Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bir Bisiklet, Bir Kano: Batık Şehrin Kuşları (1. Gün)

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında BF Okuru tarafından paylaşıldı.

  1. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    75
    Seviye:
    (Bu mesaj 7 video içerdiği için hata verdi. Maksimum video sayısı 5 olabilirmiş. Biz de "gif" yaptık. Daha iyi oldu gibi.)

    Sürekli gezi-tozu planları yapmaya başlayışım herhalde bisiklet almamla aynı döneme denk geliyor. O güne kadar eli cebinde, boş boş yürüyen biriyken, bir bisiklet satın almak... Aslında çok radikal bir kararmış. Birden heveslenip, saman alevi misali sönebilirdim de. Şükür ki öyle olmadı.

    Ne zamandır aklım bir karış havadaydı zaten. Günde elli kilometre kürek çekip çekemeyeceğimi, römorkumun kanoyu Van Gölü'ne sağ-salim götürüp götüremeyeceği, eldeki kanoyla uzun tur yapılıp yapılmayacağı... Aslında bu soruların bir kısmının cevabını geçtiğimiz hafta sonu (12-13 Temmuz 2014) biraz da olsa buldum gibi.

    Bir işi yapmadan onun provasını yapmak, hazırlıksız işe girişip de her şey ters gidince onu yeniden yapmaktan daha az sıkıcı. Hatta ne sıkıcısı, eğlenceli be! Bisikletin arkasına kanoyu bağlayıp kilometrelerce sürmek, sonra bir o kadar da kürek çekmek, sonra yüne pedal, yine yokuş... Şüphesiz ki insanoğlu televizyonu bunlardan bihaber insan için üretti.

    İstanbul'a gittiğimde AndOutdoor ve Decathlon'dan eksik ekipmanlarımı almıştım. Dry bag -nasıl desem, kuru çanta olur mu-, daha kullanışlı bir can yeleği, yeni bir vidalı-kartuşlu ocak... Hem sadece kano turu için değil, bisiklet turları için de gerekliydi bunlar.

    Eksik malzemem kalmamıştı. Cuma gecesinden hepsini karşıma dizip bir saat izledim. Bu sadece Hazar Gölü turu için değil, belki Van gölü için, belki de Keban-Karakaya baraj gölleri için yapılmış bir hazırlıktı aynı zamanda. Kim heyecanlanmaz ki?

    [​IMG]

    İyi bir uyku... Kapanmıyor ki gözler! Uyu olm, uyu lan! Yarın yorulacaksın bak. Neyse, dur uyudum gibi...

    12 Temmuz Sabahı

    Saat beş, hava güzel, kuşlar ötüyor. bir şeyler yapmak için belki de en uygun saatler. herkesin uyuduğu bir vakitte senin bir hayalini gerçekleştirmen... İyi ki geceden hazırlığımı yapıp malzemeleri aşağıya indirmişim. Şimdi hazırlanıp yola çıkma vakti.



    Saat 6:20'de ilk pedalı bastım. En son Pertek Kalesi'ne çıkmıştım kanoyla. Şimdi bir batık şehir, bir göl ve bir de heybetli dağ beni bekliyor.
    Rotamı çizerken Elazığ'da şehir içine ve emniyet şeridi olmayan yollara girmeyecektim. Çevre yolu üzerinden Bingöl sapağına, orada da Diyarbakır yolundan Sivrice'ye ulaşacaktım. Sivrice'den önceki Kinederiş rampası ise -herhalde- en zorlu kısım olacaktı. Ee, Konya-Aksaray yolu değil ki bu, elbette biraz yokuş olacak.

    Saat 7:00'de çevre yoluna vardım. Emniyet şeridi bir şerit genişlikte. Zaten yol da boş.

    [​IMG]

    Güneş tepede sayılır. Ah şu yaz günleri... Bol bol terletecek bir hava, sıcak, daha sabahın köründe boğmaya başlıyor insanı. Ama tek başına olmanın tadı bambaşka. Şarkı söylediğinde "Sus lan karga!" diyen yok, "Hacı ben yoruldum yahu, accık durak hele!" diyen yok.



