Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

21 Mart Cumartesi İzmit - Sapanca Gölü Turu

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında marule tarafından paylaşıldı.

  1. marule

    marule Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    18 Mart 2007
    Mesajlar:
    403
    Beğeniler:
    513
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Sabah 5te kalktım. Havaya baktım, zifiri karanlık. Henüz erken uyandırmayayım Ümit’i dedim. Tren 7:21 de, benim en geç 6da çıkmam gerekiyor, istasyona 15 km yolum var. Malum yolda teker patlar fln erken gitmenin zararı olmaz dedim. İlk iş güzel bir kahvaltı (Nesfit+yulaf ezmesi+süt) . Sonra geceden hazırladığım eşylarımı bir kontrol. Kumanyalar yerinde. Yedek lastik, pompa, alyan anahtarı, yağmurluk, yedek çorap ve boş poşetler tamam. Fotoğraf makinesi, GPS ve yedek piller var. Üstümü değiştim ve yola çıkmaya hazırım. Saat 5.58de yola başladım da hava bayağı aydınlanmıştı

    [​IMG]

    Orhanlıdan Tuzla tren istasyonuna 15 kmlik genellikle inişli ama çıkışları da olan bir yol. Bu yol esas dönüşte zorlayacak. Saat 6:40 gibi istasyona vardım.

    [​IMG]

    Biletimi aldım başladım beklemeye. Bu sırada ümit aradı, yeni uyanmış otobüse binecekmiş, beni uyandırmak istemiş. Yol arkadaşı dediğin böyle olur işte. Bir kaç fotoğraf çekeyim dedim, güvenliğe rica ettim beni çekmesi için. Ne dese beğenirsiniz “İstasyonlarda fotoğtaf çekmek yasak, bak bizim şef geliyor sakla sen onu hemen, yoksa tutanak tutturur”. Yani anlayacağınız güzelim ülkemizin, saçma kurallarından biri daha. Böyle yasak koyan adamı kim takar deyip koydum makineyi kenara çektim kendimi.

    [​IMG]

    Saat 7.21de tren geldi. Yükledim bir vagon arasına bisikleti, oturdum içerde. Hemen esas kahvaltılarımı çıkarttım. 2 yumurta, 1 sandviç yanında su, üstüne tatlı olarak 1 dilim kek. Kahvaltım bitti ama yol bitmedi, hemen çıkardım spd kılıflarımı taktım ne olur ne olmaz. Islanmadan önlemimizi alalım.

    08.44te İzmit istasyonundaydım. Hemen ümiti aradım, daha inmemiş bir kaç dakikaya inermiş. Taksicinin birne sordum otogar nerde diye. “burdan dümdüz gideceksin, kocaman bir göbek var orada bir daha sor” ded. “Ama 5 km ha” diye de ekledi. İçimden “5 km nedir ki bisikletçi için 10 dklık yol” dedim. Başladım o yöne doğru sürmeye. Nitekim 9-10 dk sonra göbekteydim. Ümiti aradım tekrar, otogarda inmeyecekmiş bir shell istasyonunda iniyormuş. Tamam dedim geliyorum. Gittim baktım ümit yok. Sonra bir baktım 100-200 metre ilerde bir shell daha var herhalde ordadır dedim, hemen oraya gittim. Sonunda ümitle yüzyüze tanıştık. Ümitin ön lastiğine hava bastıktan ve marketten su aldıktan sonra. Yola koyulduk. Ana yolu biraz takip ettikten sonra sağa dönerek köylerin, beldelerin içinden geçmeye başladık. Bu sırada bir pazar gördük. Ümit hemen durdu. Bir kaç elma ve bir kaç muz aldık malum acil enerji ihtiyacı olursa çok işe yarar bu meyveler. Pazarcılarla bir iki sohbet. Sonra yola devam, bir sapağa geldik bir de baktık adı Bağdat Caddesi. Hemen bir foto.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Biraz ilerde GPSin azizliğine uğradık. Daha doğrusu benim aziliğime. GPS çantamda asılı olduğundan, GPSe hep tersten bakmam gerekiyordu, dolayısı ile sola döneceksek, benim sağa dönmem gerekiyordu. Ama her zaman bu hesaplamayı yapamıyordum. Malum aynı anda bisiklet de sürüyorduk. İşte böyle yanlış bir yola gittik gerçi 10-15 metre gittikten sonra yanlış yola girdiğimizi anlayıp doğru yola döndük. Otobanı paralelinden takip ederek Sakaryaya doğru başladık sürmeye, bu sırada Google Earth de gördüğüm bir yola girdik böylece yan yolun yoğun trafiğinden kurtulduk. Üstelik bu yolda bir kaç gezgin leylek arkadaşımızı da gördük.Ümit ürkütmeden bir kaç foto çekmeyi başardı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    İlerde Sapancaya karışan nehirde balık avlayan insanlar.


