Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bir yıldır hiçbir şey satın almayan Selma Hekim ile tanışın

Konu, 'Tüketim Karşıtı Çevreciler' kısmında luneris tarafından paylaşıldı.

Etiketler:
  1. luneris

    luneris Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    12 Nisan 2016
    Mesajlar:
    66
    Beğeniler:
    140
    Şehir:
    İzmir
    Adı:
    Caner
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    Dünyanın dört bir tarafında, özellikle Amerika ve Avrupa’nın büyük şehirlerinde tüketme üzerine kurulu dünya düzenine kafa tutan örnekler görmeye alıştık artık. Çöp atmayan restoran, vejetaryen şehir, hava temizleyen kaldırım gibi aykırılığı ile gezegene yarar sağlayan örneklerle eskiye göre daha çok karşılaşıyoruz. Peki İstanbul’da, burnunuzun dibinde bir yıldır hiçbir şey satın almayan biri olduğunu söylesek tepkiniz ne olur?

    Almadım isimli blog’un sahibi Selma Hekim, bir yıl önce başladığı hiçbir şey satın almama deneyimine başarı ile devam ediyor. Gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçlarının dışında son bir yıldır satın aldığı ürün sayısı beş. Cilt uzmanının aldırdığı bir cilt ürünü, sıcakla mücadele etmek için aldığı bir beyaz şal, bir kalıp sabun, telefon şarjı ve bir tane bileklik. Selma Hanım’la satın almama deneyimini ve bu deneyimin ona neler kattığını konuştuk.

    Deniz Aytekin: Biraz kendinizi ve Almadım macerasına atılmanızın arkasında ne gibi motivasyonlar olduğunu anlatır mısınız?

    Selma Hekim: Ben aslında uzun yıllardır ekolojik hareketlerin kıyısında köşesinde dolanmış ama daha bir-iki yıl önce ‘kendi hayatımızda ciddi değişiklikler yapmazsak yakında çok geç olacağını’ fark etmiş biriyim. 41yaşındayım, 22 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Boğaziçi Üniversitesi’nde çalışıyorum, aynı zamanda sanatçıyım. Almama kararım aslında bir sürecin sonucu. Etrafımdaki binaların, AVM’lerin, reklamların, ürünlerin, eşyaların, trendlerin yarattığı korkunç fazlalıklar dünyası ve tüketerek bu dünyanın tuğlalarını bizim oluşturduğumuzun farkına varmam en önemli neden. Ben aldıkça 3. köprü, HES’ler, alışveriş merkezleri yapılıyordu ve almaya devam ettikçe bunların yapılmasına itiraz etmem samimiyetsizleşiyordu. Ayrıca satın almak ihtiyaçtan çok bir tür kısa süreli psikolojik tatmin yaratıyordu ve sonrasında daha mutsuz hissediyordum. Sufizm, yoga gibi öğretilerle ilgilenmem ve onlardaki ‘bir lokma bir hırka’ felsefesi de etkin oldu almamamda.

    Bir yıl hiçbir şey almamak ise ani bir karadı ve kararımdan dönmemek için hemen bunu çevreme açıkladım. Takip ettiğim ekolojik oluşumlardan çok ilham aldığım ve çok şey öğrendiğim için de kendi deneyimimi paylaşmaya karar verdim ve bir blog ile facebook sayfası açtım. Bir yıl bir şey almayarak çok önemli bir şey yaptığımı ya da dünyayı kurtaracağımı düşünmüyorum ama bu bakış açısını yaymak önemli; ta ki tüketmemenin takdir gördüğü bir çevre oluşturana kadar. En azından benim etrafımda bir yılda böyle bir anlayış yerleşti.

    D.A.: Tüketim odaklı yaşayan ve yaşlanan günümüz toplumunda böyle bir girişimde bulunmak hem bireysel olarak cesaret istiyor hem de çevreden ilginç tepkiler almaya oldukça müsait. Arkadaşlarınız ve ailenizden ne gibi tepkiler alıyorsunuz?

    S.H.:
    Sanırım herkes az çok bu alışveriş çılgınlığının farkında ve kendilerini de bunun bir parçası olarak görüyorlar ki ilk başlarda kararımı paylaştığım herkes çok olumlu tepkiler verip ‘keşke ben de yapabilsem’ dedi. Bunu diyen insanlar bizim jenerasyon ve daha genç kuşaklar, bir üst jenerasyon içinse alışveriş yapmamak o kadar şaşılası bir şey değil çünkü zaten bizim tüketim alışkanlıklarımıza sahip değiller. Eskiden çok az eşya varmış ve her biri çok değerliymiş o nedenle zaten onların kullanıp atıp yenisini alma alışkanlıkları yok. Ailemden en büyük kınamayı kardeşimin düğünü için yeni kıyafetler almadığımda yaşayacağımı sanıyordum ama tam tersi beni çok desteklediler. Blog’umu takip eden hiç tanımadığım insanlardan da bu deneyimden etkilendiklerine ve kendilerinin de artık daha az alışveriş yapacaklarına dair çok güzel yorumlar aldım.

