Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

06-12 eylül 2015 hopa-batum-kutaisi-khashuri-posof-ardahan-artvin-hopa bisiklet turu 6. gün

Konu, 'Uluslararası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında five tarafından paylaşıldı.

  1. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    6. Gün : 11 Eylül 2015 : Ardahan-Artvin
    Önceki gün çok güzel ve yorucu bir etabı tamamlamıştık. Coğrafya Posof’tan itibaren bize çok farklı görüntüler sunmuştu. Ardahan da bu güzel ve farklı görüntülerin tam ortasındaydı. Orta Anadolu da düz ve ağaçsız bir görünümdeydi ama burası hem çok yeşil hem de tamamen ağaçsızdı. Yüksek irtifadaki bu düzlük, ortaokulda öğrendiğimiz “plato” terimini karşılıyordu.
    Ardahan merkezdeki bir marketten su ve diğer ihtiyaçlarımızı karşılıyorduk. Gökalp alışveriş için içeriye girmişken ben de dışarıda bisikletlerin yanındaydım. Bu sırada kaldırımda bir grup çocuk vardı. Meraklı gözlerle bana ve bisikletlere bakıyorlardı. Yine bir “Hello” çıktı içlerinden birinden. Ben de “Merhaba” diye karşılık verdim. İlkokul çağındaki bir kız çocuğunun gülümsediğini fark ettim bana… Ben de gülümsedim. Gözlerinin içi parlıyordu. O merakla karışık gülümseme çok hoşuma gitmişti. Gökalp alışverişi tamamlayıp dışarı çıktı. Suları mataralara koyup yola çıktım. Ardahan merkezde zigzag çizen ana yolda ilerledim. Dönüp arama baktığımda Gökalp’in olmadığını gördüm. Biraz bekledim hemen gelir diye ama birkaç dakika geçtiği halde onu göremedim. Meraklanıp geri döndüğümde onu ilk hareket ettiğim yere yakın bir yerde buldum. “İki dakikada kaybettim seni.” dedim. O da beni göremeyip ilerlemeyince uzaklaşmışız bir birimizden. Neyse ki Ardahan küçük bir şehir… :)
    Bugünkü etap Şavşat üzerinden Artvin’e kadardı. Yine şimdiye kadar gelmediğim bir yolda geçecektim. Yine meraklanıyordum. Önümüzde yine sağlam bir çıkış vardı. Ardahan’dan çıkıp dar yoldan sonsuz gibi görünen ağaçsız düzlüğün ortasında ilerlemeye başladık. Yoldayken gördüğüm muhteşem yırtıcı kuşlardan burada da vardı. Sahin veya doğan cinsinden kısa ama kalın vücutlu kuşlardan ikisi sabah saatlerinde düzlüğün üzerinde süzülüyordu. Arada bir elektrik direklerinin üzerine tünüyor sonra tekrar havalanıyorlardı. Bir tür devriye gibi… Ve ben kafamı çevirip onları takip etmekten alıkoyamıyordum kendimi. Muhteşem görünüyorlardı.
    Yemyeşil çimenlerin ortasından ilerleyen dümdüz yola devam ediyorduk. Görüş alanımızda tek bir ağaç göremeden… İleride gördüğümüz dağ sırasında geçit verecek bir yer aradım. Yolun ilerisi nereye gidiyor diye yine tahminlere başladık Gökalp’le. Ama şurası kesindi ki bu dağ sırasını geçmemiz gerekecekti. Önce sağa kıvrılıyordu yol, sonra sola dönüp tırmanmaya başlıyordu. Artık tırmanış moduna girmiştik iyiden iyiye. Suyumuz da yavaş yavaş bitiyordu. Çaktırmadan ciddi bir tırmanışın ortasındaydık. Uzakta, sola keskin bir dönüş yapan ve uzun bir tırmanışla devam eden yolun ortalarına denk gelen kısmında park halinde bir kamyon duruyordu. Gökalp uzaklardan bir tahminde bulundu. “ Abi orada kesin çeşme var. Kamyon boşa durmaz öyle bir yerde.” Haydi inşallah deyip pedallara asıldık. Kamyonun bulunduğu yere geldiğimizde yoldan 20-30 m. İçeride bir noktadan bulunan çeşmeden yola doğru elindeki dolu şişeleri getiren kamyoncu amcayı gördük. Benim mataraları da yüklenen Gökalp hemen çeşmeye yöneldi. Ben de kamyoncu abiyle selamlaştım. Kamyoncu suları yerleştirdikten sonra arka tamponun altına bir takoz yerleştirmeye başladı. Ben ne yaptığını merak edip sordum. Meğer tamponuna çarpmışlar. Yamulmuş. Yamuk tamponu kendi imkanlarıyla düzeltmeye çalışıyordu. Kolay gelsin deyip tırmanışa devam ettik. Sonunda uzaktan yine her geçidin tepesinde görmeye alıştığımız karayolları bakım şefliği binalarını görünce zirveye ulaştığımız anladık. Ve Çam Geçidi levhasının yanında bir sürü selfie çektik. Tam 2.470 metredeydik. Yine bir “Bundan sonra hep iniş.” noktasıydı yani. :) Yolun karşısındaysa şu levhada ise şu yazıyordu: Karagöl-Sahara Milli Parkı Sahara Bölümü” Karagöl’ü Borçka’dan hatırlıyordum ama burada bir tane daha vardı. Milli Park’ın Karagöl’ü de ondan geliyordu. Sonradan öğrendik ki bu civarda 3 tane Karagöl varmış. :)
    Artık iniş başlıyordu ve inişle birlikte dünyamız da değişti. Dağın öbür yanı tamamen farklıydı. O ağaçsız, uçsuz bucaksız “Sahara” yerini yüksek ağaçlarla dolu bir vadiye bırakmıştı. Biz de bu vadinin tepesindeydik. Harika bir yol kıvrıla kıvrıla iniyor ve muhteşem manzaralar sunuyordu. İkide bir durup bu güzel manzaranın farklı açılarını fotoğraflıyorduk. Manzara aklımız almıştı. İniş de baş döndürüyordu. Yaklaşık 10 km.’lik bir çıkıştan sonra 26 km.’lik muhteşem bir inişteydik. Vadinin tabanına doğru iniyorduk. Savşat’a yaklaştıkça dinlenme tesislerinin, restoranların, motellerin levhalarını görmeye başladık. Savşat yamaca kurulmuş, yeşillikler içinde küçük bir ilçeydi. Tam da yemek molası verilecek bir yer… Savşat’ın merkezinde küçük bir lokantada muhteşem bir yatık döner ziyafeti yaptıktan sonra yola devam ettik. İnişe de devam…
    Yol Şavşat çayının yanından inişe devam ediyordu. Bu inişi daha önce MapMyRide’dan da görmüştük. Ama adı inişti. Muhteşem vadide muhteşem bir rüzgar vardı. Hem de tam karşıdan. Çam Geçidi’nden sonra tüm gün iniş yapacağımızı hayal etmiştik ama kaderimizde rüzgara karşı inişte pedal çevirmek vardı. Bu benim için fazla şaşılacak bir durum değildi. Rüzgar bu… Bir yerde verir bir yerde alır. :) Ama Gökalp ilk turunda ilk kez karşılaşmıştı bununla ve bu da genç ve delikanlı tur arkadaşımı delirten bir durumdu. Bir ara arkamda göremedim. Mola verdiğim bir aralıkta uzun süre beklememe rağmen gelmemesi beni meraklandırdı. Nice sonra pedala isteksiz isteksiz basarak gelirken gördüm onu. Ne oldu diye sordum. İnerken pedala basmak zorunda kaldığı için sinirlenmiş. Kızmış. Dereye taş atarak sinirini geçirmeye çalışmış. :) Güldüm tabi. Rüzgar bu nereden eseceği hiç belli olur mu ? :) Hele bu duruma sinirlenmek.. :)
    Yol ikiye ayrıldı. Sağ taraf Meydancık’a gidiyordu. Sol da Artvin’e doğru. Bu noktada Şavşat Deresi de ikiye ayrılıyordu. Göknar ve Okçular Deresi. Soldan devam ettik yola. Yolun kıvrımlarının içine girdiğimizde rüzgar bir süre kesiliyor açığa çıktığımızda ise direkt karşıdan gelmeye devam ediyordu. İlerleyince yolun sağında Pota Manastırı levhasını gördük. Tam anlamıyla duvara tırmanan bir merdiven merak uyandırıyordu. Aklıma not aldım. Gelip çıkacağım bir seferinde.
    Yola devam ettiğimizde ileride yol yapım çalışması olduğunu gördük. Yine bir baraj yapılacağından yollar yükseltiliyordu. Daha öncede görmüştüm bu manzarayı. Belki bir sonraki sefer buralardan metrelerce yüksekte olacaktım. Derenin sağında olan yol soluna geçti. Karşı kıyıda, artık kullanılmamaktan eskimiş, ama Google Maps’te hâlâ aktif yol olarak görünen eski yol vardı. Okçular Deresi ve Köprüler Deresi’nin birleştiği yer oldukça geniş bir rezervuar oluşturuyordu. Karşıya geçen büyük köprüden önce sola ayrım Ardanuç’a giden yoldu. Tam birleşim noktasında manzaraya karsı bir tesis yapılmıştı ama kullanılmıyordu.
    Artvin yolunda artık akşam olmuştu. Önümüzde 20 km. civarında bir yol vardı ama artık iniş bitmişti. Bundan sonra ne kadar süreceğini bilmediğimiz çıkışlar olacaktı önümüzde. Yakın yerlerde de bir çeşme görememiştik. Sularımız da tükenmişti. Yokuş iyice kendini hissettiriyordu. Bu arada bir dinlenme tesisi gözümüze ilişti far ışıklarımızda. Altınsu Dinlenme Tesisleri. Suları tazeleyip tuvalet molası da verdikten sonra yola koyulduk. Yokuşu çıkarken aşağıda Çoruh’a gem vurmuş Deriner Barajı’nın ışkıları görünüyordu uzaktan. Bir nevi boğaz manzarası vardı. Dar bir boğaz ama güzel bir aydınlatma vardı. Yol iyice yükseldikten sonra artık iniş geçmeye başladı. Tam karşımızda da yamacı kaplayan Artvin’in ışıkları… İniş, çıktığımıza oranla çok daha dikti. Çok keyif aldık ama bu keyfi misliyle geri alması yakındı Artvin’in. Hem de çok yakın. Aşağıya inip ana yoldan Artvin tarafına dönen köprüyü geçtik. Etrafa kalacak yer, otel vs. sorunca herkes parmağını dimdik yukarıya kaldırıp şöyle söylüyordu. “Oteller merkezde.” Ya merkez ? “5 Km. yukarıda.” Sonuç ? 112 Km. yolun sonunda ben diyeyim %10, siz deyin %15-20’lik eğimle bir 5 km. çıkacaktık. Çıkamadık tabi… Ben biraz yeltendim çıkmaya ilk başlarda. Gökalp tavrını baştan koydu. Aslında bir araç bulup çıkabilirdik belki ama belki de ben onca yolun arkasından yediremedim kendime araçla çıkmayı. Bisikletleri iterek ilerlemeye başladık. O yokuşta yüklü bisikleti itmek bile oldukça zahmetliydi. Yaklaşık 1 saat sonra girdik merkeze ha bitti ha bitecek derken. Sürekli kafayı kaldırıp yukarılara baka baka…
    Merkezde bir iki otele bakıp uygun bir yer bulduk. Bisikletleri bırakıp yemek için yakındaki bir lokantaya gidip karnımızı doyurduk. Yorgunluktan sürünür bir halde duş alıp yataklarda sızdık.
    Çıkış : 08:50
    Varş : 22:34
    Mesafe : 117,93 km.
    Yolda geçen süre : 7:55 saat
    Ortalama hız : 14,98 km/s
    Maksimum Hız :
    Ortalama eğim çıkış :%6
    Maksimum eğim çıkış :%17
    Ortalama eğim iniş : % -5
    Maksimum eğim iniş :% -13
    Ardahan-Artvin yolu
    [​IMG]
    Ardahan’dan çıkış
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Yokuşun ortasındaki çeşme
    [​IMG]
    [​IMG]
    Gökalp Çam Geçidi’ne gelirken
    [​IMG]
    …ve Çam Geçidindeyiz…
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Geçidin öte yanı yemyeşil
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    “Yemyeşil”
    [​IMG]
    [​IMG]
    Şavşat Kalesi
    [​IMG]
    [​IMG]
    Meydancık ayrımı
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Ardanuç ayrımı
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Gece vakti far ışığında Gökalp :)
    [​IMG]
    Ve ben
    [​IMG]
    Ve biz :) Mutlu zamanlarımızda :)
    [​IMG]
    Gökalp’in telefonundan Çam Geçidi’nde ben.
    [​IMG]
     
