Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Ailenin Çöküşünde Medya Faktörü

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında stratus tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. stratus

    stratus Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    30 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    523
    Beğeniler:
    268
    Şehir:
    ist.
    Seviye:
    Medya ailece sınıfta kaldı
    Geleneksel ailenin çöküşü ile medya arasındaki bağ gözlerden kaçacak gibi değildi ve kaçmadı.

    Siyaset, sosyal hayat ve genel eğilimler konusunda neredeyse toplumun tamamını yönlendiren medya etkisi, aile yapısı üzerinde de gözlemleniyor. Haber bültenleri, diziler, filmler, internet, radyo, gazete ve eğlence yoluyla evimizin en mahrem köşelerine giren medya, toplumun bilinçaltını kültürel mirasa zıt motiflerle süslüyor.

    Aileyi belirleyen etkileri üretenlerin aileden ne anladığını merak eden bir araştırma yapıldı. Aile ve Sosyal Araştırmalar Kurumu (ASAGEM) tarafından yapılan ve bir dönem fişleme tartışmalarına neden olan ‘Medya ve Medya Profesyonellerinin Aile Algısı’ anketi geçtiğimiz günlerde sonuçlandı. 107 televizyoncu, 45 gazeteci, 42 radyo çalışanı, 42 dergi habercisi, 18 internet haber sitesi çalışanı olmak üzere toplam 304 kişinin katıldığı anket kapsamında, 56 medya mensubu ile yapılmış mülakatlar da var.

    Medya çalışanlarının tamamına yakını medyanın aileyi olumsuz yönde etkilediğini düşünüyor; ankete katılanların neredeyse tamamı medyanın aileye önem vermediği kanaatinde. Gelgelelim hemen hemen bütün katılımcılar ‘suçu’ rakip gazete, televizyon ya da yayın grubuna yüklüyor. Öte yandan, anket sonuçları kimi yayınların lanse ettiği ‘medya geleneksel aile dedi’ cümlesiyle taban tabana zıt veriler içeriyor. Çünkü cevapları detaylı olarak bakıldığında medyanın ‘geleneksel aile’ hakkında pek fikir sahibi olmadığı ortaya çıkıyor. Medya mensuplarının evlilik öncesi cinsel deneyim, nikahsız birliktelik, cinsel kimliğin seçimi, sadakat gibi konularda toplumdaki genel eğilimden çok uzak olduğu anlaşılıyor. Medyamız ailenin önemi hakkında hemfikir, ama onun neye benzediğini unutmuş durumda. Eğlenceye katılmak isteyen beri gelsin!

    Aileler üzerinde medyanın etkisi tartışılmaz bir gerçek. Eşlerin birbirine nasıl davranması gerektiğinden tutun da, ailenin neleri sevmesi gerektiğine, hayatın olmazsa olmazlarına kadar birçok bilgiyi medya üzerinden öğrendiğimiz herkesin malumu. Medya ve dolayısıyla medya çalışanlarının bu derece etkili olduğu ‘aile kurumu’ üzerine tesiri bilinse de ‘aile kurumu’nun medya çalışanları üzerindeki etkisi pek gündeme gelmeyen bir konu. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (ASAGEM), Türk aile yapısını derinden etkileyen medyayı ve çalışanlarını konu alan ‘Medya ve Medya Profesyonellerinin Aile Algısı’ başlıklı bir çalışma yaptı. Geçtiğimiz yıl görüşmelerine başlanan ve birtakım çevrelerce ‘gazetecilerin fişlenmesi’ olarak gündeme gelen araştırma sonuçları hayli ilginç verileri ortaya çıkardı. Toplam 360 medya mensubunun katıldığı ankette, medyanın aile değerlerine etkisi, cinsellik, anne çocuk ilişkisi, çocuğun aile açısından değeri, evliliğe bakışları, kariyer, akraba ilişkileri, evlenme, boşanma, birlikte yaşama, aldatma, sadakat ve şiddet konularında sorular yöneltildi. Genel olarak medyanın aile üzerinde büyük etkisi olduğunu düşünen medya çalışanları, Türkiye’de medyanın aile değerlerine önem vermediği ve toplumu olumsuz yönde etkilediği konusunda birleşiyor. Ancak işin ilginç yanı ortada bir suçun olduğunu kabul eden medya mensupları, sorunun hep diğer medya kuruluşunda olduğunu, hatayı diğer gazetelerin ve televizyonların yaptığını söylüyor. Dolayısıyla öteki medyayı ‘tukaka’ diye nitelerken, kendi çalıştığı medya kuruluşunu sütten çıkmış ak kaşık olarak değerlendiriyor. Ankete katılanların %90’ı kendi kurumunun aile değerlerini önemseyerek yayın yaptığını söylüyor. Fakat soru “Diğer medya kuruluşlarının aile değerlerine önem verdiğini düşünüyor musunuz?” şeklinde sorulduğunda evet diyenlerin oranı %28’lere geriliyor.

