Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

1980 öncesi doğanlar daha mutluydu sanki?

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında uğurcan gültekin tarafından paylaşıldı.

  1. uğurcan gültekin

    uğurcan gültekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Haziran 2009
    Mesajlar:
    225
    Beğeniler:
    276
    Şehir:
    eskişehir
    Seviye:
    50 - 60 - 70 - 80' li yıllarda mı büyüdün? nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın? :)


    1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.

    2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.

    3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.

    4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu...

    5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.

    6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliniyordu...

    7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.

    8,- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz ...

    9.- Okul öğlen bitiyordu... Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.

    10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu.Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.

    11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı - çünkü hep dışarda oynardık , aktif olarak ...

    12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk... aynı bardaktan içebiliyorduk, ve kimse bu yüzden ölmüyordu.

    13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , Dolby surround, Cep telefonumuz, Bilgisayarımız, Internet de Chat odalarımız YOKTU.

    onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!!


    14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmıyarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!!

    15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! nasıl mümkün oluyordu bu?
    Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.

    16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikoloğa ya da Pedagoğa gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.

    17.- Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz , başarılarımız , görevlerimiz vardı

    ...ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.


    Soru: nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık???

    Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik???

    Sen de bu jenerasyondan mısın? Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar - fakat- bizler
    çok güzel ve mutlu yaşadık!!!!!!

    değil mi????

    selam ve dua ile
     
  2. Alperen ERTEN

    Alperen ERTEN Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    15 Eylül 2010
    Mesajlar:
    854
    Beğeniler:
    270
    Şehir:
    Fethiye
    Bisiklet:
    Geotech
    Seviye:
    açıkçası güzel bir yazı ve ben 16 yaşımda olmama rağmen çocukluğumu böyle yaşadığımı belirtmek isterim ailem oldukça serbest :)
     
  3. Eren Tublek

    Eren Tublek Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    18 Aralık 2009
    Mesajlar:
    461
    Beğeniler:
    399
    Şehir:
    Istanbul-Bahcelievler
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:

    Cok guzel bir yazi olmus:)

    nasil hayatta kaldik?

    dogalikla,sicak insan iliskileriyle,maddiyattan daha uzak kalarak yasamaninda mumkun oldugunu hatirlattigniz icin cok tesekkurler:)
     
    uğurcan gültekin bunu beğendi.
  4. uğurcan gültekin

    uğurcan gültekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Haziran 2009
    Mesajlar:
    225
    Beğeniler:
    276
    Şehir:
    eskişehir
    Seviye:
    mutlu yaşadığına sevindim ama yazıyı bir kere daha okuman lazım. orda anlatılan bir çocukluğu yaşadığına inanmak zor :) en azından bak burda forumda yazabiliyorsun ve bisiklet grubun var cep telefonun var tv ler renkli filmler 3d :)
    senin şu an sahip oldukların bizde yoktu
    bizde kukalı taş ortası delik yakan top 9 taş çelik çomak vsvs felan vardı :)
    dizimiz kanayınca hemen acile koşmazlardı bizimkiler. hoş zaten bizde söylemezdik çok ciddi bir şey olmadıkça:D

    selam ve dua ile
     
  5. kıvanç özkarayel

    kıvanç özkarayel Kıdemli Üye

    Kayıt:
    7 Haziran 2011
    Mesajlar:
    301
    Beğeniler:
    158
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    b'Twin
    Seviye:
    çok güzel bir yazı yazmışsınız sizi tebrik ederim
     
  6. thomisus lx

    thomisus lx Onursal Üye

    Kayıt:
    25 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.004
    Beğeniler:
    2.148
    Seviye:
    o zamanlar organ mafyası yoktu.
     
    BULUT ÇELİK bunu beğendi.
  7. MEHMET ACIKGOZ

    MEHMET ACIKGOZ Yeni Üye

    Kayıt:
    18 Eylül 2009
    Mesajlar:
    44
    Beğeniler:
    64
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Ben de 60 lı ve 70 li yıllarda, babamın görevinden dolayı Ankara da, Çankaya - Aşağı Ayrancı arasında büyüdüm ve o zamanlar herşey oldukça güvenli ve sadeydi.

