var muhtarlığın.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Örtülüce camii. Altında büyük bir marketi var.
    [​IMG]

    Kahvecimiz Alaattin ağabeye “Eyvallah” demeden gitmek olmaz…
    [​IMG]

    Turumun gerçek “Ana” kampından ayrıldım. Yoldayım ve çok mutluyum. Örtülüce’ye gelebilir miyim acaba bir daha bisikletimle?... Neden olmasın?

    Başımın üstünde ve sol omzumda birkaç nokta gördünüz değil mi? Başımın üstündekiler Ufo değil, omzumdakiler de leke değil… Örtülüce tarım ve hayvancılığın çok iyi yapıldığı, her evde hayvan yetiştirilen koca bir köy. Doğal olarak sinek de çok…

    Ama ben gidiyorum artık, hem bakın veda fotoğrafı da çekildik…
    [​IMG]

    İşte, yol böyle olmalı, toprak ve fakat seni, görebildiğin en uzaklara götürmeli…
    [​IMG]

    Ardı Marmara… Tabii o kadar da yakın değil…
    [​IMG]

    Az önce anlattığım o küçücük kara sinekler var ya, neşeyle sürdüğüm güzel yolu bana zehir ettiler valla... İnanmayacaksınız ama, ben diyeyim 47’si, siz deyin 53’ü, üstüme üşüştü hepsi… “Sen nereye biz oraya.” tribi çekmeye başladılar… Hayır yüküm olmasa, yol yokuş olmasa, karşımdan gelen tatlı bir esinti olmasa ve ben gezgin bisikletçi olmasam, yaptığım aşırı yüksek hızın da üstüne çıkardım… Ve eminim bana yetişemezlerdi… Ama hiç öyle olmadı, sinekleri kovmaya çalışmaktan bisiklet süremez hale geldim… Bandana’mla onları kovup, bir yandan da olanca hızla gitmeye çalışırken, hırslı bir harekette sol el bileğimi incittim… Artık, incinmiş bir tane sol bileğim var sayelerinde…” Sakin ol Ahmet.”, “Hem bak uzaklarda, tarlalarında çalışan yurdum köylüsü işini gücünü bıraktı sana gülüyor…” “İşgücü kaybına, verim kaybına, dolayısıyla rekolte düşüşüne sebep olma bunlar yüzünden…” Ne olur ne olmaz, diğer köylerden de yavaşlamadan, tozu dumana katarak geçmek zorunda kaldım, üstüme oraların da sinekleri üşüşmeden… Zira ayıp oldu kahvelerde oturup şaşkınlıkla bana bakanlara, ama ne yapayım… Neyse ki asfaltta kapsama alanlarının dışına çıkınca, yetişemediler bana… Hala, neden diye soruyorum kendime… Neden benle gelmek istediler?..

    Oysa ki ben, yola çıkmadan bir hafta önce satınaldığım Siyah Bisikletimi, sağa sola bakarak, mutlu ve mesut sürmek istiyordum Lapseki’ye doğru.

    Bulutlar… Canımı çok sıksalar da şu aralar, çok beğeniyorum onları…
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir çalışkan daha… “Kolay gelsin…”
    [​IMG]

    “Tamam tamam, kanatlanma hemen…”
    [​IMG]

    Ne çabuk alışkanlık yaptım… Giderken de burada atıştırmıştım…
    [​IMG]

    Sadece kaptanlarda mı marifet…
    [​IMG]

    Bu var ya bu… Tam 40 kilometre kaçak gelmiş benimle… Ama yeter!
    [​IMG]

    Lapseki iskelesi.
    [​IMG]

    Biga’ya giderken yağmurluydu buralar…
    [​IMG]

    Kuzenlerim İsmail Engin ve İbrahim Aydoğan. İbrahim çok iyi bir aşçı, parmaklarınıza dikkat etmelisiniz… Nefis yemeklerinden yedirdi sağ olsun.
    [​IMG]

    Keşan Bisiklet Grubundan Kamil Tabak ve Hakan Eşme beylerle görüşüp yarın Keşan’da olacağımı bildirdim. Yarın rahat yol alabilmek için Gelibolu’da mı yoksa Lapseki’de mi kalmamın doğru olacağını sordum. Hakan bey Gelibolu’dan bir arkadaşının benimle temas kurmasını sağladı, ondan gemi seferleri hakkında bilgi alınca, Lapseki’de kalmamın daha doğru olacağına karar verdim.

    İsmail’de kalacağım bu gece. İşinin bitmesine çok var daha… Biraz internet yaptım. Akşam beni balık yemeye götürecekmiş, sağ olsun… “İsmail, gerçekten gerek yok, erken yatmam lazım…”

    İsmail’in süpermarketi. Bir kamyon karpuz gelmiş ben internet kafedeyken, geç kapandı dolayısıyla.
    [​IMG]

    Çardak’ta bir lokantaya gittik geç vakitte. Kumsaldaki masalardan birine oturduk. Harika bir yer, manzarası, yemekleri, İsmail ve arkadaşı Mehmet beyin sohbeti, anlayacağınız her şey güzel ama, benim aklım yarın nasıl uyanacağımda… Sahilde üşüdüm, eve giderken titredim…

    Yattığımda ikiydi saat… Dört saat sonraya kurdum saatimi…

    Yarın Koru Dağı var yolumda, beni Keşan’lı dostlara salacak olan …

    25. gün; hava: Parçalı bulutlu, tur süresi: 4:00, yol süresi: 3:31, yol: 67,5 km, toplam yol: 2002 km.