    Ufak tefek ramplalar falan derken yol bitti tekrar kötü yola döndük. Birazda burada pedalladık, trafik değil de dağlardan üstümüze doğru esen rüzgar hem bizi yavaşlatıyordu hem de üşüyorduk az da olsa. Deryar yaparak biraz olsa işimizi kolaylaştırdık. Biraz zor olsa da Sapanca Gölüne vardık, Ümit sağdan devam edelim dedi. Hemen o yola saptık başladık göl kenarındaki süper mükemmel yolda sürmeye. Saat 10 olmuş, 2 saat rüzgara karşı pedal basmak acıktırmıştı. Hemen gördüğümüz ilk göl kenarı piknik alanına oturduk.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ben geceden hazırladığım sandwichleri ve geriye kalan son yumurtamı çıkardım. Ümit de meyvelerini ve büskivisini masaya koydu. Piknik soframız tamamdı. Sandwichler yenildi, üstüne muzlar yenildi, üstüne de adam başı 2 dilim kek, bisküvi falan. Doyduk. Biraz foto biraz sohbet derken saat 11.30 olmuş :)

    [​IMG]

    [​IMG]
    Yemeğimize ortak olmaya çalışan köpek

    Başladık güzel yolda devam etmeye. Bir kaç gün önce yağan yağmurlar çukurları doldurmuştu, üstümüz kirlenmesin diye slalom yaparak aralarından geçiyorduk, halbuki ilerde bizi çok çetin sınavlar bekliyordu, zaten üstümüz başımız batacaktı ama nerden bilebilirdik ki.

    [​IMG]

    Güzel yol bitince bir de baktık otoyolun kenarına gelmişiz. Ümit burdan gitmeyelim dedi, biraz aşağı inip bisikletlerle biraz merdiven indik ve tekrar sahile çıktık.

    [​IMG]

    Yol yine süperdi, ama eninde sonunda ana yola çıkmak zorunda kaldık. Ana yoldan biraz pedalladık, gölün güney sahilini geçmiş, doğu yakasına gelmiştik. Hem göle yakın gitmek hem de yolu kısaltmak amacıyla Google Earthden bulduğum ve Ümitin de daha önceki turunda kullandığı, gerçekten MTB nin hakkını veren süper bir yola girdik. Sazlıkların içinden solumuzda göl, sağımızda dağlar devam ettik.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir suyun üstünden geçmemiz gereken yere gelmiştik. Bir kaç foto sonrası acı gerçeğin farkına vardık.

    [​IMG]

    Geçeceğimiz yolu su basmıştı. Normal de orda bir kanal vardı ve suyun o kanaldan akması gerekiyordu. Biz de kanalın üstündeki baraj gibi şeyden geçip yolumuza devam etmemiz gerekiyordu. Ama gelin görün ki yağan yağmur ve eriyen karlar yüzünden kanal taşmış yolumuzu su basmıştı. Hemen GPS e sarılıp ilerdeki köprüyü buldum, Ümit her ne kadar ikimizin gitmesini istese de ben önden akıncı olarak gitmeyi önerdim, ne de olsa benim yedek çorabım, spd kılıfım fln vardı, ıslanırsa değiştirirdim. Hem de Ümit zarar görmemiş olurdu. Köprüye 100 metre falan vardı ama 3-4 km gücünde bir 100 metreydi.
    Başladım yola, önce az derin suları geçtim, sonra derin sulara girdim tabi bu sularda suyun içinde pedallamak zorunda kaldım, dizimin altına kadar suya girmiştim.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu yolun mantıklı olmadığını anlayıp Ümiti aradım hemen, gelme dedim ben geliyorum artık bir yolunu bulucaz. Ümitin yanına geri döndüğümde. Durumu anlattım ve su basan yerden geçmekten başka şansımız olmadığını söyledim. Nasıl yaparız ne ederiz derken. Önce sudan korumak istediğimiz eşyaları benim çantaya koyduk, ayakkabıları çıkardık ve ben suyun üstündeki boruya indim, ümit bisikletimi verdi. Bisiklet suda ben borunun üstünde başladık yürümeye. Gitmem gerekne mesafe 10 metre idi ama boru kayıryordu, üstünde topraklar vardı topraklara basınca topraklar yıkılabilirdi ve suyun içinde bulabilirdim kendimi. Böyle düşüncelere dalmışken birden ayağım kaydı ve belime kadar suya girdim, artık olan olmuştu.

    http://picasaweb.google.com.tr/bozy...4PHyquHCw&feat=directlink#5316332885701822290

    Çıktım ve devam ettim, diğer tarafa geçince hemen altımdaki ıslanan şeyleri çıkardım ve kurumaya bıraktım, sadece taytım kalmıştı ama allahtan güneş etkisini göstermeye başlamıştı ve sıcaklık 18-19 C ye kadar çıkmıştı da üşümüyordum.
    [​IMG]

    Sonra ümit başarıyla geçti.

    [​IMG]
     
  2. marule

    marule Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    18 Mart 2007
    Mesajlar:
    403
    Beğeniler:
    513
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Bisikletim üstüne eşorfmanımı bağlayıp, sırtıma içliğimi attım, ıslak çorapları boş poşetlerden birine koyup, çantaya koydum. SPDler ıslak olduğundan çıplak ayakla spdleri giydim. Başladık pedallamaya. Anayola tekrar çıkmıştık. Artık gölün kuzey sahilindeydik. Rahatça gidiyorduk.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir ara acıktık ve hemen durup kalan meyvelerimizden ve kekten yedik. SPDlerim kısmen kurumuştu ve hasta olmamak için yedek çorabımı ve içliğimi giydim. Sonra devam. Bu sırada saat 14.30 gibiydi hala 16.21 trenine yetişebilirdim. Hızımızı koruyarak inişli çıkışlı yolda devam ettik. Bir ara ben önden gidiyordum ve birden yol kenarından 2 köpek şöyle söyleyeyim bir rotweiller ve bir kangal kırması başladı üstüme gelmeye, ben abandım tabi hemen, kangal olan erken pes etti ama diğer bir 500 metre kovaladı. Hafif dik bir yokuşta 30-35 km/h hıza çıkmamı sağladı köpek. Tabi bu sırada köpekten kaçarken yola çıkmışım farkettmedim, karşıdan gelen arabanın sellektörü ile yeniden emniyet şeridine döndüm. Tüm bunlar olurken köpek hala peşimdeydi en sonunda yoruldu ve pes etti, ben ise yokuşu bitirmiştim hızlıca köpek sayesinde, ümit ise akıllılık edip bisikletten inmiş ve köpeklerin yanından yürüyerek geçmişti ama daha yokuşun başındaydı. Tepede onu 1-2 dakika bekledim ve dinlendim bu sırada. Sonra beraber pedal bastık. Bir yol ayrımına gelmiştik (Eşme’den Acısu ya giden yol) ve benim çizdiğim rotaya göre burdan gidersek yolumuz çok kısalacaktı, Ümit de onay verince o yola saptık. Biraz gittikten sonra yol kötüleşti.

