Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bindik bi alamete...

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında SedatT tarafından paylaşıldı.

  1. SedatT

    SedatT Bisikletkolik

    Kayıt:
    11 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.072
    Beğeniler:
    1.203
    Şehir:
    İzmir
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13640650&yazarid=249&tarih=2010-01-31

    Bindik bi alamete...


    Aslında her şey, “Londra gibiyiz” ayaklarıyla başladı. Çift katlı otobüs getirdiler... Ama küçük bi pürüz vardı. Çift katlılar, Londra'da soldan gidiyor, duraklar solda, dolayısıyla kapıları da soldaydı. Bizde sağdan gidecek, duraklar da sağda... Estetik ameliyat yaptılar, soldaki kapıları söküp, sağa taktılar.

    Oldu sana Londra.

    *

    Sonra sevdiler bu estetik ameliyat işini... “Metro yapamadık, metroymuş gibi yapalım” dediler. Yolun ortasına yol yaptılar. Durakları da yolun ortasına yaptıkları yolun ortasına koydular. Ama küçük bi pürüz vardı... Çift katlıların kapısını soldan sağa aldıkları için, yolun ortasına koydukları duraklar, çift katlıların solunda kaldı iyi mi... İndirme bindirmeye yanaşamıyor! “Londra değil miyiz kardeşim” dedi biri...
    E Londra'yız... Haaadi bakalım, çift katlıları yolun sağından değil, solundan götürmeye başladılar.

    Oldu sana tam Londra.
    *

    Ama küçük bi pürüz vardı... Bizim raysız metro, tek hat üzerinde güzel güzel gidiyor ama, sadece gidiyor, gelemiyor. Yol bitince, kafayı asansörün kapısına kaptırmış gibi, sıkışıp kalıyor, dönemiyor. Böylece, hattın başladığı ve bittiği yere U dönüşü için yer yapmayı unuttukları anlaşıldı! Düşündüler, taşındılar, zabıtaları devreye soktular. Pazarda domates kontrolü yapması gereken zabıtalar, E5'e fırladı, el kol işaretleriyle trafiği durdurup, balina kadar metrobüsleri E5'e çıkardı, geniş bir kavisle, tekrardan hatta sokmaya başladı.
    *

    Ama küçük bi pürüz vardı... Trafik sıkışıklığına çözüm olarak icat edilen metrobüsler, zabıta marifetiyle yoldan çıkıp tekrar yola girme manevraları sırasında trafiği hiç olmadığı kadar felç etmeye başlamıştı. Düşündüler, taşındılar, trafik sıkışıklığına çözüm olarak icat ettikleri metrobüsleri, trafiğin yoğun olduğu saatlerde seferden çektiler! Hava kararıp el ayak çekilince trafik rahatlıyor, bunlar da metrobüsleri yeniden sefere koyuyordu. Koyuyordu da... Sokakta kimse kalmadığı için, metrobüsler boş gidip geliyordu. Baktılar olacak gibi değil, E5'in ortasına, uçandaire gibi havada duran U dönüşü yerleri yaptılar.
    *

    Ama küçük bi pürüz vardı... U dönüşünü geç de olsa akıl etmişler, yolun ortasına koydukları duraklara insanların nasıl geleceğini düşünmemişlerdi. Metrobüs şakır şakır gidip geliyor, ahali uzaktan seyrediyor, E5'in ortasına yaptıkları yolun ortasına koydukları durağa gidemiyor! Üstgeçitler yapalım” dedi biri... Alkışladılar.
    *

    Ama küçük bi pürüz vardı... Öyle titiz bir planlama yapılmıştı ki, Hollanda'dan apar topar kiraladıkları otobüslerin durak levhalarını sökmeyi unutmuşlardı. Kiminde Utrech yazıyordu, kiminde Eindhoven! Üstelik, sanki bizde şoför yokmuş gibi, otobüslerle birlikte Hollandalı şoförleri de kiralamışlardı... Ve, adamlar “Birader nereye gidiyor bu?” diye sorulduğunda, “Ben anlamiyo Turkce” cevabını veriyordu. Deneme yanılma yöntemiyle, Eindhoven'e binersen, Cevizlibağ'a, Utrech'e binersen, Topkapı'ya gideceğin anlaşıldı.
    *

    Yaptıkları işi çok beğendikleri için, hattı uzattılar, köprüyü geçip, “asrın projesi” dedikleri metrobüsü, Anadolu'ya da götürmeye karar verdiler.
    *

    Ama küçük bi pürüz vardı... Tanesini 1.5 milyon Eurocuğa aldıkları 70 tane otobüs, düz yolda gidiyor, yokuşta gidemiyordu! Kadıköy'den binenler, şoförün “Beyler bi el atalım” anonsuyla köprü yokuşunda iniyor, ittiriyor, düze çıkınca, tekrar biniyordu. Düşündüler, taşındılar, tanesini 1.5 milyon Eurocuğa aldıkları 70 otobüsü, düz yerlerde, bildiğin körüklü otobüsleri yokuşta kullanmaya başladılar.
    *

    Ama küçük bi pürüz vardı... Yağmur yağdı, metrobüs hattı Dicle Nehri'ne döndü. Kayık çalışıyor, otobüs çalışmıyor. Çünkü, yolun ortasına yaptıkları yolu, 5 santim aşağı yapmışlardı. Seferleri durdurup, asfaltı yükselttiler. Bu sefer kar yağdı... Muhallebici-mimar belediye başkanımızın yaptığı asfalt, sütlaca döndü. Seferleri durdurup, çukurları tamir etmeye başladılar. Bu sefer ahali isyan etti. Bölüm bölüm kapatıp, çift yönlü yolun tek yönünü çalıştırmaya başladılar. Bu sefer, zaten ters yön kullanan şoförlerin, iyice nevri döndü. Sağdan mı gidiyorduk soldan mı filan derken, tek hat üzerinde kafa kafaya vuruşmaya başladılar. Yaralananlar oldu. Nasıl becerdiler bilmiyorum, iş makinesi metrobüse çarptı, ölenler oldu. Tamirat bitti, kalan sağlarla devam etti.
    *

    Ama küçük bi pürüz vardı... “Asrın projesi” denilen hadise, muhteşem hesap kitap nedeniyle “asrın maliyeti”ni yaratmıştı. Düşündüler, taşındılar, milleti rahatlatmak için yaptıkları metrobüse, zam yaptılar. Ama küçük bi pürüz vardı... Bu işi de yüzlerine gözlerine bulaştırmışlardı. Metrobüs, mahkeme duvarına tosladı. Badem bıyıklı olmadığı anlaşılan hâkim, çıktı, “Bu zammı yapamazsın” dedi. Çünkü, mimariye, mühendisliğe aykırı olduğu gibi, hukuka da aykırıydı.
    *

    Netice itibariyle...
    Macera devam ediyor.
    Bindik bu arkadaşlarla bi alamete, küçük bi pürüz var, kıyametten yırtmak için U dönüşü yapacak yerimiz yok!

    Yılmaz ÖZDİL
     
  2. poytatu

    poytatu Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    25 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    439
    Beğeniler:
    411
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Konuya çok iyi yoğunlaşıp, çok iyi eleştiriler ortaya koymuşsunuz Sedat Bey.:in: Sizi gönülden destekliyorum.Keşke herkez sizin gibi düşünebilse...:rolleyes: