Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Ani'den Çıktık Yola! (Ardahan - V.Bölüm)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında KevSerSeri tarafından paylaşıldı.

  1. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    23 Ağustos 2008 (Ardahan - V.Bölüm)

    “Nerede Memleketimin Ağaçları?


    Sabahın altısında kalktık ilk defa acelemiz olmadığı halde. Göl kenarında güneşin ilk ışıklarıyla kahvaltı yapıp keyif çatmalıydık. Böyle bir imkan kaç kez karşısına çıkar ki insanın hayatı boyunca!

    Bisikletleri ardımızda bırakıp kahvaltı için gerekli olan tüm malzemeler kucağımızda göl kıyısına doğru ilerliyoruz. Dün gece çay için termosa sıcak suyumuzu bile koyduk.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Kamp ocağını da kurduk. Bir güzel suyu ısıtıp çayımızı demleyeceğiz. Öyle poşet çay falan bizi kesmez. Tomurcuklu halis muhlis demleme Türk çayı olmak zorunda keyiften bahsediyorsak. Çay hastası Serkan rüzgar ocağı etkilemesin diye elinden geleni yapıyor.
    [​IMG]

    Tam her şeyimiz hazır haydi başlayalım derken o da nesi! Her şeyi almışız fakat dün akşam tesisten ekmek istemeyi unutmuşuz. Görevlileri uyandıralım desek tesis kapalı. Odalarına gidelim desek nerede kaldıklarını bilmiyoruz kapıları tek tek çalamayız. Ankara’dan beri yanımızda taşıdığımız 6 günlük sandviç ekmeğini paylaşıyoruz. Kaşarla kaşarı katık edip bala kaşar bile banabildiğimiz bu sabahta en değerli nimet ekmek. Bir ara sol elimde bulunan kaşara katık edeyim diye sağ elimdekini ısırdığımda onun da kaşar olduğunu fark ettim. Orada hepten koptuk zaten. Neyse ki aramızda kimse kimsenin önündekini çalacak şaklabanlığı yapmıyor dolayısı ile herkesin gönlü rahat. Ancak bu yine de karşınızda duran parçaya göz dikmenizi engelleyemiyor.

    [​IMG]

    Çok fazla kahvaltılığımız varmış gibi bir de misafirimiz geliyor. Herkes rızkını yermiş. Ekmeğimiz yok kusura bakma ama kaşar verelim diye paylaşıyoruz elimizdekileri bu anne köpekle.
    [​IMG]

    Çok şükür karnımız doydu. Şükürler olsun bizi buraya sürükleyen içimizdeki dürtüye. Ömrümüzün uzadığını fark ediyoruz göle karşı uzun otururken.
    [​IMG]
    Bir şey mi dediniz! Duyamıyoruz. Haa! Evet keşke siz de burada olabilseydiniz.
    [​IMG]

    “Çekiyor çekiyor hemi de full çekiyor” diyor Serkan reklamdaki gibi sabahın köründe Halim’i uyandırıp havasını atarken.
    [​IMG]

    Hadi kalk yola çıkalım diyorlar ancak içimdeki huzuru ve madımakların üzerindeki yumuşak dokudaki rahatımı anlatmam mümkün değil.
    [​IMG]

    Amma erken gelmişiz. Martılar bile daha yeni geliyor kahvaltılık balık avlamaya.
    [​IMG]

    [​IMG]

    İşte size bisiklet temalı bir doğa fotosu. :)
    [​IMG]

    Bu da tesisin bahçesinden göz hakkı diye kopardığımız lezzetli meyve.
    [​IMG]

    İşte merak edilen tesis;
    [​IMG]

    Saatlerimiz 9:30’u gösterdiğinde nihayet yola çıkmaya hazır hale geliyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Muhteşem bir manzara, tertemiz bir hava, huzur dolu gönüllerimiz ve emektar demir atlarımız;
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    1.5 saat sonra Çıldır ilçesine varıyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Dün o kadar haşlanmışım ki kollarım acıyor. Hemen eczaneden yanık kremi alıyorum. Bu tatlı kızı da orada görüyoruz.
    [​IMG]

    Çıldırlı Aşık Şenlik ve güzel sözleri,
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ekmeğe gözümüzü doyurmak için kahvede çaylarımızı yudumlarken taze simit yiyoruz.
    [​IMG]

    Geç kalırız diye uğrayamadık ancak uzaktan bir foto alabildik. Şeytan Kalesi,
    [​IMG]

    Yine ıssız yine çorak araziler, güneş, rüzgar, sinekler ve biz,
    [​IMG]

    Ani’den çıktığımızda hani bir mide sancısı tutmuştu ne olduğunu anlayamamıştım. İşte yine başlıyor. Bir türlü anlam veremiyoruz. Tok karnına yola çıktık, rampa çıktık ondan mı acaba diyoruz ama o gün açtım. Öyleyse cevap bu olamaz. Sancının geçmesi için kendimi yere atıyorum. Serkan sağ olsun hemen altıma yağmurluğunu seriyor.

