Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Ankara-Bolu-Yedigöller-Devrek-Bartın(Amasra) Turu

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Fikret Öztürk tarafından paylaşıldı.

  1. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    26 Haziran 2010'da yapmayı planladığım Ankara-Bartın turunu işyerimden izin alamadığımdan dolayı 25 Temmuz 2010'a ertelemek zorunda kaldım. Tek başına 5 gün süren tur ile ilgili gezdiğim yerlere ait fotoğrafların yanında kısa bilgilerde vermeye çalışacağım. Umarım memnun kalırsınız.

    Yol Güzergahım; Ankara,Kazan,Kızılcahamam,Gerede,Yeniçağa,Bolu,Yedigöller,Devrek,Bartın(Amasra)

    Bu da tam teçhizatlı yol arkadaşım Trek 7.3 FX im.

    [​IMG]

    25.Temmuz 2010 Pazar günü gün ağarırken yola çıkıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    KAZAN
    Kazan, Ankara`nın kuzey batısında bulunan Akıncı Ovası üzerinde kurulmuştur. 1971`de belediyelik, 1987`de ilçe olmuştur. 47000 hektarlık yüzölçümü 13 köyü ve 30 mahallesi ile 34,568 kişilik nüfus ile Türkiye'nin en hızlı gelişen ilçeleri arasındadır.

    Kazan ismini 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı`nda yenilen Osmanlı ordularının ağırlıklarını burada bırakıp çekilmesinden sonra geride kalan devasa kazanlardan almıştır.

    40 km sonra Kazan ilçesinin girişinde bulunan fırından iki simit ve fırıncının ikram ettiği iki duble çaydan oluşan kahvaltımı fırının hemen yanında bulunan gördüğünüz kamelyada yapıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kurtboğazı rampalarını yavaş yavaş çıkıp "Kurtboğazı Barajı" na varıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Barajda boş zamanlarında yiyecek içecek satan Murat isimli şahısla tanışıp bir Niğde gazozu içip serinliyorum.

    [​IMG]

    Kızılcahamam'a doğru ilerlerken yol kenarında bir çeşme başında su içiyorum. Bu sırada yanıma yaklaşan dedeyi gördüm. Selamlaşıp elini öptükten sonra ayaküstü biraz sohbet ettik. Yakınlarda bulunan "Uğurlu Köyü"nde oturuyormuş. Kore Gazisiymiş.1953'lerde Kore'ye gitmiş.Yanımızda mola veren kamyon şoföründen resmimizi çekmesini rica ediyorum. Köyünde kendisini "Koreli Yusuf" diye çağırırlarmış.Hanımını 3 yıl önce kaybetmiş.Şu anda yalnız yaşıyor. Devletten de ayda 350TL maaş alıyormuş.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Akdoğan köyünden geçerken çocukların resmini çekiyorum.

    [​IMG]

    KIZILCAHAMAM

    [​IMG]

    Kızılcahamam, Ankara ilinin kuzeyinde yer alan bir ilçesidir. E5 Ankara-İstanbul Devlet Karayolu üzerindedir. Dağlık ve ormanlık bir ilçe olan Kızılcahamam, 1712 kilometrekarelik bir alanı kaplar. İç Anadolu ile Karadeniz arasında geçişi sağlar. Köroğlu Dağları ilçenin en önemli dağı, Sakarya Irmağı'nın kollarından biri olan Kirmir Çayı da ilçedeki en önemli akarsudur. Ankara'ya içme suyu sağlayan Kurtboğazı, Eğrekkaya ve Akyar Barajları Kızılcahamam Belediyesi sınırları içerisinde kalır. Roma döneminden beri kullanıldığı bilinen Kızılcahamam kaplıcaları Türkiye çapında ün kazanmıştır. Kızılcahamam genellikle Soğuksu Milli Parkı, kaplıcaları, otelleri, maden suları, tarihi yerleri ve festivalleri ile tanınır. Şifa merkezidir. Termal suları pek çok hastalığa iyi gelmektedir. Ankara'ya yakınlığı nedeniyle özellikle hafta sonları çok sayıda günübirlikçi turist ağırlar.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Soğuksu Milli Parkı ve Karaakbaba

    Kızılcahamam Soğuksu Milli Parkı 1959 yılında Millî Park olarak tesis edilmiştir. Milli park aynı zamanda Karaakbabanın yaşadığı bir bölgedir.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Karaakbaba video için tıkla;


    Kızılcahamam'dan sonra başlayan Akyar rampalarının birçok yerinde bisikletimi elime alarak çıkabildim.

    Kızılcahamam- Gerede arasında çektiğim resimler.


    [​IMG]

    [​IMG]

    Güzergah boyunca sık sık yol çalışmaları nedeniyle bomboş yollar çok işime yaradı ama hızımı düşürdü.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Elveda Ankara. Merhaba Bolu

    [​IMG]

    GEREDE
    Batı Karadeniz bölgesinde 1059 km2 yüzölçümü ile yer alır.Güney doğuda Kızılcahamam ve Çamlıdere ile, kuzey doğuda Çerkeş ve Eskipazar, Güney batıda Dörtdivan, Kuzeyde Mengen, batıda Yeniçağa ilçeleriyle çevrilmiştir.

