Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Ankara-Bolu-Bilecik (200 fotoğraf+12 syf döküman+videolar)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Fikret Öztürk tarafından paylaşıldı.

  1. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Aslında bu yıl geçen sene yaptığım Kaçkar dağları ve yaylaları turunun ikinci etabını gerçekleştirmeyi düşünüyordum. Ancak hanımın bir sağlık problemi ortaya çıkınca bu planı bir süre erteleyip biraz daha kısa başka bir tur rotası planlamaya başladım. Sonunda şöyle bir rota oluşturdum; Beypazarı’ndan başlayıp Bolu istikametine doğru gidip Aladağlar’ da bulunan Göksu tabiat parkı ile Gölcük göllerini ziyaret edip Bolu Karacasu beldesinde inip Gölköy ‘den geçip Abant gölü ‘ne oradan da Göynük üzerinden Sakarya İl sınırları içerisinde bulunan Taraklı ilçesine ulaşıp son olarakta Gölpazarı üzerinden memleketim olan Bilecik.

    Bu gezi makalem şimdiye kadar hazırladığım en geniş kapsamlı makale oldu. Bu makale 12 sayfa doküman,çekilen1200 küsür fotoğraf arasından özenle seçilmiş 200 kadar fotoğraf ile internetten derlediğim videolar ile zenginleştirerek sizlere sunmaya çalışacağım.

    Makalede gezi boyunca gezdiğim yerlerle ilgili çektiğim fotoğrafların yanında o yerlerin tarihi bilgileri ile o bölgelerde yaşamış derin izler bırakmış şahsiyetlerimizin kısa biyografileri ve menkıbeleri de yer alacak. Bu yazılı dokümanları okumanız makaleden daha fazla keyif almanızı sağlayacaktır. Belki daha önce hiç duymadığınız bilgileride böylece öğrenmiş olursunuz. Şimdi makalemize başlayalım.

    İşyerimden 20 Temmuz itibariyle 10 günlük izin aldıktan sonra 21 Temmuz 2012 sabahı tam donanımlı bisikletimle Ankara Etlik garajına gelip saat 08.00 de Beypazarı otobüslerine binip Beypazarı’na gittim.

    1.Gün: (Beypazarı-Kıbrıscık); Birinci gün Beypazarı’ndan saat 13.30 da çıktım. İnözü vadisinden geçen yol 1650 metredeki Ahlatlık geçidine kadar yavaş yavaş yükseliyor. Zirveye 3-4 km kala daha da dikleşen rampalarda bisikleti taşımak zorunda kaldım. Yolun hemen kıyısında bulunan Karagöl’de birkaç resim çekip akşam 19.30 gibi Kıbrıscık’ a vardım. Sıcak nedeniyle yoldaki asfaltın erimesi hızımı olumsuz yönde etkileyip beni bir hayli zorladı. Birinci gün Beypazarı’ndan itibaren sadece 54 km yapabildim.

    BEYPAZARI; (res 4) Ankara’ya 98 km. mesafede bulunan Beypazarı’na gelince ilk işim “Hıdırlık Tepesi” denilen mesire alanına çıkıp Beypazarı’nı kuşbakışı fotoğraflamak oldu. Bu tepenin ön tarafı yeni Beypazarı’na arka tarafı ise tarihi evlerinin bulunduğu eski Beypazarı’na bakıyor.

    Hıdırlık tepesinden inip tarihi evlerin bulunduğu eski Beypazarı sokaklarının içine giriyorum.

    Beypazarı’nda aynı zamanda Dutlu(Tahtalı) ve Kapullu olmak üzere iki termal kaplıca tesisi mevcut. Bunlardan Dutlu (Tahtalı Kaplıcası) Ankara merkezine yaklaşık 90 km. ilçe merkezine 20 km. kadar mesafede. Kapullu Kaplıcası ise İlçeye 30 kilometre uzaklıktaki Kapullu Köyü’nün Sakarya vadisinde bulunmakta.

    Ankara’dan Beypazarı’na Etlik Garajından her saat başı araba kalkıyor.

    Daha sonra çarşı içinde bir lokantada bir şeyler atıştırıp “İnözü vadisi” ne giriyorum.

    İnözü Vadisi: İnözü Çayı’nın aşındırmasıyla oluşmuş vadide kayalıklara oyulmuş çok sayıda mağara bulunuyor. Bu mağaralar doğal mağara değil yani bir zamanlar insanlar tarafından kayalar oyularak yapılmış ve içinde insanların yaşadığı oda şeklinde mağaralar. Mağaraların bir bölümü çok yüksekte olduğundan ziyaret edilmeleri pek mümkün olmuyor. O zamanlar herhalde güvenlik açısından böyle yüksek yerler tercih edilmiş. Ama alçakta olanlarda var.

    2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası kapsamında, bu vadi doğal ve arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alınmış. Vadide gezinirken oturup doğanın tadını çıkarabileceğiniz ve yöresel yemekleri tadabileceğiniz tesisler de bulunmakta.

    Beypazarında bulunan diğer vadilerde “Gönen Vadisi” ile “Sabagöz Vadisi” dir. Özellikle Sebagöz Vadisi Doğa turları yapanların tercih ettiği bir vadidir. Bu vadide nadide çeşitli kuş, çiçek, kelebek türleri gözlemlenebiliyor

    Vadiye girince karşıma ilk çıkan Selçuklulardan kalma bakımsız bir türbe oldu. Türbe önündeki tabela yıpranmış olduğu için yazıları okuyamadım. Orada su dolduranlara da sordum ama onlarda hiç bir şey bilmediklerini söylediler. Burada su doldurup yola devam ettim. Hava çok sıcak.



    Vadi içersinde devam ederken yolun sağında bir türbe daha karşıma çıktı. “Yediler Türbesi” adındanda anlaşılacağı üzere türbe bir tane ama içerisinde yedi adet sanduka var. Ancak kimlikleri hakkında hiçbir bilgiye rastlamadım.

    [​IMG]

    Vadideki yol kalitesiz ve bozuk bir asfalttan oluşup yavaş yavaş rakımı yükselerek 1650 mt. ye kadar çıkıyor. Bu yol Bolu Kıbrısçık ilçesine gidiyor. Yolun gidiş istikametine göre sağ tarafı daha çok güneş gördüğü için asfalt erimiş. Bu kısımda bisiklet sürerken tekerlek asfalta yapışıyor. Arada bir arkadan gelen arabalara yol vermek için yolun biraz daha sağına çekiliyorum ama o zamanda kenardaki çakıllar tekerleğe yapışıp tekerlekle çamurluk arasında sıkışıp tekerin dönmesini engelliyor. Tekerlekte üzerine çakıllar yapışmış kalın bir zift tabakası oluşuyor. Yolda bisiklet sürmek çileli bir hal alıyor. Durup bu zifti tekerleklerden temizliyorum ve yolun karşı tarafına geçip ters istikametten yola devam ediyorum.

    [​IMG]

    Eğim zirveye doğru daha çok dikleşiyor buralarda bisikleti taşımak zorunda kalıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Karagöl’e varıyorum

    [​IMG]

    Karagöl; 28.km de Kıbrısçık’ın tek doğal gölü olan “Karagöl’ e ulaşıyorum. Kıbrısçık’a 22 km uzaklıkta 1425 rakıma sahip bu göl bir heyelan gölüdür. Bir hektar genişliğinde olup, derinliği 11-12 metreye kadar ulaşmakta. Çevresi sazlık ve bataklıktır. Gölde, alabalık, kadife, gök kuşağı gibi balıklar ve yaban ördeği ya¬şıyor. Karagöl, milli parklar kapsamı içerisine alınmış olup konak¬lamaya yönelik dağ evleri ile kamp yapmaya elverişli yerleri mevcut.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Birinci gün sonunda Bolu Kıbrıscıké varıyorum.

    [​IMG]

    Kıbrıscık: Kıbrıscık, ülkemizin Batı Karadeniz Bölgesi'nde bulunan Bolu ili'nin güneyinde yer alan bir ilçedir. İlçe merkezi Bolu ili ile Beypazarı ve Seben ilçelerinin ulaşımının birleştiği yerdedir. Bolu'ya uzaklığı 66 km., Beypazarı'na uzaklığı 54 km.dir. İlçenin Köroğlu Dağları'nın güneyinde iki önemli akarsu ile parçalanmış bir 1140 rakımlı bir plato üzerinde kurulmuştur. Kuzeyde Serke Dağları ve Köroğlu Dağları uzanır. İlçeden Bolu ve Beypazarı'na gün¬lük ticari otobüsler gidip gelmekte.

    İlçe merkezi ve çevresi dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olduğundan ovalar yok. İlçe merkezinin kuzeyindeki Köroğlu Dağları'nın (2399 m.) etrafında yaylalar vardır.

