Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bir Tuhaf Tur

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Ahmetgitar tarafından paylaşıldı.

  1. Ahmetgitar

    Ahmetgitar Bisikletkolik

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    13 Ağustos 2015
    Mesajlar:
    1.049
    Beğeniler:
    4.676
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Ahmet
    Seviye:
    Merhaba arkadaşlar,

    Her şeyi en başta burada yazmıştım.
    Alıp başımı gidesim var...

    Ve gelelim turumuza...

    Öncelikle başımı alıp gitmek istemiştim;
    gittim de...

    Güzergah Ankara'dan Aydın'ın Didim ilçesi. Abim orada beni bekler, "gel yanıma, kafa dinlersin, benim de dertlerim var sohbet ederiz, bana da iyi olur" demişti bayadır.

    13 Temmuz: Yol için hazırlık yapmak lazım. Nisan sonunda bisikleti almışım ve alır almaz Mudanya'dan Ankara'ya gelmişim. İlk uzun tur deneyimini yaşamışım, gurur duymuşum; yine upuzun tur olsun. İki günde tamamlayayım istiyorum 710km mesafeyi. Ancak bu sefer sıcaklar beni gerçekten üzecek, yanımda kilolarca su taşımalıyım.

    Önce tur için hazırlık yapmam lazım, soluğu annemlerin yanında alıyorum, ilk bisikletçim; ilk iki tekerli bisiklet sürmeye başladığımda bisikletin koruma tekerlerini çıkaran 27-28 yıllık ustam o mahallede. Cihat amcaya gidiyorum, güzel bir bakıyor bisiklete, ayarlarını falan gözden geçiriyor; çok büyük bir sıkıntı yok, laflıyoruz. Bir gün sonra yola çıkacağım.

    DSC_1422.JPG

    Babam gergin, çok telaş yapıyor. Hatta ilk başta tur yapacağımı söylemek istememiştim ama söyledim. Çünkü öğrenince daha kötü oluyor adamcağız. Annem ise nihilisttir. Desem ki "Çöllere gideceğim geri de dönmeyeceğim" "İyi de sıcak olmaz mı?" der başka da bir şey demez. O gün de babamla fotoğraf çekilmedim, adam gerginlikten ölecekti çünkü. Nihilist annem için panik yapacak bir durum yok. Sohbet ediyoruz falan. O sırada çalan telefon. @Engin er. arıyor. Güzergahım Denizli üzerinden. Kendisi yüzyüze hiç görüşmediğim, ancak bir internet sitesinde bisiklet hakkında bir konuyla alakalı olarak tesadüfen tanışıp arkadaş olduğum bir kişi. Sosyal medyada da görüşür arada halk hatır sorar, bisiklet ve bazen siyaset üzerine konuşuruz. Nerede kalmıştım? Evet bu arkadaşımız Denizli'den geçerken mutlaka bana yemek ikram etmek istiyor. Dahası bir süre bana bisikletle eşlik etmek istediğini ve hatta acil durumda evinde misafir bile edebileceğini söylüyor. Elbette mutlu oluyorum. Babama da söylüyorum ki merak etmesin; dara düşersem bilsin ki yolda dostlar var.

    IMG_20160713_201202.JPG

    Öpüşüp ayrılıyoruz ailemle, 24km uzaktaki evime geçeceğim. Tabi alışveriş yapmalıyım. Yakıt tankım fena değil. Tabi aralarda yiyecek başka şeyler ve bolca sıvı da zaman zaman eklenecek.

    IMG_20160712_212258.JPG

    Heyecanlıyım. Kıyafetleri hazırlıyorum. Fazla abartmadan yanıma alacağım alet edevat, sabun şu bu... Ama öyle çok abartmadan. Çok heyecanlıyım. Sabah çok erken uyanmalı, yola çıkmalıyım. Akşam Afyon'dan başka kalacağım yer yok. Çadır zaten yok. Hazırlık tamam, bisikletin son kontrollerini yapıyorum. İyi güzel. Sorun yok. Yatağa girmeliyim artık, gece yarısı oldu bile.

    IMG_20160713_232139.JPG

    14 Temmuz: Gece uyuyamadım. Çok heyecanlıyım. Zaten gece uyumaya alışık değilim. Bir de üzerine erken kalkacağını bilme heyecanı iyice delirtiyor. O gece de öyle oldu ve sabahı zor ettim. Daha doğrusu sabahın körünü. Uyanma demeyeyim-çünkü uyumadım- yataktan çıkma diyeyim; yataktan sabah 5'te çıktım.

    Dolu dolu bir kahvaltı yaptım. Son hazırlıklar ve az biraz esneme hareketleri.

    Sabahın altısında yola çıkıyorum!

    DSC_1429.JPG

    Hava pırıl pırıl ve haliyle serin. Ama bu kısa sürecek. Çünkü o gün hava sıcaklığı 38 derece olacak ve elbette ki gölgede olacak bu. Ne yazık ki ben gölgede ilerlemeyeceğim; tek bir bulut parçası olmayacak güzergahımda. Olsun, seçimi yapan bendim.

    Evet şimdilik hava serin. Hiç abartmadan iyi bir tempo ile sürüyorum bisikleti. Nabzım güzel. Uykum tamamen kaçmış. Evet başımı alıp gitmek istemiştim; gidiyorum...

