Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

27 Eylül çıkışlı İstanbul / İzmir turumuzu tamamladık.

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Melih DİNÇ tarafından paylaşıldı.

  1. Melih DİNÇ

    Melih DİNÇ Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    144
    Beğeniler:
    220
    Şehir:
    Üsküdar/İSTANBUL
    Seviye:
    27.09.2009 Pazar - İlk Akşam
    Gidilen Yol: 20km.
    Bisiklet Sürüş: 2 Saat


    Sabah 09:00'da kalkıp bisikleti hazırlamaya başladım, yanıma almam gerekenleri çantalara doldurdum, Üsküdar'a doğru yola çıktım. Mustafa abi ve Yunus ile vapur iskelesinde 17:00'de buluşup karşıya geçeceğiz. Yola çıktıktan 20dk. sonra bir kaç damla yağmur atıyor, biraz daha ilerliyorum yağmur şiddetini arttırıyor. Benzinci de çantaları poşetleyip yağmurluğu giyerim diyorum ve devam ediyorum yola, sonra yağmur etkisini kaybediyor ve durmaktan vazgeçiyorum. Üsküdar'a iniyorum, iskelede buluşuyoruz ve tam 17:00 vapuruyla Eminönü'ne geçiyoruz. Vapurdan bir görüntü :)

    [​IMG]

    Eminönü'nden Yenikapı'ya 7km. düz yolumuzu geçip feribot iskelesine varıyoruz. Bizim gibi feribot ile Bandırma ya geçen uzun yol arkadaşlarımızdan duyduğumuz, çantalarımızı x-ray cihazından geçirme olayını atlatıyoruz. Nasıl? diyenleri duyar gibiyim. Arabaların girdiği yerden girerek :) Aklınızda olsun araba girişinden girebiliyorsunuz ve x-ray sıkıntısı ortadan kalkıyor. Bisiklet başı 4TL ödeyip fişimizi alıyoruz ve feribota doğru ilerliyoruz.


    [​IMG]

    Feribota binmeden önce hava fena kapalı, hatta bir kaç yağmur tanesi düşmeye başladı bile...

    [​IMG]

    Feribot yoluculuğum yaklaşık 2 saat sürüyor, feribottan iniyoruz ve Edek'e doğru yola çıkıyoruz. İlk akşamı Erdek sahilinde geçireceğiz. Erdek'e 10km. kala ilk yemeklerimizi bu marketten alıyoruz.

    [​IMG]

    Issız yolda bizim led farımızdan başka bir ışık yok, bir kaç köpek tacizinden sonra ışıklı bir alan görüyoruz, Erdek'e Hoşgeldin tabelası ışıklardan önce görünüyor ve sokak lambaları arasında büyük bir keyifle merkeze kadar iniyoruz ve sahili buluyoruz. Sahilde hayat var çay bahçeleri dolu, biraz ileri doğru gidiyoruz barlardan yüksek sesli müzikler gelmeye başlıyor. Sahil boyu ilerleyip kumaslı buluyoruz ve çadırımızı kuracağımız yeri tespit ediyoruz. Sonra geri dönüp çay bahçesinde çaylarımızı içiyoruz. Çok geç kalmadan saat 23:45 gibi çadırlarımızı kuruyoruz. Çadırları kurduğumuz yerde manzaramız süper, Ay gökyüzünde ve denizde yakamozu çok güzel, bu manzarayı büyük şehirlerde görmek imkansız...
     
  2. Melih DİNÇ

    Melih DİNÇ Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    144
    Beğeniler:
    220
    Şehir:
    Üsküdar/İSTANBUL
    Seviye:
    28.09.2009 Pazartesi - 2. Gün
    Gidilen Yol: 110km.
    Bisiklet Sürüş: 9 Saat


    Sabah 07:30 da gözümüzü açıyoruz ve karşılaştığımız manzara...

    [​IMG]

    [​IMG]

    tabi manzara karın doyurmuyor :) yiyecek birşeyler alıp çaybahçesine geçiyoruz, kahvaltımızı yapıyoruz ve yola çıkıyoruz. Merkezden çıkmadan benim lastiğim patlıyor ve zorunlu olarak duruyoruz :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    lastiği onardıktan sonra yolumuza devam ediyoruz, Biga'ya doğru gidiyoruz. Bugün hedefimiz Laspseki, çadırı orda kurup sabah Gelibolu'ya geçmeyi düşünüyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    hızımızı 25km/s den aşağıya düşürmemeye çalışıyoruz...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    yavaş yavaş yokuşlar başlıyor, bir yokuş bitiyor diğeri başlıyor, diğeri bitmeden bir tane daha yokuş, derken bir tane daha...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Biga'ya 50km kala saat 12:45'de bir ağaç gölgesinde mola veriyoruz. Manzaramız mükemmel değil mi? :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu güzel manzarayı bırakıp yolumuza devam ediyoruz, saat 14:15 de bir benzin istasyonu görüyoruz ve ihtiyaç molası veriyoruz. Güzel çimlik alan yapmışlar birşeyler yiyip içiyoruz ve üzerimizdeki elektriği etmak için çıplak ayak çimlerde dolaşıyoruz :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    Moladan bir saat sonra Çanakkale İl Sınırı tabelasını görüyoruz, yol çalışmalarının ve yokuşların bitmiyeceğini düşünmeye başlıyorum içimden :) Bir yokuş görüyosunun aşağıdaki gibi, ucunda gökyüzü var, diyorsunuz ki bundan sonra bir yokuş aşağıya ineriz, fakat yokuş bitiyor bir yokuş daha görüyosunuz, bazen yokuştan sonra 2 yokuş bile gördüğümüz oluyor :) Yol düz olsa belki bu kadar canımızı sıkmazdı ama yol çaşlışmalarından dolayı bazen çakılda bazen kumlu yolda sürmek zorunda kalıyoruz, buda hızımızı etkliyor tabi

    [​IMG]

    Bir saat 20dk. sonra Biga tabelasını görüyoruz

    [​IMG]