  2. karaz

    karaz Üye

    Yaş:
    51
    Kayıt:
    5 Kasım 2015
    Mesajlar:
    75
    Beğeniler:
    64
    Şehir:
    Ç.KALE/Gelibolu
    Adı:
    İbrahim
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Muhteşem.
    Ayaklarınıza,nefesinize sağlık.:harika::harika:Anlatım ve fotolar harika.Memleketimiz o kadar güzel'ki fotolar herşeyi anlatmış.:)
    Paylaşım için teşekkürler.
     
    five bunu beğendi.
  3. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Sayın @karaz güzel dilekleriniz çok teşekkür ederim.
     
  4. karaz

    karaz Üye

    Yaş:
    51
    Kayıt:
    5 Kasım 2015
    Mesajlar:
    75
    Beğeniler:
    64
    Şehir:
    Ç.KALE/Gelibolu
    Adı:
    İbrahim
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Rica ederim Hocam.
     
  5. bilmiyom

    bilmiyom Yeni Üye

    Kayıt:
    24 Mart 2008
    Mesajlar:
    18
    Beğeniler:
    3
    Şehir:
    kayseri
    Seviye:
    Harika bir ekip ve muhteşem fotoğraflar. Tebrikler
     
    five bunu beğendi.
  6. five

    five Bütün yıl hayal kurup birkaç hafta pedallayan...

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    29 Temmuz 2005
    Mesajlar:
    1.007
    Beğeniler:
    1.635
    Şehir:
    İstanbul-Bostancı
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Sayın @bilmiyom çok teşekkür ederim. Evet ekip harika

    Yunanistan'daki tur arkadaşım @Uğur Sevim 14, Gürcistan'daki tur arkadaşım @gokalpfb 24 yaş küçüktü benden. :) Ne demişler ? Gençlerle birlikte genç kal. :)

    Selamlar

    Kazasız ve keyifli turlar

    five
     
  7. Uğur S.

    Uğur S. Onursal Üye

    Yaş:
    35
    Kayıt:
    4 Nisan 2014
    Mesajlar:
    1.897
    Beğeniler:
    2.103
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    b'Twin
    Seviye:
    Ooo, yeni tur yazısı. Ben nasıl kaçırmışım bunu? Hemen ilk günü bulup okuyayım :)
     
    five bunu beğendi.
  8. emrecvdr

    emrecvdr Üye

    Kayıt:
    16 Haziran 2009
    Mesajlar:
    52
    Beğeniler:
    33
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    b'Twin
    Seviye:
    çok güzel bir tur hocam fotolar da süper
     
    five bunu beğendi.