Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

14.05.2010 Yalıköy bir günde 203 km

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Orhan Kılıç tarafından paylaşıldı.

  1. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Her gezimde olduğu gibi işe harita üzerinde çalışma yaparak başladım ve gideceğim güzergahı saptadım. Yol google maps e göre 95, my ride e göre 93 km görünüyordu ki bu ekstralarıyla 200 km yaklaşak bir turu gösteriyordu. Bu mesafeyi hiç gitmemiştim. Yaptığım en fazla yol Yalova, İznik, Yalovaydı ve toplam 150 km idi. Alterntif olarak Çatalcaya dönüp İnceğizden trenle dönebilirdim ki, bu da 150 km olurdu. Hemen 2 ayrı Çatalca rotası hazırlayıp çantama koydum. Böylece A, B ve C planlarım hazırdı.
    [​IMG]
    Bu gezimin amacı 1990 lı yıllardan beri adını duyduğum halde bir türlü gidemediğim Yalıköy’ü görmek ve kendimi test etmekti. Önümüzdeki hafta 200 km lik bir tur yapacaktık ve durumumu görmek istiyordum. Asla kimseye bir şeyleri kanıtlamak ve egolarımı tatmin etmek gibi bir amacım yoktur. Hala da makul bir turun günlük 60-70, bilemediniz 100 km olması gerektiğini düşünüyorum. Ancak o zaman güzelliklerin doyumuna ulaşıp insanlarla konuşup araştırma yapabilirsiniz.
    Akşam İstanbul da başlayan fırtına ve yağmur moralimi bozdu. Sabah 4.30 a kurduğum saat daha çalmadan ben uyandım. Dışarıya baktım yerler kuruydu ve gökyüzünde yıldızlar vardı. Giyinmeye başladığımda pedli taytımı bulamadım. Bir tayt yüzünden vaz geçemezdim ama pedsiz taytlada bu yolculuk sıkıntı verebilirdi. Saat 5 te bisikletin üzerindeydim. Bir süre sonra pompanın diğer bisikletin üzerinde kaldığını fark edip geri döndüm. Bu bana 2 km ye mal oldu. Demek ki, hazırlığı bir gün önce tamamlamak lazımmış.
    Her yer ıssız sokaklar bomboştu. Topkapı minibüs durağı bomboştu.
    [​IMG]
    İnsanlar uyanmadan şehrin dışına çıktım. Her şey çok güzeldi. Gün ağarmıştı. Az sonra 2 köpek saldırdı. Durup bağırınca gittiler. Az sonra bir beton santralinin önünden geçerken 5 köpek daha saldırdı. Bunların niyeti bir öncekilerden daha kötüydü. Ben durup bisikletten inerken ayağım takıldı ve sırt üstü düştüm. Hemen kalkıp köpeklere bağırdım ama nafile söz anlayacak gibi görünmüyorlardı. Bir tanesi sürekli havlayıp üzerime gelerek diğerlerini de cesaretlendiriyordu. Aynı köpeğin arkama dolaşmaya çalıştığını hissedince geriledim ve kendimi zor kurtardım. Yeniden bisikletime binip yola çıktığımda artık 3 şeritli yolun en son şeridinden gitmeye başladım. İlerideki köpeklerde sırayla çıkıp bana havladılar. Askerdeki yemin törenini anımsadım. Sanki ben uygun adım önlerinden geçiyordum onlarsa beğenmeyip olmamış diye tepki gösteriyorlardı. Artık daha fazla bina görmek istemiyordum. İnsanın olduğu yerde köpekte vardı. Sonunda binalar arkamda kaldı ve yalnız olarak yola devam ediyordum. Sol kalçam ve sol elimin başparmağı her pedal çevirdiğimde her vites değiştirdiğimde acıyordu. Henüz yola çıktığım 20 km bile olmamıştı.
