Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bisiklet Seçimlerimiz!

Konu, 'Bisiklet Seçimi' kısmında Ömer Gündoğdu tarafından paylaşıldı.

  1. Ömer Gündoğdu

    Ömer Gündoğdu Kıdemli Üye

    Kayıt:
    2 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    232
    Beğeniler:
    84
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    BİSİKLET SEÇİMİ

    Bisikleti nerede kullanmayı düşünüyorsunuz? Şehirde mi, doğada mı, uzun asfalt yollarda mı? Bisikleti ne amaçlı kullanmayı düşünüyorsunuz? Ulaşım aracı olarak, gezmek eğlenmek için..21 Vites, 24 Vites, 27 Vites Alüminyum, Zirkonyum, Shimano, Rapid Fire sözcüklerini duymuş, kafanız karışmış ve çaresiz kalmış olabilirsiniz.

    Bisiklet alacaksınız ama hangisi? İlk karar vermeniz gereken hangi tür bisikletin size daha uygun olduğudur. Dağ bisikleti, şehir bisikleti, yarış bisikleti (yol bisikleti) olarak üç ana grupta toplanan bisiklet türlerinden birini seçtikten sonra dikkat etmeniz gereken en önemli nokta bisiklet kadrosunun size uygunluğudur. Bunun ideal ölçüsü ise şudur: Ayaklarınız yerde, bisikletin üst borusu üzerinde durduğunuz zaman boruyla aranızda dağ bisikletinde en az 3-4 cm, yarış ve tur bisikletlerinde 2,5 cm boşluk olması gerekir. Kadro boyu, bisikletin diğer ölçüleri arasında en fazla önem taşıyandır.

    Aşağıdaki tablo genel olarak bacak boyu ile kadro boyu arasındaki oranı belirler. Bu tablodaki değerler genel olmasının yanında, kişinin tercihlerine göre de farklılık gösterebilir.







    Bu tablodaki bir istisna ise şudur: Örnek olarak 185 cm boyunda olan biri 19" kadroya binebileceği gibi bir boy düşük kadroya da binebilir. Yani aynı kişi için 17" kadroda uygun olabilir. Buradaki asıl mantık şudur. Bisiklette ağırlık merkezi yere yakın oldukça , sizin bisikleti kontrol etmeniz daha kolay olur. Özellikle bu tarz boy seçimini yarışçılar daha çok yapar. Çünkü arazi şartlarında , dağ bisikleti kullanan biri için bisikleti kontrol edebilmek her şeyden daha önemlidir.



    DAĞ BİSİKLETİ

    Dağ bisikleti, doğayı, zarar vermeden keşfetmek için en uygun araçtır. Tüm dağ bisikletlerinin jantları 26 inçtir.

    Dağ bisikletleri de kendi aralarında farklılık gösterir:

    XC Yarış Bisikletleri:

    Adını, sıklıkla "Cross Country" değiminden alan XC bisikletleri genel olarak zor arazi şartları için uyarlanmış, tamamen performansa yönelik bisikletlerdir. Genel olarak bu bisikletlerin hafif olmaları amaçlanır. Bu yüzden bu bisikletlerde sık sık karbon parçalara rastlamak mümkündür. Gövde genelde karbon malzemelerden olup, amortisör seçeneği olarak 80 mm esneme mesafeli amortisörler yarışlar için daha uygundur. Bu tarz bisikletlerin daha alt modelleri giriş seviyesindeki kullanıcılar içinde uygundur.



    XC Çift Süspansiyon Bisikletleri:

    XC çift süspansiyon bisikletleri, ,dağ bisikleti dendiğinde akıla gelen ilk bisiklet türüdür ve genel olarak en çok kullanılan ve beğenilen bisiklet türüdür. Bu bisikletlerde genel olarak hem önde hemde arkada süspansiyon bulunur. Aktif süspansiyonlar , kalın dişli lastikler , bu bisikleti arazi için vaz geçilmez kılar. XC yarış bisikletlerine göre performansı daha düşüktür. Ama diğer bisikletlere göre daha eğlencelidir. Özellikle bu tarz bisikletler tepe inişi adı verilen yerlerde daha çok kullanılır. Bu tarz bisikletler ile zorlu kayaların üzerinden aşmak hiçte zor değildir.