    Saat 16:50 ve Lapseki'ye 60km. var, hava karamadan ulaşmak istiyoruz yoksa çok tehlikeli olacağını biliyoruz. Pedallara asılıyoruz olan gücümüzle, ki karanlıkta bu tehlikeli yollarada sümeyelim. Yokuşların ardı arkası kesilmiyor, daha da yükseliyorlar ve uzuyorlar gitgide... Hava kararmaya başlıyor fakat biz hala yokuşlarla boğuşuyoruz, iki yanımızda ormanlık ve son derece ıssız, arabaların bile nadir geçtiği ıssız bir bölgedeyiz. Arasıra yol çalışmalarını sürdüren çalışanları görüyoruz ama çok uzun aralıklarla... Yokuş çıkmaktan artık düz yolu unutur oluyoruz, bugün akşama kadar yokuş tırmandık ve hala tırmanıyoruz. Güneş tamamen batıyor ve artık kararıyor hava, hedefimize ulaşamıyoruz bir türlü, olduğumuz yerde çadır kursak gece neyin geleceği belli değil. Bir yol çalışması ekibine daha rastlıyoruz ve yolu soruyoruz, bu yokuştan sonra aşağıya doğu inceksiniz diyor, içimize su serpiyor, yerleşim yerine fazla yol kalmadığını söylüyor. Yola devam ediyoruz fakat o ıssız ormanın içinden köpek sesleri geliyor, ana yol bölünmemiş olduğu için çok tehlikeli, mecburen yapılmakta olan yoldan gidiyoruz. Yol çakıl, taş, çukur ve baze de sürerek geçemiyeceğimiz tümseklerden oluşuyor. Tam o anda sağımızdaki karanlık ormandan köpek havlamaları geliyor, yanlışlıkla bizim yolumuza çıksa kaçmak mümkün değil, ana yola çıkıp şansımızı dememiz lazım, ki ikiside de büyük risk var. Bu kadar bozuk arazide 25-30 km/s ile hareket etmeye başlıyoruz.

    Mustafa abi bir ara geride kalıyor, yanına gidiyoruz farını takıyor. Bize gitmemizi söylüyor, kendisi yavaş yavaş geleceğini söylüyor. Bu ıssız yolda böyle birşey istmesi garibimize gidiyor. Sonra bu saatte bu tehlikeli yolda ilerlememizin çok tehlikeli olduğunu söylüyor. Evet bizde farkındayız fakat hava karardı hedefimize ulaşamadık, bulunduğumuz yerde çadır kurmanın tehlikesi de aynı orantıdadır diye yerleşim yerine doğru pedalladığımızı sanıyordum. Kendi hayatınızı tehlikeye atabilirsinzi fakat benimkini tehlikeye atamazsınız, anlaşamıyoruz, bu akşam bizimle beraber yerleşim yerine kadar geleceğini ve yarın ayrılacağını söylüyor, Yunus ile birbirimize bakıyoruz, ben şaka yaptığını zannediyorum fakat gayet ciddi olduğunu görüyorum. Meğer Biga dan çıktından sonra Mustafa abi Yunus'a buralarda bir yerde konaklayalım demiş, bende biraz mesafeyi açmışım anlamadan, yol uygun olmadığı için tek şerit gitmek zorundayız ve en önde olduğum bir ara mesafe açılmış, Yunus bana söyleyene biraz yol almışız derken geçmişiz konaklama yerini. Anladığım kadarıyla burdan başlayan bir iletişim sorunundan dolayı, tehlikeli yollarda sürmek zorunda kalmamıza kızmış ve bu riski göze alabilen grupla ben yola devam edemem diyor. Eyvallah...


    Yerleşim merkezine iniyoruz, muhteşem rüzgâr var, sahile iniyoruz fakat ne mümkün, rüzâr çok şiddetli. Yol kenarına çıkıyoruz ve uygun bir yer bulup çadırları kuruyoruz. Kurmasında zorlandığımız tek akşam bu akşam, rüzgâr çadırı sürüklüyor, sabitliyoruz sonunda ve rüzgâr da etkisi biraz azaltıyor. Bu akşam rüzgârın etkisiyle soğuk oluyor çadır. Uyumamıza engel olmuyor tabi, bütün gün yokuş çıkınca uykuya dalmak zor olumuyor :)
     
  3. Melih DİNÇ

    Melih DİNÇ Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    144
    Beğeniler:
    220
    Şehir:
    Üsküdar/İSTANBUL
    Seviye:
    29.09.2009 Salı - 3. Gün
    Gidilen Yol: 100 km
    Bisiklet Sürüş: 9 Saat

    Sabah kalkıyoruz ve çadırlarımızı toparlıyoruz, geceki rüzgâr dan eser yok, sakin bir hava var. Mustafa abi ayrılıyor yola çıkıyor, Yunus il ben kahvaltımızı yakındaki bakkalda yapıyoruz ve yolu soruyoruz. Gelibolu'ya Çardak'tan geçebilceğimizi söylüyor bakkal, yolun da 20km. olduğunu söylüoyor. Kahvaltımızı bitiriyoruz, ikram ettiği büyük boy çay için teşekkürlerimizi edip saat 09:00'da yola çıkıyoruz (evet biraz geç kaldık bugün:) Yolumuz hala bozuk, yol çalışmları hala devam ediyor...

    [​IMG]

    yine yokuşlar :) yol çalışması yok fakat bu sefer bölünmemiş yol olduğu için biraz tehlike var. Neyseki sabah erken saat olduğu için pek fazla araba geçmiyor. Bu tip tehlikeli bölgelerde hem karşı tarafa hemde arkamızdan gelen araçlara çok dikkat ediyoruz, kimi zaman yolun kenarına çıkabildiğimiz kadar çıkıyoruz ve durup arabaların geçmesini bekliyoruz

    [​IMG]

    derken çok güzel bir manzara ile karşılaşıyoruz, bu ağaçlık alanın resmini çekemeden geçemedim

    [​IMG]

    Gelibolu'yu gördük :) uzun zaman sonra binalar görüyoruz, karşısı Gelibolu oraya geçmek için sabırsızlanıyoruz, yolların çok güzel olduğunu söylüyorlar.

    [​IMG]

    ve Çardak Feribot İskelesien doğru ilerliyoruz

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Gelibolu'ya geçiyoruz ve ilk işimiz yiyecek ve içecek stoklamak oluyor, Eceabat girmeden önce Sehitlik Danışma Bürosu'nun yanında güzel bir yer görüyoruz ve hemen seriyoruz nevresimi mola veriyoruz. Gelibolu'dan aldığımız konservelerimizin birer tanesini bitiriyoruz. Ağaçların altındaki bu güzelim yeşillik üzerinden bir yandan da denizi görebiliyoruz, bu derece güzel bir yerde güzelce esen rüzgârın eşliğinde yarım saatlik bir uzanma kararı alıyoruz. Saatlerce durulabilcek biryer fakat yarım saat doluyor saat ilerliyor. Bugün Şehitlik Abidesi'ne gideceğiz, Kilye Koyu'ndan yukarı doğru çıkıyoruz. 17km. sonra Abide ye varacağımızı söylemişlerdi Kilye Koyu'nda... O kadar çok şehitlik var ki burda, her yol ayrımında hatta bazı yerlerde normal yol bile olmamasına ramen şehitlik tabelaları var, söylendiği gibi her Türk'ün gidip görmesi gereken biryer.