    Arnavutköyü geçip Çatalca istikametine devam ettim. İleride bir köy göründü. Bu köyde daha önceki Çatalca gezimde Kanola tarlasının fotoğrafını çekmiştim. O tarlaya gelemeden 3 köpek saldırdı. Yine inip bağırdım ama kurtulmak ne mümkün. Bir tanesi havlayıp geri dönenleri tekrar saldırtıyordu. Bir ara geri döndüler. Bisiklete binmemle tekrar taarruza geçtiler. İndim, ilgileri geçince yürümeye başladım. Birkaç kez daha havlayarak geldiler ve ben ancak ilerideki virajı dönüp gözden kaybolunca bisiklete binebildim. Artık köpekleri hiç sevmiyorum. Hoş daha öncede pek sevdiğim söylenemez ya. Acaba şu köpek kovucular işe yarıyor mudur? Yoksa belediye görevlileri gibi yanıma bir kamış birde uyuşturucu iğne mi alsam? Az sonra Kanola tarlalarına geldim ama o güzel sarı çiçekler yoktu. Tarla biçilmişti. Daha sonra Yalıköy yakınlarında yeniden Kanola tarlaları ile karşılaşacağım. Üştelik göz alabildiğine sarıya bezenmiş olarak. Herhalde denize yakın olan kuzey bölgesinde hasat daha geç oluyor. Yalnız anlamadığım şey acaba bu bitkide yağı nereden elde ediyorlar. Gördüğüm kadarı ile zeytin, mısır, ayçiçeği, soya ve fındıkta olduğu gibi tane yok. Yoksa çiçek daha sonra tohum benzeri bir ürün veriyorda oradan mı yağ elde ediliyor. Bu merakımı o yörelerde yaşayan arkadaşların gidermesini rica ediyorum.
    45. km de daha önce Çatalca’ya giderken mola verdiğim yerde ilk molamı verdim.
    [​IMG]
    Yol ıssızdı. Arada sırada araba geçiyordu.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Yassıörende bir saldırı teşebbüsü daha oldu ama meydanda minibüsünü yıkayan şoför müdahale edince onu tanıyan köpekler istemeye, istemeye geri döndüler. Haritaya göre köy çıkışındaki dört yol ağzından sağa Boyalıya dönmem gerekiyordu ama ileride 4 değil 3 yol ağzı vardı ve tabela sağa Germe Durusu istikametini gösteriyordu. Herhalde yanılıyorum deyip devam ettim. Az sonra sağa baktığımda muhteşem bir Durusu manzarası vardı. Durusu adeta bana gülümseyerek hafif meşrep bir kadın edası ile göz kırpıp beni davet ediyordu. Kararsız kaldım. Aniden dönüp fazla uzaklaşmadığım kavşağa yöneldim. Bu yolu geçen gezimden Durusu tarafından biliyordum. Eğer Germe üzerinden Yalıköye geçiş yoksa programım bozulacaktı. Durusuy alacağım olsun deyip el salladım. En kısa zamnda mutlaka gideceğim oraya da. Sapmaktan vazgeçtim tekrar Kestanelik istikametine yöneldim. İyiki de sapmamışım çünkü daha sonra yolun ileri bölümünde Dağyenice köyünde benzinciden öğrendiğime göre arada sadece orman yolu varmış ve Orman İşletmesi geçişe izin vermiyormuş.
    Kestanelikte Çatalca yolundan ayrılıp Yalıköy e gideceğim sapağa geldim.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Çanakçaköyü. Köy oldukça bakımlı ve lokantaları, pide salonları bol olan bir yer. Bir kahvenin önünde Digiturk bedava pankartı karşısında gülümsedim. Demek buraya özgü bir rekabet şekli buda. Bir arkadaşım Kıyıköy tarafında da bedava olduğunu hatta devre arasında kolonya servisi yapıldığını söylemişti. Biz rekabeti de bilmiyoruz. Batana ve batırana kadar rekabet.
    [​IMG]
    İşte beni bekleyen bir rampa daha. Yol boyunca sayısız benzeri ve daha uzunu rampa mevcut. Tipik bir Karadeniz yüzey şekli. Denize paralel ard arda sayısız tepeyi aşmanız gerekiyor.
    [​IMG]
    Dağyenice köyünde bir yol ayrımına daha geldim. Yazlık tarafına gitmem gerekiyor.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Görüldüğü gibi yolun asfalt kalitesi içler acısı ve insanın içini dışına çıkarıyor. Benim görüşüm bu yol için en uygunu mtb.