    Erden Eruç'a hayranım. Belki de her yere kendi gücümle gitmek isteyişime -ki bunu her bisikletçi, her paraşütçü, her yürüyüşçü ister- en büyük desteği Erden Eruç sağlıyor. Öyle bir araç düşünün, kendiniz kolayca tamir ediyor, kaldırıp taşıyabiliyorsunuz. Bisikletin ne kadar muhteşem bir taşıt olduğu ortadayken, onu sadece "çocuk oyuncağı" olarak tanımlayanlar çok şey kaybediyor.



    Bingöl sapağına geldiğimde daha ısınmamıştım bile. Şimdiye kadar harcamadığım her kaloriyi Kinederiş rampasında tüketeceğim. Bekle beni hayın yokuş!

    [​IMG]

    Han Duvarları şiirini okuduğum an herhalde bir şeyler değişmişti hayatımda. Belki de bana gezip tozma isteğini aşılayan şey o şiirdi. Şehirleri, köyleri saatte 100 kilometre hızla, kaçarcasına geçmek değil, gördüğün ilginç bir şeyi, bir insanı, bir yapıyı, bir ağacı dakikalarca, izleyerek incelemek... Dışarıyı televizyon seyreder gibi klimalı araçta oturarak izlemek değil, sıcağı da, soğuğu da sonuna kadar hissederek, terleyerek, kuruyarak izlemek... 3D ve ötesi!

    Elazığ'a ilk gelişimde, hafta sonunu Sivrice'de geçirmeye karar vermiştim. O zaman asfalt çalışması Sivrice'nin oradaydı. Şimdi neredeyse Bingöl sapağına kadar ulaşmışlar. Yol yine kaymak gibi.

    [​IMG]

    Ve rampa başlıyor. Aslında arkada kano taşımanın tam dolu bir heybe taşımaktan farkı yok.

    [​IMG]

    Tren yolculukları,keyif almasını bilen için bulunmaz bir nimettir. Konya'da okurken İstanbul'a sıkıcı otobüslerle gitmektense Meram Ekspresi ile gitmeyi tercih ederdim. Aslında en başlarda fiyatı uygun diye treni seçen ben, yıllar geçtikçe tren yolculuğu için fırsat kollar oldum. Ama gel gör ki senelerdir beklediğim fırsat çıkmadı karşıma. Şimdi mazotluları uzaktan seyrediyorum. Aslında bir gün trene atlayıp Malatya'ya gitsem ne iyi olur.

    [​IMG]

    Tren uzaklaşırken ben de yokuşu kaldığım yerden tırmanmaya başlamıştım. Aslında ön bagajları bulabilseydim onları yükleyip maşaya takacak, böylece römorkun yükünü azaltacaktım, olmadı. Kamyon gibi yüklemiş oldum römorku.

    Tepeye yaklaştıkça acıkmaya başlamıştım. Bir mola daha verip tırmandığımda, gölü görmüştüm.

    [​IMG]

    Aslında her şey o görüntüyü gördüğümdeki heyecan içindi. Eee, bir de Sivrice tabelasıyla poz vermek lazım, değil mi?

    [​IMG]

    İlk adım neredeyse tamam. Son birkaç kilometreyi de aşıp Fırat Üniversitesinin göl kıyısındaki tesislerine varmıştım. Yapmam gereken, kanoyu uygun şekilde yükleyip kürek çekmeye başlamaktı.



    Sonunda, ne zamandır hayalini kurduğum Hazar Gölü turuma başlıyordum. Önümde masmavi bir göl, bir de batık şehir vardı. İlk hedefim, kıyıdan ilerleyerek batık şehri keşfetmekti. Öncesinde buraya birkaç dalış yapılmıştı.

    Turkish Airlines - Skylife - Makaleler - turkishairlines.com

    Şimdi, bir zamanlar insanların yaşadığı, sonra sulara gömülen bu gizemli şehre yaklaşıyordum. Heyecana gel vatandaş!