    Sırasıyla Bitinyalılar, Frigyalılar, Lidyalılar, İranlılar, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslılar idaresinde varlığını devam ettirmiştir. İbn-i Batuta Seyahatnamesinde Gerede'yi şöyle anlatır:"Burası bir yayla eteğinde güzel ve büyük bir şehirdir.Çarşı ve caddeleri geniştir.Dünyanın en soğuk yerlerinden biridir.Ayrı ayrı mahallelere bölünmüş olup,her mahalle halkı kendi aralarında yaşar,öteki mahallelerle bir yakınlık kurmaya çalışmaz."

    1810 yılında Morier isimli bir seyyah Gerede'ye uğramış ve "İran'a, Ermenistan'a, Anadolu'ya ve İstanbul'a Seyahat" eserinde şunları yazmıştır: "Gerede büyük bir şehirdir, girişinde fazla miktarda deri fabrikaları (tabakhane)görülüyor.Dükkanlar ve pazarlar iyi görünüşlü Türklerle dolu."

    [​IMG]

    [​IMG]

    850 rakımlı Ankara'dan 1200 rakımlı Gerede' ye ilk gün 136 km yol yapmışım.(Kilometre saatime göre) Hava kararmaya başladığından Gerede girişinde sol tarafta bulunan petrol istasyonunda çadırımı kurup iki gözleme ve iki duble çay içiyorum.Burada bulunan dükkanda Gerede'nin meşhur cevizli "şakşak helvası" yazısı dikkatimi çekiyor. Yolda enerji verir diye üç adet alıyorum.

    [​IMG]

    İkinci gün: Sabah 6.00'da yola çıkıyorum. 3 km kadar gittikten sonra yeni aldığım eldivenlerimi unuttuğumu fark edince geri dönüyorum. Eldivenlerimi alıp tekrar Yenişçağa,Bolu'ya doğru yola devam ediyorum.Gerede-Yeniçağa arası 17 km ve hep iniş olduğu için hızlı ve çok rahat biçimde Yeniçağ'a ulaşıyorum.Burada yol kıyısındaki bir lokantadan çorba içiyorum.Yeniçağa gölü aynı zamanda birçok kuş türünün yaşadığı bir yer.Yeniçağa-Bolu arasında çok hafif rampaların olması beni zorlamıyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yeniçağa Gölü:
    Yeniçağa Gölü:Yeniçağa ilçe merkezinin kuzey bitişiğindedir. Rakımı 989 m olan , oldukça sığ bir göldür. Alanı 260 ha’dır. Ancak yağış durumuna bağlı olarak mevsimsel değişiklikler görülür. Göl Kuzey Anadolu fay hareketinin oluşturduğu bir tektonik çöküntü içinde su birikmesiyle meydana gelmiştir. Çevresinde sazlık ve bataklıklar vardır. Gölün suyu Çağa deresiyle Mengen yakınında Büyüksu çayına boşalır.

    [​IMG]

    BOLU
    Türkiye yüzölçümünün % 1,015'lik bölümünü kaplayan Bolu İli, 8.276 km² (827.600 Ha.)
    yüzölçümü ile Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz bölümünde yer alır. İl arazisinin
    yaklaşık % 18’in tarım alanlar oluşturmaktadır. Orman alanları ise % 59’luk bir oran ile
    Türkiye ormanları içinde % 2,55’lik paya sahiptir. Çayır ve meraların kapladığı alan yaklaşık
    % 15’tir. Ortalama rakım 1000 m., merkez ilçe rakımı ise 725 m. civarındadır.

    [​IMG]

    Bolu yöresine ilk yerleşenlerin Bebrikler olduğu sanılmaktadır. Bebrikya adıyla anıldığı sanılan bu yöreye İ.Ö. 8.yy sonra batıdan gelen Bithynialılar yerleşti. 11.yy’dan sonra Bizanslılar ile Anadolu Selçuklular arasında el değiştiren yöre 13. yüzyılda Anadolu Selçuklularının,daha sonra İlhanlıların eline geçti. Osman Gazi döneminde (1299-1324) Konur Alp tarafından Osmanlı topraklarına katıldı ve sancak merkezi yapıldı. 1324-1692 dönemine Bolu'yu yöneten
    sancak beyleri arasında Konur Alp, Gündüz Alp, I. Süleyman (Kanuni) ve Zor Mustafa Paşa dikkat çeker. I. Meşrutiyetten (1908) Cumhuriyet dönemine kadar bağımsız sancak olarak yönetilen Bolu,1923’te Vilayet haline getirildi. Bir piskoposluk merkezi olan ve Bizans döneminde Polis denen kenti, 11.yy’da yöreye gelmeye başlayan Türkmenler Bolu olarak adlandırdılar.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yıldırım Beyazıt Camii:
    İl Merkezindeki cami ilk olarak Yıldırım Beyazıt tarafından 1382 yılında, mimari bir külliyenin merkezi olarak yaptırılmıştır. Muhtemelen ahşap olan bu cami 1891 yılında yanmış ve 1899 yılında ise kubbeli olarak yeniden yapılmıştır. 1944 yıllarında hasar görmüş ve orijinali yer yer bozularak onarılmıştır. Çift minareli, tek kubbeli olan caminin iç mekanları çok güzel Türk motifleri ile süslenmiştir. 1999 depreminden sonra orijinaline uygun olarak onarılmıştır…

