Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bianchi Nero ile Datça-Marmaris Turu

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Emrah Y tarafından paylaşıldı.

  1. Emrah Y

    Emrah Y Kıdemli Üye

    Kayıt:
    17 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    299
    Beğeniler:
    11
    Şehir:
    Çanakkale-Biga
    Bisiklet:
    Bianchi
    Seviye:
    Merhabalar, arkadaşımla birlikte planladığımız ve gerçekleştirdiğimiz Datça-Marmaris turumuzu anlatıyorum.
    Biga, Çanakkale'de yaşıyoruz ve 30-31 Ağustos gecesi Biga'dan otobüsle Datça'ya, Datça'dan bisikletle Marmaris'e, Marmaris'ten yine otobüsle 4 Ağustos sabahı Biga'ya yolculuk yapmayı planladık. Ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalışacağım. Bir kişiye yararı olursa ne mutlu...
    [​IMG]
    Göbekli ile Profesyonel
    Öncelikle arkadaşımdan bahsetmeliyim. Kendisi branşı basketbol olan, yıllarca dağcılık da yapmış ve çok başarılı bir Beden Eğitimi dersi öğretmenidir. Sürekli formunda ve gayet disiplinlidir. Bana gelince tam bir bilgisayar düşkünü, masa başında sabahlayan, tez yazma işiyle uğraşan bir Teknoloji ve Tasarım dersi öğretmeniyim. İkimizde 40 yaşındayız.
    3 yıl önce birlikte bisikletlerimizi aldık ve birkaç tur yaptık. Arkadaşta Scott, bende ise Bianchi Nero var.
    [​IMG]
    Tur Planlarımız
    Tura çıkmadan önce önümüzde birçok seçenek vardı. Gökçeada, Asos, Marmara Adası gibi bölgelerde turlamayı düşündük. Maalesef doğuya tayinim çıktığı için belki de son birlikte turumuz olacağından, biraz daha değecek bir yeri tavsiye ettim ve Datça-Marmaris turunu yapmaya karar verdik. Fikir kimden çıktı hatırlamıyorum, belki de İnternet'teki tavsiyelerden bulduk ama en iyisini seçtiğimize eminim.
    Hazırlıklarımız
    Yaklaşık 1 ay öncesinden karar verdiğimiz turumuz için öncelikle bisikletlerimizi hazırlamamız gerekiyordu. Arkadaş bisikletine bir şeyler eklemeyi sevdiğinden jelli sele, kelebek gidon, ikili bisiklet ayaklığı gibi donanımları temin etmişti bile. Bense haritasından bolca yararlanacağımız telefonum için tutucu aramaya başladım. Ama her zamanki gibi ucuzunu almaya çalıştığımdan Çin'den sipariş ettim ve maalesef yetişmedi.
    Önemli olan bir diğer konu da heybelerdi. Arkadaş Erdoğanlar'dan galiba 45 litrelik bir heybe aldı. Ben de yine Çin'de 65'lik bir heybe getirttim. Yolculuk yaklaştıkça ve malzemelerimiz ortaya çıktıkça arkadaş heybesinin yetmeyeceğini düşünerek heybesini iade edip, 70'lik yenisiyle değiştirdi. İyi de oldu.
    Odamda bulunan beyaz tahtada hiç silmediğim bir "tur malzeme listesi" vardır. Bu listeyi arkadaşla birlikte güncelledik ve eksiklerimizi tamamlamaya başladık. Malzemeler içinde tamirden yemek pişirmeye kadar pek çok malzeme vardı.
    [​IMG]
    Son olarak bisikletlerin bakımı gerekiyordu. Ben turdan 1-2 gün önce bisikletimi ustama teslim ettim ve ertesi gün aldım. Vitesler, miller ve frenleri elden geçirmesini rica ettim. Tabii ki yağlamasını da... Arkadaş ise kendi işini kendisi gördü ve hidrolik frenlerinden zincirine kadar tüm bakımını yaptı.
    Otobüsle Bisiklet Taşıma Sorunu
    Gidiş ve dönüşümüzü Kamil Koç ile yapmaya karar verdik. Aslında başka şansımız da yoktu çünkü Biga'dan Datça'ya giden tek şirket oydu ve üstelik bisikletli yolcu taşıma konusunda web sitesinde açıklaması vardı. Her otobüste 2 bisiklet taşıyabileceği yazıyordu. Sadece, önceden bilgi verilmesi gerekiyordu.
    Tabi ki otobüs şoförlerinin bazılarının doymayan iştahını bildiğimden tam 3 farklı zamanda Kamil Koç'un 444'lü numarasını aradım ve bisiklet taşıyacağımızı haber verdim. Her seferinde aldığım yanıt, hiç bir sorun çıkmayacağı ve sorun çıkarsa kendilerini aramamız gerektiğiydi. Perşembe akşamı erkenden otogara geldik, Kamil Koç otobüsü perona yanaştı, biz bisikletleri bagaja yanaştırdık, şoförlerden birisi otobüsün arkasından geldi, bizi gördü ve ilk sözü "oooo, bunlara ek ücret alırız" oldu. Dakka 1 gol 1. Adama ne kadar açıklasam da, merkezleri ile görüştüğümü söylesem de, web sitelerinde yer alan açıklamayı hatırlatsam da ikna etmem yaklaşık 20 dakika sürdü. Tabi sinirler gerildi. Bu durumlara hazırlıklı olmama rağmen benim de moralim sıfır oldu. Gördük ki, kurumsallaşma konusunda ülke olarak biz çok zayıfız. Kamil Koç gibi yılların otobüs firması bile ki birçok konuda ilk olmasıyla övünür, şoförlerine ilkelerini benimsetememiş. Her neyse, kavga dövüş yola çıktık.
    [​IMG]
    Otobüse bisikletlerimizi ön tekerlerini sökerek yerleştirdik. Size tavsiyem, bisikletlerinizi kendiniz yerleştirin, yoksa indirdiğinizde kötü sürprizlerle karşılaşabilirsiniz.
    Datça'ya Varış
    Gece 00:30'da başlayan ilk yolculuğumuz 11:30 gibi Datça'da bitti. Aslında feribotla Bodrum'a geçip ilk gece orada konaklayalım istiyordum ama fazla zorlamak istemediğimizden vaz geçtik ve Datça'da kalmaya karar verdik. Bu arada arkadaşın iç lastiğindeki yama hava kaçırıp, yedeğindeki lastikte jantıyla uyumsuz olunca, 3-4 saat kadar tamirle zaman geçirdik. Bu arada Datça'daki bir bisiklet tamircisinden 2 yedek lastik daha aldık. Bir şeyler atıştırdık ve saat 16:00 gibi oldu.
    [​IMG]
    Denize girmeye karar verdik fakat su çok bulanıktı. Açıkçası çok da pisti. Suyun yüzünde, ülkemiz dangalaklarının denize attığı sigara izmaritleri yüzüyordu ki çıkmam için yeterli bir sebepti. 5 dakika yüzemeden çıktık ve hava kararana kadar dinlendik.
    Datça Ilıca Camping Kamp Alanı
    Hava kararmaya yakın, çadır kurmak için Datça'daki Ilıca Camping adlı kamp alanını aradık. Sahilin bittiği yerde bulunan, vasat bir yerdi. Bizden kişi başı 14 TL ücret aldılar. Zemin idare ederdi fakat sinek çoktu. Ateş yakmak yasak fakat yemek yapmak için bir çözüm yoktu. Zaten hava karardığında gittiğimiz için sahilini deneme şansımız olmadı. Elektrik ihtiyacını, kamp alanındaki lokantada bulunan uzatmaya takarak karşıladık. Çok havasız fakat sessiz bir yer olduğunu söyleyebilirim.
    Datça'dan Çıktık Hisarönü'ne Doğru
    Yaklaşık 30 km. uzunluğundaki ilk yolumuz fazla inişli çıkışlı olmayan, sahile yakın giden bir yoldu. Emniyet şeridi yeteri kadar genişti. Yol boyunca tatilciler, motorcular ve nadir de olsa bisikletçiler vardı. Fazla olmasa da yolun kenarındaki ağaçlar sıkılmamızı engelliyordu.
    Yolun ortalarında Ray Kent adlı bir tesise girdik. Sahili geniş, az şezlongluydu. Sahil kenarında küçük bir lokantası vardı. Denize girdik, yarım saat kadar yüzdük ve çıktık. Çadır kurmak için çok uygundu fakat yolumuz uzun olduğu için devam etmeye karar verdik. 2 bardak çay içtim, fiyatı 1 TL'ydi. Karslı, hoş sohbet bir abi işletiyordu. Duşumuzu aldık, yola devam ettik.
    [​IMG]
    Datça Aktur Camping Kamp Alanı
    30 km. yolun bittiği yer, Datça ile Hisarönü'nün tam ortasında sayılır. Orada Aktur adında bir kamp alanı bulunuyor. Turumuzun benim için en keyifli durağı burası oldu. Uzun çam ağaçları altında olan geniş çadır alanları, kibar ve saygılı insanlarla doluydu. 2-3 ay kalan bu insanlar sayesinde nezih bir komşuluk ilişkisi ortaya çıkmış olan bu yerde tek gece kalmamıza rağmen sevgiyle karşılandık. Yakınımızdaki kampçılar güzel sohbetlerle ve yardım teklifleriyle bizi mutlu ettiler. Daha önce ne kamp alanı ne de tatil köyü görmemiş birisi olarak benim için çok güzel bir deneyim oldu. İlk fırsatta eşimle de gitmeyi planladığım Aktur'un kamp alanında ortak kullanıma açık bolca mutfak bulunuyor. Mutfaklarda tezgah üzerinde lavabo ve ocaklar var. Ocaklar için çakmaktan başka bir şey gerekmiyor, yani gazı alttan bir yerlerden bağlanmış, herhangi bir ücret istenmeden kullanılabiliyor. Yine kamp alanında yeterince duş ve tuvalet bulunuyor.
    [​IMG]
    Aktur'da hoşuma giden özelliklerden birisi, her tarafın ince düşünülerek dekore edilmiş olmasıydı. Küçük bir bitkiyi çevreleyen çitler bile hoş görünümlü ağaç dallarından yapılmış, duş ve tuvaletlerin kapıları, mutfakların zemin taşları, sokak lambaları ve diğer her şey, göz zevkine de hitap edecek şekilde seçilmişti.
    Aktur'un iki sahili var, birisi biraz dalgalı diğeri ise çarşaf gibi. Kumsal tertemiz. Neyse, özetle çok beğendiğim bir yer. Ücreti biraz pahalı geldi. Çadır için 15 TL ve kişi başı 15 TL daha aldılar. Eylül'de bu ücretler 10'ar TL olacakmış. Sanırım o zaman gider, 10 gün falan kalırız. Aktur'un içinde iki tane Migros ve çeşitli dükkanlar olduğunu da eklemeliyim. Toplam sahil uzunluğu 3,5 km. olan, çok büyük bir yer. Dediğim gibi, bu tarz yerleri bilmeyen birisi olarak karşılaştırma şansım yok ama gördüğüm kadarıyla çok iyiydi. Neyse, bu kadar reklam yeterli...
    [​IMG]
    Aktur'dan Hisarönüne Zorlu Çıkışlar
    Aktur kamp alanını terk ederken bize yolumuzun zor olduğu, çıkışların uzun ve dik olduğu söylendi. Öte yandan, Hisarönü'nden Aktur'a doğru gelişin daha dik olduğunu da söylediler. Birazcık teselli bulduk yani.
    [​IMG]
