Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Balkan Bisiklet turu 17/6 - 3/7/2016 2. gün: Bitola - Ohrid

Konu, 'Uluslararası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında five tarafından paylaşıldı.

Etiketler:
  1. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    2. Gün : Bitola-Ohrid (19/06/2016)

    Minimum ihtiyaçlarımız karşılayan daracık ama ucuz hostel odamızdan ayrılıp kahvaltı yapmak üzere bir gece önce turladığımız yaya yoluna yöneldik. Sabah saatlerinde birkaç küçük pastane açıktı ve kahvaltı için güzel bir seçenek oluşturuyordu. Zaten benim için “Çay var mı ?” “Tamam o zaman.” :) Bisikletleri geçişe engel olmayacak şekilde kenara yerleştirip küçük mekânın dışarıdaki masalarından birine yerleştik. Hava, daha sabahın o saatinde pek iç açıcı bir görüntü sunmuyor, gün içinde yağacağının sinyallerini veriyordu. Kendimize sabahın erken saatlerinde fırından çıkmış sıcacık poğaça-börek grubu ürünlerden alıp çayı beklemeye başladık. Veee “Dakka bir gol bir” sallama çay geldi. :) “Olsun. Çay çaydır. :) ” diyerek kahvaltı operasyonunu tamamladık. Kahvaltı sırasında Vatikan Consulat muhabbeti döndü yine bir tur. Tam karşımızda bulunan iki ayrı mini kumarhane de başka bir muhabbet konusunu oluşturuyordu. Bu mini kumarhanelerle, yol boyu tüm yerleşimlerde karşılaşacaktık. Girmeyi hiç denemedik kıyafet kurallarına takılırız diye. :)

    Son dakikalarda yağmur atıştırmaya başlasa da fazla ısrarcı olmadı. Kısa süre sonra yerler kurumaya yüz tutmuştu bile. Dünün sıcağını hatırlayıp hem bugünkü kapalı havaya şaşırıyor hem de “yağmur getirdi” klişesini devreye sokuyorduk. Yine de hava, dünkü fırın içi atmosferden çok daha pedal basmaya müsait görünüyordu, potansiyel yağmur beklentisine rağmen. Bitola’dan çıkışla birlikte MapMyRide’ın 1. Kategori olarak sınıflandırdığı ilk yokuşu tırmanmaya başladık. Ortalama eğim %6 olarak verilmişti. Yolun ortalarındaki Gökalp’le karşılıklı olarak, “şu ana kadar %3-4 gördüysek ortalamayı tutturmak içi bu yok %8-10’ları da görür” fikrinde birleştik.

    Bitola’dan, yolun yarısında bulunan Resen’e giden yol kıvrıla kıvrıla ilerliyordu. Her yer yemyeşildi. Yol çift şeritli bir yoldu ve en sağda emniyet şeridi niyetine fazla bir boşluk da bulunmuyordu. Bu ve bundan daha beter sağda hiç boşluksuz yollar sonraki etapların da genel karakterini oluşturacaktı. Dolayısıyla yolu tüm küçük ve büyük araçlarla bir arada kullanıyorduk. 1. Kategori inişinden sonra bir de 3. Kategori tırmanış çıktı karşımıza. Yağmur, bize yağmurluklarımızı giydirecek kadar gösterdi kendini ama sonra ısrarcı olmadı. Biz de kah giyip kah çıkarıp Resen’e inmeye başladık.

