Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Aydan Çelik - Velespit Çizileri

Konu, 'Delta Bisiklet' kısmında ulas tarafından paylaşıldı.

  1. ulas

    ulas Admin

    Kayıt:
    5 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    3.904
    Beğeniler:
    9.798
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Geotech
    Seviye:
    Merhaba Değerli Arkadaşlar,

    Çok değerli Abi'miz Aydan Çelik'in bazı bisikletle ilgili görselleri

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Diğer resimler ve yazılar için www.aydancelik.com adresine girebilirsiniz...
     
  2. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.486
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Çok keyifli çizgiler, linki verilen siteninde ( www.aydancelik.com ) ayrıntısı ile gezilmesi çok yerinde olur.
    Teşekkürler.
     
    Tolga Yücel, Fırat Dizman ve sadana bunu beğendi.
  3. çağrı ilter

    çağrı ilter Aktif Üye

    Kayıt:
    27 Ocak 2011
    Mesajlar:
    120
    Beğeniler:
    66
    Şehir:
    İstanbul / Manisa
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    dinlemesi de çok zevklidir bu abimizi. çizgisini daha önce pek görmemiştim ama sedona istanbul bisikleti vardı tasarladığı harikaydı...
     
  4. Harun Salcı

    Harun Salcı Bisikletkolik

    Kayıt:
    8 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.379
    Beğeniler:
    650
    Şehir:
    İnegöl/Bursa
    Seviye:
    Hepsi çok güzeller.Bu arada 6. resimde verilen mesajı anlamadım.
     
  5. Aydan Çelik

    Aydan Çelik Üye

    Kayıt:
    6 Haziran 2007
    Mesajlar:
    53
    Beğeniler:
    256
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Merhaba.
    Burada cizimlerin bir kismi var. Web sitesine de bircogunu koymadim.
    Bir aksilik cikmazsa 2011'de yayimlanacak bisiklet kitabim icin bekliyorlar.
    *
    Harun bey haklisiniz.
    bazi cizimler yazilariyla birlikte bakilinca daha anlasilir oluor. O
    cizimde 2007 yilinda Radikal gazetesinde yazdigim bir yazinin parcasiydi..

    Osiralar doping meselesi cigrindan cikmisti.
    (Radikal'in arsivi yeni tasarimdan sonra iyice karisti O yuzden copy-paste yapiyorum.)



    Bisikletçilerin İtibar Savaşı


    Bisikletçiler eskiden doping yapanlar ve yapmayanlar diye ikiye ayrılırdı. Artık mesele yakalanmak ya da yakalanmamak. Bugün başlayan Fransa Bisiklet Turu'na selam çakıp kriminal bir tur atıyoruz




    Tüm bisikletçiler 'Olağan Şüpheli'
    Fransa Bisiklet Turu (Tour de France) bugün Londra'da, Trafalgar meydanından verilen startla başlayacak. Britanyalılar şimdiye kadar bünyelerinden çok sayıda büyük bisikletçi çıkardılar ama 'Güneş batmayan imparatorluk'larından geriye kalan puslu adada, bu sporu tam anlamıyla oturttukları söylenemez. Dolayısıyla açılış seremonisi de dahil olmak üzere, üç gün sürecek olan bu organizyonu ziyadesiyle önemsiyorlar.
    Dünyanın en önemli turları üç Akdeniz ülkesinde yapılıyor. Tour de France, bunların en ünlüsü. Giro'd İtaila ve Vuelta Espana onu takip ediyor. Her biri üç hafta sürüyor ve Akdeniz'e yakışır bir karnaval çoşkusuyla geçiyor. Bugün 7.9 km'lik prologdan sonra bisikletçiler, yarın Londra'dan Canterbury'ye uzanan 203 kilometreyi kat edecekler. Pazartesi şöyle bir Belçika'ya uğradıktan sonra, salı Fransa topraklarına girecekler. Saat yönünde ilerleyerek, 29 Temmuz'da Paris'te, Champs Elysees'de bitiş noktasına ulaşacaklar.
    Londra ve Paris deyince akla önce Charles Dickens'ın ünlü yapıtı 'İki Şehrin Hikâyesi' geliyor. Biz de bu vesileyle Dickens'a bir selam gönderip, derdimize tercüman olacak başka bir yazara, Julian Barnes'a kulak verelim. Barnes, Fransız kültürüne derin hayranlık besleyen bir İngiliz yazar. Dilimize de çevrilen ve Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan 'Bir Çift Söz' adını taşıyan kitabında Fransız kültüründen uzun uzun bahseder. Kitaptaki denemelerden biri de, Fransa Bisiklet Turu'na ayrılmıştır. Ama dilerseniz, Barnes'ın söylediklerine geçmeden önce, bir dizi sayıyı peş peşe sıralayalım.
    Bu yıl 21 takıma mensup 189 bisikletçi, üç hafta boyunca toplam 3 bin 570 km. yol kat edecek. Bu mesafe boyunca bisikletçileri 2 bin 895 kayıtlı gazeteci, 92 televizyon kanalı, 260 motosikletli kameraman, 185 ülkede 2 milyar civarında TV izleyicisi takip edecek. Bazı günler 250 km. civarında mesafeler kat edilirken, bazı günler 1000 metreye yakın yüksekliklere çıkılacak.

