Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

“Bakalım Nereye Kadar Gidebileceğim” Bisiklet Turu : İstanbul-Gazipaşa 1-2-3. gün

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında five tarafından paylaşıldı.

  1. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    “Bakalım Nereye Kadar Gidebileceğim” Bisiklet Turu : İstanbul-Gazipaşa 13-21 Eylül 2014

    Merhaba,
    Nisan ayında Uğur’la yaptığım Bandırma’dan Bandırma’ya (Gelibolu-Çanakkale-Ezine-Assos-Edremit-Gönen) turu ve Haziran ayında Polonya’da katıldığım Elk Triathlon’undaki relay bölümünde bisiklet yarışı (ve bu ilk yarış tecrübem için yaptığım antrenmanlar) sonucunda sol bacağımı oldukça yorduğumu fark ettim. Doktora danıştığımda (ve MR sonucunda) bacağımı dinlendirmem gerektiğini söyledi. Uzun bir dönem spordan ve bisikletten uzak kaldım. Sonunda doktordan bisikletle aramdaki mesafeyi kaldırma izni alınca öncelikle antrenmanla başladım. Uzun zamandır aklımda olan Sinop-Anamur turunu bu sene içinde yapmayı düşünüyordum. Ama bu kadar aradan sonra direkt uzun bir tura hem de İstanbul’dan uzak bir yerden (Samsun –ki memleketimdir- veya Sinop’tan) başlamayı riskli buldum. Eğer ilk günden bir sıkıntım olur ve tura devem edemeyeceğimi hissedersem geri dönmek zahmetli olmamalıydı. Bu sebeple Sinop-Anamur turunu başka bir bahara erteleyerek İstanbul’dan yola çıkmaya ve gidebileceğim yere kadar gitmeye karar verdim. Eğer yolda bacağımdan kaynaklı bir sıkıntı yaşarsam geri dönebileceğim ilk yerden bir araç bularak dönebileceğimi düşünüyordum. Yıllık iznimi alarak Cumartesi günü yola çıktım.

    1. Gün İstanbul(Bostancı)-Yalova-İznik
    Daha önce 2 kez İznik’e gitmiştim ve bu iki sefer de Pendik’teki ilk feribota (07:00) yetişmek için evden çok erken çıkmam gerekmişti. Ama ilk seferinde İznik’e ne kadar zamanda gideceğimizi bilmemekten (bir gece kalmıştık), ikinci gidişimizde de aynı gün İstanbul’a (Bostancı) döndüğümüz için ilk feribota binmemiz önemliydi. Bu sefer tam tersine, sabahın köründe değil de enikonu yola çıkmak istiyordum. “Nasıl olsa varırım, zaten bir sıkıntım olursa da geri dönerim” diye düşünüyordum. Evden 09:30’da çıkıp 11:00 feribotuna yetiştim. Kendimi (özellikle bacağımı) hiç zorlamadan, kontrollü bir biçimde yol alıyordum. Zaten İznik’e kadar beni zorlayabilecek tek yer Süpürgelik çıkışıydı. Orada da yine zorlamadan ilerlemeyi planlıyordum. Böylece Yalova’dan istediğim saatte yola çıkabildim. Yolun benim için herhangi bir sürprizi yoktu Orhangazi’ye kadar.
    Bu turda yanıma kullanma ihtimalim az olan şeyleri almayarak çantamı hafifletmeye çalışmıştım. Normalde İznik Gölü’nün güney parkurunu daha eğlenceli bulurum. Manzara ve yol daha keyiflidir. Bu sefer, özel durumumdan dolayı, kuzey yolunu tercih ettim. Kuzey yolunda, göl kıyısına ulaşabileceğim yerleri gözüme kestirirken yol kenarında belediye levhasının olduğu bir piknik alanı görerek içeri girdim. Kısa süre sonra kıyıdaki piknik alanına vardım. Göl manzarasını seyredip fotoğraf çektikten sonra yola devam ettim. Yolda ilerlerken eski turlardaki anılarım canlandı bu yola ait. Arkadaşlarla birlikte yediğimiz bir torba kiraz… Keramet köyündeki ılıca (ki henüz fayans kaplı bir havuza dönüştürülmemişti o zamanlar), Boyalıca köyünde içtiğim çay (bu arada iki kez geçtim diye hatırlasam da aslında Karamürsel - Boyalıca arasını da geçmiştim -ki bu sefer yalnızdım- tek günlük bir turumda… )
    Akşamüstü İznik’e varıp kendime otel aramaya koyuldum. İznik’e girdiğimden itibaren dikkatimi çeken ilk şey yolların çok tozlu oluşuydu. Bu kadar güzel bir beldenin bu kadar tozlu oluşuna anlam veremedim. Yol yapımı vs. var desem de bu kadar tozun kaynağı olamazdı.
    Bir iki yer dolaştıktan sonra İznik Otel’de karar kıldım. Bisikleti giriş katındaki odamın balkonuna koyup kilitledim. Duşa alıp yemek ve dolaşmak için dışarı çıktım. Kendi kendime “İyisin.” dedim “Devam edebilirsin.” Bu güvenle uyudum. Yarınki parkur benim için yeniydi ve heyecanlandırıyordu.