    1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.

    Bunun sonucu olarak insanlar da ölüyorlardı. Fakat bu kadar çok araba da yoktu. Trafik daha sakindi, araç azdı, deli deli araba kullananlar yoktu. Araba değerli birşeydi, özenle ve dikkatle kullanılır temiz tutulurdu. Şirketler araba alma ihtiyacında değillerdi. Ticari araç çok azdı ve en önemlisi ancak gerçekten doğru sürücülere ehliyet veriliyordu. Ben 9-10 kez sınava girmiş ve ehliyet alamamış insanlar tanıyordum.

    2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.

    Doğru. Arka cama yapışır, yolun altımızdan kayıp gidişini, ağaçların ve herşeyin akıp uzaklaşmalarını seyreder ve keyif alırdık.

    3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.

    Pek fazla oyuncağımız da yoktu. Araba tamircilerinin attıkları rulmanlarla, inşaatlardan, oradan buradan tahta yürütüp “tornet” yapardık. Yokuş aşağı salarak ona binmek ne zevkti.. anlatılmaz. Şimdi o tornetlerin plastikten yapılmış, hazır satılan hallerini gördüm geçenlerde. Mükemmel olarak yapılmışlar tabii ki. Fakat onun zevki kendin sıfırdan yapıp, binmekten geliyordu.

    4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu...

    Hmm.. ama prizlere şiş veya tığ sokan ve çarpılan da çok çocuk vardı. İlaç içen, midesi yıkanan çocuk vakaları da çoktu ne yazıkki.
    Şimdiki gibi fazla kimyasal yoktu. En çok çamaşır suyu, arap sabunu, bulaşık çamaşır deterjanları ve en kötüsü tuz ruhu vardı ve biz bilmediğimiz sıvılardan korkar, uzak dururduk.

    5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.

    E tabii o zamanlar bisiklete binmek demek, mahallenin içinde bir ileri bir geri turlayıp durmak demekti. En fazla bir iki mahalle öteye gider, oradaki çocuklarla ya kaynaşır ya da kavga eder geri gelirdik. Ayrıca eskiden öyle dağ tepe, orman bisiklete binilmezdi. Dolayısıyla düşme riski de azdı. Asfalt veya en kötüsü tozlu yollarda bisiklete binilirdi. Tabii bu arada düştüğümüz de olur, kolumuz bacağımız yüzülür kanardı. Ben şahsen, 8-9 yaşından sonra lise yıllarına kadar yıllarca yaz tatillerinde bisiklet üzerinden inmedim ama bir kere bile düşüp başımı çarpmadım. Şans herhalde.

    6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliniyordu...

    Bahçe hortumları, inşaat muslukları vs. mahallenin çetesi olarak, bisiklete biner, maç yapar, terler ve nerede akan musluk var oradan içerdik. Eskiden bu kadar çok kalabalık olmadığından, kanalizasyon sularının içme sularına karışması, çöplerden, gelişigüzel atılan eski pillerden veya sanayi atıklarından gelen ağır metallerin içme sularına ve baraj göllerine karışmaları zararsız seviyelerdeydi herhalde.

    7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.

    Çok doğru. Akşam anne cama çıkar, adımızın ardından “Hadi gel, yemek yiyoruz !!” diye seslenirdi. Hiçbir aile de mahallede oynayan çocukları için endişelenmezdi. Şu anda ne kadar tuhaf geliyor. Ne çok şey kaybetmişiz.

    8,- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz ...

    Ama herkez birbirini tanırdı. Çocuğunuzu arıyorsanız, mahallede birilerine sorduğunuzda çoğunlukla bir bilgi alabilirdiniz.

    9.- Okul öğlen bitiyordu... Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.

    Kantinlerde fast food falan yoktu. İleri derecede işlenmiş yiyecekler yoktu. En fazla salamlı sandviç, uludağ gazozu, fruko, gofret falan gibi şeyler vardı.

    10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu.Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.

    Eehh o zamanlar insanlar daha bir kaderciydi ve affediciydiler.

    11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı - çünkü hep dışarda oynardık , aktif olarak ...