    Aslında ilk gecemi Karagöl’de geçirmeyi düşünüyordum. Ancak yolda karşılaştığım biri Kışlacık’ta etrafı tel örgülerle çevrili Köroğlu dağ evlerinin olduğunu orada kalmanın daha güvenli olacağını söylemesi üzerine fikrimi değiştirip 22 km daha gidip akşam saat 20.00’de Kıbrısçık’a varıyorum. Kıbrısçık’ta Köroğlu dağının eteklerinde yapılmış olan bu dağ evlerini belediye işletiyor. Çarşı içinde kahvehanede oturup 2 çay 2 de maden suyu içiyorum. Orada tanıştığım İbrahim isimli belediye görevlisine durumu anlatıyorum. Ancak yer yokmuş ve çadır kurmak için izin istediğimde ise belediye başkanından izin almak lazım dediler. Bir görevli başkan beye telefon edip durumu bildirdi ancak sayın başkan uygun görmedi. Merkezde futbol sahasında kursun demiş. Bunun üzerine tarif edilen futbol sahasına gittim. Ama saha meğerse halı saha imiş. Etrafında evler var su yok. Hiç hoşuma gitmedi. Saat te bir hayli ilerledi bu arada. Merkezde uygun bir yer ararken PTT nin karşı tarafında etrafı çevrili içinde yeni yetişen genç ağaçların olduğu küçük bir park gözüme ilişti. Üstelik yanı başında çeşmesi de var. Hemen parka girip 7 dk.da çadırı kurup içine kendimi atıyorum. Bu sırada saat:00.30 u gösteriyordu. Onun için buradakii resimleri bir sonraki gün çekiyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    2.Gün (Kıbrıscık-Göksu Tabiat Parkı)

    [​IMG]

    Şimdilik bu kadar ancak yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz.
     
  2. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    2.Gün (Kıbrıscık-Göksu Tabiat Parkı);

    İkinci güne 6 saatlik bir uyku sonunda başlıyorum. Bugün 50 km kadar yol gideceğim için fazla acele etmiyorum. Ancak Tepeköy yaylasında Orman işletme şefliğinde 3 saat kadar oyalanıyorum. Göksu Tabiat parkı’ na saat 14.00 gibi varıyorum.

    Ertesi gün Saat:06.30 da kalkıp fotoğrafları çekiyorum. İlgimi çeken bir şey de İlçenin nüfusunun tabelada 2600 olması. Ancak konuştuğum bir vatandaş nüfusun aslında 1300-1500 kadar olduğunu söyledi.

    Bolu istikametine bulunan Aladağlara doğru yola koyuldum. Yoldan manzaralar.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bakırcılar Yaylası ile Tepeköy yaylası aynı düzlükte bulunuyor.Bu yaylaları yakınında bulunan ve yolumun üzerinde olan “Aladağ Orman işletmesi Alabarda Bölge Şefliğine” uğruyorum. Burada tanıştığım Cabbar beyin ve burada görevli bulunan personelin yakın ilgisine muhatap oluyorum. Yemekler çaylar sağ olsunlar çok yakınlık gösterdiler. Burada 3 saat kadar oyalanıyorum.Burada çektiğim fotoğraflar;

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Burada hep birlikte yakındaki Tepeköy yaylasındaki camiye gidip Cuma namazını eda ettikten sonra vedalaşıp Göksu Tabiat Parkına doğru yola çıktım. Bu güzel yerde bir hayli vakit geçirdim.

    Ormandan çıkınca Kızık Yaylası ve Değirmenözü Yaylalarının bulunduğu düzlük geniş bir araziye giriyorum. Bu geniş arazinin etrafı da gür ormanlarla kaplı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yolun solunda terkedilmiş bir Jandarma karakol binasının karşısındaki tabelada “Göksu Tabiat Parkı” yazısını görüyorum. 9 km olduğu yazıyor. Yol düz ancak toprak. Yanınızdan geçen araçlar bol bol toz yutmanıza sebep oluyor.

    [​IMG]

    Göksu Tabiat Parkı; 1350 rakımlı Göksu gölü Bolu’nun 30 km. güneyinde Aladağ yaylaları ve İzcilik Kampı yanındadır. Göl çevresinde ve yaylalar arasında trekking, piknik ile su sporları ve sportif olta balıkçılığı için ideal olan gölün alanı 8 hektardır. Doğa güzelliği ve temiz havasıyla özellikle yaz aylarında insanların ziyaret ettiği bir yerdir.

    Göksu Tabiat Parkında bulunan izcilik kampına geldiğimde kapıda bir yazı dikkatimi çekiyor. Bu yazıda Grekoromen A milli güreş takımının kamp yaptığından dolayı ziyaretçi girişi kabul edilmediği yazıyordu.

    [​IMG]

    Fakat onca yolu boşuna gelmiş olamamak için yine de içeri girdim. Yetkililere kendimi tanıtarak birkaç fotoğraf çekmek istediğimi söyledim. Onlarda sağ olsunlar izin verdikleri gibi kamp alanı içerisinde bulunan göl kıyısında uygun bir yer gösterip çadırımı buraya kurabileceğimi söylediler. Burada çektiğim fotoğraflar;

    [​IMG]

    İşte Grekoromen A milli takımımız. İçlerinde bir dünya birde Avrupa şampiyonu var.

    [​IMG]

    Daha sonra göl kıyısına gidip çadırımı kuruyorum. Duş için kullandığım malzeme. İçine suyu doldurup yarım saat güneşte bekletince sıcak su hazır.

    [​IMG]

    Sonra ateş yakıp sucukları kızarttım.Bu bugün yediğim tek öğün yemekti. Çorba,ekmek arası sucuk ve çay

    Ertesi gün öğlene doğru son bir fotoğraf çekip Göksu izcilik kampından ayrıldım.

    3.Gün (Göksu Tabiat Parkı-Bolu Akkayalar);

    3.günü sabahı iyi bir uyku sonunda dinlenmiş olarak kalkıyorum. Öğlen’e kadar burada oyalanıyorum. Çünkü bugün sadece 13 km mesafede olan Gölcük gölüne gidip orada konaklamak. Ancak Gölcük gölüne gelince konaklamanın yasak olduğunu öğrenince acelece fotoğrafları çekip Karacasu’ya iniyorum. Burada bir kaplıca keyfi yapıp akşam Akkayalar gelip geceyi burada geçiriyorum. Kilometre saatim kendi kendine sıfırlanmış. Sanırım 3.gün sadece 35-40 km yaptım.

    İstikamet Gölcük Gölü. Tekrar orman içinden aşağı doğru giden asfalt yoldan 15 – 16 km kadar gittikten sonra yolun sağında Gölcük Gölü tabelasını görüyorum.

    [​IMG]

    Buradan U dönüşü yapıp 200 metre yukarıda Göksu Gölü girişine geliyorum.

    Gölcük Gölü; Bolu’nun 13 km güneyinde denizden 950 metre yükseklikteki Gölcük gölü yüzeyi 45000 m2 alana sahip suni olarak yapılmış bir set gölü. 450 dönümlük göl alanının çevresinde, dinlenme ve gezinti sahası olarak hizmet veren yürüyüş parkurları ve piknik alanları bulunuyor. Gölü çepeçevre dolaşan parkurun uzunluğu ise 1320 metre.

    Türkiye'nin en romantik yerlerinden biri olan göl çevresindeki yürüyüş parkurunda, 300 - 400 metre aralıklarla suya açılan tahta iskeleler, eşsiz manzaranın en güzel tamamlayıcıları. Gerçek bir seyir istasyonu olan bu ahşap duraklar, fotoğraf severlerin de favorisi.



    Gölcük Gölü Seben-Kıbrıscık karayolu üzerinde çam ve köknar ormanlarıyla çevrili bir doğa harikasıdır. Göl kıyısı yerleşime kapalı olduğundan sadece Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne ait ahşap bir konukevi binası bulunuyor . Gölcük'e ait tüm kartpostalların, fotoğrafların ve tabloların başrol oyuncusu olan bu evi sadece dışarıdan izlemek ve fotoğraflamakla yetineceksiniz. Çünkü bu eve girmek için Orman Bakanlığı'ndan özel izin alınması gerekiyor.

    Bolu şehir merkezinden 15 kilometrelik bir yolla ulaşılan Gölcük'te, kışın en soğuk günlerinde bile yolun kapanması gibi bir sorun yaşanmamış bugüne dek. Gölcük'e en yakın konaklama yeri kaplıcaları ile ünlü olan ve her yıl çok sayıda turiste ev sahipliği yapan Karacasu'daki oteller.

    Günlerden Cumartesi olduğu için Göl çevresi çok kalabalık. İşte burada çektiğim turun en güzel fotoğraflarından bazıları;

    [​IMG]

    [​IMG]

    Göl çevresinde telefon kulübesi ve camide bulunuyor.

