Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Abdülcanbaz ve Velosipet

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında gatila tarafından paylaşıldı.

  1. gatila

    gatila Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    667
    Beğeniler:
    960
    Şehir:
    çerkezköy
    Seviye:
    Önce Turhan Selçuk...

    [​IMG]

    [​IMG]

    vikipedi'den:
    Turhan Selçuk (1922, Milas, Muğla), Türk mizahının önde gelen isimlerinden olup Türkiye'de mizaha yön veren karikatüristlerden biridir. Türkiye'de Semih Balcıoğlu ve Ferit Öngören ile beraber Karikatürcüler Derneği'nin kurucularındandır. İlk olarak Akbaba'da çalışmaya başlamış, ondan sonra Aydede, Yön, Devrim Örneği gibi dergilerde ve Milliyet, Akşam gibi günlük gazetelerde çalışmıştır. Özellikle Abdülcanbaz tiplemesi çok ün kazanmıştır. Türkiye ve Avrupa'da bir çok müzede karikatürleri sergilenmiştir. Halen Cumhuriyet gazetesinde çizmektedir. Gazeteci-yazar İlhan Selçuk'un kardeşidir.

    vikipedi zayıf kalınca ekşisözlükten devam:
    1922de milasda (muğla) doğdu. ilk karikatürleri 1941de adanada türk sözü, istanbulda kırmızı beyaz ve şutta yayımlandı. 1948de şaka, akbaba, tasvir ve aydede dergilerinin kadrolarında yer aldı. ertesi yıl yeni istanbul gazetesine girdi. abdli karikatürcü saul steinbergin “çizgiyle mizah” anlayışını benimsedi. aynı gazetede karikatür tarihini ele alan yazılar kaleme aldı. “grafik mizah”ın karikatürün evrensel anlatımı olduğunu savundu. 1951de ilk sergisini açtı; 1952de, kardeşi ilhan selçuk ile birlikte öncülerinden olduğu 1950 kuşağının ilk yayını 41 buçuk adlı mizah dergisini, 1953te de karikatürü yayımladı. ilk kitabı turhan selçuk karikatür albümünü çıkardığı 1954te milliyet gazetesine başkarikatürcü olarak giren sanatçı, oluşturduğu karikatür üslubunu bu dönemde geometrik bir estetiğe oturtmaya başladı ve bu tür yapıtları, kardeşiyle birlikte çıkardığı mizah dergisi dolmuşta ivme kazandı. 1957de milliyette “abdülcanbaz” adlı ünlü çizgi roman kahramanının maceralarına başladı; 1959da 140 karikatürde yeni dönem yapıtlarından bir seçki düzenledi. 1960larda italyan mizah dergisi ii travasonun kadrosuna girdi. 1961de haftalık politika dergisi yönde çizmeye başladı; 1962de turhan 62, 1964te ise hiyeroglif, 1969da hal ve gidişi yayımladı. aynı yıl ikinci kez yeni istanbula döndü, daha sonra akşama geçti, 1972de ise cumhuriyet gazetesinde haftalık panaromik politik karikatürler çizmeye başladı. 1979da aniklopedik albümü söz çizginini yayımladıktan sonra 1980de milliyete döndü. halen cumhuriyet gazetesinde çalışmaktadır.

    1992de on üçüncü kişisel sergisiyle 50. sanat yılını kutladı. “insan hakları” adını taşıyan bir karikatür sergisi, birçok büyük kentte (strasbourg, izmir, 1992; nürnberg, dortmund, duisburg, stuttgard, mannheim, munih, 1993; leipzig, üsküp, lefkoşe, 1994; frankfurt, 1995) açıldı.

    istanbul gazeteciler cemiyetinin gazetecilik başarı armağanı yarışmasında 1955te birincilik ödülünü, 1983, 1986, 1987, 1989 ve 1990`da başarı ödüllerini; italyada uluslararası bordighera karikatür yarışmasında 1956da altın palmiye ile aero club gümüş kupasını, 1962de gümüş hurmayı; 1970te italyada ippocampo-vasto karikatür festivalinde ippo campo ödülünü, 1971de türkiye sanatçılar birliğinin halkın sanatçısı ödülünü ve 1975te italyada vercelli karikatür bienalinde gümüş kupayı kazandı. yapıtları abd, kanada, italya, bulgaristan, isviçre ve polonyada karikatür müzelerine alındı. 1992de sıvas cumhuriyet üniversitesinin onursal bilim doktoru ünvanına, 1997 yılında da anadolu üniversitesi fahri doktora ünvanına layık görüldü.
     
    mcaliskan23 bunu beğendi.
  2. gatila

    gatila Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    667
    Beğeniler:
    960
    Şehir:
    çerkezköy
    Seviye:
    vikipedi'den alıntı:

    [​IMG]

    Abdülcanbaz, 1957 yılında Turhan Selçuk tarafından Milliyet Gazetesi için çizilmeye başlanan çizgi roman ve çizgi romanın baş kahramanıdır.