    Yapay tatlandırıcıları sadece şeker hastası yaşlı teyze ve dedeler çaylarında kullanırdı.

    12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk... aynı bardaktan içebiliyorduk, ve kimse bu yüzden ölmüyordu.

    Ve o limonatanın tadını, o yıllardan sonra birdaha bulamadık.

    13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , Dolby surround, Cep telefonumuz, Bilgisayarımız, Internet de Chat odalarımız YOKTU.

    onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!!

    Ve de, bisikletlerimiz, tornetlerimiz, misketlerimiz, külah atan tüf tüf borularımız da vardı.

    14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmıyarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!!

    Arkadaşlar arası ıslıkla bir standart üç notalı (do-mi-re) melodimiz vardı. O üç nota ıslıkla çalınınca, bilirdik ki sokakta bir arkadaşımız bizi çağırıyor.

    15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! nasıl mümkün oluyordu bu?

    Dışarıdaki dünyada insanlar çocukları kimin çocuğu olursa olsun korur ve kollardı. Birçok kaybolan çocuk, yetişkin insanlar tarafından ellerinden tutulur ve ailelerine getirilirdi. İnsanların düşüncelerinde doğrular ve yanlışlar daha kesin çizgilerle ayrılmıştı. Ayıp denen birşey, vicdan, merhamet ve saygı vardı. Manevi duygular materyalist ihtirasların her zaman üstünde tutulurdu. Bunların tersi durumlar yok muydu ? Tabii ki vardı, ama çok azdı.

    Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.

    Doğru. İnsanlar, içlerinde oldukları durumları daha bir kolay kabullenirdi.

    16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikoloğa ya da Pedagoğa gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.

    O zaman da her türlü öğrenme sorunu vardı fakat biz bu sorunların isimlerini bilmiyorduk. Ama şu bir gerçek ki, insanlar başarıyı ve başarısızlığı bugünkü kadar çok büyütmezlerdi.

    17.- Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz , başarılarımız , görevlerimiz vardı

    ...ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.


    Soru: nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık???

    Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik???

    Sen de bu jenerasyondan mısın? Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar - fakat- bizler
    çok güzel ve mutlu yaşadık!!!!!!

    değil mi????

    Biz sadece gerçek bir dünyada büyüdük ve geliştik (mümkün olduğunca). Şimdiki çocuklar, gerçek dünyanın içinde global siber dünyanın katkıları ve halusinasyonlarıyla yaşıyorlar ve gelişmeye çalışıyorlar (mümkün olduğunca!).

    Bu dünya, bizim eski çocuk dünyamızdan çok farklı...
    Herkez herkezle iç içe, her an bağlantı halinde, inanılmaz bir bilgi alışverişi ve kirliliği, doğruların ve yanlışların birbirine karıştığı kaotik bir dijital toz duman ortamı. İyi ve temiz olan herşey azalıyor mu yoksa bana mı öyle geliyor ??

    Sevgilerimle..
     
  8. Mehmet Keten

    Mehmet Keten Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    9 Şubat 2009
    Mesajlar:
    836
    Beğeniler:
    760
    Şehir:
    ANKARA
    Seviye:
    1980'li yıllarda amcamlar ile aynı binada üst katta biz alt katta amcam ve çocukları ile beraber büyüdük o yıllarda amcamların ve bizim maddi durumlarımız pek iyi değildi ama amcamın çocuklarıyla kardeş gibi geçindik çok güzel oyunlar oynadık ve çok güzel yıllarımız oldu.daha sonraları amcam ve oğulları işlerini büyütüp ticarette çok para kazanıp oldukça zengin oldular.3-5-8 derken yaklaşık 10 daire dükkan aldılar üstüne birde 15 dairelik birde bina inşaat ettiler derken şu anki durum aylık gelirleri yaklaşık 40 bin tl civarı.ama ben 2009 yılından bu yana evlerine gitmedim onlarda aynı tarihten beri bizim eve gelmiyorlar aramızda herhangi bir dargınlık küslük yok ama işte durum böyle eskiden para pul ve maddiyat ortada yok iken yaşanan güzellikler şimdi aylık 40 bin tl gelir ile yaşanamıyor malesef.
     