    [​IMG]
    [​IMG]
    Bir mola daha verdim. İşte bu çiçeği orada gördüm. Her yer göz alabildiğine yemyeşildi.
    [​IMG]
    Bu da beni bekleyen yol.
    [​IMG]
    Karşıdaki köyün camisi bana Uzungöl’ü anımsattı.
    [​IMG]
    İşte yol görüldüğü gibi kıvrımlar ve tırmanışlarla devam ediyor.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Benim yolum Hisarbeyli ye doğru.
    [​IMG]
    Yeşillik insanın gözünü kamaştırıyor, adeta büyülüyor. Aslında gitmek istemiyorum. Bir ağacın altına uzanıp etrafı seyretmek ve kuşların kendi aralarındaki konuşmalarına kulak kabartmak istiyorum.
    [​IMG]
    Terkos göründü nihayet.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Yeni bir yol ayrımındayım ve ben Ormanlı ya doğru devam edeceğim. Bu güzergahları karıştırmamak için arada bir sırt çantamdaki not kağıdını çıkarıp bakıyorum.
    [​IMG]
    Kavşağın hemen ilerisinde bir köprü var. Terkos gölünün üzerinden geçen ve o anda bir kez daha kopuyorum.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Manzara muhteşem. [​IMG]
    Terkos gölünün solumdaki manzaranın panaromik görüntüsü.
    [​IMG]
    Buda sağda kalan panaromik görüntü.
    [​IMG]
    Bunun bir çeltik tarlası olduğunu düşünüyorum. Yıllar önce İpsala ya gittiğimde yol kenarında buna benzer sular altında kalmış tarlalar görmüş ve pirinç yetiştirildiğini öğrenmiştim.
    [​IMG]
    Buda tarlanın sürülüp hazırlanmış hali.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Azda olsa hala hayvancılık var. Zaten köylünün başka geçim kaynakları oldukça kısıtlı.
    [​IMG]
    Ormanlıya girmeyip devam ediyorum. Vaktim olsa balık köftesinin tadına bakmak isterdim.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Az önce camisini fark ettiğim köye geldim.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Karacaköy ün bu gün pazarı varmış.
    [​IMG]
    Burası Yalıköyden önceki son köy olduğundan artık Yalıköy levhası göründü.
    [​IMG]
    Yıllarca adını duyup bir türlü gelemediğim Çilingoz ormanları burasıymış demek ki.
    [​IMG]
    Yol sürekli bu şekilde. Bir iniyorsunuz, bir çıkıyorsunuz. Dönüyor, dönüyorsunuz. Tek rahatsızlık yoldaki yama ve çukurcuklar.
    [​IMG]
    Dereyi görünce dayanamayıp durdum ve ortaya bu görüntüler çıktı.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Yol boyunca rastladığım ilk çeşme. Su bol olmasına rağmen köylerde bile sokak çeşmesi olmaması ilginç. Anlaşılan İSKİ suyun her damlasından para kazanmak istiyor. Çeşmenin suyu buz gibi ve çok lezzetli. Boşalan mataramı doldurdum, yarısı boşalan pet şişeyi ise doldurmadım. Sırt çantam çok ağır ve bu çanta yüzümden sırtımdan terler fışkırıyor. Çantanın sırtıma değen kısmı sırımsıklak oldu.
    [​IMG]
    Su molasından sonra yol kenarında papatya sandığım beyaz çiçekler gördüm. Önce durmaya niyetim yoktu ama o kadar güzeldiler ki, durup fotoğrafladım.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Sonunda deniz göründü. Kıyıdaki binanın Paşabahçe Şişe Cam Fabrikaları Kimyasal Tesisi olduğunu az sonra geldiğim kavşaktaki tabelasından öğreniyorum.
    [​IMG]
    Devam edecek….
     
