Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

30 Mayıs-4 Haziran Antalya-Adana Turu (2. gün)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında five tarafından paylaşıldı.

  1. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Bugün için, turun en zor geçecek günü diye düşünüyordum uzun zamandan beri. Haritalarda 84 Km. olarak görünüyordu, çok eğimliydi ve blok olarak geçmemiz gerekiyordu. Kalacak yer bulamayacağımızı düşünerek en azından ben böyle planlamıştım. Bir günde geçilmesi gerekli diye...

    Bir gün önceden zaten içeride olduğumuz için mesafe olarak, bugün daha erken başlamalıyız diye düşündük. Düşündük ama erken saat yine 08:30 olmuştu. Kahvaltı yapmadan Alanya’ya kadar ulaşmayı planladık. Orada bir yer buluruz dedik kahvaltı yapacak. Alanya’yı, daha sonra çevre yolu olduğunu düşündüğümüz yoldan geçerek Gazipaşa’ya bağlanan sahil yoluna ulaştık. Yol üzerinde (kendini ‘modern tabirle’ unlu mamuller olarak adlandıran) bir fırın bularak bir iki parça böreğin yanında çay içerek kahvaltıyı tamamladık. Ama hiç de memnun kalmadık aslında. Ne beklediğimiz tazelikte ne de beklediğimiz lezzetteydi.

    Artık yol boyu muz bahçelerini görüyor ve mis gibi kokularını içimize çekiyorduk. Hava zaten sabahın köründe sıcaklaşmaya başladığından, su mataralarımızdan eksik olmuyor, her mola su molasına dönüşüyor, her su molası da su almak için yeni bir molaya sebep oluyordu. Gerçekten “suyla” çalışmaya başlamıştı bizim 1 beygirlik motorlar.
    Artık dağlar denize daha da yaklaşmıştı ve Gazipaşaya da gelmiştik. Yolda, kartal yuvası gibi yerleştirilmiş bir otele hayretle bakmıştım. Denize kadar epeyce mesafe vardı ve uzunca bir kısmı da asansörle geçilmek zorundaydı.

    Gazipaşa’ya geldiğimizde zorlayıcı yolların yeni başladığını söyledim Fatih’e. İlk günkü acelemiz dizini biraz zorlamıştı ve bu durum yol boyu da devam etmişti. Her seferinde “Murat dizim su koyuverecek galiba.” diyor ama aynı azim ve güçle pedalla basmaya devam ediyordu. Ve evet artık pedallar bizden çok daha fazla güç ister hale gelmişti. Bir benzinlikte yol sorduğumuz birisi bize tüm yokuşları kilometresiyle saydı. Tabi ne kadarının doğru olduğunu o zaman kestirememiştik ama bize bir ölçü de olmuştu. En uzunu en sondaydı yani. Önce 3.5 km. çıkış 5 km. iniş, 7 km. çıkış 10 km. iniş 12 km. çıkış vs. vs. Bu yazıyı yazarken ne kadarını doğru hatırlıyorum bilemiyorum ama bildiğim çok ciddi yokuşlar olduklarıydı. Kesintisiz çıkan, sürekli kıvrılan, yolun ne zaman düzelip inişe geçileceğini hesaplayamadığınız yokuşlar... Yol dar olmasına rağmen bütün araçların, özellikle de kamyonların bizi çok dikkate almaları ve çok uzağımızdan geçmeye gayret etmeleri hoşumuza gitmişti. Bizi gören herkesin bir “Hello !” su vardı bizim için. Bizim de onlara birer “Merhaba !”mız... “Aaaa”lar, “Türk bunlar !”lar, “Yabancı değil bizdenlermiş !” ler... Ama yüzlerde hep güzel gülümsemeler. İkramlar... Ha bir de “Turist” olduğumuza kesin emin olan arabalı bir grup vardı ki yanımızdan geçerken bize “Fuck You !” diye bağırmayı ihmal etmedi. Ben de onlara tabi.

    Saat çok çabuk akşamı göstermeye başlıyordu ya da yol üzerinde yokuşlar yüzünden fazla mesafe alamayınca biz öyle hissediyorduk. Ama şunu biliyorduk ki güneş ufaktan çekilmeye başladığında biz, hala ve hala, hedefimiz olan Anamur’dan çok uzaktaydık. Fotoğraf makinasına çektiğim bir video’da bu durumu belirmiş ve aynen şöyle demiştim :” Saat 20:00 oldu ve Anamur’a hala 50 Km. var. Ne halt yiyeceğiz bilmiyorum.” Bunu öğrenebilmek için Yakacık köyü civarında kalacak bir yer var mı diye sormuştum köylülere. Onlar da Uçan’da bir lokanta ve üstünde de pansiyon olduğunu söylediler. Tabi oraya varma için önümüzde 10 m’lik bir yokuş vardı ve artık hava kararmıştı.
    Yokuşu yavaş yavaş çıkarken yol kenarında biraz soluklanmak ve geride kalmış olan Fatih’i beklemek üzere durdum. Orada bulunan ve beni gören bir aile hemen yanlarına davet etti. Merhabalaştık. Bisikletten ve yoldan konuşmaya başladık. Bana yerde bulunan kasadaki çilekten ikram ettiler. Çilek ama her biri iri bir erik kadar, kokusu ve tadı enfes. İçine düşmemek için zor tutuyordum kendim. Avuç avuç yeme potansiyelim varken tane tane yiyordum ayıp olmasın diye. Biraz sonra Fatih geldi. Ona da ikram ettiler. Ama dikkat ettim o da aynı benim gibiydi. Tane tane ve az az yiyordu. “Ayıp olmasın” diye. Bu arada suyumuz da azalmıştı ve kendilerinden su rica ettik. Ailenin annesi hiç üşenmeden uzaktaki evlerine gitti. Buz tutmuş bir şişede su getirdi. Su biraz eriyince koyabildik mataralara. Tabi yol ve kalacak yer de sorduk kendilerine. Tepede bir pansiyon tarifi aldığımız söyledik. Ailenin genç olanı bize daha uzakta bir yeri önerdi. “Daha iyi bir yerde kalmış olursunuz. Tepeye çıktıktan sonrası zaten iniş. Sallanır gidersiniz . Orada yemek de yersiniz. ” dedi. Biz de daha fazla “sallanmadan” yola koyulduk. Yol yine yokuş. Erik gibi çilekleri götürmüştük ama nezaketen az yediğimiz için açlığımızı köreltememiştik.

    Hava karanlıktı ama yıldızlar ve ilk dördün ay zifiri karanlık olmasını engelliyordu. Tabi aslında farlarımız da... Ben farımı Fatih’den ödünç almıştım çünkü turdan önce benim farımın aydınlatma amaçlı değil sadece güvenlik amaçlı olduğunu öğrenmiştim. Fatih’te de bir Trek bir de S-Sun marka far vardı ki ikisi de uzun yol için oldukça iyiyidi. S-Sun bu turluk bendeydi.
    Açlık başımız yorgunluk bacaklarımız vurmaya başlayınca yoldaki durabileceğimiz ve en azından bir çay içebileceğimiz ilk yerde durduk. Yine merhaba, sohbet derken odun ateşinde demlenen nefis çayı yudumlamaya başlamıştık. Aslında burası “salaş” tabirine çok uygun bir olan bir lokantaydı ama biz kalacağımız yerde yemek yiyecektik. Fakat daha fazla dayanamadım ve çayla beraber bir dilim ekmek istedim. Baba oğul olduklarını düşündüğüm ikiliden genç olanı plastik bir ekmeklik içinde 2 dilim ekmek ve birer domates getirdi. Şu an artık “hayatımda yediğim en lezzetli domates” tanımını bu domates için yapıyorum. Ekmek ve domastesi o kadar çabuk tükettik ki duble yüzsüzlükle birer tane daha istedik. İkilinin “baba” olanı bize baktı ve (hani “burası da lokanta” gibisinden) “Niye bir şey yemiyorsunuz ?”diye sordu. Biz “asıl yemek ileride” diye düşündüğümüz için “Yok. Teşekkürler. Yemeyeceğiz.” derken de bombayı patlattı. “Yokluk varsa ona da bir şey düşünürüz.”  Amca meğer bizim parasız olduğumuz için yemek yemediğimizi sanmış. Biz bir kez daha teşekkür ederek çay, ekmek ve ikişer domatesin parasını ödedik ve yola, daha doğrusu yokuşa, devam ettik. Yokuşun sonu Uçan’dı. Adı gibi tepede uçuyordu. Bize tarif edilen pansiyon-lokantanın önünde Fatih’e bir kez daha sordum isterse burada kalalım diye. Ama gözü de pek tutmamış, yola devam dedi.

    İşte karanlıkta 20 Km.’lik inişimiz bu devam kararından sonra başladı. Yol inmeye, inerken de kıvrılmaya başladı. Ellerimiz sürekli frenlerde, diskleri de çok ısıtmamaya özen göstererek belirli bir hızda inmeye çalışıyorduk. İnişin oldukça stresli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hem yolun sadece farla aydınlanabilen kısmını görebiliyoruz hem hızlanmamaya çalışıyoruz hem de (her şeye rağmen) müthiş keyif alıyoruz. Dile kolay, bir 20 Km. böyle inmeye devam ettik. Hatta kollarımız kaskatı olduğu için inişte dinlenme molası bile verdik.
    İnişin sonunda, bize tarif edildiği gibi, bir viraj ve jandarma karakolu vardı. Melleç (Demirören)’e varmıştık. Köprüden sonra da 2 tane lokanta ve üstleri de pansiyon. İşte bugün burada bitecekti. Anamur’a hala yol vardı ama biz yiyeceğimiz yemeği , duşu ve uykuyu düşünüyorduk. Hemen yemeğe oturduk. Hazırlanırken yolun kritiğini yaptık. Şu şöyleydi, bu böyleydi derken gelen yemek önce gözümüzü doyurdu, sonra da karnımızı. Hatta bitiremedik bile. Duş alıp yattığımda hala karanlıkda döne döne indiğim yol aklımdaydı.


    2. Gün BC 906 verileri: Konaklı (Alanya) – Melleç (Demirören - Anamur)
    Çıkış : 08:30
    Varış : 22:15
    Mesafe : 124 Km.
    Yolda geçen süre : 07 saat 55 dakika
    Ortalama Hız : 15,69 Km/s
    Maksimum hız : 53,94 Km/s

    2. gün rotası
    [​IMG]

    Antalya-Anamur arası eğim haritası
    [​IMG]


    Fotoğraflar :
    Alanya'ya doğru
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Kızımın bizim için dizdiği nazar boncukları :)
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kartal yuvası otel :p
    [​IMG]

    Yol boyu muz bahçeleri
    [​IMG]

    Yeni bisikletimle ilk uzun turum
    [​IMG]

    [​IMG]
    İsimsiz işaretsiz bir antik şehir
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Gecenin karanlığında...
    [​IMG]
     
  2. serdar gültekin

    serdar gültekin Bisikletkolik

    Kayıt:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.108
    Beğeniler:
    1.264
    Şehir:
    ankara / söğütözü
    Seviye:
    Ayaklarınıza sağlık. Çok güzel fotoğraflar çekmişsiniz.
     
    five bunu beğendi.
  3. m.ali mülayim

    m.ali mülayim Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Aralık 2008
    Mesajlar:
    145
    Beğeniler:
    136
    Şehir:
    sakarya > pamukova > kemaliye (tirse)
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Güzel bir gezi olmuş ve olacağı başından belli. Bu arada yeni bisikletiniz için yorumlarınızı ne zaman yazıcaksınız. Yol arkadaşınızın bisikleti ile kıyas yapabilir misiniz.
     