  9. Yusuf Z. Şipal

    Yusuf Z. Şipal Onursal Üye

    Kayıt:
    14 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1.791
    Beğeniler:
    1.344
    Şehir:
    Aydın, İzmir
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer :) değil mi, paylaşım için teşekkürler.
    Muhtelif kaynaklardan su içerdik; kaynaklar, bahçelerin tulumbası, hayır için yapılmış çeşmeler, bazen evi en yakın arkadaşınla onlara gidilip kana kana çelik bardaktan su içilirdi.
    Bu kadar araba yoktu, arabalar da şimdiki antikalar. Murat 131 imiz vardı, mahallenin mercedesi :) Bu arabayla zaten isteseniz de 100 ün üzerine zor çıkılırdı, kim hangi yolda nasıl yapacak o hızı, o yüzden bu arabaların pek çoğunun motoru daha açılmamıştır :) Ayrıca bunların sağda dikiz aynaları yoktu (77-78 modellerde böyledir) :)
    kavga da etsek en geç akşamına barışırdık, biri diğerine anasının yaptığı kurabiyenin yarısını verirdi iş biterdi :)
    Su petle satılmazxdı, annem ilk defa pet suyu gördüğünde adını bile iki hafta diline doladıydı, ŞAŞAL, Şaş da al yani, ancak şaşkınlar dışarıdan su alır para verirdi, para ile su mu alınırmış :D
    Macuncular vardı, lastik top verirdik, macun alırdık ya da keçi boynuzu verirdi amca
    Daha neler neler, ne güzel zamanlarmış, bir zamanlar...
     
    uğurcan gültekin bunu beğendi.
  10. Samet Demirtaş

    Samet Demirtaş Kıdemli Üye

    Kayıt:
    25 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    216
    Beğeniler:
    81
    Seviye:
    tamamen katılıyorum. 16 yaşındayım fakat 7-8 yaşlarımda arkadaşlarımla o kadar çok zaman geçirirdikki inanamazsınız.her zaman babama akşam ezanında evde olucağıma dair söz verirdim.şimdi ise gülüyorum sadece.çok çok harikaydı o zamanlar şimdi evden çıkmayan birer canavar olduk.çok haklısınız önceden hayat daha güzeldi... çok iyi hatırlarım bir arkadaşımı '' papucuyarım '' tekerlemisini söyleyelerek dışarı oynamaya çağırırdım.şimdi hiç gördünüzmü böyle birşey peki pencereden şimdi gelemem bilgisayardayım diğen küçük çocuklar.çok yazık önceden hayat daha güzeldi...
     
  11. Serdal Doğan

    Serdal Doğan Aktif Üye

    Kayıt:
    19 Haziran 2011
    Mesajlar:
    150
    Beğeniler:
    78
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Çocukluğumu düşündükçe ilk aklıma gelenler ;
    10 yaşlarındaydım mahallenin en iyi misketçisini ütmüştüm (yenmiştim :) ) bütün misketleri alıp gidecekken abisi gelip kızmıştı bana bende ağlaya ağlaya geri verdiğimi hatırlarım :) Gazoz kapağı versiyonu da çok güzeldir :)
    Bahçelere 3-4 arkadaş saldırır ağaçlarda ne var ne yok taşlardık bazen sahipleri de de bizi görüp taşlardı ama o atana kadar savuşurduk :)
    - akşam ebesi oynanırdı herkes bir tarafa dağılırdı ebe olan da onları bulmaya çalışırdı bazen çok karanlık olduğunda ebe 'yarının ebesi de benim' der evine giderdi :)
    - Günaşırı futbol oynardık devre aralarında evlere dağılır ekmeğimizin üzerine sürülen yoğurtla tıkına tıkına oyuna dönerdik :)
    -Bayramlarda harman denilen meydanda kızlar bi tarafta erkekler bir tarafta oyunlar oynardık. Abilerimiz komşu köylerin büyükleriyle baklavasına maçlar yapardı
    -aklıma geldikçe ekleme yapıcam :)
     
  12. cruphasulie

    cruphasulie Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    11 Haziran 2006
    Mesajlar:
    589
    Beğeniler:
    463
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Aslında herşeyin başlangıcı bizim jenerasyonla başladı.
    O 'karakutu' denilen atari var ya herşeyin suçlusudur, herşey onla başladı.
    Yine de iki kişi gerektirmesinden dolayı, birde apartmanda biri alınca
    tüm ahalinin akın etmesinden, sosyal ilişkilere bu kadar zararı yoktu.
    Zira kolu kırıldırığında evin babası sinirlenir bir daha almazdı, adaptörü
    tuşu vs bozulur, bir kenera konurdu.

    Yalnız bizim arkadaş çevresinde bir gariplik vardı. Millet futbol oynarken
    biz bildiğin siper kazar, barikat kurar, bayrak diker, paralar toplanır battal
    boy plastik mermi alınır, balonlara su doldurulur ağzı bağlanır; düdük beklenirdi.
    Bir vurulan ölmezdi, oyun sıkıştırılıp rehin düşeceğini anlayanların geri çekilmesiyle
    ilerlerdi. Köşeye sıkışıp artık üzerinde patlayan plastik mermi su bombası vs. vs.
    dayanamayan teslim olurdu. Rehin alınanlarınsa vay haline. Böyle bir çocukluk
    geçirdim, şimdiki oyunlar neymiş peh...

    Neyse konumuza dönelim, 70-80'lerde genç olanlar dünya üzerinde tartışmasız
    en şanslı insanlardır, ben kaçırdım 90ları ucundan yakaladık. Varsın olmasın foxlar,
    xtr'ler; klunkerlar varmış o zamanlar mutluymuş insanlar...
     
  13. Ahmet Gürkan

    Ahmet Gürkan Kıdemli Üye

    Kayıt:
    21 Nisan 2008
    Mesajlar:
    291
    Beğeniler:
    353
    Şehir:
    Ankara-Eryaman
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Benim en çok üzüldüğüm şey, eskiden şehirlerimiz, mahallelerimiz daha yaşanabilir haldeydi, trafik, kalabalık, toz, duman, stres daha azdı. Komşuluk ilişkileri daha iyiydi, mahalle kavramı diye birşey vardı... Eski fotoğraflarda Ankara'ya bakıyorum da 70'lerde 80'lerde ne kadar güzel bir kentmiş meğer burası... O yıllarda Ankara'yı görmek isterdim doğrusu...
     
  14. özençekçen

    özençekçen Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Mart 2011
    Mesajlar:
    378
    Beğeniler:
    256
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    karakutuda gördük amigada gördük onu bırak comodore da gördük bit tabiki bahçeyede da daldık sevdiğimize mektupta yazdık ama ben nedense takılmamak gerektiğini düşünüyorum her şey yaşında güzel gül dalında güzel sayın abilerim ve kardeşlerim.
     
  15. Didem Üstünol

    Didem Üstünol Aktif Üye

    Kayıt:
    24 Haziran 2011
    Mesajlar:
    105
    Beğeniler:
    89
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Şimdiki çocuklar çok şanssız, onların bir alt jenerasyonu nasıl olacak hayal bile edemiyorum. Ben sınırındaydım sanırım o yılların. Güzeldi bizim zamanlarımız. Ama ben 70lerde doğup 80lerin başında genç olmayı isterdim hep. O yıllar bambaşkaydı..

    Bizler;
    • İlkokulda siyah önlük giyen son nesildik(1989)
    • Bayramlarda topluca gezer para ve şeker toplar, sonra mahallenin küçük bakkalından abur cubur alır, yere de bir kilim serer piknik yapardık. O zamanlar paylaşım vardı. Şimdi bayramda kimse çalmıyor kapımızı, ortada ne bayram heyecanı var, ne de çocuk..
    • Bizim tasolarımız vardı, değiş tokuş yaptığımız peçete koleksiyonlarımız, kokulu kağıtlarımız, misketlerimiz, dokuztaşımız, gazoz kapağıyla oynadığımız yılan oyunumuz.. Şimdi ise sokaklar boş, çocuklar top oynamak yerine internette oyun oynuyor, sanal arkadaşlar ediniyor, dostluk kuramıyor..
    • Bir de sürekli kanayan yaralarımız vardı, üstüne düşmekten kabuk tutamayan, annemiz kızmasın diye acısından sessizce bir köşede ağladığımız..
    • Star'da her pazar gecesi yayınlanan ve müziği duyulduğunda "hadi bakalım uyku vakti" denerek yatağımıza gönderildiğimiz Parliament Sinema Kulübü vardı
    • Müziklerimiz de kaliteliydi, şimdiki gibi küfür ve cinsellik içeren şarkı/klipler yoktu.