    [​IMG]

    Daha önce sudan geçmek zorunda kaldığımzdan yola girmeden bir yolu soralım dedik. Yolu sordum orda çalışanlara, “burada çalışma var ondan böyle, ilerde düzeliyor” dediler. Bunu duyunca devam ettik. Ama gelin görün ki ya adam bizi kandırmıştı ya da yolu bilmiyordu. Yol çok kötü bir hal almıştı. Daha önce dev tekerli kepçeler, traktörler bu toprak yoldan geçtiği için yol çok berbat ve derin çamurdu, bisiklet süremiyorduk.

    [​IMG]

    Biz de bisikletleri elimize alıp yürümeye başladık. Bir ara iyice durum kötüleşti ve mecburen bir köylünün şeker kamışı tarlasına girmek zorunda kaldık. Allahtan tarla yeni hasat edilmişti de ürünlerini katletmedik. Ama kötü yol hala bitmemişti. Yine bir tarlanın kenarından çamura bata çıka ilerliyorduk. Çamur öyle bir çamurduki bastığınız yerden 3-4 saniye içinde ayağınızı çekmezseniz, baldırınıza kadar ıslak çamurun içine gömülüyordunuz. Nerden mi biliyorum? Çünkü gömüldüm ve yedek çoraplar dahil olmak üzere her şeyim tekrar ıslandı. Güneş etkisni yitirdiği için sıcaklık 10 C ye kadar düşmüştü. Bu yüzden üstümdekileri çıkartmayı gözüm kesmedi ve İzmite kadar ıslak çoraplarla bindim. Kötü yol bittiğinde saat 16.00 gibiydi dolayısı ile 16.21 treni kaçmıştı. Yeni hedefim bir sonraki 17.21 treni idi.Bisikletlerin her yeri çamurdu, öyleki frenler tuttmuyordu ve koca çamur parçaları ile kaplıydı, vites aksamım üstüne binen çamuru taşıyamadığı için istediğim vitese geçmiyordu, sarsıntılardan gidonun alyanları geveşemiş gidon yamulmuştu. Benim yaşlı XC 1000 3 senelik olduğundan ben çok takmadım ama Ümitin ki daha 1. Senesini doldurmamış HUSSAR dı. Haliyle o benden biraz daha üzüldü. Ve bu şekilde ne ben trene ne de o otobüse binebilirdi. Ona bir benzincide tazyikli su ile yıkayabileceğimizi söyledim. Böylece Ümitle beraber köylerin içinden geçtik. Ve tekrar ana yola çıktık, artık gölün etrafı bitmişti ve 25 kmlik izmite dönüş başlamıştı. Hemen ilk benzin istasyonunda yıkama görevlisine sordum “Ne kadar veririz bu iki bisikleti yıkamak için?” diye “bir şey istemez” dedi. “Sağolasın” dedik ve bisikletleri onun ellerine bıraktık.

    [​IMG]

    [​IMG]