    Zorlu Koşul Dağ bisikletleri:

    Bazı kullanıcılar her zaman daha fazlasını ister. Zorlu koşullar, daha fazla esneme mesafeli bisikletler, disk frenler. İşte bu bisikletler bu tarz koşulara en uygun bisiklet modelleridir.



    Serbest Sürüş Bisikletleri:

    Bu tarz bisikletlere binen sürücüler , bisikletçiliğin en uç noktalarını zorlarlar. Çok yüksek tepelerden atlarlar. Kendileri için rampa inşa edip bu rampalardan atlamak onlar için en büyük zevktir. Bu bisikletlerin açıları genel olarak arkaya doğru yatıktır. Yokuş aşağı inme performansı oldukça yüksektir. Ancak yokuş yukarı çıkma performansı da bir o kadar düşüktür.



    Bu bisikletler genellikle kalın dişlidir. En çok kullanılan Lastik ölçüsü 26x1.95 tir. istendiğinde daha ince, dişsiz, asfalt yollara uygun lastikle değiştirmek mümkündür.Lastiğin dişli olması arazide tutunma koşullarını daha da artırabilir. Her koşul için ayrı çeşit lastik olmasına rağmen genel amaçlı lastik seçimleri de mümkündür. Örnek olarak , düz asfaltta gidecekseniz "slick" denen yüzeyi düz olan bir lastik seçimi daha uygun olur. Bu lastiğin tek dezavantajı ıslak ortamlarda diğer lastiklere göre daha fazla kaydırmasıdır. Arazi şartlarına uygun olan lastik ise kalın ve dişli olandır. Genelde kalın lastikler arazi için tercih sebebidir. Burada kaygan zeminde tutması amaçlanmıştır. Üçüncü bir seçenek ise "semi-slick" denen hem asfalta hem de arazi şartlarına uygun lastik seçimidir. Bu tarz lastiklerin üzerinde , arazi lastiklerine göre daha az diş vardır ve su tahliye kanalları bulunur. Slick lastikler ile sürtünme daha az olduğu için daha hızlı gidersiniz. Arazi lastikleri asfaltta hızlı gitmeniz mümkün değildir. Çünkü sürtünme daha fazladır.

    Fren sistemleri ise bisiklet seçiminde en çok karar verilemeyen konulardan biridir. Bisikletlerde günümüzde kullanılan 3 tip fren sistemi vardır. V-Brake, mekanik disk ve hidrolik disk.

    V-frenler şu anda kullanılan en yaygın sistemlerden biridir. Maliyeti en uygun olan sistemdir. Buradaki sistem , fren pabuçları jantların yan tarafına basarak bisikletinizin durmasını sağlar. Bir diğer adı da jant frenidir. Bu sitem kuru ortamda ve uygun pabuç kullanımında etkinliği yüksektir. Bu sistemin tek dez avantajı yağmurlu veya çamurlu ortamda kendisini gösterir. Jantların ıslanması veya çamurun jant ve pabuç arasına girmesiyle ıslanan jant yüzeyi frenleme performansı %10-20 civarında düşürür. Fakat uygun pabuç değişimi ile frenleme performansını zorlu koşullarda %5 civarına düşürmekte mümkündür.

    Mekanik disk frenler ise maliyet açısından uygun fren sistemlerinden biridir. Jant göbeğine bağlı bir disk sisteminin sıkılması esasına dayanan bu sistem, araba ve motosikletlerde kullanılan sisteme benzer. Frenleme performansı kuru havalarda v-frenler ile aynıdır. Islak hava koşullarında ise frenlemede kayıp olmaması en artı özelliğidir.

    Hidrolik disk frenler ise günümüz teknolojisinde kullanılan en üst seviye frenleme performansı sağlayan sistemdir. Bütün iyi bisikletler bu sistemleri görmeniz mümkündür. Sistem hidrolik bir kolun basılması ile çalışır. Farklı boyuttaki hidrolik kapların çalışma mantığı ile çalışan bu sistem günümüzde bir çok kullanım alanı vardır. Örnek olarak Fork Liftlerde ağır yüklerin kaldırılması gibi işler için çok uygun bir sistemdir. Bu sistemin mekanik disk frenden farkı ise şudur: V-fren ve Mekanik disk frende , fren koluna verilen 1 birim kuvvet fren kaliperlerine 1 birim olarak iletilir. Yani kolu 1kg ile sıkan bisikletçi kaliperlere 1kg kuvvet iletir. Hidrolik te ise kola verilen 1 birim kuvvet fren kaliperlerine 3 birim olarak iletilir. Bu ise bu sistemin en büyük avantajıdır.