    [​IMG]
     
  3. ahmetadanalı

    ahmetadanalı Aktif Üye

    Kayıt:
    22 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    117
    Beğeniler:
    105
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    böyle ayrıntılı bir gezi fotograflar için tesekkürler. gezdiğiniz gördügünüz yerler gercekten cok güzel. sayenizde bizlerde gezmiş olduk. pedalınıza tas gelmesin:)
     
    Fikret Öztürk bunu beğendi.
  4. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Göl çevresinde kamp kurup konaklamak yasak olduğu için 7 km kadar aşağıda bulunan “Karacasu” beldesine gitmeye karar veriyorum. Yola çıkıp 300-500 metre gitmiştim ki sağ tarafta bir alabalık tesisi görünce burada bir alabalık yemeye karar verdim.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Alabalığın yanında kaymak,ezme,taze fasülye mezesi,bal,tereyağ ve salata da getirdiler. Hesap ise 17.50 TL

    [​IMG]

    Yemek işini hallettikten sonra Karacasu ya doğru yola devam. Karacasu’da ilk işim kaplıcaya girmek oldu.

    [​IMG]

    Kaplıcadan çıkınca kaplıca karşısında bulunan çay bahçesinde 2 çay bir maden suyu ve bir de ayran içtim. Kaplıcaya 8.00TL ödedim. Konaklamak isterseniz geceliği 60 TL. Ancak Karacasu’da çok sayıda pansiyonda bulunuyor. Pansiyon fiyatları 20-30 TL arasında değişiyor. Karacasu’da 4 yıldızlı lüks bir otelde bulunuyor.

    Turun bu 3.günü en zevkli geçen günüydü. Çünkü bu gün hiç rampa çıkmadım tersine hep aşağı doğru indim, Doğa harikası bir gölü gezdim güzel bir yemek yeyip üstüne birde kaplıca keyfi yaptım.

    3.günü konaklamayı Gölköy gölü kenarında çadırda yapmayı planladığım için hemen yola koyuldum. Su kanalı yanından kanala paralel devam eden toprak yoldan devam ettim. Çiftçiler tarlaları akşam saatlerinde suluyorlar.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Adapazarı-Bolu yoluna çıktım. Tam karşıya geçecekken uğramayı planladığım Bolu’nun pamukkalesi olarak bilinen “Akkayalar” aklıma geldi. Hava da hemen hemen kararmıştı.Onun için aşağıdaki resim ertesi gün çektim. Akkayalar buradan 500 metre yukarıda sağda bulunuyor. Çeşmenin az gerisinde de maden suyu fabrikası bulunuyor

    [​IMG]

    2km mesafede olan Akkayalar ’a gidip orada kamp atmaya karar veriyorum.

    Akkayalar’a varınca havuz kıyısında bulunan akasya ağacının altına çadırımı kurdum. Hava karanlık ve etrafta 7-8 tane köpekten başka hiçkimse yok. Çok bakımsız bir yer. Aşağıdaki resimleri ertesi gün çektim.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Havuzların az ilerisinde iki adet küçük havuz görüyorum. Bu küçük havuzlara akan su işlenmemiş doğal maden suyu. Buradan 1.5 litrelik pet şişemi maden suyu ile doldurup Gölköy’e doğru yola çıkıyorum.

    [​IMG]

    Gölköy Mesire Yeri: Bolu’nun 10 km batısında Gölköy ile Karaköy toprakları üzerinde yer alan Baraj Mudurnu ve Büyüksu çayları üzerinde kurulmuş. Göle zaman zaman yaban ördekleri de uğramaktaymış. Aslında Bolu ovasının sulanması amacıyla yapılmış. Ancak şehir merkezine ulaşım kolaylığı nedeniyle piknik yapmak, balık tutmak isteyenler için de tercih edilen bir mesire yeri olarak ta hizmet vermekte

    Tur boyunca gördüğüm en büyük göl olan Gölköy resimleri;

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    DEVAM EDECEK
     
  5. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    4.Gün (Akkayalar- Abant Gölü);

    4.günü sabahı saat 7.00 de kalkıyorum. Akşam çekemediğim fotoğrafları sabah çekip Gölköy'e oradan Adapazarı yoluna çıkıp 3-4 km gittikten sonra Abant yol kavşağından sola dönüp Abant yoluna giriyorum. Saat 14.30 gibi Abant gölüne varıyorum. Tahminen toplam 35 km kadar yol yapıyorum. Abant yolu vadi içersinden 22 km boyunca önce düz başlıyor ve yavaş yavaş yükseliyor. Sonlara doğru3-4 km kala rampalar dikleşiyor.

    [​IMG]

    Abant yol kıyılarında sık sık restorantlara rastlamak mümkün.Bazılarında konaklama imkanı da var.

    [​IMG]

    Abant gölüne 2km kala solda Seyfi Baba'nın yerinde biraz dinlenip ekmek arası sucuk ve 2 duble çay içiyorum.

    [​IMG]

    Abant Gölüne geliyorum. Abant Gölü Tabiat Parkı: Batı Karadeniz Bölgesinde Bolu ili merkez ilçesi sınırları içerisinde Bolu’nun en meşhur göllerinden biridir. Tektonik menşeli göl ve çevresindeki bitki zenginliği ayrıca büyük bir açık hava rekreasyon potansiyeline sahip bulunması nedeniyle yörenin 1150 hektarlık bölümü, 1988 yılında Tabiat Parkı olarak ayrılmış. Çok değişik bitki türlerinin yer aldığı bölgede domuz, geyik, karaca, ayı, tilki, çakal, tavşan, yırtıcı-ötücü kuşlar bulunuyor. Gölün en önemli özelliklerinden biride endemik bir tür olan Abantalası denilen balık türünün dünyada sadece Abant gölünde yetişmesi.

    Karşıma ilk olarak Abant gölü çevresinde tur atan faytonlar çıkıyor. Bir tam tur 60 TL. Yarım Tur 30 TL.



    Girişte sağ tarafta kamp alanı tabelasını görünce o yöne doğru gidiyorum. Bu arada da bir kaç fotoğraf çekiyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kamp alanı olarak tahsil edilen tabelayı görünce içeri girip kamp alanına çıkıyorum. Bu tabeladan sonra toprak yoldan devam ederseniz 200 mt içeride “Samat Yaylası” bulunuyor. Yaylanın Ahşaptan yapılmış şirin bir camisi var.

    [​IMG]

    Kamp alanında eşyaları indirip çadırımı kuruyorum. Burada Elektrik, tuvalet, telefon kulübesi vs. bulunuyor. Aynı zamanda etrafı tel örgülerle çevrilmiş güvenli bir yer. Uzun süre kalanlardan günlük çadır başına 13 TL alınıyor. Ama benden de bir gece kalmama rağmen 13 TL aldılar.

    [​IMG]

    Daha sonra ağırlıklarından arınmış bisikletime atlayıp Abant gölü etrafını komple dolaşıyor ve bol bol fotoğraf çekiyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  6. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    5.Gün (Abant – Göynük - Taraklı);

    Abant’tan saat 09.00 gibi ayrılıp Taşkesti üzerinden Adapazarı yoluna çıkıp sola Mudurnu istikametine doğru gidip Göynük tabelasını görünce sağa dönüp Göynük’e geliyorum. Burada gerekli ziyaretleri yaptıktan sonra Taraklı’ya hareket edip Saat:17.00 gibi Taraklı’ya varıyorum. Kilometre saatim randımanlı çalışmıyor. Bugün sanırım 85-90 km yol yapıyorum.

    [​IMG]

    Taşkesti'ye dik ve çakıllı bir dağ yolundan gidiliyor. Bisikletinizin frenleri sağlam olmalı.Fren sıka sıka parmaklarım uğuştu.Hatta bir sefer sırf ellerimi dinlendirmek için mola vermek zorunda kaldım. Bu arada lastikler de biraz yıprandı bu yolda.

    [​IMG]

    Düze inince bozuk bir asfalt yol başlıyor.

    [​IMG]

    Taşkesti'ye ulaşıyorum. Taşkesti'de kaplıca tesisi de varmış ama zaman kaybı olmaması için uğramadım.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Taşkesti ’den Adapazarı yoluna çıkıp sola dönüyor ve Göynük yol ayrımına kadar yine rampa aşağı çok rahat geliyorum. Buradan Göynük 33 km Mudurnu istikametine giderseniz 19 km. Göynük yolu asfalt ama dar. Yavaş yavaş yükselerek 1080 mt de “Hacıayaz” geçidine kadar çıkıyor sonra iniş başlıyor. 15 km kadar gittikten sonra double yol çalışmaları nedeniyle yol bozuluyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ve Göynük’e varıyorum. Göynük deyince akla ilkönce Akşemsettin Hz. ve tarihi Osmanlı evleri geliyor. Göynük turun en önemli noktalarından biri. Bu bölümden itibaren bu yerlerde yaşamış tarihi şahsiyetlerle ilgili yazılı dokümanlara daha fazla yer vereceğim.

    [​IMG]
     
  7. Kenan HAZAR

    Kenan HAZAR Yeni Üye

    Kayıt:
    23 Eylül 2010
    Mesajlar:
    5
    Beğeniler:
    3
    Şehir:
    Sakarya
    Seviye:
    Hep aklımızda olan ama iş ve dağcılık sebebi ile bir türlü gerçekleştiremediğimiz güzergahlar. Ayağınıza, elinize, kalemineize sağlık.
     