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Taş Han:
    Yıldırım Beyazıt Camii nin yanıbaşında bulunan "Taş Han" ı Dergah-ı Ali kapıcıbaşısı "Cenabi Hacı Abdullah Ağa" yapmıştır.İçeride Sahaflar ile hediyelik eşya satan dükkanlar mevcut.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Saraçhane Camii:
    Evliya Çelebi Seyahatnamesi ve Mimar Sinan’ın eserlerinin listesini veren Tezkere-tül Ebniyede Mimar Sinan’ın eseri olarak görülmektedir Bu durumda cami ilk olarak 16 yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılmış, bu caminin harap olmasıyla da H1163 (1750 ) tarihinde Silahtar Mustafa Ağa tarafından yeniden ihya edilmiştir Dikdörtgen planlı caminin köşelerinde kesme taş, beden duvarlarında 3 sıra tuğla, 4 sıra moloz taş kullanılmıştır Kuzeydoğusunda kesme taş kare kaideli, silindirik gövdeli tuğladan minaresi yer almaktadır

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bolu il merkezinde bu resimler çektikten sonra biraz alışveriş yapıp saat 12.00 gibi Yedigöller'e doğru yola çıkıyorum. Turun en çok zorlandığım ve yorulduğum bu kısmında 10-12 km kadar bisikletimi elde taşımak zorunda kaldım. Bolu merkezden Yedigöller 42 km. Yol boyunca sık sık rastladığım çeşmelerden akan buz gibi sulardan kana kana su içtim. Planımda Yedigöllere ulaşmak vardı ama akşama doğru zirveye zar zor ulaşabildim. Zirveyi aşıp Yedigöllere ulaşabilmem için daha 8-10 km yolum vardı.Hava kararmaya başladığı için bu zirve noktasında gecelemek zorunda kaldım. Şimdi sizleri yol güzergahında çekmiş olduğum resimlerle baş başa bırakıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Devam ediyor...
     
  2. yusuf dilki

    yusuf dilki Yeni Üye

    Kayıt:
    31 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    47
    Beğeniler:
    17
    Şehir:
    Eskişehir
    Seviye:
    Fikret abi gerçekten çok keyifli bir yolculuk olmuş. Okurken bende çok keyif aldım. İnşallah yakın zamanda gerçekleştirmek istediğim istanbul-eskişehir yolculuguna çıkmayı başarıp senin yaşadıgın şu keyifli anları bende yaşarım. Bol pedallı günler abicim. :)
     
  3. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yol kıyısındaki bu mandaların ilgisini çekmiş olmalıyım ki böyle bön bön bakıyorlar. Bu bakış Yedigöller'e elimde bisikletimle çıkarken yanımdan geçen araçlardaki insanların başlarını çevirip tuhaf tuhaf bakışlarına o kadar çok benziyor ki :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yol boyunca görülen biyolojik ve ekolojik denge için doğaya bırakılan ağaçlardan biri.

    [​IMG]

    Akşama doğru Bolu zirveye yakın bir yerde bulunan Orman İşletme Müdürlüğü "Sarımustan İşletme Şefliği"ne ulaşıyorum.

    [​IMG]

    Burada bulunan görevliye;"Buralara hiç bisikletle gelenler oluyor mu? "diye soruyorum. Oda;"Birkaç sene önce yabancı uyruklu bir çiftin geldiğini ama bizim yerlilerden geleni hiç görmediğini söyledi.

    [​IMG]

    Burada biraz fazla rüzgar olduğu için köylülerin satış yaparken kullandıkları çardaklardan birinin içine çadırımı kuruyorum. Sabah yine erkenden kalkıyorum. Dışarı çıktığımda her taraf sis göz gözü görmüyor.

    [​IMG]

    Bolu'dan aldığım yiyeceklerden biraz atıştırıyorum.Kampı topluyorum.Eşyaları bisikletime yerleştiriyorum.Biraz vakit geçiyor.Bu arada hava sıcaklığı artmaya başladıkça sis bulutunun dağılmaya başladığını fark ediyorum. Bu arada muhteşem bir manzara ile karşılaşıyorum. Sanki kendimi Kaçkar dağlarında gitmiş gibi hissettim.Bu sırada çektiğim fotoğraflar.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Tahminen 8-10 km daha devam ediyorum. Bu sefer aşağı doğru tabii.Ama süratli değil çünkü yol çok bozuk. Yedigöller'e varıncya kadar çektiğim fotoğraflar;

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yol boylarında herhalde yağmur sularını toplamaya yarayan düzeneklerle karşılaşıyorum

    [​IMG]

    Yedigöller:

    Sonunda Yedigöller'e ulaşıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Çetiğim fotoğraflara geçmeden önce bu bölgeyle ilgili biraz bilgi verelim;
    Yedigöller havzası, kayan kütlelerin, vadiler ve akarsuların önünü kapatması sonucu oluşmuş. Yüzeysel ve yeraltı suları ile, bu göller birbirine bağlı. 7 adet gölden oluşmaktadır: Sazlıgöl, İncegöl, Küçükgöl, Deringöl, Büyükgöl, Kurugöl ve Seringöl’dür. Yöre: 1965 yılında, Milli Park Statüsüne alınmış. 2900 hektarlık bir alan. Yeşil denizinin ortasında, yedi tane mavi ada. Kuzeyden, güneye doğru, 1500 m. lik bir alana sıralanmış, yedi tane göl.

    Seyir terasları ve göl kıyılarındaki tahta iskeleler de, muhteşem.Milli park içinde; kayın, meşe, gürgen, kızılçam, karaçam, sarıçam, köknar, ıhlamur ve benzeri birçok ağaç görmek mümkün. Toplam 238 farklı bitki türü varmış. Ülkemizin en güzel karışık doğal ormanı burada. Bölge, doğanın yarattığı bir arboretum (canlı ağaç müzesi) görünümlü. Ayrıca, zamanı geldiğinde, gölün yüzeyindeki nilüfer’ler bambaşka güzellik katıyor.