    Tabelalara göre %10 eğimli ve gerçekten uzun yollarda neredeyse tek bir ağaç yoktu. Sevimsiz bir yol, 36 derece sıcakla birleşince bizi çok zorladı. Yine de 94 kiloluk bedenimle o yolu tamamlamış olmaktan gurur duyuyorum. Arkadaşı sorarsanız o gayet rahat çıktı.
    Kamp Alanı Faciası
    Hisarönü'ne yaklaştığımızda, ne olduğu bellisiz bir giriş gördük. Sonradan bir başka kamp alanı olduğunu öğrendiğimiz Çubucak kamp alanının önündeydik. Acıkmıştık ve girişin karşısında bulunan minibüs lokantadan kokoreç ve köfte yedik. Kokoreç 7,5 TL, köfte 5,5 TL idi. Sohbeti seven köfteci abi bize oralarda güzel bir yer olmadığını, Aktur'a doğru gitmemiz gerektiğini söyledi. Arkadaş kamp alanına girmek istediyse de ben, Bisikletforum'dakilerden aldığım tavsiye ile Hisarönü'ne gitmekte ısrar ettim ve gittik. Rüzgar sörfçülerinin kullandığı bu dalgalı sahili kim tavsiye ettiyse artık, bir şey demiyorum. Neyse, daha öğle saatiydi ve arkadaşın ısrarı ile Çubucak kamp alanına geri döndük.
    Turumuzun en berbat, en gıcık yeri olan bu kamp alanı maalesef morallerimizi bozdu. Girerken kimlik bıraktığımız görevlilerin çadırımızı kurmamız için gösterdikleri yer, çocuk parkı ve voleybol sahasının yanındaydı. Tıklım tıklım dolu olan kamp alanının her yerinden mangal dumanları yükseliyor, yerlerde çöpler uçuşuyor, beyaz külotların asılı olduğu iplerden etraf görünmüyordu. Çaresiz çadırı kurduk ve denize girmeden önce duş almaya karar verdik. Zorla soyunma kabini bulduysak da duşların yerini bir türlü bulamadık. Neyse, yüzen insanların üzerine kumsaldaki mangalların dumanının gittiğini, denizdekilerin sigara içtiklerini, bitmek tükenmek bilmeyen tuhaf bağırışları duyunca denize girmek yerine dumura uğramış bir şekilde yaklaşık 2 saat boyunca sahilde oturduk. Sonra denizden vazgeçip çadırın yanına oturmaya karar verdik. Çadıra giderken voleybol maçı yapıldığını gördük. İzleyicilerin mümkün olan en yüksek sesi çıkararak tezahürat yapmak istedikleri ortadaydı çünkü bazılarının elinde kocaman tepsiler ve onlara vurmak için kullandıkları kepçeler vardı. İnsanlar yerde uçuşan çoraplar, pet şişeler ve daha bir sürü çöpün üzerinde oturmuş maçı izliyorlardı. Neyse ki arkadaşla aynı karara vardık ve ücret ödemeden kamp alanını terk ettik.
    [​IMG]
    Zaman geçmiş, havanın kararmasına az kalmıştı. Hisarönü'nde Aybay Apart Pansiyon diye bir yer vardı, oraya fiyat sorma gafletinde bulunduk. Sahibi olan teyze tipime bakıp suratını ekşitti ve "valla tek gecelik oda veremem" dedi. Hisarönü sahiline gittik, çimlere çadırımızı kurduk ve sabahladık. Rüzgardan dolayı ateş yakamadık, konserve barbunya ve kruvasanlarla idare ettik.
    Hisarönü'nden İçmelere Zevkli Dik Çıkışlar