    Ankara yavaş yavaş arkamda kalıyor, birazdan Taymek yokuşunu çıkacağım, sonra uzun bir iniş. O sırada önümde bisikletliler var, nereye gidiyorlar ki bu saatte? Yetişeyim, yokuşta hızlanıyorum ve grubu yakalıyorum. Üç tane emekli bisiklet sever. Hayatlarına benim gibi yeni sokmuşlar bisikleti. Arada buluşup turlarlarmış. Nereden mi biliyorum? Yokuşun tepesinde Taymek börekçisinde durduk. Çay içtik. Simit ikram ettiler, yemedim; susamaktan korktum, o esnada anlattılar. Onların vakti vardı ama benim fazla yoktu. Müsade istedim, uğurladılar.

    DSC_1433.JPG

    Taymek'in devamı upuzun bir iniş. Ne güzel değil mi? Hızla iniyorum. 40-50km hızları hatta daha fazlasını görüyorum. Yol pırıl pırıl. Hava halen serin. İleride Temelli var. Evet durup fotoğraf çekeyim, facebook'ta paylaşayım. İnsanlar merak etmesin.

    DSC_1434.JPG

    25km ortalama hız ile gelmişim buraya kadar. Güzel. Ne yorgunluk var ne uykusuzluk. Zaten olmasın da! Devam ediyorum. Yavaş yavaş güneş sıcağını hissettirmeye başlıyor. Suyu daha çok içer hale geliyorum. İnişler bitti. Hafif eğimler var bazen yukarı bazen aşağı. Ortalama hızımı korumaya çalışıyorum. Hiç de fena değil. Ama artık beynim unutuyor yol heyecanını. Rutin olmuş her şey. İnsanı kaçışa iten düşünceler beynimde ortaya çıkıyor:

    Aşk...

    DSC_1435.JPG

    Yol güzel. Anılarla dolu. Aynı yolda aylar önce Ankara'ya dönerken bekleyenim vardı. Şimdi kendimi çok yalnız hissediyorum. Dünyanın tüm yalnızlıkları içimde. Öyle yalnızım ki, kendim bile derinlerdeki karanlığa ışık veremiyorum. Yola yoğunlaşmaya çalışıyorum. Güzel manzaralar var. Su kaplumbağaları. Boşver diyorum, devam ediyorum. Çünkü tur yapmak değil amacım, sadece gitmek. Evet öyle; süreç değil önemsediğim. Gidiyorum.

    DSC_1436.JPG

    75km civarında bir yol geldim. Bundan sonrası zor olacak. Hafif ama sürekli bir tırmanış. Olsun, sürpriz değil ki. Benim seçimim. Polatlı'da duruyorum. İlk uzun dinlenme olsun istiyorum. Uzun derken 10 dakika. Sıcak olunca yaparım uzun molamı. Minik bir kahvehane gibi yerde duruyorum. Meyveli soda içiyorum. Mataradaki sular ısınmak üzere. Hepsini içiyorum. Yeni, buz gibi sular alıyorum. Bagajda bir şişe elektrolit içeceği, bir litrelik şişe soda, 1.5 litre de su var. Ayrıca iki suluğum da dolu.
    Ama hiçbir önemi olmayacak bunun. Çünkü daha fazlasını da almam gerekecek birkaç saat sonra hava iyice ısınınca.

    Polatlı biter bitmez yokuşlar başlıyor. Hiç bitmeyen kilometrelerce yokuş. yüzde 3 eğim, bazen 6. Ama sürekli bir çıkış var. Çıkıyorum. Yorgunluk ve sıcak artttıkça daha çok yola odaklanıyorum; bu da aslında iyi bir şey. Şimdilik her şey yolunda. Arada korna çalanlar oluyor; hiçbir rahatsızlık hissetmiyorum, amaç selam vermek çünkü. Hepsine selam veriyorum. Özellikle kamyoncular daha nazik. Hep çok uzaktan geçiyorlar. Sarsmıyorlar beni.

    DSC_1437.JPG

    Hava artık çok ısındı. Öyle böyle değil. Asfalt belki 50-55 derece, bilmiyorum. Kaçacak hiçbir gölge yok. Güneş tam tepede. Durmalar kısa aralıklarla, çünkü inanılmaz susuyorum. Sularla beraber 12-13 kilo yüküm var. Hızla tükeniyor. Ben ise her bulduğum benzinlikte kafamdan aşağı sular döküyorum. Su içiyorum. Arada meyve yiyorum. Bu sıcakta bisiklet gerçekten zor. Sürekli pedal çevirmek hele... Hep biliriz, hava sıcakken beyin şalteri indirir. Ama ben inatçıyım, kendi kendime "Beyin sana bu komutu veriyor, çabala" diyorum ama olmuyor, Çünkü bu sözcükler de aynı beynin süzgecinden geçiyor ve o şalter bir türlü açılmıyor. Kendi bedenime söz geçiremiyorum. Uzun duraklama yaparsam da Afyon'a yetişemem. Çünkü 260km yolu bitirmek zorundayım ilk gece konaklayacağım yer için. Öyle zamanlar oluyor ki minik bir ağacın altında bir metre kare gölge alanda otururken buluyorum kendimi. Beşer onar dakika arayla durmaya başlıyorum. Kollarım yanmaya başladı. Siyahlaşıyor.

    DSC_1443.JPG

    Aralarda çeşmeler buluyorum. Bazısının suyu güzel. İçilebiliyor. Durduğum her yerde başka insanlar da var. Yolumu öğrenenler gereksiz bir samimiyetle "Yağ sende de kafa yokmuş" diyorlar. Doğru, muhtemelen öyle ama ben yine de ilk kez gördüğüm insana "Gerizekalı" demezdim. Olsun, kimseyle fazla fazla konuşacak isteğim ve gücüm yok.