    Fikret Öztürk bunu beğendi.
  8. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    GÖYNÜK: Göynük Bolu İline bağlı olup il merkezine 98 kilometre mesafede tarihi şirin bir ilçe. Göynük’ün Friglerle başlayan bir tarihi var. Bizans ve Selçuklu yönetiminden sonra 1323′te Osmanlı topraklarına katılmış.



    Göynük evleri, Anadolu'da Türk yaşayışının ve yerleşme kültürünün önemli örneklerindendir. Bir biri üstünden ileriye bakmaya çalışan, zaman zaman % 40'ı bulan bir eğim üzerinde ve dar sokakların çevresinde bahçeler içerisinde kurulmuş bu evler tarihi Osmanlı Anadolu kasabası dokusunun bozulmadığı ender rastlanan türlerden olduğu için tüm yerleşim alanı kentsel sit alanıdır. Burada bulunan evler 20. yüzyıl başlarına ait 100-150 yıllık olan bu evlerin çatıları genellikle kırma çatı türünde olup, üzerleri yerli kiremitlerle örtülüdür. Bazı evlerin oturma odalarında çeşitli motiflerle süslenmiş tavanlar bulunmaktadır. Evler, genellikle, zemin katlı bir veya iki katlı olarak inşa edilmiş olup, içten merdivenlidir. Evlerin önünde genellikle “hayat” adı verilen avlular da yer almaktadır.



    Son yıllarda bu evler restore edilmekte ve turistik pansiyon olarak kullanılan bu evlerin bence Safranbolu evlerinden hiç aşağı kalan bir yanı yok.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Zafer Kulesi ;1923’de ilçenin İlk Kaymakamı Hurşit Bey olup bu dönemde Kurtuluş Zaferi anısına İlçenin Hakim tepesine Zafer Kulesi inşa edilmiştir. Halen bu kule tarihi anıtsal yapı olarak korunmaktadır.

    [​IMG]

    [​IMG]



    Akşemseddin Hz’leri Türbesi;

    Fatih Sultan Mehmet Han Hz’nin Hocası Akşemseddin Hz’leri Eyüp Sultan Hz’nin Kabrini bulmuş ve Pastörden asırlarca önce Mikrobu keşfetmiştir. Fetihten Sonra Devlet İşlerinden elini Çeken Akşemseddin Hz’leri Göynük’e yerleşerek, 15 yıl burada yaşamış ve Göynük’te vefat etmiş. Türbesi 1464 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından kefeki taşından yaptırılmış. Türbede ayrıca Akşemseddin'in oğulları Sadullah ile Emrullah çelebilerin sandukaları vardır. Göynük İlçesinde her yıl 29 Mayıstan bir önceki pazar günü Akşemseddin Hazretleri’ni anma günü düzenlenmektedir.

    [​IMG]

    Türbenin hemen yanında Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı da yer almakta.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Gazi Süleyman Paşa Camii :

    Osmanlının ilk kuruluş dönemlerinde Orhan Gazinin Oğlu, Şehzade Gazi Süleyman Paşa Göynük’e yerleşerek burada Kendi adı ile anılan Muhteşem bir cami ve birde Hamam (1331-1335) Yaptırmıştır. 504 metrekare alan üzerine külliye olarak inşa edildi. 1948 ve 1960 yıllarında restore edilen camiin en göze çarpan özelliği yöredeki ilk Osmanlı eserleri arasında en sağlamlarından biri olması ve hamamı ile birlikte halen kullanılması.

    Gazi Süleyman Paşa Hamamı ;

    [​IMG]

    Bu hamamda Süleyman paşa camii ile aynı zamanda yapılmıştır. İnşası tamamen traverten kesme taş ile yapılmış olup bay ve bayan bölümleri ayrı ayrıdır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Ankara ve İstanbul da dahi böyle muhteşem bir hamam bulunmadığı konusu övgü ile bahsedilmiştir.

    Bu hamam, yapılmasına vesile olan ilginç bir hikayeye de sahiptir. Rivayet olunur ki; Camii’nin yapımı sırasında yapıya taş getiren ama getirdiği taşı bırakmadan geri götüren bir işçi Süleyman Paşa’nın dikkatini çeker. İşçiye “niye aynı taşı getirip yerine koymadan geri götürüyorsun” diye sorduğunda “kirli (cünüp) olduğum için taşı mübarek bir yapının, temellerine koymak istemedim” der bunun üzerine Süleyman Paşa hemen usta başına emir vererek cami’nin yanına birde hamam inşa edilmesini ister. Böylece günümüze kadar varlığını devam ettiren ve Göynük’ün en eski mimari yapıtlarından biri olan Gazi Süleyman Paşa Hamamı ortaya çıkar.

    Göynük’te Akşemsettin Hz. Den başka iki büyük veli türbesi daha bulunuyor.Bunlardan biri "Ömer Sıkkıni Hz” diğeri de “Debbağ Dede Hazretleri” nin Türbeleri. Bu üç türbede merkezde çarşı içinde evlerle yan yana bulunuyor. Bu türbeleri de ziyaret etmeden gitmek olmaz tabii.

    ÖMER (Emir) SİKKİN Hz TÜRBESİ (880-1475);

    Türbe içersindeki sandukalardan diğerinde oğlu sümbül efendi bulunuyor.

    [​IMG]

    Türbe duvarında asılı olan pişrinç levhada Ömer sıkkin Hz hakkında şu bilgiler yer alıyor;

    “ Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış önemli mutasavvıflardan birisi olan Ömer (Emir) Sikkın’in doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kaynaklarda bıçakçılık mesleğini benimsediği için “bıçakçı” anlamına gelen “Sikin” ünvanıyla tanınmıştır.

    Kendisinden sonra Bayramiyye tarikatının Melamiyye kolunun piri sayılan bu zatın hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.
    Daha fazla bilgi için Osmanlı alimlerinden Bkz.”Şekaik-i Numaniyye Tercüme ve Zeyilleri” eseri ile M.Tahir Bursalı “Osmanlı Müellifleri” adlı eser ve ondan sonra Melami Sarı Abdullah (ölüm M/1659) “Cevheretü’l Bidaye” adlı eserlerde;

    Buna göre Hacı Bayram-ı Veli Hz.nin ölümünden sonra Halişfeleri olarak Akşemsettin Hz. Leri Beypazarı’nda, Ömer Sikkin Hz. De Göynük’te irşat hizmetlerine başlarlar. Kısa bir süre sonra Akşemsettin Hz.leri de Göynük’e gelerek burada bir tekke kurar.Akşemsettin Hz.leri Hacı Bayram Veli’nin 1.halifesi olarak kabul edildiği için müridler,Şeyh Akşemsettin’e tabi olup onun sohpet meclisine katılırlar. Akşemsettin ve müridleri her kuşluk ve akşam vakitleri zikir ve sohbet meclisleri düzenlemektedirler. Ömer Sikkin Hz.dışındaki bütün herkes bu toplantılara katılmakta e Şeyhin elini öpmektedirler. Ömer Sikkin Hz leri ise, sohbet halkasının bir kenarında oturur,açık ve gizli zikir tercihlerinden dolayı bu halkaya iştirak etmezdi. Bu durum karşısında Akşemsettin Hz.leri Dede Ömer Sikkin Hz.lerinin yanına giderek “Bu sohbet ve zikirlere seninde katılman gerekir,yoksa şeyhin taç ve hırkasını alırız” der.

    Ömer Sikkin Hz.leri “Madem ki böyledir,yarın ki Cuma namazından sonra bizim eve gelin size Taç ve Hırkayı teslim ederiz” der. Ertesi gün Ömer Sikkin Hz.leri evin avlusuna büyük bir ateş yaktırır. Namazdan sonra Akşemsettin Hz.leri müridleri ile birlikte eve gelir.Ömer Sikkin Hz.leri sırtında hırka başında taç olduğu halde ateşe girer. Bir müddet sonra ateşten çıktığında hırka ve taç’ın yandığı fakat kendisine bir şey olmadığı görülür.Bu olaydan sonra müridler taç ve hırkayı terk ederler.

    Bu olaydan sonra Hacı Bayram-ı Veli tarafından kurulmuş olan Bayramiyye tarikatı iki kola ayrılmıştır.Her ikisininde merkezi Göynük’te olan bu tarikatlardan Ömer Sikkin’in temsil ettiği kola “Bayrami Melamiliği” Akşemsettin Hz.lerinin temsil ettiği kola “Bayramiyye-yi Şemsiyye” adı verilmiştir.

    DEBBAĞ DEDE TÜRBESİ
    Üçüncü olarak Debbağ dede türbesini ziyaret ediyorum. Burada da türbe duvarında asılı olan tabelada şu bilgiler yer alıyor;

    “Ne zaman doğduğu ve öldüğü bilinmiyor. Hayatıyla ilgili bilgimiz menkıbelere dayanıyor. Mesleği deri tabakacılığıdır. Halk kendisini “Tabak Dede” diye tanır. Anlatılanlara göre ermiş bir kişidir Ermişliktede yüksek bir seviyeye ulaşmıştır.

