Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

300 km. lik Tuz Gölü gezisi.

Konu, 'Yerel/Bölgesel Bisiklet Grupları' kısmında Mesut Girgiç tarafından paylaşıldı.

  1. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    GİRİŞ:
    24 saate yakın süre bisiklet selesinde oturarak , hemen hemen yarısı sadece uydudan izlenebilen toprak ve taşlık 300 km. lik parkurda evlerine ulaşmak için yaşam mücadelesi veren ironmanların gerçek hikayesini “İronman Ar-Ge Company Pictures” iftiharla siz değerli izleyicilerine sunar.

    “ÖLÜMÜN PEDAL SESLERİ, TUZ GÖLÜ DESTANI.”

    BU DESTANIN YAZILMASINDAKİ AMAÇLAR:

    Ekibin amaçları: ( hepsi gerçekleştirilmiştir)
    1. Konya’dan bisikletle yola çıkıp Cihanbeyli’ den iron-isa yı da alarak Tuz gölüne ulaşmak. Gölün Batı kıyısını en kuzeyinden – en güneyine dek keşfetmek ve gölden sonra macera olsun diye haritada olmayan bir parkur seçip dağ-aşırı bisiklet sürerek Konya’ya geri dönmek.
    2. Bir oturumda 300km/gün yol giderek en uzun yolu giden 3 kişilik amatör ekip olmak.
    3. Ekibin içinde yer alan 57 yaşındaki iron-dede ile de yine 300 km. de “yaş” rekorunu kırmak.
    4. Bir oturumda bisiklet selesinde en uzun süre oturan ekip olmak.(Dedenin evi Konya’nın en güneyinde olduğundan 22,5 saat/gün selede oturma ile rekor iron-dede de, ikinci olarak ise 20,5 saat/gün ile iron-mesut ta)

    ORYANTASYON:

    Tarih: 11 haz. 2006 Pazar
    Total km. : evden-eve 300 km/gün
    Total süre:22.5 saat/gün (iron dede)
    Rota: Konya- Cihanbeyli-Tuzgölü-Konya

    Aşağıdaki uydu fotosunda yeşil çizgi karayolları haritalarında olmayan sadece iron-dede’yle iron-mesut un gece gittiği toprak-taşlık patikadır. Geçilen parkurlar GPS aletine yer-imleri konularak haritalaştırılmıştır. İşte İronmanların rotasının uydu haritası.
    [​IMG]



    SERÜVEN BAŞLIYOR.

    RÜZGAR SANKİ “DUR” DİYORDU...
    Tüm ekip sabah 05:00 de Konya’nın malum yerinde buluştular ve yola koyuldular. Ortalık henüz alaca karanlıktı.
    [​IMG]


    Ortalık aydınlandıkça rüzgarın ilerlemeyi zorlaştırıcı gücü daha iyi görünüyordu. Ekibe direk kafadan vuran rüzgar sanki yol kenarındaki bayrak ve flamaları iplerinden kopartmaya çalışıyordu.
    [​IMG]


    Ekipteki herkes tekrar tekrar kafasının içinde 300km. nin akşama kadar nasıl biteceğini düşünüyor ve tüm enerjisini rüzgara karşı pedal çevirmeye harcıyordu.
    (önde ekibin elebaşısı iron-mesut, ortada iron-ergin, en arkada en masumu iron-dede)
    [​IMG]


    Ekip daha önce hiç bu kadar malzeme yüklü yola çıkmamıştı. Aşağıdaki resimde görüleceği üzere “İronman – 42(Konya)” plakalı fx-7.5 model bisiklet aynı zamanda ekibin acil enerji ihtiyacını karşılayacak bir “first-aid” yani “ilk yardım” çantası taşıyordu. Bu çantanın içinde “kurutulmuş incir” ve yine iyi bir enerji kaynağı olan “yüksek oktan kükürtsüz cezerye” mevcuttu.
    [​IMG]


    Ekip Konya şehir hudutlarını terk ederken bir levha sanki ekibe moral vermeye çalışıyordu. Cihanbeyli 100km. yazmak yerine Cihanbeyli 99,9 km. yazan bu levha tüm istatistiki veriler gibi bir aldatmacadan öteye gidemezdi. Ekip elemanları hep bir ağızdan “Bırak bu numaraları Mayk. Artık, söz verilmiş ve ok yaydan kurtulmuş, 100 de olsa, 300 de olsa 3000 kilometre de olsa dönmek de yok, ölmek de yok.” diyorlardı.
    [​IMG]


    VE PATLAK ÖNLEME ŞERİDİ ANSIZIN ÖN LASTİĞİ PATIR PATIR PATLATMAYA BAŞLAR.
    O da neydi? Bunca yıldır uzun yol şöförlüğü(bisikletçiliği) yapan iron-mesut’un lastiği patlıyordu. Bu bir utanç vesilesiydi. Hem de 35’inci ve 40’ıncı km. lerde olmak üzere ardı ardına iki kez patlama hadisesi cereyan etmişti ve 300 km. boyunca patlak sorunu neredeyse milyonlarca kez, anasından emdiği sütü burnundan patlak patlak getirecekti. Ancak patlağın sebebi dışarda değil içerdeydi. Kale içten kuşatılmıştı. Yani lastiği diken vb. değil maalesef PATLAK ÖNLEME ŞERİDİ PATLATIYORDU. Hem de lastiği onarılmayacak şekilde sadistçe liğme liğme jiletlemiş gibi yapıyordu. Ayrıca 700x32 ebatındaki dış lastik tamirden sonra yüksek basınçla şişirilemediğinden canta tam oturmuyor ve ön tekere balans vuruntusu yapıyordu. Bu balans kusuru gidonda, darbeli matkap çalışıyormuş gibi hissediliyordu . Bu da yetmemiş olacak ki; ön tekeri söküp takarken ayarı bozulan ön fren pabucu da devre dışı kalınca dağ-tepe her yeri sadece arka freniyle gitmek zorunda kalan iron-mesut hatta bazen ayaklarını yere sürtmek suretiyle ayak frenini icat etmek zorunda bile kalmıştı. Ama olsun du. İron-mesut bu şekilde de bir destan yazabilirdi ve nitekim bir destan yazmaktan da geri kalmamıştı.
    [​IMG]


