Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

30 Ağustos Denizli Zafer Turu (30.08.2008)

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Daywalker tarafından paylaşıldı.

  1. Daywalker

    Daywalker Kıdemli Üye

    Kayıt:
    21 Nisan 2007
    Mesajlar:
    206
    Beğeniler:
    179
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Bu hafta 30 Ağustos'un tatil olmasını fırsat bilerek Ali'nin köyüne bisikletle gitmeye karar verdik. Kararlaştırdığımız gibi saat 07:00'de Üçgen mevkiindeki üst geçidin altında buluştuk. Her hafta bir şeylerin bozulması geleneği bu hafta da kendini gösterdi ve Ali'nin kilometre saati aramızdan ayrıldı. Bundan sonra mesafeleri tabelalardan, haritadan ve yol tecrübelerimizden kestireceğiz. Ne de olsa Denizli'deki mesafeler hakkında ikimizin de epey tecrübesi var.

    Öncelikle klasik Pamukkale rotamız olan Sevindik ve Korucuk istikametine yöneldik. Her yeri saran yol genişletme çalışmaları burada da başlamış en sonunda. Sabahın erken saatleri, Korucuk'taki geniş bahçelerin ve yeşil alanların getirdiği terleme ile birleşince ortaya sisli ve gayet nemli bir hava çıkmış. Uzun zamandır buraları böyle sisli görmemiştim.
    [​IMG]

    Korucuk'tan sonra Pamukkale'ye devam etmeyip yolun sağında kalan Irlıganlı yoluna giriyoruz ve hemen akabinde tırmanmaya başlıyoruz. Bu tırmanışımız kesintisiz 12 km kadar sürüyor. Burada aşırı nemli hava çok bunaltıcı olduğundan ve çok terlettiğinden üstümüzü çıkarmaya karar verdik. Güzelpınar köyüne varana kadar üstsüz süreceğiz. Gölge yerlerden geçerken rüzgarın etkisiyle biraz üşüdüysem de üstümü çıkarttıktan sonraki rahatlama hissi barizdi. Bu da Ali'nin üstsüz hali.
    [​IMG]

    Yolumuzun her iki yanı göz alabildiğince çam ağaçları ile kaplı. Böylesine yoğun bir çam örtüsünün getirdiği, keskin reçinenin nemli toprakla birleşen o kokusu yol boyunca burnumdan eksik olmadı. Resme dikkatli bakarsanız biraz ileride ağaçların arasından giden bir yol var. Biraz sonra oradan geçeceğiz. Yolun ağaçlarla kaplı olması sabahın erken saatlerinde gölge olmasını sağlıyor. Ama öğlene kalırsanız sığınacak gölge bulmakta bile zorlanırsınız.
    [​IMG]

    En sonunda Güzelpınar'a varıyoruz. Saat 08:30'u gösteriyor. Burası evimize yaklaşık 33 km uzaklıkta. Kafam tabelayı kapatmış, ama rakım 1200 mt. Biz önce Korucuk'a giderken 300 mt. irtifadan 200 mt'ye inmiştik. Oradan da 1200 mt. irtifaya 13 km'de tırmandık. Burası bir dört yol ağzı. Tabeladaki kırmızı renkli ok, 5 km. ilerideki Malkoç alabalık restoranına işaret ediyor. Eğer bu yoldan giderseniz yaklaşık 15 km. sonra damdan düşercesine kendinizi bir anda Pamukkale'de buluyorsunuz. Bu yol sol tarafta kalıyor. Sağ taraftaki toprak yol ise ileride Afyon yoluna bağlanıyor. Biz bu yollara girmeyip dümdüz devam edeceğiz. Şimdi 1200'deyiz, ama tırmanış bir süre daha devam edecek.
    [​IMG]

    Bu arada Güzelpınar'dan çıkarken Ali'yle muhabbete daldık. Kaplanlar'a ne kadar sürede varacağımız hakkında konuşuyoruz. En sonunda Ali "1 saate kadar varırız" dedi. O esnada yanımızdan değneği ile iki büklüm geçmekte olan yaşlı bir amca birden kükredi "Olmaz, varamazsınız 1 saatte!" diye. "İki saatte Denizli'den gelmişiz, 1 saatte gideriz dayı" dedik, ama adamın muhabbetin ortasına pat diye dalmasına da çok güldük.:ha:

    Yine bir tırmanış etabının ardından Çelikdede çeşmesinde su doldurmak için durduk. Oradan traktörü ile su almakta olan amca ile de kısa bir muhabbetin ardından tekrar yola koyulacağız.
    [​IMG]

    Ama burası rotamızdaki ilk tepe olduğundan manzaraya hakimdi ve biraz da fotoğraf çekmeyi ihmal etmedim. İşte Çelikdede'den sonra rotadaki kıvrılarak giden ilk ciddi iniş yolumuz.
    [​IMG]

    Çeşmenin yanında Ali ve bisikleti.
    [​IMG]

    Biraz da dinamik fotoğraf alalım. İşte yola çıkış anından değişik bir bakış açısı.
    [​IMG]

    Çeşmeden sonra uzun bir iniş oldu. Çok hızlı gittiğimizden bunu kesip de bu kısımda bir fotoğraf çekemedim. İnişin sonlarına doğru bir yol ayrımına geldik ve oradan sağa döndük. Bu esnada indiğimiz yola yeni çakıl dökülmüştü ve lastiğin sürekli çakıla gömülmesi iniş keyfimize adeta limon sıktı. Hızlı gidildiğinde keskin virajların da etkisiyle böyle bir yolda kontrol zaman zaman çok zorlaşıyor, yolunuz oralara düşerse dikkat edin. Ben yine 2.10 lastiklerle iyidim. Ali o yolda incecik yol bisikletiyle gitmek zorunda kaldı, ama sürekli sıçrayan taşların kadroyu haşat etmesi haricinde bir sorun yaşamadık.

    Uzun inişin sonunda nihayet bir köye vardık, adını hatırlayamadım şu an, mazur görün. Köye girdikten sonra yol olduça daralıyor ve sık evlerin arasından geçerek tırmanmaya başlıyoruz. Bu esnada evlerden birinin bahçesinde epey uzun bir zincirle bağlı köpeğin biri bir anda olanca hiddetiyle havlayarak üzerimize fırladı ve Ali'nin bacağına yarım metre kala kılpayı durdu. Burada ilginç olan şu ki, evlerin arasında sıkışmış ve önü yokuş olduğundan kaçacak yeri olmayan bizim, hiddetinin etkisiyle kendi zincirini koparan ama bunun farkında olmayan o deli köpeğin insafına kalmış olmamızdı. Eğer köpek zincirin koptuğunu fark etmiş olsaydı şu anda bu satırları okumuyor olacaktınız herhalde. Köpek sürekli zincirin o mesafede kendini durdurmasına alışmış, zincirin sınırını biliyor ve daha fazla gidemeyeceğini öğrenmiş. Bilim literatüründe "Öğrenilmiş Çaresizlik" vakasının yaşayan bir örneğini kendi gözümüzle görmüş olduk böylece.

    Biz köpeğin verdiği adrenalinle önümüzdeki yokuşu deli gibi çıktık ve sonunda köyden kurtulduk. Yokuşun sonlarına yakın yerde aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz çeşmede bir sakinleşme ve yemek molası verdik.
    [​IMG]

    Çeşmenin yanındaki masayı ağacın altına çekip ymeğimizi yedik. Aşağıdaki fotoğrafta az önce geçtiğimiz köyü görüyorsunuz. Daha arka tarafta köye doğru gelen beyaz yol, az önce bahsettiğim çakıllı inişi yaptığımız yol. Daha geri planda ufukta iki tepe görünüyor. Soldaki yüksek olan sivri tepede tüm Denizli'nin televizyon ve radyo yayınları için kullandığı verici mevcut. Sisin etkisiyle fotoğrafta pek belli olmuyor, ama dikkatli bakarsanız görebilirsiniz. O iki tepenin arasında ise bizim geldiğimiz yol var, yani biz vericinin çok yakınından geçtik gelirken. O tepelerin ardında ise Denizli yer alıyor. Bu fotoğraf herhalde şu an evden ne kadar uzakta olduğumuzu çok iyi anlatıyordur.
    [​IMG]

    Aynı noktadan bir başka manzara görünümü. Evler birbirinden geniş tarlalarla ayrılıyor. Ağaçlarsa ufka kadar uzanıyor.
    [​IMG]

    Çeşmedeki yemek molamızın ardından yola çıkışımızdan yaklaşık 10 dakika sonra bir virajı dönerken yolun sol tarafında, aşağıda kaldığı için yaklaşırken göremediğim, yola doğru çıkmakta olan bir kangal cinsi çoban köpeği kafasını çıkarıyor, ardından hemen bir tane daha. Ben durup köpeklere bakıyorum. Onlar da kımıldamadan beni izliyor. O an garip bir şekilde aklımda sınav sorusu gibi dört seçenek beliriyor.