    Bir hac mevsiminde Göynük’ten bir grup Müslüman hac ibadetini yerine getirmek için Mekke’ye gider. Görevlerini yerine getirirlerken hacılardan biri kaybolur. Diğer hacılar döner o kalır. Çaresizlik içersinde kıvranırken Arab’ın biri yanına yaklaşıp derdini sorar. O da anlatır. Arap, merak etmemesini, kendi yöresinden bir zatın her sabah her sabah namaz için Mekke’ye geldiğini, onunla dönebileceğini söyler.”Namazdan sonra sıkıca sarıl. Ne derse desin sakın bırakma” der. Adam söyleneni yapar.Tabak Dede bakar ki kurtuluş yok “Gözlerini yum. Ben aç demeden açma. Bu olayı da kimseye söyleme” der. Birlikte göynük yakınlarına uçarlar. Bir süre sonra adam Göynük’e gelir. Tabak Dede’yi görür. Onu tanır. Bunun üzerine Tabak Dede “Vademiz dolmuştur. Suyumuz ısıtılsın.” Der ve vefat eder.

    İsteyen inansın isteyen inanmasın. Bizler için olağanüstü gibi görülen olaylar aslında Allah dostları için sıradan şeyler. Eğer böyle olaylara şüphe ile bakanlar varsa “Tayy-i Mekan” kelimesini bir araştırıversinler. Ayrıca Mustafa Özdamar’ın “Ladikli Ahmet Ağa” kitabından da istifade edebilirler. Göynük’te işim bitince önce bir lokantaya gidip karnımı doyurdum sonra Sakarya il sınırlarında olan “Taraklı” ya doğru yola çıktım. Taraklı şu ttnet reklamlarında mümkünlü kasabası olarak anlatılan yer. Bolu il sınırlarından çıkıp Sakarya İl sınırlarına giriyorum.

    [​IMG]

    Taraklı girişindeki Kozpetrol. 5. gün geceyi buradaki otelde geçiriyorum. Gecelik 30 TL.İki kişilik odada tek başıma kalıyorum.Petrolün restoranı ve marketindeki fiyatlar diğer petrollerde olduğu gibi kazık değil.8-10 TL ye karnınızı doyurabiliyorsunuz. Çay,soda 50 kr. gayet hesaplı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    DEVAM EDECEK...
     
  9. Çağatay Çağlar

    Çağatay Çağlar Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    496
    Beğeniler:
    219
    Şehir:
    Göztepe, İzmir
    Seviye:
    Fotoğraflar harika, insanın oraları göresi geliyor resmen. Bolu benim validenin memleketidir. İnşallah ilerde ben de gezerim oraları. Bol fotoğraflı güzel anlatım için teşekkürler. Nice kazasız sürüşler..
     
    Fikret Öztürk bunu beğendi.
  10. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    6.Gün (Taraklı- Bilecik);

    Sabah kalkınca restoranda güzel bir kahvaltı yapıp hesabı ödüyorum. Hazırlıklarımı tamamlayıp Taraklı'ya giriyorum.

    [​IMG]

    Taraklı: Sakarya ilinin güneydoğusunda, merkeze 65, İstanbul'a 200 ve Ankara'ya 200 kilometre mesafede bir ilçedir. Geyve ilçesine bağlı kasaba iken 27 Haziran 1987 tarihinde ilçe olmuştur.



    Bulunduğu konum itibariyle doğusunda Bolu'nun Göynük ilçesine 28 km, batısında Geyve ilçesine 34 km , güneyinde Bilecik'in Gölpazarı ilçesine 30 km olmak üzere konuşlanmış bir ilçesidir. Osmanlı’nın Taraklı’yı fetih tarihi 1289 yılıdır.



    Taraklı Evleri; En az Göynük ve Safranbolu evleri kadar güzeldir. Ancak Taraklı ve Göynük konakları Safranbolu’dan farklı olarak yemyeşil bir doğanın içinde yer almaktadır. Ayrıca, Göynük’ den gelen dere de Taraklı’ ya ayrı bir güzellik katmaktadır. Tarihi evlerin bazılarının 3 asrın üzerindedir.

    [​IMG]

    [​IMG]



    Taraklı ’nın tarih kokan daracık sokakları Arnavut Kaldırımı mimarisinde yapılmış. Sokakların ilginç yanlarından biriside sokaklarda yük taşıyanların dinlenmeleri için dinlenme taşlarının bulunması. Taraklı’ya yolunuz düşerse Kömürcüoğlu’na uğrayıp İzettin beyden Taraklı’nın meşhur köpük helvasından da almanızı tavsiye ederim. Bu helva sade olarak yenilebildiği gibi tahinle karıştırıldığında daha lezzetli oluyor. Ayrıca Taraklı - Gölpazarı yol ayrımında bulunan kavşakta otantik şirin ahşap bir restoran bulunuyor. İşleten Atakan bey motorsiklet düşkünü. Alabalık dahil yemek ihtiyaçlarınızı buradan karşılayabilirsiniz. Hatta kamp yapmak isterseniz o konuda da yardımcı olabileceğini söyledi. Taraklıdan ayrılıp 28 km uzaklıkta olan Gölpazarına doğru yola çıkıyorum. 3-4 km lik rampayı çıktığımda güzel bir gölet manzarası karşıma çıkıyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yol asfalt ama çok engebeli bir aşağı bir yukarı. Sonunda Bilecik il sınırlarına giriyorum. Bisikletim ile ilk defa memleketimin topraklarında pedallıyorum.

    [​IMG]

    Bir müddet sonra ilçemiz Gölpazarına geliyorum.

    GÖLPAZARI:
    M.Ö.1200′lerde Frigler’in bir yerleşim yeri olduğu sanılmaktadır. Tarih sırasıyla Frigler’in, Persler’in, Romalılar’ın ve Bizanslılar’ın egemenliği altına girmiş. Bizans egemenliği sırasında Bizans’ın Harman-kaya Tekfurluğu’na bağlıymış. Osmanlı’nın Bilecik’i ele geçirmelerinden sonra Osmanlı sınırları içine alınmış. İlçenin Osmanlılara katılmasından sonra güney yönünde bulunan gölün kenarında büyük bir kır pazarı kurulmuş ve bu yüzden GÖLPAZARI adını almış.1926′da Bilecik iline bağlı bir ilçe olmuş. Bilecik iline uzaklığı 55 km'dir. Kurtuluş Savaşı yıllarında Bilecik Yunanlılar tarafından işgal edilerek tamamen yakılıp yıkıldığı halde, Sakarya Nehrinin aşırı yükselmesi neticesinde Gölpazarı düşman işgaline uğramamış. Bugün halkın çoğunluğunu oluşturan yerlilere tıpkı Taraklı ve Göynük’te olduğu gibi “manav” denilmektedir. Gölpazarı’ nda Taraklı ve Göynük teki kadar olmasa da mahalle aralarında tek tük eski evlere de rastlamak mümkün.

    [​IMG]

    [​IMG]



    İlçede tarih sayfalarına isimlerini yazdırmış önemli kişilerden izler vardır. Bunlardan biri Osmanlının kuruluşunda büyük hizmetleri geçen aslen Bizanslı olup sonradan müslüman olan Harmanköy tekfuru Köse Mihal dir. Köse Mihal;in torunu Mihalgazi tarafından (1416-1419) yıllarında Taşhan, Mihalgazi Camisi, Hamam Ve Zincirli Kuyu yaptırılmış.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yeri gelmişken bu topraklarda izler eserler bırakmış Köse Mihal hakkında da bilgi vermezsem kendimi rahat hissedemem.

    Köse Mihal (Mikhael Kosses); Bizans İmparatorluğu'nun hudut kale beylerinden olup Bizans’ın Harmankaya (Harmanköy) tekfurudur. Ancak sonradan 1313'de Müslüman olup Abdullah adını almıştır. Böylelikle adı Abdullah Mihal Gazi olmuştur.

    (Harmanköy bugün Bilecik Yenipazar ilçesine bağlı bir köydür. Bu köyde az insanın bildiği güzel birde kanyon bulunur.) Osmanlı tarihinde Mihaloğulları olarak tanınan sülalenin kökü Köse Mihal’e bağlıdır.

    Osman Gazi'nin silah arkadaşı ve vefakar dostu Gazi Köse Mihal’in bu dostluk hikayesi şöyle başlar; Daha Osmanlı Osmanlı olmadan önce Köse Mihal Şeyh Edebalinin kızı Bala Hatun yüzünden çıkan bir savaşta Eskişehir tekfuru ile birlikte Osman Beyi öldürmek istemiş ancak yapılan savaşta yenilip Osman Gazi’ye esir düşmüş. Fakat Osman Bey tarafından af edilerek serbest bırakılmış. Bu olay Köse Mihal üzerinde derin bir iz bırakmış ve Osman Gazi’ye karşı büyük bir saygı duymasına sebep olmuştu.