    Artık sportif değil kriminal
    Tek haneli rakamlardan başlayıp, 10 haneli rakamlara kadar uzanan bu sayı silsilesi tabiri caizse Fransa Turu'nun resmi tarihini yansıtır. Oysa turun bir de gayriresmi tarihi var ki, orada rakamlar o kadar net değil: Kaç litre EPO tüketildiği, kaç birim testosteron uygulandığı, ne kadar kan transferi yapıldığı, kaç kilo daha bilmediğimiz doping maddesinin zulalandığı meçhul.
    Son yıllarda, yol bisikleti denen alanın bir numaralı konusu ne yazık ki doping. Bisiklet artık sportiften çok kriminal bir hadise olarak addediliyor. Doğrusunu söylemek gerekirse doping, bu sporun yeni tanıştığı bir şey değil. Uzun yıllardır çok çeşitli performans artırıcı/uyarıcı maddenin kullanıldığı biliniyor. Ama günümüzde gelinen durum öncekilerine benzemiyor. Konu o kadar tuhaf yerlere vardı ki, üçüncü sayfa editörlerinin avuçlarını ovuşturacakları cinsten...
    Eskiden 'Bisikletçiler doping yapanlar ve yapmayanlar diye ikiye ayrılır' diye latife edilirken, bugün bu cümle 'Bisikletçiler, doping yapıp yakalananlar ve doping yapıp yakalanmayanlar olarak ikiye ayrılır' diye yeniden kuruluyor.
    Turu yedi kez kazanan Lance Armstrong için birçok yerde 'Demek ki çekirge yedi kez sıçrayabiliyormuş' diye yorumlar yapılıyor. Bütün bisiklet camiası töhmet altında, neredeyse bütün bisikletçiler 'Olağan Şüpheli'.

