Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Beton İşgali

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Atilla G. tarafından paylaşıldı.

  1. Atilla G.

    Atilla G. Fırtına Getiren

    Kayıt:
    13 Ağustos 2014
    Mesajlar:
    1.816
    Beğeniler:
    4.261
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Bir süreliğine hepinizi kısa bir eğlenceli düşünce turuna çıkarmak istedim. Konumuz yaşadığımız daireler ve apartmanlar ve bunların götürdükleri. Şimdi hızlıca konuya adapte olmak için kısa bir girizgahta bulunayım. Şu andan itibaren lütfen oturduğunuz apartmanların hiç olmadığı, herkesin tek katlı, bilemedin maksimum iki katlı evlerde yaşadığını hayal edin. Düşünün, ilk aklınıza gelen ne oldu ? Benim ilk aklıma gelen şey “bahçe” oldu. Çünkü bahçe demek yaşam alanı demek benim için. Daha sonra küçük sokağa açılan bir avlu güzel olmaz mıydı ? Bugün modernite adı altında yaşadığımız şehirin kırsalında uçuk fiyatlara adına villa denen yaşam alanları satılmakta. Bu tip evlerde oturma ise tam bir statü göstergesi. Her neyse biz ne yapıyoruz ? Apartmanların içinde, basık dairelerde kendimizi boğuyoruz. Bu toplu yaşam katliamının ilk diyeti. Şimdi küçük bir senaryo düşünelim. İstanbul’da evlerin tek katlı olduğunu hayal edelim, arkasından bunun artılarını maddeler halinde yazmaya başlayalım.
    • Nüfus hiçbir zaman azami 5 milyonu geçmezdi.
    • Göç almayacağı için İstanbul istikrarlı büyür ve etrafındaki göç vermemiş şehirlerde aynı oranda büyüme gösterirdi.
    • Trafik denen kavramı bilmezdik
    • Hava kirliliği olmazdı.
    • Mahalle kültürünü yaşatan ve komşuluk hakkını bilen bir toplum olarak herkes birbirini tanıyıp bilirdi. Bu hırsızlığı, asayişsizliği önler, çocuklarımızın ( alkol, uyuşturucu, terör ) gibi illetlere bulaşmasını engellerdi. O mahallede hiç kimse aç uyumazdı.
    • İşsizlik sorunu olmazdı.
    • Sosyal ilişkilerimiz daha sağlıklı olurdu.
    • Her mahallede esnaflar olur, küçükten büyüğe hepsi kazanırdı. Bugünkü gibi büyük balık, küçük balık hikayesi olmazdı.
    • Akaryakıt ve enerji için ödediğimiz paralar ülke ekonomisinde cari açığa sebep olmaz enerji ihtiyacımız tavan yapmazdı.
    • Su ve elektrik sıkıntısı çekmezdik
    • Altyapı ihtiyacımızın sebep olduğu bitmeyen kazı çalışmaları olmazdı.
    • Nefes alan bir doğaya sahip olur ve gerçekten nefes aldığımızı hissederdik. Çimlerin sadece parkları süsleyen bir unsur olduğu algısı beynimize nakşedilmezdi.
    • Hayvanları toplu barınaklarda zorlu şartlar altında yaşamaya bırakmazdık.
    • Denizlerimiz kirlenmez, ormanlar betonlaşma için yıkılmazdı.
    • Isınmak için doğalgaz satın alıp, elimizi kolumuzu dış politikada bağlamazdık.
    • Su sıkıntısı çekmez, hidroelektrik santralleri ile yeteri kadar enerji üretirdik.
    Emin olun ben sayarak bitiremedim, bitmez çünkü. Betonlaşan bir dünya içinde yaşamak gerçekten çok kötü. Her taraf gökdelenler ve çok katlı oturma alanları ile dolu. Toprak yetmiyor, şehir taşımıyor. Allah sonumuz hayır etsin. Benim düşünemediğim daha fazla olumlu yönler olabilir. Geçen düşünürken aklıma gelmişti bu konu fikirlerimi paylaşayım dedim.
     
  2. Abdullah Çanakçı

    Abdullah Çanakçı Yeni Üye

    Kayıt:
    12 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    38
    Beğeniler:
    23
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Güzel demişsiniz elinize sağlık, bir iki itirazım var kabul ederseniz.
    Her ne kadar güzel düşünseniz de pratikte işlemeyen bir kuram bu.

    Dediğiniz gibi müstakil evlerden oluşsaydı tüm şehir, trafik sorunun çözüleceğini hava kirliliğinin azalacağını söylemişsiniz, katılamıyorum. Aktif bir toplu taşıma sistemi o tarz geniş yayılım bölgelerinde yeterince verimli ve hızlı (Veya kar odaklı) olmaz. Toplu taşıma sistemi yaygınlaşamaz. Bunun sonucunda insanlar özel araçlara, hatta aynı ev içinde birden fazla özel araca ihtiyaç duyacaktır. Sonucunda yüksek yakıt ihtiyacı, yüksek kirlilik ve trafik getirecektir. Bu şuan Amerika'da bir sorun oluşturuyor. Zamanında banliyö propagandası yapılmasıyla buralar kalabalıklaştı ve şehirden uzaklaştı. Gün içinde bu bölgelere olan yollar "rush hour"(Üzgünüm Türkçesi aklıma gelmedi, düzeltilecek) vaktinde tıkanıyor.