    Bisiklet kadrosu ise günümüzdeki en büyük teknoloji savaşına sahne olmaktadır. Genelde en yaygın olarak kullanılan malzeme alüminyumdur. Fiyat olarak uygun olmasının yanında hafiflik gibi çok büyük bir avantajı vardır. Çeşitli üretim teknikleri ile de sağlamlığı artırılan bu malzeme günümüz standardında bütün bisikletlerde kullanılmaktadır.

    Zirkonyum son zamanların en popüler kadro yapım malzemesinden biridir. Zirkonyum asıl olarak nükleer bir yakıttır. Uzay sanayi ve sağlık gibi alanlarda kullanılan bu element günümüzdeki en sağlam malzemelerden biridir. Bu malzeme ile yapılan kadrolar alüminyumdan %30 daha hafif ve titanyumdan %30 daha sağlam olmaktadır.

    Titanyum elementi ise yine uzay sanayinde kullanılan malzemelerden biridir. Bisiklet kadrolarına çok yaygın olamamakla beraber kullanılan bir üründür. Fiyatı oldukça yüksektir. Çünkü üretim maliyeti ve üretim teknikleri diğerlerine göre oldukça pahalıdır.

    Skandiyum, da diğer elementler gibi özel bir malzemedir. Dünyada yalnızca İskandinavya'dan çıkan bu metal , yer yüzüne düşen bir meteorun getirdiği sanılmaktadır. Özellik olarak titanyuma benzese de işlenme maliyeti ve İskandinavya'nın bu metal üzerinde tekel yaratmasından dolayı fiyatları oldukça yüksektir.

    Karbon veya endüstrideki adıyla "siyah inci" günümüzdeki en gözde kadro yapım malzemelerinden biridir. Karbon aslında liflerden oluşur. Belli sıcaklık değerleri altında ısıtılan bu karbon lifleri gerilime karşı dayanıklıdır. Uygulaması ise genel olarak ince bir kat alüminyum üzerine epoksi denen yapıştırıcı ile yapıştırılıp uygun basınç oranlarında sıkıştırılarak üretilmesidir. Bu üretim sonucu dayanıklılık konusunda inanılmaz oranlara ulaşan malzeme veya kadrolar elde edilmektedir.. Karbonun tek dez avantajı ise liflerden oluşmasından dolayı liflerde meydana gelen herhangi bir zedelenme veya kopukluk ürünün kırılmasına yol açabilmektedir.

    Amortisör ise günümüz teknolojisinde yarışa sahne olan diğer ürünlerden biridir. Amortisör mantık olarak yerden gelen darbeleri emmesi amaçlanan malzemedir. Fakat kullanılan yere göre değişiklik gösterir. Genel olarak yayla çalışan amortisörler, daha üst modellerde yay yerini hava ve hidrolik sistemlere bırakmıştır. Bunlara ek olarak amortisörü sabit çatalmış gibi çalıştırma özellikleri, bu ürünlere katılan artı değerlerden biridir. "Lock Out" denen bu sistemin en büyük avantajı yokuş çıkarken ayağa kalktığınızda pedal çevirmek için harcanan kuvvetin bir kısmı amortisör tarafından emilir. Buda amortisörün mesafesine göre harcadığınız gücün yere aktarılmamasına sebep olur. Amortisörü kilitli konuma getirdiğinizde ise harcadığınız güç kayıp olmadan yere iletilecektir. Dolayısı ile yokuş tırmanmanız daha etkili bir şekilde gerçekleşecektir.

    Yaylanma, arazi kabiliyeti ve rahatlık:

    Çift süspansiyonlu modellerde pedala güç yüklenince yaylanma kaçınılmazdır. Buda sizin enerjinizin belli kısmının süspansiyon tarafından emilmesi , yani harcadığınız kuvvetin bir kısmının yola aktarılması demektir.Hardtailde bu durum söz konusu olmaz, pedala basınca gücünüz doğrudan yola aktarılır.