    'Gerekli gördüğüm zaman!'
    Julian Barnes, 1967'de Alpler'in en zorlu zirvelerinden biri olan Mont Ventoux'da, kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden İngiliz bisikletçi Tom Simpson'ın hikâyesini anlatırken, amfetaminin altını çizer. Amfetamin uzun uçuşlarda savaş pilotlarının uyanık kalmaları için geliştirilmiş bir uyarıcı. Bisikletçilerin vücutta yarattığı patlama etkisinden dolayı 'bomba' adını verdikleri bu maddeye yönelmeleri uzun sürmüyor. Kısa zamanda mönülerinin doğal bir parçası haline geliyor. Örneğin İtalyanların efsane bisikletçisi Fausto Coppi "Hiç amfetamin kullandınız mı?" diye soranlara "Gerekli gördüğüm zaman" diye cevap verirmiş. "Ne zaman gerek duyarsınız?" diye ısrar edilirse, "Hemen hemen her zaman" diye konuyu bağlarmış (Bu arada amfetaminin 60'lardan sonra yasaklandığını, Coppi'nin yarıştığı yıllarda serbest olduğunu belirtelim. Dolayısıyla Coppi için 'suçu övmek' gibi bir durum yoktu). Turu beş kez kazanan Jacques Anquetil ise Coppi kadar ironik cümleler kurmaz, kendisine yöneltilen bu tip sorulara "Yılda 235 gün bisiklete binen profesyonel bir bisikletçinin uyarıcı almadan ayakta kalabileceğini hayal etmek için ahmak ya da ikiyüzlü olmak gerekir" diye fırçayı basarmış.
    Kim ahmak olmak ister ki? O zaman bize düşen ikiyüzlülük ithamını kabullenip soralım: Peki ne oldu da, eniştemiz bizi öpmeyi şimdi akıl etti? Madem bugüne kadar bu maddelerin kullanımına bir şekilde göz yumuluyordu da, şimdi niye sporcuların ensesinde boza pişiriliyor? Madem bugüne kadar mızraklar sükut içinde çuvallara sığdı da, şimdi niye velveleden ikrar umuluyor?
    Bu sorulara organizatörler "Doping testleri istenen düzeye ancak ulaştı. Eskiden de çok sık kontroller yapıyorduk ama tespit edemiyorduk" diye yanıt veriyorlar. Bu tezin inandırıcılığını tartışacak durumda değiliz. Ama insanın aklına bazı bisikletçilerin 'Evet, yapmayı düşündüm ama yapmadım' derken gösterdikleri inandırıcılık performansı geliyor (Bu konuyu, 'Aldatmak kafada mı başlar, yatakta mı?' sorularına cevap arayan aşk yazarlarına havale edip, yürüyelim).

    Erotik yayınlar gibi!
    Yukarıda verdiğimiz rakamlardan da anlamışsınızdır. Bisiklet, dünyanın en zor sporlarından biri olduğu kadar, olağanüstü yayın, reklam ve organizasyon olanağı sunan bir mecra. Dünyanın en uzun ve en geniş alana yayılan outdoor reklamları bu sporla yapılıyor. Bizim gibi faniler, bu biyonik adamları kasları cayır cayır yanarken şevkle izliyor, diğer taraftan büyük bir endüstrinin hedef kitlesi haline geliyoruz.
    Bu endüstrinin ana parçalarını oluşturan sponsorların, organizatörlerin, yayıncıların doping skandalları ortaya çıktığında gösterdikleri tepki insana Anquetil'in cümlesini hatırlatıyor. Sponsor firmalar 'Aaa öyle mi, demek benim sporcularım doping yapıyorlarmış ha? Ben çekiliyorum o zaman bu işten' deyip zeytinyağı gibi, kirlenmiş suyun üstüne çıkıyorlar. Şaşırtıcı değil, dedik ya, bu bir Akdeniz sporu ve zeytin de bir Akdeniz nebatı.
    Birçok Alman şirketi artık bisiklet sponsorluğu yapmayacaklarını, yine Alman ve İspanyol televizyonları bisiklet yayınlarına yer vermeyeceklerini açıklamışlar. Acaba bu kararı alanlar 'Allah korusun, çocuğumuz bisikletçi filan olur da elaleme rezil oluruz' diye mi düşünüyorlar?
    O zaman onlara bir tavsiyede bulunalım: Mesela bisiklet yarışlarını, aynı erotik yayınlar gibi gece yarısından sonra verebilirler.