    Bugün bir yokuştan iniyoruz ve en yüksek hızımıza ulaşıyoruz 67km/s ulaştığımız en yüksek hız bu oluyor. Yolumuzun üstündeki Kabatepe Arıburnu Müzesi'ne uğruyoruz ve resimlerimizi çekiyoruz, bu resimleri şu anda paylaşamıyoruz. Saatler ilerliyor, Kilye Koyu'ndan sonra 18.km yol yaptık fakat ne abide ne de Abide'ye benzer bişey göremiyorduk. 18.km sonra gördüğümüz tek şey dik bir yokuş, İstanbul'dan bu yana belkide en dik yokuş. Yunus Kuzeydoğu istikâmetini göstererek bir abide gösteriyor ve "Burasıydı abi" diyor, gittiğimiz yol ile alâkası olmamasına rağmen yokuş yukarı pedallamaya devam ediyoruz. Artık yanlış yola saptığımızı düşünmeye başlıyorum, yoldan araba bile geçmiyor son yarım saattir. Güneşin batmasına iki saat kalıyor artık bu ıssız yerde çadır kurmayı plânlamaya başlıyoruz. İnancımızı kaybetmeden pedallıyoruz yokuşta ve süpriz, yokuşumuz bitiyor, güzel bir inişe geliyoruz, süzülüyoruz ve yokuşun sonunda yol T şeklide ikiye ayrılıyor. Sağ taraf Alçıtepe Köyü, sol taraf Kilitbahir yazıyor, Alçıtepe Köyü istikâmetinden devam ediyoruz ve köy merkezine geliyoruz. Bir amcaya Şehitlik Abidesi'ni soruyoruz, doğru yolda olduğumuzu söyleyince rahatlıyoruz :) Sonra biraz ilerliyoruz ve restorantlardan birine tekrar soruyoruz. Restorant sahibi yolu detaylı şekilde anlatıyor, kestirme yolu kullanırsanız 2km daha kısa diyor, hatta orada kaç dakika dolaşaceğımızı ve geri dönerken önünden geçeceğimiz dakikayı bile söylüyor :) 10dk gezersiniz demişti fakat biz daha fazla kaldık yaklaşık yarım saat kadar Şehitlik Abidesi'ndeydik, burada güzel resimler çektik fakat onları da şimdi paylaşamıyorum. En kısa zamanda bu resimleri de ekleyeceğim.

    Şehitlik Abidesi gezimizi tamamlıyoruz saat 18:00, Kilitbahir'e geçip orada konaklayalım diyor Yunus, tamam diyip yola çıkıyoruz. Yarın sabah Kilitbahir'den Çanakkale'ye geçeceğiz. Alçıtepe Köyü'ne dönerken yolda bir pansiyon bulsak burda da kalabiliriz aslında diyoruz :) Şöyle sıcak su, telefonlar ve fotoğraf makineleri için şarj ve televizyon hayâl ediyoruz :) Derken az önceki restoranta geliyoruz. Adama buralarda pansiyon varmıdır diye soruyoruz, "Olmazmı beya" diye cavap veriyor :) Komşusunun pansiyonu varmış sağolsun arıyor adamın evi 100M kadar ilerideymiş, minibüsü ile geliyor ve takip ediyoruz pansiyona gidiyoruz. Pansiyonu onaylıyoruz, ilk önce üzerimizdeki teri atıyoruz, sonra tv karşısına geçip önce yemek sonra da çerezlerimizi yemeye başlıyoruz. Hayal ettiklerimiz gerçek olmuştu bu akşam, telefon ve fotoğraf makinelerini de şarj edip fazla geç kalmadan yatıyoruz.
    Yatarken telefonlarımızın alarmını 06:00 ya kuruyoruz :)
     
  4. sehrengiz

    sehrengiz Yeni Üye

    Kayıt:
    8 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    6
    Beğeniler:
    9
    Şehir:
    istanbul
    Melih sağolsun her akşam yatmadan önce seyahatname gibi günlük tuttu gezinin önemli kısımlarını unutmamak için çok iyi oıldu.(Yunus)
     
  5. Sercan Sözer

    Sercan Sözer Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    14 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    516
    Beğeniler:
    340
    Şehir:
    İstanbul/Tuzla
    Adı:
    Sercan S.
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Ellerinize sağlık.Zor iş.
     
    Melih DİNÇ bunu beğendi.
  6. Sencer Kan

    Sencer Kan Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    30 Mart 2009
    Mesajlar:
    511
    Beğeniler:
    615
    Şehir:
    Karşıyaka, İzmir
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    Hani devamı..:rolleyes:

    Tam da çekirdeğimi alıp geçmiştim turunuzun karşısına.. heyecanla takip ediyordum.. :)

    Var di mi?
    Bitmedi..
     
    Melih DİNÇ bunu beğendi.
  7. Soner Sarihan

    Soner Sarihan Onursal Üye

    Kayıt:
    17 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    3.915
    Beğeniler:
    8.487
    Şehir:
    İznik
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Sevgili Melih,

    Güzel turunuz, :in: güzel paylaşımınız :in: için teşekkürler.

    Biz de sizinleymişiz gibi geldi. Oralarda bulunduk, o mehtabı izledik, o marketten bizde atıştırdık. :in:

    Diğer günleri merakla bekliyoruz.:eek:

    Selamlar
     
    Tufan Yuzseven ve Melih DİNÇ bunu beğendi.
  8. Melih DİNÇ

    Melih DİNÇ Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    144
    Beğeniler:
    220
    Şehir:
    Üsküdar/İSTANBUL
    Seviye:
    30.09.2009 Çarşamba - 4. Gün
    Gidilen Yol: 105km
    Bisiklet Sürüş: 6:47 saat

    Dün akşam yatarken alarmlarımızı 06:00 ya kurmuştuk fakat kalkmak ne mümkün :) Uyuma zamanımızı biraz uzatıyoruz, iyice dinlenip saat 09:30 da hareket ediyoruz.