    D.A.: Satın almadıkça satın alma isteğinizin de azaldığını söylüyorsunuz. Billboard’lardaki, sokaklardaki ve online/offline medyada yer alan reklam ve tüketim bombardımanı hiçbir şey satın almadan geçirdiğiniz bir yılın ardından size ne ifade ediyor?

    S.H.:
    Benim almama kararımı tetikleyen zaten biraz da bu reklamlar, bir şeyi ihtiyaç gibi gösteren, onu alırsanız daha güzel ya da daha mutlu olacağınızı vadeden yalanlarla dolu görsel kirlilik. Bunlar bana ne kadar yapay bir hayatın içinde olduğumuzu gösteriyor sadece.

    D.A.: Günlük hayat koşuşturmacasında sürekli bir şeyler satın alarak var olan kentli bireylerin gözden kaçırdıkları en temel şey sizce ne?

    S.H.:
    Alınan hiçbir şeyin içinizdeki boşluğu doldurmayacağı. O boşluk ne kadar büyükse o kadar çok almak istiyorsunuz ama satın aldığınızda o sizi sadece birkaç saat mutlu ediyor tekrar boşlukla başbaşa kalıyorsunuz. İnsanı mutlu eden şey mal değil, deneyim biriktirmek; iç huzuruyla yaşamın tadına vararak yaşamak. Ayrıca şunu da gözlerinden kaçırıyorlar, bu dünyanın kaynakları sonsuz değil ve bizim tüketimimizin bedelini gelecek nesiller ödeyecek.

    D.A.: Avrupa ve Amerika’da satın almama, çöp çıkarmadan yaşama, atıklardan beslenme gibi yöntemler uygulayan bireyleri duyuyoruz ama Türkiye’de bu örnekler pek karşımıza çıkmıyor. İstanbul’da bir şey satın almadan yaşarken spesifik olarak yaşadığınız zorluklar var mı? Türkiye’nin Avrupa ve Amerika’ya göre yeşil ve ekolojik yaşam biçimine kapalı olması sizin önünüze de engeller çıkardı mı?

    S.H.:
    Hayır hiçbir zorluk yaşamadım, samimi olarak bu işe kalkışan kimse de sorun yaşamaz. Evet burada ekolojik bilinç daha az ama bizim de geleneksel bazı alışkanlıklarımız var. Her mahallede ayakkabı tamircisi, terzi var, hâlâ sütçüler var. Paketli ürün istemiyorsak ekolojik pazarlar, aktarlar var; süpermarkete bağlı değiliz. Ayrıca paylaşmayı seven bir topluluğuz. Paylaşım ekonomisi Gezi’den sonra yaygınlaştı, her yerde takaslar düzenleniyor, kimse düzenlemese de on-on beş kişi bir araya gelip düzenlenebilir, biz yaptık arkadaşlarla. Bizim aslında daha büyük avantajlarımız var ama bunun değerini bilen insan az. Daha çok eşyaya sahip olmak, işlenmiş gıda tüketmek, hazır olanı, plastik olanı almak, hijyen manyağı olmak yeni neslin kendini daha üst sınıf görmesine neden oluyor herhalde.

    D.A.: Bir yıl öncesine kadar düzenli olarak satın alıp kullandığınız fakat aslında alınmasına hiç gerek olmayan, hiçbir işe yaramayan üç şey sayabilir misiniz?

    S.H.:
    Nasıl bir tüketim alışkanlığınız olduğuna bağlı, kullanan için her renge göre deterjan, her uzva göre krem var. Ben zaten çok fazla kozmetik ürün kullanan biri değildim arada bir heveslenip alırdım, biraz kullanıp kenara koyardım. Tamamen bıraktığım ürünler yumuşatıcı, deodorant ve saç kremi. Özellikle yumuşatıcı dünyanın en saçma ürünüymüş, onu yerine elma sirkesi kullanıyorum. Bir de genel olarak her şeyin fazlası gereksiz tabii ki.

    D.A.: Satın almama deneyimi mutlaka yaşam alışkanlıklarınızı da etkilemiştir. Bu deneyimi yaşarken daha az çöp üretmeye çalışan bir insana da dönüştüğünüzü görüyoruz. Başka ne gibi konularda gözünüz açıldı ve alışkanlıklarınız değişti bu süreçte?

    S.H.:
    Evet atıklara dikkat ediyorum. Bu iki uçlu bir şey hem doğadan alıyorsunuz hem de ona atığınızı bırakıyorsunuz. Artık ikinci el almaya yerel, ekolojik ya da doğal ürünler kullanmaya çalışacağım. Şimdiki hedefim ise az eşyayla sade yaşamak.

    D.A.: Bir yılı başarıyla geride bıraktınız. Bu yıl satın alma konusundaki planlarınız nasıl? Bir yıllık deneyimin ardından bu serüvene nasıl devam etmeyi düşünüyorsunuz? Bu hayat boyu sürecek bir deneyime evrilecek mi? Evrilecekse nasıl olacak?