    a) Matarayı çıkarıp su sıkarak köpeği uzak tutmak.:000002158
    b) Ali ile kadroları birleştirip köpeğe karşı kalkan olarak kullanmak.
    c) Çobanı varsa onu bulup sakince beklemek.:7:
    d) Tabanları yağlamak.:vroam:

    Hemen durum değerlendirmesi yapıyorum. Köpekler bir kere bile havlamadı, yani şakaları yok, çok da pis bakıyorlar. Ali arkamdan geliyor, köpeği benden sonra fark etti, iletişim kurup savunma planı yapacak zaman yok. Çoban desen hak getire. Son seçeneği düşünürken öndeki köpek üstüme doğru koşmaya başladı, aramızda zaten 3-4 metre olduğundan mecburen d) şıkkını seçtim.:vroam: Bütün bunlar bir saniyeden kısa bir sürede cereyan etti. Ama bir yandan da "kaçmakla doğru mu yapıyorum acaba?" diye düşünüyordum. Arkamdan gelen Ali'nin "bas Ercü, bas!" diye kükremesi kafamdaki tüm şüpheleri sildi. Allah'tan önümüzdeki yol inişti. Ama ben o heyecanla ön dişliyi nasıl büyüttüm de bastım hiç hatırlamıyorum. Ali de bana "bas!" diye bağırırken bir yandan o da basmaya çalışıyor, bir yandan da heyecanla SPD'yi yuvasına oturtmaya uğraşıyordu. Şimdi düşününce o anki halimiz çok komik geliyor, ama Ali de, ben de gerçekten çok korkmuştuk. Köpekler normalde sizi biraz kovalar sonra bırakırlar. Ama bunlar ısrarla uzun süre peşimizden geldiler. Biz tam tırmanmaya başlarken peşimizi bırakmışlardı, yani biraz daha devam etselerdi bu satırları okumak yerine helvamızı yerken mevlüdümüzü okuyor olacaktınız.

    Tam sakinleşmişken bir daha köpekle karşılaşmak oldukça sinir bozucu oldu.:boese157: Korkumuzun üstüne biraz soğuk su içip yola devam ettik. Yol bir süre daha inişli çıkışlı gitti. Tek olumsuz yanı oturmamış çakıldı. Kaplanlar'a 12 km kaldı.
    [​IMG]

    En sonunda biraz düzlüğe benzer bir yere geldik. Burada elma ağaçlarıyla dolu tarlalar vardı. Diyar çok ıssız, gelen giden yok. Dallar elmayla dolu.
    [​IMG]

    Ağaçların altına yüzlerce elma dökülmüş dallardan. Ama içlerinden biri bariz bir şekilde gözüme çarptı. Bakınız aşağıdaki fotoğraf.
    [​IMG]

    Biz de daldan birkaç tane aldık, gerçekten çok sulu, sert ve tatlıydı. Tadından yenmiyordu. Üstteki elmaya kim yazmışsa harbi doğru demiş. Ali daldan elma alırken.
    [​IMG]

    Birkaç tane de yemek için çantaya atıp yola çıktık. Bir süre sonra üzüm tarlasına denk geldik. Tarlada üzümler toplanıyor.
    [​IMG]

    Bu gördüğünüz ufaklık sürekli benden kaçıp ağaçların arkasına saklanıyordu. Çok şeker bir çocuk, biraz kovalamacadan sonra yakalayabildim.
    [​IMG]

    Ali tarlada üzümleri yuvarlarken.
    [​IMG]

    Mahsul bol. Allah bereket versin.
    [​IMG]

    Tarlada çalışanlarla biraz sohbet ettik. Sağ taraftaki şapkalı abimiz Ali'nin uzaktan akrabası çıktı. Ali'nin dedesi ile onun dedesi amca oğluymuş. Soyadları da aynı. Bu arada benim kafaya dikkat! Kafa kaskın şeklini almış.
    [​IMG]