    DSC_1440.JPG

    Devam ediyorum. Bu gün hayatımın en zor günlerinden biri. Çünkü Sivrihisar sonrası asıl yokuşlar başlayacak. Önce Emirdağ ardından Köroğlu. Emirdağ geçişi sıcağın son demleri. Ben yine 5-10 dakikada bir birer dakika su molası veriyorum. Sonra güneş etkisini kaybediyor. Bu iyi bir şey. Gerçekten sıcakta birkaç dakikada bir duran ben, ısının kaybolmasıyla adeta coşuyorum: İki saat civarı hiç durmadan bisiklet sürüyorum. Üstelik çok dik Köroğlu tırmanışı da var bu sırada.

    DSC_1448.JPG

    Tırmandım. Bundan sonra upuzun bir iniş olacak. Afyon'a geldim neredeyse. Artık rahatım. Sıcak yok, tırmanma yok ve hava kararmadı bile...

    Devam ediyorum. Kilometrelerce iniş. Son sürat iniyorum. Yol düzelmeye başladı derken şehir önümde. Ama hemen ileride kamyonlar park etmiş. Lokanta. Kamyoncular genelde iyi yerlerde yemek yer. Duruyorum orada. Ailemi arıyorum Afyon'da olduğumu söylüyorum. Bol proteinli bir yemek yiyorum. Yemeğin yanında gelen kovadaki tüm ekmekleri bitiriyorum. Artık Afyon'a girip otel bulayım. Unutmadan ben Sandıklı'ya kadar gitmek isterdim ama 70km daha gitmek çok zor olur. O kadar gidip gece 2'de otelde uyuyana kadar Afyon'da otele gidip gece 10'da uyur sabah daha erken kalkar yola devam ederim. Öyle yapıyorum.

    DSC_1449.JPG

    Afyon'a girdim, şehir merkezinde otel bulurum. Buluyorum da. Güzel de bir otel, bisikleti çok güzel bir yere koyuyorum. Çantamı alıp odaya çıkıyorum. Duş'tan çıkıp yatağa uzanınca anlıyorum. Çok yorulmuşum! Dahası günlük bisiklet sürme rekorumu kırmışım.

    Screenshot_2016-07-14-23-37-09.png

    Uyumam lazım. Zaten uykusuzluk da var. Sabah 7'de uyanırsam iyi olur. Yok 8 olsun. 8 iyidir. 9'a kuruyorum saatimi!

    Biraz ağrılı ama keyifli bir uyku...

    15 Temmuz: Saat 9'da çalmaya başlıyor alarm. Bacaklarımda fazla olmasa da ağrı var. Brooks sele yapacağını yapmış, kalçam korkunç acıyor. Tabi Brooks sele ne yapsın? Saatlerce oturmaya hangi sele konfor sağlar ki?

    Orta ayar bir otelin çok ötesinde kalitede bir kahvaltı yapıyorum. Adeta yok yok. Müthiş demli çayından, çok kaliteli peynir, reçel, bal, nutella, meyve, yumurtasına. Güzel bir kahvaltı yapacağım. Olmuyor. Çünkü restorant tarafındaki televizyon Fransa'daki terör haberini veriyor. Çok sayıda ölü var. Üzülüyorum fazlasıyla. Neşem kaçıyor. Olsun toparlanmalı, yiyebildiğim kadar yedikten sonra odama çıkmalıyım. Öyle yapıyorum. Duş ve hazırlık. Otelin karşısındaki marketten yiyecek bir şeyler alıyorum, su, soda birçok şey.

    Otel personeli sevgiyle uğurluyor beni. Yola çıkıyorum. Beklediğimden geç oldu ama dinlendim. Olsun. Devam edelim bakalım. Ediyorum. Afyon 1100 rakımlı bir şehir. O sebeple serin de. Güzel güzel ilerliyorum ve çıkıyorum Afyon'dan. Güzergahımda Afyon ilçesi Sandıklı var. Lanet olsun. Başka güzergah yok muydu? Yok tabi. Yine başlıyor içimdeki sıkıntı. Afyon çıkışı dik bir yokuş var. Bu yokuş derdimi unutturur. Çok dik bir yokuş. Olmuyor. Sandıklı'ya az kaldı çünkü. Geri dönmek istiyorum ama saçma bir düşünce. Hiç durmadan geçsem daha iyi olacak. En tepe noktadan başlıyor iniş. Giderek yaklaşıyorum Sandıklı'ya.

    DSC_1452.JPG

    Her bir tabelada durur, fotoğraf çeker ve devam ederim. Burada devam edemiyorum. Yere dokunuyorum. Adımlarımı hissetmeye çalışıyorum. Burası Sandıklı çünkü. İçimdeki sıkıntı büyük. İnanılmaz. Başımı alıp gitmenin yersizliğinin, gitsen de unutamayacağının simgesi şu an durduğum yer. Yapacak bir şey yok bisiklete binip devam etmeliyim. Gerçekten öyle mi yapmalıyım? Hayır. Kenara çekiyorum. Numarayı tuşluyorum.