  2. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Sonunda Yalıköy’e ulaştım. Saat 5 te başlayan yolcuğum 11 de sona erdi. Yalıköye kadar 98 km pedal çevirdim. Bunun yaklaşık 2 km si pompayı almak için yaptığım yol.
    [​IMG]
    Artık etrafı kolaçan edebilirdim. Eski ve yeni yan yana.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Kıyıda yapılaşmaya izin verilmemiş.
    [​IMG]
    Burasının doğallığı ve bakirliği hala bozulmamış. Mutlaka görülmesi gereken bir yer ama benim yaptığım gibi delicesine bir güne sıkıştırarak değil. Hiç olmazsa 1, 2 gece kalıp denize girmek lazım.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Evler kıyıdan geride.
    [​IMG]
    Göz alabildiğine uzun bir kumsalı var.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Koru piknik alanı lokantası.
    [​IMG]
    Bu piknik alanında dinlenmeye karar verdim.
    [​IMG]
    Şu taşın üzerine oturabilirim.
    [​IMG]
    Her turda köfte, ekmek kadayıfı, tavuk yiyecek halim yok. Bu günkü menüm Karper peyniri, ekmek, domates ve içecek olarak ta Gatorade enerji içeceği. Yalıköy de şimdilik lokanta yok hazırlıksız gelirseniz bakkaldan buna benzer bir menü temin edebilirsiniz.
    [​IMG]
    Daha ilk peynirimi açıyordum ki, karşıdan bir inek sürüsü göründü. Sürünün de peşinde bir köpek. Köpek bana yaklaşıp tam karşımda durdu. Bütün tüylerimin havalandığını hissettim. Yolda Karacaköye gelirken bir sürünün köpekleri tarafından bir kez daha saldırıya uğrayınca artık köpekler hakkında hiç olumlu düşünmemeye başladım. Çoban istifini bozmadan arada bir hü diyordu. Köpekler o anlık peşimi bırakıp sonra yeniden havlayarak saldırıyorlardı.
    [​IMG]
    Köpek gitti ve yemeğime devam ettim. Bu gün ilk kez bir köpekle karşılaşmamızda saldırıya uğramadım. Sırt çantamı yastık yapıp yere uzandım.
    [​IMG]
    Birde kendimi çekeyim bakalım nasıl görüneceğim.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Saat 12.30 da 1 saat 15 dakikalık molanın ardından dönüş yoluna çıktım. Gelirken durduğum çeşmede yüzümü yıkayıp mataramı doldurdum. Ağırlık yapmasın diye şişeye su doldurmadım. Tekrar Karacaköye geldim. Dönüşü Çatalca dan yapmaya karar verdim. Bunun bir nedeni gelirken saldırıya uğradığım köpekler, diğeri ise Yassıörenden sonra keyifle indiğim rampadan kaçmak. Birde yeni yerler görme isteğim tabi.
    [​IMG]
    Düz bir yolla başladım ama az sonra bıktırıcı iniş ve çıkışlar yeniden başladı.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Başak köyünde rastladığım Umuttan fotoğrafımı çekmesini rica ediyorum. Kırmayıp çekiyor.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Bu da beni görüntüleyen Umut.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Köyün erkekleri Cuma namazından dönüyorlar. Allah kabul etsin diyorum. Aslında vaktim olsa köy kahvelerinde onlarla yarenlik etmek isterdim.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Şu ana kadar 116,5 km yol yapmışım ve termometre 34 dereceyi gösteriyor.
    [​IMG]
    Fotoğraf çekiminden sonra yola koyulup tırmanmayla başlıyorum.
    [​IMG]
    Burası odun kömürü yapılan yer. Bunu daha önce Vizeye yaptığım bir gezide görmüştüm.
    [IMG=http://img339.imageshack.us/img339/6811/dsc04407r.jpg][/IMG]
    Az ileride kömür için hazırlık yapan köylüleri gördüm.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Yanlarına gidip selam verdikten sonra bilgi aldım. Bu odunları gördüğünüz şekilde dizip üzerini samanla örtüyor ve onunda üzerini toprakla örtüp odunu tutuşturuyorlarmış. Odunlar için, için 15-20 gün yandıktan sonra gzı bitince sönüyormuş. Kömür ancak o zaman toplanabiliyormuş. Yani bize ulaşması en erken 1 ay.
    Az ileride hazırlanıp yakılmış bir yığını gösterip git bak dediler. Bende gidip fotoğrafladım. Odun yanarken sadece az bir duman çıkıyor.
    [​IMG]
    İşte kömürü yapan bir orman emekçisi. Kendisi çok dertli. Eskiden buralarda hayvandan geçemezdin şimdi hayvancılık öldü diyor. Nedeni ise sütün ucuz, yemin pahalı olması ile devletin ahır yapımına izin vermemesiymiş. Hayvanları evlerimize alıp yatamayız ki diyor. Odun zaten talep olmadığından para kazandırmıyormuş. Birde Orman işletmesi sadece budamaya izin verdiğinden kömürlük odun bile zor bulunuyormuş. Trakya insanı sakindir, saygılıdır, medenidir. Asla kavgacı değildir. Birde içki içmesini bilirler.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Kömür yapılan yere burada göme diyorlar. Diğer bir adı da torlukmuş. Bu gömelerin yanında ağaç dallarından yapılıp araları çamurla sıvanmış kulübeler var. Kömür yapılırken bu kulübelerde bekleyip hava giriş miktarını ayarlıyorlarmış. Hava fazla girerse odunlar yanıp kül olurmuş.
    [​IMG]
    Başak köyünde yeni bir kavşağa geldim. Sağa sapacağıma göre karşıdaki dağa tırmanmayacaktım. Bu iyi haberdi.
    [​IMG]
    Diğer yola sapsam karşıdaki rampayı çıkmak zorunda kalacaktım. Nihayet şansım döndü.
    [​IMG]
    İşte benim önümdeki yol. Anlaşılan vadi içinden gidip Subaşına ulaşacağım. Yolun ondan sonrasını biliyorum zaten. Ancak bu sevincim hiçte uzun sürmedi ve az önceki rampadan hiçte az olmayan birkaç rampayı daha tırmanmak zorunda kaldım.
    [​IMG]
    Akalan’a geldim ve suyumda bitti. İnat edip bakkaldan su almadım. Meydanda çeşme var ama suyu sadece damlıyor. Yüzümü ve dudaklarımı ıslatıp devam ettim.
    [​IMG]
    Az ileride çeşme işareti görünce çölde vaha bulmuş kadar sevindim. Çok susadım ve çok yorgunum. Acaba İnceğizden trene mi binsem. Artık yokuş çıkarken adeta sürünüyorum. Bisiklet gitmiyor.
    [​IMG]
    Bu olsa, olsa kara mizah olur. Çeşme akmıyor. İşin enteresanı hemen yanından dere akıyor.
    [​IMG]
    Görüntüler hala muhteşem. Birde suyum olsaydı.
    [​IMG]
    Devamı var…
     