    Pansiyonun bahçesinde dün akşam farkedemediğimiz bir camekan görüyoruz, ve hemen resimliyoruz tabi bu camekanı

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yola çıkıyoruz ve Alçıtepe Köyü'nden Kilitbahir'e doğru ilerliyoruz. Sabah sabah yine yokuş çıkıyoruz, Yunus yokuşlardan şikayet ediyor :) neyseki sonunda sahil yolundayız.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yolun kenarında bir grup görüyoruz ve bu gruba birşeyler anlatan biri, biz önce yabancı turistler zannediyoruz fakat konuyu anlatan adamın türkçe konuştuğunu duyunca grubun yerli turist olduğunu anlıyoruz :) Burası Havuzlar Şehitliği

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kısa bir süre korsan turist oluyoruz resimlerimizi çektikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Kısa bir süre sonra Kilitbahir girişindeki Seyit Onbaşı Anıtı'na geliyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Seyit Onbaşı Anıtı'ndan sonra karşımıza Namazgah Tabyası çıkıyor ve buraya da uğrayıp resimlerimizi çekiyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Namazgâh Tabyası'nın minyatürü

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kilitbahir Feribot İskelesi'ne geliyoruz ve Alınteri isimli feribotlardan birine binerek Çanakkale'ye geçiyoruz. Yolculuk 25dk. kadar sürüyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Çanakkale içinde bir turluyoruz ve yol boyunca Yunus'un methettiği Peynir Tatlısını yemek için tatlıcıya giriyoruz. Yunus'un Peynir Tatlısı meğer Peynir Helvasıymış :) bunu da yerken öğreniyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Peynir helvalarımızı yedikten sonra Çanakkale merkezinden geçiyoruz, Çanakkale - İzmir yoluna doğru ilerlerken bir Arkeoloji Müzesi görüyoruz. Yunus müze kartı olduğu için içeri giriyor, bende dışardakiler ile yetiniyorum :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Müzeden sonra yola devam ediyoruz, Çanakkale çıkışına doğru ilerliyoruz fakat süper eğimli yokuşlar karşımıza dikiliyor. Uzun ve eğimli bu yokuşları tırmanırken bu ilginç ağacın yanında bir mola veriyoruz. Ağaçların dibindeki çöpleri görünce üzlüyoruz.

    [​IMG]

    Aşağıda düz olan bir sahil yolu varmı acaba? diye düşünüyoruz fakat bu kadar yokuşu çıkmışken geri dönmek işimize gelmiyor. Biraz daha devam ediyoruz.

    [​IMG]

    Bir sonraki virajda karşımıza iki abimiz çıkıyor, yolu soruyoruz hemen. Bu yokuşun İntepe Yokuşu olduğunu ve bu yokuştan sonra başka yokuşumuzun olmadığını söylüyorlar, sonra yokuş aşağıya gidiceğimizi ve Truva'nın anayoldan 5km. içeride olduğunu söylüyorlar. Teşekkür edip yolumuza devam ediyoruz. Gerçekten yokuş bitiyor ve inişe geçiyoruz, ardından Truva ayrımına geliyoruz ve Truva'ya doğru ilerliyoruz. Truva girşine geldiğimizde giriş ücretinin 15TL olduğunu ve müze kartı ile ücretsiz girilebildiğini görüyoruz. Bende hem Truva hemde önümüze çıkacak diğer müzeler için müze kartını alıyorum ve Yunus ile beraber başlıyoruz Truva'yı gezmeye. İşte Truva'dan kareler...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Truva Antik Kent Resimleri

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Arkadaşlar bugünün devamı İstanbul o/O İzmir (4.Gün)-2 olarak hazırlıyorum
     
  9. Melih DİNÇ

    Melih DİNÇ Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    144
    Beğeniler:
    220
    Şehir:
    Üsküdar/İSTANBUL
    Seviye:
    Truva ve antik kentini gezdikten sonra geldiğimiz yoldan geri dönerken Yunus'u birisi arıyor. Görüşme sonunda Cuma günü İstanbul'da olması gerektiğini söylüyor. Bu da benim bir veya iki gün tek başıma yolculuk etmem anlamına geliyor. Issız yollara devam ediyoruz ve bir benzincei çıkıyor karşımıza, yolumuzu soruyoruz. Yokuş, yol çalışması ve Ayvacık mesafesini soruyoruz, yokuş olmadığını söylüyor ve Ayvacık'ın 25km. sonra karşımıza çıkacağını söylüyor. Saat 18:00 olduğu için benzinci den sonra bir karar alıyoruz ve hızmızı 25km/s altına indirmiyoruz. 25-30 bazen 35km/s hız ile devam ediyoruz. 25km. bir saatte gidilebilir normalde fakat önümüze yokuş çıkarsa hızımız düşeceğinden hızlı olmak zorundayız. Zira yol tarifi aldığımız çoğu insan yokuş yok diyor fakat hiç çıkmazsa iki yokuş çıkıyordu karşımıza. Her ihtimale karşı hızımızı kesmiyoruz.

    Bu tempo ile Ezine'den geçiyoruz ve birkaç daha yokuş daha tırmanıyoruz.

    [​IMG]

    Yolda karşımıza çıkan tabela benzicinin vermiş olduğu mesafayi doğrulamıyor, 8km. daha fazla gösteriyor tabela, kalan yolumuz 10km. nin altına inmişken tekrar 16km. ye yükseliyor ve hava kararıyor artık. Pedallara sert sert basmaya devam ediyoruz, yine yokuş yine yokuş çıkıyor karşımıza ve yol kenarında bir lokanta ya rastlıyoruz. Dışarıda bulunan musluktan mataralarımız dolduruyoruz ve lokanta sahibine Ayvacığı soruyoruz bir kaç km. kaldığını söylüyor. Burda bir köpek ve birkaç tane yavrusu var, yavrularına zarar gelmesinden korkan köpek Yunus a kafayı takıyor, hırlamaları değişiyor, sahibi köpeğe bağırıyor bir iki adım geri çekiliyor ve tam hareket edeceğimiz sırada tekrar Yunus'a doğru havlayıp üstüne doğru koşuyor. İyice vahşileşen köpek ısırmak istiyor belli, adam uzaklaştırıyo köpeği biz hareket ederken arkasından kaçıp tekrar Yunus'a doğru saldırıya geçiyor ve artık canımızı sıkmaya başlıyor. Sonunda adam tasmasından tutuyor köpeği ve biz yolumuza devam edebiliyoruz.

    Bir yokuş çıktıktan sonra karşımıza bir lokanta tarzı bir yer daha çıkıyor ve artık yetişemiceğimizi düşünüp buraya çadır kurabilirmiyiz diyoruz. Adam 4km. kaldığını ve bu yokuşun son olduğunu söylüyor. Kendilerinin 00:30 gibi kapatıp gittiklerini söylüyorlar ve buda bizim çadır kuramıyacağımız anlamına gelir. Yola devam ediyoruz, zifiri karanlıkta tek ışık led farlarımız. İki yanımız ağaçlık ilerliyoruz, sonunda bir iki ışık görünüyor ve bir tabela çıkıyor karşımıza. İşte beklenen tabela...