    -Alo...
    -Merhaba, şey... Canım, senin memleketindeyim.
    -Nasıl? Ne?
    -Sandıklı'dayım. Bisikletleyim, Didim'e gidiyordum.
    -Ciddi misin?
    -Senin için fotoğraf çektim. Göndereyim mi?
    -Olur.
    -Biliyor musun... (Gözlerim dolu, konuşmak çok zor) Biliyor musun, çok zor oluyor, geçmiyor; seni çok özledim!
    -Ben de seni çok özledim!
    -Seni çok seviyorum, telefonu açtığın için teşekkür ederim. Benim hayattaki tek mutluluğum sensin!
    -Lütfen çok dikkatli sür, bana haber vermeyi unutma, karnını iyi doyur tamam mı? Sıcağa dikkat et!
    -Tamam, teşekkür ederim.
    -İyi yolculuklar canım...

    Ne? Nasıl yani? Barıştık mı? Galiba öyle oldu.
    Sandıklı ne güzel bir yer ya! Çıkamıyorum buradan. Duruyorum bir kenarda. Bir şeyler içiyorum. Keyifliyim. Ben bisiklet turu diye buna derim! Çok yandım ama mutluyum!

    DSC_1451.JPG

    Gerisi güzel yolların. Daha sık olarak yerleşim yeri var. Ve inişler de başladı. 1000'li rakımlardan 400'lü rakımdaki Denizli'ye gideceğim ama Engin'i aramam lazım. Çünkü kendisi beni bu saatlerde bekler. Ama belli ki Denizli'ya ancak akşam varırım ve o saatte kimseyi rahatsız edemem. Otelde de kalmak istemiyorum. Çünkü gündüzleri bisiklet sürüp gece uyumak diyoruz ama bu cehennemde gündüzler çok sıcak. O sebeple madem güneş de etkisini kaybetmeye başladı neden Didim'e kadar gitmeyeyim? Evet önümde 400km civarında yol var ama olsun, deniz seviyesine ineceğim. Hava serin olacak ve kız arkadaşımla galiba barıştık. Gerekirse Aydın'ın ilçelerinde saatler süren molalar veririm ama ben bu yolu yaparım. En kötü ihtimalle 70km daha önceki Kuşadası'na gider halamlarda birkaç saat uyurum. Ama artık otelde falan kalmayacağım. Çok güzel gidiyorum. Çektiğim fotoğrafları kız arkadaşımla ve diğer eş dostla paylaşıyorum. Engin'e durumu haber veriyorum. Başka bir zaman görüşürüz diye sözleşiyoruz. Ama yine belirtiyor "Ahmet arabam var, Denizli'de olmasan da olur Aydın'da da olsan acil durumda ara anında yetişirim yanına". Sağ olsun.

    DSC_1453.JPG

    Devam ediyorum. Ara ara tırmanışlar olsa da inişler daha fazla. Mutluyum. Denizli'ye az kaldı. Kenarda minik bir köy var Karahacılı Köyü. Bir de çeşme, mataraları dolduruyorum, kafamı yıkıyorum. Güneş etkisini yine kaybetmeye başladı. Derken köylüler sesleniyor, gel buraya diye. Kahve gibi bir yerde oturuyorlar. Şirin adamlar. "Gel bi soluklan, kimsin nesin, çay" derken yanlarına yürüyorum. Kısa bir sohbet. Çok mutlu oluyorlar. Benim zaten bugün neşem yerinde. Bir çay iyi geliyor. İçip devam ediyorum yoluma.

    DSC_1454.JPG

    Devamında pek durasım yok. Bir bakkal dükkanı görüyorum, çeşmesi var, biraz esneme hareketleri ve soğuk suyla ayak ve bacaklarımı yıkıyorum. Çikolata molası oluyor aynı zamanda. Bakkal genç, atanamamış bir öğretmen, kısaca laflıyoruz. Denizli'ye az kalmış, ileride Çardak Askeri Havaalanı var sonra da yavaştan Denizli başlar diyor. Yola devam ediyorum. Denizli yavaş yavaş başlıyor; saat akşam 22 civarı. Önümde daha çok yol var.

    Denizli girişinde yol yapım çalışmaları; sıkıntılı baya. hem toz toprak hem tek şerit bir yol. Kenarda mucur var, kaçılmıyor yol kenarına. Arkada tırlar. Derken telefon çalmaya başlıyor. Olsun hep çalar ama bakmam. Yolda olanlar acil durumda ikinci kez ararlar ve ben bakarım. Yoksa da müsait olduğum ilk zaman ben geri dönüş yaparım. Sakinim. Sadece arkamdaki tırı düşünüyorum. Denizli'ye girdim ama bir türlü doğru düzgün ışık ve yol bulamadım. Derken telefon bir daha çalıyor. Bir sıkıntı olmalı. Ya da beni arayan kişi ulaşamadığı için sıkıntı yapmış olabilir ama ben demiştim, geri dönüş yaparım hep!!! Sonuna kadar çalıyor telefon ve ardından bir daha. Olmuyor, lanet olası yol bitmiyor, bir cep bulamıyorum ki durayım. O sırada ısrarla dördüncü telefon. Sonunda buluyorum duracak bir yer. Daha doğrusu kendimi yoldan dışarı atıyorum. Üstüm başım toz toprak. Telefonu çıkarıyorum. Evet kız arkadaşım, dört cevapsız çağrı. Hemen arıyorum. O panik ve yol gürültüsü ile bağırarak konuşuyorum:

    -Canım yoldayım biliyorsun, korktum, hayırdır?
    -Ya Kızılay'da askerler varmış. Savaş uçakları uçuyor bir de.
    -Nasıl ya, ne diyorsun sen???
    -Bilmiyorum canım çok korkuyorum, sen iyi misin? İstanbul'da da köprüler kapatılmış sanırım ama internet çok yavaş bir şey bulamadım!
    -Evde ol, kardeşin falan çıkmasın dışarı. Lambaları kapat. Sakın dışarı çıkma. Sabah olur olmaz un makarna ne bulursan al. Ben dönüyorum, ne olduğunu anlayalım da bir. Savaş mı çıktı nedir. İnternet dedikodularına itibar etme. Ama kesin duyduğun şeylerde beni ara.
    -Tamam.
    -Seni seviyorum.
    -Ben de.

