Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bir şeyler yazdım.

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Onur Kula tarafından paylaşıldı.

  1. Onur Kula

    Onur Kula Bisikletkolik

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    23 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    905
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Onur Kula
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    "İYİ"


    "Kendime güvenim çok, güçlüyüm, mutluyum, bugün harika olacak..." Arada diyordum bunları.:) Motivasyon sözleri.:) Peki "güven", "güç" ya da "mutluluk" kelimeleriyle sınırlandırmış olmuyor muyuz kendimizi?

    Yani "mutluluk" deyince beynimizde canlanan çağrışımlar nedir: Sadece gülen bir yüz, belki arkadaşlarla neşeli bir sohbet... Fazlası değil. (Olsa ne farkeder ki?) Ya da "Kendime güvenim yüksek" deyince: Özgürce ve rahatça sosyalleşme ya da bir örümceği eline almak... Sonuçta harflerle sınırlanmış kelimeler, kelimelerle sınırlanmış cümlelere, cümleler de çağrışımlarla sınırlanmış bilgilerimize, tecrübelerimize, bildiklerimize vs...uzanıyor. O kadar. Fazlası değil. Sınırlı, çok geniş değil.

    En yoğunundan "İYİ" düşünmek daha iyi belki de.

    "İyi" kelimesini de kullanmazsam anlatamayacağım, mecburen kullandım, çünkü net ortamındaki bu ilkel iletişim kanalında şu an için kelimeleri kullanmamız şart (Birebir görüşmelerde ise çok daha yoğun veri aktarımı "gözler, mimikler,eylemler ve beden dili" olan bir iletişim kanalı kullanıyoruz.)

    Bir de daha az konuşup daha fazla iletişim kurabilsek... Yani konuşmak da zayıf bir iletişim aracı aslında; çünkü düşündüklerini, birebir karşılayan kelimeler yok. Bu kelimelerin çağrışımları karşındakinde birebir aynı değil, algıları farklı vb... Bence az konuşarak da davranışlarla ya da gözlerle çok daha yoğun bir iletişim yaşanabilir.

    Yeter ki insanlar bu yoğun iletişimi kurmaktan korkmasın.
    Yeter ki insanlar bu yoğun iletişim kanalını kullanabilecek cesareti kendinde bulabilsin.
    Yeter ki insanlar bu cesareti kendinde bulabilmek için kendine olan saygısını yitirmesin.
    Yeter ki insanlar bu saygı için gereken temizliklerini, saflıklarını koruyabilsin.
    Yeter ki insanlar iyilikten şaşmasın...


    Kelimesiz ya da cümlesiz de düşünemez miyiz? Eylemde bulunamaz mıyız? Şahsen düşünülebildiğini ve eylemler yapılabildiğini gözlemliyorum. Bu konuda insanların kelimelerle düşünenler ve kelimesiz düşünenler olarak ikiye ayrıldığını varsayıyorum. Yani sınırlı ve sınırsız düşünebilenler...Dolayısıyla sınırlı işler yapanlar ve akla mantığa sığmayan! işler yapabilenler olarak ayrılabiliriz.

    Bu varsayımı kendi tavırlarımdan yola çıkarak şu basit temele dayandırabilirim. Yaptığım bazı eylemleri açıklayamıyorum. Bazılarını açıklayabiliyorum. Bazen: "Bunu böyle yaptım çünkü...!" Çünkü.... bilmem.?? Açıklama ihtiyacı hissetmedim ki düşüneyim. İç sesle hareket etmek bu galiba. Emin değilim. Ama ilerde yaptıklarına bir açıklama getirme ihtiyacı hisseden insanların daha çok kelimelerle düşündüğünü gözlemledim. Aslında yaptıklarının yanlış olduğunun farkında olan insanlar, bu yanlışları gizlemek ya da cevaplayabilmek için kelimelerle düşünmek zorunda olabilirler; çünkü açıklamayı da bu kelimelerden yola çıkarak yapacaklar..."Yaptım çünkü böyle böyle oldu" gibi bir cümle gerekiyor... Bu da eylemlerini sınırlandırıyor. Ufuklarını daraltıyor.

    Giriştiği tüm eylemlere iyi niyetle girişen insan, belki de kendini hesap vermek zorunda hissetmediği için kelime prangalarından kurtulmuş olarak yaşayabiliyor. Onun eylemlerini özgürleştiren, özgünleştiren, güçlendiren de bu olabilir.

    Zaten müthiş şeyler başaran insanlara: "Bunu nasıl başardın?" diye sorulduğunda, kelimelerle anlatılamayacak cevapları olduğu için: Ya heyecandan "Çok çalıştım, azmettim vs... gibi kelimelere takılıp saçmalıyorlar (Ki genelde yapmazlar:) ya da kelimelere takılmadan, "Bilmiyorum" der gibi sadece kafayı sağa sola sallıyorlar. Ve böylece çok daha etkili bir iletişimde bulunuyorlar. Sonuçta hiçbir zaman doğru bir cevap veremiyorlar. Aslında olması gereken de bu. Çünkü gerçekten bilmiyor ki... Kelimelerle düşünerek yapmadılar ki o işi açıklayabilsinler, hesap vermek zorunda hisetmediler ki hiçbir zaman.

    Gerçek sanatın gücü de burada saklı belki de, açıklama ihtiyacı hissetmeden yapılan ama sana bir çok şey düşündürebilen, seni alıp götüren, duygulandıran, şaşırtan bir tablo, müzik, beste… Senle olan iletişimini, kelime ya da cümle gibi ilkel iletişim araçlarına tenezzül etmeden en farklısından, en güçlüsünden, doğrudan aktarabiliyor. Ve sana sorsalar bu tablo niye hoşuna gitti? Gelen mesajlar kelimelerden oluşmadı ki kolayca cevaplayasın. Henüz o dili bilmiyoruz, biliyor olsak bile izah edemiyoruz…


    Onur Kula
     
  2. 42FY

    42FY Kıdemli Üye

    Kayıt:
    22 Şubat 2009
    Mesajlar:
    380
    Beğeniler:
    199
    Şehir:
    KONYA-YOZGAT
    Seviye:
    Kaleminiz oldukça akıcı.
    Edebiyatla ilgiliyiz anlaşılan.
     
    Onur Kula bunu beğendi.
  3. Onur Kula

    Onur Kula Bisikletkolik

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    23 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    905
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Onur Kula
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Teşekkür ederim. Edebiyatla aram sıfır derecesinde kötüdür. Aslında ders ve ödev dışında yazdığım ilk denemem bu. Hiç bir iddaam falan da yok zaten, yazdım yazdım baktım bir sayfa yazı çıktı, şaşırdım:) Paylaşayım dedim.

    Ayrılıklar;) bazen insanın beynini, ufkunu, çakralarını :) açıyor akıcılık ondan olabilir.
     
    Erol KOLAS bunu beğendi.
  4. 42FY

    42FY Kıdemli Üye

    Kayıt:
    22 Şubat 2009
    Mesajlar:
    380
    Beğeniler:
    199
    Şehir:
    KONYA-YOZGAT
    Seviye: