Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Ani'den Çıktık Yola! (Kars - III.Bölüm)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında KevSerSeri tarafından paylaşıldı.

  1. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    21 Ağustos 2008 (Kars- III.Bölüm)

    “Toprağı Sıksan Tarih Fışkırıyor!’


    [​IMG]

    Saatimin alarmı çalıyor herkesinkinden önce. Bu sefer bilincim yerinde. Çalan melodiyi de nerede olduğumu da çok iyi biliyorum.

    “Pişt! Haydi kalkın bakalım.”
    Ses yok.
    “Kime diyorum kalksanıza! İsoooo! Serkaaaaan!”
    “Kalkın ayıp oluyor bak! Daha yatakları toplayacağız.”

    Bu sefer başarılı oluyorum en azından Serkan için. Hayatta saygısızlık ve kabalık yapamaz böyle iyi insanlara karşı. İso’nun ise idrak yolları enfeksiyon kapmış. Hala algılayamıyor.
    “Kalk dedim İsooo” diye bağırınca o da fırladı yataktan.

    Turun son günlerine doğru anlamış olsa da Serkan’ın dediği gibi bir bayanı susturmak ve huzur bulmak istiyorsan ya hemen dediğini yapacaksın ya da dinleyip, sinirlenip karşı koyup çare bulamayınca gene yapacaksın. O yüzden siz, siz olun bayanları bağırttırmadan dediklerini yapın. Daha uzun yaşarsınız!

    Yatakları toparlayıp üstümüzü giyinene kadar saat 8 oldu. Odadan çıktığımda karşılaştığım ilk varlık bir melekti. Annesi karşıdaki eve gittiği için kısa bir süreliğine de olsa onunla vakit geçirip, oynama imkanı buldum. Ne de olsa bebek sevmek insan ömrünü uzatan yegane şeylerden biri.

    [​IMG]

    “Haydi, buyurun kahvaltıya, siz oturmazsanız biz rahat edemeyiz” diyoruz ancak kimse gelmiyor.

    Kevser: Siz nasıl köylüsünüz yahu! Köylü dediğin sabah ezanla kalkar, tarlaya gider. Biz böyle biliyoruz.
    Gelin: Aaa! Hiç o saatte kalkamayız. Saat 10 gibi kalkar, 12de televizyon karşısında kahvaltı yaparız.
    Kevser: Ohoo! Siz baya keyifçi şehirli olmuşsunuz canım
    (Gülüşmeler sardı odayı.)


    “En azından siz de çay için, bir yandan da muhabbet edelim” diyince Muhtar Davut Kara torununu da kucağına alıp kuruluyor kanepeye öteki elinde çay bardağı ile. Muhabbet arasında Ermenilerden laf açılıyor. Yıllarca Kars’taki Türklere yaptığı zulümler anlatılıyor. Davut Amcaların sülaleden de iki şehit verilmiş. Mustafa Kara ve Şevki Kara’ya Allah rahmet eylesin diyoruz.

    Farkındayız çok geciktik ve bu bizim için akşama doğru sorun teşkil edecek. Ancak bu güzel insanları ve muhabbetlerini bulmuşken de kaçırmak istemiyoruz. Bir daha nerede bulacağız bu ortamı diyip hatıra fotoğrafları çekiyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Muhabbet ve foto çekmenin ardından Anı’ya doğru hareket etmemiz 10’u buluyor.
    [​IMG]

    M.Ö. 5000’lere dayanan bir tarihe sahip Anı. Harabeler için üç saatimizi ayırdık ve yine de tam anlamıyla gezebildiğimiz söylenemez. Sekiz hektarlık bir arazi üzerine kurulmuş, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış çok büyük bir alan. Burayı tam anlamıyla gezmek istiyorsanız rahat iki gününüzü ayırmanız gerekiyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Anı hakkında kısaca bilgilendirme yapmak gerekirse;