    [​IMG]

    Yaklaştıkça kuşların dikkatini çekmeye başlamıştım. Aslında kuş pisliği kokusu daha dikkat çekiciydi. Batık şehrin kuzeydoğusundaki ada, bölgedeki martıları yumurtlayabileceği tek güvenli yer. Bundan dolayı adada kuş sesi eksik olmuyor. Zaten adaya çıkmaya niyetim de yok.

    [​IMG]

    Efsaneye göre, bu şehirden geçen hamile bir kadın, biraz yiyecek istiyor ve şehrin sakinleri "Patron yok bacım." diyerek onu kovuyorlar. Kadın da "Kalbimi kırdınız eşşoleşşekler!" diyor. Belki içinden beddua etmiştir, bilemiyorum. Köy ertesi gün mesai saati bitiminde sulara gömülüyor. Bu da böyle bir efsane işte.

    Şimdi batık şehirde sizi ufak bir gezintiye çıkarayım.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Son olarak da bir video paylaşayım.



    Batık şehirden ve kuş pisliği kokusundan uzaklaşırken, sıcak iyice bastırıyordu. Buna bir de yanlış şapka seçimim eklenince, kızarmak çok kolay tabii ki.

    [​IMG]

    Sivrice, tren yolunun birkaç kola ayrıldığı bir makas noktası. Üç kola ayrılan tren yolları, foğunun farklı noktalarına gidiyor. Geneli yük trenleri oluşturuyor. Verdiğim bir mola esnasında ise yolcu trenini yakalıyorum.

    [​IMG]

    Gölün gezin tarafında bir ada daha var. Bu adayı da martılar işgal etmişti. Tabiii ki yine gürültü ve kokudan durulmuyordu.

    Gezin'e yaklaştıkça yorgunluğum artmıştı. Bitmek bilmeyen kilometreler, susmayan kuşlar...

    Akşam, güneşim batmasına az bir süre kala, Gezin kıyılarına varmıştım. Tam bir tatil kasabası olan Gezin, Sivrice'ye göre daha serbest bir yer. Gezin ve çevresinde yazlıkların bol olmasından kaynaklanıyor bu durum.

    [​IMG]

    Bu arada Decathlon'da satılan Arpenaz 2'yi de deneme fırsatı bulmuştum buturumda. Quechua T2'ye göre 1 kilogram daha hafif olan bu çadırın kurulumu T2 ile aynı. Bisikletçilere hitap eden bu çadır, benden geçer not aldı.

    İlk gün yaptığım mesafeler şu şekilde:

    Bisiklet:
    Max. hız: 50,7 km/s
    Toplam sürüş: 3 saat 39 dakika
    Toplam mesafe: 43,83 kilometre
    Ortalama hız: 12 km/s

    Kano:

    Toplam mesafe: 19,8 kilometre
    Ortalama hız: 4,5 km/s

    İkinci günün yazısı da yakında gelecek!

    Kod:
    Kaynak: http://www.turcubaba.com/2014/07/bir-bisiklet-bir-kano-batk-sehrin-kuslar.html
     
  2. MehmetAliB.

    MehmetAliB. VivaVelo

    Kayıt:
    20 Ekim 2013
    Mesajlar:
    1.803
    Beğeniler:
    3.785
    Şehir:
    Antalya
    Seviye:
    Yine güzel bir yazı. Teşekkürler Yusuf.
    HAN DUVARLARI

    Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
    Bir dakika araba yerinde durakladı.
    Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
    Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
    Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
    Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.
    İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!
    Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
    Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
    Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,
    Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,
    Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...
    ***
    Ellerim takılırken rüzgârların saçına
    Asıldı arabamız bir dağın yamacına.
    Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,
    Yalnız arabacının dudağında bir ıslık!
    Bu ıslıkla uzayan, dönen kıvrılan yollar,
    Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar
    Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.
    Gökler bulutlanıyor, rüzgâr serinliyordu.
    Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince.
    Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince
    Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi.
    Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi.
    Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine.
    Yol, hep yol, daima yol... Bitmiyor düzlük yine.
    Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali,
    Sonunda ademdir diyor insana yolun hali,
    Arasıra geçiyor bir atlı, iki yayan.
    Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan
    Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,
    Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor...
    Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine
    Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine.
    ***
    Bir sarsıntı... Uyandım uzun süren uykudan;
    Geçiyordu araba yola benzer bir sudan.
    Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,
    Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu:
    Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,
    Bir kenarda göründü beldenin viran hanı.
    Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri
    Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri.
    Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya
    Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.
    Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı,
    Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı.
    Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,
    Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor.
    Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı
    Her yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı.
    Gitgide birer ayet gibi derinleştiler
    Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki cizgiler...
    Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,
    Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;
    Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,
    Aygın baygın maniler, açık saçık resimler...
    ***
    Uykuya varmak için bu hazin günde, erken,
    Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken
    Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı;
    Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı.
    Ben garip çizgilere uğraşırken başbaşa
    Raslamıştım duvarda bir şair arkadaşa;
    "On yıl var ayrıyım Kınadağı'ndan
    Baba ocağından yar kucağından
    Bir çiçek dermeden sevgi bağından
    Huduttan hududa atılmışım ben"
    Altında da bir tarih: Sekiz mart otuz yedi...
    Gözüm imza yerinde başka ad görmedi.
    Artık bahtın açıktır, uzun etme, arkadaş!
    Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş;
    Araya gitti diye içlenme baharına,
    Huduttan götürdüğün şan yetişir yârına!...
    ***
    Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk,
    Soğuk bir mart sabahı... Buz tutuyor her soluk.
    Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri
    Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri.
    Bulutların ardında gün yanmadan sönüyor,
    Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor...
    Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,
    Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar.
    Biz bu sonsuz yollarda varıyoruz, gitgide,
    İki dağ ortasında boğulan bir geçide.
    Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden
    Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden:
    Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla,
    Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla.
    Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu,
    Burada son fırtına son dalı kırıyordu...
    Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla,
    Savrulmaya başladı karlar etrafımızda.
    Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü;
    Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü...
    Gönlümde can verirken köye varmak emeli
    Arabacı haykırdı "İşte Araplıbeli!"
    Tanrı yardımcı olsun gayrı yolda kalana
    Biz menzile vararak atları çektik hana.
    ***
    Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş
    Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş.
    Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor,
    Kimi haydut, kimi kurt masalı anlatıyor...
    Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri,
    Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri.
    Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor,
    Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor;
    "Gönlümü çekse de yârin hayali
    Aşmaya kudretim yetmez cibali
    Yolcuyum bir kuru yaprak misali
    Rüzgârın önüne katılmışım ben"
    Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı,
    Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı...
    Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
    Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde.
    Uzun bir yolculuktan sonra İncesu'daydık,
    Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.
    Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım,
    Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım!
    "Garibim namıma Kerem diyorlar
    Aslı'mı el almış haram diyorlar
    Hastayım derdime verem diyorlar
    Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ım ben"
    Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında,
    Korkarım, yaya kaldın bu gurbet çıkmazında.
    Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı!
    Bahtına lanet olsun aşmadınsa bu dağı!
    Az değildir, varmadan senin gibi yurduna,
    Post verenler yabanın hayduduna kurduna!..
    ***
    Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu:
    "Hancı dedim, bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?"
    Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,
    Dedi:
    "Hana sağ indi, ölü çıktı geçende!"
    Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti,
    Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti...
    Gönlümü Maraşlı'nın yaktı kara haberi.
    Aradan yıllar geçti işte o günden beri
    Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim,
    Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim.
    Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,
    Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!
    Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,
    Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!..
    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
     
  3. Oktay Erkan

    Oktay Erkan Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    26 Kasım 2013
    Mesajlar:
    453
    Beğeniler:
    1.049
    Şehir:
    Kadıköy İstanbul
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Helal sana Yusuf. Harika bir gezi olmuş...

    Bir şey soracağım. Üzerinde "do not open" yazan o esrarengiz kapağı açınca ne oluyor :D Açtın mı hiç?
     