    [​IMG]

    Ayvacık ayrımından girer girmez merkezi görebiliyoruz, evler sokak lambaları :) hemen sağımızdaki boş arazi çadır kurmak için çok uygun görünüyor. Tam karşısında ise bu heykeli görüyoruz. Ezine peynir ve sütünü temsilen yapılan bu heykeldeki ineğin sol kulağı kırık bakım istiyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bulunduğumuz yerden gözüken markete gidiyoruz ve karnımız doyurmak için birşeyler alıyoruz ve bu bomba günü kutlamak için çerez ve ıslatmak içinde meyvesuyu alıyoruz =) Bu heykelin az yukarısında bir durak bulunuyor ve yanında da çocuk parkı, durak ile çocuk parkının birleştiği köşede boş arazi üzerine çadırımızı kuruyoruz. Arkamız otobüs durağı, solumuz çocuk parkı. Ayvacık küçük bir yer gibi gözükse de geceleri baya hareketli bir yer, otobüs durağına zırt pırt gelen arabalar ve içindeki başıboş herifler eksik olmuyor. Derken devriye gezen polis geliyor ve arkadaki araba içindekilere sorular sorup gidiyor, bir iki dakika içinde arablar da gidiyor. Yemeklerimizi yerken saatlerimiz 21:00'i gösteriyor. Çerezlerimizi yerken Yunus bir telefon görüşmesi daha yapıyor, bu telefon görüşmesinden sonra en geç Pazar gününe kadar İstanbul'da olması gerektiğini söylüyor. Moralimiz yerine geliyor seviniyoruz, ve çerezlerimizi yedikten sonra dinlenmek için hemen yatıyoruz. Yunus her akşam olduğu gibi bir iki dakika içinde çoktan uykuya dalmış oluyor. Bende durağa gelip giden başıboşların bisikletlere birşey yapmasından korkuyorum. Tam uykuya dalarken bir ayak sesi ve sağımda baya yakın gölge görüyorum, sonra polis lambalarını farkediyorum ve çadırın kapısına tıklatıyor :) Çadırın kapısını açıyorum, memur bey "Hayırdır arkadaşlar nerden?" diye soruyor ve kimlikleri istiyor haliyle, İstanbul'dan gelip İzmir'e gittiğimizi ve bu akşamlık burda konakladığımızı sabah erkenden gideceğimizi söylüyoruz. İstanbul'u duyunca herkez gibi memur bey de şaşırıyor :) kimlikleri alıp polis arabasına gidiyor ve bir telefon görüşmesi yapıyor. Duyduğum kadarıyla "İstanbul dan gelmişler çocuklar burda konaklıyor, bunlara birşey demiyorum sabah erkenden yola çıkcaklarmış" :) sonra yanımıza gelip nereli olduğumuzu soruyor, kimlikten görmüş belli :) ben Rize diyorum, "Sizin ordan geldim" dioyor, 4 yıl kadar Ardeşen de görev yapmış ordan buraya gelmiş :) tam bizim orası olmasada yakın işte... Bugün ki aksiyondan sonra birde polis olayını yaşayınca tam bomba bir gün oluyor bizim için. Sabah erken kalkabilmek için hemen yatıyoruz. Saatlerimizi 06:00 ya kuruyoruz.
     
  10. Melih DİNÇ

    Melih DİNÇ Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    144
    Beğeniler:
    220
    Şehir:
    Üsküdar/İSTANBUL
    Seviye:
    01.10.2009 Perşembe - 5. Gün
    Gidilen Yol: 130.8 km.
    Bisiklet Sürüş: 8:13 saat

    Bu sabah 06:00'da kalkıyoruz ve çadırımızı toparlayıp çantlarımızı bağlıyoruz ve 50M lik uzaktıkdaki camii ye doğru yola çıkıyoruz. Ayvacık sabahın 6 sından bir görüntü :)

    [​IMG]

    Camii ye varmadan Yunus arka lastiğinin inik olduğunu söylüyor, belki havası inmiştir diyip önce pompa ile hava basıyoruz fakat malesef patlamış. Dün akşam o ıssız ve karanlık yollarda patlamadığı için şükrediyoruz. İç lastiği söküyoruz ve patlağı bulup yamalıyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Herzaman olduğu gibi lastiği kontrol ediyoruz içi temiz herhangi birşey yok (diken, cam vs. gibi) iç lastiği yerleştirip pompa ile havamızı basıyoruz fakat lastik yine hava tutmuyor. Daha fazla vakit kaybetmemek için bendeki yedek iç lastiği Yunus'un arka lastiğne takıyoruz.

    Bu sabah ikimizin de karnı gurulduyor ve kahvaltımzı yapmak için bir marketten içeceklerimizi alıyoruz. Milli parkta kahvaltımızı yapıyoruz.

    [​IMG]

    Parktan ayrılıyoruz ve Behramkale ile Kuçukkuyu arsındaki yeni yapılan yola doğru ilerliyoruz. Ayvacık merkezinden çıkmadan bir otopark görüyoruz, otopark girişindeki şu görüntü durmaya değer :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    Merkezden çıkmadan bir kaç kişiye daha soruyoruz yeni yolu, herkez evet yeni yol var diyor, yokuşsuz diyor. Bir hevesle çıkıyoruz şu yeni yola, yol yeni fakat yine zımpara asfalt :) Yeni dedikleri buymuş. İşte size bu yeni yoldan bir görüntü

    [​IMG]

    Bu yolda bir müddet ilerlerledikten sonra karşımıza çıkan %10 eğimli yokuş günün ikinci süprizi oluyor :)

    [​IMG]

    Yokuşu bitiriyoruz, virajı dönüyoruz bir yokuş daha...

    [​IMG]

    Neyseki Erdek - Lapseki arası gibi yokuşlar uzayıp gitmiyor. Yarım saatlik bir tırmanıştan sonra artık inişe geçiyoruz ve hızımız 45km/s 'e kadar ulaşıyor. İndiğimiz en uzun yokuş bu diyebiliriz, hatta demeliyiz bence :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ve denizi görüyoruz :)

    [​IMG]

    sahil yoluna ulaşıyoruz ve Küçükkuyu istikametine doğru ilerliyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu yol üzerinde çeşitli tatil merkezleri mevcut ve kamp alanları da görmek mümkün, kurulmuş vaziyette gözümüze çarpan çadırlar.

    [​IMG]

    Sonunda Küçükkuyu'ya geliyoruz ve 2 saat kadar sonra karşımıza çıkan tabela; Nefes alabiliyorsanız Kazdağları'ndasınız :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Gerçekten çok güzel bir yer bu bölge daha önce duymuştum fakat bu sefer şahit oluyordum. Havanın güzelliğini çok daha önceden farkedebiliyorsunuz. Altınoluk - Edremit ve Burhaniye'ye geliyoruz. Karşımızda en berbat yol çalışması, çok uzun olmaması tek tesellimiz :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    bu yoldan bisikletle geçtiğimize hala inanamıyorum :) bisikletlerimizla gurur duyuyoruz. Yolumuza devem ediyoruz ve sonunda Ayvalık tabelasını görüyoruz

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ayvalık merkeze iniyoruz ve sahile geçiyoruz, meşhur ayvalık tostunu yemek için bir yer beğeniyoruz kendimize şöyle denize sıfır, tostlarımızı bitirince de görevliye buralarda çadır kurabileceğimiz bir yer varmı diye soruyoruz ve bize 1km. kadar ilerisini gösterip bir otelin karşısında kamp alanı olduğunu söylüyor. Hazır kurulu çadırların varımş, isterseniz kendi çadırınızı da kurabilirsiniz diyor. Yerimiz hazır diyip meyvesuyu ve çerez alıyoruz, benim telefon şarjı bitmek üzere olduğundan görevliden rica ediyorum sağolsun kırmıyor hemen şarja takıyor telefonu. Sahilde Cunda Adası'nı izlerken bir yandan da çerezlerimizi yemekle meşguluz :) Arkamızdan bisikletli bir çocuk yaklaşıyor 13-14 yaşlarında. Başlıyor soru sormaya, alem çocuk yaa :) sorularını cevaplıyoruz ve sıra bize geliyor. Yunus Ayvalığı soruyo Ahmet'e, Ahmet başlıyo anlatmaya 5dk içinde bütün Ayvalığı anlatıyo bize sağolsun :) Sonra ayrılıyo yanımızdan ve biraz sonra da bizim kalkma vaktimiz geliyor. Söylenen yeri bulup kamp alanına giriş yapmamız lazım. Yola çıkıyoruz evinin bahçesinden çıkan birisine tekrar soruyoruz, kamp alanı ve çadır kurabilceğimiz başka bir yer varmı diye, bir sıkıntı yaşarmıyız diye. Adam Yunanistan'dan mültecilerin çok geldiğini ve genelde dışarısının pek güvenilir olmadığını, hırsızlık olaylarının çok yaşandığını ve daha bugün 25 kişiyi yakaladıklarını söylüyor. Teşekkür edip kamp alanına doğru yola çıkyoruz. Söylenen yere varıyoruz, hatta kamp giriş kapısını da görüyoruz sonuna kadar açık, fakat ormanlık ağaçlık alanda tek bir ışık göremiyoruz. Ben belki yukarıdadır diye yukarı çıkalım diyorum biraz fakat gözgözü görmüyor ağaçlık alanda :) bir yandan baykuş sesleri... Başlıyoruz bozuk çakıllı taşlı yolda yukarı doğru pedal çevirmeye, ileride bir ışık görüyoruz yanına gittiğimizde tek katlı bir ev gibi birşey görüyoruz. Çadır madır yok ortalıkta... Biraz daha yukarda aynı ışıktan görüyoruz ve bu kadar heyecan yeter diyip geri dönüyoruz :) Merkeze doğru gitmeye karar veriyoruz fakat ilk virajdan sonra benim lastiğin indiğini görüyor Yunus, sonra durup kontrol ediyoruz ve gerçekten lastik inmiş :( akşam akşam çadır kurmak için merkeze giderken zorunlu olarak sahil kenarındaki parkta duruyoruz. Burada çadırımızı kurmaya kara veriyoruz, sağımızdan ve solumuzdan köpek sesleri sumak bilmiyor. Yarın sabah vakit kaybetmemek için patlayan arka lasitiği parktaki lambalardan birinin altında yamalıyoruz.

    [​IMG]

    patlayan lastiği onarıp çadırımızı kuruyoruz. Bu gece güvenlik önlemlerini arttırıyoruz ve bisikleri partaki bir kondisyon demirine öyle bir yerleştiriyoruz ki :) ses çıkmadan burdan hareket etmeleri mümkün değil. Işığı karşımıza alacak şekilde kurduk çadırımızı ki bisikletlerin gölgelerini yatarken görebilelim ;) Çalınma riskine karşı üzerine bir de kilitimizi takıyoruz :) Alarmlarımızı sabah 06:00 ya ayarladık ve yattık. Yatar yatmaz tam arkamızdan yani denizden bir ayak sesi ve gölge gördük hemen çadırın kapısını açıp önce denize ve sonra çadırın dibine kadar baktık fakat birşey göremedik. Meğer minik dalga ses çıkarıyormuş, saat 00:15 uykuya dalma saatimiz oluyor.
     
  11. Umut Palabıyık

    Umut Palabıyık Kıdemli Üye

    Kayıt:
    13 Mart 2009
    Mesajlar:
    334
    Beğeniler:
    482
    Şehir:
    Eskişehir
    Seviye:
    Bunu bi yerden hatırlıyorum:in: Biz de yazın yaptığımız turda yaşamıştık benzer manzaraları. Gerçi insan bi süre sonra artık bu duruma alışıyor. Birkaç kişiden böyle yorumlar alıp sonrasında çok zorlayıcı rampalar çıkmak zorunda kalınca bisiklet üzerinde olmayan insanların sözlerine çok itimat etmememiz gerektiğini anlamıştık. Çünkü anlatan insanlar genelde o yolu taşıtla geçiyorlar ve sanki rampa yokmuş gibi geliyor onlara, bi de bisikletle geçmiş olsalar:)

    Bu arada çok güzel bir gezi ve güzel bir gezi raporu yazıyorsunuz, teşekkür ederiz. Böyle güzel anlatımlara, fotoğraflara, gezilere baktıkça yaz geliyor aklıma...Daha yeni bitti ama keşke yine gelse
     
    Melih DİNÇ bunu beğendi.
  12. Melih DİNÇ

    Melih DİNÇ Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    144
    Beğeniler:
    220
    Şehir:
    Üsküdar/İSTANBUL
    Seviye:
    02.10.2009 Cuma - 6. Gün
    Gidilen Yol: 162km
    Bisiklet Sürüş: 10:45 saat

    Sabah çalan alarmı kapamamız bir saat geç kalkmamıza neden oluyor ve saat 07:00 de kalkıyoruz. Karşımızdaki manzara ve çadırımız...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Hızlı bir şikilde çadırı toparlayıp çantalarımızı hazırlıyoruz. Çanakkale - İzmir yoluna çıkıyoruz ve ilk tabela ile karşılaşıyoruz.

    [​IMG]

    1 saat kadar sonra beklenen tableya geliyoruz ve İzmir İl Sınırı

    [​IMG]

    yollar 1. kalite asfalt a dönecek derken karşımıza bir yol çalışması daha çıkmaz mı :) neyseki ufak bir bölümmüş, tozdan göremiyorduk uzunluğunu

    [​IMG]

    [​IMG]

    sonra İzmir' 118km kaldığını gösteren tabelamızı görüyoruz ve yola davam ediyoruz...

    [​IMG]

    ve sonra da Bergama ile İzmir ayrımına geliyoruz...