  3. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    İleride toz bulutu var yaklaştığımda gevşek zemin levhasını görüp yavaşladım ve buna rağmen mıcıra girince kısa süreli bisikletin kontrolü kayboldu. İnce lastikli bisikletlerde bu tür zeminde daha dikkatli olmak gerekiyor.
    [​IMG]
    Yine bir yokuş göründü ufukta.
    [​IMG]
    Buda zevkli inişlerden birisi hep çıkacak değilim ya.
    [​IMG]
    Subaşından sonra rampalar bittiğinden sürüş kolaylaştı. Çatalcada mola vereceğim. İşte Çatalcaya yaklaştım. Aziz Nesin Vakfının önündeyim.
    [​IMG]
    Çatalcada yarım saat mola verip bir çay, bir küçük su ve birde limonlu soda içip bir suyu da termosuma koyup yola çıktım. Geçen Çatalca gezimde buradan sonrası çok kolay geçmişti. Yine aynı şekilde hızım arttı. Bunun nedeni asfalt kalitesinin iyileşmesi ve yolun düz olması. Önümde sadece Büyükçekmecedeki Devebağırtan rampası ile Ambarlı rampası kaldı. Tabi bunlardan sonrada iki ayrı iniş. Ondan sonra yolum düzde devam edecek. Karşıdaki kulenin oraya çıkacağım Devebağırtandan.
    [​IMG]
    Rampanın uzunluğu 4 km. Yalova ile Orhangazi arasındaki rampada %10 eğim görünüyordu ve 2 viteste çok rahat çıkmıştım 7 km lik rampayı. Bu ise iflahımı esti. Sonunda rampa bitti ve ben vitesi 2 de unuttuğumu fark ettim. Yinede bu rampa demek ki %10 dan fazla. Rampa bittiğine göre su molası verebilirim.
    [​IMG]
    E5 ten ayrılmadan emniyet şeridinden ilerledim. Burada bisiklet sürmek çok zevkli. Tempom oldukça iyi. Köy yollarındaki halimden eser yok. Avcılar rampasını da çıkıp Avcılardan aşağı Küçük çekmeceye indim. Orada bisikleti bariyerlerin üzerinden atlatıp yan yola geçtim. Artık işim oldukça kolaylaşmıştı.
    Çekmece gölünün deniz bağlantısı. Solum göl, sağım deniz.
    [​IMG]
    Menekşeden Atatürk köşkünün görünüşü.
    [​IMG]
    Trafik daha rahat olduğundan Yeşilköy yönünde ilerledim.
    [​IMG]
    Yeşilköyde 2 genç beni takip etmek istediklerini söylediler bir süre peş peşe gittik.
    [​IMG]
    İşte bir süre beraber pedal bastığımız Ali ve Batuhan. 190 km dir pedal çevirdiğimi söylediğimde şaşkınlıkları yüzlerine yansıyor.
    [​IMG]
    Sonunda Yedikule sahiline gelmiştim.
    [​IMG]
    Bu ağaçların fotoğraflarını hep çekmek isterdim. Kısmet bu güneymiş.
    [​IMG]
    Buda Avrupa yakasındaki sahilindeki bisiklet yolu. Şaka gibi değil mi? Üstelik buda yürüyenler, satıcılar, mangal yakanlar ve arabalar tarafından işgal edilmiş durumda. İşte bizlere verilen değer bu kadar ve biz hala nelerle uğraşıyoruz.
    [​IMG]
    Az ileride yürüyüşe çıkan oğlumla karşılaştım ve hemen poz verdim.
    [​IMG]
    Nasıl görünüyorum? Bence hiçte fena değil. Ana yoldan gitmek kaydı ile 100 km daha yapabilecek kadar güçlü hissediyorum kendimi.
    [​IMG]
    Saat 8 ve tur sona erdi. Gün sonunda yaptığım yol. 202.9 km. Çatalcadan eve olan 56 km lik yolu su, fotoğraf ve sohbet molaları dahil 3 saatte tamamlamışım. Bence o kadar efor sarf ettikten sonra iyi bir tempo olduğunu düşünüyorum.
    [​IMG]
    Ortalama sürat 18.9 km.
    [​IMG]
    Turdaki max hız 58.9 km.
    [​IMG]
    Toplam pedal çevirme süresi 10 saat 43 dakika 19 saniye.
    [​IMG]
    Yalıköy mutlaka gidilip görülmesi geren bakir sahil bölgelerinden birisi. Yenibosna metro durağından kalkan otobüslerle ulaşabilirsiniz. Bu zorlu yol şartlarına rağmen bir daha gider misin derseniz evet giderim ama konaklamak şartı ile. Fark etiyseniz dönüşte hiç köpekle karşılaşmadım. Demek ki bu hayvanlar gündüz uyuyup gece dolaşıyorlar. İlk işim bir köpek kovucu alet almak olacak ama acaba işe yarıyor mu? Bilgisi olan yanıt verirse memnun olurum. Tabi sıkılmadan buraya kadar okuyabilirse.  Bir kez daha gördüm ki yolu kısaltmak için ana yoldan ayrılmak hem asfalt yönünden hem de köpek yönünden pek akıllıca bir iş değil. Yaptığım tur esnasında beni arayıp durumumla yakından ilgilenen eşime, sevgili dostlarım Metin’e, Özgür’e ve Mert’e çok teşekkür ederim. Mert hafif turlarla başladığı sezonu her geçen hafta özenle seçilmiş zorluğu gittikçe artan turlarla bizi hem gezdirdi, hem eğlendirdi, hem de kendime güvenmemi sağladı.
    Bisiklete yıllar sonra 21 Şubatta bir Burgazada turuna katılarak başladım. Şu anda bulunduğum durumdan son derece memnunum. Tabi birde bir yıldır her sabah 9,5 km yürüyorum. İstedikten sonra yapılamayacak hiçbir şey yok.
    Artık bu hafta sonu yapacağım yeni tura hazırım. İlk kez gurup halinde uzun bir şehirlerarası tur yapacağım. Nereye mi? Söylemem. Sürpriz olsun. Yeni turlarda, yollarda görüşmek üzere.
     