    Medya çalışanlarının çoğu cinsel serbestiden yana

    Araştırmada ortaya çıkan bir başka çarpıcı sonuç da cinsellikle ilgili sorulara medya mensuplarının vermiş olduğu şaşırtıcı cevaplar. “Aileler mevcut dini ve manevi değerleri dikkate alarak yaşamlarını sürdürmelidirler” ve hatta “Ailenin geleneksel yapısını korumak için elimden geleni yaparım” diyenlerin oranı %60 gibi yüksek bir rakam gibi görünse de kız çocuklarının evlilik öncesi cinsel ilişki kurmasında bir sakınca görmeyenlerin sayısı da oldukça yüksek. Buna karşılık evlilik öncesi cinselliği tasvip etmeyenlerin oranı ise yalnızca %37. Sadece dindar olarak nitelendirilebilecek medya çalışanları da hem kız çocuklarının hem de erkek çocuklarının evlilik öncesinde cinsel deneyim yaşamalarına sıcak bakmıyor. Fakat araştırmaya katılanların % 70’i ‘Genç erkeklerin evlilik öncesi cinsel ilişki kurmasında sakınca görmediğini’ belirtiyor. Bu oran genç kızların ilişkileri konusunda % 50’lere kadar düşüyor. Yine aynı şekilde “Kız çocuklarının flört etmesi onların bireysel gelişimini destekler” diyenlerin sayısı bir hayli fazla. Katılanların yalnızca %30’u ‘kız çocuklarının bireysel gelişiminde flörtün etkili olmadığını’ düşünüyor. “Bir kadın evlenmeden önce de çocuk sahibi olabilmelidir” önermesine katılımcıların yarısı karşı çıkıyor. “Birlikte yaşamak evlilik sorunlarına karşı bir çözümdür.” cümlesine karşı çıkanların oranı da yalnızca % 40. Aile Yapısı Araştırmaları’nda halkın büyük çoğunluğunun nikâhsız yaşayanlardan rahatsız olacağını ifade ederken, medya çalışanlarının evlilik dışı cinsel ilişkiye % 40 oranında olumlu yaklaşması, toplumla medyanın bu hususta birbirinden ayrıştığı ve farklı algılara sahip olduğu görülüyor.

    Medya çocuğa sıcak bakmıyor

    Ankete katılan medya profesyonellerine göre aile, duygusal bir yapıyı temsil ediyor. Hatta tanımları da bunun ileri derecede bir duygusallıkla tasvir edildiğini gözler önüne seriyor. Ankete katılan basın mensuplarına göre aile; ‘güven’, ‘liman’, ‘duygusal ve gerektiğinde maddi destek’, ‘yol arkadaşlığı’, ‘maskesiz bulunulan yer’, ‘sığınılacak kovuk’, ‘teklifsizlik derecesinde yakınlık’ demek. Ancak birçoğu aile kurmayı hayatın öncelikleri arasında yer vermiyor. “Evlenmek hayatın önceliklerin biridir” önermesine katılanların oranı yalnızca %30 civarında. “Eşlerin her biri diğerinin çıkarını kendi çıkarı önüne koymalıdır” önermesine katılanlarla katılamayanların oranı ise aşağı yukarı aynı. “Birlikte yaşamak için evlilik şarttır” diyenler ise yalnızca üçte bir oranında.