    [​IMG]

    [​IMG]

    bu ayrımı geçmeden solda bir benzinci görüyoruz ve mola veriyoruz. Gerekli enerjiyi ve sıvıyı depoladıktan sonra yolumuza devam ediyoruz. Aliağa'ya doğru ilerlerken benim ön lastiğimin indiğini farkediyorum ama yola devam ediyorum, iyice inmesini bekliyorum fakat lastik sanki bir yere kadar iniyor ve orda kalıyor gibi... Sonra durup lastiğe bakıyorum ve 3 lü 5 li diken toplarından 3 tane, normal diken uçlarından da 5 tane çıkarıyorum ön lastikten ve biraz daha ilerliyoruz 1km. sonra benzinciye girip lastiğe hava basıyoruz. Lastik çok yavaş incek gibi gözüküyor ve devam edelim diyorum. 4km. sonra yerleşim yerine varıyoruz ve bir motosikletçiden iç lastik alıyoruz ve çıkardığım dikenleri düşününce, olası vakit kaybını engellemek açısından iç lastiği yama yapmaktansa değiştiriyoruz. Yolumuz artık düzgün ve patlama riski yok denecek kadar az...

    [​IMG]

    Aliağa'ya giriyoruz ve bir benzinciye uğruyoruz, mataralarımızı su dolduruyoruz ve bir karpuz molası veriyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Karpuzu aldığımız amca burdan sonra bir yokuşunuz daha var diyor ama fazla eğimli olmadığını söylüyor, ondan sonra yolunuz dümdüz diyor İzmir'e kadar, yolun sıfır olduğunu söylüyor. Gerçekten de söylediği gibi oluyor ve yokuşu çıktıkdan sonra başka bir yokuşa bile rastlamıyoruz :) Yol sıfır asfalt ve akıyor, onca zaman zımparalı asfaltta sürünce burası F1 pisti gibiliyor adeta :)

    [​IMG]

    Yol o kadar güzel ki hızımız 25-30km/s den aşağıya düşmüyor, hareket halindeyken sarılıp resim bile çekebiliyoruz o kadar güzel yol :)

    [​IMG]

    gökyüzü yine güzel bir manzara çiziyor İzmir'r girişimizin şerefine :)

    [​IMG]

    Evet artık İzmir'e girmiş bulunuyoruz saatlerimiz 18:15 Karşıyaka'dan ilk önce gece 04:15'e biletlerimizi alıyoruz. Yunus ile İzmir'i gezeceğiz, nasıl olsa otobüs yazıhanesi açık olacak diyoruz ve Karşıyaka sahiline iniyoruz. Karşıyaka iskelesine geliyoruz ve kumru yiyebilceğimiz bir yer soruyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bostanlı'da Ömür adında bir mekanı tarif ediyorlar ve oray doğru yola çıkıyoruz bir iki dakika içinde Bostanlı'ya geliyoruz. Mekanı buluyoruz ve bisikletlerimizi kaldırımın kenarına park ediyoruz. Kaldırımın üzerindeki boş iki masadan birine biz oturuyoruz diğeri de kısa bir süre sonra doluyor, şanslıyız bu akşam :) Ben mekanın içindeki lavaboya kadar gidiyorum elimi yüzümü yıkayıp dönüyorum. Yunus'un yanına giderken görevlilerin fısıldaşmalarını duyuyorum "İstanbul'dan gelmişler, bisikletle İstanbul'dan gelmişler, kimler, şu masa, ne İstanbul'dan mı gelmişler" :) ne zaman haber aldılar ne oluyor diyorum kendi kendime. Meğer bir görevli Yunus'a nerden geldiğimizi sormuş, cevabı alınca da hızla yayılmış mekana :) Görevlilere siparişlerimizi veriyoruz, gerçekten kumru yiğecekseniz size tavsiye edebilceğimiz biryer. Servisi süper, hızlı ve görevli personeller müşterilerle çok ilgili sağolsunlar.

    Kumrularımızı bitirdikten sonra Karşıyaka'ya geri dönüyoruz ve motor ile Alsancak'a geçiyoruz. Niye motor ile ? diyenleri duyar gibiyim :) Bugün 162km yol yaptık, biraz da olsa yorgunluk var haliyle :) kasmıyoruz...

    [​IMG]

    Teknenin ön kısmında otururken "Yolculuk nerden?" diye bir soru geliyor, "İstanbul" diyoruz, hoşgeldiniz geçen hafta değilmiydi sizin turunuz diye, bizden haberdar birine rastlıyoruz. Tanışıyoruz yanlış hatırlamıyorsam İlker arkadaşımız sağolsun haberimiz olsaydı birşeyler ayarlardık diyor (yanlış hatırlıyorsam çok özür diliyorum) yoldan konuşuyoruz karşıya geçene kadar ve motordan inerken bir ihtiyacımız olup olmadığını soruyor ve bir sorun çıkarsa diye telefon numarasını veriyor sağolsun. Teşekkür edip gezmeye devam ediyoruz. Yunus buraları öyle beğendi ki bir ara "Melih sen git ben burada kalıcam" demesinden korktum :) Alsancak'tan geze geze Konak'a geçiyoruz ve meşhur saatin önünde resimlerimizi çekiyoruz :)

    [​IMG]

    [​IMG]

    Resimlerimizi çektikten sonra Karşıyaka'ya geri dönüyoruz ve otobüs yazıhanesinde beklemeye başlıyoruz. Yazıhane deki görevliye bir soralım diyoruz, "Servis gelene kadar açık dimi burası" Cevap: "Hayır 00:20 de kapatıyoruz yazıhaneyi" :) güzel bir süpriz. Bu arada hem servise hemde otobüsün bagajına rahat sığması açısından bisiketlerimizi hazırlıyoruz. 00:20'de kapanan yazıhane önünde servisin gelmesini bekilyoruz. Yunus yere tulumunu seriyor ve üzerine oturuyoruz, arkamıza bire çanta alıyoruz ve heybelere de ayaklarımızı uzatıyoruz. Yunus rekor bir zamanlama ile uykuya daliyor :) 5-10 dakika sonra benimde kafam düşmeye başlayınca, telefonumu çıkarıyorum ve yolda çekmiş olduğumuz resimlere bakmaya başlıyorum. Bir resimden diğerine geçerken uykuya dalınca :) uzanmak yerine ayağa kalkıp yürümeye başlıyorum :) Bir sağa bir sola dolanıp duruyorum.

    [​IMG]

    Neyeki servis saati gelip çatıyor ve servise eşyalarımızı yüklüyoruz, otobüs garına doğru yola çıkıyoruz. Otobüs garına kadar servisteki tek müşterileriz :) Otobüsün hareket saatini bekliyoruz ve otobüsümüz perona geliyor.


    Cumartesi günü saat 12:00 de Ataşehir'de iniyoruz otobüsten, Yunus ile vedalaşıyoruz servisine atlayıp Üsküdar'a doğru yola çıkıyor. Benim servisim ne zaman hangi ara kalktıysa gitmiş :) Ben zaten sürmek istiyordum, bisikleti eski haline getiriyorum ve Libadiye'ye kadar sürerek gidiyorum. Böylelikle ilk uzun yolumuzu gerçekleştirmiş oluyoruz.