  4. İsmail YURDAKURBAN

    İsmail YURDAKURBAN Üye

    Kayıt:
    9 Nisan 2009
    Mesajlar:
    63
    Beğeniler:
    202
    Şehir:
    KONYA
    Seviye:
    Orhan Bey çok güzel bir geziye imza atmıssınız, tebrik ederim. Fotoğraflar ve anlatım da çok hoş... Köpek hususuna gelince; bilhassa tek kişilik turlarda gerçekten büyük sıkıntı. Köpek kovucu aletler pilleri sağlam olduğu sürece bayağı iyi iş görüyorlar, genelde işe yarıyorlar. Genelde diyorum çünkü bazen bazı köpekler etkilenmiyorlar - bu benim tespitim, arkadaşlar ne der bilmem- Yine de böyle uzun soluklu ve tek kişilik turlarda mutlaka bulundurulması gerek diye düşünüyorum. Saygılar...
     
    RECEP İŞLEK ve Orhan Kılıç bunu beğendi.
  5. haceli yılmaz

    haceli yılmaz Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    3 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    636
    Beğeniler:
    532
    Şehir:
    istanbul
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    selamlar öncelikle bukadar güzel anlatım ve medeni cesaretinizden dolayı teşekkürler.tek başına turlar genelde herkesi sıkmıştır ama size bakıyorum her hafta nerdeyse bi bomba patlatıyosunuz köpeklerdende cok cekmişsiniz ya bu hayvanlar bizden ne istiyo anlamıyorum gerci onnarda kendi işini yapıyo sanırsam:D abi gezin süper olmuş hatta bizim arkadaşlarda yalıköy turu yapacaktı ama konu acılmasına rağmen anneler gününe tarihin denk gelmesi vede galiba bazı arkadaşların yolun uzunluğuundan cekinmesi acaba gidebilirmiyim olayı ama olmadı gidemediler tur iptal oldu :( ama siz başardınız :in: bizide oralara götürmüş oldunuz ayaklarınıza sağlık.ama ayaklanınca bende oyolları belgrattan tahya kadından sanırsam gidiliyo bende belgrat tarafından gitmeyi düşünüyoırum kısmetse hatta bi tabeladanda gördüm belgrat diye demekki butaraftanda yol var abi turun cok hoş olmuş düşmenden dolayıda gecmiş olsun allahtan bişeyin yok turlarırnın devamını bekliyoruz teşekkürler ayaklarına sağlık
     
  6. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Dünkü Garipçe gezimizde bu konu gündeme geldi. Bir arkadaşımız Çarşamba gecesi uğradığı saldırıdan sonra 1 tane almış. İnternette yaptığım araştırmada direkt köpeğe doğru tutun diyor ki bisiklet sürerken işin en zor kısmıda bu. Bir diğer arkadaşımızda bu iş için üretilmiş düdükler olduğunu söyledi. Eğer etkiliyse düdük daha pratik gibi geldi bana.
     