    İşi bittiğinde bisikletler pırıl pırıldı. Daha doğrusu eskiye nazaran çok çok iyiydi. En azından otobüse ve trene binebilecektik. Görevliye cuzi bir miktar parayı biraz zorla da olsa verdim. Sonra yola devam ettik, giderken geldiğimiz yolları gerisin geri dönmeye başladık. Allahtan rüzgar arkamızdaydı da zorlanmıyorduk çok. Bir ara bir köye girdik. Ben GPSe bakmamıştım ve Ümitle içgüdülerimize güvenerek gidiyorduk. GPSe bakınca anladım ki yanlış yoldayız. Şurdan gidelim burdan gidelim diye biraz tartıştıktan sonra doğru yolu bulduk. Ve basmaya başladık. Saat 16.45 idi. Ümit’e “Ben 17.21 trenine yetişmek için basıyorum biraz. Yetişebilirsem trene binerim yetişemezsem seni ararım yemek yeriz. Senin için sorun olur mu” dedim. “Ne demek abi, ben de gördüğüm yerde otobüse binerim o zaman” dedi. İşte gerçek yol arkadaşlığı buydu. Ben önden 25 km/h altına düşmemeye çalışarak basmaya başladım, ana yola çıktığımda da 30 km/h ortalamayı tutturdum. Dakiklar akıyordu, Ümit’i göremiyordum artık. 17.10 gibi, sabah Ümit’i aradığım göbeğe gelmiştim. 5 km yol vardı ve 11 dakikam vardı. Ama havanın güzelliğini fırsat bilip herkes dışarı çıkmıştı, trafik berbattı, ben yorulmuştum. Ters yöne girmek zorunda kaldım. Son bir gayretle istasyona geldim. Saat 17.29 idi. Treni kaçırmıştım ama bi ümit içeri koştum tabi SPDler ile mermer yerde koşarken biraz buz pateni yaparak gişeye geldim. “Tuzla” dedim, kadın bana “18.10 da var” dedi. “Bir önceki ne zamandı?” dedim “17.27” demesin mi!! İki dakika ile kaçırmıştım. Kaderime razı olup bileti aldım. Bisikleti bir kalorifere kitledim. Islak çoraplarımı ve spd kılıflarımı kaloriferin üstüne koyup kurutmaya çalıştım. Büfeden 2 simit, 1 krem peynir 2 muzlu süt alarak treni beklemeye başladım. Bu sırada eskiden bisikletle turlar yapmış biriyle sohbet etmeye başladık. 18.05 olmuştu. Çoraplar kurur sanmıştım ama kurumamıştı. Trene bindim, bir de ne göreyim cayır cayır yanan bir radyatör bisikleti koyduğum yerde, hemen oraya serdim çorapları ve 1 saatlik yol başladı. Artık son kalan sandwichimi ve kekin kalanın yedim bol bol su içtim. Zira tuzladan orhanlıya çok zorlu rampalar beni bekliyordu. Bu arada Ümiti arayıp durumunu sordum. Otobüse binmişti. Basıp gitmek zorunda kaldığım için özür diledim. O ise “ben ona değil vedalaşamadığımıza üzüldüm” dedi. İşte gerçek yol arkadaşı böyle olur. “Bir dahakine işallah” dedim. Gebze’de kuruyan çoraplarımı, eşofman altımı giydim ve spd kılıflarımı taktım. 15 dk sonra Tuzlaya gelmiştim. Saat 19.30 idi. 1 saatte odamda olmayı planlıyordum. Dağdan gelen şiddetli bir rüzgar vardı bu işimi zorlaştıracaktı. Balaklavamı taktım, farlarımı açtım ve başladım sürmeye. Çetin rampaları aştıktan sonra planladığım gibi 20.30da odamdaydım. Üstümdekileri çıkarıp duşa girerken bir sonraki turun ne zaman olacağını düşünmeye başlamış, heycanlanmış ve sabırsızlanmaya başlamıştım bile.

    Sonuç olarak 14 saat süren turun 7 saat 22 dakikasında bisiklet sürmüş, yer yer yürümüş, yer yer dereler geçmiş, çamura batmış idim. Topalm 131.11 km yol yapmış 17.76 km/h ortalama hıza ulaşmıştım. Çok eğlenceli, büyük tecrübeler kazandıran bir turdu. Eğer Ümit de böyle düşünüyorsa ne mutlu bana.