    İron-mesut’un el alışkanlığından dolayı vırt zırt gayri ihtiyari çektiği resimlerden biri olan şu levha sonra ekibin hayatını kurtaracaktı. Hikayenin taaaaa en sonunda bu levhaya tekrar geri döneceğiz. Levhayı hafızanıza iyice çakın. Çünkü iron-mesut öyle yaptığı için şu anda hayatta. (Karakaya köyü:17km)
    [​IMG]


    Lastik tamiratından sonra gidilen 30-40 km. lik asfalt yol ekibin keyfini biraz yerine getirmiş ve güneş te sıcak yüzünü göstermeye başlamıştı. “Ortalık nihayet ısınıyor muydu neydi” idi? Ki nitekim öyleydi. Yani ısınıyordu.
    [​IMG]


    ISIRILMIŞ DAĞ MANZARASI (veya çürük diş manzarası)

    Cihanbey’liye yaklaşmadan önce tırmanılan rampanın yanında iron-mesut’un “çürük diş” veya “ısırılmış dağ manzarası” olarak tabir ettiği manzara görülüyordu.
    [​IMG]


    İronmesut başka yabancı ülkeler gezip görmese ve bilmese asla ama asla konuşmazdı. İnsanlar bu dağları böyle tam ortasından hart diye ısırmak zorundalar mıydı? Bazı ülkeler doğanın orijinal dokusuna zarar verdiğinden dolayı bu tür taş ocaklarını yoldan görünmeyen cephelere kurmakta yada işleri bitince dağı eski orijinal haline yakın görünüşe döndürmeye ve ağaçlandırmaya gayret etmekteydiler. İron-mesut bilir de konuşurdu. Ve bu tabiatın doğal dokusunu koruma işini çok kafa takıyordu. Buyrun şu manzaraya siz de takmayın da göreyimdi.
    [​IMG]


    Ve dağı kemiren tırtıl (bir tür tır veya kamyon) ekibin yanından bas bas korna çalarak geçiyordu. Tır’ın tekerlerinin sayısını görünce iron-mesutun aklına dağları kemiren kamyonlara da patlak önleme şeridi takmak geldi. Şöförün bir kabahati olmadığından iron-mesut tırın şoförüne kendi patlak önleme şeritlerinden hediye etmekten son anda vazgeçiyordu. İronman Arge Company Pictures ekibi bu seferlik dağın yarısını alıp götüren tıra izin veriyor ve bir daha olmasın der gibi yan gözle tır’a bakıyordu.
    [​IMG]



    Taş ocağının dibindeki şunca buğday başağına ve göz alabildiğine uzanan tarlalara yazık değil miydi? Taş ocağının tozu aynı zamanda ülke tarımına da zarar veriyordu. Buna yürek nasıl dayansın dı? İron-mesut patlaklarına mı yansın dı yoksa ısırılmış dağın haline mi acısın dı? Veya tarlalara mı dayansın dı?
    [​IMG]

    Aşağıda Devamı Vardır...
     
  2. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    CİHANBEYLİ – TUZ GÖLÜ ARASI, BİTMEYEN ÇİLELER DE CABASI.

    Ve ironman Arge ekibi nihayet Cihanbey’liye giriyordu. “Dervişin fikri neyse zikri de o oydu” misali ekip hemen ilk evvela tuz fabrikalarını görüyordu.
    [​IMG]


    Ekip Cihanbey’li otogarında iron-isa’yı beklemekten sıkılır, vakit geçsin diye kendi kendine hatıra fotoları ve makrolar çekmeye başlardı. Can sıkıntısı başa belaydı, ama patlak olayından bin kat daha tercih sebebiydi.
    [​IMG]


    İronman Arge ekibinin Cihanbeyli baş-sorumlusu ve Tuzgölü esas rehberi iron-isa bey ekibe teşrif ederlerdi. (soldan ikinci iron)
    [​IMG]


    Cihanbey’li de hemen her şeyin adında tuz kelimesi vardı. Ekip Tuzgölüne gitmek için Eskil-Aksaray yoluna sapar ve Karatepeden geçer.
    [​IMG]


    Ekip Cihanbeyli-Tuzgölü arasında keyifle yolculuk yaparken.(Birazdan keyifler alt üst olacak)
    [​IMG]


    Kader yine ağlarını patlak önleme şeridinden yana olarak liğme liğme örmeye başlamış ve bu seferde patlama sırası arka tekere gelmişti. Yolun tam ortasında arka teker de PAAAAAT diye patlayınca tarlalarda çalışan iki delikanlı koşa koşa iron-mesutun yanına geldi. İron onlara dönerek: “ne oluyor” dedi. Delikanlılar “kazma, kürek, traktör levyesi lazım mı ” deyince iron cevaben: “sizin dalga geçmeye geldiğiniz belli, güzelce fotonuzu çekinin gidin tarlaya işinizin başına” dedi ve iron-mesut patlak tekeriyle yolun ortasında cascavlak kalmıştı.
    [​IMG]


    Delikanlılar patlak hatırası çektirdikten sonra gittiler. İron-mesut ta arka tekere 8 yama attığı halde hala hava kaçırıyordu. Ama iron bu halde ekibe yetişmek zorundaydı.
    [​IMG]


    Üç-dört kilometre gittikten sonra lastik tekrar sonuna kadar iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. İron-mesut bir daha şişiriyor, lastik yine iniyordu. Bu kısır döngü ben burda kesmesen sonsuza kadar uzayıp gidiyordu.

    Velhasıl uzun lafın kısası: Latiğin tekrar tekrar inmesinin sebebi, jilet kesiği gibi olan deliklerin lastik şişirildikçe yırtılarak genişlemesindendi. Bu teknik bir konuydu. Anlamayanlar yorum yapmasındı. İşi iron-mesut a bıraksındı. Kesin teşhis otopside belli olmuştu. Yoruma mahal yoktu. Katil belliydi.
    [​IMG]


    Yolda her 3-4 km. de bir havası tükenerek asfalta yapışan tekere her seferinde tekrar tekrar hava basan iron canını dişine takarak ve arka tekeri belkide milyonlarca kez(18 kez) şişirerek Tuz gölüne ulaşmaya çalıştı. Pompayı da haliyle kendi bastığından iron-mesutun biseps kasları muazzam derecede badi yapmıştı. Amacı Tuz gölünde su bulup iç lastiğini içine sokarak deliklerden fışkıran hava kabarcıklarını görmekti. Çünkü başka çare kalmamış iç lastik adeta bir kevgire(elek) dönmüştü.
    [​IMG]