    O yıllarda Milliyet gazetesinde yarım sayfalık yabancı bir çizgiroman vardır. Abdi İpekçi, Turhan Selçuk'tan israrla bu çizgi romanın yerlisini ister. Turhan Selçuk, mizah yazarı Aziz Nesin'den yardım ister.

    Aziz Nesin, hilekar ve düzenbaz bir turist rehberi tipi yaratır. Bu üçkağıtçı adama "Abdülcanbaz" adını takar. Birinci öykünün yayını bitince, Aziz Nesin diziye devam etmek istemez.

    Turhan Selçuk, bunun üzerine Rıfat Ilgaz'dan yardım ister. Bir süre sonra Rıfat Ilgaz'dan gelen senaryolar da aksamaya başlayınca, Turhan Selçuk, diziyi kendisi yazmaya başlar. Bu, düzenbaz Abdülcanbaz tipinin değişmesine, yeniden yaratılmasına neden olur. Abdülcanbaz, düzenin düzensizliğine ve bu ortamdan doğan ahlaksız, namussuz, utanmaz, arlanmaz tiplere karşı savaşan bir semboldür artık.

    Abdülcanbaz, yaratıldığı tarihsel dönemden de çıkarılır. Artık hikaye, Osmanlı döneminde, Kurtuluş Savaşı'nda, uzayda, Eski Mısır'da geçebilir.

    "Ben Abdülcanbaz'ı kahramanlık ötesi kaba kuvvetten güç alan, yozlaşmış bir çizgiroman türünden ayırıp arıtmak istedim. Bir roman ya da bir hikaye anlatımının sanat değerini katarak bunu grafik sanatın çizgi gücüyle de besleyerek kişiliğini bulması yolunda çalıştım." Milliyet Sanat, Aralık 1972
    İçerikte bunlar olurken, Turhan Selçuk'un çizgi üslubunda da belirgin bir farklılaşma başlar. Çizgiler sadeleşir, grafik düzeyi artar.

    "1950 sonrası, Saul Steinberg bir hamle yapmış, grafik mizahı Avrupa'dan Amerika'ya kadar götürmüştü. Avrupa'lı karikatürcüler, onun açtığı yoldan yeni mesafelere ulaşmaya çalışıyorlardı. Bu yeni yolda kişiliğimi bulma çabasına yönelik çalışmalara başladım. Önceleri yuvarlak çizgilerle çalışıyordum. Sonra çizgilerimi köşeleştirdim. Daha sonra yuvarlak ve köşeli çizgileri birlikte kullanmaya başladım. Bir ara çoksert, çok düz çizgilerle çalıştım. Ama sadelikten hiç ayrılmadım." Adam Sanat, Aralık 1985
    Abdülcanbaz, uzun yıllar Milliyet, Cumhuriyet, Akşam ve Yeni İstanbul gazetelerinde yer aldı. Yetmişli yıllarda Mehmet Benli, seksenli yıllarda da Milliyet Yayıncılık tarafından albüm olarak yayınlandı. Turhan Selçuk, 1987'de Abdülcanbaz'ı emekli etti. Ancak 1994 yılında, ısrarlar sonucu tekrar çizmeye başladı.

    Abdülcanbaz karakterleri

    Abdülcanbaz: O her çağda halkın özlemini duyduğu, hayallerinde yaşattığı efsanevi bir tiptir. Bazen masal dünyalarında, bazen günümüzde sürdürür yasantısını, bazen de uzayı adımlar...

    Halkını seven her dürüst ve namuslu kişide az çok Abdülcanbaz'lık vardır. Dürüsttür, cesurdur, akıllı ve zekidir. Yakışıklıdır, çelikten kaslara sahiptir. Bu üstün niteliklerini daima iyinin, haklının, ezilenin yanında; sömürücülere, zalimlere, namussuzlara karşı kullanır. "Osmanlı tokadı" ile ün salmıştır.

    Karanfil Hoca: Doğu'nun yetiştirdiği en büyük ilim adamıdır. İlmi Simya, İlmi Kimya ve keşif dünyasındaki yeri, İbni Sina, İbni Batura gibi doğulu ilim adamlarından çok daha önemlidir. Biraz sinirli ve mütecaviz olmasına rağmen iyi kalpli, dürüst, kiiilik sahibi bir adamdır. Minaretül Füze-tül Kamer, Sefine-i Hava, El Kabili Sevk-ül Karakuş, Vel Kebir-ül Köstebek gibi önemli buluşların sahibidir.

    Tarzan: Tarsus'da doğmuştur. Saf ve temiz yürekli bir Anadolu çocuğudur. Heybetli bir yapısı, ilahi bir gücü vardır. Cesareti ile ün salmıştır.