    Resen güneyinde Prespa Gölü, batısında ise Ohrid Gölü bulunan ve dağlarında arasında bu iki göle ulaşan yolların ayrımında bulunan küçük bir yerleşim yeriydi. Giriş ve çıkışındaki evler ve bahçeleri muhteşem görünüyordu. Bahçe düzenlemelerine hayran kaldım. Ana yoldan ayrılıp, sessiz, sakin sokaklardan merkezine ulaşmaya çalıştık. Hedefimiz yemek molasıydı tabi. Hani yola çıkmadan haritaya bakıp nereden yemek molası verebileceğinizi kestirirsiniz ya… İşte Resen tam orasıydı. :) Merkez olduğunu tahmin ettiğimiz (Yunanistan turundaki yol arkadaşım Uğur’un tanımıyla, “Bir yerin merkezi “park” nedeyse orasıdır. :)“) caddede bir yukarı bir aşağı gidip yemek için bir yer aradık. Sonunda adı “Roma Pizza” olan bir yerde oturmaya karar verdik. “Hello, mello” derken buranın sahibi de Türk çıktı. :)

    Pizzaları yerken mekanın sahibi amcamızla da Türkiye, Türkler, buradaki Türkler ve diğerleri üzerine epeyce muhabbet ettik. Klasik olarak burada yaşayan Türklerin ya da Arnavut ve Boşnakların mutlaka bir akrabası İstanbul’daydı. Bayrampaşa, Feriköy, Pendik… Mutlaka bir bağlantıları vardı Türkiye’yle. Ortamın güzelliğinden vs. bahsedip hayranlığımız dile getirdiğimizde konu doğal olarak insanlara da geldi. Çok yardım gördüğümüzden, yoldaki saygıdan vb. dem vurduk. Tam o sırada Pizza restoranın sahibi abimizden bomba bir yorum geldi : “Atatürk, zamanında Ankara’nın doğusunu bırakıp buraları almalıymış.” Tabi ne Kurtuluş Savaşı ne Misak-ı Milli ne o zamanlar yeni cumhuriyetin içinde bulunduğu ağır koşullar ne de Balkanlar’daki Milliyetçilik ve bağımsızlık hareketlerinden haber var. Bir o kadar da saf ve temiz bir istek...

    Gökalp, adet olduğu üzere “önündeki” pizzayı bitirdi. Bense, adet olduğu üzere, ancak yarısını yiyebildim. Ortak görüşümüz paket yaptırmak oldu. Pizza paketlendi ve Gökalp’in heybesinin üstüne yerleşti. Hava, biraz daha ıslanacağının sinyallerini verince, yanımızda taşıdığımız Jumbo boy çöp torbalarıyla çantaların üzerini kapamaya çalıştık. Gökalp yağmurluğunu giydi, ben de biraz daha geç olmak kaydıyla üstümü giydim. Yağmurun, “Islatayım mı ha ? Islatayım mı ?” tehditleriyle Ohrid tabelasına kadar geldik.

    Şehir merkezine doğru ilerlerken gözümüz hostel tabelaları arıyordu yukarılarda. Dünden alışkanlık ilk olarak ona bakıyorduk. Bulamazsak pansiyon, apart (rooms, sober, apartmani vb. diye geçiyor), otel bakacaktık. Offline şehir haritaları kullanmak için telefonuma yüklediğim “CityMaps2Go” uygulamasından yakınlardaki otel/hostelleri aradığımda en yakında çıkan hostele yönelip yer aradık ama ne gittiğimiz yer benim içime sindi ne de yer bulabildik. Ana yola dönerken kendimizi Ohrid’in bisiklet yollarını kullanırken bulduk. Köşede durup haritadan gideceğimiz yönü tayin etmeye çalışırken yanımızda bisikletli bir abi belirdi. Eski olduğu belli bir şehir bisikleti kullanıyordu. Kırık İngilizce’siyle bize “Kalacak yer mi arıyorsunuz ?” diye sordu. Kendisine hayır diyemedik tabi ama direkt atlayıp da “Evet” demek de pek işime gelmedi doğrusu.