    Araştırmaya katılan medya mensuplarının % 67,3’ünün çocuğu var. Bunların üçte ikisi tek çocuk sahibi. Dört çocuklu medya çalışanlarının oranı ise sadece %1,9. Mülakat yapılanlar arasında konuyu yorumlayan bir kadın televizyon programcısına göre, medya çalışanlarının çocuktan kaçış sebebi korkaklık. Hayat tarzı modernleştikçe, insanların yalnız kalmaktan, yaşlanmaktan, fiziksel güzelliğin kaybolacağından, işten atılmaktan ve hayat standardına bir zarar gelmesinden korkulduğunu ifade ediyor. Televizyon programcısı olarak iletişim sektöründe görev yapan televizyoncu, “Kimse kimseye çok bağlanmamaya çalışıyor. O yüzden herkes evlenmekten kaçıyor. ‘Çocuk yapmak istiyorum’ ya da ‘Evlenmek ve güzel bir aile kurmak istiyorum’ gibi niyetlerini söylemiyor. Neredeyse küçük düşme sebebi artık bu tür cümleler. Hani canım eğlenmek, coşmak varken… Hangi ara evlenecek çocuk yapacak vs. işte. Bu hayatına ara mı verecek, şişmanlayacak...” diyor.

    Boşanmalarda medya etkili

    Medyanın boşanmaya etkisi konusunda ortaya çıkan sonuç da düşündürücü. ‘Çeşitli programlar aracılığıyla telkin edilen sınıf atlama, iyi yaşama modellerinin’ sıradan insanın hayatında boşanmayı teşvik edici bir etki oluşturabildiği bir başka araştırma neticesinde ortaya konmuş. Mülakata katılan bir gazeteci, toplumda “kanaat kültürünün” ortadan kalkmasına yol açan modern yaşam tarzının ortaya çıkardığı aşırı beklentilerin bireyin tüm yaşamını sorgulamasına yol açtığını, bunun da insanların ailesini, evini, sahip olduğu malları her şeyi değiştirmek istemesine sebep olduğunu söylüyor. 2007 yılında ölen Fransız düşünür Jean Baudrillard’ın bu konuya açıklık getirirken söylediği, “Tüketim toplumu bireylere saç rengini değiştirmekten eşini yenilemeye kadar uzanan geniş bir ölçekte değişiklik önermektedir.” cümlesi durumu tam olarak özetliyor. Boşanmaların başlıca gerekçelerinden sadakatsizliğe sebep olarak da internet gösteriliyor. Katılımcıların yarısı internetin eşler arasındaki sadakati olumsuz etkilediği görüşünde. Özellikle iletişimi kolay ve masrafsız hale getirmesi ve maskeler ardında bir iletişim ortamı sunmasının kişilerin interneti kullanarak yeni ilişkiler geliştirmelerine fırsat oluşturduğu belirtiliyor.

    Halkımız eşcinsel figürleri sempatik buluyormuş!

    Medya mensuplarının cinsel tercihlere ilişkin tutumu, araştırmada irdelenen konuların bir diğeri. Medya mensuplarının eşcinselliğe yönelik tutumu, dinî hassasiyeti güçlü katılımcılar hariç toplumun değer yargılarının çok ötesinde. Oysa yapılan diğer araştırmalara göre toplumun genelinde eşcinselliğe karşı mesafeli bir tavır var. Eğlence programlarındaki eşcinsel tutumların medyada prim yapar hâle gelmesini medya çalışanlarının çoğu, ‘halkın talebi’ olarak değerlendiriyor. Katılımcılara göre, halk kendi ailesinde eşcinsel görmek istemiyor ancak medyatik eşcinsellere karşı sempatiyle yaklaşıyor. Bu noktada medya çalışanları, medyanın sorumlu olmadığını, halkın isteklerinin sorunlu olduğunu dile getiriyor.