    Not: Bu uzun gezi yazısını okuduğunuz için size de ayrıca teşekkürler :)

    harita için: http://www.mapmyride.com/ride/turkey/istanbul/252123766800163629
     
    Machoo, sporcu71, ilteber ve 13 kişi daha bunu beğendi.
  3. Serkan Çoban

    Serkan Çoban Forum Bağımlısı

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    7 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    731
    Beğeniler:
    1.097
    Şehir:
    Çanakkale/Yenice
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Çok keyifli bir tur olmuş, bizlerle paylaştığınız için de teşekkürler.
    Sağlıcakla kalın :)
     
    marule ve naz34 bunu beğendi.
  4. cembarlasic

    cembarlasic Kıdemli Üye

    Yaş:
    44
    Kayıt:
    9 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    244
    Beğeniler:
    252
    Şehir:
    Beylikdüzü-İstanbul
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    Bu keyifli turu paylaştığınız için teşekkürler.
     
    marule bunu beğendi.
  5. Anıl Kuşaksız

    Anıl Kuşaksız Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    24 Haziran 2008
    Mesajlar:
    837
    Beğeniler:
    576
    Şehir:
    İstanbul-Küçükyalı
    Seviye:
    çok maceralı bi tur olmuş elinize sağlık
     
    marule bunu beğendi.
  6. Mhmt_EMR

    Mhmt_EMR Kıdemli Üye

    Kayıt:
    1 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    384
    Beğeniler:
    243
    Şehir:
    istanbul - Pendik
    Bisiklet:
    Tern
    Seviye:
    Görüntüler de çok güzel, anlatımda...Paylaştığınız için teşekkürler...
     
    marule bunu beğendi.
  7. Furkan DURU

    Furkan DURU Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    24 Mart 2009
    Mesajlar:
    739
    Beğeniler:
    187
    Şehir:
    Eskişehir-Bağlar Alan:Xc
    Seviye:
    keyifli ve maceralı bi tur olmuş :) Ayaklarınıza sağlık Saygılar..
     
  8. basri

    basri Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    29 Eylül 2006
    Mesajlar:
    493
    Beğeniler:
    855
    Şehir:
    Antalya
    Bisiklet:
    Colnago
    Seviye:
    Çok güzel parkur, güzel fotolar ve hoş, samimi bir anlatım...

    Tebrikler
     
  9. coşkun ayaz

    coşkun ayaz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    253
    Beğeniler:
    716
    Şehir:
    kocaeli
    Seviye:
    Selamlar,
    İlimize ve güzel gölümüz Sapanca'ya yaptığınız gezi için sizi kutluyorum.
    Bisikletin aynı zamanda bir off-road (çamur canavarı) araç olduğunu da resimlerinizden gördük.
    Yolunuz açık olsun...
     
  10. serdar gültekin

    serdar gültekin Bisikletkolik

    Kayıt:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.108
    Beğeniler:
    1.264
    Şehir:
    ankara / söğütözü
    Seviye:
    Anlatım ve fotoğraflar süper. Zevkle okudum.
     
  11. Erhan22

    Erhan22 Aktif Üye

    Kayıt:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    105
    Beğeniler:
    227
    Şehir:
    Edirne
    Seviye:
    Maceralı,Güzel ve keyifli bir tur olmuş daha ne olsun...Teşekkürler, hoş anlatım ve paylaşımınız için.
     
    marule bunu beğendi.
  12. sporcu71

    sporcu71 Kıdemli Üye

    Kayıt:
    10 Kasım 2008
    Mesajlar:
    314
    Beğeniler:
    450
    Şehir:
    Bursa-Artvin
    Seviye:
    Çok güzel fotolar ve anlatım olmuş. Ayrıca bisiklet sevgisinin insana neler yaptırdığını fotolardan gördük ve şahit olduk. Ayaklarınıza sağlık. Pedal basan ayaklarınız dert görmesin...
     
  13. omurkadir

    omurkadir Kıdemli Üye

    Kayıt:
    22 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    256
    Beğeniler:
    153
    Şehir:
    Sinop&Konya&SAPANCA
    Seviye:
    Sapanca'mıza yine bekleriz.Umarım memnun kalmışsınızdır gezinizden.Paylaşım için teşekkürler.
     
    Ümit Bozyılan bunu beğendi.