  4. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    75
    Seviye:
    Teşekkür ederim abi, şiiri sayende bir kez daha zevkle okudum :)

    Abi ben birazcık uçak kazası meraklısıyım da. Geçenlerde Migros'ta bir ekmek kutusu gördüm,"Aha, bunu ben kara kutu yapayım!" diyerek aldım. Eve gidip biraz boya işiyle kendisini kara kutu yaptım. O "Do not open" yazısı oradan geliyor, elim değmişken kanoya da yazayım demiştim :)

    Açınca ne oluyor dersen, vallahi pek bir şey olduğu yok :)

    [​IMG]

    ***

    Arkadaşlarıma bu kutunun kaybolan Malezya uçağının kara kutusu olduğunu söyledim de, pek inandıramadım gibi.
     
    hayatgezi bunu beğendi.
  5. Tayfun Sezer

    Tayfun Sezer Kıdemli Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    11 Ağustos 2013
    Mesajlar:
    280
    Beğeniler:
    392
    Şehir:
    Diyarbakır
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Bu sıcak günde çok iç açıcı bir tur paylaşımı olmuş.Ben okurken yaşadım Siz yaşarken neler hissettiniz kim bilir.Herkese böyle geziler nasip olsun Paylaşım için teşekkürler.
     
  6. Uzbay YELCE

    Uzbay YELCE Aktif Üye

    Kayıt:
    23 Aralık 2013
    Mesajlar:
    146
    Beğeniler:
    45
    Şehir:
    İstanbul/Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Harika bir tur olmuş , helal olsun valla :) Şiirde çok güzelmiş.
     
  7. Mehmet H.

    Mehmet H. Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    14 Haziran 2013
    Mesajlar:
    805
    Beğeniler:
    357
    Şehir:
    *
    Bisiklet:
    Ghost
    Seviye:
    süper bir tur ve yazı olmuş teşekkürler
    arpenaz 2 çadırdan memnun kaldıysanız bende almayı düşünüyordum
     
  8. MeTaLioNs

    MeTaLioNs Kıdemli Üye

    Kayıt:
    22 Mart 2012
    Mesajlar:
    329
    Beğeniler:
    194
    Şehir:
    Eskişehir
    Bisiklet:
    Focus
    Seviye:
    Şu anda Elazığ'da olmamın ve bisikletimden uzak kalmamın verdiği etkiyle fazlasıyla imrendim :) Teşekkür ederim.
     
  9. Tolga Çelebi

    Tolga Çelebi Culebrist

    Kayıt:
    2 Haziran 2013
    Mesajlar:
    2.655
    Beğeniler:
    3.896
    Şehir:
    Üsküdar / İstanbul
    Adı:
    Tolga Çelebi
    Bisiklet:
    Focus
    Seviye:
    Çok güzel bir tur,teşekkürler :)
     
  10. mehmetsunu

    mehmetsunu İKONOKLAST

    Kayıt:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    3.392
    Beğeniler:
    6.443
    Şehir:
    kayseri
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    Birisi şu turcubaboyu durdursun. Videolar, fotolar, gifler, kanolar 72 tekmili birden her türlüsü var adamda. On parmakta on marifet. Başlığa bak yeni yazacağı romandan bir başlış sanki: Batık şehrin kuşları. Ondan sonra gelsin tebrikler gitsin beğeniler. Turcubabo durdurulamaz ise bize forumda ekmek yok demektir. Mottom hazır: Dur turcu babo dur git evinde legolarını kur.
     
  11. mehmetagdere

    mehmetagdere Yeni Üye

    Kayıt:
    16 Temmuz 2014
    Mesajlar:
    13
    Beğeniler:
    0
    Seviye:
    Pedalınıza küreğinize sağlık, zevkle okudum.
     
  12. Türka¥

    Türka¥ Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    1.524
    Beğeniler:
    1.836
    Şehir:
    izmir
    Adı:
    türkay
    Bisiklet:
    Ghost
    Seviye:
    arpenaz 2 tam bir fiyat performans ürünü, bisikleti olup da artık bi çadır alsam fena olmaz diye düşününlere tavsiye ederim.. parası çok olanlar yine bildikleri yolda yürüsün o ayrı :)
     
  13. Serkan Çoban

    Serkan Çoban Forum Bağımlısı

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    7 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    731
    Beğeniler:
    1.097
    Şehir:
    Çanakkale/Yenice
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Ayağınıza-elinize, dilinize-yüreğinize sağlık!
    Dilim dışarıda iftarı beklerken içimi açtı o güzel geziniz ve tarzınız... :)
    Performansınıza zaten diyecek yok; bisikletle kano çekilen o fotoğrafı görmek bile yeter. :eek:
    Güzel anlatımınızla, o güzel anlarınıza bizi ortak ettiniz, Allah razı olsun, teşekkürler.