    [​IMG]

    Gölgesine yatabileceğim bir tane ağaç bile yok. Güneş her haliyle kavurucu. Çantamın gölgesine yatayım diyorum acaba üstüme düşer mi korkusuyla. “Korkma, biz yanındayız” diye içimi rahatlatıyor yoldaşlar.
    [​IMG]

    Mutluluğum sadece midemin ağrısının geçmesinden değil. Sonunda ağaç görmekten ve ormana girecek olmanın mutluluğu var yüzümde. Gölden bu yana 23km boyunca bu hasretle pedal çevirdim.
    [​IMG]

    İşte arkamız tarla,
    [​IMG]

    Ve bizi bekleyen orman,
    [​IMG]

    Çamlıçatak’taki su molasından sonra Ardahan’a doğru devam ediyoruz,
    [​IMG]

    Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından 15:45’de Ardahan’a varıyoruz.
    [​IMG]

    Şehirde şöyle bir dolanırken Erkunt bayisini görünce selam veriyor bir Erkunt çalışanı olarak.
    [​IMG]
     
  2. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Çıldır’dan beri acaba Ardahan’da da sarıbalık bulabilir miyiz diye Serkan’ın kafasını şişirip durdum. Sokakta araba bagajında yapılan balığın kokusu Serkan’ı öyle bir uyarmış ki “Kevser sola bak” diye bağırdı rampayı çıkarken. “Allah’tan başka bir şey dilesem demek ki olacakmış” diye sevindim. Merkez, Çıldır’a yakın olmasına rağmen balık lokantalarında bile bu balıktan yapan yok. Tadına doyamadığımız için de akşam yemeği için tercihimiz bu yönde oldu tabi önce midelerimize sıcak çorbaları yolladık.
    [​IMG]

    Balıkların pişmesini beklerken inanılmaz bir dolu başladı. Bir binanın içine sığındık. Yine “çok şanslıymışız, bu dolu bizi yolda yakalasaydı halimiz ne olurdu?” dedik.
    [​IMG]

    Amcalar balıkları Çıldır’dan tutup varille buraya getiriyorlarmış. Sokaktan geçen biri balık son nefesini alıp vermeye çalışırken gelip “balıklar taze mi?” diye sorunca biz, “taze değil canlı” dedik ve amca öylece bakıp gitti.
    [​IMG]

    Serkan aşka geldi, en büyüğünü yakalayacak,
    [​IMG]

    Domatesi, meyve suyunu, kuru soğanı da bol aldık mı balık ekmeğin yanına. Değmeyin keyfimize. Oturduk bir çay bahçesine.
    [​IMG]

    Çaylarımızı da yudumladıktan sonra ağırlık çöktü. [​IMG]

    Burada kalacak yer bulamayız. Ya bir köyde kamp atacağız ya da Şavşat’a doğru devam edeceğiz diye karar aldıktan sonra yağmura karşı hazırlanıp giyinip kuşandık ve 18:30’da yola koyulduk.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Girişte kaçırdım bari çıkışta bir foto alayım dedi İsocan,
    [​IMG]

    [​IMG]

    Güneş batıyor, yol ıssızlaşıyor, bedendeki yorgunluklar iyice artıyor, uyku bastırıyor…
    [​IMG]

    Şavşat’a gitmek için önümüzde tırmanılmayı bekleyen Çamlıbel Geçidi var. Oradan sonra Şavşat’a kadar hep iniş. Acaba köylerden birine kamp atsak mı diye düşündüğümüzde Ankara’dan bize katılmayı bekleyen Murat’ın sabırsızlığı ve yolculuğu hızlandırmamız gerektiği geliyor aklımıza.

    Mademki çıktık yola basacağız pedallara diyip asılıyoruz. Otostop çekebileceğimiz bir araç gelse hiç affetmeyeceğiz. Ancak geçen kamyonetlerin kasası hep bal kutularıyla dolu, bir kişilik bile boş yer yok. Allah büyüktür gidelim bakalım, gece de olsa tırmanacağız diyoruz.

    Mide ağrısı yeniden başladı. Stres mi vuruyor ne. Acaba karnım mı sıkıştı diyip üst üste giydiğim tayt ve pantolonun lastiğini düzeltiyorum. Ama yok olmuyor. Gözümüz de yolu seçmez hale geliyor karanlıktan. Çekiyoruz bisikletleri Sulakyurt köyünde yolun kenarına ve başlıyoruz beklemeye.

    Uzun bir bekleyişin ardından 19:20’de kasalı bir cip duruyor. Durumu anlatınca biraz acele edin diyip izin veriyor yüklememize. Ön tekerleri çıkarıp yan yana koyuyoruz çabucak. Amcam küçük torunuyla birlikte yayladaki evine gidiyormuş apar topar. Hayırdır diye sorduğumuzda çobanın hayvanları bırakıp ayrıldığını ve gitmesi gerektiğini söylüyor. Seni bize Allah gönderdi bu ıssız yolda diyoruz. Çamlıbel Geçidi’nin tam tepesinde Karayollarında bırakıyor bizi.