    Su ve elektrik sıkıntısı garip bir konu son zamanlarda bir haberde su da kayıp bedeli %50 civarındaydı. Yani borular size 1 litre su getirmek için 1 litreyi sızdırıyor. Bunun düzeltilmesi gerekiyor. Fakat malumunuz ucuz ve kolay değil.
    Elektrik sıkıntısı olarak İstanbul'da yaşamadığım için haberler ile konuşacağım. Yanlış değilsem uzun süreli kesintilerden bahsediyorsunuz. Kalabalık şehirde trafoların ihtiyaca yetmediğini varsayıyorum. Yapılacak şey bir gün elektiriği kesip destek trafosuna aktarım yapılacak. Sabit trafo bir hafta, bir ay geliştirilecek. ondan sonra sorun olmaması lazım(Tekrar ucuz ve kolay değil).(Ankara'da yapıldığına şahit oldum, yapılabilir.)

    İşsizlik demişsiniz o biraz sistemin işleyişine aykırı. İşsizlik olacak ki işçi ihtiyacı karşılanabilsin. Tam tersinde işçi ihtiyacının işçiden yüksek olması lazım. Bunda gereken işçi karşılanamayacağı için işletme kar kaybedebilir, iflas edebilir. Anladınız sanırım.

    Mahalle kültürüne dediklerinize katılmakta birlikte, biraz da karşıyım neden derseniz bizim ülkemizde mahalle kültüründe senin gibi olmayanı sindir gibi bir yaklaşım var. Bunun eğitimle düzelmesi lazım fakat eğitim sistemi bunu biraz destekliyor. Metinler, örnekler, ders işlenimi genel olarak ötekine karşı.

    Mahalle esnafları çok yaşasınlar, ama sömürmeden yaşasınlar. Manavlar, bakkallar, insanlara pahalı ve düşük kalite malzeme vermeye bayılıyor. Dünden ekmek mi kaldı yapıştır. Çürük çarık meyve mi var poşetin altına at. Tamam bunu hepsinin yaptığını iddia etmiyorum edemem; fakat her iki taraftan bakmak lazım onları yaşatırken kendimizi süründürmeyelim.

    Sizi kırmak için demiyorum diyeceklerimi alınmayın. Kesinlikle argümana yönelik konuştum.
     
  3. Atilla G.

    Atilla G. Fırtına Getiren

    Kayıt:
    13 Ağustos 2014
    Mesajlar:
    1.816
    Beğeniler:
    4.261
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Hiç alınmadım hatta hoşuma gitti. Bu sizin söyledikleriniz elbette olabilir ve daha önce gerçekleşmiş olaylardır. Ben olumlu tarafından bakmayı istiyorum. Çünkü toplum olarak buna çok ihtiyacımız var. Sağımız solumuz beton oldu. Parklarda çimlere basmayın diye tabela asıyoruz. Halbuki çime basmak lazım asıl. Dikkat çekebildiysem ne mutlu bana.
     
  4. nazmi bilmez

    nazmi bilmez Forum Demirbaşı

    Yaş:
    21
    Kayıt:
    9 Eylül 2014
    Mesajlar:
    479
    Beğeniler:
    193
    Şehir:
    HATAY/Antakya
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Söylediklerinizin birazına gerçekten katılıyorum fakat bazıları bence yanlış. Sizi kırmak ya da başka bir amaçla söylemiyorum sadece kendi düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Bizim de apartmanımız var ama arka tarafta güzel ve ön tarafta da bir avlumuz var yine büyük. Dediğiniz gibi her insan tek katlı kendine ait bir evi olsa adım atacak yer kalmazdı diye düşünüyorum fakat bu apartmanları desteklediğim anlamına da gelmiyor. En sağlıklı ev ağaçtan yapılan evdir diye düşünüyorum. ( Serdar Kılıç dağ evi serisini izlemenizi öneririm.) Şimdi çıkıp ağaçtan ev yapmaya kalkarsanız sizi dışlarlar kınarlar ağaçları katlediyor derler fakat en sağlıklısının o olduğunu anlamazlar.
     
  5. Atilla G.

    Atilla G. Fırtına Getiren

    Kayıt:
    13 Ağustos 2014
    Mesajlar:
    1.816
    Beğeniler:
    4.261
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Şu anki nüfusu düşünürsek bu doğru. Fakat büyük şehirler göç ile büyüyorlar. Dünya o kadar büyük ve yaşam alanları o kadar fazla ki haliyle bu söyleminiz biraz eksik kalıyor.

    Ağaç ev konusuna gelirsek bence toprak evlerde çok sağlıklı. Bakın mezopotamya coğrafyası gereği bütün evleri topraktan inşa edilmiş şekildeydi. O yüzden mezopotamyada antik kalıntı bulmak biraz zordur.

    Yani her coğrafya kendine göre yaşam şeklini oluşturmaktadır. Dünyanın böyle muazzam bir güzel bir dengesi var.
     
  6. nazmi bilmez

    nazmi bilmez Forum Demirbaşı

    Yaş:
    21
    Kayıt:
    9 Eylül 2014
    Mesajlar:
    479
    Beğeniler:
    193
    Şehir:
    HATAY/Antakya
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Haklısınız topraktan gelen çoğu şey güzeldir ama ben Antakya evlerini çok seviyorum Ahşaptan ve çok güzeller. Yaşanacak alan çok fakat yine ormanları keseceğiz ve her taraftan bir ses gelecek. İnsanlar doğayı bir canavar olarak görmekten vazgeçtiği gün bu ülke bu dünya daha yaşanır bir hale gelecek.