    Osman Beyin ünü ve kuvveti günden güne artmaya başlayınca bundan kaygılanan Rum beyleri, onu öldürmek için planlar yapmaya başlar. Bu planları yapanlardan biri de Yarhisar Tekfurudur. Yarhisar tekfuru kızını Bilecik tekfurunun oğlu ile evlendirecektir. Plana göre Osman Beyi düğününe davet edecek ve bu düğünde Osman Beyi öldürecektir. Ancak Harmankaya tekfuru Köse Mihal, suikast planını öğrenir ve Osman Beye bildirir.
    Bunun üzerine Osman Bey kurnazca bir plan yapar. O zamana kadar Osmanlılar (Kayı’lar) yaylaya (Domaniç) çıkarlarken ağır eşyalarını Bilecik kalesine bırakırlar ve dönüşte de bunun karşılığında hediyeler verirlerdi. Osman Bey yine yaylaya çıkılacakmış gibi, askerlerin bir kısmını kadın kıyafetine sokarak eşyalarla birlikte Bilecik Kalesine gönderir. İşte bu askerler Bilecik’i fethederler. Sonrada Yarhisar fethedilir.

    Gölpazarı, Osmanlı Beyliği’nin kuruluş yıllarında, Köse Mihal’in beyi olduğu Harmankaya Tekfurluğuna bağlı idi. Daha sonra Köse Mihal’in Osman Bey’in hizmetine girmesiyle Harmankaya bölgesiyle birlikte Gölpazarı toprakları da Osmanlı Beyliği’ne katılmıştır.

    İşte Osmanlı Devleti;nin ilk kuruluş devirlerinden itibaren askeri tarihinde mühim rol oynamış ve bilhassa akıncı teşkilatında görev almış ümera ailelerinden biri olan Mihaloğulları ailesi, yüzyıllarca imparatorluğa hizmet etmiş, kuruluş ve yükseliş devrilerinde ünlü kahraman gaziler yetiştirmiştir. Bu aile Köse Mihal’ in ölümünden ve Rumeli fetihleri başladıktan sonra, sınırlarda askeri görevlerle ve düşman ülkelerine akın işleriyle görevlendirilince “Mihalli Akıncılar” adını aldı. Diğer akıncı ailelerinden Malkoçoğulları, Evrenosoğulları, Zağanosoğulları, Turhanoğulları gibi Mihaloğulları da Osmanlıların Avrupa içlerine kadar ilerlemelerinde yardımcı olmuş bir akıncı ailesidir. Mihalgazi’nin Türbesi Bilecik Söğüt ilçesinin İnhisar beldesinde bulunmaktadır.

    Gölpazarı-Bilecik yolunda double yol çalışmaları olduğunu öğreniyorum. Aynı zamanda arka bagajı tutan vidalardan biri yolda düşmüş. Arka bagaj sadece sağ taraftan tutuyor. Bilecik’e 55 km daha yolum var. Saat ise 15.30 olmuş. Bu şekilde yola devam etmenin zor olacağını düşündüğüm için Bilecik’e otobüs ile gitmeye karar veriyorum. Garaja gittim ama büyük otobüs sadece sabahları varmış. Küçük otobüslerin bagajına ise bizim bisiklet sığmıyor. Şoförle konuşup iki kişilik ücret vermeyi teklif ettim. O da araç tam dolmazsa bagaja değil de içeri alır götürürüz dedi. Öyle de oldu. Saat 16.00 arabasına binip hareket ettik. Vezirhan’ dan sonra yeni yapılan yola girdik. Otobandan hiç farkı olmayan bu yolda biri 760 metrelik Ertuğrul Gazi tüneli diğeri 2486 metre uzunluğunda Osman Gazi Tünellerinden geçtik. Karasu ovasından geçerken 25-30 metrelik hızlı trenin geçeceği beton direkleri görünce kendi kendime buralar ne olmuş böyle dedim. Memleket ne kadar değişmiş?

    Bilecik garajına gelince bisikleti araçtan indirip tekrar heybelerini taktım. Eve gidene kadar tarihi saat kulesi ile üç boyutlu yapılan Osmanlı arması heykelinin önünde birer fotoğraf çektim.

    [​IMG]

    Bu arada Bilecik ile bilgi de biraz verelim.

    BİLECİK:

    Tarihi İpek Yolu’nun içinden geçtiği Bilecik, Marmara Bölgesinin güney doğusunda yer alır. Marmara, Karadeniz, İçanadolu ve Ege Bölgelerinin kesiştiği noktadadır. Bu coğrafi özelliğinden dolayı BilecikTürkiye’de dört bölgede de toprakları olan tek şehirdir. Bir diğer önemli özelliğide Osmanlı Devletinin bu topraklarda kurulmuş olmasıdır. Şehir en eski bilinen adları Agrilion ve Belekoma’dır. Sakarya nehrinin etrafında toprakları olan Bilecik dereleri, gölleri, ormanları ve maden ocakları ile ayrı bir özellik taşır.



    Tarihte pek çok uygarlıklara sahne olan Bilecik; M.Ö. 1950’li yıllarda yörede yaşamış olan Trakya kavimlerinden Thynler’den sonra Mısırlılar, Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Bitinya Krallığı ve Roma İmparatorluğu’nun geçiş dönemlerini yaşamış ve onlara ait izleri üzerinde saklar.

    Cumhuriyetin ilk yıllarında tarım ağırlıklı zayıf bir ekonomiye sahip olan Bilecik, bu yapısını 1970'li yıllara kadar sürdürdü. 1973'te Kalkınmada Öncelikli İller kapsamına alınan şehrin kaderi değişmeye başladı. Ekonomisi canlanan il, 81 il arasında gelişmişlik sıralamasında 18. sırada yer alıyor. İlin, limanlara ve büyük kent merkezlerine yakın olması şehrin en önemi avantajı. Hammadde potansiyeliyle Türkiye'nin seramik merkezi olan ayrıca mermer rezervleri bakımından Türkiye'nin ilk 5 şehri arasında konumlanıyor. Bilecik'te kurulu şekilde 6 Organize Sanayi Bölgesi yer alıyor.

    Burasıda Bilecik belediyesinin hizmet binası. Saat kulesi bu binanın arka bahçesinde bulunuyor. Bu tarihi bina çocukluğumda yüksek okul olarak kullanılanılıyordu.

    Şehirden birkaç fotoğraf daha

    [​IMG]

    Şehir merkezinde osmanlı mimarisine uygun yaptırılan çeşmeler çok hoş olmuş.

    [​IMG]

    Ve eve geliyorum.

    [​IMG]

    Bahçede sedirin üstünde yatanlar beni ilk karşılayanlar.

    [​IMG]

    Bisiklet turu tamamlandı ama tanıtacağım yerlerin hepsi bitmedi Yarınki bölümde yeni yapılan Pelitözü göleti ve mesire alanı, Hamsu deresi ile Şeyh Edebalı,Dursun Fakıh,Ertuğrul Gazi Türbeleri Ne ait resim video ve bilgiler yer alacak.
     
  11. Cem Şentin

    Cem Şentin Bisikletkolik

    Kayıt:
    28 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.399
    Beğeniler:
    1.333
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Gerçekten güzel bir tur yapmışsınız. Bu arada askerliğimi Bilecik'in Söğüt ilçesinde kısa dönem olarak yaptığım için Söğüt civarını iyi bilirim. Ancak Mihaloğullarını tanıttığınız yerde 2 küçük hata yaptınız. Harmanköy Yenipazar'a değil İnhisar'a bağlıdır ve İnhisar 1990'dan beri ayrı bir ilçedir. Hatta 1990-1992 arası Söğüt'te askerken devriye gezdiğim köylerden Yakacık, Akçasu ve Kayabalı İnhisar'a bağlıydı. Ama İnhisar Harmanköy'den Yenipazar'ın Karahasanlar köyüne kadar uzanan ve adı yeni duyulan Harmankaya kanyonunun olduğu doğru. Bu arada 16. yüzyıldan 1894'e kadar Bilecik'in Yenipazar, Eskişehir'in Mihalgazi ve Sarıcakaya ilçeleri Bolu Sancağı Göynük Kazası'na bağlıyken Ertuğrul Sancağı (Merkezi Bilecik'ti) Söğüt Kazası'na geçmiş ve sırasıyla 1926, 1944 ve 1923'te Söğüt'ten ayrılmışlardır.
     
  12. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Cem bey haklısınız. Ben de dün akşamüstü makaleyi gözden geçirirken bu yanlışlığı farketmiştim. Bugün düzelteyim diyordum ama siz benden önce bu işi hallettiniz. Harmanköy'ün Bilecik'in İnhisar lçesine bağlı olduğunu ben de biliyorudum ama yazıyı yazarken nasıl olduysa Yenipazar olarak yazmışım.
     