    Bu bende Amasra’dan kalma bir refleks olabilir. 3 günlük Safranbolu-Amasra-Zonguldak-Safranbolu turumuzda (sanırım 4-5 sene önceydi) Amasra’ya vardığımızda yoldaki bir teyze aynı soruyu sorduğunda tur arkadaşım Uğur ucuz bir yer bulma hevesiyle evet demiş ve biz “global bir basiret bağlanması” sebebiyle kendimizi izbe bir evde, ailenin yanında, onların yataklarını kullanırken (onlar da salonda yatıyordu) bulmuştuk. Sonra da “Biz niye böyle bir saçmalık yaptık.” diye düşünmüştük. Bu düşünsel altyapı ile pek gönüllü değildim adamla muhatap olmaya. Gökalp’le birbirimize baktık. Adam da sürekli “Yer lazım mı? Yer lazım mı ?” diyordu. Bize de adamı “ignore” edip duruyorduk ta ki o sihirli cümleyi söyleyene kadar: “7€ per person” :) Nasıl yani ? 7 € mu ? Ne kadar kötü olursa olsun, “Bir bakalım bakalım.” düşüncesiyle “Nerede ? Yakın mı ?” diye sordum. “Çok da yakın değildir bu kadar ucuzsa.” diye düşünüyordum. Adam yakın olduğunu söyleyince o önde biz arkada bu “ucuz” mekana doğru pedal basmaya başladık.

    Ana yoldan kısa süre sonra ara sokağa sapıp hemen arka cenahtaki evin önünde durduk. Burası ana yoldan içeride, kendi bahçesi olan, merkeze de yürüme mesafesinde olan müstakil bir evdi. Gökalp, her zaman olduğu gibi, odayı görmek üzere içeri girdi. Klasik beklentimiz yatak, duş ve bisikletler için kapalı bir yerdi. Gökalp 5 dakika sonra geri dönüp olumlu görüş bildirince ben de “Kalalım o zaman.” dedim. Duş, oda içinde olmasa bile gayet temizdi. Oda, bir önceki günün aksine 3 yataklı ve oldukça genişti. Çantaları alıp bisikletleri de kapalı mekana koyunca işlem tamamdı. Hem ucuz hem temiz hem de merkeze yakındık.

    Klasik olarak duşları alıp hem dışarı çıktık. Hava geç karadığı için şanslıydık. Merkeze yürüyüp önce göl kıyısındaki mendireğe gittik ve göl ve şehir manzaralarından oluşan panoramik manzara fotoğraflama yükümlülüğümüzü yerine getirdik. :) Denize yakın olan, gayet bakımlı ve turistik sokaklarında yürüdük ve yemek seçeneklerini gözden geçirdik. Tercihimiz hamburger oldu. (Ne kadar değişik bir tercih :)) Sonrasında da, bu tur için düşündüğümüz ve kaldığımız her yerden almaya çalışacağımız (sadece 2 yerden alamadık) magnetleri almak için hediyelik eşyacıları dolaşmaya başladık. Bu arada, Ohrid’in incisinin meşhur olduğunu öğrendik. Etrafta bazı kuyumcularda sadece inci satılıyordu. Eşim ve kızım için hatıra olarak bire küpe aldım. Turlamaya devam ettikten sonra odamıza döndük. Bu oda tüm turun en ucuz maliyetli konaklaması olacaktı bize.

    1. Gün : Bitola - Ohrid
    Mesafe : 73.65 km/s
    Yolda geçen süre : 5:20 saat
    Ortalama Hız : 13:80 km/s
    Maksimum Hız : 50:61 km/s

    Ortalama eğim - çıkış : %4
    Maksimum eğim – çıkış : %9
    Ortalama eğim – iniş : %-2
    Maksimum eğim – iniş : %-8

    Bitola – Ohrid etap profili

    [​IMG]

    Bitola – Ohrid MapMyRide linki

    Bitola - Ohrid

    Yola düştük. Hava kapalı

    [​IMG]

    Yağış geliyorum diyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Hava yağmura döndü. Giyinmek lazım.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yağmurluklar ve çöp torbalarından bagaj koruma

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ohrid’e geldik.