    Hem yolun keyfini çıkara çıkara geliyoruz, hemde plânladığımız zamanda ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.


    YOL İSTATİSTİKLERİ

    Toplam Gidilen Yol: 627.8 km.
    Toplam Bisiklet Sürüş: 45:45 saat
    Ortalama Hız: 14km/s
    En Yüksek Hız: 67km/s (Gelibolu Yarımadası)

    arkadaşlar elimden geldiğince hatırladığım kadarıyla sizlerle paylaşmaya çalıştım, umarım okuduğunuza değmiştir.

    İlk kez uzun yola çıkmayı düşünen arkadaşlara tek tavsiyem, düşünmeyi bırakın ve hemen yola çıkın :) böyle bir keyif olamaz. Sehir içinden çok farklı ve bisiklet tecrubenize çok şey katıyor.

    İşte 3 bisikletli başlayıp 2 bisikletli bitirdiğimiz ilk uzun yol turumuz böyle geçti, şimdi seneyi zor bekliyorum. Herkeze kazasız sürüşler.

    İlgilenen arakdaşlara teşekkürler...
     
  13. m.varolfb

    m.varolfb Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    24 Ocak 2009
    Mesajlar:
    748
    Beğeniler:
    1.074
    Şehir:
    konya
    Seviye:
    ayaklarınıza sağlık gerçekten çok güzel bir tur olmuş, paylaşımınız içimn de teşekkürler...
     
    Melih DİNÇ bunu beğendi.
  14. Ahmet Bolgi

    Ahmet Bolgi Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    4 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    645
    Beğeniler:
    813
    Şehir:
    Çayyolu- Yaşamkent/ANKARA
    Seviye:
     
    Melih DİNÇ bunu beğendi.
  15. Sencer Kan

    Sencer Kan Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    30 Mart 2009
    Mesajlar:
    511
    Beğeniler:
    615
    Şehir:
    Karşıyaka, İzmir
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    İzmir'de, KARŞIYAKA'da! yaşıyorum.. hemen her gün önünden geçtiklerim, aktardıklarınız.. fakat öyle farklı geldi ki.. belkide burada yaşıyor olduğumdan, fotoğrafını çekmeyeceğim detayların, bir başkasının dikkatini çekmesi, fotoğraflamaya değer bulması garip bir duygu..

    hele.. hedef olarak İZMİR'i seçmeniz.. yolu, tam anlamıyla yaşayarak buraya gelmeniz ve bunu oturduğum yerden takip etmek bir iyice garipleştirdi beni..

    Çok teşekkürler..

    Birde biz, karşıya geçmek için kullandığımız deniz taşıtlarına, İstanbul'dakinin tersine.. yeni de olsa.. klasikte olsa.. vapur diyoruz.. belirtmeden geçemeyeceğim..

    İzmir'den selamlar..
     
    Melih DİNÇ bunu beğendi.
  16. Süleyman Şatır

    Süleyman Şatır Bisikletkolik

    Kayıt:
    22 Mart 2005
    Mesajlar:
    1.158
    Beğeniler:
    2.857
    Şehir:
    Fatih / İstanbul
    Seviye:
    Gerçekten çok güzel bir tur olmuş... Çanakkale-Ayvalık-Edremit rotası ileride yapacağım yol gezileri programında yer alıyor... Notlarınız bana da referans olacak... Paylaşımlarınız için teşekkürler...
     
    Melih DİNÇ bunu beğendi.
  17. Melih DİNÇ

    Melih DİNÇ Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    144
    Beğeniler:
    220
    Şehir:
    Üsküdar/İSTANBUL
    Seviye:
    Bu güzergâhı kullancak arkadaşlarımız varsa, unutmuş olduğum bir olayımızı da payaşmak isterim.

    Bergama - İzmir ayrımından sonra, yani şu tabeladan sonra

    [​IMG]

    arılar canınızı sıkabilir, tıpkı Yunus'un seyir halinde alnından iğnelenmesi gibi :) İğnesini çıkarmış batıracak yer mi arıyordu neydi, tak diye Yunus'un alnına sapladı iğnesini, Yunus hızlı bir şekilde önce arıyı sonrada iğnesini çıkarıp atmasaydı alnı çok şişebilirdi. Arılar öyle böyle değil :) saldırmıyorlar fakat sarhoş gibiler. Neyseki Yunus'a bir şey olmadı, esprisini bile yaptık, bir sonraki arıyı yerde görünce "Yunus buna da sen mi kafa attın?" gibi :D

    Bu ayrımdan sonra yol üzerinde çok sayıda kıvranan yada ölmüş arı gördük. Fobisi olanlar olabilir, aman dikkat :in:
     
  18. sehrengiz

    sehrengiz Yeni Üye

    Kayıt:
    8 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    6
    Beğeniler:
    9
    Şehir:
    istanbul
    Sormayın hakikaten arıya kafa attım az kalsın gözüme giriodu neyse ki iğnesini iyi saplayamadı da çıkardım kolaycabu arda melih arka fr ın bnim çantaa girmişnasıl olduysa yeni, ldimistanbula haberin lsun
     
    Melih DİNÇ bunu beğendi.
  19. ramazankurucay

    ramazankurucay Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    25 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    601
    Beğeniler:
    798
    Şehir:
    istanbul yeniköy
    Seviye:
    Arkadaşlar tebrikler..
    Güzel bir tur olmuş..İlk olmasından ötürü zaman zaman zorluklar olmuştur elbet..Ama ilkin yeri de ayrıdır...
    Nicelerini sağlık sıhhatle tamamlamanız dileğiyle...
     
    Melih DİNÇ bunu beğendi.
  20. Melih DİNÇ

    Melih DİNÇ Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    144
    Beğeniler:
    220
    Şehir:
    Üsküdar/İSTANBUL
    Seviye:
    Evet ilk olduğu için önemli derecede tecrube edindik, bu gezinin 2. gezimize ışık tutacağı kesin :) En büyük zorluk çektiğimiz an, 2. Akşam Lapseki de şiddetli rüzgâr eşliğinde çadırı kurmak oldu :) Rüzgâr çadırı sürüklüyordu o derece... Bunun dışında sürüş olarak şehiriçinden çok daha az zorluk çektik desem yanlış olmaz herhalde (Erdek - Lapseki arası yol çalışmaları hariç) :)

    Burdan herkeze bir kez daha hatırlatmak isterim, Erdek - Lapseki arası yol çalışmaları nedeniyle çok tehlikelidir arkadaşlar. Bu rotayı düşünenler varsa tavsiyem rotalarını güncellemeleri.

    Herşeye rağmen çok güzeldi tabi, seneyi zor bekliyoruz.