    Sabah erkenden çadırımızı topladık ve Hisarönü'ne yakın olan Park Market'te köy kahvaltımızı yaptık. Telefonların pillerini de doldurduktan sonra yola çıktık. Marmaris - İçmeler yol ayrımına gelince Marmaris yerine İçmeler'e gitmeye karar verdik. Hem yol daha kısa görünüyordu hem de Marmaris'i son güne bırakmaya karar vermiştik. Yol ayrımından sonraki yol gerçekten çok dikti ancak çok güzeldi. Ağaçlar, kuş sesleri, toprağın rengi ve suyu olmasa da yol kenarındaki dere hem fotoğraf için güzel kareler veriyordu hem de keyifliydi. Turumuzun en zevkli yolu, yorucu olsa da burasıydı. Zirve yaptıktan sonra inişimizi de yaptık ve İçmeler'e vardık.
    [​IMG]
    İçmeler, yabancı turistlerin yoğun olduğu, uzun ve cıvıl cıvıl olan bir tertemiz bir sahildi. Dizi dizi lüks otellerin arasında kalan halk plajlarını bulunca oldukça sevindik ve denize girdik. Bir yandan da çadır kurmak için yer aradık. Martı Otel'e yakın bir yerde bir market, arkasındaki arsasını çadırcılara kiralıyordu. Kişi başı 15 TL ücret alıyordu fakat besledikleri tavuklar konusunda baştan uyarıyordu. Biz biraz denize yakın olmak için biraz da para vermemek için orada kalmadık.
    [​IMG]
    Sahilin bir ucunda bulunan marinadaki çimleri çadır kurmak için uygun bulduk ve acı sona doğru yavaş yavaş ilerlemeye başladık. Çimlerin ortasındaki ağaca bisikletlerimizi kilitledik. Aynı alanda bir aile de çocuklarını arabalarında yatırmış, kendileri ise çimlere serdikleri kilim üzerinde yerleşmişlerdi. Yalnız değildik. Hava çok güzel olduğu için bu gece çadır kurmamaya, matlar üzerinde uyumaya karar verdik. Yorgunluk sayesinde gece yarısından önce uykuya daldık.
    Sabah 4 civarı, kabusla uyandım. Üzerim sırılsıklam olmuş, ne olduğunu anlayamayan ben bir yandan üzerime gelen sudan kurtulmak için debeleniyordum. Birden aklıma diğer aile geldi. Onlarının çocuklarının su tabancası kullandığını düşünmüştüm ama onlar da ne olduğunu anlamaya çalışırken çırpınıyorlardı. Sonra arkadaşın "koş koş" diye bağırdığını duydum. O da kendini toplamaya çalışıyordu. Zorla ayağa kalktık, bisikletleri çözdük ve çimlerde gömülü lanet olası fıskiyelerin menzilinden kaçtık...
    Şoku atlattıktan ve bildiğimiz küfürleri tekrarladıktan sonra betona serdiğimiz matların üzerinde biraz daha uyuduk.
    İçmeler'den Marmaris'e Bisiklet Yolu
    Bisiklet yolu görmek insanı mutlu ediyor. İçmeleri ve Marmaris'i birbirine bağlayan sahil yolunun bir tarafında ayrılan bisiklet yolu da bizi çok mutlu etti. Bazı yerli turistler dışında kimsenin bisiklet yolunda yürümemesi ise daha bir mutluluk vericiydi. Halkımızı da anlamak lazım, ülkemizde kolay kolay görülmeyen bisiklet yolunun ne olduğunu herkesin bilmesini beklemek gerçekten anlamsız.
    Marmaris'te sabah 8 gibi otogara geldik ve dinlendik. Kamil Koç otobüsü geldi, neyse ki bu seferin şoförleri anlayışlıydı. Muavin de elinden gelen yardımı yaptı. Yorucu ama rahat bir otobüs yolculuğu ile turumuzu tamamladık.
    Datça-Marmaris turumuzda Palamut bükü, Knidos, Selimiye, Orhaniye gibi yerleri gezemedik ama gezdiğimiz kısımlar ile ilgili bilgi almak isteyen olursa, bildiğim kadarıyla yardımcı olmaya hazırım.
    Selamlar...
     
