Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

1900'ler Türkiyesinde bir bisiklet gezisi kitabı

Konu, 'Genel Bisiklet Konuları' kısmında sifa tarafından paylaşıldı.

  1. sifa

    sifa Aktif Üye

    Kayıt:
    25 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    124
    Beğeniler:
    60
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    [​IMG]

    velosipet ile bir cevelan

    Kitap 1900’lü yıllarda İbnülcemal Ahmet Tevfik Bey ve arkadaşının Bursa çevresine yaptıkları 266 km’lik bir yolculuğu anlatır. Kitap zamanın bisikleti (velosipet) hakkında bilgi vermekte, ayrıca yolculuk izlenimleri, zamanın yerleşimleri ve yaşayışına ışık tutmaktadır.

    “Temmuz ortalarına doğru idi. Aklımıza ufak bir gezi yapmak geldi, iki hafta kadar bisiklet tecrübesi yapmış olan arkadaşım da düşüncemi destekledi. ...”

    Böylece Ahmet Tevfik Bey biraz düşünüp şose yolları olan Bursa’ya bir gezi yapmayı önerir. Hazırlıklara girişilir. Velosipetler 18/8 oranlı dişli ile, o zamanın teknolojisinde ruble henüz keşfedilmediğinden pedalların tekerlek ile birlikte hareket ettiği sistemde çalışmakta, yaklaşık 13.5 kg gelmektedir. Çanta, su, bisküvi vs ile toplam ağırlık 27 kg olmaktadır. Yolculuk Galata rıhtımından Mudanya’ya gidecek vapura binilmesiyle başlar. Gezginler, velosipedleriyle birlikte 3. mevkide yolculuk edeceklerdir. Mudanyaya ulaşıldığında, banyo mevsimi (deniz zamanı) olduğundan kasaba kalabalıktır. Arkadaşlar Galyano’nun otelinde denize bakan bir odaya velosipedleri le yerleşirler. Aslında gezi sırasında velosipedleri hep yanlarında olacaktır, anlaşılan makinalarından ayrı kalmak istemezler.Mudanya’da lokantaların birine (İstanbul Lokantası) gideler. Orada menünün olmadığını, herkesin tencerenin kapağını açarak hangi yemeğin kokusunu kendine hoş gelirse ondan yadiğini öğrenirler. Ahmet Bey, geziye çıkmadan ufak bir not defterine gideceği yerleri içeren bilgi kaydetmiş, yeri geldikçe ondan yararlanmaktadır. Mudanyada velosipedlerine binen gezginler, dik yokuşlarda inip velosipedleri iterek, yokuş aşağı inişte ise ön tekere ayakları ile bastırarak fren sistemine yardımcı olarak ilerlerler. Arkadaşların Bursa’ya girileri ilginçtir:

    “Yaz olmak münasebetiyle, istasyon önündeki kahvede bulunan ahalinin alkışları arasından Tatar Köprüsüne doğru gittik. Doğruca Hükümet Caddesine giden yeni yoldan gitmemiş idik. Bu köprü yolundan Setbaşı denilen yere çıkmak istiyorduk. Keşke yeni yoldan gitse imişiz. Bu köprü yolundan bin zahmetle dar, pis sokaklardan geçerek Setbaşı Köprüsünü bulabildik. Geçtiğimiz sokaklardan büyük küçük birçok işsiz güçsüzü de beraberimizde toplayarak otelin önüne getirdiğimizi söylemeye de gerek yoktur.”

    Arkadaşlar kamp yapmayı pek sevmezler, o yüzden gittikleri yerlerde otel ararlar. Yenişehir’e giriş de oldukça olaylı gerçekleşir. Anlaşılan kuçu sorunu o zaman da vardır.

    “... Meydena varır varmaz indim. Bir otel ya da düzgünce bir yer sormakta iken temizce şalvar ve lata giymiş kara sakallı bir zat kahvenin birinden kalkarak yanıma geldi, ‘Oğlum bir şey rica edeceğim. Eğer ricamı kabul ederseniz bizi memnun etmiş olacaksınız’ [dedi]. ‘Ricanız nedir? Elimden gelen bir şey ise baş üstüne.’ ‘Arabaya bin de şurada biraz dolaş. Biz de görelim. Biz bunu bir kez gördüğümüz için pek merak ediyoruz.’ Bu söz üzerine yorgunluğuma rağmen velosipede tekrar binerek meydanın ortasında bulunan şadırvanın çepecevre parmaklığı yöresinde birkaç kez dolaştım. Oranın köpekleri pek azılı. Ben velosipedle hızla giderken yöremi aldılar. Ahali sopa ile onları dağıtmasaydılar, beni mutlaka alaşağı edeceklerdi...”

    Atlatılan tehlike yanlızca kuçu saldırısı olmayacaktır, yolculuğun devamında Bursa’ya dönüş sırasında, yol üzerinde hayvan sürüsü belirir.

    “Bizim uzaktan bağırıp çağırmamıza keçilerin tuhaf tuhaf sıçramalarından başka cevap veren olmadı. Sürünün yanında bulunan üç çoban cocuğu da hayvanları kendi haline benzer şekilde öylece durmuş, bize bakakalmışlardı. Hızımızı kesmek zorunda kaldık. Sürüye pek ziyade sokulmuş olduğumuzdan ön tarafta bulunan genç bir tosunun burnunu yere dikip dehşetli bir biçimde gözlerini açarak kısa tığ gibi boynuzlarıyla bizi karşılamak üzere olduğunu görünce durduk...”

    Maceralı yolculuk, tekrar Mudanya’ya dönünmesiyle sona erer. Toplam katedilen mesafe 266.760km olmuştur.

    Kitap İş Bankası Yayınlarından çıkmış, 7ytl karşılığı satılmaktadır.
     
    Arya, fatihgüven, exacbachay ve 4 kişi daha bunu beğendi.
  2. bikerboy

    bikerboy Üye

    Kayıt:
    18 Nisan 2005
    Mesajlar:
    82
    Beğeniler:
    23
    Şehir:
    ankara
    Seviye:
    bi göz atma fırastını yakalamıştım ve gercekten cok hoş bir kitap insanı çok eski günlere götürüyor ve sanırım o zamanlar bisiklet daha çok saygı görüyomuş...