  4. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Merhaba,
    İlk yorumumu, antreman olarak gerçekleştirdiğimiz, bir günlük, İznik turu yazıma eklemiştim. Hazır siz sormuşken buardan devam edeyim.
    Daha önce 26" Bianchi Hispano kullanıyordum ve bu bisikletle hem düz yolda (Samsun-Sarp) hem de yokuşlarda (Marmaris-Kaş, İzmir-Bodrum (kıyı)) epeyce tecrübem oldu. Bisiklet cro-moly kadroya ve Altus vitese sahipti. Sorunsuz bir şekilde bu parkurları geçtim.
    Şimdi bisikletimse tamamen uzun araştırmalarım sonucu karar verdiğim ve almak istediğim bir model oldu. Öncelikle 28" e karar verdim çünkü günlük kullanım, off road, hoplama-zıplama yerine bisikletle tur yapmaya yönelmiştim. Türkiye piyasasındaki tüm 28" tur bisikletlerini yan yana bir excel'de toplayıp karşılaştırdım. Trek'leri eledim çünkü mutlaka amortisörlü bir model istiyordum. (7300 vardı ama diğer özellikleri düşük olduğu için elendi.) Burada tur bisikletinde amortisöre ve disk frene gerek yok yorumlarına katılmadığımı belirtmeliyim. Özellikle bu turdaki uzun ve sert inişlerde, hem amortisörün (frenlemelerde ve bozuk yollarda) hem de disk frenlerin (20 Km'lik bir inişte ne kadar uzun fren yapılacağını ve virajlardaki tehlikelerin ne kadar ani olacağını hesap edin) çok faydasını gördüm. Hatta bir yerde (ki bu düz yoldu) dalmış bir anımda duran bir arabaya az daha bindiriyordum. Ama frenlerin sayesinde atlatabildim. Tekrar edeyim disk fren bu turda bana güven verdi. Bunu özellike söylüyorum sebebi şu ki disk fren olmadığı için x-sport 1 modelini tercih etmeyip bir üst modelii hedefledim.
    9'lu sistem (XT) vitesin yumuşak geçişleriyle yokuş tırmanmaya az da olsa yardımcı olduğunu düşünüuorum. Tabi ağırlık olarak bisiklet eskisine göre çok daha hafif, ayrıca ben de bu turda hiç olmadığı kadar hafif bir çanta ile yola çıkmıştım. Tecrübe kazanınca yolda nelerin gerekip nelerin gerekmediğini ayırabiliyorsunuz.
    Fatih'in bisikletiyle (Trek 6500 D) Giant xsport-0'ı kıyaslamak elma ile armut kıyaslamasına benzer. Fatih, ki onunda bir Bianchi'si vardı çift amortisörlü, 28"i özellikle kilosunda dolayı tercih etmedi. Beraber dolaştığımızda Scott Scale 50'ye hayran olmuştuk. Ama ben o zamanlarda da 28'e yönelmiştim (Corratec xtrail'ciydim ama kısmet olmadı.) Fatih tur amaçlı olarak bisikletinin lastiklerini ince olanlarla değiştirdi. Hiç orijinal olanlarını kullanmadı. Ama en büyük şikayeti arka jant tellerinin kırılmasıydı. Geçen sene İzmir-Bodrum yaparken, Dilek Yarımadası Milli Parkı'ndaki dağı patika yoldan aşmış ve arkaya, Doğanbey köyüne inmiştik. Ben de o zaman 26" Bianci vardı. Fatih'te de bu Trek. Yol berbat olduğu için özellikle iniş ince teker için problem çıkarmıştır diye düşünmüştük.O zamandan sonra, bu tur da dahil, sanırım 3 teli kırıldı. Şu an teller DT Swiss 2 mm ile değiştiriliyor. Onun dışında bisikletin bir problemi yok. Fatih de benim çıktığım her yokuşa o bisikletle çıkıyor. Hatta inişte, ağırlığından kaynaklı olarak, hiç pedala basmadan beni geçiyor :)
    Bugün kendisinin aktardığına göre, hafta sonu Kaçkar'a uğramış ve Serkan'la konuşmuş. Onun yorumu, bu bisikletten sonra karbona geçmesi gerektiği şeklinde olmuş. Ama ben hep takılırım kendisine. Ben yokken aldın bisikleti bu problemler ondan oldu derim. Bence gayet iyi bir bisiklet ama o fiyat aralığında Scott Scale 50 ve Giant XTC'ler de oldukça iyi alternatifler.
    Bisikletlerin component olarak karşılaştırmasına girmedim. Zaten internetten bulabilirsiniz. Daha detaylı bir sorunuz olursa da bildiğim kadarıyla seve seve cevaplarım.

    İyi çalışmalar.

    five
     
    Umut Palabıyık ve irfancan bunu beğendi.
  5. m.ali mülayim

    m.ali mülayim Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Aralık 2008
    Mesajlar:
    145
    Beğeniler:
    136
    Şehir:
    sakarya > pamukova > kemaliye (tirse)
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Çok teşekkür ederim bilginizi, tecrübenizi lütfedip paylaştığınız için.