    KOYUN-KUZU MUHABBETİ. (BİR TÜR GEYİK MUHABBETİ)

    Daha göle varmadan tekerler toplam 5 kez sökülüp takılmış ve ekip canından bezmişti. En yakın köye saparak büyük bir banyo küveti bulmak daha mantıklı gelmekteydi. İron-mesutun çantasındaki 8 yama bitmiş ve yedek iç lastiği ise zaten daha önce ön lastiğe kullandığı için dedenin yamalarından otlanmaktan başka çare kalmamıştı. Bu amaçlar Üçler köyüne sapmışlardı. Bu köy Tuz gölüne 3-5 km uzaklıktaydı. Köyün sakinlerinden Hasan Amca ağılın(ağıl koyun ahırı demek) kapısında ekibi ayakta karşılamıştı. Belki sadece kuzularını bizlerden korumaya çalışıyordu. Bunu asla bilemeyeceğiz. Çünkü bu konu hiç bahis konusu edilmemişti.
    [​IMG]


    Hasan Amcayla beraber gördüğümüz kuzular da teneffüse çıkmış ana-okulu çocukları gibi heyecanla ve cıvıl cıvıl sesler eşliğinde oradan oraya koşuşturmakta, ve annelerinin biberonlarına saldırmaktaydılar. . Koyunlarda da ne analar vardı.. Yavrusu resmen askere gidecek çağa gelmişti, ama hala emzirtiyordu..(Sol alttaki küçük resim)
    [​IMG]


    USTA TAMİRCİLER
    Sonralardan sahneye bir de Ömer amca çıkmıştı. Bir o eksikti ve eksikliğini kendi kendine tamamlamıştı. Ortaya çıkar çıkmaz “ben 30 yıldır kamyon şöförüyüm, çok güzel patlak yamarım” diye hava atıvermişti. İronmanlarda bir yandan ha gayret delikleri işaretlemeye ve yapıştırmaya çalışırken bir yandan da Ömer Amcadan yama dersi dinlemeye mecbur kalmıştı. İronmanlar utançlarından Ömer amcaya sus bile diyememekteydiler. Zira halleri tam rezaletti. Toplam 13 adet yama tükettiler. Ömer amca ise bu esnada lastik muhabbetini unutarak habire fotoğrafının çekilmesini istemekteydi. Doymaz bir ihtirasla poz üstüne poz veriyordu.
    İşte ironmanların ve neredeyse tüm köy çocuklarının su altında patlağı aramaya başladığı an:
    [​IMG]


    Ömer amca fotoğraf çeken irona bağırıyordu. “Bir daha çek oğluum. Önce çektiğini beğenmedim, ben gülerken çek.”
    [​IMG]


    Yok olmadı bir de çocuklarımlan birlikte çek. Yani ironmanlar can derdinde Ömer amca poz derdindeydi. Ama ironmanların lastiği patlaktı birkere. Kolu kanadı patlamıştı ironmanların. Gelen yama yapar, giden pompa basardı artık. Ve bu civarda su küveti sadece Ömer amca da vardı. Ömer Amca küvet vermek için ironmanlara amuda kalkmayı şart koşsa ironlar amuda da kalkacaklardı elleri mahkum.
    [​IMG]


    Ama yine de Anadolu insanı aşırı cana yakındı, muazzam cömertti. Bu sefer de Hasan amca imdada yetişti ve yemeğe davet etti ironmanları. Vakit dar yol uzun deyince ironlar , koyun sütünden ayran ikram etti ekibe. Hasan amcanın oğlu fotosunun çekildiğini fark edince utanıverdi ansızın. İron-ergin ise o acı iron kuvvetini kullanarak zorla Alinin suratını objektiflere çevirmeye çalışmıştı ama nafileydi. Çocuğun yüzü iki büklüm olmuştu ama neticede eşgal yine belirsizdi.
    [​IMG]


    Hasan Amca der ki: Buralarda çoooook eskiden Tekel’in Yavşan Tuzlası vardı. Şimdiler de özelleşti. 1973 de kamyonlar tuz almak için önünde 4-5 km. kuyruk yapar beklerdi. Sonra 1974 te Beyşehir gölünden su ve Konya’dan kanalizasyon akıttılar bu göle, sonra göl öldü. Fabrika yenice özellişti ama 1 yıldır tek bir kamyon bile tuz almaya gelmedi buralara. Eskiden buranın tuzu çok hastı, çok iyiydi.
    Yine 1974 lerden önce burada bir ot vardı. Soğanı(yumru şeklinde kökü) olmayan sarımsak otu derlerdi ona. Taaa Ankaralardan ziraat mühendisleri gelir o ottan toplar ilaç yaparlardı. O ottan da kalmadı buralarda. Eskiden ayağımızı göle soktuk muydu ayaklarımız tuzdan sızım sızım sızlardı. Oysa şimdilerde göl çamur gibi oldu. Yani siz gelmekte geç kaldınız Tuz gölüne? Gayri Tuz Gölü öldü. Bataklığa döndü. Çevresi de çöle oldu.

    Aşağıdan Devam Ediyor...
     
  3. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    VE İŞTE TUZ GÖLÜ
    Patlakları yamanan iron-mesutun keyfi biraz olsun yerine gelir ve şamreli geveze lastikçi Ömer Amcanın boynuna geçirmek için şakacıktan onun üzerine yürür. Dikkat ederseniz koyunlar güneşin sıcağından saklanmak için duvarların gölgesine sığınmışlar.
    Köyden ayrılırken:
    [​IMG]


    Köyün çıkışıyla anayolun kesiştiği yerde Tekel tuzlasını uzaktan görünüyordu ama özelleştiği için içine girmek sorun olur diye ekip hiç oraya gitmeyi düşünmemiştir.
    Eski Tekel Tuzlası Levhası aşağıda olup bu levhanın artık Tuz gölü gibi sadece tarihi bir değeri kalmıştır.
    [​IMG]


    İronmesut 13 yerden yamalı iki tekerin tekrar patlama korkusuyla 200 km. daha gitmek zorundaydı. Acaba yeni yırtıklar olacak mıydı? Dağ başında patlarsa nerden su küveti bulacaktı? Tedirginlikle köyden ayrılıp kaldıkları yerden yolculuğa devam ettiler ve Tuz Gölüne kavuştular.
    Aşağıdaki resim iron-isa tarafından çekilmiştir.
    [​IMG]


    ŞİMDİ BİR CİHANBEYLİ TÜRKÜSÜ
    (Kaynak: Yöre ekibi/Cihanbeyli.)

    Tuz gölü fotolarını, yine aynı yörenin bir türküsünün sözleriyle birlikte seyredin istedik.


    Gelin hele bakın bize olana
    İtibar kalmamış yüze gülene
    Kefen biçmerlermiş böyle ölene
    [​IMG]


    Elimden aldılar üçtelli sazı
    Yanımdan uçurdum yavrulu kazı
    [​IMG]


    Bu yiğitten kalmış üç tane kuzu
    Deyme felek deyme bize yazıktır
    [​IMG]


    Tolu vurmuş bağlarımız bozuktur
    Deyme felek değme bağrım eziktir
    [​IMG]


    Baharın geldiğin nerden bileyim
    Boz bulanık akar çağlar dereler

    [​IMG]


    Sen de bencileyin ezildin miydin
    Göz göz olmuş sinemdeki yareler
    [​IMG]


    Boz yüz gibi viraneye tünedim
    Yükseğe uçmaya yoktur kanadım
    Bu dünyada ben bahtımı denedim
    Arı oldum bal virmedin, fidan oldum gül virmedin
    Aşık oldum yar virmedin, ne anladım Dünya senden
    [​IMG]


    Yukardaki resimde iron-mesut Tuz gölünden hatıra olarak ciddi ciddi tuzlu-toprak almaktadır. İnanın ki bu toprağa çantasında yer bulmak için bir sürü yaprak sarmasını göle döktü, onun kabını toprakla doldurdu. Sizce bu akıllı adam işi mi? Bence değil..

    Ekibin Üçler den sonra geçtiği yerler ve mesafeler aşağıdaki gibidir.

    Gölyazı beldesi- 40km
    Karaküllük mah.- 43km
    Hüsküt yaylası- 45km
    Karakol mah.- 50km
    Tömek mah.- 60km

    Aşağıdan Devam Ediyor..
     
  4. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    ANADOLU MANZARALI YOLCULUK
    [​IMG]


    Anadolu manzaraları.
    [​IMG]


    Ortalıkta fırtına bir boran ve uzakta görünen bir hortum.
    [​IMG]


    Gökyüzüne toplanır kara kara bulutlar.
    [​IMG]


    Yağmur bulutları yeryüzüyle buluşmuş adeta ekibin önünde sudan bir perde ve bir tufan oluşturmuştur.
    [​IMG]


    Ve ekip ıslanır sırıl sıklam, taa iç çamaşırlarına değin.
    [​IMG]


    Kara haber çabuk yayılır, yağmurda arkada kalan iron-isa’nın tekerinin patladığını öğrenir. Ama iron-mesut, iron-dede ve iron-ergin tam o sırada bir barakaya sığınmışlardır. Onları gören yakın bir köydeki Aydın adlı genç motoruyla çıkar yola. Islanmayı da göze alarak “yardıma ihtiyacınız varmı?” demeye gelmiştir taa barakaya. İron-mesut “arkadaşımızın geride yolda kaldı, sanırız ki tekeri patlamıştır, onu alıp getirirmisin?” der. Aydın seve seve kabul eder ve gider iron-isayı alıp motorunun arkasında barakaya getirir. Önce ironmanlar karınlarını doyururlar barakada sonra mutlu aile fotosu falan çekinirler tok karına.
    [​IMG]



    Bir müddet sonra hava açınca iron-isa dışarı çıkıp kendi lastiğini onarmaya başlar. Aydın tüm ekibi, kendi evine yemek yemeye davet eder. Ekip yolumuz uzun vaktimiz az diyerek bu teklifi geri çevirince Aydın evinden yufka ekmek getirir. İşte Anadolu misafirperverliği. İronlar hangi köyde bir insanla karşılaştılarsa o insan mutlaka ekibi yemeğe davet etmiştir. Daveti kabul edilmeyen köylüler busefer ya ayran getirmiştir yada yufka ikram etmiştir.
    [​IMG]


    Aşağıdan Devam Ediyor...
     
  5. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    BU NE GÜZEL ÇEŞMEDİR, SU İÇECEK TASI YOK. KIRMA İNSANIN KALBİNİ YAPACAK USTASI YOK.
    Yol üzerindeki bir yerleşim yerinde su içecek çeşme arayan iron-mesut sonunda aradığı çeşmeyi bulmuştur. Önündeki nöbetçiye seslenir. “Hişt arkadaş, oradan çekilde çeşmeden su içelim”. Adam duymamış gibi davranır. İron-mesut bir daha seslenir “Hişt arkadaş, oradan çekilde çeşmeden su içelim dedim”. Adam yine duymamış gibi davranır ve iron-mesut’un sabrının şarjı zayıflamıştır ve derin bir nefes alıp adama sert bir dille tam bağıracakken, o anda çeşmenin üzerinde yazan yazı gözüne ilişir, yazıyı okuyunca adama karşı sonsuza dek susmayı yeğleyip başka çeşme aramaya koyulur. (Olay aynen böyle olmuştur)
    [​IMG]



    İRON-İSA İLE AYRILIK VAKTİ GELDİ ÇATTI.
    Ayrılmadan önce, İron-isa bize, 120 km. uzaktaki yaklaşık 3.5 km. yüksekliğe sahip Hasan Dağı nın silüetini gösteriyor. (kaynak: iron-isa)
    [​IMG]


    Gölün en güney-batı kıyısındaki Tömek mh. den iron-isa artık ekipten ayrılıp Cihanbeyline dönmek durumundadır.
    [​IMG]


    Ekip üç kişilik edi büdü ve dede olarak yola devam ederken maalesef hava kararmaya başlamıştır artık.
    [​IMG]