    1. Gün :
    Çıkış : 09:30
    Varış : 16:30
    Mesafe : 82,58 km
    Yolda geçen süre : 4:34 s
    Ortalama hız : 18,06 km/s
    Maksimum hız : 59,63 km/s
    Ortalama eğim – çıkış : %3
    Maksimum eğim - çıkış : %9
    Ortalama eğim – iniş : %-2
    Maksimum eğim - iniş : %-8


    Yalova – İznik
    [​IMG]
    .
    İznik gölünün kuzey kıyısı
    [​IMG]
    .
    [​IMG]
    .
    Hava ve yol tura elverişli :)
    [​IMG]
    .
    İznik’e geldim. :)
    [​IMG]
    .
    İznik girişinde tarihi surlar
    [​IMG]
    .
    Göl manzarası.
    [​IMG]
    .
    Gün İznik Gölü’nden batıyor.
    [​IMG]


    2. Gün İznik – Bilecik
    Sabah yola yine çok acele etmeden çıktım. Kahvaltıyı otelde yaptığım için direkt yola vurdum kendimi. Yanımda Polonya’daki triatlon yarışması öncesi verilen enerji barlarından başka yiyecek ve sudan başka içecek yoktu. Sabah açık havada, düz yolda, meyve bahçelerinin arasında ilerliyordum. Meyve bahçelerinde çalışmaya çoktan başlamıştı köylüler. Sonbahar elma çeşitleri açısından en zengin zaman… Renk renk elmalar dallarda…
    Etrafına baka baka ilerliyordum. Yolumu Mekece tarafında yöneltmiştim. Oradan Bilecek’e giden anayola çıkacaktım. Ama önce Osmaneli’den geçecektim. Mekece aslında yolu uzatan bir güzergahtı. “Nasıl olsa vakit var.” deyip uzatmıştım yolu. İznik-Bilecik yolu kısaydı çünkü. Yolda ilerlerken Osmaneli-Bilecik ayrımını gördüm. Ama daha ana yola 15-20 km. vardı. Telefondaki haritayı kontrol ettiğimde bu ayrımın Osmaneli’nin yakınına çıkan bir ara yol olduğunu fark ettim. Yol kısalacak diye düşündüm önce çünkü kısalmasın istiyordum. Sonra merakım ağır bastı ve bu yola girdim. Girdiğim anda da dimdik bir yokuşun başında buldum kendimi. Sürekli yükseliyordum ve yükselirken de “Acaba dönüp ana yoldan mı gitsem ?” diyordum kendi kendime. Ama pedala asılmaya da devam ediyordum. İyice yükseldim. Zirvesine çıktığım küçük tepeden kısa ama etkiyici bir kanyon görünüyordu yolun hemen yanı başında. İnmeye başlamadan kanyonun yanında durdum. Derinliklerine ve uzaklara baktım. “İyi ki buradan gelmişim.” dedim kendi kendime. Önümde müthiş bir iniş vardı. Hızlı ama kontrollü bir biçimde uzun bir iniş yaptım. Yolun tekrar yükseleceğini umsam da düz devam ediyordu. Adapazarı-Bilecik ana yoluna bağlandıktan sonra asfalt kalitesi iyice arttı. Trafik yoğunluğu bir sorun oluşturmuyordu. Bir benzinlikte mola verdim. Su takviyesi yaptım. Hava sıcaktı. Benzinlikte Siirt’li bir gençle tanışıp biraz sohbet ettim. Amcasının yanında çalışıyormuş. Belliydi buralardan sıkıldığı. İstanbul’a gitmek istediğinden bahsetti. Klasik olarak turum hakkında sorular sordu. “Nereden geldin ?”, “Nereye gidiyorsun ?”, “Yorulmuyor musun ?”. Cevabım hep aynıdır bu soruya : “Yoruluyorum tabi. İşte böyle mola verip dinleniyorum.” :)