    [​IMG]

    Hemen her şehirde bulunan küçük kumarhaneler

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ohrid şehir ve göl manzaraları

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  2. Ömer Murat

    Ömer Murat Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Şubat 2016
    Mesajlar:
    2.196
    Beğeniler:
    6.295
    Şehir:
    Antalya - İstanbul
    Seviye:
    @five 7 Euro konaklama çok iyi yalnız, 8-10 kişilik odalardaki hostel fiyatı ki o da 3-4 yıl öncesinin. Yine aynı samimiyetle detaylandırılmış, bol fotoğraflı güzel bir tur yazısı. Ellerinize sağlık, devamını da keyifle bekleyeceğim.
     
    five bunu beğendi.
  3. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    @Ömer Murat Teşekkür ederim. Gerçekten çok çok iyi bir fiyattı. Yeri görünce atladık. Adam da zaten "Daha de nesini arıyorsunuz ?" diye bakıyordu bize. :)
     
    Ömer Murat bunu beğendi.
  4. Ferhat Karaca

    Ferhat Karaca Kıdemli Üye

    Kayıt:
    15 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    320
    Beğeniler:
    338
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    Turlarinizda çadır kullanmıyorsunuz sanırım. Yunanistan turunuzda da hostel ve otellerde kalmistiniz yanlış hatırlamıyorsam. Çadır kullanmamanizin bir sebebi var mı? Saygılar...

    @five
     
  5. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    @Ferhat Karaca tamamen zamansızlık. :) Çalışan biri olduğum için sadece yıllık izinlerde turlayabiliyorum. Daha az yükle, kendi kondisyonuma göre, daha uzun mesafeler kat edebilmek için çadır kurma-toplama ve yemek yapmak işlerine zaman harcamak istemiyorum. Bu, tabi ki, zaman zaman problem yaratıyor. Kalacak yer bulamamak, hava karadığında bile yol almayı gerektiren durumlara yol açıyor. Şu an için alıştım ama emeklilik planlarım arasında çadırlı turlar da var. Daha uzun tur süreleri ile, tabi bu arada bu işi de öğrenerek, çadıra geçiş yapabileceğimi düşünüyorum.

    Tabi gün sonu alabildiğimiz duşları da unutmayalım :)

    Selamlar

    five
     
    Cüneyt HOCAOĞLU ve Ömer Murat bunu beğendi.
  6. alper 76

    alper 76 Bisikletkolik

    Yaş:
    40
    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.322
    Beğeniler:
    1.147
    Şehir:
    mersin
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    Bence en önemli konu gün sonunda duş alabilmek, çadırlı yapılan turlarda bunun mümkün olabildiğini pek sanmıyorum.
     
    five bunu beğendi.
  7. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Avrupa'daki gibi "tam teşekküllü" kamp alanlarında mümkün olabilir belki ama bizdeki gibi "Buraya çadır kurmayın !" yaklaşımlarında pek mümkün olmayabilir.

    (Tüm gün içtiğinden fazlasını terleyen biri olarak) temizlik hissini yaşamak insana kendini iyi hissettiriyor, yorgunluğunu bir nebze de olsa azaltıyor.
     
    Cüneyt HOCAOĞLU bunu beğendi.
  8. alper 76

    alper 76 Bisikletkolik

    Yaş:
    40
    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.322
    Beğeniler:
    1.147
    Şehir:
    mersin
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    @five inanılmaz derecede terleyen bir insan olarak size gönülden katılıyorum. 96 dan eri kamp ve çadır tatili yaparım. Ülkemizde kamp kültürü yok, zaten beraber yaşama kültürü olmadığını da kampa tv getiren sesini açıp izleyenleri görünce anlıyorsunuz. Benim için de böyle bir gezide en büyük ihtiyaç duş olacaktır.