  13. Ahsen Okyay

    Ahsen Okyay Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    4 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    895
    Beğeniler:
    770
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Dahon
    Seviye:
    Çok güzel bir gezi yapmışsınız baştan sona baktım okudum imrendim:) bu güzel gezilerinizin devamı dileklerimle.
     
    Fikret Öztürk bunu beğendi.
  14. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Ertesi gün kalkınca ilk işim merkeze 4km mesafede olan ve yeni yapılan "Pelitözü Gölpark"a gitmek oldu.Pelitözü Gölpark Projesi, Bilecik İl Özel İdaresi ve BEBKA tarafından finanse edilmiş. İçersinde 2 Cafeterya, 1 Kıl Çadır, 1 Yüzen Ada ve 1 Yel Değirmeni Cafeterya bulunuyor. Bu mekanlar şu anda çalışır durumda.

    Resimleri görünce güney sahillerinde çekilmiş izlenimi oluşuyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Gölün çevresinde Şeyh Edabalı'nin sözlerini içeren tabelalar konulmuş. Bu tabelalar çok anlamlı mesajlar içeriyor. İşte onlardan biri.Devlet yöneticilerine ithaf olunur.

    [​IMG]
     
    Ahmet Özcan, avkebele ve ulaş kaya bunu beğendi.
  15. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Daha sonra buradan ayrılıp Şeyh Edebalı Türbesini ziyaret etmek amacıyla şehir merkezine dönüyorum. Türbe'ye giderken normal yoldan değil de Hamsu köprüsünden başlayıp "Hamsu deresi" boyunca 1,1.5 km kadar devam eden yeni yapılmaya başlanan yürüyüş yolunu kullanıyorum. Hamsu köprüsünden aşağı inip şantiyeyi geçerek yürüyüş yoluna iniyor ve yürümeye başlıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Aşağılarda bulunan şelaleye gelince korkulukların olmadığını görüyor ve dikkatli bir şekilde buradan geçiyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yürüyüş yolu yapımı devam ettiği için burada bitiyor. Yoldan çıkıp dere kenarındaki patika yolu izlemeye başlıyorum. Bu bölge eski Bileciğin bulunduğu yerler. Patikada ilerlerken o zamanlardan kalma toprağa gömülmüş bir değirmen taşı ile küp görüp resimlerini çekiyorum.

    [​IMG]

    Patika yukarı doğru çıkmaya başlıyor. Bitki örtüsüde sıklaşıyor. Çıkarken Antep fıstığı ağaçları dikkatimi çekiyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yukarıya türbeye çıkınca karşıma eski Bilecik'ten kalma tarihi hamam çıkıyor. Bu hamam restore edilerek hediyelik süs eşyası satılan bir yer haline getirilmiş. Çevresi de çay bahçesi yapılmış.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Türbenin alt tarafında bulunan "Orhangazi Camii" önüne geliyorum.

    [​IMG]

    Orhan Gazi Camii:
    Orhan Gazi tarafından yaptırılan cami, Edebalı Türbesi’ne 50 m. uzaklıktadır. Minarelerin camiye bitişik olması kuralına aykırı olarak, asıl minaresi ana binadan 30 m. uzakta bir kayanın üzerine inşa edilmiştir.

    [​IMG]

    II. Abdülhamit zamanında önemli bir onarım gören cami, Osmanlı devri Türk mimari sana-tının dini mimari alanında ilk kubbeli yapı denemesinin örneğidir. Kubbe üzeri restorasyon sırasın-da kurşunla kaplandığı için Kurşunlu Cami adıyla da bilinir.

    Caminin içi gösterişten uzak son derece sade görünümlü.

    [​IMG]

    Türbe ve çevresi restore edildiği için camii yanından türbeye çıkan merdivenli yol toprakla kapatılmış. Giriş kapalı.

    [​IMG]

    Geçen sene "Kent Ormanı" ndan çektiğim fotoğraf.

    [​IMG]

    Şeyh Edebalı Hz. ;
    Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında yaşamış bir İslam ilahiyatçısı-din bilgini, Ahi şeyhi, Osman Gazi'nin kayınbabası ve hocası, Orhan Gazi'nin dedesi, bir anlamda da sonradan imparatorluk olacak Osmanlı Devleti'nin fikir babasıdır.

    [​IMG]

    Aslen Karamanlı'dır. Karaman'da başladığı tahsilini tahsilini Şam'da tamamlamıştır. Tefsir, hadis ve özellikle İslam hukukunda uzmanlaşmıştır. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi, zamanının büyüklerinin sohbetinde bulunmuştur. Tasavvuf yoluna girdiği, Baba İlyas halifelerinin ileri gelenlerinden olduğu belirtilmektedir. Doğum tarihi kesin olmamakla beraber, 1206 yıllarında doğduğu tahmin edilmektedir.

    Bilecik'te bir dergah yaptırmış, Osman Gazi'yi de birçok defa burada misafir etmiştir.

    Rivayete göre, Osman Gazi'nin dergahta bulunduğu bir gece, rüyasında Şeyh Edebali'nin göğsünden bir ayın çıkıp kendi göğsüne girdiğini ve göğsünden bir büyük ağaç bitip dallarının alemi kapladığını, altından birçok nehirlerin çıkıp insanların bu sulardan geçtiklerini görmüştü. Sabah olup rüyayı anlatınca, Şeyh Edebali rüyayı şöyle tabir etmiştir:

    "Sen, Ertuğrul Gazi oğlu Osman, babandan sonra bey olacaksın. Kızım Malhun Hatun ile evleneceksin. Benden çıkıp sana gelen nur budur. Sizin soyunuzdan nice padişahlar gelecek ve nice devletleri bir çatı altında toplayacaklar, Allah nice insanın İslam'a kavuşmasına senin soyunu vesile edecektir."



    Gerçekten de öyle olur, altı asırdan fazla devam edecek olan bir imparatorluğun temelleri Osman Gazi ile atılır ve bunun ilk müjdecisi Şeyh Edebali olur.
    1326'da 120 yaşlarında Bilecik'te vefat etmiş, dergâhının zikir odasına gömülmüştür. Eskişehir'de de adına bir türbe yapılmıştır. Vefatından bir ay sonra kızı, dört ay sonra da damadı Osman Gazi vefat etmiştir.

    Türk Birliğinin kurulması, gelişmesinde tüm Kayı erenlerine feyiz kaynağı olmuştur. Osman Gazi’ nin, dini ve idari konularda sık sık görüşlerini aldığı Edebali “Toprağa bağlanın. Suyu israf etmeyin. Veriniz, cömert olunuz, elleriniz yumuk kalmasın. İlim sahiplerini koruyunuz. Ağaç dikiniz. Ödünç aldığınızı fazlasıyla iade ediniz. Kuranı-Kerimi güçlü olmak için okuyunuz. Bağınızı bahçenizi viran bırakmayınız. Hadis ezberleyiniz. Bildiklerini öğretenler unutmazlar. Asıl ölüm ilimden payını almayanlaradır.” gibi evrensel öğütlerde bulunmuştur.

     
    Ahmet Özcan, avkebele ve ulaş kaya bunu beğendi.
  16. Fikret Öztürk

    Fikret Öztürk Kıdemli Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    350
    Beğeniler:
    545
    Şehir:
    BİLECİK
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Bilecik Kent Ormanı;

    [​IMG]

    Bilecik'in güzel mekanlarından biride "Kent Ormanı" Şehri ve Edebali türbesini tepeden gören "Kent Ormanı" nı görmeden olmaz tabii. Fakat ben zaman kazanmak için "Kent Ormanı" na uğramadım. Ancak geçen sene buraya gelmiş ve aşağıdaki fotoğrafları çekmiştim.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kent Ormanı'ndan Bilecik şehir manzarası

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu arada eski Bileciğin bulunduğu alanlarda ortadan kopmuş minareler görülür. Kurtuluş savaşında Bilecik'te düşman(Yunan) işgaline uğramış ve yakılıp yıkılmış. Hatta düşman hıncını alamamış Söğüd'ü 3 defa işgal etmiş. Bu öfkenin sebebi hiç şüphesiz Osmanlı'ya ve Türk'e duyulan kin. Sanırım Bilecik ve Söğüt'ün Osmanlı Devleti'nin kurulduğu yerler olması ve Osmanlı'nın ecdadı Şeyh Edebalı,Dursun Fakıh,Ertuğrul Gazi gibi önemli şahsiyetlerin kabirlerinin buralarda bulunması düşmanı dahada hırslandırmış olmalı. Öyleki Bugün hala Söğüt'te Ertuğrul Gazi Türbesinde tenekeden yapılmış pencere kepenklerine baktığınızda kurşun izlerini görebilirsiniz. İbret alınması için o kepenkler hala orjinal haliyle duruyor.

    [​IMG]

    Dursun Fakıh Türbesi;

    Bilecik'ten Söğüt'e giderken Küre beldesine uğradığınızda bir tepenin üzerinde bir türbe görürsünüz. Bu türbede "Dursun Fakıh Hz" bulunmaktadır.