    Sonrası çok sinir bozucuydu. Şarjım azalıyor, internet yavaş, Facebook'ta herkes birbirine soruyor uçaklar uçuyor nedir diye.

    Benim şehre ulaşmam lazım. Adrenalin tavan yaptı. Yakınlarda sığınacak hiçbir yer yok. Son sürat ilerliyorum. Öyle böyle değil. Hızım 40-45km ve sonunda bir benzinlik. Hemen dalıyorum içeri. Televizyon soruyorum, yok diyor genç adam, sürekli bisikletle alakalı sorular soruyor. Ya ülkede savaş mı çıktı bir şeyler oluyor galiba diyorum, verdiği cevap bilmiyorum abi, kaç yapıyor bu bisiklet en fazla? Kafayı yemek üzereyim. Cidden delirdiğimi düşündüm. Son sürat devam ediyorum. Başka bir benzinlik. Giriyorum, televizyon lazım, büroya hızla giriyorum. Adamın biri Nr1 kanalını izliyor önünde çekirdek. Kumandayı istiyorum, kanalları dolaşıyorum. Ne kadar saçma kanal varsa önümde, Niğde'nin yerel kanalından tut Azerbaycan devlet televizyonuna kadar. Sürekli kanal değiştiriyorum. Sonunda NTV'yi buluyorum. TSK darbe yapmış!

    Çakılıp kalıyorum ekran karşısında. Çekirdek çitleyen cahil darbenin ne olduğunu soruyor. Anlatmaya çalışıyorum ama anlamıyor. Kenan Evren gibi falan diyorum, hiç duymamış. Biraz izliyorum. Belli ki inanılmaz şeyler olacak. Ailem ve sevdiğim Ankara'da, abim Didim'de ben ise Denizli'de bisikletleyim. Hayır arabayla çıksam tatile ne kolay, hızla dön geri ama bisiklet! Çıkıp terminale gitmeliyim ama olmuyor, dakika başı telefonlar geliyor, ya da ben merak edip yeniden internete giriyorum. Kötü hatta çok kötü haberler var. Derken asker konvoyu geçiyor karşımdan, onlarca kamyon, içi asker dolu (bir gün sonra haberlerde çıktı, meğerse Ankara'ya gitmek için Çardak Havaalanı'na giden 500 kişilik komando ekibiymiş ve ileride önleri kesilmiş, lastikleri patlatılmış. Havaalanına da iş makineleri gitmiş, uçakların önü kapatılmış).

    Denizli terminalini soruyorum meğerse 10km daha yolum varmış ama maalesef tırmanış başladı. Deli olacağım, hayatımda bisikleti arabaya tercih edip pişman olduğum başka bir zaman olmamıştı. Haberler berbat, bombalar patlıyormuş sevdiğim ve ailemin yaşadığı şehirde ve ben hiçbir şey yapamıyorum. Otomobil evimin önünde, annemlere diyemiyorum ki gidin arabayı alın kaçın oradan. Sonra bir telefon daha, gece yarısı olmuş. Engin arıyor, telaşlı. Konum istiyor benden, konum yolluyorum ama otobüs terminaline kadar sürmeye devam ediyorum. Ailem arıyor sakın dönme buraya, buralar berbat diyor. Kız arkadaşım evde korkuyor; sürekli ağlıyor silah seslerini duyup. İşte bu yüzden dönmeliyim. Arabaya ulaşıp onları güvenli bir yere taşımalıyım!

    Engin birazdan buluyor beni. Hayatımda ilk kez görüyorum kendisini. Hızır olmuş resmen. Hadi sök ön tekeri diyor. Nereye gideceğiz? Bize gideceğiz diyor. Sokağa çıkma yasağı başlıyormuş. Şaşkınım, çekingen olmanın zamanı değil. Bisikleti bagaja sığdırıyoruz. Arabaya biner binmez ailemi arıyorum. Güvendeyim: Eve gideceğiz sonra ne oluyor bakacağız. Çok karnım aç dostum. Çok güzel bir fırın biliyor. Oradan karnımızı doyurabiliriz. Ama gittiğimizde ise hayal kırıklığı karşılıyor bizi:

    DSC_1458.JPG

    Bu kalabalıktan sıra bize gelmez. Mümkün değil. Başka bir yer bulalım. Akşam yemeği yemedim, saatlerdir panik haldeyim ve haber telefon trafiği saatleri geceyarısı yaptı.
    Olsun, en son etsiz çiğköfte satan bir yer buluyoruz. Denizli'de porsiyonlar ne kadar büyük. Yiyorum. Ayran içiyorum. Kaygılıyım. Engin'le yeni tanışmışız, muhabbet edemiyoruz. Mahcubum. O ise sürekli beni telkin ediyor, kim olsa gelirdi rahat ol falan diyor.