  7. marule

    marule Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    18 Mart 2007
    Mesajlar:
    403
    Beğeniler:
    513
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    çok güzel bir tur, gezileriniz adeta belgesel tadında, çok şey öğrenip çok yer görüyoruz sayenizde.

    cuma günü yalova-orhangazi rampasındaydım ve sıcaktan dolayı 3-4 kere mola vererek çıktım, sizin çıktığınız rampayı düşünemiyorum bile :)

    paylaşım için de ayrıca teşekkürler, tek başına yola çıkıp bu kadar çok foto çekmek marifet isteyen bir işmiş onu anladım.

    not: haritalarınızı mapmyride dan mı yapıyorsunuz? öyle ise haritanın direkt linkini koyarsanız çok iyi olur. yükseklik grafiğine falan da bakabiliriz.
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  8. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Sevgili Yılmaz teşekkür ederim. Yıllardır isteyipte gidemediğim Yalıköy istek ve hevesini bende yeniden canlandıran yanılmıyorsam Ocak veya Şubat başında senin açtığın Yalıköye tur konusudur. Tek kişilik turun en güzel tarafı aklınıza koyduğunuzu yapabilmeniz. Kimseye hiçbir şekilde bağımlı değilsiniz. İstediğiniz yerde durup istediğiniz görüntüleri rahat ve sakin bir ortamda görüntülüyorsunuz. Gurup olunca kopmamak için mecburen bu tempoya uymak gerektiğinden pekçok güzelliği ya göremiyorsunuz veya görsenizde duramıyorsunuz. Kötü taraf ise bazen çekilmez hale gelen uzun yol ve zorlukları oluyor. Yalıköye Tayakadından gidiş yok. Germe ile Karacaköy arasındaki bağlantı yaban hayatı koruma alanı ilan edildiğinden geçişe kapalı. Açık olsa bile belkide insan köpekle karşılaşmak için dua bile edebilir. :) Fotoğrafta gördüğün Belgrat Karacaköy ile Çatalcaya çıkan Subaşı arasında bulunuyor. Eskiedirne asfaltından Kestaneliğe gidip oradan sapabilirsiniz ki ben böyle yaptım. Veya E5 ten gidip Çatalca üzerinden inebilirsiniz. Yolu kısaltmak için dönüşü Çatalca inceğizden trenle yapabilirsiniz. Saat 20 de Sirkeci garına tren var. Böylece toplamda 155 km kadar pedal çevirmiş olursunuz. Seninde bir an önce sağlığına katılıp yollara çıkmanı bekliyorum. Hoşçakal.
     
  9. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    İki hafta önce yaptığım Yalova İznik gölü turumda giderken o rampayı hiç mola vermeden çıkmıştım, dönüşte ise sağda 10 TL ye kestane şekeri satan tesisin az gerisindeki cepte biraz soluklanıp su içmiş ve Yalovaya kadar durmadan devam etmiştim.
    Haritalarımı mapmyride ve google mapste hazırlayıp üzerinde çalışıyorum. Mesafe olarak google maps daha gerçeğe yakın değerler veriyor. Link aşağıdadır. İlgilenen arkadaşlar inceleyebilir.
    http://www.mapmyride.com/ride/turkey/istanbul/144127375843862854
     
  10. Ömer Faruk MUMCUOĞLU

    Ömer Faruk MUMCUOĞLU Onursal Üye

    Kayıt:
    14 Ekim 2009
    Mesajlar:
    1.676
    Beğeniler:
    1.936
    Şehir:
    İSTANBUL
    Adı:
    Ömer Faruk Mumcuoğlu
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    Orhan abi öncelikle bir türlü yapamadığımız turu yaptığın için tebrik ederim bizlerede ayıplar olsun.Köpekler gerçeken sıkıntılıbir durum köpek kovucular da bazen pek fazla işe yaramıyor yada bize saldıran kangalları etkilemedi:) bir sabah Yeşilköy sahilinde irice bir köpek üzerime doğru havlayarak koşmaya başladı tamam bittik dedim ve durdum gel oğlum diyerek köpeğe bir sevgi çiçeği uzattım o sırada etraftaki bir kaç kişide ne olacağını merak ederek bakıyorlardı köğek bir anda sakınleşti bende sevmeye başladım 5 dk kadar köpek ile oynaştıktan sonra yola devam ettim.Tabi bu sefer böyle oldu her zaman yemez:)

    Orhan Abi tek başına yaptığın bu uzun tur için, bizlere tatlı anlatımın ile sunduğun fotoğraflar için teşekkür ederim.
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  11. Hüseyin Koca

    Hüseyin Koca Üye

    Kayıt:
    24 Mart 2010
    Mesajlar:
    81
    Beğeniler:
    146
    Şehir:
    konya
    Seviye:
    Orhan Abi SEni Öncelikle tebrik ediyorum. böyle uzun soluklu bir tura imza attığın için. şu bisikletçilerin (yani bizim) en büyük sorunu KöpeKler, ben de yanlız gidilen gezileri seviyorum, fakat bu köpek korkusundan dolayı her tur öncesi evden çıkarken acaba köpekle karşılacakmıyım diye düşünmeden edemiyorum. Allah a şükür şimdiye kadar ciddi bir saldırı ile karşılaşmadım. sadece uzaktan taaruzlar oldu, zaten ben o yaklaşana kadar tüm gücümle pedallara asılmış oluyordum. Allah kimseyi turlarda köpeklerle başbaşa bırakmasın. çok zor bi durm.
    Neyse abi resimlerin ve sıcak, candan anlatımın için tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  12. Hakan Eşme

    Hakan Eşme Bu muydu Yaşam? Hadi Öyleyse Bir Kez Daha!!!