    Medya profesyonelleri, toplumsal anlayışın ötesinde, nikahsız olarak “beraber yaşama”ya genellikle olumlu bakıyor. Katılımcıların genel fikrine göre, beraber yaşamak da evlilik gibi. Yazılı olmayan bazı normlara göre yaşanıyor ve sonlandırılıyor. Birlikte yaşamayı tercih nedenleri arasında okul, kariyer, aile baskısı, tek yaşamaya alışma, birey olma ve başkasını hayatına katmak istememe, “kolay boşanma imkânı” sayan medya profesyonelleri arasında yüz yüze görüşülen her üç medya mensubunun biri, birlikte yaşamayı tecrübe etmiş kişiler. m.yegen@zaman.com.tr

    Televizyon aileye zarar veriyor

    İstanbul’da ulusal yayın yapan medya kuruluşları arasında yürütülen araştırmanın sonuçlarına göre, medya mensupları medanın aileye zarar verdiği konusunda neredeyse hemfikir. %70 oranındaki medya çalışanı, medyanın aile yapısına zararlı olduğunu düşünüyor, fakat yine aynı oranda katılımcı ‘medyanın aile yapısını korumak’ gibi bir görevinin olmadığını dile getiriyor. Medya mensuplarına göre televizyon, iletişim araçları arasında en etkili olanı ve televizyonda yansıtılan, topluma örnek olarak gösterilen aile modelleri ile toplumdaki aile modelleri birbiriyle örtüşmüyor. Bu çerçevede televizyon dizilerinin ailelere etkileri sorulduğunda her 5 medya mensubunun 4’ü, aile dizisi olarak rağbet gören dizilerin aslında aile hayatını olumsuz yönde etkilediğini söylüyor.

    Anketi için kimlerle görüşüldü?

    İstanbul’da ulusal yayın yapan yayın organlarında çalışan 360 medya çalışanının görüşlerinin yer aldığı ankete, 107 televizyon, 45 gazete, 42 radyo, 42 dergi, 18 internet haber sitesi çalışanı olmak üzere toplam 304 kişi katıldı. Aile algısı ölçülmek istenen 56 basın mensubuyla da yüz yüze görüşüldü. Anket çalışmasına katılanların 107’si kadın, 197’si erkek. Mülakat yapılanlarınsa 16’sı kadın 40’ı erkek medya çalışanından oluşuyor. ‘Medya profesyoneli’ tanımı ise bir yılı aşkın süre zarfında herhangi bir ulusal medya kuruluşunda çalışanları kapsıyor. Araştırmaya katılan medya çalışanlarının %56’sı evli. Yüz yüze görüşülen 16’sı kadın olmak üzere toplam 56 basın mensubunun 35’i evli. 15’i ise boşanmış. Ankette görüşülenler medyada, genel yayın yönetmeni, yazı işleri müdürü, haber koordinatörü, program yapımcısı, köşe yazarı, editör, foto muhabiri, kameraman, senarist, istihbarat şefi, reklam müdürü ve oyuncu olarak görev alıyor.

    samanyoluhaber.com
     
    Fırat Ayanyan ve encralis bunu beğendi.
  2. Barış Kılınç

    Barış Kılınç Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    22 Eylül 2007
    Mesajlar:
    735
    Beğeniler:
    1.208
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Gelişmemiş toplumlarda insanlar ileriyi göremedikleri için başları önlerine düşer, uçkurlarına bakarlarmış. İşte bu haber kaynağı da benzer nedenlerden yazılmış haberinde, iğneleyici ve gereksiz bir tutum sergilemekte.
     
    mehmetbaris87 ve encralis bunu beğendi.
  3. stratus

    stratus Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    30 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    523
    Beğeniler:
    268
    Şehir:
    ist.
    Seviye:
    Bunu neye dayanarak yazıyorsun,varsa bi bildiğin yaz da bilelim!
    Haberin kaynağını beğenmiyorsan habere çamur atma bari!
     
    encralis bunu beğendi.
  4. ZekiAlper

    ZekiAlper Antalya Downhill Prof MTB rider

    Kayıt:
    4 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.905
    Beğeniler:
    1.647
    Şehir:
    Antalya
    Adı:
    Antalya Downhill Özel Antrenör
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    Bence seviyeli olmak her konuda olmak demektir. Sadece a kanalı veya b kanalının tutumu değildir. Bu konular tartışılamazlar. Çünkü gelenektir görenektir.
    Fakat gelişmekte olmakta olan ülkelerden tipik bir örnegi oldugumuz aşikar ki o ona laf atıyo kavga senoryaları veyahut bilgisiz yayın programları yapılmakta maalesef ki durum böyle :(.
     
    gokhancan bunu beğendi.
  5. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    Şimdi arkadaşım bu haberle burada evcilik oynayan 02-09 yaş grubundan bahsedilmiyor.