    Çift süspansiyonlu bisikletlerin arazi kabiliyeti aslında daha fazladır. Bir o kadar da harcadığınız kuvvet daha fazladır.Dağ bisikleti zevkin dorukta yaşandığı, doğaya kafa tutulan bir spordur, zorluk bu işin doğasındadır. Çift süspansiyonlu bisikletin arkası önden bağımsızdır dolayısı ile yolu daha iyi kavrar fakat en dik inişlerde bile mükemmel performans gösteren hardtail de yabana atılamaz, hardtail dağ keçisine benzer, yetenekleri sınırsızdır. Sürekli ileriye bakarak sürersiniz, vücudunuz bisiklet ile bir bütündür, tekerlekler ayaklarınız olmuştur.

    Rahatlık konusu da çift süspansiyonlu bisikletlerin dayanak noktasıdır, gerçekten de çift süspansiyonlu modeller çok daha rahattır, kanepe hissi verir. Bu, çift süspansiyonlu bisikletleri diğerlerinden ayıran en önemli özelliktir.

    DAĞ BİSİKLETİNİN DOĞUŞU

    70'li yılların ortalarında California'lı birkaç bisiklet çılgını hobilerinin gelecek yıllarda bisiklet teknolojisini yönlendireceğinden ve dünya çapında bisiklet patlamasına yol açacağından habersizdiler. İşte onların hikayesi... 1860 Almanya doğumlu mühendis Ignaz Schwinn, çalıştığı bisiklet fabrikasının yeniliklere kapalı olmasından dolayı fikirlerinin daha saygı göreceğini umarak 1891'de Chicago'ya göç eder. Dört yıl sonra Adolf Arnold ile Arnold, Schwinn & Company'i kurar ve yılda 25.000 bisiklet satmaya başlarlar. Amerika, 20. yüzyıl başında ilk bisiklet patlamasını yaşamaktadır. Fakat, otomobillerin gelişimi bisikletin pabucunu dama atar. Schwinn, 30'lu yıllarda yüksek kaliteli, yeni tasarımlı, balon lastikli ve ucuz bir bisiklet ile yeni bir devrin başlangıcını müjdeler.


    İşte bu bisiklet dağ bisikletinin babasıdır. Schwinn Excelsior modeli 26 tekerli, balon lastikli, yuvarlak hatlı aerodizaynı ile 40'lı-50'li yılların moda bisikleti oldu. Hatta dünyada Amerikan tipi bisiklet olarak anıldı.

    CALIFORNIA: Dağ Bisikletinin Beşiği

    lerin sonunda Japonya'da üretilen kadroların da maliyeti arttı. Bisiklet üretim pazarını Taiwan ele geçirdi çok kısa sürelerde her türlü kadro ve parça üreten yüzlerce firma kuruldu. Bugün dünya bisiklet ihtiyacının büyük bir bölümünü Taiwan karşılar.Fakat son yıllarda bu üstünlük Çin 'e geçmektedir.. 30 yıl önce, Schwinn, Gary Fischer, Charles Kelly, Tom Ritchey ve Joe Breeze hobilerinin günümüzde dev adımlarla ilerleyen bir endüstrinin ilk tohumlarını attığını her halde hiç düşünemezlerdi.


    ŞEHİR BİSİKLETİ:

    Genelde 28" jant ebadına sahip olan şehir bisikletleri asfalt için çok uygun bisikletlerdir. Çamurluklu ve ön-arka bagajlı uzun yol için tasarlanmış bu bisikletlerde de aynı dağ bisikletlerinde olduğu gibi boy seçenekleri vardır. Tasarım olarak yarış bisikletlerine benzese de konfor olarak yarış bisikletlerinden çok farklıdır.

    Bu bisikletlerinde farklı modelleri vardır:

    1974'de California Marin County'de bisiklet yarışçıları Gary Fisher ve Charles Kelly, bisikletlerin asfalt veya düzgün yollar dışında da kullanılması gerektiğini düşünüp bir Schwinn Excelsior ile Tamalpais Dağı'nın patikalarından aşağı çılgın hızlarla inmeyi hobi edindiler. Bu inişlere Joe Breeze ve Tom Ritchey de katılınca, sonradan toplama yarışları düzenlenmeye başladı. Bunlara toplama denmesinin nedeni, her inişten sonra dağılan bisikletleri toplamak gerekiyordu. Özellikle kontr-pedal frenler içindeki gres yağı, aşırı ısıdan sıvılaşıp akınca fren sisteminin tekrar açılıp yağlanması kaçınılmaz oluyordu. 1976'da yarışlara ilgi iyice artmıştı. ülkenin her yerinden gelen bisikletçiler, Fairfax yakınlarındaki Cascade Fire Trail'de müthiş süratlerle 3 milde 500 m. irtifa kaydederek yarışıyorlardı. 1979'da artık Marin County'deki yarışlar festivale dönüştü ve TV'den yayınlanarak tüm dünyaya yeni bir bisiklet patlamasını müjdeledi. Son yarış 1984'de düzenlendi ve rekor hala Gary Fischer'da.