    Elazığ'a selamlar!
     
  14. Birhan K.

    Birhan K. Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    11 Nisan 2014
    Mesajlar:
    699
    Beğeniler:
    699
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Yusuf,

    Dostum sayende bu kano olayına baya özendim, ciddi ciddi kano almayı düşünüyorum. İleride ben de bir çılgınlık yapacağım galiba. Yazı yine harika olmuş, tabii gezi de. Paylaştığın için teşekkürler. Teklifimi yineliyorum: Git Ot'ta falan yaz, boşa gitmesin bu yeteneğin.
     
  15. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    75
    Seviye:
    Zamanında legoyla fazla haşır neşir olduğumuzdan böyle olduk ya zaten!

    Bazen dönüp yazıyı okuduğumda, bu turu -ve diğer turları- nasıl bir heyecanla yaptığımı düşünüyorum, o kadar hazırlık, bir de turdan sonra yazısını yazmak... Şimdi olsa yapmam yahu :)

    Ah-ha! Her ne kadar pahalı olduğunu düşünsem de, bir kano alırken sadece bir ekipman edinmiş olmuyorsun; Türkiye'de -bisiklete nazaran- çok ufak olan kano-kayakçı camiasına dahil olup, güzel -ve tutkuları olan- arkadaşlar da ediniyorsun.

    Unutmadan, blog yazmak yetiyor yahu :)
     
  16. recep24ank

    recep24ank Bisikletkolik

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    12 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.005
    Beğeniler:
    1.712
    Şehir:
    Sakarya Adapazarı
    Adı:
    Recep Eşref ÇINAR
    Bisiklet:
    Corratec
    Seviye:
    Doğanın renkleri çok canlı, fotoğrafları çekende heyecanlı. Bakmaya doyamazsın suya girmeden yapamazsın, kürek çekmeden olmaz pedal basmadan gitmez, eee ne diyelim. Bu turda böyle bitmez:))) Ayaklarına sağlık..
     
  17. BF Okuru

    BF Okuru Yeni Üye

    Kayıt:
    2 Şubat 2005
    Mesajlar:
    17
    Beğeniler:
    75
    Seviye:
    Teşekkürler, güzel sözleriniz için. (Ölü Başlık Canlandırma Tekniklerine Giriş 101)
     
    Edip Dinçer bunu beğendi.
  18. Erdal YAVUZ

    Erdal YAVUZ Bisikletkolik

    Kayıt:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    98
    Beğeniler:
    62
    Şehir:
    Mersin
    Bisiklet:
    Whistle
    Seviye:
    ooffff ooff Allah izin verirse bir gün bende elazığ'a bisikletle geleceğim,askerliğimi yapmıştım çok özledim oraları nede olsa baba memleketi.:alkis:
     
  19. serkan_murcak

    serkan_murcak Yeni Üye

    Yaş:
    35
    Kayıt:
    6 Mart 2015
    Mesajlar:
    19
    Beğeniler:
    76
    Şehir:
    izmir
    Adı:
    serkan murcak
    Bisiklet:
    Bianchi
    Seviye:
    İn to the wild tadında bir gezi olmuş;)
     
  20. çimtay

    çimtay Aktif Üye

    Kayıt:
    6 Ocak 2015
    Mesajlar:
    117
    Beğeniler:
    246
    Şehir:
    İSTANBUL/Ümraniye
    Adı:
    Hakan ÇİMTAY
    Bisiklet:
    Orbea
    Seviye:
    TEBRİKLER harika bir gezi olmuş, imrendiriyor insanı. Selamlar...