    Yemek için gözüme Osmaneli’ni kestirmiştim. Önce merkezde yol kenarında bir benzinlikteki Fırtına Restoran’ı gördüm ama şehir içinde bir yer aradım. Uygun bir yer bulmak için biraz turladım içeride ama sonra yine dönüp Fırtına Restoran’a girdim. Girince de gördüm ki bahçesi tam Sakarya Nehri’nin kenarındaymış. Nehir manzaralı güzel bir yemek ve çayın ardından tekrar yola koyuldum. Dana önceden yüklediğim MapMyRİde’ın telefon uygulamasından yolun son kısımlarının yokuş olduğunu biliyordum. Beklediğimden daha uzun süren bir yokuş vardı. Yıllar önce bu kısımlarda yol yapım çalışması yapılıyordu biz geçerken. O zamanları hatırladım.
    Yokuşun sonu oldukça yorucuydu. Bilecik merkeze kısa bir inişle ulaştım. Güneye tatile giderken kullandığımız bu yoldan sürekli geçmiş ama Bilecik’te hiç konaklamamıştık. Benim için bir ilk olacaktı. Zaten bisiklet turlarının en güzel yanlarından biri de hiç bilmediğin, daha önce kalmadığın yerlerde konaklama, hiçbir araya gelmeyeceğini düşündüğün insanlarla bir araya gelme, onlarla sohbet etme fırsatını bulabilmek olmalı. Bunu çok kez tecrübe ettim turların boyunca.
    Merkezde bir otel bulup yerleştim. Akşam maç vardı. Trabzonspor-Fenerbahçe maçı. Merkezde biraz turlayıp Dominos pizzada bir şeyler atıştırdım. (Markayı özellikle belirtiyorum.) Maçın ikinci yarısını bir kahvede seyrettim. Uzun zamandır böyle bir ortamda maç seyretmemiştim. Maç çok tatsız tuzsuzdu. Hiç keyif almadan çıkıp odaya çıkıp yattım.
    Bu yazıyı yazmadan birkaç gün önce Bostancı’da evdeyken kızımla pizza yemeye karar verip Dominos’u aradık. Normalde ev telefonunda arardım Dominos’u ama bu sefer cep telefonundan aradım. Telefonda sipariş alan görevliden hiç beklemediğim bir soru geldi. “Murat Bey Bilecik’in hangi ilçesinden sipariş veriyorsunuz ?” Bir an kalakaldım. Anlayamadım. Sonra jeton düştü. Bilecik’te Dominos’a cep telefonumu vermiştim numara istediklerinde. Şimdi cepten arayınca Bilecik’te olmuştum. :)


    2. gün
    Çıkış : 09:40
    Varış : 16:30
    Mesafe : 68,63 km
    Yolda geçen süre : 4:29 s
    Ortalama hız : 15,29 km/s
    Maksimum hız : 59,63 km/s
    Ortalama eğim – çıkış : %4
    Maksimum eğim - çıkış : %14
    Ortalama eğim – iniş : %-3
    Maksimum eğim - iniş : %-10
    .
    İznik-Bilecik
    [​IMG]
    .
    Sabah saatlerinde İznik’ten çıkış. Meyve bahçeleri arasındaki yol çok keyifli
    [​IMG]
    .
    [​IMG]
    .
    İznik’in doğu surları
    [​IMG]
    .
    [​IMG]
    .
    Osmaneli yoluna sapınca yokuşlar başladı.
    [​IMG]
    .
    [​IMG]
    .
    [​IMG]
    .
    [​IMG]
    .
    [​IMG]
    .
    Sakarya kıyısında yemek molası
    [​IMG]
    .
    Bilecik’e yaklaşırken tepelerde mermer ocakları
    [​IMG]
    .
    Son yokuşlar
    [​IMG]