    Dallar rengarenk üzümlerle dolup taşıyor.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Oradakiler bize çok sıcak davrandılar, evlerini tarif ettiler, gidin yemek yiyin dediler. Birazdan o köyden geçecegiz. Artık Kaplanlar'a 1-2 km. kaldı. Yola devam edip ilk köyde dört yol ağzına geliyoruz yine. Burada bir amcaya yön soruyoruz ve sol taraftan Ali'nin köyüne doğru yöneliyoruz. Arkada caminin olduğu yer, bahsettiğim dört yol ağzının olduğu mevkii. Etraf tarlalarla kaplı.
    [​IMG]

    Nihayet köye vardık. Köy meydanında çocuklar futbol oynuyor. İlgimi çeken şey, kızların erkeklerden daha iyi oynuyor olması. Bir çalım atıyorlar, bir şut çekiyorlar ki görmeniz lazım. Oyun daha çok kızların hakimiyetinde. Arka taraftaki ev, Ali'nin annesinin amca kızının evi. Bir süre orada misafir olup sohbet ediyoruz. Bol bol üzüm yiyoruz. Buz gibi suyundan içiyoruz.
    [​IMG]

    Bisikletleri bir kütüğe dayadık. Bisiklette ayak yok, nereye koysam bir şekilde yerde buluyorum. En sağlam burayı buldum ve istemeden "Scott ve tavuklar" isimli bir kompozisyona imza attım. Ve hatta iğrencim, sustum.:violent-s
    [​IMG]

    İşte badem ağaçları. Bademler çağla halinden yeni çıkmış. Oldukça tazeler.
    [​IMG]

    İşte bademler. Ağaçtakiler yaşken, yere düşenler ve geçen mevsimden ve önceki yıllardan kalanlar çok daha lezzetli ve kıtır kıtır. Şahsen bademi çok sevdiğimden yere düşen eskilerden bir torba dolusu topladım. Bir yandan da kırıp kırıp bolca yedik. Badem, neredeyse hiç suya ihtiyacı olmayan, kurak yerlerde kolayca yetişen ve bakım gerektirmeyen bir ağaç. Yere düşen meyveleri de uzun yıllar dayanıyor, şarap misali bekledikçe güzelleşiyor. Bir yandan da çantadaki elmaları bademlerle beraber yedik. Güzel oluyor.
    [​IMG]

    Köyde maç yapan çocukları bir araya toplayıp bir hatıra aldık. Kucağımdaki ufaklık benim gözlüklerden çok korktu, güç bela kucağıma alabildim. Köyün en ufak ve en yaramaz çocuğu. İçme suyu deposunun vanasını açıp kaçıyor, dayak yiyor, sonra gidip bir daha açıyor. Ufaklığın enerjisine diyecek yok. :10:
    [​IMG]

    Sonra Ali'nin anneannesinin eskiden oturduğu ama şimdi bir kısmı yıkılmış olan evlerinin oraya gidip biraz etrafa baktık. Arkadaki ev ile ağıl ve çevresindeki arazi, Ali'nin anneannesine ait.
    [​IMG]

    Ardından diğer komşularla da görüşüp vedalaştıktan sonra yola koyulduk. Önce dört yol ağzına geri dönüp, önceden gelmiş olduğumuz istikametten dümdüz ilerlemeye devam ettik. Buralarda eğim çok az, yollar düzlük sayılır. Yol üzerinde aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü şekilde kerpiç gölgelikler yapılmış.
    [​IMG]

    Gölgeliklerin içinde içi su dolu testiler var. Toprak testinin buharlaşma ile suyu nasıl soğuttunu bilen bilir. Testi içindeki sular epey soğuk. Buralar, yoldan geçen ve tarlalarda çalışan kişilerin soğuk su ihtiyacını karşılamak için yapılmış bir nevi doğal buzdolabı vazifesi görüyor.
    [​IMG]

    Bu kareden sonra epey bir yol aldık, yol bir süre inişli çıkışlı gitti. Sonra bir köye vardık ve girdiğimiz anda oldukça dik bir yokuşla evlerin arasından tırmanmaya başladık. Bu arada çakıllı yol geride kaldı, şimdi oturmuş temiz asfaltta sürüyoruz. Ama yol inanılmaz dik ve 7 km kadar kesintisiz çıkıyor. Bu kısım, geçen haftaki Kefe Yaylası'nı aratmıyor. Şahsi kanaatimce bu turun en zor olmasa da en dik etabı. Kısa zamanda çok büyük irtifa alıyorsunuz. Yer yer eğim %20'lere ulaşıyor. Burayı geçip tepeye çıkınca eğim bir anda azalıyor ve aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere kıvrılarak giden yolu ve geçtimiz köyü yukarıdan görebiliyoruz.
    [​IMG]

