Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun.

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında Eren AYDIN tarafından paylaşıldı.

  1. Eren AYDIN

    Eren AYDIN Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    20 Eylül 2009
    Mesajlar:
    719
    Beğeniler:
    1.362
    Şehir:
    İst/Sultanbeyli-Uydukent--ÇANAKKALE
    Seviye:
    TARİHÇE
    8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.

    26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

    İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır
    ..Alıntı..

    [​IMG] [​IMG] [​IMG]

    8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun.
     
    SedatT ve elif inci bunu beğendi.
  2. sadana

    sadana Onursal Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    2.268
    Beğeniler:
    2.592
    Şehir:
    Adana
    Seviye:
    Eren duyarlılığın için sağ ol. Anneler günüde, babalar günü de fark etmiyor.
    Nedeni ise, Her zaman hayat onların hayatı. Zaten, yaşam standartlarına bakın. bizler garibanlar bitmişiz. Bunu, hiç bir bayan’ın kabul edeceğini sanmıyorum ama doğru tek doğrudur. ALLAH başımızdan eksik de etmesin.
    Onların fedakarlığı ve dünya üzerindeki eşsiz güzelliği de göz ardı edilmez..Buraya da bağlıyım tabi..
    (Eren,bunu birilerine jest olsun diye yazmadın değil mi?) :)

    Sevgiler, İyi Forumlar.
     
    Mesut27 bunu beğendi.
  3. #3
    Eren AYDIN

    Eren AYDIN Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    20 Eylül 2009
    Mesajlar:
    719
    Beğeniler:
    1.362
    Şehir:
    İst/Sultanbeyli-Uydukent--ÇANAKKALE
    Seviye:
    Valla jest falan yok abi. Günün anlamına dair bir yazı yazdım sadece. Yazarkende tarihini araştırdım fikir olsun diye yazdık. Bilgilenmek amaçlı yani. Jest kim ben kim:p :=)
    Teşekkürler katılımın ve güzel mesajın için. İyi forumlar.
     
    Mesut27 bunu beğendi.
  4. SedatT

    SedatT Bisikletkolik

    Kayıt:
    11 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.080
    Beğeniler:
    1.212
    Şehir:
    İzmir
    Bisiklet:
    Diğer
    Seviye:
    Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;

    1. Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
    2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.
    3. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.
    4. Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler.
     
  5. Mesut27

    Mesut27 Aktif Üye

    Kayıt:
    22 Ocak 2009
    Mesajlar:
    139
    Beğeniler:
    24
    Şehir:
    Ayıntap
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Abi o zaman yapıyorlar ama hareket yok. :D Yani yararları yok.Sahip oldukalrından.Ama bence onların varlığı hiçbir şeyle kıyaslanmaz.Annemden biliyorum. :)
     
  6. SedatT

    SedatT Bisikletkolik

    Kayıt:
    11 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.080
    Beğeniler:
    1.212
    Şehir:
    İzmir
    Bisiklet:
    Diğer
    Seviye:
    İlave olarak:
    Bize, bu güzel Ülkeye ve de Dünya'ya emeği geçmiş tüm kadınlara saygı ve sevgilerimi yolluyorum.Onların hakkı ödenmez...
     
  7. sadana

    sadana Onursal Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    2.268
    Beğeniler:
    2.592
    Şehir:
    Adana
    Seviye:
    :) Bu güzeldi sedat abi.Yenge duyar falan diye mi bunu ekleme gereği duygun? Abi samimiyetine dayanarak.Sağ ol abi.Saygılar.B]
     
    Mesut27 bunu beğendi.
  8. naz34

    naz34 Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    10 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    844
    Beğeniler:
    1.298
    Şehir:
    Pendik, İstanbul
    Bisiklet:
    Carraro
    Seviye:
    -Evet
    8 martın tarihçesi kısaca yukarıda anlatıldığı gibi. 19. yüzyılda kadınlar sömürüye karşı direnirken eşit işe eşit ücret isterken
    bir takım bedeller ödediler ...
    O dönem için kazanımla da sonuçlandı. Yani bu günün adı sadece o dönem verilen mücadele ile özdeşleşmiş ve sembolleşmiştir.
    Bugün 21.ci yüzyıldayız,
    kadın cinsel meta olarak görülmeye başlanmış, erkekler ise daha çok sömürülmesi gereken ucuz iş gücü olarak görülmektedir
    Bu günü sadece kadınlar değil, erkekler de birlikte omuz omuza kutlamalıdır zaten özünde kutlama günü değil mücadele günüdür. “alıntıdır..



    Günün sözü…Kadın özü:

    21.ci yüzyıldayız ama;
    Anadolumuzda henüz ana kucağındayken, kaç dönüm arazi karşılığı verileceğinin kesapları yapılan,
    bazen gizli, bazen sokak ortalarında töre cinayetlerine kurban edilen,
    21.ci yüzyılda utanç içinde dünyaya anlatamadığımız, “berdel” adı altında ufacık bedenlerin takas’ınının yapıldığı,

    sevgili Nazım Hikmet ’in “ Kadınlarımız” şiirinin dizelerindeki gibi ;

    “ Ve kadınlar
    Bizim kadınlarımız
    Korkunç ve mübarek elleri
    İnce, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
    Anamız, avradımız, yarimiz
    Ve hiç yaşanmamış gibi ölen
    Ve soframızdaki yeri
    Öküzümüzden sonra gelen…..”

    kadınların var olduğu bir ülkede yaşıyoruz biz..