  2. ulaş kaya

    ulaş kaya Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    6 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    552
    Beğeniler:
    336
    Şehir:
    Karaman
    Bisiklet:
    Cube
    Seviye:
    Keyifli bir o kadar içten hikayeyi bir çırpıda okudum.

    Bu güzel paylaşım için teşekkürler Hocalarım.
     
  3. emrahozkan

    emrahozkan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    24 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    741
    Beğeniler:
    1.299
    Şehir:
    Ankara
    Bisiklet:
    Focus
    Seviye:
    Merhaba, güzel anlatımınızla çok iyi bir tur olmuş, farklı kondisyonda olsanız bile uyumlu bir ikili olmuşsunuz, paylaşım için teşekkürler.

    Aynı rotayı geçen sene günübirlik yüksüz git gel yapmıştım o yokuşların canına da okumuştum, marmaristen datça yönü çok daha zorlu...
     
  4. Türka¥

    Türka¥ Onursal Üye

    Kayıt:
    8 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    1.524
    Beğeniler:
    1.836
    Şehir:
    izmir
    Adı:
    türkay
    Bisiklet:
    Ghost
    Seviye:
    en güzeli bu şekilde iki kafadar olarak turlamak.. en azından güzel bi dayanışma oluyor moral motivasyon sağlıyor.. kampinglerdeki insanlarımızın sokaktaki insanlardan farkı yok tabi, gürültü yapma isteği çok orjinal bi güdü, çevreyi kirletmek başkalarını rahatsız etmek ama bunun farkında bile olmamak, uyarsanız ortam gerilir, en güzeli sessizce uzaklaşmak.. bir de ücretsiz çadır kurmak için yer bulmak zordur, çünkü özel mülk dışındaki yerlerin geneli bakımsızdır.. son olarak, çadıra ayrı para içinde kalacak kişiye ayrı para istemeyi de saçma buluyorum, sanki çadır ayrı bi kişilik kendi gelmiş gibi, utanmasalar heybeler için de ekstra ödeme isteyecekler..

    neyse güzel bi yazı olmuş, elinize sağlık
     
  5. Tahsin Y.

    Tahsin Y. Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    24 Haziran 2014
    Mesajlar:
    757
    Beğeniler:
    149
    Şehir:
    İstanbul/Acarkent
    Seviye:
    Fiskiye ye hala guluyorum :) o an cok sinir bozucu olaada sonrasinda cok komik bir ani olarak hafizalariniza kazinmistir :)
     
  6. M.Cevat Bayhan

    M.Cevat Bayhan Forum Bağımlısı

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    20 Aralık 2011
    Mesajlar:
    861
    Beğeniler:
    3.385
    Şehir:
    LÜLEBURGAZ
    Adı:
    Cevat Bayhan
    Bisiklet:
    Corratec
    Seviye:
    Geziniz kadar anlatımınız da çok güzel Tek eksik biraz daha fotoğraf koyabilirmişsiniz. Gayretinizi tebrik ediyorum...:alkis:
     
  7. Emrah Y

    Emrah Y Kıdemli Üye

    Kayıt:
    17 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    299
    Beğeniler:
    11
    Şehir:
    Çanakkale-Biga
    Bisiklet:
    Bianchi
    Seviye:
    Teşekkür ederim.
    Evet, Marmaris - Datça yolunu yapanların bazıları pes edip arıcıların kamyonlarında falan geliyormuş. Kampçılar anlattılar...
    Küçüklüğümde çizgili pijama ve atlet ile gelenlerin olduğu piknik alanlarını hatırlıyorum. 20-30 yılda bu kadar az değişim olması maalesef üzücü.
    Aynen, sonrasında çok güldük...
    Maalesef bisiklet yolunda 3-4 tur yapmamıza rağmen fotoğraf çekmek aklıma gelmedi, ona üzüldüm. Bunun dışında, fotoğraflar sayfaların açılmasını çok yavaşlatıyor, o nedenle az koydum.
    ***
    Yorumlarınız için teşekkür ederim, insanda paylaşım yapma isteğini artırıyorsunuz...