    S.H.:
    Geçtiğimiz bir yıl içinde ihtiyaçlarımı dahi satın almamıştım, bundan sonra daha öncesine dönüp eskisi gibi alışveriş yapmam imkansız. Belki sadece ihtiyacım olan şeyleri alabilirim ama hep bir farkındalığı korumak gerekiyor, yoksa ihtiyaç denen göreceli birşey. Bir de sadece alışveriş konusuna takılıp kalmamak lazım; doğayla, bütün türlerle ve diğer insanlarla ilişkilerde eşitliliğe dayanan daha bütünsel bir bakış açısı geliştirmeli.

    D.A.: Ürün satın almama kararınız beslenme alışkanlıklarınızı nasıl etkiledi? Paketli gıdadan uzak durmayı başarabiliyor musunuz? Gıda alışverişlerinizde nelere dikkat ediyorsunuz? Kazandığınız yeni alışkanlıklar var mı?

    S.H.:
    Et yemeyi bıraktım. Bisküvi cips, hazır çorba, pastörize sütve yoğurt, margarin, hazır sos vs gibi işlenmiş gıdaları tüketmiyorum. Evde daha çok yemek yapıyorum.

    D.A.: Ütopik de olsa hayalinizdeki ideal yaşamı iki cümleyle anlatabilir misiniz?

    S.H.:
    Sadece tüketim alışkanlıklarıyla böyle bir yaşam kurgulamak biraz eksik kalabilir zira kapitalizmin hüküm sürdüğü bir dünyada iki cümleyle anlatılmayacak kadar karışık dinamikler var. Kendi küçük yaşamım için daha sade, doğal ve samimi bir yaşam diyebilirim.

    Kaynak: Deniz Aytekin / 7 Aralık 2015
    http://www.yesilist.com/bir-yildir-hicbir-sey-satin-almayan-selma-hekim-ile-tanisin/

    Kopyala yapıştır dışında zerre emeğim yoktur :) Buyrunuz.
     
  2. Serkan Mıstınoğlu

    Serkan Mıstınoğlu Road Runner

    Kayıt:
    24 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.743
    Beğeniler:
    10.820
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Cervélo
    Seviye:
    Bütün parayı abur cubura verirdim ben olsam :D:D

     
    mustafa ç bunu beğendi.
  3. mariokaldato

    mariokaldato Özlem, Yün don ve epılpay

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    1 Ağustos 2015
    Mesajlar:
    3.716
    Beğeniler:
    8.237
    Şehir:
    Bursa
    Adı:
    Raşit Cumhur Çakın
    Bisiklet:
    Merida
    Seviye:
    Harikaymis . Tesekkur ederim bu degerli paylasim icin
     
  4. mehmetsunu

    mehmetsunu İKONOKLAST

    Kayıt:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    3.387
    Beğeniler:
    6.425
    Şehir:
    kayseri
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    indir.jpg

    Selma Hanım ablamızın bir yıl sonraki hali (temsili)
     
  5. Kuzey Ege

    Kuzey Ege Single Speed

    Kayıt:
    30 Temmuz 2015
    Mesajlar:
    2.156
    Beğeniler:
    5.180
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Diğer
    Seviye:
    Valla ben de gida ve ilac disinda hicbir seye para harcamiyorum. Ekolojiden degil, olmadigindan :) Hatta son bir yildir aldigim tek ilac bir paket majeziktir.
    Demek ki ekoloji benim diger adım olmuş la :D
     
  6. kobalamin

    kobalamin Kıdemli Üye

    Yaş:
    20
    Kayıt:
    27 Temmuz 2015
    Mesajlar:
    220
    Beğeniler:
    311
    Şehir:
    10 ay Ankara 2 ay Kütahya
    Adı:
    H.Onur
    Bisiklet:
    b'Twin
    Seviye:
    Bir de blogtaki yorumlara bakin:
    Paraya mi ihtiyaciniz var Screenshot_2016-10-14-15-32-43.jpg
    devami...
    Screenshot_2016-10-14-15-35-19.jpg
    Blog blog degil dolandirici kayniyo...
     
  7. celikkadro

    celikkadro Too old to downhill, too young to die

    Yaş:
    39
    Kayıt:
    4 Haziran 2016
    Mesajlar:
    256
    Beğeniler:
    236
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Tayfun
    Seviye:
    Bir yil boyunca sadece bir kalip sabun mu kullandi acaba? Camasir yikamak icin deterjan kullanmiyor mu? Her renk icin ayri deterjan olmasin ama camasirlari dere kenarinda mi yikiyor? Istanbul'da biraz zor olur. Sokata satilan sutu once uzun sure kaynatmak lazim. Harcanan enerjiye baktigimizda, cevremiz icin fabrikadan cikan sut mu yoksa evde tencerede kaynayan sut mu daha az zararlidir?
     
    kadir karademir bunu beğendi.
  8. Decsan

    Decsan Kıdemli Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    5 Kasım 2014
    Mesajlar:
    360
    Beğeniler:
    468
    Şehir:
    KARŞIYAKA
    Bisiklet:
    b'Twin
    Seviye:
    İlk satırlarda itici bir tanıtım var. Açıkçası durum ile çalıştığı yerin ve sanatçılığının bağlantılısı yok..
    Samimi bulmuyorum..


    Aypedden Tapatalk kullanarak atıldı