    Kars İline 42 km uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içerisinde yer alan Anı Ören Yeri Türkiye ile Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında Türkiye sınırları içerisinde volkanik bir tüf tabakası üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehridir. Ören yeri Anadolu’ya İpek Yolu üzerinden girişte ilk konaklama merkezi olduğundan aynı zamanda bir ticaret merkezidir. Antik kentin zenginliği de buradan gelmektedir. Ören yerinin en eski tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Tarih öncesi dönemde ören yerindeki yerleşim bostanlar deresi olarak bilinen vadideki volkanik oluşumlu mağaralardan oluşmuştur. Bu günkü ören yerini oluşturan iç kale M.S. 4. yy’da Kars Şehrine ismini veren Karsak’lılar tarafından yaptırılmıştır. Ören yerinin dış cephe surları Bagratlı Kralı Aşot tarafından M.S. 964 yılında yaptırılmaya başlanmış daha sonra Kral III. Sembat 978 yılında 2. takviye sur sistemini yaptırmış 1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslanın Ani’yi fethetmesinden sonra anı beyi olan Ebul Menucehr tarafından 1064 – 1072 arasında 3. sur sistemini yaptırmıştır. Kale surları devetüyü ve siyah renkli tüf taşından yer yer iki ve üç sıra halinde Horasan Harcı ile yapılmıştır. Kurulduğu arazi üzerine uyumu sağlamak amacıyla üçgenimsi bir şekilde inşa edilen surların yedi giriş kapısı mevcut olup bu kapıların en önemlileri Aslanlı Kapı, Kars Kapısı, Sarnıçlı Kapılardır. Şehrin surları uzun kuşatmalara dayanıklı hale getirmek için surlar arasına yapılan destekleme kuleleri aynı zamanda erzak ve tahıl deposu olarak kullanılmıştır. Arazinin eğimine göre yer yer 5m yüksekliğe kadar oluşan surların dış cephelerinde Haç motifleri, Aslan ve yılan kabartmalı rölyefler, çini süslemeler mevcuttur. Ören yerinin ana giriş kapısı olan aslanlı kapı iki büyük giriş kapısından oluşmaktadır. Aslanlı kapının bulunduğu surların Doğu yanındaki burç üzerinde Selçuklu Sultanı Alparslan’ın şehri 1064 yılında fethetmesini belgeleyen dört satırlık Kufi İslami Kitabe mevcuttur.

    Kimler gelmiş kimler geçmiş bu topraklardan,
    [​IMG]

    Gezebildiğimiz ve görebildiğimiz kadarını fotoğraflar eşliğinde sizlerle paylaşalım.

    Hemen giriş,
    [​IMG]

    İç cephe surları,
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    1034 yılında yapılan Aziz Prkitch Kilisesi,
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Gerimde kalan yer Ermenistan,
    [​IMG]

    Arpa Çay’ı sınır oluşturuyor iki ülke arasında,
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Tigran Honents Kilisesi; tüccar Tirgan Honents tarafından 1215 yılında inşa edilmiş. Resimli Kilise diye de geçiyor. Hz. İsa’nın doğumundan ölümüne kadar olan olaylar kilise duvarlarında resmedilmiş. Ancak çok fazla tahrip olmuş. İyi bir restorasyona ihtiyacı var.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kilisenin içinden görünüm,
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  2. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Ermenistan’daki taş ocağında yoğun çalışma var,
    [​IMG]

    [​IMG]

    Katedral (Fethiye Camii): Anı Kralı Senbad tarafından 987 yılında inşaatı başlamış ve Kral Gagik tarafından inşaatı tamamlanmıştır. Binanın mimarı; 989 depreminden sonra İstanbul Ayasofya Kilisesi’ni restore eden Tiridat Usta’dır.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Katedralin içi,
    [​IMG]

    Tavanını güzelce çekmek için uğraşıp duruyorum.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Ne kadar yüksek olduğunu bize bakarak anlayabilirsiniz.
    [​IMG]

    Ebul Manucehr Camii; Anadolu’da inşa edilen ilk Türk camiisi olma özelliğini taşıyor. Selçuklular zamanında 1072 yılında Seddatoğulları’ndan Ebu Süca Manucehr tarafından yaptırılmıştır.
    [​IMG]

    [​IMG]

    İnanılmaz geniş bir minaresi var. Minarenin üzerinde ‘Bismillah’ yazıyor.
    [​IMG]

    Tavan işlemelerine bir türlü akıl erdiremiyoruz. Nasıl oluyor da renkli taşlardan yapılmış köşegen taşlar iç içe geçmiş ve düşmeden durabiliyor aralarında herhangi bir bağlantı görünmeden.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Aşağıda gördüğünüz yıkık köprü tarihi İpek Yolu üzerinde yer alıyor.
    [​IMG]

    Camide çalışan işçi ve onların çocukları,
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Sekizgen köşeli minareye 99 basamaklı merdivenle çıkılıyor. Normalde çıkmak yasak ancak orada çalışan işçilerden rica edince bize eşlik ediyorlar. Tepeye kadar çıkıyor ve Anı’yı yukarıdan gözlemliyoruz. Şiddetli bir rüzgar var. Kollarımı açıp, gözlerimi kapatıyorum içime depolamak istercesine.

    [​IMG]

    Minareye tırmanırken ve tepesinden çektiğimiz fotoğraflar,
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Tarih içinde yoğrulmuş, gözlerim kocaman açılmış, hayranlıkla etrafıma bakınıp daha fazla fotoğraf çekmeye çalışırken Serkan’ı oldukça yormuşuz. İsmail ile minareye tırmandığımızda (çıkmadık resmen tırmandık, tamamen karanlık ve basamakların çoğu kırılmıştı) aşağıda uyuyakalmış.

    [​IMG]

    Polatoğlu Kilisesi (Abughamrents): Horasan’dan gelen Pavlavlı Beylerbeyi tarafından 994 yılında yaptırılmıştır.
    [​IMG]

    Pek bir şey kalmamış ama bu da Gürcü Kilisesi,
    [​IMG]

    Bilimsel kazı çalışmaları 1989 yılından bu yana Prof. Dr. Beyhan Karamağaralı tarafından rutin olarak her yıl yapılmakta. Bu çalışmalarda Ani Ören yerinde tarihi kentin antik su şebekesi ortaya çıkarıldı. 2001 yılında bulunan Saray Kazısına devam edildi. Surlar dışında yapılan sondaj çalışmalarında altın bilezik ve kemer bulunmuştur.

    Belki de gözünüze çarpmıştır. Sekiz hektarlık alanda hiç mi ev köy yoktu! Elbette ki vardı. Ancak zaman aşımına uğramış ve çoğu torağın altında kalmış ibadethaneler kadar sağlam yapılmadıkları için. Beyhan Hanım gibi değerli hocalarımız sayesinde tarih gün yüzüne çıkıyor. Buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz kendisine.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Nette araştırma yaparken bulduğum Beyhan Hanım’ı şimdi hatırladım. Hani bize yardım etmeyen burnu havada bir Yaşar Hoca’mız vardı Mimar Sinan Üniversitesi’nden. İşte onun başarılı eşi Beyhan Hanım. Belki de eşinin başarılarının gölgesinde kaldığı içindir bu ukala tavırları. Yaşar Hoca’nın soyismini de bu sayede buldum. Yaşar Çoruhlu’ya ne desek az. Daha önceki bölümde diyeceğimizi yeterince söyledik zaten. Allah bildiği gibi yapsın. Ekşi sözlükte öğrencileri de diyeceklerini demiş yeterince.

    Üç saatin sonunda çok geç kalacağız diyip Anı’ya veda ediyoruz. Tabi yine hatıra fotoğrafı aldıktan sonra.
    [​IMG]

    Hava yine kararmaya başladı. Anlaşılan yağmur geliyor. Asıldık pedallara! Daha 500m gitmemiştik ki toz bulutu sardı etrafımızı. Kafamdaki bandanayı yüzüme geçirdim. Göz gözü görmüyor bırakın aralamayı. İlk gördüğümüz yere (bakkal) sığındık. Yapacak bir şey yok meyve suyu yanına bisküvi alıp atıştıralım bari dedik. Çok fazla yağmur yağmadı ancak yine yıldırım korkusuyla kafamızı çıkaramadık.

    Ben hiç yulaf görmedim diyince Serkan yüklü traktörlerden düşen yulaf ve arpa tanelerini alıyor. İkisinin de tadına bakıyorum. Buğdayı da eklesem üçünün de arasındaki farkı anlamıyorum. Hepsi aynı geliyor bana.
    [​IMG]

    Bir buçuk saatlik zorunlu moladan sonra 14:30’da yola çıkıyoruz. Durmaksızın rampa tırmanıyoruz. Karnımız da acıkmaya başladı. Subatan Köyüne kadar durmak yok. Oraya vardıktan sonra bir şeyler yiyebiliriz diyoruz.