    Eğer tamam benim xx - xx yaş aralığı evli insanlarım kafalarını kullanmaz kendileri karar verirken medyanın fikirlerini alırlar diyosan XX isimli sanatçıları izleyerek karar verirler diyosan şu an ben gidip kendimi vurmaya gidiyorum dostum.

    YA BÖYLE BİŞEY VARMI YA COCUKMU BUNLAR. Sanki bu gazete bu yayın kuruluşu kafası saman dolu yetişkinlerden bahsediyor.

    Beynini kullanan her insan kimsenın etkisinde kalamaz DOSTUM. BU BÖYLE BİLİNE.

    Samanyolu tv dahil her medya kuruluşu saçmalamaktan başka birşey yapmıyor.

    Yetişkin insanlarda hayatlarını kurarken gidip XXX MEDYA KURULUŞUNU ÖRNEK ALIYORSA SÖYLİCEK BASKA BİR SÖZ BULAMIYORUM YA ÇEKin VURUN BENİ DAHA İYİ SAMAN KAFA İNSANLARLA YAŞICAKSAM.
     
    mehmetbaris87 ve ZekiAlper bunu beğendi.
  6. stratus

    stratus Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    30 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    523
    Beğeniler:
    268
    Şehir:
    ist.
    Seviye:
    Sen kendi kafana göre önce bir düşünüyor,sonra bu düşüncen ne kadar doğru veya değil bunu da düşünmeden direkt yazıyorsun;madem yazıyı okumuşsun farketmedin mi 360 medya çalışanıını görüşleri yeralmış,304 kişi katılmış...

    Sen bunların tümüne "saçma" damgasını vuruyorsun!
    Burda kimse kendi kafasına göre yazmıyor,burada geçerli bir anket var bu da anketin sonuçları...
    Senin mantığına ters gelebilir ama bir başkasının mantığına ise normal...

    Bu arada forumda büyük harflerle yazmanın yasak olduğunubilmen gerekir,ne de olsa forum bağımlısı olmuşsun değil mi?
     
    encralis ve tayfur bunu beğendi.
  7. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    Nasıl bir mantık bir anlasam. Eğer insanlar aile kurarken medyaya göre yapacak ve aileler medyaya göre yıkılacaksa bunu benden anlamamı bekleme dostum :D
     
  8. Barış Kılınç

    Barış Kılınç Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    22 Eylül 2007
    Mesajlar:
    735
    Beğeniler:
    1.208
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Burada anket sonuçları değil, anketin yorumlanma biçimi sorun yaratıyor. "X sorusuna yalnızca %40 evet demiş"... derken haberin temennisi bu sorunun yanıtının herkes tarafından evet olması gerektiğidir. Gökhancan'a da tamamiyle katılıyorum. Bir ailenin tercihlerini medyaya göre şekillendirmesi ne kadar mantıklı? Ha tabii kendini geliştirememiş insanlar bunları referans alıyor olabilir.

    1- Medya çalışanlarının çoğu cinsel serbestiden yana.
    2- Medya çalışanlarının arasında hâlâ cinselliğin kısıtlanması gerektiğini düşünen insanlar var.

    Yeterince açık sanırım.
     
    ZekiAlper bunu beğendi.
  9. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    Hocam kimse bana kızmasın ama pes doğrusu ya

    Bu medya çalışanlarının var bir sorunları galiba. Bu araştırmayı kim yapmış allah askına. Niye gelip sana bana sormuyorlar bu işleri :))

    Bırakın abi şu cinsellik konusu hiç irdelenmemesi gereken bir konu dünya uzerinde butun hayvanlar birleşiyor insanlarında yapıları itibarı ile yaradılış itibarı ile birleşmeye meyilliler.

    İki kişi arasında olan bir mevzu.

    Afedersiniz ama devlet kendi eli ile genelev işletirken böyle saçmalık ve rezaletlerle karşımıza çıkmasınlar.