    Buranın en ilginç özelliği: burada mevcut ağaçların aralarından sızan gün ve güneş ışığının, yarattığı renk armonisi. Ayrıca, bu görüntüler, göl kıyısında, göl yüzeyine yansıyarak, çok güzel görüntüler oluşturuyor. Sonbahar ve kış mevsiminde, ağaçların renki turuncu ve kızıl arasında dolaşırken, bu renk armonisi doğaya bambaşka bir güzellik yansıtıyor. Zaten, bu görüntüleri ve renk çeşitliliğini başkaca bir yerde görmek mümkün değil. Kendinizi cennette hissedeceksiniz.
    İnsanlar, yedigöllere dinlenme, gezi, piknik amaçlı olarak geldikleri gibi bunun yanında, botanikçiler ve fotoğraf meraklıları da buraya geliyor.

    Yedigöller Efsanesi:
    Burada malüm yedi tane göl ile ilgili birde şöyle bir efsane var; ” Zamanın birinde, buraya 7 tane evli çift gelir ve farklı yerlere yerleşirler. Bunlardan, en büyük yaşı olan çift, büyükgölün bulunduğu yere yerleşir. Yaşı en küçük olan çift, küçük gölün bulunduğu yere yerleşir. Sazlıgölün bulunduğu yerdeki çiftin damadı, sürekli saz çalmaktadır. Nazlı gölün bulunduğu yerdeki çiftin gelini ise, çok nazlıdır. Bu çiftlere, buraya yerleştikten bir zaman sonra burada bu göller oluşur.

    Yedigöller milli parkı gerçek huzurun ve doğa ile iç içe bir yer arayanların mutlaka gidip görmesi gereken bir yer. Şiddetle tavsiye ediyorum. Şimdi burada çektiğim fotoğraflara geçelim;

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Devam ediyor...
     
  4. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Fikret Bey ayaklarınıza sağlık. Gezinizi zevkle izliyorum. Yalnız ansiklopedik bilgiler yerine yol durumu, dikkat edilmesi gerekenler gibi bilgiler verseniz daha akıcı olacağını düşünüyorum. Ansiklopedik bilgilere meraklıları nasılsa internette arama motorları ile ulaşabilirler. Örneğin Gerede helvası, Yedigöller yolunun zorluk derecesi, ilk gün benzin istasyonunda konaklamanız, ikinci gün köylülerin satış tezgahında konaklamanız daha ilgi çekici ve insanlara yol gösterici bilgiler. Devamını merakla bekliyorum.
     
    tuncdemir bunu beğendi.
  5. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu güzel manzaranın büyüsüne kapılmışken acıktığımı unutmuşum. Karnım guruldayınca aklıma geldi. Hemen yanımda getirdiğim Sucuk,Hellim peyniri,domates ve meyve suyundan oluşan kahvaltımı yapıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu arada tur öncesi yaptığım araştırmalarda Yedigöller' de yemek yenilecek bir tesis olmadığı tedarikli gidilmesi gerektiğini öğrenmiştim. Fakat dört ay kadar önce burada bulunan "Kır Gazinosu"/COLOR] nun özelleştirilerek yeme,içme ve konaklama gibi hizmetleri verdiğini gördüm. Buradan bisiklet kiralayıp gezebilme imkanınız bile var. Ayrıntılı bilgi almak isteyenler için irtibat bilgileri şöyle;

    Tel :0374 217 80 86
    GSM :0533 519 27 68 - 0532 599 18 11

    info@yedigöller.web.tr

    www.yedigöller.web.tr

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Burası da Devrek veya Mengen tarafından gelenlerin giriş yaptığı kısım.
    Fakat benim için çıkış kapısı

    [​IMG]

    Şimdi istikamet Devrek. Devrek'e gelinceye kadar çektiğim fotoğraflar;

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Devam ediyor...
     
  6. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Orhan bey ileriki sayfalarda o bilgileri de vericem. Dün öğleden sonra resimleri düzenleyip yazıları hazırladım. Bu gün de bilgisayar başında resimleri yüklüyorum.
     
  7. Tunahan_06

    Tunahan_06 Kıdemli Üye

    Kayıt:
    29 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    263
    Beğeniler:
    309
    Şehir:
    Edirne
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Geziniz harika,o tabelada yazan fotoğraf çekimi fiyatı espri falan mıdır nedir öyle? :D
     
  8. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Tunahan tahmin ediyorum ki profesyonel fotoğraf çekim fiyatı. Devlet espri yapmaz. Hele bürokrat asla. :D
     
  9. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    [​IMG]

    Çınar ağacının dibinde iri bir mantar dikkatimi çekiyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yedigöller yolu hakkında aşağıdaki resim bir fikir verir sanırım.

    [​IMG]

    sonunda aşağıya iniyorum.

    [​IMG]

    Asfaltı özlemişim.

    [​IMG]

    Buraya kadar edindiğim tecrübelere dayanarak Yedigöller'e gitmek isteyenlerin faydalanabileceği bazı bilgiler vermek istiyorum;

    Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum. Diyeceksiniz ki bisikletle bu sıcakta o yolları tepmeye değer miydi? Cevabım Evet değer olacaktır.Hiç pişman değilim. Ama şunuda itiraf etmeliyim ki; Yine bisikletle gidermisin? deseler.Cevabım Hayır olacaktır.