    İron-mesut ve iron-dede Konya’ya dağları aşarak gideceklerdir. İron-ergin ise Altınekin üzerinden Cihanbeyli-Konya asfaltına çıkacak ve Konya ya asfalt yoldan ulaşacaktır. Böylece iron-mesut ve dedeye dağlarda bir şey olsa en azından iron-ergin Konya dan yardım getirebilecektir.
    İron-ergin ayrıldıktan sonra, bir çoban çok uzaklardan koşa koşa gelerek iron-mesut ve dede nin yolunu keser, adı “Faik-i Oğuz” dur. Ekibi evine yemeğe davet eder. Gece yatın, sabah yola çıkın der. Ancak ekip “yolumuz uzun vaktimiz az” der ve dağlardan nasıl geçileceği konusunda çobandan bilgi almaya çalışır. Çoban o dağları motorla defalarca geçmeye çalıştığını, bisikletlileri de çok sevdiğini ancak bu yolculuğun özellikle gece çok zor olduğunu anlatır ama iron-mesut ve iron dede dağlardan geçmeyi kafaya koymuştur bir kere..
    [​IMG]


    Yol artık sadece taş ve topraktan ibarettir.
    [​IMG]


    Yol karanlık ve uzun, dağlar ise çok uzakta görünmektedir. Geçmek zorunda olduğumuz dağlar ve teperler şunlardır.
    Bademli tepesi 1242m.
    Ballık tepesi 1450 m.
    Ve en yamanı: Nuras Dağı 1566m.

    [​IMG]


    Hava iyiden iyiye kararmıştır. Konya ya daha 75 km. yol vardır. İronmesutun gözlüğündeki yansımadan gün batımını izleyebilirsiniz.
    [​IMG]


    Ve bu resim güneşi en son gördükleri anın resmidir.
    [​IMG]


    Gün batımından sonra geçilen son köy. Köydeki evlerin ışıkları uzaktan seçilebilmektedir.
    [​IMG]


    Ediyle büdü, yoldan geçen tek tük arabayı görünce yalnızlıklarını unutur gibi olurlar ve arabaların varlığı onlara bir cesaret verir sanki.
    [​IMG]


    Geceyle beraber karanlıklaşan ortalık ayın doğmasıyla nisbeten aydınlanmış gibidir.
    [​IMG]


    Karanlık dağda giderken ekip maalesef ama maalesef kaybolur. Yolları tanımadan, önde dede arkada iron-mesut olduğu halde ilerlemektedirler ve bir müddet sonra dedenin de ön farı gevşer ve düşer. Yani dede lambasız kalır. İronmesut dedeyi arkasına alır. İronmesut un farıyla iki bisiklet birlikte ilerlemektedirler. Öte yandan yol sormak için bir araç geçse diye dua etmektedirler. Ama maalesef saat gecenin 23. Sularıdır ve dağlarda kimsecikler yoktur ve uykuları gelmeye başlamıştır.
    [​IMG]


    ÖLÜMÜN PEDAL SESLERİ GELİYOR.
    Zorda kalırsanız, yaşamaya devam edebilmek için bir bisikletçi olarak neleri başarabilirsiniz?
    Kolayı seçerek; yıldırıcı yorgunluğa ve uykuya teslim olup durmayı mı, yoksa ölümün soluğunu ensenizde hissederek gece vakti yolu izi görülmeyen dağlık rotada pedallara asılmayı mı?
    Hayatta kalabilmeniz için herşey; bu basit ama ölümcül tercihi doğru yapmanıza bağlıdır.

    İronmesut, arkadan kendini takip eden dedenin pedal seslerini sürekli dinlemekte ve bu sayede dedenin çok arkada kalmasına izin vermeden ilerlemektedir. İronmesut şarampole yuvarlanmamak için yolun tam ortasından gitmektedir. O da neeee.. arkadan yaklaşan çıtırtı sesleriyle beraber çok güçlü bir ışık ta yolu aydınlatmaya başlamıştır. İronmesut hemen düşünür. Bu dedenin ışığı olamaz. Çünkü dedenin farı yoktur. Der ve kendini yolun kenarına zor atar. İronmesut canını kurtardıktan sonra duyduğu seslerin dedenin pedal sesleri değil ÖLÜMÜN PEDAL SESLERİ olduğunu anlar. Çünkü o sesler arkadan gelen otomobilin tekerlerinin çakıl taşlarının üzerinden geçerken çıkardığı çıtırtı sesleridir.
    [​IMG]


    Saat 24 sularında yolda ilerlerlerken yakınlarda bir köy olduğunu farkederler. Çaresizlik ve ümitsizlik içinde köye girerler. Ortalık, ayın bulutların arkasına geçmesinden dolayı zifiri karanlıktır. İronmesut birden köyün levhasını görür. Ve aklında bir şimşek çakar. Bu isimi taaaaaa sabahtan hatırlamaktadır. Foto makinasının hafızasından sabah çektiği fotoyu bulur ve evet. Bu köy ana yol üzerindeki Tutubun beli mevkisinden sağa ayrılan bir yolun üzerindedir.
    [​IMG]


    Ve bu sayede dedeyle ironmesut kurtulmuşlardır. Son anda buldukları bu yoldan Konya’ya doğru ilerleyerek 12:30 a doğru şehre 30 km. uzaklıktaki Tutubun Beli mevkiindeki taş ocaklarının ışıklarını görürler.
    [​IMG]



    İron-mesut; dağların acı ayazının etkisiyle üşümeye başlamıştır. İkindin yağmurdan ıslanan elbiseleri hala üzerindedir. Önce çoban Aydın’ ın verdiği yufkanın arasına cezerye sarar ve yer. Sonra Dede, yoldan geçen kamyonların rüzgarından bile üşüyüp titremeye başlayan iron-mesuta izin verir ve ironmesut ısınabilmek için saatte 30 km. süratle evinin yolunu tutar. Bu sayede hem ısınmıştır hem de kendini yıkmaya çalışan üşüme hissini ve uykusunu savuşturmayı başarmıştır. Ama ölümün pedal sesleri ona öyle bir ders olmuştur ki evine varmadan önce geçmesi gereken tren yolunun üzerinde ölümün tren sesinin birden farkeder. İron-mesut tam hemizemin geçitten geçerken yaklaşan treni farkeder. Ve bu sefer ölümün fotosunu yakalamayı başarır. Eve girer girmez de internetini açıp forumdaki arkadaşlarına, ekibin sağsalim 300 km. yi tamamladığını bildiren mesajı atar. Saat sabaha karşı 01:00 suları dır. Yani artık koskoca Pazar günü bitmiş, pazartesi başlamıştır.
    [​IMG]


    Aşağıdan Devam Ediyor...
     
  6. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    BİTMEDİ..
    Efsaneler bitmez, nesil den nesile aktarılır. Onun için bu efsanede burada bitmemiştir. İronman Arge yenisini yapana dek, en iyi efsaneleri budur.