    Harita: http://www.mapmyfitness.com/route/tr/biga/582128716692091760

    Ege’den Marmara’ya geldiğim bu etapta, sanki hiç bisiklet sürmemiş gibiyim. Yollar engebesiz, Kaz Dağları olmasa dümdüz… Rüzgarlar beni sersemletti doğrusu… 3 yerde Tema Vakfı temsilcileri ile, 2 yerde de gazeteciler ile buluştuk. Ayrıca muhabir gönderen Anadolu Ajansı ile görüştüm. Ve ilk defa basın toplantımıza polis katıldı.
     
  8. alp güven

    alp güven Üye

    Kayıt:
    7 Ekim 2010
    Mesajlar:
    92
    Beğeniler:
    58
    Şehir:
    ankara
    Seviye:
    muazzam.resimler için teşekkürler,gezi için tebrikler
     
    omerkabul ve Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  9. Ayfer Schultz

    Ayfer Schultz Yeni Üye

    Kayıt:
    14 Ekim 2010
    Mesajlar:
    7
    Beğeniler:
    8
    Şehir:
    Berlin
    Cokgüzel:in:
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  10. Aziz Özkan

    Aziz Özkan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    6 Mart 2010
    Mesajlar:
    793
    Beğeniler:
    509
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Corratec
    Seviye:
    mükemmel tur olmuş . bol bol da fotograf oraları yaşadık tekrar
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  11. euners

    euners Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    119
    Beğeniler:
    123
    Şehir:
    Kahramanmaraş/Afşin
    Seviye:
    Ahmet Abi saygılarımı sunuyorum. Pedallarına sağlık.....Takipçiniz :)):in:
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  12. dapoet

    dapoet Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    264
    Beğeniler:
    171
    Şehir:
    istanbul-alibeyköy
    Seviye:
    Ahmet abi güzel tur olmus resimleri ve yazılarını tek solukta okudum kısacası mükemmel olmuş. güzelliklerin devamını dilerim bol pedallar yolunuz acıkolsun
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  13. Gülgün

    Gülgün Kıdemli Üye

    Kayıt:
    23 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    218
    Beğeniler:
    209
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Ahmet bey , bu muhteşem yol(culuk) hikayenizi bir kaç kez okudum. Her seferinde de sizin yaşadığınız heyecanları yaşadım. Ama en çok da seyyar satıcının sözlerinden etkilendim.
    Yüreğinize sağlık.

    Bu arada kaçak yolcunuz yakayı ele verdikten sonra , umarım sizi bir daha rahatsız etmemiştir.
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  14. Göksun Özkirişçi

    Göksun Özkirişçi Bisikletkolik

    Kayıt:
    4 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.162
    Beğeniler:
    1.075
    Şehir:
    Gaziantep
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    turlarınızı çok büyük bir keyifle takip etmeye devam ediyorum.şu an iş yerini kapatım kendimi yollara atasım var.paylaşım için teşekkürler...
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  15. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Sağ olun Alp bey, ben de pek çoğunu beğendim fotoğrafların.
     
  16. Tayfun Demir

    Tayfun Demir Üye

    Kayıt:
    23 Kasım 2009
    Mesajlar:
    58
    Beğeniler:
    20
    Şehir:
    Tekirdağ
    Seviye:
    takipteyim güzel fikirler edindim sayenizde
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.
  17. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Sağ ol Abloş... :)
     
  18. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Çok memnun oldum Aziz bey... Ne mutlu bana...
     
  19. Ahmet Salih Özenir

    Ahmet Salih Özenir Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.102
    Beğeniler:
    3.756
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Çok teşekkürler, sağ ol "euners" kardeşim... :in:
     
  20. kaanaysel

    kaanaysel Yeni Üye

    Kayıt:
    20 Haziran 2010
    Mesajlar:
    49
    Beğeniler:
    46
    Şehir:
    izmir
    Seviye:
    Ahmet Bey, öncelikle cesaretiniz ve maceracı ruhunuzun yenilmezliği yüzünden sizi kutlamak istiyorum. Bu kadar yol katediyorsunuz ve yüzünüdeki tebessüm hiç eksilmiyor. Hayata pozitif bakmayı çok iyi bildğinizi düşünüyorum ve İzmir'de ikamet edip, Üniversite'yi Çanakkale'de okumuştum ve Veysel Salih Çavuşlugil benim Hocamdı. Kendisi çok değerli bir insandır bildiğiniz gibi. Çanakkale'yi de sizinle yeniden anmış oldum ve Allah ruhunuza ışık, kalbinize mutluluk ve bedeninize sağlık doldursun her zaman inşallah demek istiyorum. Tebrik ederim...
    Saygılar, Sevgiler, Kaan AYSEL.
     
    Ahmet Salih Özenir bunu beğendi.