    ULAŞIM:

    Yedigöller’e, özel aracınız ile, iki şekilde gitmeniz mümkün. Geliş yönünüz: Ankara veya İstanbul üzerinden.

    Ankara istikametinden gelenler; Ankara-İstanbul otoyolunda, Yeniçağ’da otoyoldan çıkmanız gerek. Yeniçağ’dan çıktıktan sonra, Bolu-Gerede yoluna gireceksiniz ve 19 ncu km.de “Yedigöller” tabelasını görünce, buradan sapacaksınız. Bu dönüşten sonra, yol, stabilize ve toprak. Altı yere yakın araç ile sakın gitmeyin. Nisbeten yerden yüksek bir araç ile gitmeniz şart. Aksi halde; yolun sıkıntılarını sürücü veya yolcu olarak zaten yaşayacaksınız, altınızdaki araba da, size ilave sıkıntı yaratmasın. Yani: toz yuta yuta gidiyorsunuz.

    İstanbul istikametinden gelenler:Bolu şehir içinden, otoyoldan çıkmanız gerekiyor. Bolu ilinde, otoyoldan çıktıktan sonra, şehir içinde, kuzeye, ayrılan bir yol ile yedigöller istikametine dönüyorsunuz. Bu yol uzunluğu: 42 km. Ama yol sıkıntılı olduğundan, bu yolu yaklaşık 3-4 saat civarında alıyorsunuz.Yol önceleri asfalt ama daha sonra virajlı ve stabilize. Aynı zamanda dar, karşıdan kamyon gelmesin diye sürekli tedirgin oluyorsunuz.Ama sık sık tomruk taşıyan kamyonlarla karşılaşıyorsunuz.
    Diğer yo gibi bu yolunda bir tarafı dağ, diğer tarafı uçurum.

    Bir zamanlar, Bolu Valisine, “Niye ulaşım için doğru dürüst bir yol yaptırılmıyor? ” diye sormuşlar. Şöyle cevap vermiş; ”Buraya yol yaptırmak sorun değil, ama düzgün bir yol yapılırsa, burası da Abant gibi olur, insanlar yoğunlaşır, kirlilik artar, bu güzellik elden çıkar” demiş. Hani haksız da sayılmaz yani.

    Benim tavsiyem bu sıkıntıya katlanın, çünkü, oraya varınca sizi bir cennet bekliyor. Muhteşem keyf alacağınız bir yer. Yeter ki, altınızdaki aracınız, bu yolu gitmeye uygun olsun.

    Size bir üçüncü alternatif önerebilirim; Buraya kendi aracınız ile değilde, herhangi bir seyehat firmasının, tur organizasyonu ile de gelebilirsiniz.

    Yedigölleri ziyaret etmek için en uygun tarih? Nisan ve Mayıs aylarında. Yanınıza, mutlaka kalın giysilerinizi ve uygun ayakkabılarınızı almanız şart. Özellikle, burada ve yakın çevresinde, hiç bir alışveriş merkezi olmadığını unutmayın.

    Ayrıca; burada cep telefonu da çekmiyor. Yani, yakınlarınız sizi aradığında ulaşamayacaklar.

    Devam ediyor...
     
  10. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    O fiyat sizi korkutmasın.Burada gördüğünüz fotoğraflar için para mara vermedim.Sadece kahvaltı yaparken yanıma gelen görevli 2 TL lik makbuz kesti.Onun parasını verdim.Giriş ücreti de vermedim. Çünkü görevli yoktu.
     
  11. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    [​IMG]

    Çınar ağacının dibinde iri bir mantar dikkatimi çekiyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yedigöller yolu hakkında aşağıdaki resim bir fikir verir sanırım.

    [​IMG]

    sonunda aşağıya iniyorum.

    [​IMG]

    Asfaltı özlemişim.

    [​IMG]

    Buraya kadar edindiğim tecrübelere dayanarak Yedigöller'e gitmek isteyenlerin faydalanabileceği bazı bilgiler vermek istiyorum;

    Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum. Diyeceksiniz ki bisikletle bu sıcakta o yolları tepmeye değer miydi? Cevabım Evet değer olacaktır.Hiç pişman değilim. Ama şunuda itiraf etmeliyim ki; Yine bisikletle gidermisin? deseler.Cevabım Hayır olacaktır.

    ULAŞIM:

    Yedigöller’e, özel aracınız ile, iki şekilde gitmeniz mümkün. Geliş yönünüz: Ankara veya İstanbul üzerinden.

    Ankara istikametinden gelenler; Ankara-İstanbul otoyolunda, Yeniçağ’da otoyoldan çıkmanız gerek. Yeniçağ’dan çıktıktan sonra, Bolu-Gerede yoluna gireceksiniz ve 19 ncu km.de “Yedigöller” tabelasını görünce, buradan sapacaksınız. Bu dönüşten sonra, yol, stabilize ve toprak. Altı yere yakın araç ile sakın gitmeyin. Nisbeten yerden yüksek bir araç ile gitmeniz şart. Aksi halde; yolun sıkıntılarını sürücü veya yolcu olarak zaten yaşayacaksınız, altınızdaki araba da, size ilave sıkıntı yaratmasın. Yani: toz yuta yuta gidiyorsunuz.