    Evine gidiyoruz. Ben hayatımda böyle samimi bir insan görmedim. Öyle içten ki, kendimi evimde gibi hissediyorum. Normalinde ailemin yanında böyle rahat olamam. Güzelce alıyorum duşumu falan, kendime geliyorum. Arada muhabbet etmeye çalışıyoruz. Bisiklet ve siyaset konuşurken ellerimizde telefon, karşımızda televizyon. Sonra ev yapımı şarap içiyoruz. Balkon çok serin. Analizler ve yorumlar yapıyoruz. Her saat başka bir tahmin ve komplo teorileri geliştiriyoruz. Sabah 8'e kadar sohbet ediyoruz. Ardından herkes yatağına çekiliyor.

    16 Temmuz: Darbe olmuş gece. Uyku tutmuyor ki. Birkaç saat sonra uyanıyoruz. Sanırım her şey normale dönmüş. Yoluma devam edebilirim. Engin kalmamı istiyor, iyice dinleneyim istiyor ama devam etmeliyim. O zaman güzel bir kahvaltı yapmadan bırakmam diyor. Önceki gece gidip sıra sebebiyle yemek yiyemediğimiz yer bu sefer sakin. Harika bir kahvaltı yapıyoruz.
    Dün o karmaşada hiç fotoğraf çekemedim. Ama Engin'le bir hatıra fotoğrafı çekelim istiyoruz. İkimiz de inanılmaz yorgunuz; gözler kayıyor. Ama olsun. Yüzyüze ilk kez gördüğüm insan benim süper bir dostum olmuştu. Ona çokça teşekkür ettim ama buradan da edeyim. Yaptığı iyiliğin karşılığını vermek mümkün değil ancak umarım en yakın zamanda Ankara'ya gelir de ben de onu ağırlarım. Yeter ki bir daha hiçbir zaman öyle bir gece yaşamayalım.

    IMG-20160717-WA0003.jpg

    Öğlen 1 gibi yola çıkıyorum. Ama aklım Ankara'da. Ayaklarım o pedalı çeviremiyor. Yokuş aşağı bile ağırlaşmış bisiklet. Olsun buraya kadar geldim. Didim'e çok bir şey kalmadı. Gidip abimin gönlünü alayım. Az kalıp hemen döneyim. Ama olmuyor tadım tuzum kalmamış. Birkaç dakika arayla durup internete bakıyorum. Yeni bir kalkışma olması durumu varmış. Bir sürü haber. Ya olursa? Neden olmasın? 60km kadar geçiyorum Denizli'yi. Buharkent'e yaklaşıyorum, güzel yer ama fotoğraf çekesim yok. Telefona dokunduğum an fotoğrafı unutuyor haberlere bakıyorum. Kız arkadaşım sabaha kadar uyumamış hep ağlamış. Annem-babam perişan olmuş. Tüm ülke yeni bir çatışma telaşı yaşıyor. Buharkent de bitiyor o sırada. Yollar çok güzel. Bisikleti bıraksan kendi kendine gidecek, öyle hafif bir eğim. Deniz seviyesine iniyorum. Akşam Didim'de olurum. Kafam karışık. İçim daralıyor. Başımı alıp gidesim var demiştim ama aslında kaçmak istesen de kaçamıyorsun ki. Severken olmuyor, özlerken olmuyor, arkanda birileri varsa hiç olmuyor.

    İleride bir kavşak var. Yavaşlayıp duruyorum. Düşünüyorum uzun uzun. Telefonu çıkarıyorum. Strava'ya bakıyorum ve ardından programı kapatıyorum. Yürüyerek karşıya geçip, Ankara otobüslerinden birini beklemeye koyuluyorum.


    Sonuç: O kalkışma hiç olmadı. Ülke kaybettiklerine ağladı. 17 Temmuz sabahı Ankara'ya varır varmaz ailemin yanına gittim. Yorgunluğa rağmen haberlerden başımı kaldıramadım. 18 Temmuz'da bünyem iflas etmişti. Çok kötü hastalandım. Birkaç gün ateş, mide bulantısı ve halsizlikle geçti. 21'inde kendi evime geçtim. Çiçeklerim ölmemişti. Yaşattım.
    Ankara'ya döndükten sonra kız arkadaşımla hiç görüşmedim. Gitmek, uzaklık ve ardından gelen kalkışma bizi biraz yakınlaştırmıştı. Bu yeniden birlikte olacağımız yanılsamasını bize hissettirmişti. Ama olmadı.

    Ne gitmek ne de kalmak: Hayat gitmeyle kalmanın tam orta yerinde, sürprizlerle dolu bir süreç.


    Okuduğunuz için teşekkür ederim. Dolu dolu bir tur hikayesi yazmak isterdim. Olmadı...
     
    Son düzenleme: 22 Ağustos 2016
  2. hsngrms

    hsngrms Seek'er

    Yaş:
    26
    Kayıt:
    18 Ağustos 2016
    Mesajlar:
    186
    Beğeniler:
    148
    Şehir:
    Adana
    Adı:
    Hasan Gormus
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Hocam yuregine saglik. Basta her detayi verip sonunu cok kisa yazmakla o anlardaki duygularini sonunda yasananlarin onemi olmadigini... net yansitmissin. Bu arada geri dondun diye abin gonul koymadi umarim.

    Ve de gecmis olsun.
     
    nonsteril ve Ahmetgitar bunu beğendi.
  3. Ersydn

    Ersydn Olmaz olmaz deme olmaz olmaz.