    3. Gün Bilecik - Kütahya
    Puslu bir sabaha uyandım. Yol merkezden itibaren inişe başladı. İnişin bitiminde tekrar ana yola bağlandı. Hızlı tren hattı da yolun kenarından devam ediyordu. Treni de görmeyi hayal ediyorken birden karşıma çıkınca şaşırdım ama beklentimi karşılamadı. Çünkü çok yavaş gidiyordu. Bilecik istasyonuna yaklaştığı için olmalı. Hızlı tren yola yakın gidiyordu ama eski tren yolu çok daha yukarıdaydı. Bir tünelden çıkıp diğerine giriyordu ve bu iki tünelin arasında da bir sanat eseri gibi yapılmış köprü (veya viyadük) üzerinden geçiyordu. Bu tür güzel köprülerden Zonguldak-Karabük arasında da vardı ve insanın trenle seyahat etme isteğini körüklüyordu. Ama her yeni yol aslında eskinin güzelliklerini de gölgeliyor ya bu da öyleydi işte. Bir süre orada kalacaktı ama eninde sonunda ya insan eliyle ya da doğa şartlarıyla yıkılıp gidecekti.
    Buradan sonra yolun sürekli yükseleceğini ama eğimin kırıcı olmayacağını biliyordum. Yaklaşık 1.100 m. civarına çıkacaktım ve sonra 1.000 m. seviyesinde devam edecektim Kütahya’ya kadar. İnönü’den geçerken emniyet şeridinde 06 plakalı bir aracın durduğunu gördüm. Doğu kökenli olduğunu düşündüğüm yaşlıca bir amca arabadan inmişti. İçinde de eşi olduğunu tahmin ettiğim bir kadın vardı. Amca ben geçerken bir şeyler söyledi. Ben durdum ve tekrar söylemesini istedim. Meğer yolu soruyormuş. “Ankara ayrımını geçtik mi ?” dedi. Bursa ayrımı geçmiştik ama daha Eskişehir-Ankara ayrımına gelmemiştik. Yine de emin olmak için telefondan yerimizi kontrol edip doğruladım. Dümdüz gitmesini Eskişehir’e dönüp Ankara yoluna çıkacağını söyledim. Teşekkür etti. Ben de yoluma devam ettim.
    Düz yol fazla keyif vermiyordu açıkçası. Ama hıza yardımcı oluyordu asfalt kalitesiyle. Akşamüstü vardım Kütahya’ya. Yol boyu öğrenciler vardı ve bu kadar öğrenci oluşuna şaşırmıştım. Otel ararken adı “Qtahya” olan bir otel görüp kendi kendime güldüm. “Ulan biz yapıyoruz böyle kelime esprilerini” dedim. Gidip fiyat sordum. Kalmak istiyordum bu otelde ama bisikleti kapalı bir yere koyamayınca vazgeçtim. Yemek sonrası bir kafede çay içtim ve vakit geçirdim. Etrafta bir sürü genç vardı ve ortalık oldukça hareketliydi. Biraz dolaşıp odaya çıkıp yattım.




    3. güm
    Çıkış : 09:30
    Varış : 17:30
    Mesafe : 112,94 km
    Yolda geçen süre : 6:03 s
    Ortalama hız : 18,63 km/s
    Maksimum hız : 61,63 km/s
    Ortalama eğim – çıkış : %3
    Maksimum eğim - çıkış : %9
    Ortalama eğim – iniş : %-3
    Maksimum eğim - iniş : %-8
    .
    Bilecik - Kütahya
    [​IMG]
    Puslu Bilecik sabahı
    [​IMG]
    .
    Sanat eseri demiryolu köprüleri (viyadükleri)
    [​IMG]
    .
    [​IMG]
    .
    Bu da hzlı treninki. :)
    [​IMG]
    .
    Büyük yol ayrımı
    [​IMG]
    .
    …ve Kütahya’dayım.
    [​IMG]
     