    İstanbul istikametinden gelenler:Bolu şehir içinden, otoyoldan çıkmanız gerekiyor. Bolu ilinde, otoyoldan çıktıktan sonra, şehir içinde, kuzeye, ayrılan bir yol ile yedigöller istikametine dönüyorsunuz. Bu yol uzunluğu: 42 km. Ama yol sıkıntılı olduğundan, bu yolu yaklaşık 3-4 saat civarında alıyorsunuz.Yol önceleri asfalt ama daha sonra virajlı ve stabilize. Aynı zamanda dar, karşıdan kamyon gelmesin diye sürekli tedirgin oluyorsunuz.Ama sık sık tomruk taşıyan kamyonlarla karşılaşıyorsunuz.
    Diğer yo gibi bu yolunda bir tarafı dağ, diğer tarafı uçurum.

    Bir zamanlar, Bolu Valisine, “Niye ulaşım için doğru dürüst bir yol yaptırılmıyor? ” diye sormuşlar. Şöyle cevap vermiş; ”Buraya yol yaptırmak sorun değil, ama düzgün bir yol yapılırsa, burası da Abant gibi olur, insanlar yoğunlaşır, kirlilik artar, bu güzellik elden çıkar” demiş. Hani haksız da sayılmaz yani.

    Benim tavsiyem bu sıkıntıya katlanın, çünkü, oraya varınca sizi bir cennet bekliyor. Muhteşem keyf alacağınız bir yer. Yeter ki, altınızdaki aracınız, bu yolu gitmeye uygun olsun.

    Size bir üçüncü alternatif önerebilirim; Buraya kendi aracınız ile değilde, herhangi bir seyehat firmasının, tur organizasyonu ile de gelebilirsiniz.

    Yedigölleri ziyaret etmek için en uygun tarih? Nisan ve Mayıs aylarında. Yanınıza, mutlaka kalın giysilerinizi ve uygun ayakkabılarınızı almanız şart. Özellikle, burada ve yakın çevresinde, hiç bir alışveriş merkezi olmadığını unutmayın.

    Ayrıca; burada cep telefonu da çekmiyor. Yani, yakınlarınız sizi aradığında ulaşamayacaklar.

    [​IMG]

    [​IMG]

    DEVREK

    [​IMG]

    İlçenin Deniz seviyesinden yüksekliği 100 metredir.Yüzölçümü 1080 Km2dir. Etrafı dağlarla çevrili çukur bir alana kurulmuştur.

    Devrek'in tarihi, M.Ö. 2000 yıllarına uzanmaktadır. İlk yerleşik topluluk, Kaşgay Türkleri'nin ön ataları kabul edilen Gagas ya da Gaşka'lardır. Devrek, Hitit Devleti'nin Pala-Tummaana eyalet sınırları içerisindedir.

    Osmanlı Devleti'nin kuruluş sürecinde 1326'da Hızır Bey tarafından Osmanlı Beyliğinin sınırlarına katılmıştır. Osmanlı kaynaklarında Devrek'i ele geçiren komutanın isminden dolayı, HIZIRBEY İLİ şeklinde geçmiştir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde Devrek'in YEDİ DİVAN olarak bilindiği yazılmıştır. Devrek'in gelişimi, 1749'da gümüş madedinin bulunması ve kervan yollarının güzergahında yer almasından sonra gerçekleşmiştir.

    Bölgede ilk Milli Mücadele hareketi Devrek'te başlatılmıştır. Bölgede ilk Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Devrek'te kurulmuştur. Kurucu başkanı Devrek Müftüsü ve Devrek Halveti Tekkesi şeyhi Hacı Abdullah Sabri Efendi, 1. Meclis'te Atatürk'ün davetiyle görev almıştır.

    [​IMG]

    Devrek deyince aklımıza hemen baston gelir.Şimdi bu konuya bir değinelim. Devrek bastonunu meşhur eden kişinin merhum "Münteka Çelebi" olduğunu öğrendim. Şu anda Oğullarından biri olan "Rüştü Çelebi" baba mesleğini devam ettiriyor. Kendisi aslında avukat. Fakat avukatlık yapmak yerine baston imalatçısı olmayı tercih etmiş.Şimdi Çelebi bastonlarının imalat ve satışının yapıldığı dükkandan çekmiş olduğum resimleri sizlere sunuyorum. Bu arada Rüştü bey'de bana bastonlar hakkında bilgiler veriyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Rüştü Çelebi

    [​IMG]

    Atölye kısmından görüntüler
    Torna tezgahı ve baston olmayı bekleyen ham kızılcık ağaçları

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bazı özel yapım bastonların tutamaç kısmında kullanılan erkek manda boynuzları.
    [​IMG]

    Dükkanda bastonların 25 TL olanlarıda var 2.750 TL olanı da.

    Eğer hediye almak istiyorsanız irtibat bilgileri burada;

    Çelebi Bastonları
    Cumhuriyet alanı Hal Sk. 67800 Devrek
    Tel:0 372 556 31 21 - 556 31 57
    http://celebibastonlari.com/

    Devam ediyor...
     
  12. kaptan vural 74

    kaptan vural 74 Kıdemli Üye

    Kayıt:
    23 Eylül 2007
    Mesajlar:
    279
    Beğeniler:
    381
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    fotolardan ve verdiğiniz bilgilerden dolayı çok teşekkürler pedallayan ayaklara sağlık paylaşım için tşk.
     
  13. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Devrek te pazar

    [​IMG]

    Devrek'te bu fotoğraflarıçektikten sonra gece 10 km kadar daha gidip yine bir petrol istasyonunda prefabrik bir ahşap mescidin yanına çadırımı kuruyorum.Üçüncü gecemi burada geçiriyorum.Sabah yine erkenden kalkıp hafif birkahvaltı yapıp Bartın'a doğru yola koyuluyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yol kıyısında karpuz satan Mehmet beyle tanışıyorum. İkram ettiği karpuzdan yiyorum.