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    17 Ağustos 2016
    Mesajlar:
    172
    Beğeniler:
    135
    Şehir:
    İstanbul
    Adı:
    Ersoy Aydın
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    Öncelikle hll olsun
    Yüreğine sağlık süper bir yazı olmuş tek kelimesi kelimesine okudum hiç sıkılmadan.
    Sen hep yaz ya ben takipdeyim .
     
    Yunus İskender, nonsteril ve Ahmetgitar bunu beğendi.
  4. alper 76

    alper 76 Bisikletkolik

    Yaş:
    40
    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.317
    Beğeniler:
    1.141
    Şehir:
    mersin
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    Çay içen amcalar çok sekermiş :):) güzel bir gezi olmuş kendinize dikkat edin
     
    Ahmetgitar bunu beğendi.
  5. samet akkaya

    samet akkaya Aktif Üye

    Kayıt:
    19 Nisan 2010
    Mesajlar:
    183
    Beğeniler:
    195
    Şehir:
    samsun
    Adı:
    Samet Akkaya
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Su gibi geçti gitti , tebrikler.
     
    tinan ve Ahmetgitar bunu beğendi.
  6. Hastateker

    Hastateker Forum Bağımlısı

    Yaş:
    18
    Kayıt:
    22 Ocak 2016
    Mesajlar:
    609
    Beğeniler:
    494
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Osman Özgün Yıldız
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    @Ahmetgitar
    Elleriniz bağlanmış. Diliniz tutulmuş. Bilirim halinizi hocam bilirim.
    Ortasındayız dediniz ya hani. Ben de diyorum ki
    Yüreğinize sağlık
     
    Ahmetgitar ve mariokaldato bunu beğendi.
  7. mariokaldato

    mariokaldato Özlem, Yün don ve epılpay

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    1 Ağustos 2015
    Mesajlar:
    3.717
    Beğeniler:
    8.225
    Şehir:
    Bursa
    Adı:
    Raşit Cumhur Çakın
    Bisiklet:
    Merida
    Seviye:
    Merhaba Ahmet okudum . Harika idi. Duygular okyanus dalgalari gbi vurdu buradaki kiyilara.

    80 darbesini cocuk oldugum halde hatirliyorum. O gunlere itafen yazdigim bir siirimi paylasmak istiyorum musaden ile..
    Sevgiler


    İlk Aşk / İlk Darbe Sabahı

    (bende bir zamanlar çocuktum
    sıra sıra bayraklarım vardı
    ne zaman büyüdümse anlamadım;
    benim tebeşire bulanmış ellerim vardı.)


    ismine bilmediğim iklimlerde,
    tozlu kitapların içinde rastladım
    bir zamanlar
    sen bayram sabahlarının telaşında,
    annenin kucağında uyurken
    gözyaşların henüz makyajını akıtmıyordu.


    bir erkeğin kaba elleri,
    bir kaç ayrılık yakmamıştı kalbini.
    Kısacası
    çok güzel, enfes bir papatya gibiydi
    gülüşün.


    sen teneffüs zilinde yetişirken okula
    camlarda gelişini bekliyordum
    ismin tahta da ,
    en çok aşık olunanlar listesinde
    kalbimde binlerce kurdele

    Huzurluyduk/ o günlerde
    huzur evleri boştu


    (biz mutluyduk, sokaklarda
    insanlık vuruluyordu- bkz :1980)


    şimdi huzurevleri
    tıka basa hayal kırıklığı,
    tıka basa yalnızlık...
    ben cin ali’ yim hala
    sense köle isaura
     
    Son düzenleme: 22 Ağustos 2016
  8. Türka¥

    Türka¥ Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    1.524
    Beğeniler:
    1.835
    Şehir:
    izmir
    Adı:
    türkay
    Bisiklet:
    Ghost
    Seviye:
    aşk ihtiras tutku gerilim.. yılın romanı :)
     
    nonsteril, Engin er. ve Ahmetgitar bunu beğendi.
  9. M.Cevat Bayhan

    M.Cevat Bayhan Forum Bağımlısı

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    20 Aralık 2011
    Mesajlar:
    858
    Beğeniler:
    3.356
    Şehir:
    LÜLEBURGAZ
    Adı:
    Cevat Bayhan
    Bisiklet:
    Corratec
    Seviye:
    Gerçekten tuhaf olmuş ama performans süper. Keşke tamamlasaydın...
     
  10. demir.demiray

    demir.demiray Aktif Üye

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    18 Haziran 2016
    Mesajlar:
    105
    Beğeniler:
    46
    Şehir:
    Afyonkarahisar
    Adı:
    Demir Demiray
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Ahmetgitar bunu beğendi.
  11. aeneskral

    aeneskral Allah için NAMAZ'a dur ey müslüman!

    Yaş:
    29
    Kayıt:
    11 Ocak 2015
    Mesajlar:
    698
    Beğeniler:
    1.010
    Şehir:
    Gaziosmanpaşa, İstanbul
    Adı:
    Abdulkadir Enes KIRAL
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    hocam eyvallah on numara bir yolculuk olmuş. yalnız bir önemli hatta çok önemli bir düzeltme. yazının hepsini okudum. "darbe olmuş" ibaresine rastladım. darbe olmadı çok şükür. önemsizmiş gibi görünen aslında çok önemli yanlış kullanım. darbeye teşebbüs edildi ama halkımız saolsun ivedi karşılık verdi. allah vefat edenlere rahmet eylesin.
     