    Yokuşun tepesinde Ali'den bir poz. Ali'nin arkasında bir çeşme var. Birazdan oraya bakacağız.
    [​IMG]

    Bisikletim ve ben yokuşun tepesindeyiz. Arkam uçurum. Zor bir etabı geçtik, çok terledim, epey zorlandım, ama doğadayım, sevdiğim işi yapıyorum, özgürüm ve mutluyum.:winkenlux
    [​IMG]

    Evet şimdi Ali'nin arkasında kalan şu çeşmeye dönelim. Biraz su doldurduk, bol bol içtik. Ama tek bir damlasını bile "boşa agıtmadık".:ha:
    [​IMG]

    Bu noktadan sonra bir süre dağların tepesinde 1350 mt. irtifalarda inişli çıkışlı devam ettik. Yolda karşılaştığımız başka elma ağaçlarından da elma yiyerek açlığımızı bastırdık. Gözdeler kasabasına ulaştıktan sonra yol hafif bir eğimle tırmanmaya başladı. İşte burası bence etabın en zor kısmıydı. Eğim azdı, ama çok uzun sürdü ve çok ısrarlı bir şekilde tırmandı. Neredeyse 60 km'lik tırmanışlarla dolu yıpratıcı bir yolun ardından burası beni gerçekten çok zorladı. Biraz da yolun tekdüze gidiyor olmasından ötürü gelen bıkkınlığın da bu zorlanmada etkisi vardı.:sonst1zde

    Bu sıralarda fotoğraf makinemin de pili bitti. O yüzden turun geri kalan kısmında foto çekemedim. Ama merak etmeyin, bir şey kaçırmadınız. Nihayetinde yokuşların bittiği o zirve noktasında Ali'nin kilometre saati hayata döndü. O tepeden bir indik ki sormayın. Yolun temiz kaymak asfalta dönmesiyle ve %10 eğimli inişin etkisiyle Karahayıt'a kadar adeta uçarak indik. Yok aşırı virajlı olmasına ve karşıdan gelen arabalara rağmen çoğu zaman 60km/saat'ten aşağı inmedik. Haliyle 12 km'lik bu kısmı inmek 10 dakika kadar sürdü. Yaptığım en zevkli yol inişlerinden biriydi.

    Karahayıt'a indiğimizde toplam 3,5 lt içecek ve biraz da bisküvi alıp Belediye Parkı'nda mideye indirdik. Ufak bir dinlenme molasının ardından yola koyulduk. Pamukkale mevkiinden geçerek ortalama bir tempoyla, başka mola vermeden olaysız bir şekilde eve vardık. Eve geldiğimde saatler 17:30'du. Benim için biraz zorlayıcı bir faaliyet olsa da her anından zevk aldım.

    Umarım sıkmamışımdır, okuyan ve ilgi gösteren herkese şimdiden teşekkürlerimi sunarım. Sağlıcakla kalın.

    NOT: Ali, eğer unuttuğum ya da eklemek istediğin bir şey varsa forum seni bekliyor.
     
  2. Ali AKTAŞ

    Ali AKTAŞ Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    31 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    836
    Beğeniler:
    1.027
    Şehir:
    Denizli
    Seviye:
    Güzel bir geziydi, Ercü seninle pedallamak çok keyifli, herkes bu keyfi yaşayabilse ;)

    ama ben ki köpeklerden korkmayan Ali, pompa, tekme ile müdahale eden biri olarak bu köpeklerden korktum, hemde çok,
     
    sprint ve Daywalker bunu beğendi.
  3. Speedy Gonzales

    Speedy Gonzales Kıdemli Üye

    Kayıt:
    23 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    275
    Beğeniler:
    130
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    :) tebrikler çok güzel bir tur olmuş
     
    Daywalker bunu beğendi.
  4. sprint

    sprint Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    8 Ekim 2006
    Mesajlar:
    598
    Beğeniler:
    310
    Seviye:
    ali kardeşim gezilerinizi çok büyük bir keyifle takip etmeye çalışıyorum ppaylaşımlar için teşekür edeirm bende askerliğimi denizlide yaptım çok ama çok muhteşem bir yer akköy diye bir köyde pamukkalenin 5 km altında neyse çok ama çok güzel geziler yapıyorusn önümüzdeki hafta gene beklicem yeni gezi tur haberlenirizi ve resimlerinizi takip ediyorum gönül isterdi durum çok iyi olsun atlayıp katılalım fakat bunada şükür sizler gezi düzenliyorsunuz paylaşıyorusnuz bizlerde büyük bir keyifle okuyup bakıyoruz teşekür edeirm paylaşım için
     