    Serkan: Şu kavakların olduğu yer askeriye. Subatan’a çok az kaldı.
    Kevser: O daha ileride değil miydi Serkan?
    İsmail: Yok yaw daha çok var.
    Serkan: Yahu İsmail benim memleketimi benden daha mı iyi bileceksin. Bir kere de iddialaşma yaa!
    Serkan geriliverdi bir anda. Ama öncesi var tabi. İsmail’in her şeye verecek bir cevabı, bilse de bilmese de iddiaya girecek gazı olduğu için Serkan’ın tepesi attı.
    İşin enteresan tarafı ise tepeyi aşıp kavakların oraya geldiğimizde askeriyenin olmamasıydı.
    Kevser: Allah canını almasın Serkan. Hani askeriye?
    Serkan: Benzettim demek.
    Kevser: O değil de şimdi İso’nun ağzına laf verdin ya uğraşır durur seninle.
    Serkan: Sorma yaa!
    İsmail: Yaaa ben saaa didim.


    Hava çok yoğun. Bulutlardan ötesi görünmüyor, yağmur ara ara yağıyor. O kadar şiddetli bir rüzgar var ki yolun en soluna geçiyorum, ancak beni en sağa iteklemesi saniyeler alıyor. Çoğu zamanda rüzgara karşı pedal çevirdik. 10 km tırmanıştan sonra enerjimizi tüketmeye başlıyoruz. Serkan önde, ortada ben, arkada İso giderken “dur” diye bağırıyorum. Beş dakikadır belli etmeyim diyorum ama sancı gittikçe artıyor. Mideme inanılmaz bir kramp giriyor. Eğildikçe dayanılmaz bir hal alıyor doğrulunca geçiyor. “Daha fazla ilerleyemeyeceğim” diyorum. O sırada Serkan geri dönüyor. Yere uzanmam için yağmurluğunu çıkarıp altıma seriyor. Yatmak için bile eğilemezken işin enteresan tarafı beş dakika uzandıktan sonra ağrıdan eser kalmıyor. Ne olduğunu anlayamadık.

    İki saat kadar pedal çevirip, rüzgarla boğuşup, yağmurla haşır neşir olmuşken beyaz bir minibüs duruyor TCK’ya ait.

    - Nereye gidiyorsunuz gençler?
    - Kars’a abi.
    - “Bu havada zor olur. Bisikletleri atın da bırakalım”.
    - Bagajları sökmemiz çok zor. Bisikletleri sığdıramayız.
    - Hele bir deneyin” diyince gözlerimiz hamsi cibu parlayi.


    Çok zorlandık, baya bir uğraştık ama koltukların arasına, üstüne, yanına bir şekilde sığdırmayı başardık. Kendilerine teşekkürü borç biliriz. Sağ olsunlar! Hava koşulları ile mücadele ettiğimiz anda otostop çekmediğimiz halde bizi araçlarına aldıkları için karizmamız da sarsılmamış oldu. Gerçi bunu çok da takan bir ekip değiliz ama olsun. Kars’a varana kadar arka koltukta sızıvermişim. Malum dün geceden uykusuzum.

    Yediğimiz yağmurun etkisiyle baya üşüdük. Kars’a varınca direkt çorba içecek yer aramaya başladık. Birer tane işkembe, yarımşar da ezogelin içiyoruz. İşletmeden çok memnun kalıyoruz. Hem güler yüzlüler hem de insanı kazıklamaya çalışmıyorlar turist diye. Gittiğinizde mutlaka uğrayın derim.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Çorbacıdan çıkmamız 19’u buluyor. Işıklarımızı yakıp Kars’tan ayrılmanın zamanı geldi gidebileceğimiz yere kadar pedallayalım diyip düşüyoruz Ardahan yoluna. Yoksa bu şehirden çıkamayacağız. Yol çift yön, oldukça dar ve bozuk. 10km kadar gittikten sonra etraf zifiri karanlık oluyor. Bundan sonrasına devam etmek mantıksız diyip çekiyoruz bisikletleri bir petrolün önüne. İşte şimdi bizim için otostop zamanı geldi. Gelene gidene ön ışıklarımızı tutup işaret ediyoruz. Ancak araçlar yakınımıza geldikten sonra nasıl bir araç olduğunu gördüğümüz için çoğu fırsatı kaçırıyoruz. On beş dakika geçmeden kasalı bir araç duruyor. Susuz’a kadar gittiğini söylüyor. Önce bize uymaz diyoruz ancak sonrasında benzinlikte mi kamp atacağız. En iyisi oraya kadar gidelim. Yarın aynı yolu döner Çıldır’a geçeriz diye anlık plan yapıyoruz. Artvinli abimiz sağ olsun bizi Susuz’a kadar bırakıyor.