    Dopingde yeni sayfa
    Bugün herkesi hop oturup hop kaldıran skandallar kraliçesinin adı: EPO (Erythopoitein). Kemik iliğinin alyuvar üretmesini sağlayan EPO, esas olarak diyaliz hastalarında kullanılıyor. Kandaki alyuvar oranının artması, kanın oksijen taşıma kapasitesinin de artması demek. Birçok bisikletçinin aklını başından alan bu fettan, ampuller halinde vücuda enjekte ediliyor. Ki çoğu bisikletçinin bunu kendi kendine yaptığını öğreniyoruz.
    EPO'yla ilgili en büyük operasyon 1998 yılında Festina takımına yapıldı. Ve takım turdan ihraç edildi. Sonraki yıllarda hadiseler daha münferit cereyan etti. Ara sıra EPO kullandığı belirlenen sporcular yakalandı ve çeşitli cezalar verildi.
    Esas bombaysa 2006'da patladı. 2006 Fransa Turu'na birkaç gün kala İspanya'da yapılan 'Operacion Puerto', bütün dengeleri altüst etti.
    Operasyon sonucu tutuklanan Dr. Eufemiano Fuentes, doping tarihinde yeni bir sayfa açmıştı. Sporculardan aldığı kandaki alyuvarları santrifüj yoluyla ayıklıyor, isteğe bağlı olarak EPO ekliyor, sonra kanı aynı sporcuya zerk ediyordu. Fuentes'in takma isimlerle yazılmış müşteri listesi hayli kalabalıktı. Turun en büyük favorisi İvan Basso ve onun en güçlü rakibi Jan Ullrich de bu listenin gediklisi ithamıyla turda yarışmaktan men edildiler.
    Bütün favorilerin devre dışı kaldığı 2006 Fransa Turu'nu Amerikalı Floyd Landis kazandı. Ama çok geçmeden onun da başı yapay testosteron hormonu kullandığı iddiasıyla derde girdi. Landis'in mahkemesi bir yıl geçmesine karşın halen sürüyor ve akıbeti belli değil. Ama Landis'in menajerinin aleyhte konuşanları tehdit ettiği, eski şampiyonlardan Greq Lemond'u arayarak 'Çocukken uğradığın cinsel tacizi herkese anlatırım ha!' dediği bir efsane.
    2007'nin bahar aylarında piyasaya çıkan bir kitap ise her şeyin tuzu biberi oldu. T-Mobile takımının masörü Jef D'Hont'un anılarında akıl almaz şeyler anlatılıyordu. Buna göre 96'da turu kazanan Bjarne Riis ile 97'de turu kazanan Jan Ullrich bu başarılarını EPO'ya borçluydular. Türkiye'nin en ciddi bisiklet sitesi olan mtbtr.com'da Cüneyt Kazokoğlu kitabın bazı bölümlerini Türkçe'ye çevirmiş. Öğreniyoruz ki takımların doping testleri için geliştirdikleri hileler akıl alır gibi değil. İdrar kesesini boşaltıp, yerine başkasının idrarını doldurmak bu hilelerin başında geliyor. 60'lı yıllarda yarışan Noel Fore karısının idrarını verdiği için temiz çıkmış. Ama beş aylık hamileymiş!
    Sonuç: Bisikletle ilgili doping hikâyeleri bir 'soap opera' gibi; bitmez. Oysa dünyada milyarlarca insan, bu nesneyi ve sporunu seviyoruz. Sevgimizin gölgelenmesini istemiyoruz. Reklamcı Sequela ünlü kitabının adını 'Anneme reklamcı olduğumu söylemeyin, o beni genelevde piyanist sanıyor' koymuştu. Bisikletin itibar savaşından galip çıkmasını diliyor, annelerimizin ellerinden öpüyoruz.
     
  6. özgür bağdatlıoğlu

    özgür bağdatlıoğlu Kıdemli Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2010
    Mesajlar:
    338
    Beğeniler:
    275
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Geotech
    Seviye:
    Paylaşım için teşekkürler...

    Türkçe kaynak olarak çok kısıtlı dökümana sahibiz; yıllar önce Hülya Koç'un "Rüzgar İt Beni" kitabını arkadaşımın tavsiyesiyle okumaya başlamıştım taki son 20 sayfasından 15 inin hatalı basım olduğunu anlayıp,neyse bi ara yenisini alırım diyerek ve tabi almayarak,şuan bu kitabı sahaflarda bulmaya çalışan birisi olarak bisikletle ilgili bir basılı yayın olması cok güzel.

    Bahar klasikleriyle birlikte sizi tekrar dinlemek keyifli olacak
     
  7. naz34

    naz34 Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    10 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    844
    Beğeniler:
    1.297
    Şehir:
    Pendik, İstanbul
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    Sevgili Ulaş
    Paylaşımın için teşekkürler..