    Ali AKTAŞ ve Daywalker bunu beğendi.
  5. Semican Baydur

    Semican Baydur Bisikletkolik

    Kayıt:
    7 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    1.144
    Beğeniler:
    490
    Şehir:
    Antalya Merkez Uğraş: Xc
    Seviye:
    süper bir tur olmuş daha nicelerine inşallah
     
    Daywalker bunu beğendi.
  6. mamili25

    mamili25 Üye

    Kayıt:
    4 Ekim 2007
    Mesajlar:
    94
    Beğeniler:
    68
    Şehir:
    mersin
    Seviye:
    babacanlar cok zevklı bı tur olduğu resımlerınzden bellı oluyor pedalınıza sağlık
     
    Daywalker ve Ali AKTAŞ bunu beğendi.
  7. enis57

    enis57 Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    11 Aralık 2007
    Mesajlar:
    420
    Beğeniler:
    307
    Şehir:
    İSTANBUL/MALTEPE
    Seviye:
    paylaşım için tşkler
    ayaklarınıza sağlık harika olmuş geziniz
     
    Daywalker bunu beğendi.
  8. eYa

    eYa Bisikletkolik

    Kayıt:
    18 Mayıs 2005
    Mesajlar:
    1.297
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    Eskişehir & Didim
    Seviye:
    Paylaşım için teşekkürler. Güzel bir tur olmuş. Anlatımın detaylı olması da ayrıca güzeldi ;)

    Bir gün birlikte pedallamak dileği ile.
     
    Daywalker bunu beğendi.
  9. tayfur

    tayfur Onursal Üye

    Kayıt:
    22 Mayıs 2005
    Mesajlar:
    1.635
    Beğeniler:
    1.028
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Gene muhteşem bir tur, güzel resimler ve eğlenceli bir anlatım. Ayağınıza sağlık. Yol bisikletinin aynakolu ve kaseti de gözümüzden kaçmadı, o dişli oranlarıyla dağa tepeye saldıran herkese saygımız var. ;) :)
     
    Ali AKTAŞ ve Daywalker bunu beğendi.
  10. AydınGünaydın

    AydınGünaydın Bisikletkolik

    Kayıt:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.131
    Beğeniler:
    1.516
    Şehir:
    Erzurum(Aşkale)
    Seviye:
    gezel bir gezi olmus paylaşımınız için tskler. özellikle elmelı ve üzümlü resim çok hosuma gitti üzüme bayılırım canım cekti şimdi dairede ve ramazanda olmazsak şimdi mideye indirmiştimm..
     
    Daywalker ve Ali AKTAŞ bunu beğendi.
  11. nighteagle1

    nighteagle1 Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    28 Nisan 2008
    Mesajlar:
    992
    Beğeniler:
    1.039
    Şehir:
    Bakırköy
    Seviye:
    ercü ve ali kardeşim ayaklarınıza,yüreğinize sağlık,yine bizi ofisimizden ve evlerimizden alıp, ta güzel denizlimin o güzelim köylerine götürdünüz,çok saolun,yeni gezilerinizi bekliyoruz,resimlerinizde doğa yı daha fazla bekliyoruz.
    pedalınıza sağlık.
     
    sprint, Ali AKTAŞ ve Daywalker bunu beğendi.
  12. Mehmet Can

    Mehmet Can Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    25 Kasım 2007
    Mesajlar:
    683
    Beğeniler:
    420
    Şehir:
    ADANA
    Seviye:
    Çok şahane bi gezi düzenlemişsiniz arkadaşlar
    süper olmuş valla renkli fotoğraflarda ayrı bi güzel elma üzüm falan:lick3:
    ayaklarınıza sağlık arkadaşlar paylaşım için teşekkürler...
     
    sprint, Ali AKTAŞ ve Daywalker bunu beğendi.
  13. maratoncu

    maratoncu Yeni Üye

    Kayıt:
    13 Eylül 2008
    Mesajlar:
    3
    Beğeniler:
    1
    Şehir:
    Denizli
    Özgürlük ve doğallık duygularını barındıran fotoğraflar bunlar. Yeni başlayanları imrendiren türden. Herkese mutlu günler.
     
    Daywalker bunu beğendi.