    Nerede kalabiliriz diye bakınırken karakoldan bir polis öğretmen evinin olduğunu söylüyor. Karanlıkta ve ıslak zeminde çadır kurmaya hiç niyetimiz yok. Hele ki bir de dört gündür suya sabuna dokunmayan bedenlerimizin banyoya ihtiyacı olduğu düşünülürse en mantıklısı bu diyoruz. Öğretmen evindeki görevli yok. Başka bir bey yardımcı oluyor bize. Oturma salonuna geçip çaylarımızı yudumlarken kalacak odanın olmadığını öğrenmek bizleri hayal kırıklığına uğratıyor. Suratım düşüyor önüme. Bu durumu gören Susuz’a atanan ve uzun süredir burada kalan Tapu Kadastro Müdürü banyosunu kullanabileceğimizi söylüyor. Eşyalarımızı topladığımız gibi sırayla banyoya koşuyoruz. Banyodan çıkanın rengi açılıyor, sanki biraz pembeleşip turun bütün yükünü üzerinden atıyor. “Allah razı olsun” diyip minnettarlığımızı belli ediyoruz kendisine.

    “Pis yerlerde yatmam ben. En azından çadırın içi tertemiz.” diyince tarihte bir ilke daha imza atarak öğretmen evinin oturma salonuna çadır kuruyoruz.
    [​IMG]

    İso ve Serkan çoktan hazır yatmaya. Ancak ben lensi çıkar, dişini fırçala derken neredeyse uykumu kaçırıyordum. Neyse ki yorucu bir gündü ve dünden uykusuzuz. Sorun olacağını zannetmiyorum.

    “Arkadaşlar! Allah rahatlık versin. Sabah erken kaldırırım haaa!” dememle uyumam bir oldu.

    Yol Bilgileri:

    Ocaklı Köyü (Ani Harabeleri) – Kars- Susuz

    Yapılan Toplam Yol: 25km (çoğu rampa)
    Toplam Tırmanış: 281m
    Toplam Süre: 2:25
    Ortalama Harcama: 15,5ytl (9ytl öğretmen evi dahil)
     
  3. Serkan Taşdelen

    Serkan Taşdelen Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Şubat 2006
    Mesajlar:
    2.692
    Beğeniler:
    5.216
    Şehir:
    Türkiye
    Seviye:
    Evetttt, beklenen üçüncü günde geldi. Bir solukta okudum inan Yoldaş. Kalemine sağlık.

    Bu güzelim Ani Harabelerini çok duydum ama bir türlü gitmek nasip olmamıştı. Sizler sayesinde gitmiş kadar olduk. Bütün tarihi bilgileri bizlere nakletmişsin. Çok büyük bir alan olması ve Arpaçay ile Ermenistan sınırından ayrılması bizim için büyük şans ki bu güzellikler ülkemizde. Hatırlıyorum da yıllar önce bu alana girmek için askeriyeden özel izin alınıyordu. Şimdi ise her isteyen girebiliyor. Çok güzel bir durum.

    Ani'yi geçip Kars'a ulaşmanız ise ayrı bir olay. Otostop olayına yeni bir tarif getirdin ya afferim. .heh Yok biz otostop çekmedik araba kendisi durdu. .heh Sağlık olsun...

    Herşeye rağmen harika bir gün geçirişsiniz. Heyecanı bol ve lezzeti çok.
    Serkan, İso ve sana sonsuz teşekkürler...