    Ekip adına, sonsuz saygı, sevgi ve teşekkürlerimi sunarım.
    Sanat yönetmeni: ironmesut


    GEZİDE ROL ALAN KARAKTERLER.
    1. iron-dede: 400 km. lik yeni tura antrenman olsun diye hergün 40 km. pedal basıp iş yerine bisikletle gidip gelmeye başladı.
    [​IMG]


    2. iron-ergin: Tuz gölü gezisi dönüşü evine çok geç gittiği için eşine hala kendini affettirebildiğini sanmıyoruz.
    [​IMG]


    3. iron-mesut: Durumu iron-erginden farklı değil. Ayrıca Tuzgölü gezisinde eve gece 12 den sonra dönünce eşi tarafından 2 ay süreyle Pazar günleri öğlen 12 den önce evde olma cezasına çarptırıldı. Cezasının biteceği günü sabırsızlıkla bekliyor. Gizli gizli 400 km lik gezi planları yapıyor. Yerli lastik patlama şeridi kullanmamaya yemin etti.
    [​IMG]


    4. iron-isa: Gezinin tadı damağında kalmış, bir daha istiyor.
    [​IMG]


    5. Üçlerli Hasan Amca. İronman arge ekibi ile paylaştığı hatıralarını civar köylerdeki diğer amcalara anlatarak hava attığını duyduk.
    [​IMG]


    6. Üçlerli minik Ali. Artık ayran ikram ederken kız gibi utanmamayı öğrenmiş.
    [​IMG]


    7. Üçlerli Ömer Amca. Patlak önleme şeridinin ne menem bir şey olduğunu gördükten sonra bisiklet tekeri patlakları konusunda ahkam kesmeyi bırakmış.
    [​IMG]


    8. Motorize çoban Aydın: Yabancılara hep yufka dağıttığı için Annesi tarafından 1 ay süreyle evdeki yufkalara izinsiz dokunmama cezasına çarptırılmış.
    [​IMG]


    9. Çeşmenin Delisi. Bildiği gibi yaşamaya devam ediyor. Kimse onu kırmamak için çeşmeden su içmiyor.
    [​IMG]


    10. Çoban Faik-i Oğuz: İronman arge ekibine tarif ettiği rotadan Konyaya motoruyla gelmeye hala cesaret edemediği öğrenildi.
    [​IMG]


    11. kuzu: Anasını eme eme öküz kadar boya yaklaşmış. Annesi de kansızlıktan rahmetli olmuştur herhalde.
    [​IMG]


    12. fx 7.5 bisikleti: iron-mesut un çektiği cezanın aynısını çekiyormuş.
    [​IMG]






    ÖZEL TEŞEKKÜRLERİMİZLE:

    İronman Arge Company Pictures, tüm ironman’lara özellikle teşekkür eder.
    Patlak önleyici şeridi imal edenlere teşekkür özellikle YOK.
    İronman Arge Company Pictures, tüm ironların eşlerine, ironlara müebbet gibi ağır cezalar vermedikleri için teşekkür eder.
    Ataruh Bey’e uydu fotoları için çok çok teşekkürler. Ellerine sağlık olsun. Umarız, kullandığı foto makinasının markasını bizden sakınmaz.
    İron-isa ya gezinin Cihanbeyli-Tömek arasını organize ettiği için teşekkürler.
    Sonradan gelmese de önceden gelecem diyen diğer minik ironlara da teşekkürler.
    Tuz gölü projesine Ankaradan destek veren başta süperonlayn Murat olmak üzere tüm Ankaralı ekibe teşekkürler.
    Ekipten hiçbir zaman moral motivasyon desteğini esirgemeyen: bisikletforum.com, mtbtr.com, pedalsesi.com’un (isimler alfabetik sıraya göre dizilmiştir) tüm yönetici, mod ve üyelerine ayrı ayrı teşekkürler.
    Kendi imkanlarıyla çektikleri fotolarını baş fotocu iron-mesut ile paylaşan, iron-dede ve iron-isa ya da ayrıca teşekkürler.
    Üçler de ekibe ayran ikram eden Hasan Amcaya, lastik tamirine yardım eden Ömer Amcaya teşekkürler.
    Tömek yakınlarında ekibe yufka ekmek ikram eden motorize çoban Aydına teşekkürler.
    Altınekine varmadan önce ekibe dağlardaki ölümcül rotayı tarif eden çoban Faik-i Oğuz’a teşekkürler.
    Gece boyu dağları aydınlatan Ay’ı yaratan dolayısıyla şu anda hayatta olmamıza müsaade eden Rabbime sonsuz şükürler..


    MERAKLISLINA NOTLAR:

    Tarih:
    Konya'da ilk uygar devlet kuran ulus Hititler (diğer adı Etiler) olmuştur. M. Ö. 2000 yıllarına kadar varır ki, zamanımızdan 4000 yıl öncedir. Çorca Köyü Höyüğü, Cihanbeyli yöresinde bilinen Hitit Uygarlığının kalıntılarıdır.

    Tuz gölünün Coğrafi Koordinatları : 38o 45' Kuzey 33o 24' Doğu .
    İç Anadolu Bölgesinde, doğudan Kızılırmak masifi, güneyden Obruk, batıdan Cihanbeyli ve kuzeyden Haymana platolarıyla çevrili çukur alanın kuzeydoğusundaki en alçak bölümünde yer almaktadır.
    Türkiye'nin Van Gölünden sonra ikinci büyük gölüdür. İdari olarak Niğde, Konya ve Ankara illeri sınırları içindedir Kapalı bir havzada yer alan göl, jeolojik olarak tektonik kökenlidir.
    Türkiye'nin tuz ihtiyacının büyük bir bölümü buradan karşılanır.

    Kuş varlığı yönünden Türkiye'nin en zengin göllerinden biridir.Tuz Gölü, flamingoların ülkemizdeki en önemli kuluçka alanıdır. Flamingolar yuva yapmak için çabuk kuruyan çamur türlerini tercih ettiklerinden Türkiye de özellikle Tuz gölüne yerleşirler. Gölün orta kesimlerinde herbiri 5-6 bin yuvadan oluşan dev kuluçka kolonileri bulunmaktadır. Ayrıca burası dünyada nesli tehlike altında bulunan sekiz farklı kuş türünün üreme bölgesidir.