    Karayollarının önünü aydınlatan ışıktan başka hiçbir şey görünmüyor. “Tamam belki Şavşat’a kadar iniş ama bu yolda kendimizi riske atmamalıyız” diyerek bizimkileri orada kalmaya ikna ediyorum. Hoş onlar da dünden razıymış çok uğraştırmadılar beni.

    İnanılmaz soğuk bir hava var. Ön tekeri takarken ellerim titriyor. O sırada yanımıza bir bey gelip bizi içeri davet ediyor. Karayolları görevlisi Reşat Bölük, “misafirhanemiz var burada kalabilirsiniz” diyip sıcak bir çay koyuyor muhabbetimiz daim olsun diye.
    [​IMG]

    Kendisinden Allah razı olsun. Ne kadar teşekkür etsek azdır. Susuz’da kaldığımız öğretmen evinden de Çıldır’daki GSİM’nün tesisinden de temiz. “Burası benim evim gibi, niye temiz tutmayım” diyor. Banyo, tuvalet, odalar hepsi pırıl pırıl. İnsanın baktıkça gözü gönlü açılıyor.

    Altı günlük yolculuğun ardından nihayet Serkan’ın da bir diş fırçası var. Yanına almayı unutmuş, tabi günlerce marketten almayı da. Öyleyse bunu kutlamalıyız diyip banyodaki terliğin çokluğuna güvenerek aynı anda dişlerimizi fırçalıyoruz.
    [​IMG]

    Sıcak suyu bulmuşken ballı sabunla yüzümü bir güzel yıkayım. Serkan da “tıraş olmalıyım yoksa fotoğraflarda iğrenç çıkıyor” diye bir yorum getiriyor temizliğe.
    [​IMG]

    İnanmayacaksınız ama İso da tıraş oldu Serkan’ın baskısına dayanamayıp.
    Sabah ola hayrola İso’ya bakalım nasıl ola!

    Bu da temiz yatakhane. Herkes alttaki yataklardan birini seçiyor ve mışıl mışıl uyuyor.
    [​IMG]

    Yol Bilgileri:

    Çıldır Gölü – Çıldır – Ardahan – Çamlıbel Geçidi

    Yapılan Toplam Yol: 72km
    Toplam Tırmanış: 600m
    Toplam Süre: 4:30
    Ortalama Harcama: 12,67 lira
     
  3. Serkan Taşdelen

    Serkan Taşdelen Onursal Üye

    Kayıt:
    27 Şubat 2006
    Mesajlar:
    2.692
    Beğeniler:
    5.216
    Şehir:
    Türkiye
    Seviye:
    Merhabalar Ekip,
    Süper bir gün daha, her ne kadar gün bulutsuz olarak başlasada yağmur yine sizi yanlız bırakmamış. Sevgili Kevsercan paylaşımın için çok teşekkürler. Pedal çeviren diğer arkadaşlarında ayaklarına sağlık.

    Sevgiler...
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  4. Mhmt_EMR

    Mhmt_EMR Kıdemli Üye

    Kayıt:
    1 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    384
    Beğeniler:
    243
    Şehir:
    istanbul - Pendik
    Bisiklet:
    Tern
    Seviye:
    VI. Bölümü ne zaman okuyacağız :) Paylaştığınız için teşekkürler, başka ne denir ki...
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  5. Necati Bilgen

    Necati Bilgen Kıdemli Üye

    Kayıt:
    28 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    337
    Beğeniler:
    843
    Şehir:
    Bakırköy, İstanbul
    Seviye:
    Aslan pedalcılar, bu zorluklara rağmen bisiklet üzerinde olmak yinede güzel. Sizleri bu zorluklar yıldırmaz. Yarınki yolculuğunuzda kolaylıklar dilerim.
    Havanız güzel,bacaklarınız kuvvetli,yolunuz açık olsun. Sevgilerimle..
     
    KevSerSeri bunu beğendi.
  6. KevSerSeri

    KevSerSeri Bisikletkolik

    Kayıt:
    2 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.354
    Beğeniler:
    3.532
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Daha bunlar güzel günlerim Necati Abi. İleride neler oldu neler!!! :rolleyes:
     
  7. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.008
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Güzel parkur, güzel macera.

    Memleketimin her yerinde her zaman iyi insanlar var ne güzel.

    Kazasız turlar.


    five
     
  8. S.GUCLU

    S.GUCLU Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    6 Ocak 2008
    Mesajlar:
    759
    Beğeniler:
    531
    Şehir:
    SAMSUN
    Seviye:
    SÜPERSİNİZ ARKADAŞLAR
     
    serself bunu beğendi.