    Sevgiler...
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  4. AydınGünaydın

    AydınGünaydın Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.131
    Beğeniler:
    1.516
    Şehir:
    Erzurum(Aşkale)
    Seviye:
    karelerle ve anlatımınla tekrardan gezmiş gibi oldum.tskler paylaşımınız için siz böyle güzel geziler yayınladıkça yerimde durasım gelmiyor çıkıp pedal basasım geliyor o yol senin bu yol benim gidesim geliyor...
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  5. serself

    serself Yeni Üye

    Kayıt:
    5 Şubat 2007
    Mesajlar:
    18
    Beğeniler:
    59
    Şehir:
    ankara
    Seviye:
    Tabi ki Ani harabeleri ilkbaharda bir başka güzel

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  6. murty

    murty Bisikletkolik

    Kayıt:
    10 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.373
    Beğeniler:
    1.227
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Simdi ocakta gitsek kar olurmu yada gidebilrimiyiz ?
    Kevser ablam facebook ta adresiniz varmi yada msn size ulasmam gerek :)
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  7. Mhmt_EMR

    Mhmt_EMR Kıdemli Üye

    Kayıt:
    1 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    384
    Beğeniler:
    243
    Şehir:
    istanbul - Pendik
    Bisiklet:
    Tern
    Seviye:
    Bir solukta bunu da okudum, bir kaç tur da resimlere baktım:) teşekkürler ... Yolunuz açık olsun...
     
    serself ve KevSerSeri bunu beğendi.
  8. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Teşekkürler Kevser, Serkan ve İsmail... Harika bir tur olmuş. Hep gezip, görmek istediğim yerlerdi. Buralarda pedal basmak inşallah bizlere de kısmet olur. Paylaşımlarınız için çok teşekkürler...
     
    heng, serself ve KevSerSeri bunu beğendi.
  9. Serkan Taşdelen

    Serkan Taşdelen Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Şubat 2006
    Mesajlar:
    2.692
    Beğeniler:
    5.216
    Şehir:
    Türkiye
    Seviye:
    Kankacım, bu fotoğraflardan sonra hangi mevsimde gideceğime karar verdim. En güzel mevsim İlkbaharda Ani'de olmak lazım. Mayıs sonu, Haziran başı gibi. Süper yerler.

    Paylaşım için teşekkürler.

    Sevgiler...
     
    serself ve KevSerSeri bunu beğendi.
  10. Fatih Calık

    Fatih Calık Kıdemli Üye

    Kayıt:
    15 Kasım 2007
    Mesajlar:
    200
    Beğeniler:
    179
    Şehir:
    ADANA_SEYHAN
    Seviye:
    Fotoğraflar çok etkileyici, ülkemizin gizli kalmış güzelliklerini ortaya çıkartıp bizlerle paylaştığınız için teşekkürler...
     
    KevSerSeri ve serself bunu beğendi.
  11. Serkan Çoban

    Serkan Çoban Forum Bağımlısı

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    7 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    731
    Beğeniler:
    1.097
    Şehir:
    Çanakkale/Yenice
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Kevser Abla, İsmail ve Serkan... Hepinize teşekkürler! Merakla beklediğim 3.Bölümü de görünce hemen zevkle okudum ve bu sayede görmediğim bir yeri daha görmüş kadar oldum:)

    Ayrıca öğretmenevinin içine çadır kurma olayına bayıldım, süpersiniz!! :D

    Bu muhteşem üçlüye teşekkür ediyor, devamını bekliyorum. Sevgiler [​IMG]
     
    heng ve KevSerSeri bunu beğendi.
  12. Muhammed Emin AVCI

    Muhammed Emin AVCI Aktif Üye

    Kayıt:
    16 Nisan 2009
    Mesajlar:
    103
    Beğeniler:
    37
    Şehir:
    Aksaray
    Seviye:
    ben haftasonu oradaydım çok müthiş türkiyenin her köşesi gibi...
     
  13. Halil Atalay

    Halil Atalay Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    7 Ocak 2009
    Mesajlar:
    637
    Beğeniler:
    644
    Şehir:
    B.çekmece, İstanbul
    Seviye:
    çok güzel kareler ben karsda 1 hafta kalmama rağmen böyle güzel bir yer olduğunu bilmiyordum ama biz kış olduğu için kimse söylemedi herhalde
     
    serself ve KevSerSeri bunu beğendi.