    Bu liste uzar gider :) Böyle bir konu açtığınız için teşekkürler. Eski günleri düşünmek günün stresini unutturdu bana.

     
    uğurcan gültekin bunu beğendi.
  16. uğurcan gültekin

    uğurcan gültekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Haziran 2009
    Mesajlar:
    225
    Beğeniler:
    276
    Şehir:
    eskişehir
    Seviye:
    ankarayı tanıyanlar bilir :)
    kukalı taş ve 9 taş oyunu için düzgün mermer bulabilmek adına yenimahalleden yahyalara giderdik. mezar düzenleyicilerin attığı mermerleri alırdık. altımızda belde pinokyolarımız vardı. mutluyduk biz şehir henüz bizi yutmamıştı .

    selam ve dua ile
     
  17. Yusuf Z. Şipal

    Yusuf Z. Şipal Onursal Üye

    Kayıt:
    14 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1.791
    Beğeniler:
    1.344
    Şehir:
    Aydın, İzmir
    Bisiklet:
    Cannondale
    Seviye:
    ben de oradan çok mermer toplayanlardanım, özellikle konserve kapağına benzeyen yuvarlak mermerlerden.
    Bir arkadaş yazmış, Ankara o yıllar ne güzel bir şehirmiş diye, hem de o kadar güzeldi ki. Troleybüsü hatırlıyorum, Cebeciden Ulus ya da Kızılay' a giderdi galiba.
    Bir unutamadığım da çocukken altımızı bağlarken kullanılan üçgen bez. Ben 5 li yaşlarıma kadar altımı ıslattığım için kendi üçgen bezimi pazardan aldığımı hatırlarım. Annem parayı verip tarif eder ben de alırdım.
    Asla hafızalardan silinmeyecek bir şey de 12 Eylül dönemi ve o korkunç günler
     
  18. MEHMET ACIKGOZ

    MEHMET ACIKGOZ Yeni Üye

    Kayıt:
    18 Eylül 2009
    Mesajlar:
    44
    Beğeniler:
    64
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Gerçekten güzeldi veya hafızalarımızda zaman süzgecinin üstünde sadece güzel şeyler kaldı belkide.

    Fakat şu bir gerçek ki, şehir çok daha sakin ve tenhaydı. Çok daha küçük ve düzenli. Kırmızı ışıkta hiçkimse geçmezdi.. yayalar bile. Ortaokulum kumrular sokaktaki Namık Kemal Ortaokuluydu ve ben A.Ayrancı' dan kızılaya her gün belediye otobüsü ile çok rahat gider gelirdim. Işıklarda yayageçitlerinde beklerdik ve kırmızıda geçen tek tük insanlar diğerleri tarafından ayıplanırdı ve "şuna bak nasıl geçti ..." falan diye söylenirlerdi. Otobüsler bazen arızalanır ve sayıları azalırdı. Öyle durumlarda kalabalık olurdu ve bazen küçük olduğumdan kalabalık içinde para uzatıp bilet almaya fırsat kalmadan otobüsten inmek durumunda kalırdım. Böyle olunca ertesi gün mutlaka iki bilet alıp önceki günü telafi eder ve rahatlardım.
    Yazacak çok şey var 70 lerin anıları ve Ankara sı hakkında..
     
  19. uğurcan gültekin

    uğurcan gültekin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    24 Haziran 2009
    Mesajlar:
    225
    Beğeniler:
    276
    Şehir:
    eskişehir
    Seviye:
    erkin koray abimizi anmanın tam zamanı şimdi o zaman :in:

    selam ve dua ile