    Fettah: Abdülcanbaz'ın arkadaşlarındandır. Hoşsohbet, muzip, kolayca gönlünün kaptıran, başından büyük işlere girişen, sevimli bir adamdır.

    Fayrabi: Pehlivani gözbağcılıkta üstüne yoktur. Hatta bu marifetleri sanat haline getiren tek adamdır denilebilir. Abdülcanbaz ile Isfahan'da tanışmış, bir daha ayrılmamışlar, arkadaşlıklarını, toz kondurmadan sürdürmüşlerdir.

    Gözlüklü Sami Bey: Osmanlı sarayına mensub bir mirasyedi... Şeytani bir zekaya ve süngülü bir bastona sahiptir. İşrete, kadına düşkün, düzenbaz bir adamdır. Hazırlopçudur.

    Sürmegöz İhsan Bey: Gözlüklü Sami'nin dostu ve dalkavuğudur. Çıkar ugruna yapmayacağı şey yoktur.
     
    mcaliskan23 bunu beğendi.
  3. gatila

    gatila Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    667
    Beğeniler:
    960
    Şehir:
    çerkezköy
    Seviye:
    [​IMG]

    ANADOLU ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM KARİKATÜRLERİ MÜZESİ'ndeki eser:
    [​IMG]

    [​IMG]
     
    mcaliskan23 bunu beğendi.
  4. gatila

    gatila Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    667
    Beğeniler:
    960
    Şehir:
    çerkezköy
    Seviye:
    (...) Bir tarafta yenilikleri hemen yaşamına geçirmek isteyen dönemin modern gençleri, diğer tarafta onu burun kıvırarak karşılayanlar, hatta ‘‘şeytan icadı'' olmakla suçlayanlar... Abdülcanbaz'ı, Turhan Selçuk'un unutulmaz, sevimli çizgi kahramanını, herkes hatırlar. ‘‘Bir Velosipet Olayı'' adını taşıyan macerası da tıpkı Abdülcanbaz gibi sevimli. Bu serüvende Abdülcanbaz, Paris'ten hediye olarak gelen velospide arkadaşlarının meraklı bakışları önünde biner. Çok kısa bir süre sonra da ilk bisikletli olarak İstanbul sokaklarında tur atmaya başlar. Ne var ki kıskanç Gözlüklü Sami, onu Osmanlı Meclisi Mebusanı'na şikayet eder. Tabii Abdülcanbaz bisikletiyle birlikte tutuklanır. Mahkemeye çıkarıldığında hem bisikletinin, hem de kendisinin savunmasını yapmak zorundadır. Ama işler ters gider ve cezaya çarptırılmaması için arkadaşları tarafından kaçırılarak dağ başındaki bir eve götürülür. Aylar geçtikten sonra evin sahibi son gelişmeleri öğrenmek için şehre iner ve gördükleri karşısında donup kalır. Çünkü herkes bisikletlerinin üstünde yeniliğin tadını çıkarmaktadır.

    Çizgi romandaki gibi bisiklet belki hemen aklanmadı. Ama 1800'lü yılların sonunda İstanbul sokaklarındaki saltanatını yaşamaya başlamıştı bile. Bakırköy, Yeşilköy, Tarabya, Şişli, Fenerbahçe, Adalar, Taksim... Bisikletleri üzerindeki çılgın gençleri artık her yerde görmek mümkündü. Küstah, şımarık, arsız olarak adlandırılma pahasına onlar, cesurca yaşama meydan okumayı tercih etmişlerdi bir kere. Şamran Hanım'ın kantosu o günkü durumu esprili bir şekilde gözler önüne seriyor.

    Ey dizim, ey bacağım
    Cumaya ne yapacağım
    Ne aksi makine bu
    Tekme ile kıracağım
    Kabahat bende değil
    Hep o telgraf direğinde
    O kadar varda dedim
    İlişdi durdu yerinde
    Hopla hopla hendeği atla
    Haydi hop hop hop
    Alert!
    Dar ceket, şık tuvalet
    Arabacı dikkat et!

    Ya kadınlar? Onlar Şamran Hanım kadar cesur değillerdi elbette. Ancak Cumhuriyet yıllarında kavuşabildiler bisikletlerine. Ve kısa bir süre içersinde bisiklet sporu yaygınlaştı; bisiklet yarışları düzenlendi, resmi törenlerin ve kutlamaların bile başlıca simgesi bisikletti artık (...)
     
    Arya, mcaliskan23 ve ZekiAlper bunu beğendi.
  5. mcaliskan23

    mcaliskan23 Bisikletkolik

    Kayıt:
    29 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.004
    Beğeniler:
    258
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Ülkemize çok geç gelmediği anlaşılıyor, Avrupa da ortaya çıkışından aşağı yukarı üç beş yıl içinde Türkiye ye gelmiş, ilginç gerçekten.
    1950 lerde 60 larda daha fazla bisiklete binilmesi de başka bir ilginç nokta