    Ne yazık ki;
    Kadını vitrin süsü ya da evde herhangi bir eşya kadar değeri olmayan bir dekor gibi gören erkekleri doğuran,
    ve yine bu değerlere sahip adamları baş tacı yapan ,
    bu değersiz adamlarla sevda uğruna gönüllü gönüllü müebbete razı olanlar, yine biz kadınlarız..

    Düzelmeli, düzeltilmeli diyoruz..Bunun için Eğitim gerekli diyoruz.. Ama bu sadece kızlarımızı okutarak, meslek sahibi yapmakla olamaz..
    Önce kadınları, önce anneleri “erkek evlat” yetiştirme konusunda eğitmek gerek..

    .................Kadın & Erkek

    evde, işte,yolda, geçimde, seçimde, kısaca yaşamın her alanında:

    "EŞİT PAYLAŞIM…ORTAK SORUMLULUK…SINIRLARDA DENK ZORUNLULUK.......................İçinde olmalı…

    Çok basit bir örnek:Ailece yenilen yemek sofrasından kalkıldığında, annemiz ya da kızımız masadan tabakları toplarken ,
    oğlumuz odasına kaçmamalı.. Onun da aile içinde sorumlulukları olmalı..O da masa kurulmasına ya da toplanmasına yardım etmeli..
    Susadığında ya da bardağında çay bittiğinde kalkıp kendi almalı..
    Her şey insanlar için, hayat bu, kimin ne zaman tek başına , kimsesiz kalacağı belli olmaz..
    Erkek evlat diye onu ilah gibi büyütmemeliyiz, ayrıcalıklı olmamalı kız evlattan…..
    Bu ayrıcalık yüzünden değil mi ,bir bardak su getirirken gecikti diye karısını tokatlamalar..

    Bir ayıp yapıldığında kızı yerin dibine sokarken, erkektir elinin kiri denmemeli…Eve geç geldiğinde kız çocukları gibi sorgulamalıyız erkek evlatlarımızı da..
    Erkek çocuk haksız olduğu halde haklı duruma gelmemeli, ablaya saygıyı bilmeli...
    Anaya, bacıya el kaldırmamalı…

    Aciz, korkak, itilmiş olmamalı geleceğin eş ve anneleri olacak kızlarımız..

    Bunun için yine kadınlara, yine annelere büyük iş düşüyor..
    Bu günün erkeklerini doğuran da, yetiştiren de onlar çünkü..

    Not: :
    Okuduğum bazı kaynaklardan alıntılara kendi yorumlarımı kattım..sizlerle paylaştım .

    Herzaman, herkonuda sağduyulu ve paylaşımcı olmanız dileğimle.....
    .
    .
     
    krankmili ve SedatT bunu beğendi.
  9. sadana

    sadana Onursal Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    2.268
    Beğeniler:
    2.592
    Şehir:
    Adana
    Seviye:
    Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur.
    Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet.
    Şımarıklığın da hakkını verir.
    Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de.
    Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek.
    Bu tebessümler sevgidir.
    Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde....
    Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.
    Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.
    Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir…
    İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir
    Osmanlı kadını gibi,adabıyla, raconuyla istediğini alır.
    Dırdır etmez.
    Çok konuşup, baskı yapıp erkeği bezdirmez.
    Yüz göz olmaz kadının hası.
    Bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki,
    bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar.
    Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da,kızmayı da.
    Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.
    Gerçek bir kadın ezik durmaz.
    Kambur yürümez, dimdik durur.
    Kendine saygısı, güveni vardır.
    Erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu dinlemeyi bilir.
    Bazen utangaç olur, bazen ürkek.
    Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın.
    Aptal olmaz gerçek bir kadın.
    Bön bön bakmaz adamların suratına.
    Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.
    Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
    Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur.
    Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında. Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu...
    Arada bir pencereye yaslar başını,sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. Olgunluğuyla şaşırtır erkeği.
    Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki,
    yine, yine şaşırtır onu.Sıkmaz kadın,
    bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez.
    Huzur verir varlığıyla. İçmesini de bilir kadının hası.
    Bazı akşamlar anason kokulu tüter sofrasının sıcağı.
    İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır.
    Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın.
    Kibirli olmaz. Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz kafası.

    Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir,anlar,
    söyleyecek sözü vardır.
    Kişiliklidir. Beceriklidir.
    Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte,
    profesör de olsa, sultan da olsa,
    boksör de olsa üzülür. Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez.
    Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır.
    Albenisi metrelerce öteden çarpar adamı.
    Ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına görebilir.
    Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen,
    17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez.
    Uzun saçları vardır kadının.
    Yumuşak olur, güzel kokar.
    Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir.
    Kadına yaraşmaz soğukluk.
    Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir;
    ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz.
    Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler.
    Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz.

    Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.

    Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar.

    Kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir;
    gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.
    Has kadına naz da yakışır, kapris de.

    Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki,
    onun nazını erkek zevkle çeker.

    Gerçek bir kadın şiir gibi olur,
    mey gibi olur,
    ömür gibi olur.

    -Can YÜCEL-
     
    Mesut27, naz34 ve SedatT bunu beğendi.