    [​IMG]


    Çevre sorunları:
    Tuz Gölü'nün 'idam fermanı', Beyşehir Gölü'nden taşan sulardan Konya ve Çumra ovalarını kurtarmak ve topraktaki sülfat oranını azaltmak için DSİ tarafından 1974'te inşa edilen 185 kilometrelik Ana Tahliye Kanalı'nın açılmasıyla imzalandı. Konya'nın tüm sanayi, tarım ve evsel atıkları halen bu kanal aracılıyla Tuz Gölü'ne boşalıyor.

    Tuz gölü 40 yılda yüzde 50 küçülmüştür.
    Doğal Hayatı koruma vakfı (WWF-Türkiye) Tuz Gölü(TG) proje sorumlusu Çağrı Deniz Eryılmaz, TG nün bilinçsiz ve vahşi sulama metodları yüzünden son 40 yılda yaklaşık yüzde 50 oranında küçüldüğünü söylemiştir. Eryılmaz, Konya kapalı havzası dünyanın sayılı biyolojik çeşitliliğine sahip yerlerinden biridir diyerek, havzanın dünyada nesli tehlike altında bulunan sekiz kuş türünün üreme bölgesi olduğunu hatırlatmıştır. Eryılmaz, bu eşsiz bölgenin doğal hayatının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun altını çizmiştir. Kontrolsüz ku kullanımı ve yeni tarım alanlarının açılması sebebiyle havzadaki sulak alanlar üzerinde ciddi bir baskı oluştuğunu vurgulayan Eryılmaz, ayrıca şunları kaydetmiştir.
    “Son 40 yılda Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 300 bin hektar sulak alan kaybedildi. Bu oran, Van Gölü nün 3 katı büyüklüğüne eşittir. Geriye sadece 1 milyon 250 gin hektar sulak alan kaldı. Buna bağlık olarak, Konya kapalı havzasındaki normal alanı 260bin hektar olan Tuz gölünün sulak alanı, bugün 130 bin hektara çekildi. Yani Tuz gölü bilincsiz ve vahşi sulama metodları sebebiyle son 40 yılda yaklaşık yüzde 50 oranında küçüldü”.
    Tarımsal su kullanımının kontrolsüz olmasının ülke genelini olduğu gibi Konya kapalı havzasını da tehdit ettiğini belirten Eryılmaz, bölgedeki tarımsal sulamanın yer altı sularıyla yapıldığını vurguladı. (Kaynak: basından)


    Hoşçakalın, pedalsız kalmayın.
    Yaşasın bisiklet sevgisi, yaşasın doğa sevgisi, bize bu güzel Dünya’yı ve hayatımızı bağışlayan Rabbime de binlerce şükürler olsun.

    Maalesef Son.
     
  7. Tuğrul

    Tuğrul Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.753
    Beğeniler:
    1.318
    Şehir:
    Suadiye
    Seviye:
    İlk ben yazayım......

    İşte nihayet beklenen resimler.

    Ataruh önce sizin ,sonra da bizlerin gözü aydın :)

    Çok çok ama çok teşekkürler
     
    Mesut Girgiç bunu beğendi.
  8. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    Şefim asıl ben teşekkür ederim..:)

    Not: şefim tam saymadım ama sanırım 70 küsur resim var. İlk resim 12:04 de gönderilmiş. Son resim 12:11 de yani tam yedi dakikada seksene yakın resim upload etmekle sanırım ironman arge pictures company bir rekora daha imza attı. :D
     
  9. Tuğrul

    Tuğrul Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.753
    Beğeniler:
    1.318
    Şehir:
    Suadiye
    Seviye:
    Evet yaw bunu benimde öğrenmem lazım;)ama bu işte pohotobucket in parmağı var :) imageshack ı bırakıp bizde oraya geçelim :)
     
  10. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    Tuğrul bey, düşündüm de resimlerimi önizleme yapmadan ve yazılara hızlı da olsa göz atmadan konuları direk şutlasaymışım, rekoru 1 dk. altına bile indirebilirmişim.

    Neyse ben bu işlerde makinalı tüfek gibi olduktan sonra size tiyo vermeye kalkışayım.
    Bu işlerde sizin elinize kimse su dökemez. Tarafımıza iltifat tevcih etmişsiniz. Teşekkür ederiz. :)

    eheee 300 km. yi bıraktım da neyin yarışına başladım.. Affınıza sığınırız.. :)
     
    celil, cardaky ve Tuğrul bunu beğendi.
  11. otec

    otec Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    10 Şubat 2006
    Mesajlar:
    958
    Beğeniler:
    792
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    şölee hızlı hızlı aşağı indim. ilk bakan forumculardan olmak için;) :winkenlux

    şimdi tekrar baştan, yavaaş yavaaaş, sindire sindiree:)
     
    Mesut Girgiç bunu beğendi.
  12. ThePoorWanderer

    ThePoorWanderer Aktif Üye

    Kayıt:
    4 Haziran 2006
    Mesajlar:
    167
    Beğeniler:
    96
    Şehir:
    Kayseri
    Seviye:
    Anladığımız kadarıyla çok güzel bir gezi yapmışsınız, tabii lastiğinizin size ihanet ettiğini hesaba katmazsak. İyi bir bisikletçinin lastiği patlamaz değil mi arkadaşlar? :p

    Bu arada ben de patlak şeriti kullanıyorum. Yüksek eğimli, taşlı araziden aşağıya hızla inmeme rağmen bir sorun çıkarmadı.
     
    Mesut Girgiç bunu beğendi.
  13. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    Valla otec helal olsun, demek günlerdir pc başında bekler dururmuydun bizi.. İlk mesaj atan demirbaş sın. :)
    Hakkını helal et, hepinizi günlerdir beklettim. Ama herşeyin orijinal olması için inan 3-4 kişi gece gündüz bilgisayar başında çalıştık.:eek:
    Ataruh hocam da uyduya çıkıp ordan fotomuzu falan çekti. ;)


    Haa bir tavsiye, fotolara ve yazılara bakarken eline büyük bardak içecek bir şey ve patlamış mısır almanı tavsiye ederiz.:D Birde önüne pecete ser. Gülerken yiyip içtiklerini önüne dökmeyesin diye. Zira aynı sakarlığı ben metni yazarken yaptım da:p :D

    Hepinize candan teşekkürler..
     