    Bu arada gezinin devamını mereakla beklemekteyiz...
     
    five bunu beğendi.
  6. ademdogan

    ademdogan Kıdemli Üye

    Kayıt:
    26 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    234
    Beğeniler:
    151
    Şehir:
    KONYA
    Seviye:
    five kardeş pedalına sağlık anlatımında bir o kadar güzel .Sizin turlarını okurken sanki sizinle beraber gibiymiş gibi oluyoruz.28 " bisikletle daha rahat bir tur geçirmişiniz heralde bisikletinizde hayırlı olsun.

    Bu arada bir yazınızda turlara başlangıç olarak geç olduğunu belirtmişiniz. ama bence hiç bir başlanğıç geç değildir.

    tebrikler ve başarılar diğer gün ve fotoları sabırsızla bekliyorum
     
    five bunu beğendi.
  7. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Sayın @ademdogan,
    Güzel ve cesaret veren ifadeleriniz için çok teşekkür ederim. 28"i tamamen bu amaca hizmet etsin diye seçmiştim ve çok doğru bir tercih olduğunu da yukarıda kendimce sebeplerle belirtmiştim.
    Geç başlama konusuna gelince, siz benim yerimde olsanız aynı şeyi düşünmez misiniz ? Bisikletiniz var ama çok keyif alacağınız bir aktiviteyi gerçekleştirmek için 34 yaşına gelmeniz gerekiyor. :) Belki de böyle olması gerekiyordu. Bu anlamda da olgunlaşmak veya başka işlerlerin önceliğinin geçmesi gibi...
    Sorun yok, daha planlı ve yaratıcı olacak bundan sonra. :)

    İşte tam da yaratma istediğim duygu bu. Salt bisiklet üzerinde pedal basıp gittiğimiz yerlerin fotoğraflarını paylaşmakta daha fazlasını yapabilmek. Bunu, biraz olsun becerebiliyorsam çok sevinirim.

    Yazılarım, bu aralar iş ve evdeki yoğunluktan gecikiyor. Halletmeye çalışacağım.

    Tekrar teşekkürler.

    five
     
    ibrahim Kızılkaya ve ademdogan bunu beğendi.
  8. irfancan

    irfancan Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    10 Kasım 2007
    Mesajlar:
    559
    Beğeniler:
    696
    Şehir:
    söke
    Seviye:
    Fotoğraf kareleri oldukça güzel,sanırım tur ne kadar planlı olursa olsun yinede küçük maceralar yaşanıyor tabi ki bizlerde sizinle beraber yaşıyoruz,teşekkürler.
     
    five bunu beğendi.
  9. Yunus Emre POLAT

    Yunus Emre POLAT Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    19 Nisan 2009
    Mesajlar:
    696
    Beğeniler:
    1.304
    Şehir:
    Aydın
    Seviye:
    Geziniz çok güzel geçtiği resimlerden belli. Ama benim ilgimi daha çok bisikletiniz çekti. Ben de bu modelden almayı düşünüyorum. İyi bir referans oldu. Teşekkürler. :)
     
    five bunu beğendi.
  10. Umut Palabıyık

    Umut Palabıyık Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Mart 2009
    Mesajlar:
    334
    Beğeniler:
    482
    Şehir:
    Eskişehir
    Seviye:
    2 günde de 120 küsür kilometre yol yapmak ve bunu da gündüz vakti Antalya'dan daha doğuya giderken, o sıcakta, gerçekleştirmek gerçekten hem gönül hem de yürek işi. Sizleri kutluyorum
     
    five bunu beğendi.
  11. cedrick41

    cedrick41 Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.168
    Beğeniler:
    1.565
    Şehir:
    izmit-merkez
    Seviye:
    ayaklarınız dert görmesin nice gezilere paylaşım için sağolun :)
     
    five bunu beğendi.
  12. Efrahim ÖZCAN

    Efrahim ÖZCAN Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    5 Nisan 2009
    Mesajlar:
    894
    Beğeniler:
    374
    Şehir:
    Adana
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Paylaşımız için teşekkürler çok güzel bi tur olduğu fotoğraflardan belli.
     
    Mert TEKİN ve five bunu beğendi.
  13. İrfan Aşıroğlu

    İrfan Aşıroğlu Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Eylül 2009
    Mesajlar:
    272
    Beğeniler:
    590
    Şehir:
    Çanakkale
    Bisiklet:
    Whistle
    Seviye:
    Güzel harıka yerler cennet ülkem benım.