    Aydan Çelik’in ; bisiklet ve bisikletçilerle ilgili her türlü konuyu ele aldığı, gazetedeki yazılarını takip ediyorum..
    www.aydancelik.com adresinden de uzun süredir haberdarım...
    Ama foto. video , link gibi şeyleri foruma yüklemeyi bilmediğimden, :eek: çizimlerini buraya taşımayı arzu ettiğim halde bunu yapamamıştım..
    Senin bu çizimleri burada paylaşmana çok sevindim...

    Çizimlerinin bana hissettirdikleri:
    1.ci çizim - Boğaz köprüsünden geçememenin hüznünü,
    2.ci çizim - (çok sempatik) birlikteliğin güzelliğini,, :p
    4.cü çizim - bisi deyince güzellikleri çağrıştırması gerektiğini,
    ( çünkü o şey çok ürkütücü, şeytan arabası denmesi hiç hoşuma gitmiyor..:rolleyes: )
    7.ci çizim - barışa pedalı :)
    8.ci çizim - Aydan Çelik’i ifade eden en anlamlı, en yalın çizim olduğunu düşünüyorum..

    Buraya yüklemediğin , sitesinde gördüğüm bir çizim var ki, her baktığımda beni hınzırca tebessüm ettiriyor :D
    “ başının üzerinde kuşların uçuştuğu, otomobillerin üzerinde bisi.süren sevimli yaşlı amca " :winkenlux

    Aydın Çelik'i gazeteden, siteden ve forumdan izlemeye devam.

    Kayite kalın............................
    .
    .
     
  8. naz34

    naz34 Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    10 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    844
    Beğeniler:
    1.297
    Şehir:
    Pendik, İstanbul
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    :)
    Tolga kardeş

    Hoca Nasrettin'in ayaklarına dikkat ...! Ne tarafa pedal basıyor.. ? Halen bayrağın ters yönde olduğunu söyleyebilir misin..?:D

    Üstelik burada önemli olan bayrağın ters ya da doğru yönde dalgalanıp dalgalanmaması mı..? :eek:

    Senin gibi genç bir kardeşimizin,
    çizimlerde ifade edilmek istenilen konuyla ilgili farklı yorumlar yazarak, bu yorumlarını bizlerle paylaşması daha hoş olurdu diye düşünüyorum...:)
    Sağlıcakla ve Kayite kal........................

    .
    .

    .
    .
     
    Nevzat KÖSEOĞLU bunu beğendi.
  9. naz34

    naz34 Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    10 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    844
    Beğeniler:
    1.297
    Şehir:
    Pendik, İstanbul
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    Tolga kardeşim
    hemen savunmaya geçmişsin tahmin ettiğim gibi.. Çünkü sözlerimi yüzeysel değerlendirdin, seni kırmak için yazılmadığını anlamadın,
    içindeki derinliği ve iyi niyeti görmedin.....:)

    Ne gerçekte , ne sanalda, konu ne olursa olsun, hiç bir zaman "kraldan daha kralcı olmak" düşüncesinde olmadım kesinlikle..:eek:
    Hem;
    "Nasreddin hocamızın eşeğe ters bindiği halde , eşeğin düz gittiğinden yola çıkarak , çizimin sana hatalı geldiğini" anladığım için ,:)
    hem de
    forumdaki genç bisi.sever kardeşlerimin açılan konularda, hata, açık gedik aramak yerine, daima , daha yapıcı olmalarını,
    olumlu, bilgilendirici ve değerli paylaşımlarda bulunmalarını arzu ettiğim için, yazma gereği duyuyorum zaman zaman..

    Niyetim sadece bu...:)

    Daima iyilikle kal.................................



    .
    .
     