    METAMORFOZ
    Kısaca Clunkers olarak da tanınan Schwinn Excelsior artık bu koşullara dayanamaz olmuştu. Kadrolar kırılıyor, frenler kısa sürede bozuluyordu. 1975'de Gary Fischer bisiklete 5 vites, balata fren ve motorsiklet gidonu ile fren elcikleri ekledi. Vites kollarını da uygun bir yere yani gidona takma fikri yine Gary Fischer'ındı. Geriye dönük motorsiklet gidonunun yerini hafifçe arkaya eğimli düz gidon aldı. Sonuç, daha rahat bir arazi sürüşüydü. O zamanlar, Schwinn kadrolarda, tek kadro ölçüsü vardı. Fakat insanlar farklı boydaydı. İmdada yine Gary yetişti ve sele borusuna Quick-release uyguladı.

    İLK ÜRETİM
    1977'de Charles Kelly, kadro ustası arkadaşı Joe Breeze'den özel bir kadro yapmasını istedi. Joe da Columbus borularla 1937 model bir Schwinn kadrosunu temel alarak bir kadro üretti. Fakat kadroyu daha da sağlamlaştırmak için iki yanda arka teker göbeğinden gidon yatağına uzanan birer ince boru ekledi. Net Frame. Bu ekler bisikleti büyük ölçüde sağlamlaştırdı. Joe ayrıca bisiklete sağlam ve kullanışlı fren kolları, cantilever fren sistemi ve 5 vites ekledi. O günlerde oldukça ağır (17 kg.) ve pahalı (1500 dolar) olmasına rağmen Breezerlara talep hiç bitmedi. Bu ilk dağ bisikleti bugün Colorado Crested Butte'da Bisiklet Müzesi'nde bulunmaktadır.

    BİSİKLET HAFİFLİYOR...
    70'lerin sonuna doğru, ağır demir jantların yerini Japon Araya ve alüminyum jantları aldı. Lastiklerin dış yapısı değişti ve hafifletildi. Bu sıralarda üçlü ayna dişli ortaya çıktı. Bu gelişmeler bisikleti 3 kg kadar hafifletti. Artık insanlar şehirlerden kaçıp, motorsuz bir araçla ve kendi güçleriyle doğa köşelerini keşfe çıkıyorlardı. Fakat yeni bir sporun doğduğundan kimse farkında değildi. Bu arada Gary Fisher ve Tom Richey bir günde kurdukları şirketin ismini "Mountain Bikes" koydular. Ancak bu ismin tescil hakkını alma çabaları boşa çıktı, çünkü bu isim çok genel anlamdaydı. Böylece mountain-bike ismi ortaya çıkmış oldu. Tom kadro üretti. Gary malzemeleri temin etti, Charles Kelly de bisikletleri pazarladı. Fakat artık pazarda yalnız değildiler. Don ve Eric Koski Trailmaster, Jeff Hindsay de Mountain Goat marka bisikletleri 1980'de Long Beach'deki fuarda sergiledi. O zamanlar zarif, süratli yarış bisikletleri ağır, hantal görünüyordu. Buna rağmen, bir yıl sonra 15 firma daha dağ bisikleti pazarına girdi. Arz-talep başlamış oldu. Neredeyse pazardaki tüm dağ bisikletleri Tom Ritchey'in bisikletine benziyordu. 89 model Ritchey Everest bisikleti şu özellikleri taşıyordu: Borular Krom-molibden çelik, alt boru 1.2 mm, diğer borular 0.9 mm. et kalınlığında, mufsuz (geçmeli değil), kaynakla birleştirilmiş, Gidon açısı 69 derece, Magura motorsiklet fren kolları, frenler Mafac marka. Ayna kolları 175 veya 185 mm uzunlukta, 3'lü ayna dişli Fransız T.A., pedallar Suntour 1000. Tabii ön ve arka üçgeni birleştiren yanlardaki iki boru, bisikleti ağırlaştırdığından ve yeni üretim teknikleriyle sağlam kadrolar üretildiğinden Net Frame çoktan terkedilmişti.