    Bayan arkadaşlarımızdan özür diliyorum kesinlikle yanlış anlaşılmasın ama butun oyunlar bayanların uzerine dönüyor.

    Bayan arkadaşlarımızı da üzüyorsunuz böyle saçma konularla, daha sonra psikolojisi bozulmuş bir halk çıkıyor piyasaya.

    Bırakın artık insanları rahat, rahat rahat versinler kararı rahat. Burnunuzu kimsenın özel yaşantısına sokmayın, gunahsa gunah, vebalini çekecek olanda insandır çıldırtmayın. Dizelerimide bu araştırmayı yapan kuruluşa armağan olarak gönderiyorum ( ajdar gibi yazdım iki dakkada ) :)))



    saygılar.
     
  10. stratus

    stratus Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    30 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    523
    Beğeniler:
    268
    Şehir:
    ist.
    Seviye:
    Ailenin tercihlerini medyaya göre şekillendirmesi garip gelebilir ama böyle aileler var işte, bu yeryüzünde her çeşit insan olduğu gibi aile de var; tv de ne varsa direkt alıyorlar;bilmiyorum belki de dünyada en çok tv izleyen 2. millet olduğumuz için tv karşıısında beyninimz mi uyuşuyor ne...
     
    encralis ve ZekiAlper bunu beğendi.
  11. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    Bu olsa olsa insanların alt benliklerinin( gizli benlik ) olmak istediği karakter rollerine kendilerini çok fazla kaptırarak, hayatı kendilerine zindan etmesidir.

    Bir çok insan boş kaldığı zamanlarda kendi kahramanını dusunur. Kendi yarattığı kahramanı, O sorunsuz ve mükemmel olmalıdır.

    Bakın açık açık kendimden örnek veriyorum. Benim samimiyetime inanın diye kimseyi ortaya atmıyorum kendimi atıyorum.

    Örnek : İş yerinde çalışıyorsunuzdur ve yapılması gereken bir proje vardır. Patronunuz size beceriksiz herif diye bağarır ve süper kahramanınız devreye girer bu an içerisinde.

    Bir an için hayalinizde patronunuzu dövdüğünüzü veya öldürdüğünüzü dusunursunuz. Bazısı bunu dusunmekle kalmaz uygular zaten.

    Örnek 2 : Hoşlandığınız kıza çıkma teklif edersiniz ve kız sizi reddeder, kafanız da binbir türlü soru işareti vardır. Hayali kahramanınız bu kızın sizi kabul edeceğini dusunmenize neden olur. Red edildiğiniz an yıkıldığınız andır.

    Hayali kahramanınız umulmadık zamanlarda görevine hazırdır o her zaman sizin içinizdedir. Bazı insanlarda bu sorunlara yol açar. Onların benliklerini esir alır.

    Bazı insanlar bunu umursamaz.

    Bazı insanlarda ise şizofreniye sebeb olur. Kişi kendini öyle bir kaptırırki kendisinin bunu anlaması neredeyse imkansızdır.

    Bu insanın gerçek psikolojisidir. Sevinin tek bedende 2 ayrı kişi oldugunuzu öğrendiniz :)
     
    ZekiAlper bunu beğendi.
  12. tayfur

    tayfur Onursal Üye

    Kayıt:
    22 Mayıs 2005
    Mesajlar:
    1.635
    Beğeniler:
    1.028
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Psikiyatri stajımı Marmara Üniversitesi Hastanesi'nde değil burada yapmak üzere dilekçemi yarın Dekanlığımıza veriyorum.
     
    encralis bunu beğendi.
  13. ZekiAlper

    ZekiAlper Antalya Downhill Prof MTB rider

    Kayıt:
    4 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.905
    Beğeniler:
    1.647
    Şehir:
    Antalya
    Adı:
    Antalya Downhill Özel Antrenör
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    gokhancan bence senle ayrı bir platformda tarafsızca gerçekleri konuşmak gerektigini hissediyorum. Gerçekten etkilendim:).. :eek:
     
  14. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    Dostum merak etme ben her zaman psikolog ve psikiyatrlarında yanındayım. Her insanın pskiyatri uzmanlarına ihtiyacı vardır ve ben 5 senedir uzmanlara duzenli olarak gidiyorum.