  12. nevzatsercanoktay

    nevzatsercanoktay Kıdemli Üye

    Yaş:
    24
    Kayıt:
    24 Temmuz 2016
    Mesajlar:
    220
    Beğeniler:
    212
    Şehir:
    Kocaeli
    Adı:
    Nevzat Sercan OKTAY
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    Çok ilginç bir tecrübe olmuş :)
     
    Ahmetgitar bunu beğendi.
  13. mustafa ç

    mustafa ç Forum Demirbaşı

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    12 Eylül 2014
    Mesajlar:
    468
    Beğeniler:
    882
    Şehir:
    gölcük
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    @Ahmetgitar geçmiş olsun. Herkesin başını alıp bir yerlere gidesi var maalesef. İnşallah sonraki turlarda böyle şeylerle karşılaşmazsın
     
    Ahmetgitar bunu beğendi.
  14. fatiherdem

    fatiherdem Bisiklet Tutkunu

    Yaş:
    26
    Kayıt:
    16 Mayıs 2016
    Mesajlar:
    38
    Beğeniler:
    33
    Şehir:
    İstanbul
    Adı:
    Fatih Erdem
    Bisiklet:
    b'Twin
    Seviye:
    @Ahmetgitar emeğine sağlık hocam , adeta bir roman tadında bir tur acısıyla tatlısıysa..
     
    Ahmetgitar bunu beğendi.
  15. Furkan Yavuz

    Furkan Yavuz Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    5 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    526
    Beğeniler:
    291
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Dünyada çok nadir insanın yaşayabileceği bir tecrübe olmuş. Başlıktan sonra 13 Temmuz'u görünce direkt daldım resmen "o gece nerede nasıl durumdaydı" düşüncesiyle heyecanla okudum. Forum ortamında da ancak bu kadar güzel anlatılırdı. Helal olsun enteresan bi tur olmuş. Elinize, yüreğinize sağlık.
     
    Ahmetgitar ve mariokaldato bunu beğendi.
  16. Ahmetgitar

    Ahmetgitar Bisikletkolik

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    13 Ağustos 2015
    Mesajlar:
    1.049
    Beğeniler:
    4.676
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Ahmet
    Seviye:
    Değerli dostlar, okuyan beğenen, mesaj atan herkese çok teşekkür ederim.
    Bazı mesajlar için cevap yazmak istedim, gözümden kaçan olduysa affedin:

    Maalesef insanın tadı kaçınca tamamlamanın anlamı kalmadığı gibi bir de Ankara'da kalanlar için endişelenince dönmekten başka yol yoktu.

    Kimi yerde darbe kimi yerde kalkışma sözünü kullandım. Özellikle yaptım bunu çünkü darbe sadece başarılı olmasıyla darbe adını almıyor. Maalesef kalkışma düzeyinde kalsa da bizlere yaşattıkları ve yüzlerce insanın ölümüne yol açtığı için de askeri anlamda olmasa da ülke için bir darbeydi diye düşünüyorum. Darbe kelimesini eylem değil sonuç anlamında kullandım. Teşekkür ederim.

    @mariokaldato çok teşekkür ederim. Ellerinize sağlık.

    Maalesef biraz gönül koydu, benim için alışveriş falan da yapmış heyecanla bekliyoordu. Ancak geçen hafta ayrıca gittim yanına, gönlünü aldım.
     
    umut aydemir bunu beğendi.
  17. morishej

    morishej Üye

    Kayıt:
    4 Nisan 2015
    Mesajlar:
    77
    Beğeniler:
    91
    Şehir:
    TR
    Seviye:
    Bir solukta okudum. Her şey gönlünce olsun.

    #Tapatalk
     
    Ahmetgitar bunu beğendi.
  18. sirreddot

    sirreddot Yeni Üye

    Yaş:
    21
    Kayıt:
    21 Nisan 2016
    Mesajlar:
    34
    Beğeniler:
    43
    Şehir:
    Kayseri
    Adı:
    Yasir Bilgiç
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Abi merhaba, ne kadar güzel yazmışsın, gözlerim dola dola okudum. Ben hep gece tura çıktığım için başıma hiç böyle olaylar gelmiyor. İnanılmaz bir deneyim ve tatmin edici bir tur olmuş. Ben daha 20 yaşındayım ama benzer bir acıyı ben de çekiyorum. Konuşup, birbirinize sevdiğinizi itiraf edip, sonucunda bir şey olmaması gerçekten çok üzücü. Umarım bir sonraki turunda kendini bu denli yalnız hissetmezsin.

    Kayseri'den sevgi ve selamlar.
     
    Ahmetgitar bunu beğendi.
  19. hauy

    hauy Aktif Üye

    Yaş:
    18
    Kayıt:
    20 Ağustos 2016
    Mesajlar:
    134
    Beğeniler:
    167
    Şehir:
    aydın
    Adı:
    Hüseyin
    Bisiklet:
    Diğer
    Seviye:
    Çok harika yazı olmuş . Yaşadıklarınızı bize çok iyi yansıtmışsınız ve de gerçekten de "bir tuhaf tur " olmuş :)
     
    Ahmetgitar bunu beğendi.
  20. oguzturkol

    oguzturkol Üye

    Kayıt:
    2 Mayıs 2016
    Mesajlar:
    60
    Beğeniler:
    51
    Şehir:
    Eskişehir
    Adı:
    Oğuzhan TÜRKOL
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Çok etkileyici ve spesifik bir tur olmuş. Tek solukta okudum her işte bir hayır vardır. Bisikletle kalın.
     
    Ahmetgitar bunu beğendi.