    İLK SERİ ÜRETİM
    80'lerin başında dağ bisikletleri hala pahalıydı. Kadroların elde yapılması, komponentlerin zor bulunması sonucu, bir bisikletin fiyatını 1200-1500 dolara kadar çıkıyordu. Bu, Joe Sinyard'ın, 4 adet Ritchey kadrosunu satın alıp Japonya'ya götürmesine kadar devam etti. Japonlar bu kadronun kopyalarını seri halde üretmeye başladılar. Böylece bisikletin maliyeti %50 ucuzlamış oldu. Stumpjumper serisi bu bisikletler, önce Amerika'da sonra Avrupa'da pazarlandı. Batı'daki bisiklet pazarının gelişmesini gözleyen Japonlar hiç vakit kaybetmedi. Suntour, Shimano, Sugino, Dia-Compe ve Araya gibi firmalar hızla yeni pazarda yerlerini aldılar. Günümüzde Shimano firması, dağ bisikleti komponentlerinin büyük bir kısmını sağlayan iki firmadır. 80


    Hibrid Bisikletler:

    Bu bisikletler genelde şehir içi kullanımına uygundur. Bu modellerde sele oturuş pozisyonu, selenin açısı ve gidon gibi bileşenler tamamen sürücüyü rahat ettirme amaçlıdır. Tasarım ve hafiflik olarak yarış bisikletlerine de benzese, onlardan ayrılan en büyük özelliği komforlu olmasıdır. Bu bisikletlere hibrid denmesinin sebebi yarış bisikleti geometrisine sahip olup dağ bisikletinin esnek özelliklerini tek bir bisiklette birleştirmesidir. Geniş vites seçenekleri ile her türlü yol için uygundur.



    Komfor Şehir Bisikletleri:

    Bu bisikletler komfor bisikleti denmesinin en büyük sebebi tamamen komfor amaçlı , rahat bir sürüşü tercih eden kullanıcılar için uygundur. Genellikle ön tarafında ve opsiyonel olarak sele borusunun altında amortisör seçenekleri mevcuttur. Geniş seleler, yukarı eğimli gidon ve gidon boğazları bu tarz bisikletler için genel özellik kabul edilmektedir.



    YARIŞ BİSİKLETLERİ :

    Teknolojinin en üst seviyesini barındıran bu bisikletlerdeki temel unsur bisikletin hafif olmasıdır. Aerodinamik olarak bütün bisiklet tamamen bir hız makinesidir. Bisikletçi bisikletin üzerinde eğik konumda oturur. Buradaki amaç tamamen rüzgar direncini azaltmaktır. Tekerlekler aynı şehir bisikletlerindeki gibi 28" jant ebadına sahiptir. Fakat lastikleri daha incedir. Bu bisikletlerde de yine boy seçenekleri vardır. Kullanılan kadro malzemeleri de dağ bisikletleri ile de benzerlik gösterir. Bu bisikletlerde yarış koşullarında izin verilen minimum ağırlık 6.8 kg dır.

    Bu bisikletlerdeki modeller ise şöyledir:

    Yol bisikleti:

    Yol bisikleti denince ilk akıla gelen model ince ve 28" jant ebadına sahip olan bisikletleridir. Aerodinamik unsurlar ön plandadır. Bir çok farklı geometriye sahip olsa da temel amaç hızdır. Giriş seviyesinden profesyonel kullanıcılara hitap eden bir çok seçeneği mevcuttur.



    Zamana karşı yada Triatlon bisikletleri:

    Bu tarz bisikletlerin yapılış amacı tamamen hızdır. Sürücü özel giysiler giyerek tamamen aerodinamik bir pozisyon içinde bisikleti sürer. Bütün bileşenleri hız için özel araştırma laboratuarlarında test edilerek tasarlanmıştır. Bu bisikletlerde kullanılan malzemeler yarış bisikletlerine benzer.



    Salon(Veledrome) Bisikleti:

    Bu tarz bisikletler bir bisikletçinin isteyebileceği en son bisiklet tarzıdır. Spor salonlarına benzeyen kapalı pistlerde kullanılan bu bisikletler tamamen vitessiz ve frensizdir. Çok fazla güç ve çok fazla kondisyon gerektiren bu bisiklet türü son zamanlarda en çok ilgi çeken türlerden biridir.
     
    Bora KIRCA ve Serkan EKER bunu beğendi.