    Ayrıca psikiyatr bir amcaya sahibim dostum anlıyormusun.

    Psikolog ve psikyatr herkeze lazımdır. Herkez bir gün motoru yakabilir cunku.

    Belirtmeden geçemicem.
     
  15. stratus

    stratus Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    30 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    523
    Beğeniler:
    268
    Şehir:
    ist.
    Seviye:
    Çoğunlukla o kahraman tv lerde dolaşır,sonra da içimizde... Bunu atabilmek için kuvvetli bir irade lazım,yoksa 2. kişiliğimiz ortaya çıkarak rol yaparız ve kendimiz olamayız. Sade,doğal ve sadece kendimiz olmalıyız;işte bu yüzden mütevazilik insanı alçaltmak yerine yükseltiyor ya, mütevazi insanı herkes sever...
     
    encralis ve ZekiAlper bunu beğendi.
  16. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    Sizin icin çok üzülüyorum çok. Bu hayatta yalnız oldugunuz gerçeği ile umarım bir gün karşı karşıya kalırsınız.

    Yoksa 3-5 adamın acıklamasının hiç bir önemi yok. Doktorun bile önemi kalmaz bir zaman sonra. Bir zaman sonra sadece zihniniz bedeniniz ve düşüncelerinizle baş başa kalırsınız.

    Size göre doğru olan DOĞRUDUR. Başkasının ne dusundugu baskasını ilgilendirir.

    Hepimiz bireyiz hepimiz bir beyiniz. Doğruyu seçerken kimsenın etkisinde kalmamalıyız.

    saygılar.

    saygılar.
     
  17. tayfur

    tayfur Onursal Üye

    Kayıt:
    22 Mayıs 2005
    Mesajlar:
    1.635
    Beğeniler:
    1.028
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Umarım bir gün herkes, kendi kafasındaki doğruların mutlak doğrular olmayabileceği gerçeğini kavrar.
     
    ZekiAlper, encralis ve Barış Kılınç bunu beğendi.
  18. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    Sanırım bu sorunsaldan geriye sadece.

    1. Devletin genelev işletmesi ve bundan vergi alması hususu.

    2. Ülkemizde Manukyan isimli genelev patroniçesinin vergi rekortmeni oluşu.

    3. Bırakın artık insanları rahat, rahat rahat versinler kararı rahat. Burnunuzu kimsenın özel yaşantısına sokmayın, gunahsa gunah, vebalini çekecek olanda insandır çıldırtmayın. Dizelerimide bu araştırmayı yapan kuruluşa armağan olarak gönderiyorum ( ajdar gibi yazdım iki dakkada ) )) isimli saçma sapan kafadan sallanmış olan ama anlamlı dizelerin STV' ye ve benzer medya kurum ve kuruluşlarına gönderilmesi kaldı.

    Bu nasıl bir ikilem hatta beşlem demektende kendimi alamıyorum.
     
  19. tayfur

    tayfur Onursal Üye

    Kayıt:
    22 Mayıs 2005
    Mesajlar:
    1.635
    Beğeniler:
    1.028
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Konu Manukyan'a nasıl ulaşıverdi. Müthiş, kadını mezarında bile rahat bırakmıyorlar.
     
    encralis bunu beğendi.
  20. gokhancan

    gokhancan Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    801
    Beğeniler:
    664
    Şehir:
    istanbul/bayrampaşa
    Seviye:
    Cinsellikle ilgili yapılan bu araştırma ailelerin yıkılması sorunsalı devletin genel ev işletmesi.

    Samanyolu tv isimli şirketin ve araştırmaların tezini çürütüyor.

    Manukyan isimli kimse zamanında ülkemizde vergi rekortmeni oldu o bakımdan söyledim. Yoksa kendisini zerre kadar tanımam etmem.

    Genel ev gibi insanlık onurunu ayaklar altına alan bir kurumunda kalkması için elimizden gelenin yapılmasını isterdim.

    Biraz olsun gerçekleri gün yüzüne çıkarmak için çalışmak gerekmiyormu.

    Veba, tifüs kadar tehlikeli bir oluşumdur bu bataklıklar.
     
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.