  14. Ender Alıcıoğlu

    Ender Alıcıoğlu Onursal Üye

    Kayıt:
    5 Haziran 2006
    Mesajlar:
    2.430
    Beğeniler:
    4.153
    Şehir:
    Antalya
    Seviye:
    Geziniz muhteşem olmuş.Çoğu kişinin hayatında çok az karşılaşacağı olayları bir günde yaşamışsınız.Resimlerinizde bir harika.Affınıza sığınarak sadece pedal sesi ile ölümü bir arada kullanmanızı yadırgadım. Pedal sesi ,bisiklet, benim için mutluluk demek olduğundan, başlığınızın Ölümün pedal sesleri olmasını yadırgadım.(Kendi adıma, belki yanlış düşünmüş olabilirim.) Ama gerisi mükemmel.Bizlerede, sizin yaşadıklarınızı aynen ,yazı ve resimlerinizle yaşattığınız için çok teşekkür ederim. Ender Alıcıoğlu -ANTALYA
     
    ismailofli bunu beğendi.
  15. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Tebrikler Mesut Bey... Esprili yazınızı bir çırpıda okudum... Böyle yazı ve fotoğraflar Atlas Dergisi'nde bile yok... 300 km. dile kolay... Sizi ve arkadaşlarınızı tekrar tebrik ediyorum...

    Bu arada şu patlak önleyici şerit meselesine, siz yazdığınız için ben de cesaret alarak değinmek istiyorum... Trakya turuna çıkarken Fikret Alb. ve ben de bu şeritlerden taktırdık... Fikret Alb. ve benim lastiklerimi (yedek lastiğimi taktığım halde benimkini iki defa), sizin söylediğiniz gibi içerden jilet gibi keserek patlattı... Oysa biz bunları patlamayı önlesin diye taktırmıştık... Belki de bu şeritler 1.50 lastiklere uygun değil...
     
  16. goLdenskuLL

    goLdenskuLL Aktif Üye

    Kayıt:
    20 Mart 2006
    Mesajlar:
    168
    Beğeniler:
    58
    Şehir:
    ankara
    Seviye:
    Tebrikler Mesut Bey, film tadında, bir çırpıda okuyuverdim (elimde de patlamış mısır vardı :D) tüm ekibi yürekten tebrik ediyorum. Başarılarınızın devamını dilerim.

    2 ay ceza almışsınız sanırım. Ankara ekibi ile yapacağınız Tuz gölü turu 2 ay sarkacak desenize.. :( İçişleri bakanı da çok gaddarmış canım. :D

    selamlar
     
  17. fangornents

    fangornents Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    126
    Beğeniler:
    93
    Şehir:
    gültepe / istanbul
    Seviye:
    Hepinize, bütün ironman' lere bu harika "BİSİKLET DESTANI" için teşekkürler. İnsana "Acaba bir hafta sonu Konya' ya kaçıp misafir ironman kadrosundan yararlansam mı ?" diye düşündürüyorsunuz :). Saygılar, sevgiler; Tekrar tekrar teşekkürler.
     
  18. otec

    otec Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    10 Şubat 2006
    Mesajlar:
    958
    Beğeniler:
    792
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    haay ALLAH razı olsun sizden yaav..
    daha bikaç saat önce aklımdan geçirdim 'nerdeyse 1 hafta geçti ironlardan çıt yok'. şimdi de aklıma şu geldi; cnntürk'te bi program varya her evde 1 haber var bu son iron macerasından haberdar olsalar.. size bi program ayırırlar bence:in:

    çok keyifliydi gerçekten.. anlatım ve resimler süper:in: iron ekibine sonsuz teşekkürler..
    ---------------------------------------------------------------------------------------------------

    iron abim vızır vızır, bi önde bi arkada foto çekiyor, öne geçip rüzgarı göğsünde yumuşatıp iron ekibine tempo veriyor. ve ayrıca; moral motivasyon= iron mesut. :in:
    bunlar yetmiyor bide lastiklerle boğuşuyor:( neyseki sabırlısın(mısın):rolleyes:

    dip not; o şeritlerden bendede var (3 pisletimde) günde 300 değil ama ayda yaklaşık 1000km yapıyorum. henüz sorun yaşamadım:in:
     
  19. otec

    otec Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    10 Şubat 2006
    Mesajlar:
    958
    Beğeniler:
    792
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    evet.. böyle bi düşünce sanırım çoğumuzda oluyor:) amaaa
    kim gidicek bi günde 300km.yi? 20 saat seleye bağımlı bi gün bana göre değil:p
     
  20. Mesut Girgiç

    Mesut Girgiç Onursal Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2006
    Mesajlar:
    4.526
    Beğeniler:
    12.611
    Şehir:
    Konya
    Seviye:
    Öncelikle konumuza mesajınızla katıldığınız için teşekkürler..

    Sizde olumsuz çağrışım yapan başlığa gelince. Bilindiği üzere karanlıkta yaşıyorsak aydınlığı özleriz ama her gündüzü bir gece takip eder. Her doğan bebeğe seviniriz ama onu bir gün yaşlılık ve ölüm bekler. Bunlar hayatın kaçınılmaz gerçekleri.
    Ben de o gezide arkamdan hızla yaklaşan arabanın sesini yani ölümün sesini son anda da olsa duydum ve pedal sesi zannettim. Duyamasaydım şimdi kesinlikle hayatta olamayacaktım. Gezide beş duyumla ve yüreğimle hissetiğim herşeyi sizinle aynen paylaştım. Konunun içinde geçen bir cümleyi de başlığa taşıdım. Benim hissettiklerim de hayatın kaçınılmaz gerçekleriydi ve yaptığım da sadece bu gerçekleri en yalın haliyle sizinle paylaşmaktı.

    Özellikle ülkemizde trafiğe çıkan herkes Azrail ile kolkola seyahat eder. Acı ama gerçek ve bunu görmezlikten gelemeyiz.
    Bizim yazımızda kastettiğimiz kesinlikle pedalların öldürücü olduğu değildir. Bizim vermek istediğimiz mesaj özellikle bisikletçiler için trafiğin hiç de masum olmadığıdır.

    Biz de pek çok insan gibi pedal aşığıyız ve umarız ki dünyada hiç kimse bisiklet sürerken ölümün sesini duymasın ve pedallar uğruna hayatını kaybetmesin.


    Saygı ve sevgiyle kalın.
    Pedalsız kalmayın..