    Gün sonunda alınan bir duş sayesinde yorgunluk akar gider yoksa çadır ayrı bir keyif. Yine de ekim ayını beklemek gerek.şimdilerde sıcak olur diye düşünüyorum

    Eğer yikmayip değerini bilseydik yukarıdakilar gibi güzel bir çok şehrimiz, sokaklarimiz vardı bir zamanlar
     
    five bunu beğendi.
  9. gokalpfb

    gokalpfb Yeni Üye

    Yaş:
    21
    Kayıt:
    6 Temmuz 2015
    Mesajlar:
    6
    Beğeniler:
    7
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Gökalp Caniklioğlu
    Bisiklet:
    Merida
    Resendeki "Pizzeria Roma" isimli pizzacıya girdiğimizde garson arkadaşın bizim ingilizce konuşmaya devam etmemiz ve onun İngilizcesinin pek yetmemesi sonucu bir anda "where are you from?" yapıştırmasından sonra Türk olduğumuzu söyledik. Arkadaşın tepkisi "abi burası Türk restoranı Türkçe konuşun" oldu. Bir yandan birbirimize bakıp "yine mi" mesajını iletiyorduk tabi. Mekanın sahibi olan abinin Arnavutluka geçeceğimizi öğrendikten sonra "ne gideceksiniz arnavuta cami yok bir şey yok gezilecek yer yok" demesiyle sanki tüm tura cami görmek amacıyla çıkmış 2 turlu havasıyla "hadi ya" demekle yetindik. Paketlediğim pizzayı da tavuk eti barındırmaz sebebiyle biraz zaman geçtiği için yemedik. Bu paketlettirip yiyememe durumu tur boyunca devam etmiş olsa da paketleme eylemi benim gibi "öğrenciyim abi ben" ya da "okuyom ben yua" tadındaki arkadaşlar için müthiş bir rahatlama yöntemi oluyor. Pişman da değilim :) Yolda ne zaman Arnavutluka geleceğimizi söylesek her seferinde Arnavutlara dikkat edin tarzı uyarılar alıyorduk. Ohridde limanda bir anda kendini Türkçe bir şekilde Murat abime doğru "abi bu Arnavutlar sakat adamlar herhalde baksana herkes tokatçı diyor uyanık diyor dememle birlikte abimin" bence biraz sessiz ol etrafta Türkçe bilen Arnavutlar olabilir" demesiyle belki bir Arnavutla sürüşmenin eşiğinden dönmüştük ama bu sürtüşmenin ilerisi günlerde bir şekilde gerçekleşeceğini bilmiyorduk.
     
    five bunu beğendi.
  10. Ferhat Karaca

    Ferhat Karaca Kıdemli Üye

    Kayıt:
    15 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    320
    Beğeniler:
    338
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    @five çadırlı Yunanistan turu yaptık ve duş suz bir gece bile geçirme dik :) plajların hepsinde duş vardı :)
     
    five bunu beğendi.
  11. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    @Ferhat Karaca ben de Yunanistan turumuzda muhteşem kamp alanlarını görmüş ve çadırlı kampa imrenmiştim. Kısmet olursa bir gün ben de deneyeceğim. Bakalım rota neresi olacak ?

    Tabi çadır konsepti olarak, düzenli kamp alanlarından çok, dağın başında kurulan çadırları kast ediyorum.

    Bu turda da çok güzel kampa alanları ve kamp alanı yönlendirmeleri vardı bir çok ülkede. Özellikle Adriyatik kıyılarında.
     
    Ferhat Karaca bunu beğendi.
  12. Cüneyt HOCAOĞLU

    Cüneyt HOCAOĞLU Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Mart 2011
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    1.498
    Şehir:
    Ankara/Eryaman
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Murat bey 2. günüde detaylı anlatımınız ve paylaştığınız güzel resimlerinizle adeta sizlerle pedallıyormuş gibi okudum tüm paylaşımınız için sağolun.
     
    five bunu beğendi.