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    27 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.771
    Beğeniler:
    6.162
    Şehir:
    Keşan
    Adı:
    Hakan EŞME
    Bisiklet:
    Geotech
    Seviye:
    Harika bir tur, harika bir anlatım ve öykü niteliğinde fotoğraflar. Hem tur hem de sonrası sunum için ciddi bir emek harcanmış. Paylaşım için teşekkür ediyoruz. Sizinle beraber bu turu yaşamış olduk. Köpekler için bir "dazer" cihazı kullanabilirisniz, bugüne kadar bir çalışmama durumu olmadı. En azından tek başınıza yaptığınız turlarda yanınızda bulunmasında fayda var.
     
    haluk akalın ve Orhan Kılıç bunu beğendi.
  13. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Mücahitçiğim köpekten kaçmak için boşuna pedallara asılıp gücünü tüketme. Geçen hafta araba ile giderken hurda arabasının takip eden hurdacının köpeğinin 50 km süratte çok rahat koşabildiğini gördüm. Belki çabuk geçersen köpeğin sahiplendiği alanın dışına çıkacağından paçayı kurtarabilirsin. :)
     
  14. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Teşekkür ederim Hakan Bey.
     
  15. Sinan Kavas

    Sinan Kavas Aktif Üye

    Kayıt:
    6 Nisan 2010
    Mesajlar:
    152
    Beğeniler:
    124
    Şehir:
    istanbul / bahçelievler
    Seviye:
    20 yaşındayım benim bile o kadar yol yapmaya gözüm kesmiyor. Helal olsun walla Orhan abi :)) anlatımınıza bayıldım.. resimler süper.. paylaşım için teşekkürler :)
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  16. TOYGAR YONTGAN

    TOYGAR YONTGAN Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    25 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    478
    Beğeniler:
    829
    Şehir:
    MALTEPE
    Seviye:
    Orhan abi;sayende çok güzel turlara eşlik edip ilgiyle izliyorum.İnan bana senin yaptığın rotaları birer birer gündemime alıyorum.Bu güzel paylaşım içinde sana teşekkür ediyorum,ayaklarına sağlık
     
    çirkin ve Orhan Kılıç bunu beğendi.
  17. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Teşekkür ederim Toygarcığım. İnşallah birliktede yaparız bir gün.
     
    çirkin ve TOYGAR YONTGAN bunu beğendi.
  18. soner kulak

    soner kulak Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    5 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    426
    Beğeniler:
    242
    Şehir:
    kocaeli
    Seviye:
    bende köpek saldırılarından bıktığım için yaklaşık 4 aydır dazer kuıllanıyorum.korkak köpekleri kaçırıyor .ama çoban köpeği gibi mert delikanlıları ilk etapta şaşırtıp durduruyor ve size hareket imkanı sağlıyor.devamlı basarsanız köpek ya yerinden kımıldamıyor yada milim milim size yaklaşabiliyor ben değ başında terrier saldırısından dazer sayesinde kurtuldum.bence alın yanınızda olması ol ldukça güven verici.
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  19. çirkin

    çirkin Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    2 Haziran 2009
    Mesajlar:
    867
    Beğeniler:
    1.554
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Orhan abi,
    Belgesel tadında bir anlatımı enfes fotoğraflarla bezemişsin. Harika bir tur olmuş. Eline koluna emeğine sağlık. Köpek kovucular sadece çok vahşi ve oyuncu köpeklerde işe yaramıyor. Düdük ise benim bildiğim köpekleri çağırmaya yarıyor. Aman yanlış seçim olmasın. İnşallah bir turda sana eşlik etme zevkini yaşarım. Baki selamlar....
     
    Orhan Kılıç bunu beğendi.
  20. Orhan Kılıç

    Orhan Kılıç Bisikletkolik

    Kayıt:
    30 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.485
    Beğeniler:
    2.420
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Teşekkür ederim Hasancığım. Yorumlardan anladığım kadarı ile seçimim pilli bir köpek kovucu yönünde olacak. Yaz sezonunda en az bir kamplı turda bende sizlerle birlikte olmak istiyorum. Bu turları yapmaktaki anlatımdaki amacım insanları cesaretlendirip yola çıkmalarını sağlamaktır. Keşke herkes bisikletle yollara dökülüp işi fazla abartmadan gidebileceği yere kadar gitse ve zevk alsa. 1 kişiyi bile bu uğurda cesaretlendirebilirsem ne mutlu bana. Görüşmek üzere.
     
    çirkin bunu beğendi.