    [​IMG]

    Ve Bartın'a ulaşıyorum.

    [​IMG]

    Bartın girişinde bulunan Polisevi'ne yerleşiyorum.Hemen soyunup bir duş alayım diyorum.Soyunup aynada kendime bir bakıyorum. Gezinin bu dördüncü gününde vücudumda da birtakım değişmeler oldu. Bacak aralarım pişik oldu,dudaklarım çatladı ve vücudum siyah beyaz oldu.

    [​IMG]

    Öğleden sonra çıkıp Bartın çarşısını dolaşıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Çarşıda gördüğüm eski evler dikkatimi çekiyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Birde Bartın çayındaki manzara çok hoşuma gidiyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Saate bakıyorum daha vakit var. Bu zaman zarfına birde Amasra'yı dolaşayım diyorum. Ama bu sefer bisikletsiz. Çünkü hem çok yorgunum.Hem bacak aralarımdaki pişik rahatsız ediyor.Hem de Amasra yolu çok dar olduğundan günün bu saatlerinde bisiklet ile gitmenin tehlikeli olacağını söyledikleri için.

    Eski terminalden kalkan Amasra dolmuşlarına biniyorum. 17 km sonra Amasra'ya varıyorum. Dolmuş ücreti 3.5 TL.

    Yolun gerçekten çok dik ve dar olduğunu gözlerimle görüyorum.Geliş-Gidişli yolun kıyısında bisiklet için hiç boşluk yok gibi.Hatta yolda bir aracın sağ taraftaki yamaçtan aşağı yuvarlanmış olduğunu kurtarma aracının gelmesini beklediklerini görüyorum.. Şimdi burada çektiğim fotoğraflara gelelim.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Devam ediyor...
     
  14. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Aşağıdaki fotoğrafı çekerken dükkan sahibi kızıyor.Neden diye soruyorum. Ürünler el emeği olduğu için saygısızlık oluyormuş.Herhalde modelleri kendi aklınca korumaya çalışıyor.

    [​IMG]

    Ceşmi Cihan bu mu değil mi bilmem ama bildiğim bir şey var. Eğer Fatih Sultan Mehmet Han bugün yaşamış olsaydı bu lafı asla söylemezdi. onun yaşadığı 1450 li yıllardaki Amasra ile bugün gördüğümüz Amasra asla aynı olamaz.

    Gerçi fotoğraflardaki manzaralar çok hoş gibi duruyor. Ama birde fotoğraf karesine giremeyen birtakım şeyler var. Amasra da.

    Bir düşünür demiş ki; Paranın yok ettiği ruhların sayısı silahların yok ettiği ruhların sayısından daha fazladır. Bu sözün ne kadar doğru olduğuna burada gördüm. Kendimi yolunmaya gelen kaz gibi hissettim. Fiyatlar çok pahalı. Herkezin gözünü para hırsı bürümüş. Şehir limanı otoparka dönmüş. Zabıtalar ellerinde fiş otoparkçılık yapıyorlar. Her taraf satıcı kaynıyor. Birde doğal ortama uyum sağlamayan beton binaları görünce Amasra'nın geleceğinin hiç de parlak olmadığını söyleyebilirim.Eğer şimdiden önlem alınmazsa tabii.

    Devam edecek...Son bölüm Mugada plajı resim ve yorumlarım devam eden sayfalarda olacak
     
  15. İbrahim Yurtseven

    İbrahim Yurtseven Köylü

    Yaş:
    58
    Kayıt:
    17 Nisan 2007
    Mesajlar:
    497
    Beğeniler:
    1.452
    Şehir:
    KIRKLARELİ - lÜLEBURGAZ
    Adı:
    İbrahim YURTSEVEN
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Fikret kardeşim tebrikler. Güzel bir tur olmuş. Ben geçen yıl yağmurdan dolayı yedi gölleri es geçmiştim. Sayende terlemeden gezmiş oldum. Emeğine teşekkürler. herşey çok güzel olmuş.
     
  16. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Teşekkürler İbrahim abi. Bu forumla ilk tanıştığım sıralarda sizin tek başınıza yaptığınız 1900 km lik turunuzdan çok etkilenmiştim. İşte o zaman böyle bir tura çıkmayı kafama koydum. Bu turun gerçekleşmesine sizin de katkınız oldu.Çünkü ilhamımı sizden aldım.

    Sizinde söylediğiniz gibi bilgisayarların başında hiç yorulmadan,terlemeden o yerleri görüp, bilgilenmek çok keyifli.Böyle turları yapıp bu hale getirinceye kadar çok emek,ter ve zaman harcamak gerekiyor. Bu şuna benziyor; güzel bir yemeği yapmak için bazen 2-3 saat uğraşırsın ama 15 dk.da yersin.
     
    İbrahim Yurtseven bunu beğendi.
  17. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Evet devam ediyoruz.Amasra gezimizi de tamamladıktan sonra dönmek için Bartın dolmuşlarına biniyorum.Fakat geldiğimiz yolda yamaçtan aşağı düşen o aracı kurtarma çalışmaları yapıldığından yol kesikmiş. Onun için 7-8 km daha uzun olan diğer yoldan Bartın'a dönüyorum. Gelirken 15 dk.bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.Aracın camından aşağıdaki fotoğrafı çekiyorum.