  10. Aydan Çelik

    Aydan Çelik Üye

    Kayıt:
    6 Haziran 2007
    Mesajlar:
    53
    Beğeniler:
    256
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Merhaba Naz ve Tolga..
    Hoca NAsreddin'in bayraginin yönü mevzu olmuş galiba:)
    Hocanın bayragi sallayarak bisiklete bindiğini varsayarsak sorun hallolur sanirim:)

    Hani sormuslar ya : Hocam cenazede tabutun ne tarafında olmak dogrudur? saginda mi, solunda mi, arkasinda mi, onunde mi?

    Aman tabutun icinde olmayin da neresinde olursaniz olun demis ya, bizimki de o hesap..

    Selam sevgi..

    NOT: kral yok, kralci da .. Hepimiz kardesiz:)
     
    Aytaç Kalyoncu, Deniz, T0LGA ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  11. naz34

    naz34 Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    10 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    844
    Beğeniler:
    1.297
    Şehir:
    Pendik, İstanbul
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:

    Teşekkür ederim.
    Yaşasın barış, sevgi ve bisi.kardeşliği......:winkenlux
    Burada,bizlerle olmanızdan ve paylaşımlarınızdan dolayı mutluyum..

    İyilikle..........................................................................
    .
    .
     
  12. coşkun ayaz

    coşkun ayaz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    253
    Beğeniler:
    716
    Şehir:
    kocaeli
    Seviye:
    Selamlar Aydan Bey,
    Gpa-4'te sizi tanımış, ve aramızda olmanız beni çok mutlu etmişti.
    Kitabınızın yayınlanmasını merakla bekliyorum. Yolunuz açık olsun.
     
  13. onur öcal

    onur öcal Üye

    Kayıt:
    26 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    90
    Beğeniler:
    14
    Şehir:
    ankara
    Seviye:
    çizimler çok güzel enteresan bunlardan biriyle kendime t shirt yaptırıcam :)
     
  14. naz34

    naz34 Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    10 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    844
    Beğeniler:
    1.297
    Şehir:
    Pendik, İstanbul
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    Bisi.satan mağazaların birinde İstanbul temalı bir T-SHIRT (TİŞÖRT)Tasarım çalışması görmüştüm..
    Altındaki imza yanılmıyorsam :) Aydan Çelik'e aitti..
    Çok beğenmeme rağmen ( fiyatı maalesef bütçeme göre değildi..)alamadım..:eek:

    Dışarda yapılan baskılar kalıcı olmuyor, bir kaç yıkamadan sonra soluyor..
    Bulabilirsen ve bütçene de uygunsa bisi.mağazalarından almanı tavsiye ederim.........
    .
    .
     
    onur öcal bunu beğendi.
  15. can ayan

    can ayan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    23 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    748
    Beğeniler:
    1.814
    Şehir:
    Bakırköy / İstanbul
    Seviye:
    şu t-shirt meselesi üzerine bir iki kelam etmek isterim.
    buradan yada inetnetten yada bir dergiden bir resim indirip gidip bunu sağda solda bastırmak pek etik bir şey değil kabul edersiniz.
    benim de çizimlerim var. bunları başka birinin üzerinde görsem çok bozulurdum doğrusu. en azından izin alınmalı bunun için.
     
    onur öcal bunu beğendi.
  16. naz34

    naz34 Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    10 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    844
    Beğeniler:
    1.297
    Şehir:
    Pendik, İstanbul
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    İyi bir çizer olmayı çok isterdim..Ne yazık ki; Yaradan bu yeteneği bana bahşetmemiş.Sanatın her dalında yer alabilen, varlık gösteren yetenekli kişilere saygı duyarım..

    Sizin çizimlerinizi de biliyorum...
    Görebildiğim çizimleriniz içinde ilgimi çeken ve bana şirin gelenler " ......girl" tarzı çizimleriniz olmuştur..
    Foto.çekimleriniz beni daha çok cezbetti...
    En çok beğendiğim ise; simitçi tezgahı üzerine yansıyan "Haydarpaşa garı" silueti oldu.. :)

    Baskı konusunda, " etik değil, bozulurdum, izin alınmalı " demişsiniz.. Söz konusu sizin emeğiniz.......Profesyonel anlamda doğrusu da budur belki, bilmiyorum..