    [​IMG]

    Dursun Fakih, Osmanlı Beyliği'nin kurucusu Osman Bey'in divanında yer alan ve o devirde tefsir, hadis ve fıkıh gibi konularda ilim sahibi bir bilgin idi. Fakih adı fıkıh ilmiyle ilgilenenlere verilen addır. 28 Eylül 1299 yılında Karacahisar fethedildikten sonra, Osman Gazi adına Cuma Hutbesini okuyup, Cuma Namazını kıldırmıştır. Böylece, hem Osman Gazi'nin hür ve tam İstiklal sahibi bir Devlet Başkanı olduğunu, hem de Osmanlı Devletinin İstiklalini dünyaya ilan etmiştir.

    [​IMG]

    Dursun Fakıh, Osmanlı Devletinin ilk imam-hatibi ve ilk kadısı olma şerefine elde etmiştir. “Gazavetname” adlı bir eseri bulunmaktadır. Anadolu'da milli birlik ve milli kültür birliğinin oluşmasına hizmet eden bir Türk Büyüğüdür. 1327 yılında vefat etmiştir.

    Osman Bey zamanında çeşitli savaşlara da katılmış, gazilere vaaz ve nasihatlarda bulunmuş olan Dursun Fakih, Şeyh Edebali'nin kızını alarak damadı ve Osman Gazi ile de bacanak olmuştur.



    Edebali'nin vefatından sonra onun dergâhında ders okutan ve Orhan Bey'e müşavirlik yapan Dursun Fakih'in şiirleri de vardır. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 14. yüzyılın ilk yarısında vefat ettiği sanılmaktadır. Türbesi Söğüt'ün Küre beldesinin bir kilometre yakınında Konik Tepe'de bulunmaktadır.

    Dursun Fakih'in gazavât-nâme tarzında yazdığı üç manzum eserin nüshaları günümüze kadar ulaşmıştır. Bunlar; "Gazâvat-ı Resûlullâh"ya da "Kıssa'-i Mukaffâ", "Cumhûr-nâme" ve "Muhammed Hanefî Cengi"dir.

    Eski Anadolu Türkçesiyle, son derece sade bir dille yazılmış olan bu üç gazavat-nâme, edebî birer metin olarak dil araştırmaları bakımından önemli birer kaynak olduğu gibi; tarihle ilgili bazı tartışmalı meseleleri tespit açısından da mühim birer vesika niteliğindedir.

    Sögüt ve Ertuğrul Gazi Türbesi;

    Söğüt,Osmanlı Beyliği'nin ilk başkenti olarak bilinir. 1231 yılında Thebasion adını taşırken Anadolu Selçuklu komutanı Ertuğrul Gazi tarafından İznik Rum İmparatorluğu'ndan alınmıştır ve kendisine Anadolu Selçuklu hükümdarı III. Alaeddin Keykubad tarafından Domaniç ile birlikte verilmiştir. Osmanlı döneminde önce Sultanönü sancağının merkeziyken, sonra merkezin Eskişehir'e taşınmasıyla bu sancağa bağlı bucağa dönüşmüştür. 1648 yılında Anadolu vilayeti Bursa sancağının Lefke (bugün Osmaneli) ilçesine bağlı bucaktı. Daha sonra Anadolu eyaletine bağlı merkezi Bilecik olan Ertuğrul sancağının sınırlarına katıldı. En son Hüdavengidar vilayetine bağlı Ertuğrul sancağına bağlı kazaydı. Kutuluş savaşında 3 kez Yunan işgaline uğramış ve 6 Eylül 1922'de işgalden yanmış bir şekilde kurtulmuştur. İlçeye bağlı Kızılsaray köyünün girişinde, hem Osmanlıca, hem de Rumca yazılar taşıyan bir Yunan karakolu bulunmaktadır ve bu karakol harap haldedir.

    [​IMG]

    Türbe çevresinde Osman Gazi'nin kardeşleri ve silah arkadaşlarına ait kabirlerde bulunuyor.

    [​IMG]

    Hanımı (Osman Gazinin Annesi)Halime Hatun'un kabri de türbe bahçesinde bulunuyor.

    [​IMG]

    Ertuğrul Gazi Hükümranlik süresi Osmanogullari'nin en uzunudur. Babasi Gündüz Alp,annesi Hayme Ana (Haymana)dir.Babasinin ölümü üzerine Ertugrul Bey babasinin yerine geçti. Ailesinin bir kismi Ahlat'ta kaldi. Malazgirt Meydan Savasi'ndan sonra Kayi Boyu'nun bir kismi Ankara'nin batisindaki Karacadag yöresine yerlestirilmislerdir. Yassiçemen meydan muharebesinde Selçuklu Sultani Alaaddin Keykubat lehine yararliklar gösterdi. Selçuklu Sultani, Kayi Beyi'ne Bizans sinirinda 1000 kilometrekarelik bir topragi Bizans'a karsi siniri savunmak ve ileriye götürmek göreviyle verdi.13.asir ortalarinda Ankara'nin batisindan göç edip Sögüt ve Domaniç'i ele geçiren Ertugrul Bey idaresindeki Kayi asireti,400 çadir halkindan olusuyordu.Bugünkü Kütahya-Bursa-Bilecik illerinin sinirlarinin birlestigi bölgedeki topraklari beyligine “yurt” tuttu.Sögüt Kasabasi'nin fethinden sonra beylik merkezini Sögüt'e tasidi. Ölümünde Bizans'tan yaptigi fetihlerle topraklarini 4.800 kilometrekareye çikarmisti.

    Osmanli Devleti'nin temellerini atan Ertugrul Gazi,Oguzlarin Kayi Boyu'na mensup olup Selçuklularin uç beyi degildir.Selçuklu Türkiyesi'nin Bizans sinirinin kuzey kesiminden sorumlu büyük uç beyleri olan Çobanogullari'na taabi olmustur. Ancak oglu Osman Bey 1300 yili basinda büyük uç beyi olup,artik dogrudan dogruya Selçuklu Sultani'na baglanmistir.

    [​IMG]

    Oglu Osman Gazi'ye yaptigi vasiyeti ile alti asir boyunca ayakta kalacak olan bir devletin idarecilik ruhunun temellerini atmistir.Ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen Ertugrul Gazi'nin 90 yasindan fazla oldugu halde (1281-1288) tarihleri arasinda Sögüt'te vefat ettigi bilinmektedir.

    Sögüt ilçesi'nde her yil Eylül ayının 2.haftasının son üç günü Ertugrul Gazi'yi anma törenleri yapilmaktadir. Orhan Saik Gökyay'in tesbitine göre Dede Korkut kitabinin önsözünde su kayit yer almaktadir:

    “Korkut ata ayitti,ahir zamanda hanlik gerü Kayi'ya dege, kimesne ellerinden almaya,ahir zaman olup kiyamet kopunca. Bu dedügü Osman neslidür, isde sürilü gideyorur.”

    İstanbul'da Miniatürk'te ki Ertuğrul Gazi Türbesinin maketi

    [​IMG]

    Evet böylece bir gezi makalesinin daha sonuna geldik. Bu yaz sonu geçen sene yaptığım Kaçkar Dağları Turuna devam etmeyi planlıyordum. Ancak bu makaleyi hazırlarken Aydın'a tayinimin çıktığını öğrendim. Önümüzdeki yıllarda Ege ve Akdeniz bölgelerine ait turlar gerçekleştireceğim sanırım.

    Bir sonraki gezi makalesinde buluşmak dileğiyle...
     
  17. Eser Sevinç

    Eser Sevinç Onursal Üye

    Yaş:
    35
    Kayıt:
    5 Nisan 2011
    Mesajlar:
    1.783
    Beğeniler:
    2.585
    Şehir:
    Eskişehir
    Adı:
    Eser Sevinç
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    Çok güzel bir tur gerçekleştirmişsiniz, anlatımınız da şahane, zevkle okudum.
     
    Fikret Öztürk bunu beğendi.
  18. Frédéric LAPOİNTE

    Frédéric LAPOİNTE Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    12 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    593
    Beğeniler:
    1.518
    Şehir:
    Izmir
    Seviye:
    O kadar guzel bir tur ki kesinlikle yapmami gereken bir tur;paylasim için tesekkurler.
     
    Fikret Öztürk bunu beğendi.
  19. adem er

    adem er Kıdemli Üye

    Kayıt:
    10 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    344
    Beğeniler:
    146
    Şehir:
    konya - antalya
    Seviye:
    paylaşım için teşekkürler.
     
    Fikret Öztürk bunu beğendi.
  20. Ceyhun Pekuz

    Ceyhun Pekuz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    10 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    202
    Beğeniler:
    136
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Çok güzel bir tur olmuş. Ben de 3-4 günlük bir tur için rota bakıyordum. Bolu tarafı ideal olacak sanırım. Fotoğraflar ve anlatım için teşekkürler.
     
    Fikret Öztürk bunu beğendi.