    [​IMG]

    Bartın'a varınca doğruca Polisevine gidiyorum. Yemek yedikten sonra odama yatmaya çıkıyorum. Fakat odada klima falan yok. Sıcaktan uyuyamıyorum. Belki 3-4 saat ancak uyuyabildim.Oysa çadırımda çok daha rahat uyuyordum. Daha fazla dayanamayıp saat 4,30 gibi kalkıp dışarıda bahçede bulunan kamelyaya gidiyorum 1-2 saat te orada kestiriyorum. Sonra 6.30 gibi bisikletime atlayıp 5km kadar ileride olan şehir merkezinde bir lokantada çorba içip tekrar geri dönüyorum.

    Bu gün Mugada plajına gitmeye karar veriyorum. Çünkü diğer İnkumu, Güzelcehisar,Çakraz kadar ismi pek meşhur değil.Fotoğraflarına da pek rastlanmıyor.Onuniçin Mugada Plajını tercih ediyorum. İl emniyet Müdürlüğü önünden Mugada dolmuşuna biniyorum. Bartın'a hemen hemen Amasra kadar uzaklıkta ve ücretide aynı (3.5 TL) Şimdi Mugada Plajından çektiğim fotoğraflara geçelim.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Çadır kurmak için oldukça geniş altı çimen bir alan da mevcut.

    [​IMG]

    Plajda ilerde bulunan dağın eteklerinde birde tatlı su birikintisi var. Burada balık tutan insanları görüyorum. Genelde tatlısu kefali çıkıyormuş.

    [​IMG]

    Park eden araçların arasında tuhaf bir araç görüyorum.Öyle göründüğüne bakmayın Traktörün yaptığı her işi yapıyormuş.

    [​IMG]

    Buraya gelmişken vücudumdaki çift rengi tek renge dönüştürmek için güneşleneyim diyorum ama mümkün olmuyor. Çünkü güneş bir var bir yok.Hava bulutlu.Bir haftadır böyleymiş.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Plaj bu resimlerden çok hoş görülüyor değil mi? Fakat pek öyle değil.Şimdi yakınlaşalım ve makro çekimlere yer verelim. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Koskoca Plajı ve gördüğünüz diğer yerleri temizlemek için kaç kişi çalışıyor dersiniz. Sadece 1 kişi. Öyle olunca birde duyarsız insanların katkısıyla böyle bir manzara ortaya çıkıyor. Bu görüntülere sebep olan şahıslar ile İl Özel İdaresi bu eseriyle gurur duyabilirler.

    Su üstü işte böyle. Ama ben birde su altını merak ediyorum. Karşıdaki dağın yanında buluna küçük adacığın çevresinde bir dalış yapayım diyorum. Oraya gidip beraberimde getirdiğim dalış malzemelrimi giyiniyorum.Bir ikinci hobimde çok sevdiğim dalmak.Aynı zamanda iki yıldız sucuba balıkadam sertifikasına sahibim.Maalesef ilerletmek mümkün olmadı.

    [​IMG]

    Fakat hayal kırıklığı yaşıyorum. Su öyle bulanık ki. Hiçbir şey görülmüyor. Oysa ben Akdeniz Ege sahillerindeki gibi olacağını umuyordum.

    Mugada resimleride bu kadar.Mugada'ya ilk araba sabah saat 09.00 da var. Bartın'a dönmek için ise ilk araba saat 16.00'da.

    Bartın'a döndükten sonra Perşembeyi Cuma'ya bağlayan gece saat 01.00'e bilet alıyorum.Yeni otogar Bartın İl merkezine 10 km. uzaklıkta. Fakat şehiriçi servisleri mevcut.Gece 24.00 gibi Polisevinde arkadaşlarla birer hatıra fotoğrafı çektirip ayrılıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Genel Yorumum;Bu turda edindiğim izlenimler belki Karadeniz bölgesinin tamamı için elbette geçerli olamaz. Ama gördüğüm şudur ki Turizm adına bu gezdiğim yerlerin istenilen kıvama gelebilmesi için daha köprünün altından çok suların geçmesi gerekecek. Tabiat güzelliği olarak emsalsiz yerler mevcut. Eğer ilgi alaka gösterilip gereken yatırımlar yapılırsa turizm adına Akdeniz, Ege bölgelerini aratmayacağından eminim.

    Umarım sizlere hoşça vakit geçirebilmişimdir. Bir başka turda görüşünceye kadar sağlıcaka kalın.
     
  18. İbrahim Yurtseven

    İbrahim Yurtseven Köylü

    Yaş:
    58
    Kayıt:
    17 Nisan 2007
    Mesajlar:
    497
    Beğeniler:
    1.452
    Şehir:
    KIRKLARELİ - lÜLEBURGAZ
    Adı:
    İbrahim YURTSEVEN
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Azmine saygılar, emeğine teşekkürler. sağlıkla kal.
     
  19. Barış Karapınar

    Barış Karapınar Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    21 Mart 2010
    Mesajlar:
    650
    Beğeniler:
    268
    Şehir:
    istanbul/çengelköy
    Bisiklet:
    Corratec
    Seviye:
    Çok güzel bir gezi olmuş paylaşım için teşekkürler.
     
  20. Göksun Özkirişçi

    Göksun Özkirişçi Bisikletkolik

    Kayıt:
    4 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.162
    Beğeniler:
    1.075
    Şehir:
    Gaziantep
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    çok güzel bir tur gerçekleştirmişsiniz.resimler çok güzel.paylaşım için teşekkürler...
     
    Fikret Öztürk bunu beğendi.