  2. alperK

    alperK Onursal Üye

    Kayıt:
    6 Eylül 2013
    Mesajlar:
    1.894
    Beğeniler:
    337
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    :alkis::alkis::alkis::alkis::alkis::alkis:
     
    five bunu beğendi.
  3. Cenk_

    Cenk_ Aktif Üye

    Kayıt:
    14 Ekim 2014
    Mesajlar:
    124
    Beğeniler:
    162
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Allah güç kuvvet ve tamamlamayı sağ sağlim yuvanıza ailenize dönmeyi nasip etsin İnşallah :)
     
    five bunu beğendi.
  4. no haşhaş no vitamin

    no haşhaş no vitamin Onursal Üye

    Kayıt:
    1 Kasım 2013
    Mesajlar:
    2.075
    Beğeniler:
    1.157
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Merida
    Seviye:
    Tebrikler

    Ben de bir ara şu şehirden çıkıp (istanbul) uzun süre geri dönmemeyi düşünüyorum. havalar biraz ısınsın nisan ayı gibi şu günler bir uzasın, bir gün çıkıcam ve günde en az 100 km gitmeyi hedefliyorum. Tabi sürekli antrenman yaparak kondüsyonumu maksimum seviyeye getirdikten sonra deniyeceğim. Hedefim Antalya :) 6 ay çalışma yetmeyebilir gerçi ama denemekten zarar gelmez.
     
    yavuz öztürk ve five bunu beğendi.
  5. yavuz öztürk

    yavuz öztürk Üye

    Kayıt:
    6 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    88
    Beğeniler:
    27
    Şehir:
    ankara
    Bisiklet:
    Whistle
    Seviye:
    harıka bı tur
     
    five bunu beğendi.
  6. Göksun Özkirişçi

    Göksun Özkirişçi Bisikletkolik

    Kayıt:
    4 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.162
    Beğeniler:
    1.075
    Şehir:
    Gaziantep
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    güzel bir tur gerçekleştirmişsiniz.
    ayaklarınıza sağlık...
     
    five bunu beğendi.
  7. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Merhaba,
    Tur yazısını turun epeyce sonrasında yazıyorum. Yani bu dönmüş halim. :)

    Selamlar


    five

    Merhaba,

    Kesinlikle yeter. Ben ilk turuma sizden çok daha kısa bir süre hazırlanmıştım. Hem de çok daha zorlu olan Marmaris-Kaş arasına. Azminizi kaybetmeyin. İstanbul- Antalya hiç zor bir rota değil.

    Kazasız ve keyifli turlar

    five

    Sayın Yavuz Öztürk ve Göksun Özkirişçi güzel dilekleriniz için teşekkür ederim.

    Selamlar

    five
     
    no haşhaş no vitamin bunu beğendi.
  8. Ahmet ERTAN

    Ahmet ERTAN Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.115
    Beğeniler:
    759
    Şehir:
    bursa-rize
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    hayırlı yolculuklar .......... güzellikleri görmeye devam...
     
    five bunu beğendi.
  9. Osman Kıtay

    Osman Kıtay Forum Bağımlısı

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    31 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    888
    Beğeniler:
    1.153
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Fuji
    Seviye:
    Her gün bir tane okuyup, keyfini çıkartmalıyım. Senin turlar bir keyifli oluyor be :alkis:
     
    five bunu beğendi.
  10. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Sen keyifle oku diye gün gün yazıyorum. :) (Şaka şaka tembellik diyelim. Neyse ki bitti. :) )

    Selamlar

    five
     
    Osman Kıtay bunu beğendi.
  11. yavuz öztürk

    yavuz öztürk Üye

    Kayıt:
    6 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    88
    Beğeniler:
    27
    Şehir:
    ankara
    Bisiklet:
    Whistle
    Seviye:
    rıca ederım ama gercekten guzel bı tur.acaba bnde bıgın cıkabılırmıyım boyle sehır dısı turlara:)
     
    five bunu beğendi.