    Bu da benim düşüncem::)
    Eğer benim böyle tasarımlarım olsaydı ve birileri bunu beğenip üzerinde taşımaya değer bulsaydı, bu beni ziyadesiyle mutlu ederdi..:)

    Daima iyilikle................................
    .
    .
     
    can ayan ve onur öcal bunu beğendi.
  17. Aydan Çelik

    Aydan Çelik Üye

    Kayıt:
    6 Haziran 2007
    Mesajlar:
    53
    Beğeniler:
    256
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Naz'in sozunu ettiği jerseyler ve sortlar maalesef pahali. Saniyorum takimi 180 EU filan... SAntini olmasi, İtalya'da dikilmesi filan da bunda etkili...
    *
    Diger taraftan, cizimlerin kişisel ihtiyaclar icin kullanilmasini anlamak mumkun. Ama orada da bicak sirti bir konu var: Yartaci kisinin hukuku nerede baslar, nerede biter gibi...

    Ben hayatini cizerek yazarak kazanan bir adamim. Yani bu hobi oalrak yaptigim bir is degil. (KEske oyle olsaydi ama, corbanin kaynamasi lazim) Etrafinizde gordugunuz cok sayida reklam isinde elim var. İmzasiz oldugu icin bilinmezler.. Ama bisiklet cizimlerinde durum biraz farkli... Ticari olmayan bisiklet girisimlerine gonullü cizim destegi veriyorum. (Mesela Pers. Aksami Bisikletcileri, Barisa Pedal, Bursa Bisiklet vs.. Ankara Uni Bisiklet Toplulugu vs. vs..
    Lafi uzatmayayim. Can bey ozu itibariyle hakli. En azindan kullanmak isteyen kisi bana haber verise, hem haberim olur hem de teknik olarak daha duzgun sonuclar alir...

    Bu forumda bircok arkadas profilinde sagolsun ismimi zikretmeden cizimleri kullanmis zaten:)

    Bu konuda cok cumlem var ama uzatmak istemem.

    Ozeti: Boyle durumlar vaber verilirse memnun olurum. (Taniyanlar bilir, snop bir adam degilim zaten. Rahat iletisim kurariz:))

    Selam sevgi herkese..
     
    naz34 ve onur öcal bunu beğendi.
  18. Bartuğ Sayın

    Bartuğ Sayın Üye

    Kayıt:
    31 Ocak 2011
    Mesajlar:
    72
    Beğeniler:
    77
    Şehir:
    Isparta
    Seviye:
    merhaba
    ben konuya daha önce değinecektim
    eğer var ise en azından pamukluya baskılı olarak satışa çıkarsa da alırım.
    Ama eğer tişört olarak yapmayı düşünmüyorsanız en azından forumdaki her kişiye 1 tane baskı için hakkınızı helal edermisiniz?
     
    ahmet türkölmez ve onur öcal bunu beğendi.
  19. can ayan

    can ayan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    23 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    748
    Beğeniler:
    1.814
    Şehir:
    Bakırköy / İstanbul
    Seviye:
    benim "en azından izin alınmalı" dediğim, aslında sizin ziyadesiyle mutlu ederdi sözünüzü destekleyen bir durum.
    izin alsa, haberdar olurduk beğenildiğinden, kullanıldığından, mutlu olurduk, keyfli bir şey elbette.
    zaten bu durumda kimse de giyme, kullanma falan demez herhalde.

    ticari durum bambaşka.
    aydan bey in dediği gibi ekmeğimizi bu işten kazanıyoruz. o apayrı bir konu.
    burada konuştuklarımızın dışında. burada lafını bile etmeye değmez.
    hatta bence ticaret lafı edip forumu kirletmek bile çok saçma olur.
     
    naz34 bunu beğendi.
  20. LEVENT AYDOĞAR

    LEVENT AYDOĞAR Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2010
    Mesajlar:
    80
    Beğeniler:
    46
    Şehir:
    gebze
    Seviye:
    sabah sabah koptuk gulmekten ya:) .içinde olmada nerde olursan ol he,ilahi aydan ağabey:):)